Bir toplumun kendi varlığını koruma içgüdüsüyle bireye dayattığı kurallar, alışkanlıklardan ve toplumsal baskıdan beslenir. Bu ahlak yapısı, insanı belli bir gruba veya ulusa bağlarken, onun dışındakileri ötekileştirir ve değişime kapalıdır. Oysa gerçek ahlaki eylem, insanı toplumsal sınırların ötesine taşıyarak tüm insanlıkla birleştiren, kaynağını dışsal kurallarda değil, bireyin kendi içsel yaratıcı coşkusunda ve sezgisinde bulan dinamik bir atılımdır. Bu içsel yöneliş, dışarıdan dikte edilemeyen ama her insanda potansiyel olarak mevcut olan bir sevgi ve özgürlük duygusuna dayanır. Dolayısıyla evrensel bir ahlak yasası mümkündür; fakat bu yasa aklın soğuk kategorileriyle değil, insanın kendi iç sesine kulak vermesiyle kavranır.
Bu parçada savunulan görüş, ahlak felsefesinin aşağıdaki temel iddialarından hangisini desteklemek amacıyla kullanılabilir?
- Evrensel ahlak yasasının, insanın içsel ve sezgisel dünyasından yola çıkılarak kurulabileceğiniCevap
- BEvrensel ahlak yasasının, nesnel ve aklı temel alan genelgeçer ödev ilkeleriyle belirlendiğini
- CAhlaki kuralların toplumsal baskı ve otorite tarafından belirlenen statik bir yapıya sahip olduğunu
- DAhlaki eylemin amacının, bireye en yüksek düzeyde haz sağlayan eylemlere yönelmek oldu��unu
- EEvrensel ahlak yasasının, ancak tüm insanların ortak faydasına olan rasyonel ve niceliksel hesaplamalarla elde edilebileceğini