Din Felsefesi

23 soru

Soru 21Soru

Din felsefesinde Tanrı'nın varlığının veya yokluğunun insan aklı tarafından bilinemeyeceğini savunan agnostisizm (bilinemezcilik), tarihsel süreçte farklı epistemolojik gerekçelerle temellendirilmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen agnostik yaklaşımları sağ sütunda yer alan temel epistemolojik argümanlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Protagoras'ın epistemolojik göreceliliği
Immanuel Kant'ın fenomen-numen ayrımı
Thomas Henry Huxley'nin olgusal/bilimsel agnostisizmi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Protagoras'ın epistemolojik göreceliliği algıların değişkenliği ve insan ömrünün kısalığı argümanıyla (üçüncü seçenek); Immanuel Kant'ın fenomen-numen ayrımı insan aklının sınırlarının duyusal dünyayla sınırlı olması argümanıyla (birinci seçenek); Thomas Henry Huxley'nin olgusal/bilimsel agnostisizmi ise deneyle temellendirilemeyen iddiaların kabul edilemeyeceği argümanıyla (ikinci seçenek) eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; algıların göreceliği ve insan ömrünün kısalığı argümanı Protagoras'ın antik dönem bilinemezciliğiyle; bilgi sınırlarının fenomenlerle kısıtlanması ve numenin bilinememesi Immanuel Kant'ın rasyonel sınırlandırmasıyla; deneysel ve olgusal kanıt zorunluluğu ise Thomas Henry Huxley'nin modern bilimsel agnostisizmiyle ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Protagoras'ın bilgi anlayışını incelemek
Protagoras'ın her şeyin ölçüsünün insan olduğu ve insan ömrünün kısalığına dair görüşünün algıların göreceliği ile ilişkili olduğu belirlenir.
Filozofun bilinemezcilik gerekçesini doğru kavramsal eşiyle eşleştirmek.
2
Kant'ın epistemolojik sınırlandırmasını analiz etmek
Kant'ın insan bilgisini fenomenler dünyasıyla sınırlandıran ve numen alanındaki Tanrı'nın bilinemeyeceğini savunan yaklaşımı tespit edilir.
Kant'ın bilgi teorisindeki metafizik eleştirisini belirlemek.
3
Huxley'nin olgusal temellendirmesini değerlendirmek
Huxley'nin olgusal ve bilimsel kanıt yetersizliğini öne sürerek Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceği iddiası eşleştirilir.
Modern agnostisizmin kurucusunun rasyonel/olgusal gerekçesini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Agnostisizmin farklı tarihsel ve epistemolojik temellendirmeleri
Soru 22Soru

Dünyadaki kötülük ve acıların varlığı, ilk bakışta Tanrı'nın mutlak iyiliği ve gücüyle çelişiyor gibi görünse de aslında insanın ahlaki ve ruhsal açıdan olgunlaşması için zorunlu birer araçtır. Kusursuz ve hiçbir zorluğun bulunmadığı dikensiz bir gül bahçesinde cesaret, merhamet, sabır ve fedakarlık gibi erdemlerin gelişmesi imkansız olurdu. Kötülükler, insanın özgür iradesiyle iyiyi seçerek kendi karakterini inşa ettiği bu gelişim sürecinin bir parçasıdır.

Bu parçada dile getirilen görüşler, din felsefesindeki kötülük sorununa karşı geliştirilen aşağıdaki teodise (tanrıtanımlama) yaklaşımlarından hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kötülüğü ve acıyı, insanın ahlaki gelişimini tamamlaması ve erdemli bir kişiliğe ulaşması için gerekli bir eğitim süreci olarak gören ruhsal gelişim teodisesi

Cevap

Kötülüğü ve acıyı, insanın ahlaki gelişimini tamamlaması ve erdemli bir kişiliğe ulaşması için gerekli bir eğitim süreci olarak gören ruhsal gelişim teodisesi
Parçada kötülüklerin ve acıların, insanın sabır, merhamet ve cesaret gibi erdemleri geliştirerek ahlaki ve ruhsal yönden olgunlaşması için zorunlu olduğu savunulmaktadır. Bu argüman, kötülüğü insanın ahlaki eğitimi ve karakter gelişimi için bir araç olarak gören ruhsal gelişim teodisesi ile tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın ana fikrini analiz etme
Metinde kötülüklerin ve acıların, insanın cesaret, sabır ve merhamet gibi erdemleri kazanıp ruhsal ve ahlaki açıdan olgunlaşması için gerekli araçlar olduğu savunulmaktadır.
Paragraf tabanlı felsefe sorularında ilk olarak yazarın temel iddiasını belirlemek gerekir.
2
Bu iddiayı teodise türleriyle ilişkilendirme
Kötülüğü insanın olgunlaşması ve erdem kazanması için bir eğitim/gelişim aşaması gören yaklaşım İrenaeus'un ruhsal gelişim teodisesidir.
Parçadaki 'olgunlaşma', 'erdemlerin gelişmesi' ve 'karakter inşa etme' kavramları ruhsal gelişim teodisesinin temel unsurlarıdır.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları belirleme
Deist, determinist, teolojik ve ateist kavramlarının hatalı kullanımları elenerek doğru kavrama ulaşılır.
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal çelişkiler tespit edilerek doğru cevap kesinleştirilir.

Anahtar Kavram

Kötülük Sorunu ve Teodise
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Hristiyan düşünür Tertullian, felsefe ile teolojiyi, akıl ile inancı keskin bir biçimde birbirinden ayırır. Ona göre Hristiyanlık, aklın kavrayış sınırlarını aşan ilahi bir gizemdir. Bu nedenle o, "Atina ile Kudüs’ün ne ortaklığı olabilir?" diyerek felsefi sorgulamanın ve rasyonel yöntemlerin inanç alanına taşınmasına karşı çıkmış; inancın rasyonel olarak temellendirilemeyeceğini savunmuştur.

Buna göre Tertullian’ın akıl ve inanç ilişkisine dair yaklaşımı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnancın, aklın sınırlarını aşan ve rasyonel kanıtlamaya ihtiyaç duymayan özerk bir alan olduğunu savunan fideizm

Cevap

İnancın, aklın sınırlarını aşan ve rasyonel kanıtlamaya ihtiyaç duymayan özerk bir alan olduğunu savunan fideizm
Tertullian, felsefeyi ve akli sorgulamayı inanç alanından tamamen dışlayarak inancın akıldan bağımsız, onun sınırlarını aşan özerk bir alan olduğunu savunur. Felsefe tarihinde bu yaklaşım 'fideizm' (inancılık) olarak adlandırılır. Doğru seçenek fideizm kavramını ve bu kavramın parçadaki açıklamaya uygun tanımını içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiayı belirlemek
Tertullian'ın akıl ile inancı tamamen ayırdığı ve aklın inanç alanında geçersiz olduğunu savunduğu saptanır.
Soruda sorgulanan düşünürün temel tezini doğru tespit etmek analizin ilk aşamasıdır.
2
Düşünürün görüşünün hangi felsefi kavrama karşılık geldiğini çözümlemek
İnancın akılla temellendirilemeyeceğini, aklın sınırlarını aşan özerk bir yapıya sahip olduğunu savunan görüşün 'fideizm' (inancılık) olduğu belirlenir.
Felsefe tarihindeki kavramsal karşılıkları doğru eşleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru kavramı ve tanımı içeren seçeneği tespit etmek
İnancın, aklın sınırlarını aşan ve rasyonel temellendirmeye ihtiyaç duymayan özerk bir alan olduğunu savunan fideizm seçeneği doğru yanıt olarak belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki yanlış inanç modellerini ve kavramsal hataları elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Fideizm (İnancılık)
ÖncekiSayfa 2 / 2
Din Felsefesi Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 2 | Examkin