Paragrafta Anlam
1306 soru
(I) Çevre kirliliğiyle mücadelede son yıllarda öne çıkan fitoremediasyon yöntemi, kirletilmiş toprak ve su kaynaklarının bitkiler kullanılarak temizlenmesini esas alır. (II) Bu yöntemde bitkiler, kökleri aracılığıyla ortamdaki ağır metalleri ve toksik bileşikleri bünyelerine alarak depolar veya zararsız hâle getirir. (III) Ancak seçilen bitki türünün bölgedeki iklim koşullarına uyum sağlayabilmesi ve kirleticilere karşı yüksek tolerans göstermesi son derece önemlidir. (IV) Aksi takdirde, hedeflenen temizlik gerçekleşmeyeceği gibi bitkinin kendisi de kısa sürede kuruyarak süreci başarısızlığa uğratabilir. (V) Tüm bu sınırlamalara rağmen ekolojik dengenin korunmasında sunduğu düşük maliyetli ve doğal çözümler, yöntemin kullanım alanını her geçen gün genişletmektedir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra "Bu emilim ve depolama kapasitesi, her bitkinin genetik yapısına ve kök sisteminin derinliğine bağlı olarak değişkenlik gösterir." cümlesi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanmış olur?
Sessizlik turizmi, modern dünyadaki yoğun gürültü kirliliğinden ve günlük yaşamın hızından uzaklaşmak isteyen bireyler için son yıllarda öne çıkan bir seyahat eğilimidir. Bu turizm türü, katılımcıların doğal ortamlarda sessizliği deneyimlemesine, dijital cihazlardan uzaklaşmasına ve kendi iç dünyalarına dönmesine imkân tanır. Genellikle ormanlık alanlar, ıssız adalar veya meditasyon merkezleri gibi sessiz lokasyonlarda gerçekleştirilen bu etkinlikler, yalnızca zihinsel bir dinlenme sağlamakla kalmaz, aynı zamanda stres hormonlarının azalmasına ve odaklanma yeteneğinin artmasına da yardımcı olur. Bireylerin doğayla ve kendileriyle kurdukları bağı derinleştirmeyi amaçlayan bu akım, günümüz insanının sakinleşme arayışının somut bir yansımasıdır.
Bu parçadan "sessizlik turizmi" ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Felsefe, insanın evrenle ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamlandırma çabasıdır; soyut düşüncenin sınırlarında gezinirken aslında pratik hayata yön verir. Somut verilere dayanan bilim, olguları gözlemlenebilir ve ölçülebilir dünyaya göre inceler; felsefe ise bu olguların gerisindeki derin anlam dünyasını sorgular. Nitekim ünlü düşünür Karl Jaspers da bu sorgulama sürecini, 'Felsefe yapmak, sürekli yolda olmaktır.' sözüyle ifade ederek zihinsel devinimi vurgular. Ülkemizde son yapılan sosyolojik bir araştırmaya göre, düzenli felsefi okuma alışkanlığına sahip bireylerin karmaşık sorunları çözme başarısının, bu okumaları yapmayan bireylere kıyasla %40 oranında daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu veriler bize gösteriyor ki felsefe, hayattan kopuk teorik bir uğraş değil; aksine, yaşamı anlamlı kılan ve kararlarımızı şekillendiren zihinsel bir pusuladır.
Bu parçanın anlatımında a��ağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?
Gazeteci:
(I) ----
Nörobilimci:
— Ekrandan okuma yaparken gözlerimiz metin üzerinde hızla kayar, anahtar kelimeleri seçer ve doğrusal olmayan bir tarama yapar. Bu durum, beynimizin "derin okuma" olarak adlandırdığımız; analiz etme, eleştirel düşünme ve satır aralarındaki anlamı kavrama becerilerini köreltir. Fiziksel kitaplarda ise zihin, sayfa üzerindeki uzamsal yerleşimi de hafızaya kaydederek bilgiyi daha kalıcı ve derinlemesine işler. Dolayısıyla mecranın değişmesi sadece okuma biçimimizi değil, bilişsel işlemleme süreçlerimizi de doğrudan etkiler.
Gazeteci:
(II) ----
Nörobilimci:
— Tamamen vazgeçmek gerçekçi bir yaklaşım değil, zaten dijitalleşme bize muazzam bir bilgi erişim kolaylığı sunuyor. Önemli olan "bilişsel esneklik" kazanabilmek. Yani hızlı bilgi edinmek istediğimizde dijital tarama yöntemlerini kullanırken, derinlemesine analiz gerektiren edebi veya akademik metinlerde fiziksel baskılara yönelmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Beynimize her iki okuma biçimini de doğru bağlamda kullanmayı öğretmeliyiz.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
II. Dijital mecraların derin okuma becerisine zarar verdiğini göz önünde bulundurursak bu teknolojileri hayatımızdan tamamen çıkarmalı mıyız?
II. Gelecekte basılı kitapların tamamen ortadan kalkıp yerini tamamen dijital kitaplara bırakacağını düşünüyor musunuz?
II. Bilişsel esneklik kavramının eğitim sistemindeki rolü ve çocukların zihinsel gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir?
II. Dijital platformların sunduğu bilgiye erişim kolaylığının akademik araştırmaların kalitesini düşürdüğü iddiasına katılıyor musunuz?
II. Bilişsel esnekliği yüksek olan bireylerin dijital dünyadaki bilgi kirliliğiyle mücadele etme yöntemleri nelerdir?
Suskun ve loş koridorlarıyla Efes’teki Celsus Kütüphanesi, zamanın dışına fırlatılmış antik bir anıt gibi yükselir önümüzde. Yapının cephesindeki devasa sütunlar, koruyucu birer asker edasıyla göğe uzanırken mermer basamakların aşınmış yüzeyleri, binlerce ayak izinin fısıltısını taşır bugüne. Bir kütüphane sadece parşömenlerin korunduğu bir depo mudur? Elbette hayır; burası bilginin ve insan zihninin zamana karşı direnişinin somut bir kanıtıdır. İskenderiye Kütüphanesi ile karşılaştırıldığında daha mütevazı boyutlarda olsa da mimarisindeki estetik zarafet ve mekânın ruhu, ziyaretçiyi hemen sarmalar. İçeriye adım atan herkes, duvarlardaki oyukların derinliğinde kaybolurken geçmişin bilgelik dolu soluğunu hisseder.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Gazeteci:
(I) ----
Arkeolog:
— Geçmişte arkeoloji, yalnızca toprak altındaki fiziksel kalıntıları gün yüzüne çıkarmakla sınırlı bir kazı faaliyeti olarak görülürdü. Ancak günümüzde jeoradar teknolojilerinden uydu görüntülemelerine ve yapay zekâ analizlerine kadar uzanan geniş bir yelpazeden yararlanıyoruz. Artık tek bir taşı bile yerinden oynatmadan yer altındaki koca bir antik kentin haritasını çıkarabiliyoruz. Bu durum, arkeolojiyi sadece geçmişi eşeleyen bir uğraş olmaktan çıkarıp onu ileri teknolojiyle geleceği de şekillendiren disiplinler arası bir bilim dalına dönüştürdü.
Gazeteci:
(II) ----
Arkeolog:
— Kazı alanının büyüklüğü veya buluntuların niteliğinden ziyade, yerel toplulukların bu süreçle kurduğu bağ belirleyici oluyor. Bir antik kenti gün yüzüne çıkarırken oranın bugünkü sakinlerini sürece dâhil etmez, onlara bu mirasın kendi tarihlerinin bir parçası olduğunu hissettirmezseniz yaptığınız iş yarım kalır. Koruma bilinci ancak yerel halkın o kalıntıları sahiplenmesiyle sürdürülebilir hâle gelir; aksi takdirde en değerli eserler bile birer turistik nesne olmaktan öteye geçemez.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Antik kentlerin korunmasında karşılaşılan en büyük güvenlik sorunları nasıl aşılabilir?
II. Kazı alanlarındaki kalıntıların turizme kazandırılması sürecinde yerel yönetimlere düşen görevler nelerdir?
II. Bir arkeolojik kazı çalışmasının başarısını ve kalıcılığını sağlayan temel etken sizce nedir?
II. Kültürel miras bilincinin genç nesillere aktarılmasında eğitim kurumlarına ne gibi sorumluluklar düşmektedir?
II. Kazı bütçelerinin yetersiz olduğu durumlarda arkeolojik eserlerin restorasyonu nasıl gerçekleştirilmelidir?
Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter, devasa bir gaz kütlesinden oluşur. (I) Gezegenin bu gaz yapısı, üzerinde ayak basılabilecek katı bir yüzeyin bulunmadığı anlamına gelir. (II) Ancak bu durum, gezegenin tamamen boş bir uzay boşluğu olduğu anlamına gelmez. (III) Bu atmosfer tabakası, ağırlıklı olarak hidrojen ve helyum gazlarından oluşur. (IV) Gazların oluşturduğu bu muazzam kal��nlık nedeniyle gezegenin derinliklerine inildikçe basınç inanılmaz seviyelere ulaşır. (V)
Bu parçanın anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için, "Aksine, gezegenin dış katmanını oluşturan çok kalın bir atmosfer mevcuttur." cümlesi numaralanmış yerlerin hangisine getirilmelidir?
(I) Permafrost, en az iki yıl boyunca kesintisiz olarak donmuş halde kalan toprak, kaya ya da organik madde katmanını ifade eden coğrafi bir terimdir. (II) Genellikle kutup bölgelerinde ve yüksek dağ zirvelerinde karşımıza çıkan bu donmuş tabakalar, yeryüzünün karasal alanlarının önemli bir bölümünü kaplar. (III) İçlerinde binlerce yıllık bitki ve hayvan kalıntılarını barındıran bu yapılar, organik karbonu atmosferden uzak tutarak gezegenin karbon dengesinde kritik bir rol üstlenir. (IV) Son yıllarda küresel sıcaklıkların hızla artması, bu hassas donmuş toprakların yapısında ciddi bozulmalara yol açmaktadır. (V) Sıcaklık artışıyla çözülen topraktan atmosfere salınan yüksek miktardaki metan ve karbondioksit gazları, sera etkisini daha da kuvvetlendirmektedir. (VI) Bilim insanları, bu çözülmenin yarattığı geri besleme döngüsünün önümüzdeki yıllarda iklim krizini daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Deneme, yazarın herhangi bir konudaki kişisel görüşlerini, kanıtlama kaygısı gütmeden, samimi bir üslupla dile getirdiği yazı türüdür. Bu yönüyle deneme, nesnel verilere dayanan makaleye göre yazarın iç dünyasına daha çok kapı aralar. Bu türün kurucusu kabul edilen Montaigne, 'Her insanda insanlığın bütün halleri vardır.' diyerek denemelerinde bireyden hareketle insanı açıklamaya çalışmıştır. Türk edebiyatında Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu gibi isimler bu türün en yetkin örneklerini vererek denemenin sınırlarını genişletmişlerdir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmamıştır?
(I) 19. yüzyılın ortalarında fotoğraf makinesinin icat edilmesi, görsel sanatlar dünyasında adeta bir deprem etkisi yaratmıştır. (II) O güne kadar dış dünyayı olduğu gibi tuvale aktarma görevini üstlenen ressamlar, bu yeni teknolojinin sunduğu mutlak gerçeklik karşısında kendi rollerini sorgulamaya başlamışlardır. (III) Fotoğrafın icadı, kimyasal süreçlerin ve optik merceklerin bir araya gelmesiyle elde edilen teknik bir başarı olarak tarihe geçmiştir. (IV) Nitekim bu arayışlar, resmin doğayı taklit etmekten kurtulup izlenimcilik ve kübizm gibi özgür, öznel ve soyut akımlara yönelmesini tetiklemiştir. (V) Böylece resim sanatı, gerçekliği birebir kopyalamak yerine, sanatçının iç dünyasını ve duygu durumunu ifade ettiği yeni bir varoluş alanı kazanmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Sakin Şehir (Cittaslow) hareketi, 1999 yılında İtalya'da küreselleşmenin getirdiği tek tipleşmeye karşı yerel kimliği ve yaşam kalitesini korumak amacıyla başlatılmıştır. (II) Kentlerin kendi ritimlerinde kalkınmasını savunan bu felsefe, hızlı tüketim kültürünün dayatmalarına karşı alternatif bir yaşam modeli sunar. (III) Bir kentin bu birliğe üye olabilmesi için çevre politikaları, altyapı, sosyal uyum ve yerel üretimin desteklenmesi gibi yetmişten fazla kritere uyması gerekir. (IV) Küresel ölçekte turizm sektörü, son yıllarda çevre dostu ve sürdürülebilir seyahat alternatiflerine olan yatırımlarını hızla artırmaktadır. (V) Bu kriterlerin temel amacı ise tarihî dokuyu korumak, el sanatlarını yaşatmak ve kent sakinlerinin yaşam standartlarını yükseltmektir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Yazılı kültürün henüz gelişmediği dönemlerde toplumsal belleğin korunması ve aktarımı, bütünüyle sözlü gelenek mekanizmaları üzerinden yürütülmekteydi. (II) Bu gelenek içinde yetişen destan anlatıc��ları, binlerce mısralık anlatıları zihinlerinde tutabilmek için uyak, ritim ve kalıp ifadeler gibi birtakım bellek destekleyici yöntemlere başvuruyorlardı. (III) Anlatı esnasında icra edilen ezgiler de ritmik yapıyı destekleyerek anlatıcının hafızasını taze tutmasına katkı sağlayan önemli birer yardımcıydı. (IV) Sözlü ürünlerin kâğıda geçirilme aşamasında ise anlatıcıların dilsel tercihlerinde ve üslubunda bazı zorunlu değişiklikler yapılmıştır. (V) Nitekim anlatıcı, bu ritmik kalıplar ve formüller sayesinde metni harfiyen ezberlemek zorunda kalmıyor, ana çatıya sadık kalarak doğaçlama yapabiliyordu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Aşağıdaki paragrafta yazarın konuyu ele alış biçimi ve anlatım tarzı verilmiştir:
"Edebiyatın toplumsal bir fayda sağlama zorunluluğu olmadığını savunanlar, sanatın sadece kendisi için var olduğunu iddia ederler. Onlara göre şiir ya da roman, okura bir şeyler öğretmek ya da ahlaki bir kılavuz olmak zorunda değildir. Oysa bu bakış açısı, insanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. İster doğrudan ister dolaylı olsun, her edebi eser üretildiği toplumun değerlerinden, sorunlarından ve inançlarından beslenir. Yazar, fildişi kulesinde oturan ve dış dünyaya gözlerini kapayan bir yalıtılmışlık içinde üretemez. Dolayıs��yla, edebiyatı toplumsal bağlamından koparıp sadece estetik bir haz aracına indirgemek, onun gücünü ve etki alanını daraltmaktan başka bir işe yaramaz."
Bu parçanın yazarı, edebiyatın işlevine yönelik yerleşik bir görüşe karşı çıkarak kendi düşüncesini savunmak ve okuyucuyu ikna etmek amacıyla tartışmacı anlatım biçimini kullanmıştır.
(I) Sanayi Devrimi öncesinde insanlığın uyku düzeni, günümüzdeki gibi kesintisiz sekiz saatlik tek bir bloktan oluşmuyor; "bifazik" yani iki aşamalı bir yapı sergiliyordu. (II) İnsanlar hava karardıktan kısa süre sonra ilk uykularına yatar, gece yarısı uyanıp birkaç saat uyanık kalır, ardından gün ağarana dek ikinci uykularına çekilirlerdi. (III) Bu iki uyku arasındaki uyanıklık dönemi; dua etmek, kitap okumak, komşularla sohbet etmek veya ev işlerini tamamlamak için en verimli zaman dilimi olarak görülürdü. (IV) Günümüzde uyku bozukluklarının tedavisi için geliştirilen modern tıbbi yöntemler ve uyku laboratuvarları, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. (V) Ancak yapay ışıklandırma teknolojisinin yaygınlaşması ve fabrikalarda vardiyalı çalışma sistemine geçilmesi, bu geleneksel iki aşamalı uyku alışkanlığını tamamen ortadan kaldırarak insan biyolojisini tek aşamalı uykuya zorladı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Zaman, insan zihninin dış dünyada gerçekleşen değişimleri ardışık bir düzen içinde algılama biçimidir. Ancak bu son derece soyut kavram, modern çağda teknolojik hızın kıskacında kalarak bambaşka bir çehre kazanmıştır. Günümüz insanı zamanı saniyelerle yarışan ve hızla tüketilmesi gereken bir nesne olarak görürken geleneksel toplumlar onu doğanın ritmine tümüyle uyumlu, dingin bir akış olarak yaşamıştır. Bu kültürel durum, insan algısında derin bir yarılmaya yol açar; öyle ki artık hacimli bir edebî eseri günlerce sindirerek okumak yerine hızlıca göz gezdirip geçmek, derin dostluk sohbetlerinin yerini anlık dijital mesajlara bırakmak bu dönüşümün en belirgin pratik yansımalarıdır. Nitekim Henri Bergson, zamanın mekanik araçlarla dilimlenmesinin getirdiği yapaylığa dikkat çekerek onun ancak insan bilinciyle kavranabilen kesintisiz bir 'süre' olduğunu önemle savunur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine başvurulmuştur?
Aşağıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur? Cevabınızı roma rakamıyla (I, II, III, IV veya V) yazınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
II. Sonuç olarak, eğitimde teknolojinin doğru kullanımı öğrencilerin başarı düzeyini doğrudan artırmaktadır.
III. Son yıllarda teknolojinin hızla gelişmesi, eğitim alanında da büyük değişimleri beraberinde getirdi.
IV. Böylece soyut ve anlaşılması güç kavramlar, öğrenciler için daha somut ve kalıcı hale gelmektedir.
V. Bu değişimlerin en belirgin olanı ise sınıflarda geleneksel tahtaların yerini akıllı tahtaların almasıdır.
Cevap:
Yapay zeka tabanlı çeviri yazılımları, günümüzde diller arasındaki sınırları hızla eriterek küresel ileti��imi benzersiz bir seviyeye taşıdı. Ancak bir dili başka bir dile aktarmak, yalnızca sözcüklerin sözlükteki karşılıklarını bir araya getirmekten ibaret değildir. Çeviri, o dilin doğduğu kültürün, tarihin ve en önemlisi insani duygu dünyasının aktarılması sürecidir. Dijital algoritmalar ne kadar gelişirse gelişsin, bir şiirdeki hüznü ya da bir deyimdeki ince mizahı insan duyarlılığı olmadan yakalayamaz. Nitekim makine çevirileri, yapısal olarak kusursuz cümleler kursa da metnin ruhunu ve yazarın sesini sıklıkla göz ardı etmektedir. İnsani sezgi ve kültürel birikim, çeviride makinelerin asla aşamayacağı aşılmaz bir sınır olarak kalmaya devam edecektir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
(I) Göz izleme teknolojisi, bireylerin görsel bir uyarıcı karşısındaki göz hareketlerini, odaklanma sürelerini ve görsel tarama rotalarını ölçen bir yöntemdir. (II) Bu teknoloji; bilişsel psikolojiden yazılım ara yüz tasarımlarına, pazarlama araştırmalarından nörobilime kadar oldukça geniş bir alanda veri toplamak amacıyla kullanılır. (III) Göz izleme cihazlarından elde edilen veriler sayesinde, kullanıcıların bir web sitesinde ilk nereye baktıkları veya hangi alanları göz ardı ettikleri ayrıntılı olarak analiz edilebilir. (IV) Tarihsel süreçte bu alandaki ilk deneysel çalışmalar, 19. yüzyılın sonlarında okuma esnasındaki göz hareketlerini gözlemlemek amacıyla başlatılmıştır. (V) İlk başlarda göze yerleştirilen oldukça rahatsız edici mekanik aparatlarla yürütülen bu deneyler, zamanla yerini kızılötesi ışık ve optik sensörler kullanan temassız sistemlere bırakmıştır. (VI) Günümüzde ise yapay zekâ algoritmaları sayesinde, harici bir donanıma gerek kalmadan sıradan web kameralarıyla bile göz takibi yapılabilmektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Mimari, sadece taş ve betonun bir araya getirilmesiyle oluşan cansız yapılar bütünü değildir; o, insan ruhunun mekânla kurduğu sessiz bir diyalogdur. Tıpkı bir ressamın tuvale fırça darbeleriyle hayat vermesi gibi, mimar da boşluğa şekil vererek onu yaşanır kılar. Antik dönem tapınaklarından günümüzün gökdelenlerine kadar her yapı, inşa edildiği dönemin kültürel kodlarını taşır. Örneğin Gotik mimarideki göğe uzanan ince kuleler, o dönem insanının aşkın olana, yani Tanrı'ya ulaşma arzusunu simgeler. Modern gökdelenler ise insanlığın doğaya meydan okuma gücünü gösterir.
Bu parçanın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından 'benzetme'ye başvurulmuştur.
Sol sütunda verilen metin parçalarını, sağ sütundaki ilgili düşünceyi geliştirme yollarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler