Paragrafta Yardımcı Düşünceler
298 soru
Aşağıdaki paragrafta numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
*Paragraf:*
(I) Doğanın sessiz mimarları olan arılar, çiçekli bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak ekosistemin dengesinin korunmasında ve biyolojik çeşitliliğin devamında hayati bir rol üstlenir. (II) Yeryüzündeki tarımsal üretimin çok büyük bir kısmı, bu küçük canlıların polen taşıma faaliyetine doğrudan bağımlıdır ve onların yokluğu küresel besin zincirini bozabilir. (III) Ne yazık ki son yıllarda kontrolsüzce artan pestisit kullanımı, doğal yaşam alanlarının tahribatı ve iklim değişikliği gibi olumsuz etkenler arı popülasyonunu küresel ölçekte ciddi şekilde tehdit etmektedir. (IV) Bu durum, arıların neslinin tükenmesi tehlikesinin yanı sıra dünya genelinde insanlığın gelecekteki gıda güvenliğini de büyük bir riske atmaktadır.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki parçada biyomimikri (biyotaklit) ve Eastgate Centre binası hakkında bilgi verilmiştir:
"Doğayı taklit ederek insan sorunlarına çözümler üreten biyomimikri, mimaride enerji verimliliğini artırmanın yenilikçi yollarını sunmaktadır. Zimbabve'deki Eastgate Centre binası, bu yaklaşımın en çarpıcı örneklerinden biridir. Mimar Mick Pearce, çölde yaşayan termitlerin yuvalarını havalandırma yönteminden esinlenmiştir. Termitler, dışarıdaki aşırı sıcaklık dalgalanmalarına rağmen yuva içindeki ısıyı sürekli olarak bacalar vasıtasıyla sabit tutabilmektedir. Pearce da binada geleneksel ve yüksek maliyetli klima sistemleri yerine, termit yuvalarındaki gibi hava akımını yönlendiren pasif iklimlendirme bacaları tasarlamıştır. Bu sistem sayesinde bina, benzer büyüklükteki yapılara kıyasla %90 daha az enerji tüketerek hem çevre dostu hem de son derece düşük maliyetli bir soğutma yöntemine kavuşmuştur."
Buna göre, sol sütunda verilen parçadaki cümleler ile sağ sütunda yer alan ve bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Safranbolu evleri, geleneksel Türk mimarisinin en özgün örneklerini sunar. Bu evlerin yapımında çevreye ve komşuya saygı ilkesi her zaman ön planda tutulmuştur. Evlerin yerleşimi planlanırken hiçbir ev diğerinin güneşini ve manzarasını kapatmayacak şekilde inşa edilmiştir. Genellikle iki veya üç katlı olan bu yapılarda ahşap ve taş malzeme uyum içinde kullanılmıştır. Evlerin zemin katları erzak deposu veya ahır olarak kullanılırken yaşam alanları üst katlarda konumlandırılmıştır. Geniş pencereler, odaların gün ışığından maksimum düzeyde yararlanmasını sağlar. Ayrıca her odanın tavan süslemesi, o odanın önemini belirten ince bir işçilik barındırır. Safranbolu evleri, günümüzde koruma altına alınarak geçmişin yaşam kültürünü geleceğe taşımaktadır.
Bu parçadan Safranbolu evleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Kuzey Kutbu'na yakın Svalbard Takımadaları'nda yer alan Svalbard Küresel Tohum Deposu, olası küresel felaketler, iklim değişikliği veya savaşlar karşısında dünya tarımsal çeşitliliğini korumak amacıyla kurulmuş bir sığınakt��r. 'Kıyamet Deposu' olarak da adlandırılan bu yapı, yerin yaklaşık yüz yirmi metre altında, permafrost adı verilen kalıcı donmuş toprak tabakasının içine inşa edilmiştir. Bu sayede tesisin elektrik sistemi tamamen çökse bile tohumların donmuş hâlde kalması ve canlılığını koruması hedeflenmektedir. Depodaki tohumlar, dünyadaki farklı ülkeler tarafından gönderilmekte ve gönderici ülkenin mülkiyetinde saklanmaktadır. Svalbard, sadece büyük felaketler karşısında bir güvence değil, aynı zamanda bölgesel savaşlar veya kuraklık nedeniyle kendi tohum stoklarını kaybeden ülkelerin tar��msal sistemlerini yeniden kurmalarına olanak tanıyan işlevsel bir veri bankasıdır.
Bu parçadan Svalbard Küresel Tohum Deposu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Svalbard Küresel Tohum Deposu, Kuzey Kutbu yakınlarında yer alan yeraltı sığınağıdır.
(I) Bu depo, olası büyük küresel felaketler veya nükleer savaşlar durumunda dünyadaki bitki çeşitliliğini korumak amacıyla inşa edilmiştir.
(II) Depoda, dünyanın dört bir yanından gönderilen milyonlarca farklı tohum örneği, aşırı soğuk ve korunaklı odalarda güvenle saklanmaktadır.
(III) Tesisin konumu olarak kutup bölgesinin seçilmesi, elektrik kesilse bile doğal buzlanma sayesinde tohumların uzun süre donmuş halde kalabilmesini sağlamaktadır.
(IV) Ülkeler, gelecekte tarımsal çeşitliliklerini kaybettiklerinde bu depodan kendi gönderdikleri tohumları geri alarak tarımsal üretimlerini yeniden başlatma hakkına sahiptir.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta liken birlikteliği ve bu organizmaların ekolojik işlevleri hakkında bilgi verilmiştir.
(I) Likenler, tek bir canlı türü olmayıp mantar lifleri ile mikroskobik alglerin ya da siyanobakterilerin bir araya gelerek oluşturduğu, ortak yaşama dayalı son derece sıra dışı birlikteliklerdir. (II) Kendi başlarına hayatta kalamayacakları çıplak kayalıklar, ağaç kabukları ve hatta kutup tundraları gibi en elverişsiz ortamlarda bile bu mutualist ilişki sayesinde varlıklarını sürdürebilirler. (III) Herhangi bir kök sistemine sahip olmadıklarından yaşam için ihtiyaç duydukları su ve besin maddelerini doğrudan atmosferden ve yağışlardan absorbe ederler. (IV) Bu doğrudan emilim mekanizması, onları havada biriken ağır metallere, kükürt dioksite ve diğer kirleticilere karşı son derece savunmasız ve duyarlı hale getirir. (V) Tam da bu sebeple, endüstriyel havzalarda liken türlerinin aniden yok olması ya da çeşitliliğinin azalması, çevre bilimciler tarafından hava kalitesinin bozulduğuna işaret eden güvenilir bir biyoindikatör olarak kabul edilir.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Çay, Çin’de başlangıçta tıbbi bir içecek olarak kullanılsa da zamanla Budist rahiplerin meditasyon sırasında uyanık kalmak amacıyla tüketmesiyle yaygınlık kazanmıştır. Tang Hanedanlığı döneminde hazırlama ritüelleri estetik bir boyut kazanmış ve çay, toplumsal tabakaları birleştiren kültürel bir simge hâline gelmiştir. 8. yüzyılda yazılan bir eser, bu bitkinin yetiştirilmesinden demlenmesine kadar tüm süreci kurallaştırm��ştır. Çayın ticaret yollarıyla dünyaya yayılması ise sadece ekonomik bir hareketlilik yaratmamış, doğu ile batı arasında kültürel bir köprü kurmuştur. Bugün çay, farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde sunulsa da özündeki misafirperverlik değerini korumaktadır.
Bu parçadan çay ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
İnsan beyninde koku duyusunun işlenmesi, diğer duyulardan farklı bir yol izler. Görme ya da işitme duyular��yla alınan uyarıcılar önce talamusa uğrayıp burada filtrelenirken, koku uyarıcıları doğrudan duygu ve hafıza merkezleri olan amigdala ile hipokampusa iletilir. Bu doğrudan bağlantı, kokuların geçmişteki anıları ve bu anılara eşlik eden yoğun duyguları diğer duyulara kıyasla çok daha hızlı ve canlı bir şekilde tetiklemesini sağlar. Edebiyatta 'Proust Etkisi' olarak adlandırılan bu fenomen, geçmişte duyulmuş bir kokunun kişiyi aniden o kokunun alındığı zamana ve mekâna götürmesi durumunu ifade eder. Dolayısıyla koku belleği, yalnızca geçmişteki olayları depolayan soğuk bir arşiv değil; duyguların, mekânların ve zamanın iç içe geçtiği dinamik bir yaşantı deposudur.
Bu parçada koku belleği ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşağıdaki paragrafta numaralanmış cümleleri, ifade ettikleri yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
(I) İnsanlığın bilgi birikimini ve kültürel mirasını nesiller boyu sağlıklı bir şekilde aktarmasında en etkili araçlardan biri olan kağıt, tarihsel kayıtlara g��re ilk olarak milattan sonra 105 yılında Çin'de Ts'ai Lun adında bir saray görevlisi tarafından üretilmiştir. (II) Bu büyük buluştan önceki dönemlerde insanlar, duygu ve düşüncelerini ta�� kitabeler, kil tabletler, ağaç kabukları veya parşömen gibi ya dayanıklılığı oldukça düşük olan ya da hazırlanması büyük emek ve zaman gerektiren zahmetli yüzeylere kaydetmek zorundaydı. (III) Kağıdın üretiminde kullanılan bitki lifleri ile eski kıyafetlerin kolayca bulunabilmesi ve maliyetinin son derece düşük olması, bu yeni malzemenin kullanımının hızla yaygınlaşmasını ve yazılı kültürün daha geniş kitlelere ulaşmasını doğrudan kolaylaştırmıştır. (IV) Yüzyıllar içinde İpek Yolu ticaret rotası aracılığıyla önce İslam coğrafyasına, ardından da Akdeniz üzerinden Avrupa'ya taşınan kağıt, matbaanın icadıyla birleşerek modern eğitim sistemlerinin ve küresel entelektüel uyanışın en temel yapı taşı konumuna yükselmiştir.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Deniz fenerleri, yüzyıllar boyunca gemicilere karanlıkta yol gösteren, karaya yaklaştıklarını haber veren ve onları tehlikeli kayalıklardan koruyan mimari yapılar olmuştur. İlk deniz fenerleri, açıkta yakılan büyük ateşlerle gemilere rehberlik ederken zamanla teknolojinin gelişmesiyle yerini gaz lambalarına, ardından da elektrikli ve otomatik sistemlere bırakmıştır. Günümüzde fenerlerin birçoğu bilgisayar sistemleriyle uzaktan kontrol edilmekte, fener bekçiliği mesleği ise yavaş yavaş tarihe karışmaktadır. Buna rağmen fenerler, sadece birer yön bulma aracı değil; denizcilik kültürünün ve kıyı şeritlerinin vazgeçilmez estetik sembolleri olarak varlıklarını sürdürmektedir.
Bu parçadan deniz fenerleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
(I) Sanatın iyileştirici gücü, modern insanın iç dünyasındaki karmaşayı ve anlam arayışını bir düzene sokarak ruhsal bir dinginlik sağlamasından ileri gelir. (II) Ancak bu yapıcı etki, yalnızca bireyin kendi i��sel arınmasıyla sınırlı kalmayıp farklı toplumsal kesimler arasında güçlü empati köprülerinin kurulmasına da olanak tanır. (III) Geçmişten bugüne yaşanan pek çok büyük kriz ve savaş döneminde edebiyatın, resmin ya da tiyatronun insanları ortak bir paydada buluşturarak dayanışmayı artırması bu gücün en somut göstergesidir. (IV) Bu yönüyle sanatı sadece soyut bir estetik zevk aracı olarak g��rmek, onun toplumu iyileştirme, dönüştürme ve yeniden inşa etme gücünü eksik değerlendirmek demektir.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta numaralanmış cümleler ile yanlarında verilen yardımcı düşünceler eşleştirilmek istenmektedir. Buna göre, numaralanmış cümlelerin hangisi hangi yardımcı düşünceyle doğru eşleşmektedir?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bilişsel çelişki kuramı, bireyin sahip olduğu inan��lar, değerler veya tutumlar ile davranışları arasında bir uyumsuzluk ortaya çıktığında yaşadığı zihinsel gerginliği açıklar. Leon Festinger tarafından ortaya atılan bu teoriye göre, insanlar içsel bir tutarlılık arayışı içindedir ve bu tutarlılık bozulduğunda ciddi bir huzursuzluk hissederler. Bu huzursuzluğu azaltmak için bireyler; davranışlarını değiştirebilir, inançlarını yeni duruma uyarlayabilir ya da çelişkiyi önemsizleştirecek yeni bilgiler arayabilirler. Örneğin, sigaranın sağlığa zararlı olduğunu bilmesine rağmen sigara içmeye devam eden bir kişi, 'stresimi azaltıyor' diyerek yeni bir biliş ekler ve zihnindeki gerilimi dengeler. Kuram, insanın rasyonel bir varlık olmaktan ziyade, davranışlarını rasyonalize etmeye çalışan bir varlık olduğunu savunur.
Bu parçadan hareketle "bilişsel çelişki kuramı" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki paragrafta fotoğrafın resim sanatı üzerindeki etkisi ele alınmıştır.
(I) On dokuzuncu yüzyılın ortalarında pratik bir yöntem olarak hayatımıza giren fotoğrafçılık, o döneme kadar dış dünyayı tuvale aynen yansıtmayı temel amaç edinen geleneksel resim sanatı için sarsıcı bir dönüm noktası olmuştur. (II) Nesneleri optik bir doğrulukla ve anında kaydedebilen bu yeni teknolojik gelişme, ressamları somut gerçekliği birebir kopyalama zorunluluğundan nihayet kurtarmıştır. (III) Bu beklenmedik özgürlük alanı sayesinde sanatçılar; dış dünyayı betimlemek yerine biçim, ışık ve renklerin öznel dünyasına yönelerek modern sanat akımlarının doğuşunu hızlandırmışlardır. (IV) Neticede yeni buluş, resmi ortadan kaldırmak yerine onun tasvir etme yükünü üstlenmiş ve resmin kendi estetik sınırlarını sorgulayarak özgünleşmesini sağlamıştır.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Siber arkeoloji; geçmiş kültürlerin maddi kalıntılarını dijital yöntemlerle kaydetmek, modellemek ve korumak amacıyla bilişim teknolojilerini arkeolojik araştırmalarla birleştiren yenilikçi bir alandır. Klasik kazı çalışmalarının aksine, bu disiplin üç boyutlu lazer tarama, fotogrametri ve sanal gerçeklik gibi araçları kullanarak tarihi alanları fiziksel olarak tahrip etmeden inceler. Özellikle savaşlar, doğal afetler ya da kentsel yapılaşma tehdidi altındaki kültürel mirasın geleceğe aktarılmasında siber arkeoloji kritik bir rol oynar. Bu yöntemler sayesinde araştırmacılar, zaman ve mekân sınırlarını aşarak dünyanın farklı yerlerindeki antik kalıntılar üzerinde ortak çalışmalar yürütebilirler. Ancak elde edilen devasa dijital verilerin uzun vadeli arşivlenmesi ve yazılım güncellemeleri karşısında korunabilmesi, alanın çözülmesi gereken en önemli sorunlarından biridir.
Bu parçadan hareketle "siber arkeoloji" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta biyo-tasarım alanına dair bilgiler verilmiştir.
(I) Biyo-tasarım; endüstriyel tasarım süreçlerine bakteriler, mantarlar veya algler gibi canlı organizmaları doğrudan birer ham madde veya işlevsel unsur olarak entegre eden, disiplinler arası bir yaklaşımdır. (II) Geleneksel üretimin aksine, doğadan yalnızca ilham almakla yetinmeyip doğayla birlikte üretmeyi hedefleyen bu alan, ekolojik tahribatı azaltmada ve kaynakların korunmasında devrimsel çözümler sunar. (III) Örneğin mantar miselyumları kullanılarak elde edilen ambalaj malzemeleri, petrole dayalı ve doğada uzun yıllar yok olmayan plastik ambalajların yerini alarak doğada haftalar içinde tamamen çözünebilmektedir. (IV) Ancak bu yenilikçi yöntemin küresel ölçekte yaygınlaşabilmesi, biyolojik malzemelerin değişken çevresel koşullardaki mukavemet sınırlarının ve kitlesel üretim hatlarına uyarlanabilirliğinin henüz tam olarak çözülememiş sorunlar olmaktan ��ıkarılmasına bağlıdır.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Mekân hafızası, bireyin ya da toplumun geçmişte yaşadığı deneyimleri belirli bir fiziksel alanla ilişkilendirerek koruma biçimidir. Fiziksel çevre, yalnızca taştan ve betondan ibaret cansız bir yapı değil; insan yaşantılarının, duygularının ve toplumsal kimliğin somutlaştığı dinamik bir sahnedir. Bir kentin sokakları, meydanları veya tarihi yapıları yok edildiğinde, sadece fiziksel bir yıkım gerçekleşmez; aynı zamanda o mekânın taşıdığı kolektif bellek de kesintiye uğrar. Bu durum, bireylerin aidiyet duygusunu zedeleyerek onları köksüzlük hissiyle karşı karşıya bırakır. Dolayısıyla mekânın korunması, sadece estetik ya da tarihi bir kaygının ötesinde, toplumsal kimliğin ve sürekliliğin geleceğe aktarılması adına yaşamsal bir zorunluluktur.
Bu parçaya göre "mekân hafızası" ve mekânların korunması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki paragrafta parşömenin tarihi gelişimi ve kültürel önemi ele alınmıştır.
"Parşömen, papirüse kıyasla neme ve fiziksel yıpranmaya karşı çok daha dayanıklı bir malzeme olarak antik dünyada bilginin korunmasında devrim yaratmıştır. Papirüsün yalnızca belirli iklimlerde uzun ömürlü kalabilmesi, geniş kütüphanelerin kurulmasını zorlaştırırken parşömenin dayanıklılığı, farklı coğrafyalarda kalıcı arşivlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca parşömenin her iki yüzünün de yazıma uygun olması, rulo formatından modern kitabın atası olan kodeks formuna geçişi hızlandırmıştır. Bu geçiş, bilginin sadece saklanmasını değil, metin içi referansların kolayca bulunmasını sağlayarak bilgiye erişim hızını da artırmıştır. Ancak üretimi ciddi bir iş gücü ve hayvan derisi gerektirdiğinden parşömen, döneminin en maliyetli kültür malzemelerinden biri haline gelmiştir."
Buna göre, paragrafta geçen aşağıdaki cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Nöroestetik, sanat eserlerinin insan beyninde yarattığı biyolojik ve nörolojik etkileri inceleyen disiplinler arası bir alandır. Bu alan, güzellik algısının sadece öznel ve kültürel bir olgu olmadığını, aynı zamanda evrimsel süreçlerle şekillenmiş biyolojik temellere dayandığını savunur. Bir sanat eseriyle karşılaşıldığında beynin ödül merkezlerinin aktifleşmesi, görsel korteksteki yoğun hareketlilik ve ayna nöronların devreye girmesi, estetik deneyimin evrenselliğini açıklar. Nöroestetik çalışmaları, sanatın insan ruh sağlığı üzerindeki iyileştirici etkilerini moleküler düzeyde anlamamıza katkı sağlarken sanatçıların eser yaratım süreçlerindeki bilişsel mekanizmaları da aydınlatır. Böylece, yüzyıllardır felsefenin tekelinde olan 'güzellik' kavramı, bilimsel yöntemlerle ölçülebilir bir nitelik kazanmaktadır.
Bu parçadan hareketle nöroestetik ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta antik dönem su saatlerinin (klepsidra) özellikleri, ortaya çıkış amaçları ve toplumsal etkileri ele alınmıştır.
"Antik dünyada zamanın ölçülmesi, doğa olaylarının döngüselliğinden sıyrılıp mekanik bir çizgiselliğe taşınmasını su saatlerine (klepsidra) borçludur. İlk örnekleri Mısır ve Babil’de tapınak ritüellerinin süresini belirlemek amacıyla kullanılan bu araçlar, suyun dar bir delikten sabit bir hızla akması prensibine dayanıyordu. Ancak bu sistem, suyun sıcaklığına ve saflığına bağlı olarak akış hızının değişmesi nedeniyle mutlak bir hassasiyet sunamıyordu. Buna rağmen su saatleri, tarımsal faaliyetlerin mevsimsel takibinden ziyade, mahkeme savunmalarının süre sınırlandırılması gibi kamusal alanın düzenlenmesinde kritik bir rol üstlendi. Zamanı soyut ve akışkan bir kavram olmaktan çıkarıp ölçülebilir ve denetlenebilir bir toplumsal araca dön��ştürdü."
Buna göre, sol sütunda verilen paragraftaki yargı ve durumları, sağ sütunda verilen bu yargı ve durumlardan çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler