Paragrafta Yardımcı Düşünceler
298 soru
(I) Eko-eleştiri, edebi metinlerin insan dışı doğayla olan ilişkisini ve çevre krizlerini ele alma biçimlerini inceleyen disiplinler arası bir yaklaşımdır. (II) Klasik edebiyat kuramlarının aksine, insan�� merkeze alan bakış açısını sorgulayarak fiziki çevrenin edebi eserlerde sadece bir fon değil, başlı başına bir aktör olduğunu savunur. (III) Bu yaklaşım, sanayi devriminden bu yana artan çevre tahribatının kültür ve sanat ürünlerindeki izlerini sürerek toplumsal bir farkındalık oluşturmayı amaçlar. (IV) Eko-eleştirmenler, doğanın sömürülmesini meşrulaştıran dinsel ve felsefi kökenleri de merkeze alarak kültürel anlatıların dönüştürülmesini hedefler.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerle bu cümlelerin içerdiği yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Mikro tarih, makro düzeydeki büyük tarihsel anlatıların ve genellemelerin gölgesinde kalmış sıradan insanların, küçük toplulukların ya da yerel olayların derinlemesine incelenmesini temel alan bir tarih yazımı yöntemidir. Bu yaklaşım, geçmişi büyük devletlerin savaşları ya da siyasi liderlerin kararları üzerinden okumak yerine, tek bir mahkeme kaydından, bir köylünün günlük yaşamından ya da marjinal bir grubun inanç dünyasından hareket ederek dönemin zihniyet yapısını çözümlemeyi amaçlar. Ancak mikro tarih, yerel olanı incelerken onu genel tarihsel bağlamdan koparmaz; aksine mikro düzeydeki ayrıntılardan yola çıkarak makro düzeydeki yapısal dönüşümleri daha anlaşılır kılmayı hedefler. Böylelikle, büyük ölçekli araştırmaların gözden kaçırdığı çelişkileri ve bireysel tercihlerin tarihsel süreçlerdeki belirleyici rolünü ortaya koyarak geleneksel tarih anlatısının tekdüze yapısını esnetir.
Bu parçadan hareketle mikro tarih yazımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Koku duyusu, diğer duyulardan farklı olarak insan beyninde doğrudan duygusal hafıza ve öğrenmeyle yakından ilişkili olan amigdala ve hipokampus bölgelerine ulaşır. Bu doğrudan biyolojik bağlantı sayesinde, yıllar önce karşılaştığımız tanıdık bir koku bizi bir anda çocukluğumuza ya da tamamen unuttuğumuzu sandığımız eski bir ana götürebilir. Edebiyat dünyasında 'Proust etkisi' olarak adlandırılan bu durum, kokuların geçmişteki anıları diğer duyusal uyarıcılara göre çok daha hızlı ve canlı bir biçimde canlandırabildiğini ortaya koymaktadır. Diğer duyusal uyaranlar beyinde öncelikle talamus filtresinden geçip sınıflandırılırken, kokunun bu filtreyi devre dışı bırakarak doğrudan işlenmesi, onun üzerimizdeki benzersiz duygusal gücünü açıklar.
Bu parçada koku duyusu ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Hızın ve anlık tüketimin kutsandığı dijital çağda, geleneksel haberciliğin tıklanma kaygısına bir tepki olarak doğan 'yavaş gazetecilik', medyanın zaman algısını yeniden tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, sadece olayların ne zaman ve nerede gerçekleştiğini bildirmekle yetinmeyip arka plandaki yapısal nedenleri ve insani boyutları derinlemesine incelemeyi amaçlar. Günlük haber akışının yüzeyselliğinden kaçınarak araştırmacı gazetecilik tekniklerine ve uzun soluklu anlatılara yaslanır. Okuyucuya bilgi yığınları sunmak yerine olaylar arasında bağ kurma olanağı tanıyan bu pratik, haberin güvenilirliğini ve toplumsal işlevini geri kazanmayı hedefler. Dolayısıyla yavaş gazetecilik, bir yavaşlama lüksü değil; karmaşıklaşan küresel dünyayı anlamlandırma çabasıdır.
Bu parçadan hareketle "yavaş gazetecilik" ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Biyo-sanat, canlı dokuları, organizmaları ve yaşam süreçlerini sanatsal birer araç olarak kullanan modern bir sanat akımıdır. Sanatçılar; laboratuvar ortamlarında DNA dizilimlerini değiştirerek, bakterileri çoğaltarak ya da hücre kültürlerini yönlendirerek geleneksel boya ve tuvalin ötesine geçerler. Bu disiplin, yalnızca estetik bir kaygı gütmekle kalmaz; biyoteknolojik gelişmelerin insan kimliği, çevre ve yaşamın tanımı üzerindeki etik sınırlarını sorgulatmayı hedefler. Sanat ve bilimin bu kesişim noktası, izleyiciyi alışılmışın dışındaki doğasıyla sarsarken aynı zamanda insan merkezli bakış açısını da tehdit eder. Ancak yaşayan malzemelerin kullanılması, sanat eserinin zamanla değişmesine, çürümesine veya mutasyona uğramasına yol açarak sergileme ve koruma süreçlerinde müzeolojiyi yeni ve karmaşık protokoller geliştirmeye zorlamaktadır.
Bu parçadan biyo-sanatla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Nörogastronomi, lezzet algısının sadece dildeki tat alma tomurcuklarıyla sınırlı olmadığını, beynin farklı duyusal verileri sentezlemesiyle oluşan karmaşık bir süreç olduğunu savunur. Bir yemeğin tadı; tabağın rengi, arka planda çalan müziğin ritmi ve hatta çatalın ağırlığı gibi çevresel etkenlerden do��rudan etkilenir. Örneğin, mavi bir tabakta sunulan tuzlu yiyeceklerin daha az tuzlu algılandığı ya da ağır çatal bıçak takımlarının yemek kalitesi algısını yükselttiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Beynimiz, bu farklı duyusal uyaranları birleştirerek lezzet haritasını çıkarır. Bu durum, gıda endüstrisinin pazarlama stratejilerinden obezite tedavisine kadar geniş bir alanda yeni ufuklar açmaktadır.
Buna göre, sol tarafta verilen metne ait yargıları, sağ tarafta verilen bu yargılardan çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Paragraf:
Eko-eleştiri, edebiyat ile fiziksel çevre arasındaki karmaşık ilişkileri disiplinler arası bir bakış açısıyla mercek altına alan modern bir kuramdır. Doğa ve insan yapımı kültür arasındaki yapay sınırları sorgulayan bu yaklaşım, insan merkezci dünya görüşünün edebi eserlerdeki izdüşümlerini çözümler. Bu doğrultuda doğanın edebi metinlerde sadece edilgen bir fon veya süsleyici bir unsur olarak görülmesine karşı ��ıkarak onun kendi başına aktif bir özne olarak kurgulanması gerektiğini savunur. Eserlerde çevre krizinin nasıl temsil edildiğini ve insanın doğa üzerindeki egemenlik arzusunun dile nasıl yansıdığını inceler. Temel amacı, metinleri ekolojik bir duyarlılıkla yeniden yorumlayarak insanın çevreyle daha dengeli bir varoluş geliştirmesine zemin hazırlamaktır.
Soru:
Bu parçadan yola çıkılarak ulaşılabilecek yardımcı düşünceleri (sol sütun), paragrafta bu düşüncelerin temellendirildiği asıl cümlelerle (sağ sütun) eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Mürekkep balıkları, denizlerin en sıra dışı kamuflaj ustalarından biridir. Bu canlılar, derilerinde bulunan 'kromatofor' adı verilen özel renk h��creleri sayesinde bulundukları ortama saniyeler içinde uyum sağlayabilirler. Kromatoforların etrafındaki kasların kasılıp gevşemesiyle hücrelerin boyutu değişir ve bu sayede balık; sarı, kırmızı, kahverengi gibi farklı renklere bürünür. Kamuflaj yeteneği sadece avcılardan korunmak için değil, aynı zamanda avlarına görünmeden yaklaşabilmek için de hayati bir öneme sahiptir. Ayrıca mürekkep balıkları, derilerinin dokusunu da değiştirerek pürüzlü kaya veya kum zeminlerin şeklini birebir taklit edebilir. Bu karmaşık sistem, canlının sinir sistemi tarafından doğrudan kontrol edilir.
Bu parçadan mürekkep balıklarının kamuflaj yeteneğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Kutup bölgelerinin aşırı sert iklimine uyum sağlayan tundra bitkileri, hayatta kalabilmek için şaşırtıcı fiziksel stratejiler geliştirmiştir. Bu bitkilerin boyları, dondurucu ve şiddetli kutup rüzgarlarından korunmak amacıyla genellikle yer seviyesine oldukça yakın kalacak şekilde kısa kalır. Tundra bitkilerinin birçoğu, çevrelerindeki ısıyı bünyelerinde hapsetmek ve rüzgarın kurutucu etkisini en aza indirmek için üzerlerinde tüylü yapraklar barındırır. Ayrıca bu bölgelerde toprağın sadece en üst tabakası çözüldüğünden, bitkiler derinlere inen kökler yerine yüzeye yayılan sığ kök sistemleri geliştirmişlerdir. Bu sığ kökler sayesinde hem yüzeyde eriyen az miktardaki sudan hızla yararlanırlar hem de alt taraftaki donmuş toprak tabakasının üzerinde dengede kalmayı başarırlar.
Buna göre, sol sütunda verilen tundra bitkilerinin yapısal özelliklerini, sağ sütundaki bu özelliklerin sağladığı işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta yer alan numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
"Doğada hayranlık uyandıran lotus bitkisi, çamurlu sularda yetişmesine rağmen yapraklarının her zaman temiz kalmasıyla bilinir. [I] Yaprağın yüzeyindeki mikroskobik pürüzler ve mumsu tabaka, su damlalarının yaprak yüzeyine tutunmasını zorlaştırır. [II] Yaprağın üzerine düşen su damlacıkları, küre şeklini alarak aşağı doğru kayarken yüzeydeki tüm toz ve kir taneciklerini de beraberinde sürükler. [III] Bilim insanları, doğadaki bu benzersiz temizlenme mekanizmasını taklit ederek kendi kendini temizleyen boyalar, su geçirmeyen kumaşlar ve leke tutmayan camlar geliştirmiştir. [IV] Lotus etkisi adı verilen bu biyolojik olgu, sanayide kimyasal temizlik maddelerinin ve suyun kullanımını belirgin ölçüde azaltarak çevre dostu çözümler üretilmesine katkı sağlamaktadır."
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Yapay ışık kirliliğinin küresel ölçekte artması, yalnızca astronomik gözlemleri sekteye uğratmakla kalmayıp gece aktif olan yaban hayatının ritmini ve insan biyolojisindeki melatonin salınımını da derinden sarsmaktadır. Bu olumsuz gidişata karşı geliştirilen 'karanlık gökyüzü koruma alanları', gökyüzünün doğal karanlığını korumayı hedefleyen özel statülü bölgelerdir. Bu alanlarda, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle dış aydınlatma armatürleri yeniden tasarlanarak ışığın göğe yönelmesi engellenmekte, enerji tasarrufu sağlanırken bölge ekosistemi korunmaktadır. Ayrıca, bu bölgeler sundukları benzersiz gökyüzü manzaralarıyla son yıllarda astroturizm adı verilen yeni bir sürdürülebilir turizm modelinin doğmasını da tetiklemiştir. Dolayısıyla karanlık gökyüz��nü korumak, sadece bilimsel araştırmaların geleceği için değil; ekolojik dengenin sürdürülebilirliği ve yerel kalkınma için de kritik bir öneme sahiptir.
Bu parçadan 'karanlık gökyüzü koruma alanları' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksidir. Bu alanda yer alan devasa kireç taşı dikilitaşların üzerinde tilki, yaban domuzu, turna ve akbaba gibi pek çok hayvan kabartması yer almaktadır. Arkeologlar, bu kabartmaların sadece estetik birer süsleme olmadığını, o dönemdeki insanların inanç dünyasını ve doğayla olan ilişkilerini yansıtan derin sembolik anlamlar taşıdığını düşünmektedir. Bölgede yapılan kazılarda elde edilen bulgular, Göbeklitepe’yi inşa eden avcı-toplayıcı toplulukların tahmin edilenden çok daha gelişmiş bir toplumsal organizasyona ve sanatsal beceriye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca dikilita��ların taşınması ve dikilmesi, o dönem için büyük bir iş gücü ve iş birliğinin varlığını kanıtlamaktadır.
Bu parçadan Göbeklitepe ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Biyotaklit, doğadaki tasarımları inceleyerek insan sorunlarına sürdürülebilir çözümler üretmeyi amaçlayan yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu disiplinin en somut örneklerinden biri, Japonya'daki hızlı trenlerin (Şinkansen) tasarım sürecinde görülür. Trenlerin yüksek hızla tünellere girdiğinde oluşturduğu gürültülü hava dalgası, çevre sakinleri için büyük bir rahatsızlık kaynağıydı. Mühendisler, bu sorunu aşmak için avlanırken suya neredeyse hiç ses çıkarmadan giren yalıçapkını kuşunun gaga yapısını incelediler. Kuşun aerodinamik gaga formunun trenin ön kısmına uyarlanmasıyla tünel girişlerindeki yüksek ses patlamaları engellendi. Bu biyotaklit uygulaması sadece gürültü kirliliğini azaltmakla kalmadı, aynı zamanda trenin enerji verimliliğini yüzde on beş oranında artırarak ulaşımda çevre dostu bir dönüşüm sağladı.
Yukarıdaki parçada geçen yargılarla bu yargıların işaret ettiği yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bibliyoterapi; bireylerin duygusal ve psikolojik sorunlarıyla baş etmelerine yardımcı olmak amacıyla edebiyatın, özellikle de kitapların planlı bir şekilde kullanılması sürecidir. Antik Yunan’da kütüphanelerin kapısına 'ruhların şifa bulduğu yer' yazılmasıyla kökleri tarihe uzanan bu yöntem, modern psikolojide de kendine geniş bir yer bulmaktadır. Süreç, danışanın kendi durumuna uygun bir eserle buluşturulmasıyla başlar; karakterlerin yaşadığı çatışmalar ve buldukları çözümler, danışanın kendi iç dünyasını anlamlandırmasını kolaylaştırır. Birey, okuduğu karakterle özde��im kurarak yalnız olmadığını hisseder, duygusal bir arınma (katarsis) yaşar ve nihayetinde kendi sorunlarına alternatif bakış açıları geliştirebilir. Ancak bibliyoterapinin başarılı olabilmesi için okuma eyleminin rastgele değil, uzman bir yönlendirici rehberliğinde ve hedefe yönelik yürütülmesi kritik bir öneme sahiptir.
Bu parçada geçen aşağıdaki ifadelerle bu ifadelerin temsil ettiği yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bal arıları, kovan dışındaki zengin besin kaynaklarının yerini, yönünü ve mesafesini diğer işçi arılara bildirmek amacıyla 'sallantı dansı' adı verilen son derece ��zel bir hareket serisi kullanırlar. Kovan içindeki dikey petek yüzeyinde gerçekleştirilen bu dansın açısı, güneşin gökyüzündeki güncel konumuna göre belirlenir ve besin kaynağının yönünü şaş��rtıcı bir doğrulukla gösterir. Dans figürünün ritmi, hızı ve süresi ise besinin kovana olan uzaklığıyla doğrudan ilişkilidir; hareketler yavaşladıkça aranan kaynağın daha uzakta olduğu anlaşılır. Böylece arılar, herhangi bir sesli ya da doğrudan sözel dil kullanmadan, topluluk üyelerini verimli besin bölgelerine hatasız bir şekilde yönlendirerek kovanın hayatta kalma şansını art��rırlar.
Buna göre, parçada geçen durumlar ile bu durumların temsil ettiği yardımcı düşünceler eşleştirildiğinde doğru eşleşme nasıl olmalıdır?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bibliyoterapi, bireylerin psikolojik veya duygusal sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla kitapların ve diğer okuma materyallerinin rehber eşliğinde kullanılması sürecidir. Antik Yunan’da kütüphane girişlerine 'Ruhun şifa bulduğu yer' yazılmasıyla kökleri tarih öncesine uzanan bu yöntem, modern psikolojide sistemli bir disiplin haline gelmiştir. Süreç; danışanın durumuna uygun edebi eserin seçilmesi, eserdeki karakterlerle özdeşleşme yoluyla katarsis yaşanması ve son olarak bu deneyimin danışman eşliğinde günlük yaşama aktarılması aşamalarını içerir. Ancak bibliyoterapi, ağır klinik vakalarda tek başına bir tedavi yöntemi olmayıp daha çok destekleyici bir terapi aracı olarak konumlandırılır. Doğru yönlendirme yapılmadığında okuyucunun karakterlerin olumsuz davranışlarını içselleştirmesi gibi riskler taşıdığından uzman denetimi bu sürecin başarısında belirleyicidir.
Bu parçadan bibliyoterapi ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Antik Roma mimarisinin günümüze ulaşan liman ve dalgakıran gibi yapılarında kullanılan Roma betonu (opus caementicium), modern betondan farklı olarak deniz suyuyla temas ettikçe aşınmak yerine zamanla daha da güçlenmektedir. Bu durumun sırrı, bileşimindeki volkanik kül (pozzolana) ve sönmüş kireç reaksiyonlarında yatmaktadır. Modern portland çimentosu suyla reaksiyona girdiğinde büz��şme çatlakları oluşturabilirken Roma betonunda deniz suyu, volkanik kül içindeki kristallerle etkileşime geçerek yapıyı birbirine bağlayan 'alüminyumlu tobermorit' adı verilen nadir bir mineralin büyümesini tetikler. Roma betonunun mukavemetini artıran bu kimyasal süreç, malzemenin esnekliğini ve çatlaklara karşı direncini artırarak yapıların binlerce yıl ayakta kalmasını sağlar. Günümüz malzeme bilimi, bu antik formülü çözerek daha çevre dostu ve dayanıklı beton alternatifleri geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Bu parçada Roma betonu ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşağıdaki paragrafta akıllı tarım teknolojilerinin özellikleri ve faydaları ele alınmaktadır.
"Akıllı tarım teknolojileri, geleneksel tarım yöntemlerini dijitalleştirerek tarımsal verimliliği artırmayı hedefleyen yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu teknolojiler sayesinde toprak nemi, sıcaklık ve ürün sağlığı gibi veriler sensörler aracılığıyla anlık olarak izlenir. Böylece çiftçiler, sulama ve gübreleme işlemlerini sadece ihtiyaç duyulan bölgelerde ve doğru miktarda yaparak gereksiz kaynak kullanımının önüne geçer. Ayrıca yapay zeka destekli analizler, olası hastalıkları önceden tahmin ederek ürün kayıplarını en aza indirir. Sonuç olarak akıllı tarım, hem doğal kaynakları koruyarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlar hem de maliyetleri düşürerek üreticinin ekonomik gücünü artırır."
Buna göre, paragrafta geçen aşağıdaki durumları metinden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Akustik ekoloji, canlıların çevreleriyle kurdukları ilişkileri ses dünyası üzerinden inceleyen disiplinler arası bir alandır. Modern kent yaşamının getirdiği gürültü kirliliği, yalnızca insan sağlığını tehdit etmekle kalmayıp doğal ekosistemlerdeki ses dengesini de bozmaktadır. Bir bölgenin kendine özgü ses bileşimi olarak tanımlanan 'ses peyzajı', o çevrenin ekolojik sağlığının doğrudan bir göstergesidir. Doğal alanlara sızan endüstriyel sesler, hayvanların iletişim kurma, yön bulma ve avlanma becerilerini sekteye uğratmaktadır. Akustik ekoloji çalışmaları, kaybolmaya yüz tutmuş doğal ses ortamlarını belgeleyerek koruma altına almay�� ve kentsel planlamada ses kalitesini artıracak çözümler üretmeyi amaçlar. Bu yönüyle alan, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğine sessiz ama kritik bir katkı sunmaktadır.
Bu parçadan hareketle "akustik ekoloji" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Antikythera Mekanizması, 1901 yılında Yunanistan'ın Antikythera adası yakınlarındaki bir batıkta keşfedilen antik bir mekanik cihazdır. MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bu düzenek, gök cisimlerinin hareketlerini modellemek ve güneş ile ay tutulmalarını önceden tahmin etmek amacıyla tasarlanmıştır. İçerisinde otuzdan fazla bronz dişli çark barındıran bu aygıt, karmaşık yapısıyla döneminin mühendislik sınırlarını aşan bir teknolojiye işaret eder. Bilim insanları, cihazın sadece takvimsel hesaplamalar yapmadığını, aynı zamanda antik olimpiyat oyunlarının tarihlerini belirlemek gibi sosyal işlevlere de sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu yönüyle mekanizma, antik dünyada astronomi ile gündelik yaşamın ne denli iç içe geçtiğini gösteren benzersiz bir kanıttır.
Bu parçada Antikythera Mekanizması ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?