Paragrafta Yardımcı Düşünceler
298 soru
Karakovan arıcılığı, Anadolu'nun köklü ve geleneksel yöntemlerinden biridir. Bu üretim şeklinde arılar; oyulmuş ağaç kütükleri, sepetler ya da özel çamurlarla sıvanmış kovanlarda, insan müdahalesi olmaksızın kendi mumlarını salgılayarak peteklerini örerler. Dışarıdan şeker verilmediği ve yapay petek kullanılmadığı için bu bal tamamen doğaldır ancak üretimi oldukça zahmetli ve az miktardadır. Kovanlar, nemden korunması ve yaban hayvanlarının ulaşamaması amacıyla genellikle yüksek ağaç dallarına veya sarp kayalıklara yerleştirilir. Yılda sadece bir kez, sonbahar mevsiminde yapılan hasat süreci büyük bir sabır ve ustalık gerektirir.
Buna göre, parçada belirtilen uygulamaları içeren soldaki ifadelerle bu uygulamaların gerekçesi veya sonucu olan sağdaki yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Nöroestetik, sanat eserlerinin insan zihninde uyandırdığı estetik algıyı ve güzellik duygusunu sinir bilimi yöntemleriyle açıklamaya çalışan disiplinler arası bir alandır. Bu bilim dalı; resim, müzik veya edebiyat gibi farklı sanat dallarının beyindeki görsel, işitsel ve duygusal merkezleri nas��l harekete geçirdiğini inceler. Geleneksel sanat kuramlarının öznel yorumlarla sınırlı kaldığı noktada nöroestetik, beynin ödül mekanizmalarını ve işlevsel görüntüleme tekniklerini kullanarak estetik deneyimi somut verilere dayandırmayı amaçlar. Ancak bu alan, sanatı yalnızca biyolojik bir tepkiye indirgediği yönünde eleştirilere de maruz kalmaktadır. Sanatın tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamını göz ardı eden indirgemeci bir yaklaşımın, estetik deneyimin bütüncül yapısını tam olarak açıklayamayacağı savunulmaktadır.
Bu parçadan hareketle "nöroestetik" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Hızın ve anlık tüketimin egemen olduğu dijital çağda, geleneksel haberciliğin tıklama yarışı ve yüzeyselleşmesine tepki olarak 'yavaş gazetecilik' (slow journalism) akımı ortaya çıkmıştır. Bu akım, olayları anında duyurma kaygısı taşımak yerine, arka planı derinlemesine araştırmayı, çok yönlü doğrulama s��reçlerini işletmeyi ve olayların toplumsal etkilerini analiz etmeyi önceler. Gecikmeli ama nitelikli bilgi sunmayı amaçlayan yavaş gazetecilik, okurla güvene dayalı, uzun vadeli bir ilişki kurmayı hedefler. Reklam gelirlerine bağımlılığı azaltmak için genellikle abonelik modeliyle finanse edilen bu platformlar, sansasyonel başlıklardan uzak durarak tarafsız ve derinlikli bir anlatı sunar. Dolayısıyla yavaş gazetecilik, sadece bir hız yavaşlatması değil, aynı zamanda gazetecilik etiğinin ve kalitesinin yeniden inşası çabasıdır.
Bu parçadan 'yavaş gazetecilik' akımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Anekoik odalar, dış dünyadan tamamen yalıtılmış ve duvarları ses yansımalarını soğuran özel malzemelerle kaplı mekanlardır. (I) Bu odalarda ortam gürültüsü desibel ölçe��inde sıfırın altına inerek mutlak bir sessizlik illüzyonu yaratır. (II) Ancak bu yapay yalıtım, insan beyninin dış dünyadan referans alma alışkanlığını kesintiye uğratarak içsel seslerin duyulabilir hale gelmesine yol açar. (III) Dış seslerin yokluğunda kendi biyolojik ritimleriyle baş başa kalan bireylerde, kısa sürede yön duygusunun kaybolması ve denge merkezinde bozulmalar gözlenir. (IV) Dolayısıyla mutlak sessizlik, zihni dinlendirmek bir yana, duyusal yoksunluk nedeniyle sinir sisteminde yoğun bir kaygı ve halüsinasyon eğilimi tetikler.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki parçada restoratif (onaracı) adalet anlayışı ele alınmaktadır.
(I) Restoratif adalet, suç eylemini yalnızca soyut yasalara karşı işlenmiş bir kural ihlali olarak görmeyip bireyler ve toplumsal ilişkiler üzerinde doğrudan yaratılan bir hasar olarak tanımlar. (II) Bu anlayış doğrultusunda, geleneksel ceza sistemlerinin cezalandırma odaklı yapısının aksine, öncelikle mağdurun uğradığı maddi ve manevi zararların telafi edilmesine öncelik verir. (III) Süreç boyunca suç işleyen kişinin eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesini sağlayarak onun topluma sağlıklı bir şekilde yeniden entegre edilmesini ve mükerrer suç davranışlarının önlenmesini hedefler. (IV) Mağdur ile faili güvenli ve eşitlikçi bir zeminde buluşturan bu barışçıl diyalog ortamı, taraflar arasındaki empati bağını kuvvetlendirirken geniş ölçekte toplumsal huzurun yeniden inşasına zemin hazırlar.
Bu parçada numaralanmış cümleleri, aşağıda verilen yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Mikoriza ağları, ormanlardaki ağaçların kökleri aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurmasını ve kaynak paylaşmasını sağlayan mantar iplikçikleridir. Bu doğal ağ sistemi, yaşlı ağaçların genç fidelerle karbon, su ve mineral paylaşarak onların hayatta kalma şansını artırmasına olanak tanır. Ayrıca, bir ağaç zararlı bir böceğin saldırısına uğradığında, bu ağ üzerinden komşu ağaçlara kimyasal sinyaller göndererek onların savunma mekanizmalarını harekete geçirmelerini sağlar. Ormanın 'interneti' olarak da adlandırılan bu sistem, yalnızca tek bir türün değil, ormandaki farklı bitki türlerinin de bir arada, uyum içinde yaşamasını kolaylaştırır. Böylece orman ekosisteminin genel dayanıklılığı artar.
Bu parçada mikoriza ağları ile ilgili aşağ��dakilerden hangisine değinilmemiştir?
Arkeolojide çığır açan LiDAR (Işık Algılama ve Menzil Belirleme) teknolojisi, lazer darbeleri kullanarak yeryüzünün üç boyutlu topografik haritasını çıkarmaktadır. Yoğun bitki örtüsüyle kaplı bölgelerde geleneksel yöntemlerle tespit edilmesi neredeyse imkânsız olan antik yerleşim kalıntıları, bu yöntemle saniyeler içinde görünür kılınabilmektedir. Havadan yapılan taramalar sayesinde, orman örtüsünün altındaki engebeler filtrelenmekte ve yüzeyin mikrotipografik yapısı net bir şekilde ortaya konmaktadır. Bu durum, sadece yeni arkeolojik alanların keşfini hızlandırmakla kalmamış; aynı zamanda antik medeniyetlerin tarım sistemleri, yol ağları ve su yönetimi gibi geniş ölçekli altyapı çalışmalarını da bütüncül bir perspektifle analiz etmeye olanak tanımıştır. Dolayısıyla LiDAR, arkeolojiyi yalnızca geçmişi kazan bir bilim olmaktan çıkarıp onu uzamsal ilişkileri çözümleyen dinamik bir disipline dönüştürmüştür.
Buna göre, sol sütunda verilen metne ait alıntıları, sağ sütunda verilen ve bu alıntılardan çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Tarihî el yazmalarının restorasyonunda kullanılan yöntemler, belgenin özgün yapısına zarar vermeden ömrünü uzatmayı amaçlar. Bu süreçte öncelikle kâğıdın asitlik derecesi ölçülür çünkü yüksek asit oranı kâğıdın liflerini zayıflatarak ufalanmasına yol açar. Asitsizleştirme işleminde, kâğıt liflerine zarar vermeyen özel kimyasal çözeltiler tercih edilir. Ardından, yıpranmış sayfaları güçlendirmek için Uzak Doğu'da yüzyıllardır üretilen ve son derece dayanıklı olan Japon kâğıdı ile destekleme yapılır. Restorasyonun son aşaması ise koruyucu iklimlendirme koşullarının sağlanmasıdır; nem ve sıcaklığın sabit tutulmadığı ortamlarda yapılan tüm çalışmalar kısa sürede etkisini yitirir.
Bu parçaya göre, solda verilen restorasyon uygulamalarını sağda verilen bu uygulamaların hedefleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta yer alan numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
(I) Sıradan bir insan yaşamı boyunca karşılaştığı yüzlerin yalnızca küçük bir kısmını belleğinde tutabilirken, bu kişiler gördükleri bir yüzü yıllar sonra bile en ince ayrıntısıyla anımsayabilirler. (II) Beyindeki 'iğsi yüz alanı' adı verilen bölgenin bu bireylerde diğer insanlara kıyasla çok daha aktif çalıştığı ve nöral bağlantıların daha yoğun olduğu tespit edilmiştir. (III) Doğuştan gelen bu nörolojik farklılık, sonradan kazanılan veya eğitilebilen bir beceri değildir. (IV) Günümüzde güvenlik güçleri ve adli tıp birimleri, kimlik tespiti süreçlerinde yapay zekâ teknolojilerinin yanı sıra bu kişilerin sıra dışı bilişsel yeteneklerinden de aktif olarak yararlanmaktadır.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Biyomimikri, insanların karşılaştığı karmaşık sorunlara doğadaki modelleri, sistemleri ve unsurları taklit ederek çözümler sunan yeni bir disiplindir. Bu disiplin, doğayı sadece bir hammadde deposu olarak görmez; onu bir akıl hocası ve model olarak kabul eder. Örneğin, hızlı trenlerin burun tasarımları yalıçapkını kuşunun gagası örnek alınarak geliştirilmiş, böylece trenlerin tünellerden geçerken çıkardığı gürültü azaltılmıştır. Biyomimikri, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojik yenilikleri doğanın milyarlarca yıllık deneyimiyle birleştirmektedir.
Bu parçadan biyomimikri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Aşağıdaki parçada geçen durumlar ile bu durumların işaret ettiği yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Paragraf:
Eski çağlarda insanların gökyüzünü gözlemleme merakı, sadece yön bulma ya da zamanı belirleme gibi temel ihtiyaçlardan kaynaklanmıyordu. Yıldızların ve gezegenlerin periyodik hareketleri, tarım toplumlarında ekim ve hasat zamanlarının hassas bir şekilde düzenlenmesi için hayati bir kılavuz görevi görüyordu. Bununla birlikte, gök cisimlerine atfedilen mitolojik anlamlar ve efsaneler, toplulukların ortak inanç sistemlerinin kurulmasında ve kültürel kimliklerinin pekişmesinde derin izler bırakmıştır. Zamanla bu gözlemler, toplumların mimari yapılarından sanatsal üretimlerine kadar pek çok alana yön vermiştir. Dolayısıyla ilk dönem astronomi faaliyetleri, hem gündelik pratiklerin planlanmasında hem de toplumsal ve kültürel bağların inşa edilmesinde çok yönlü ve birleştirici bir rol üstlenmiştir.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Müzecilik anlayışı, uzun yıllar boyunca yalnızca görsel ve işitsel duyulara hitap eden nesnelerin korunması ve sergilenmesi üzerine kurulmuştur. Ancak son dönemde gelişen 'olfaktör müzecilik' (koku müzeciliği), bu sınırları aşarak kokuyu kültürel mirasın somut olmayan ama en etkili taşıyıcılarından biri olarak kabul etmektedir. Geçmiş dönemlerin gündelik yaşamını, tarihi mekânlarını ya da kaybolmaya yüz tutmuş zanaatlarını sadece görsellerle anlatmak, o dönemlerin duygu dünyasını eksik bırakmaktadır. Koku müzeleri, ziyaretçilere tarihsel bir dönemin atmosferini doğrudan koklatarak geçmişle kurulan empatiyi derinleştirmeyi amaçlar. Bu durum, insan belleğinin koku duyusuyla doğrudan bağlantılı olan limbik sistemine hitap ettiği için ziyaretçide daha kalıcı izler bırakır. Dolayısıyla koku, salt bir sergileme ögesi olmaktan çıkıp tarihsel anlatının ana akt��rüne dönüşmektedir.
Bu parçadan 'olfaktör müzecilik' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Biyoindikatörler (biyolojik göstergeler) üzerine yazılmış aşağıdaki paragrafta numaralanmış bazı cümleler ve bunlarla ilişkili yardımcı düşünceler verilmiştir.
(I) Biyoindikatörler, ekosistemdeki çevresel değişimleri ve kirlilik düzeylerini belirlemek amacıyla izlenen, kimyasal değişimlere karşı yüksek hassasiyet gösteren organizmalardır. (II) Örneğin likenler, havadaki kükürt dioksit oranına karşı son derece duyarlı olduklarından hava kalitesinin ölçülmesinde canlı birer istasyon görevi görürler. (III) Bir bölgedeki liken çeşitliliğinin azalması veya bazı türlerin tamamen yok olması, o bölgede endüstriyel kirliliğin arttığ��na işaret eder. (IV) Geleneksel cihazlarla yapılan ölçümler anlık veriler sunarken, biyoindikatör organizmalar çevresel stresin uzun vadeli ve birikimli etkilerini yansıtır. (V) Bu yönüyle çevre yönetiminde ve koruma politikalarının geliştirilmesinde düşük maliyetli ve sürdürülebilir birer erken uyarı sistemi olarak kabul edilirler.
Buna göre, hangi cümle numarasının hangi yardımcı düşünceyle eşleşmesi gerekir?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki parçada "Proust etkisi" ve koku duyusunun özellikleri ele alınmaktadır.
(I) Edebiyat dünyasında Marcel Proust’un çaya batırılmış bir madlen kekinin kokusuyla çocukluğuna dönmesini anlatmasıyla literatüre giren "Proust etkisi", kokuların geçmişe dair anıları ve duyguları beklenmedik bir canlılıkla canlandırma gücünü ifade eder. (II) Nörolojik açıdan incelendiğinde bu fenomenin temelinde, koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak talamus filtresine uğramaksızın doğrudan duygusal hafızanın merkezi olan amigdala ve hipokampusa ulaşması yatar. (III) Bu doğrudan anatomik bağlantı, kokunun tetiklediği anıların görsel veya işitsel uyaranlara kıyasla çok daha yoğun duygusal tonlar taşımasına ve zamansal olarak daha eskiye uzanmasına olanak tanır. (IV) Günümüzde bu etkiden psikoterapide travmatik bellek unsurlarını yumuşatmak ve nörodejeneratif hastalıkların erken teşhisinde koku eşiklerini ölçmek amacıyla yararlanılmaktadır. (V) Dolayısıyla koku, sadece dış dünyayı algılamamızı sağlayan bir duyusal veri akışı değil, aynı zamanda benliğin tarihsel sürekliliğini inşa eden biyolojik bir arşiv işlevi görür.
Buna göre, parçada belirtilen durumlar ile bu durumlardan çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Kent bahçeciliği; betonlaşan şehirlerde yaşayan bireylerin doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan, son yıllarda popülaritesi artan bir etkinliktir. Şehirlerin atıl kalmış alanlarında, balkonlarda ya da çatı katlarında küçük ölçekli tarım yapılmasına imkân tanıyan bu uygulama, sadece taze gıdaya ulaşım sağlamakla kalmaz. Ayn�� zamanda bireylerin günlük stresini azaltır, komşuluk ilişkilerini güçlendirerek toplumsal dayanışmayı artırır. Üstelik yerel ekosisteme katkıda bulunarak arı ve kuş gibi canlılar için kent içinde sığınma alanları yaratır. Dolayısıyla modern insanın hem psikolojik hem de sosyal ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren çok boyutlu bir harekettir.
Bu parçada kent bahçeciliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Nöroestetik, sanat eserlerinin insan beyninde yarattığı biyolojik ve nörolojik tepkimeleri inceleyen görece yeni bir disiplindir. Bu disiplin, estetik algının yalnızca kültürel ve öznel bir beğeni meselesi olmadığını, beynin evrimsel süreçte geliştirdiği belirli görsel kalıplara ve ödül mekanizmalarına dayandığını savunur. Örneğin, simetri ve denge barındıran kompozisyonların beyindeki amigdala aktivitesini azaltarak güven hissi uyandırdığı nörogörüntüleme yöntemleriyle saptanmıştır. Ancak nöroestetik araştırmaları, sanatsal deneyimin karmaşıklığını indirgemeci bir yaklaşımla yalnızca sinirsel bağlantılara indirgediği gerekçesiyle bazı sanat kuramcıları tarafından eleştirilmektedir. Eleştirmenler, bir sanat eserinin tarihsel bağlamından ve toplumsal arka planından koparılarak sadece laboratuvar ortamında incelenmesinin, estetik deneyimin bütünsel doğasını gölgelediğini öne sürer.
Bu parçadan nöroestetikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Epistemik güven, bireyin diğer insanlardan edindiği bilgileri güvenilir kabul edip kendi bilişsel dünyasına entegre etme eğilimidir. Gelişim psikolojisinde bu kavram, çocukların çevrelerindeki yetişkinleri bilgi kaynağı olarak nasıl seçtiklerini ve kültürel aktarımı nasıl gerçekleştirdiklerini açıklar. Çocuklar, yalnızca kendilerine doğrudan bilgi sunan kişilere değil, bu kişilerin sosyal gruptaki statülerine ve geçmişteki doğruluk oranlarına da dikkat ederler. Ancak epistemik güven, körü körüne bir teslimiyet anlamına gelmez. Birey, yeni bilgileri mevcut şemalarıyla karşılaştırarak bir süzgeçten geçirir. Bu durum, insan bilişinin bilgiyi pasif bir şekilde depolamak yerine aktif bir değerlendirme ve seçme mekanizmasıyla donatıldığını gösterir. Dolayısıyla epistemik güven, toplumsal bağları güçlendirirken bireysel özerkliği de koruyan bir dengedir.
Bu parçaya göre "epistemik güven" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki paragrafta kâğıdın tarihsel gelişimi ve kültürel önemi ele alınmaktadır:
"Kâğıt, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir. Çin'de Tsai Lun tarafından MS 105 yılında geliştirilen modern kâğıt yapım tekniği, bilginin kaydedilmesi ve yayılmasında devrim yaratmıştır. Kâğıt öncesinde kil tabletler, parşömen ve papirüs gibi malzemeler kullanılıyordu; ancak bu malzemeler hem üretimi zor hem de taşıması oldukça zahmetliydi. Kâğıdın hafif, ucuz ve kolay üretilebilir yapısı, yazılı kültürün saraylardan ve manastırlardan çıkarak halk tabanına yayılmasını sağladı. Zamanla İpek Yolu üzerinden İslam dünyasına, oradan da Avrupa'ya ulaşan kâğıt, matbaanın da icat edilmesiyle birlikte bilimsel devrimlerin ve aydınlanma çağının zeminini hazırladı. Bugün dijitalleşmeye rağmen kâğıt, bilginin kalıcılığını simgelemeye devam etmektedir."
Buna göre, paragrafta yer alan aşağıdaki ifadeler ile bu ifadelerin işaret ettiği yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Dijital ekranların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, göz sağlığını korumaya yönelik teknolojik çözümler önem kazanmıştır. Bu çözümlerin başında gelen mavi ışık filtreleri, ekranlardan yayılan ve göz yorgunluğuna yol açtığı düşünülen yüksek enerjili görünür ışığı engellemeyi amaçlar. Yapılan araştırmalar, bu filtrelerin özellikle akşam saatlerinde kullanıldığında uyku hormonu olan melatonin salgılanmasını koruduğunu ve uyku kalitesini artırdığını göstermektedir. Ancak bazı uzmanlar, mavi ışık filtrelerinin gün içindeki yoğun kullanımının gözün doğal odaklanma yeteneğini tembelleştirebileceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu teknolojinin gün boyunca aralıksız kullanımı yerine, ihtiyaç duyulan saatlerde dengeli bir şekilde tercih edilmesi önerilmektedir.
Bu parçada mavi ışık filtreleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşağıdaki paragrafta "koku mirası" kavramı ele alınmaktadır:
"Kültürel miras denildiğinde akla ilk olarak tarihi yapılar, el yazmaları veya görsel sanat eserleri gelse de son yıllarda koku mirası kavramı da büyük önem kazanmıştır. Geçmiş yüzyıllara ait kütüphanelerin, eski zanaat atölyelerinin veya geleneksel ritüellerin kendilerine has kokuları, insan zihninde tarihsel dönemlere dair güçlü bağlar kurabilmektedir. Koku müzeleri; bu uçucu ve somut olmayan mirası korumak, arşivlemek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla bilimsel yöntemlerden yararlanmaktadır. Kokuların kimyasal analizler aracılığıyla yeniden üretilmesi, sadece duyusal bir deneyim sunmakla kalmayıp aynı zamanda geçmişin toplumsal yaşam tarzı ve gündelik alışkanlıkları hakkında da tarihçilere somut veriler sağlamaktadır. Bu durum, tarihin yalnızca görsellik üzerinden değil, tüm duyularla kavranması gerektiğini göstermektedir."
Buna göre, sol sütunda verilen paragraftaki ifadeleri sağ sütundaki ilgili yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler