Çoklu Paragraf Soruları

85 questions

Question 61Question

Dunbar sayısı, İngiliz antropolog Robin Dunbar tarafından 19901990'lı yıllarda ortaya atılan ve bir bireyin istikrarlı ve güvenli sosyal ilişkiler kurabileceği teorik üst sınırı ifade eden bilişsel bir kavramdır. Dunbar, primatların beyin büyüklükleri —özellikle neokorteks hacmi— ile içinde bulundukları sosyal grupların üye sayıları arasında doğrusal bir ilişki olduğunu saptamıştır. Bu evrimsel verileri insan beyninin ortalama ölçülerine uyarladığında, bir insanın bilişsel sınırları dahilinde aktif olarak sürdürebileceği sosyal ilişki sayısının yaklaşık 150150 olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu sınır, kişinin sadece isimlerini ve yüzlerini bildiği yüzeysel tanıdıklarını değil; gruptaki her bir bireyin birbirleriyle olan ilişkisini ve kendisinin onlarla olan geçmişini tanımlayabildiği, karşılıklı güvene dayalı kişileri kapsamaktadır. Sosyal ağların dijitalle��tiği günümüzde, binlerce çevrim içi 'takipçi' veya 'arkadaş' edinmek teknik olarak oldukça kolay görünse de Dunbar, insan zihninin evrimsel donanımının bu yapay genişlemeyi gerçek anlamda işleyemeyeceğini savunur. Dijital platformlar etkileşimi hızlandırıp kolaylaştırsa da derinlikli ve anlamlı bağların korunması için gereken zaman, empati ve bilişsel kapasite sınırları değişmemiştir. Dolayısıyla, sanal dünyadaki niceliksel artış, niteliksel bir karşılık bulamamakta ve aksine bireyin çekirdek sosyal grubundaki nitelikli ilişkilerin zayıflamasına yol açabilmektedir.

Bu parçaya göre Dunbar sayısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Dijital platformlar sayesinde kurulan ��ok sayıdaki sosyal bağın, insan zihninin evrimsel kapasitesini zamanla geliştireceğine

Answer

Dijital platformlar sayesinde kurulan çok sayıdaki sosyal bağın, insan zihninin evrimsel kapasitesini zamanla geliştireceği yargısına ulaşılamaz.
Parçada dijital platformların etkileşimi kolaylaştırsa da derinlikli bağlar kurmak için gereken bilişsel kapasite sınırlarını değiştirmediği ve zihnin evrimsel donanımının bu yapay genişlemeyi işleyemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, dijital platformlar sayesinde kurulan sosyal bağların insan zihninin evrimsel kapasitesini zamanla geliştireceği yönündeki çıkarım parçanın bütünüyle çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı analiz etme
Sorunun olumsuz köklü ('ulaşılamaz') bir paragraf sorusu olduğu ve Dunbar sayısı kavramının sınırları ile dijitalleşmenin buna etkisini ele aldığı belirlendi.
Parçadaki temel argümanları saptayarak seçeneklerle karşılaştırmak.
2
Seçenekleri paragraftaki ifadelerle eşleştirme
Belirlenen sınırın güven ve ortak geçmişe dayandığı, primat verilerinin kullanıldığı, sanal arkadaşlıkların yakın bağları zayıflatabileceği ve zihinsel sınırların bir tavan değeri olduğu yargılarının paragrafta yer aldığı görüldü.
Doğru (ulaşılabilir) olan seçenekleri eleyerek ulaşılamaz olan seçeneği yalnız bırakmak.
3
Çelişen veya parçada yer almayan yargıyı saptama
Dijital platformların evrimsel kapasiteyi zamanla geliştireceğine dair bir çıkarımın, parçadaki 'bilişsel kapasite sınırları değişmemiştir' ve 'yapay genişlemeyi gerçek anlamda işleyemez' ifadeleriyle çeliştiği saptandı.
Parçanın ana fikri ve detaylarıyla doğrudan çelişen seçeneği doğru yanıt olarak belirlemek.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Analizi
Question 62Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Sosyal kaytarma, bireylerin grup hâlinde çalışırken tek başlarına gösterdikleri performansa kıyasla daha az çaba sarf etme eğilimidir. Bu olgu, ilk kez 1913 yılında Fransız tarım mühendisi Max Ringelmann tarafından yapılan bir halat çekme deneyiyle bilimsel olarak belgelenmiştir. Ringelmann, deneyinde tek bir kişinin halatı çekerken harcadığı gücü ölçmüş, ardından grubu büyüttükçe kişi başına düşen çekme kuvvetinin azaldığını gözlemlemiştir. Grubun büyüklüğü arttıkça bireylerin 'nasıl olsa başkaları yapıyor' düşüncesiyle sorumluluğu diğer grup üyelerine devretmesi, sosyal kaytarmanın temel psikolojik dinamiğini oluşturur. Günümüzde modern iş yaşamındaki projelerden akademik grup çalı��malarına kadar pek çok alanda bu etkiyle karşılaşılmaktadır. Bu durumu engellemek amacıyla yöneticiler ve eğitmenler, grup içindeki her bireyin görevini net olarak tanımlamakta ve bireysel katkıları görünür kılmaya çalışmaktadır.

Bu parçadan hareketle 'sosyal kaytarma' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bireysel görev tan��mlarının belirginleştirilmesi ve her üyenin katkısının görünür kılınması, grup içindeki sosyal kaytarma eğilimini azaltmaya yardımcı olabilir.

Answer

Bireysel görev tanımlarının belirginleştirilmesi ve her üyenin katkısının görünür kılınması, grup içindeki sosyal kaytarma eğilimini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bireysel görevlerin netleştirilmesinin ve katkıların görünür kılınmasının sosyal kaytarmayı engelleyebileceğini savunan seçenek doğrudur. Çünkü parçanın sonunda bu önlemlerin sosyal kaytarmayı engellemek amacıyla yöneticiler ve eğitmenler tarafından uygulandığı belirtilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana konusunu ve sosyal kaytarma kavramının tanımını belirlemek.
Sosyal kaytarmanın, grup içinde bireylerin tek başlarına olduklarından daha az çaba gösterme eğilimi olduğu saptanır.
Parçanın bütününde anlatılmak istenen olguyu kavramak ve doğru çıkarım yapmak için konuyu netleştirmek gerekir.
2
Parçada sosyal kaytarmanın engellenmesine yönelik sunulan çözüm önerilerini tespit etmek.
Yöneticiler ve eğitmenlerin, her bireyin görevini net tanımlayarak bireysel katkıyı görünür kılmaya çalıştığı belirlenir.
Seçeneklerdeki ifadelerin parçanın sonundaki bu çözüm önerisiyle örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla doğrudan uyumlu olan doğru yargıyı seçmek.
Görev tanımlarının netleştirilmesi ve katkıların görünür kılınmasının sosyal kaytarmayı engelleyebileceği yargısının parçayla tam olarak uyuştuğu görülür.
Parçada geçen çözüm yöntemlerinin olumlu etkisini en doğru yansıtan seçeneğe ulaşmak hedeflenmiştir.

Key Concept

Çoklu Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım

Hints

1
Paragrafın özellikle son cümlesine odaklanarak sosyal kaytarmayı önlemek için hangi yöntemlerin uygulandığını inceleyin.
2
Metinde, bireysel görevlerin netleştirilmesi ve katkıların görünür kılınmasının bu olumsuz durumu engellemek amacıyla yapıldığı belirtilmektedir.
3
Grup içindeki kaytarma eğilimini azaltmak için bireysel çabaların görünür hale getirilmesi gerektiğini savunan seçeneğe yönelin.

Practice More

Sosyal kaytarma konusundaki Ringelmann deneyi sonuçlarına dayalı olarak, grup verimliliğini artıran diğer faktörlerin sorulduğu benzer bir paragraf sorusu çözülebilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 63Question

Abilene Paradoksu, bir grup insanın, gruptaki ��yelerin çoğunluğunun hatta tamamının bireysel tercihlerine aykırı olduğu hâlde, ortaklaşa bir karara varıp bu kararı uygulaması durumudur. Bu durumun temelinde, grup içindeki bireylerin, kendi düşüncelerinin grubun genel eğilimiyle çatıştığını varsayarak sessiz kalması ve uyum sağlama dürtüsüyle hareket etmesi yatar. Her üye, diğerlerinin bu kararı canıgönülden desteklediğini düşünür ve gruptan dışlanmamak veya uyumsuz görünmemek adına kendi gerçek düşüncesini dile getirmez. Sonuçta grup, aslında kimsenin istemediği bir eylemi gerçekleştirmiş olur ve eylemin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bireylerin "Aslında ben de istemiyordum," itirafları ortaya çıkar. Bu paradoks; açık iletişimin olmadığı, bireysel sorumluluktan kaçınılan ve uyum sağlama baskısının yüksek olduğu kurumsal ve sosyal yapılarda karar alma süreçlerinin nasıl felce uğrayabileceğini göstermektedir.

Bu parçaya göre Abilene Paradoksu'nun ortaya çıkmasındaki temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin grup birliğini koruma ve dışlanmama arzusuyla, diğer üyelerin görüşlerine dair yanlış varsayımlarda bulunup kendi gerçek düşüncelerini baskılaması

Answer

Bireylerin grup birliğini koruma ve dışlanmama arzusuyla, diğer üyelerin görüşlerine dair yanlış varsayımlarda bulunup kendi gerçek düşüncelerini baskılaması
Doğru seçenek olan 'Bireylerin grup birliğini koruma ve dışlanmama arzusuyla...' ifadesi metinde geçen 'gruptan dışlanmamak veya uyumsuz görünmemek adına kendi gerçek düşüncesini dile getirmemesi' ve 'diğerlerinin bu kararı canıgönülden desteklediğini düşünmesi' (yanlış varsayım) durumlarıyla doğrudan eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın genel konusunu ve 'Abilene Paradoksu' kavramını tanımlayan cümleleri belirlemek.
Paradoksun, grup üyelerinin istemediği bir kararı toplu halde alıp uygulaması durumu olduğu belirlenmiştir.
Sorunun odaklandığı kavramın sınırlarını çizmek için ilk adımdır.
2
Metindeki neden-sonuç ilişkilerini ve paradoksa yol açan etkenleri incelemek.
Bireylerin dışlanma korkusuyla sessiz kalmaları ve başkalarının kararı desteklediğini varsaymaları temel neden olarak tespit edilmiştir.
Paradoksun ortaya çıkış mekanizmasını ve insan psikolojisini anlamak için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek metindeki tespitlerle karşılaştırmak.
Düşüncelerin baskılanması ve yanlış varsayımlar ifadesinin metindeki nedenlerle tam olarak örtüştüğü görülmüştür.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve çeldiricileri elemek için son adımdır.

Key Concept

Paragrafta Anlam ve Çıkarım Yapma
Estimated Time:2m 0s
Question 64Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Kırık Camlar Teorisi, kentsel çevrelerdeki küçük düzensizliklerin ve ihmal belirtilerinin (örneğin kırık bir pencerenin veya çevreye atılan çöplerin), zamanla daha büyük kuralsızlıklara ve suçlara yol açtığını savunan bir teoridir. Teoriye göre, bir binanın kırık penceresi hemen onarılmazsa çevre sakinlerinde 'burası sahipsiz, kimse umursamıyor' algısı oluşur. Bu algı ise diğer pencerelerin de kırılmasına ve giderek daha ciddi asayiş sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Bu parçaya göre Kırık Camlar Teorisi'nin temel tezi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük ve önemsenmeyen kuralsızlıkların, daha büyük suçların ortaya çıkmasına zemin hazırladığı.

Answer

Küçük ve önemsenmeyen kuralsızlıkların, daha büyük suçların ortaya çıkmasına zemin hazırladığı.
Doğru seçenek olan küçük ve önemsenmeyen kuralsızlıkların daha büyük suçlara zemin hazırladığı ifadesi, metinde geçen 'küçük düzensizliklerin zamanla daha büyük kuralsızlıklara ve suçlara yol açması' bilgisiyle birebir örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Metni dikkatlice okuyarak kilit kavramları belirleyin.
Metinde 'kentsel çevre', 'küçük düzensizlikler', 'sahipsizlik algısı' ve 'daha ciddi asayiş sorunları' kavramlarının öne çıktığı görülür.
Paragrafın ana düşüncesine ulaşmak için anahtar kelimelerin belirlenmesi gerekir.
2
Metindeki neden-sonuç ilişkisini analiz edin.
Küçük bir ihmalin (kırık pencerenin onarılmaması) insanlarda 'sahipsizlik' algısı yarattığı ve bu algının daha büyük kuralsızlıklara yol açtığı sonucuna ulaşılır.
Teorinin temel tezini doğru saptamak için bu mantıksal zincir kurulmalıdır.

Key Concept

Çoklu paragraf sorularında metnin ana düşüncesini ve tezini saptama.
Estimated Time:1m 0s
Question 65Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hawthorne etkisi, bireylerin gözlemlendiklerini veya bir araştırmanın parçası olduklarını fark ettiklerinde davranışlarını değiştirme, genellikle daha üretken veya dikkatli olma eğilimidir. 19201920’lerin sonlarında bir elektrik fabrikasında yapılan verimlilik araştırmaları sırasında keşfedilen bu durum, fiziksel koşullardaki (örneğin ışıklandırma düzeyi) iyileşmelerden ziyade, işçilere gösterilen ilginin ve takip ediliyor olmanın motivasyon üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. Araştırmacılar ışığı azalttıklarında bile verimliliğin artmaya devam ettiğini görmüş, bunun nedeninin işçilerin kendilerini özel hissetmeleri ve izleniyor olmaları olduğunu saptamışlardır. Bu etki, insan davranışının sadece dışsal/fiziksel teşviklerle değil, sosyal ve psikolojik etmenlerle de güçlü bir şekilde yönlendirildiğini kanıtlamaktadır.

Bu parçadan hareketle Hawthorne etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin bir araştırmanın veya ilgi odağının merkezinde yer aldıklarını bilmeleri, çalışma performanslarını olumlu yönde etkiler.

Answer

Bireylerin bir araştırmanın veya ilgi odağının merkezinde yer aldıklarını bilmeleri, çalışma performanslarını olumlu yönde etkiler.
Doğru yanıt, metinde geçen 'araştırmacılar ışığı azalttıklarında bile verimliliğin artmaya devam ettiğini görmüş, bunun nedeninin işçilerin kendilerini özel hissetmeleri ve izleniyor olmaları olduğunu saptamışlardır' ifadesine dayanmaktadır. Bu durum, bireylerin ilgi odağı olduklarını bildiklerinde performanslarının olumlu etkilendiğini açıkça göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel olgu ve kavram tanımlanır.
Hawthorne etkisinin, bireylerin gözlemlendiklerini veya bir araştırmaya dahil olduklarını fark ettiklerinde davranışlarını daha üretken kılacak şekilde değiştirmeleri olduğu saptanır.
Paragrafın ana konusunu ve yazarın odaklandığı düşünceyi doğru belirlemek çıkarım yapabilmek için gereklidir.
2
Parçada verilen deney örneği ve sonuçları analiz edilir.
19201920’li yıllardaki araştırmada, fiziksel koşullar (ışıklandırma) kötüleştirilse dahi verimliliğin arttığı, bunun sebebinin ise çalışanların izlendiklerini bilerek kendilerini özel hissetmeleri olduğu görülür.
Deneyin sonucu, fiziksel veya dışsal faktörlerden ziyade ilgi görme ve izlenme algısının performansı artırdığını kanıtlamaktadır.
3
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda seçenekler değerlendirilir.
Bireylerin ilgi odağı olmalarının ve izlendiklerini bilmelerinin performansı olumlu etkilediğini belirten seçeneğin paragraftaki ana düşünceyle birebir örtüştüğü görülür.
Parçanın bütününe dayanan ve doğrudan çıkarılabilen en doğru yargıyı belirlemek amacıyla seçenek karşılaştırması yapılır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 66Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Peter İlkesi, hiyerarşik bir organizasyonda çalışanların kendi yetersizlik seviyelerine kadar yükselme eğiliminde olduğunu savunan bir yönetim kuramıdır. Bu kurama göre, mevcut işini başarıyla yerine getiren bir çalışan, ödüllendirilmek amacıyla bir üst pozisyona terfi ettirilir. Ancak yeni pozisyon sıklıkla eskisinden farklı beceriler ve yetkinlikler gerektirir. Çalışan bu yeni görevde de başarılı olursa terfi süreci devam eder; ta ki yetersiz kaldığı, yani görev gereklerini yerine getiremediği bir basamağa ulaşana kadar. Bu noktaya ulaştığında artık terfi alamaz ve başarısız olduğu bu son kademede kalır. Kuramın temel çıkarımı, zamanla hiyerarşik yapıdaki her pozisyonun o işi yapmakta yetersiz olan kişilerce doldurulacağı yönündedir.

Bu parçadan hareketle Peter İlkesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin terfi süreçlerinin, yetkinlik sınırlarına ulaştıkları ve başarısız oldukları kademede son bulduğuna

Answer

Bireylerin terfi süreçlerinin, yetkinlik sınırlarına ulaştıkları ve başarısız oldukları kademede son bulduğu
Kuramın temel mekanizması, çalışanların başarılı oldukları sürece yükselip en sonunda yetersiz (başarısız) oldukları seviyede kalmalarını öngörür. Bireylerin terfi süreçlerinin yetkinlik sınırlarında ve başarısız oldukları kademede son bulduğunu belirten seçenek metindeki bu ana düşünceyle tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana fikrini ve kuramın işleyiş mekanizmasını analiz etme
Kuram, çalışanların terfi ettirilerek yeni beceri gerektiren görevlere getirildiğini ve en nihayetinde yetersiz kaldıkları (başarısız oldukları) pozisyonda kalakaldıklarını anlatmaktadır.
Çoklu paragraf sorularında metnin bütününde anlatılan ilişkiler zincirini doğru saptamak gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki ifadelerle karşılaştırma
Doğru seçenekte yer alan 'yetkinlik sınırlarına ulaştıkları ve başarısız oldukları kademede son bulduğu' ifadesi, metindeki 'yetersiz kaldığı bir basamağa ulaşana kadar... başarısız olduğu bu son kademede kalır' cümlesiyle birebir örtüşmektedir.
Ulaşılabilir sorularında metnin sınırları içinde kalan ve doğrudan çıkarılabilen yargıyı bulmak esastır.

Key Concept

Paragraftan doğrudan çıkarılabilecek kesin yargıyı bulma ve yardımcı düşünceleri analiz etme
Question 67Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Seyirci etkisi (bystander effect), acil bir durum veya tehlike anında çevrede bulunan tanık sayısının artmasının, bireylerin yardıma başlama olasılığını düşürdüğünü ortaya koyan sosyal psikolojik bir fenomendir. Bu teoriye göre, bir olaya ne kadar çok kişi şahit olursa, her bir bireyin hissettiği sorumluluk payı o denli azalır. Psikolojide 'sorumluluğun yayılması' (diffusion of responsibility) olarak adlandırılan bu durum, bireyin 'Nasılsa başkası yardım eder.' veya 'Benden daha yetkin biri müdahale eder.' diye düşünmesine yol açar. Fenomen, ilk kez 19641964 yılında Kitty Genovese adlı kadının sokak ortasında saldırıya uğraması ve komşularının bu duruma şahit olmasına rağmen polise haber vermemesi veya geç haber vermesi üzerine araştırmacılar Bibb Latané ve John Darley tarafından bilimsel olarak incelenmiştir. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde de yalnız olan katılımcıların acil durumlarda müdahale etme eğiliminin, yanlarında yabancıların bulunduğu katılımcılara kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, sosyal etki faktörü de bu süreçte etkin rol oynar; bireyler çevresindekilerin eylemsizliğini görerek durumu bir tehlike olarak algılamaktan vazgeçebilirler. Dolayısıyla topluluk içinde sergilenen bu kayıtsızlık durumu, bireysel ahlaki değerlerin veya merhamet duygusunun eksikliğinden ziyade, doğrudan içinde bulunulan sosyal yapının ve grup dinamiklerinin bir sonucudur. Grup büyüklüğü arttıkça bireyin harekete geçme konusundaki tereddüdü de eş zamanlı olarak artmaktadır.

Bu parçadan hareketle "seyirci etkisi" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Topluluk içindeki bireylerin duyarsızlığı, temel olarak kişisel ahlak ve merhamet duygusunun eksik olmasından kaynaklanır.

Answer

Topluluk içindeki bireylerin duyarsızlığının, temel olarak kişisel ahlak ve merhamet duygusunun eksik olmasından kaynaklandığını belirten yargı parçadan çıkarılamaz.
Doğru cevap, topluluk içindeki duyarsızlığın bireysel ahlak ve merhamet eksikliğinden kaynaklandığını savunan seçenektir. Çünkü parçanın son cümlesinde bu kayıtsızlığın bireysel ahlaki değerlerin veya merhamet duygusunun eksikliğinden ziyade, doğrudan içinde bulunulan sosyal yapının ve grup dinamiklerinin bir sonucu olduğu açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu yargı parçadan çıkarılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice inceleyin.
Soru kökünün olumsuz olduğunu ('çıkarılamaz') ve bizden parçayla çelişen ya da parçada değinilmeyen yargıyı bulmamızı istediğini tespit edin.
Olumsuz soru köklerinde seçeneklerin dört tanesi parça ile uyumluyken bir tanesi parça ile çelişir.
2
Parçadaki temel tezleri ve bulguları analiz edin.
Parçada 'seyirci etkisi'nin bireysel ahlaktan ziyade grup dinamikleri ve sosyal yapıyla ilişkili olduğu, grup büyüdükçe sorumluluk hissinin azaldığı ve yalnız bireylerin daha fazla yardım ettiği bulgularına ulaşın.
Seçenekleri elerken parçadaki bu anahtar kelimeleri ve bilimsel bulguları doğrudan eşleştirmek gerekir.
3
Seçenekleri parçadaki bilgilerle karşılaştırarak eleme yapın.
Duyarsızlığın kişisel ahlak ve merhamet eksikliğinden kaynaklandığını iddia eden seçeneğin parçanın son cümlesindeki 'bireysel ahlaki değerlerin veya merhamet duygusunun eksikliğinden ziyade...' ifadesiyle doğrudan çeliştiğini belirleyin.
Parçayla açıkça çelişen bu yargı, aradığımız doğru cevaptır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Çözümleme
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question

Leon Festinger tarafından 1957'de ortaya atılan Bilişsel Çelişki Kuramı, bireyin sahip olduğu inanç, değer veya tutumlar ile davranışları arasında bir uyumsuzluk meydana geldiğinde yaşadığı zihinsel gerilimi açıklar. İnsan zihni bu uyumsuzluğu gidermek ve içsel tutarlılığı yeniden sağlamak için üç temel yola başvurur: davranışını değiştirmek, çelişkiyi doğuran inancı veya tutumu değiştirmek ya da çelişkiyi önemsizleştirecek yeni bilişsel ögeler eklemek. Festinger ve Carlsmith'in 1959'da gerçekleştirdiği klasik deneyde, katılımcılara oldukça sıkıcı ve tekrara dayalı bir görev yaptırılmıştır. Görevin ardından katılımcıların bir kısmına bu sıkıcı görevi dışarıda bekleyen diğer katılımcılara 'çok eğlenceliydi' şeklinde aktarmaları için 1 dolar, diğer bir gruba ise 20 dolar ödenmiştir. Deneyin sonunda katılımcılardan görevi gerçekten ne kadar eğlenceli bulduklarını puanlamaları istenmiştir. Beklentilerin aksine, sadece 1 dolar alan grup görevi 20 dolar alan gruba kıyasla çok daha eğlenceli ve anlamlı bulduğunu beyan etmiştir. Çünkü 20 dolar alan grup, yalan söylemek için yeterli bir dışsal gerekçeye (büyük bir ödül) sahip olduğundan içsel bir çelişki yaşamamıştır. Ancak 1 dolar alan grup, yalan söyleme davranışını açıklayacak yeterli bir dışsal motivasyon bulamamış; bu durumun yarattığı bilişsel çelişkiyi azaltmak için göreve yönelik tutumunu değiştirerek görevin gerçekten eğlenceli olduğuna kendisini inandırmıştır.

Bu parçada aktarılan deneyin sonuçları ve Bilişsel Çelişki Kuramı'nın temel varsayımları birlikte değerlendirildiğinde, bireyin içsel uyumsuzluğu giderme mekanizmasına ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Dışsal ödül veya gerekçelerin yetersizliği, bireyin davranışını meşrulaştırmak için içsel tutumunu değiştirmesini ve böylece çelişkiyi zihinsel düzeyde çözümlemesini zorunlu kılar.

Answer

Dışsal ödül veya gerekçelerin yetersizliği, bireyin davranışını meşrulaştırmak için içsel tutumunu değiştirmesini ve böylece çelişkiyi zihinsel düzeyde çözümlemesini zorunlu kılar.
Dışsal ödül veya gerekçelerin yetersizliğinin bireyin davranışını meşrulaştırmak için içsel tutumunu değiştirmesini zorunlu kıldığını belirten ifade doğrudur. Deneyde 1 dolar alan katılımcılar, söyledikleri yalanı (sıkıcı görevi eğlenceli olarak aktarma) açıklayacak yeterli bir dışsal nedene (maddi ödüle) sahip değillerdir. Bu durum onlarda güçlü bir bilişsel çelişki yaratmış ve bu çelişkiyi çözmek için göreve dair içsel tutumlarını değiştirip görevin gerçekten eğlenceli olduğuna inanmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavram olan Bilişsel Çelişki Kuramı'nın tanımı ve işleyiş mekanizması çözümlenir.
Bireyin inançları ile davranışları arasındaki uyumsuzluğun zihinsel bir gerilim yarattığı ve bu gerilimin giderilmesi gerektiği belirlenir.
Soruyu doğru analiz edebilmek için kuramın temel mantığını anlamak gerekir.
2
Festinger ve Carlsmith'in gerçekleştirdiği deneyin koşulları ve gruplar arasındaki farklar incelenir.
1 dolar alan grubun dışsal bir gerekçesi olmadığı için tutumunu değiştirdiği, 20 dolar alan grubun ise yeterli dışsal gerekçeye sahip olduğu için tutumunu değiştirmediği tespit edilir.
Deneydeki değişkenlerin bilişsel çelişkiyi nasıl tetiklediğini belirlemek için.
3
Seçeneklerdeki ifadeler deneyin sonucu ve kuramın varsayımlarıyla karşılaştırılır.
Dışsal gerekçe azaldıkça içsel tutum değişiminin zorunlu hale geldiğini ifade eden yargının kuramla ve deney bulgusuyla tam olarak örtüştüğü görülür.
Çıkarımın doğruluğunu bilimsel veriler ve kuramsal çerçeve üzerinden doğrulamak için.
4
Yanlış seçeneklerin neden elendiği kuramsal olarak gerekçelendirilir.
Diğer seçeneklerin ya deney bulgularıyla çeliştiği ya da kuramın kapsamı dışındaki aşırı/öznel yorumlara dayandığı saptanarak elenir.
Doğru cevabın kesinliğini test etmek ve çeldiricileri elemek için.

Key Concept

Bilişsel Çelişki Kuramı ve İçsel Uyumsuzluk Giderme Mekanizması
Question 69Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Dunning-Kruger etkisi, belirli bir alanda yetkinliği olmayan bireylerin, kendi becerilerini ve bilgi düzeylerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek görme; buna mukabil, aynı alanda yüksek yetkinliğe sahip uzmanların ise kendi becerilerini hafife alma eğiliminde olduklarını savunan bir bilişsel yanlılıktır. Sosyal psikoloji literatüründe önemli bir yer tutan bu kavram, bireyin 'bilmediğini bilmemesi' veya kendi cehaletinin sınırlarını algılayamaması olarak özetlenebilir. Araştırmacılar, bu bilişsel sapmanın temelinde iki yönlü bir yanılgının yattığını savunurlar: İlki, yetkin olmayan kişilerin kendi performanslarını aşırı değerli bulması ve gerçek uzmanların niteliklerini takdir edememesidir. İkincisi ise yüksek yetkinliğe sahip bireylerin, kendileri için çok basit olan görevleri başkalarının da aynı kolaylıkla yapabileceğini varsayarak kendi başarılarını sıradanlaştırmasıdır. Bu durum, kurumsal karar alma mekanizmalarından bilimsel tartışmalara kadar geniş bir yelpazede ciddi aksaklıklara neden olur. Özellikle liyakatin arka plana itildiği yapılarda, öz güveni yüksek fakat yetkinliği düşük bireylerin liderlik pozisyonlarına yükselmesi kaçınılmaz hale gelirken; gerçek uzmanlar, kendilerine yönelik şüpheci yaklaşımları nedeniyle arka planda kalmaktadırlar. Modern bilgi toplumlarında, bilgi kirliliğinin artması ve derinlemesine uzmanlaşmanın yerini yüzeysel edinimlerin alması, bu etkinin yıkıcı sonuçlarını daha da görünür kılmıştır. Bireylerin kendilerini değerlendirirken takındıkları bu öznel tavır, rasyonel kararların alınmasını engelleyerek toplumsal ölçekte dezenformasyonun ve yetersizliğin kurumsallaşmasına zemin hazırlamaktadır.

Bu parçadan yola çıkılarak Dunning-Kruger etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek uzmanlık sahibi kişilerin kendi başarılarını küçümseme eğiliminin, çevrelerindeki insanların yeteneklerini küçümsemelerinden kaynaklandığına

Answer

Yüksek uzmanlık sahibi kişilerin kendi ba��arılarını küçümseme eğiliminin, çevrelerindeki insanların yeteneklerini küçümsemelerinden kaynaklandığına
Ulaşılamaz olan yargıyı belirten doğru seçenek, yüksek uzmanlık sahibi kişilerin kendi başarıların�� sıradanlaştırma nedenini çevrelerindekilerin yeteneklerini küçümsemelerine bağlamaktadır. Ancak metinde, uzmanların 'kendileri için çok basit olan görevleri başkalarının da aynı kolaylıkla yapabileceğini varsaydıkları' açıkça belirtilmiştir. Bu varsayım, başkalarının yeteneklerini küçümsemek değil, tam tersine onları da kendileri gibi yetkin ve başarılı görmektir. Dolayısıyla bu yargı paragraftan ��ıkarılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Dunning-Kruger etkisinin iki yönlü yapısını metinden analiz etmek.
Yetkin olmayan kişilerin kendilerini abarttığı ve uzmanları takdir edemediği; yetkin olan uzmanların ise kendilerini sıradanlaştırdığı belirlenir.
Seçeneklerin doğruluğunu kontrol etmek için parçadaki ana önermeleri saptamak gerekir.
2
Uzmanların kendi başarılarını sıradan görme nedenini metinden incelemek.
Uzmanların, 'kendileri için çok basit olan görevleri başkalarının da aynı kolaylıkla yapabileceğini varsaydıkları' görülür.
Bu durum, uzmanların başkalarının yeteneklerini küçümsemediğini, aksine onları da yetkin kabul ettiğini gösterir.
3
Metinle çelişen seçeneği belirlemek.
Uzmanların kendilerini hafife alma nedeninin çevrelerindeki kişileri küçümsemelerinden kaynaklandığını iddia eden seçeneğin metinle çeliştiği saptanır.
Soru kökü olumsuz ('ulaşılamaz') olduğundan, metinle çelişen ya da metinde bulunmayan yargı doğru yanıttır.

Key Concept

Çoklu paragraf sorularında olumsuz soru kökünü analiz etme ve kesin yargı çıkarma
Estimated Time:2m 30s
Question 70Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Flynn etkisi, yirminci yüzyıl boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde ölçülen zekâ katsayısı (IQIQ) test sonuçlarının istikrarlı ve belirgin bir şekilde yükseldiğini ifade eden olgudur. Bu kavram, adını bu artışı sistematik olarak belgeleyen Yeni Zelandalı araştırmacı James Flynn’den almıştır. Flynn, farklı ülkelerde yapılan testleri incelediğinde, her 1010 yılda bir ortalama IQIQ puanlarının yaklaşık 33 puan arttığını gözlemlemiştir. Bu durum, insan zekâsının genetik olarak bu kadar kısa sürede evrimleşemeyeceği gerçeği göz önüne alındığında, araştırmacıları farklı açıklamalar aramaya yöneltmiştir.

Çoğu bilim insanı, bu zihinsel sıçramanın arkasında genetik değişimlerin de��il, çevresel faktörlerin yattığını savunmaktadır. Beslenme koşullarının iyileşmesi, çocukluk dönemi hastalıklarının azalması, eğitim süresinin ve kalitesinin artması bu faktörlerin başında gelir. Ayrıca modern dünyada bireylerin maruz kaldığı görsel ve teknolojik uyarıcıların çeşitliliği, soyut düşünme becerisini geliştiren bir çevre sunmaktadır. Günümüz insanı, geçmiş kuşaklara kıyasla daha karmaşık bilgi ağlarıyla etkileşime girmekte ve problemleri daha esnek yöntemlerle çözmektedir. Dolayısıyla Flynn etkisi, insan beyninin potansiyel kapasitesinin artmasından ziyade, mevcut potansiyelin modern yaşamın getirdiği gereksinimler doğrultusunda daha verimli bir şekilde kullanılmaya başlandığını göstermektedir. Ancak son yıllarda bazı gelişmiş ülkelerde bu artışın durduğu, hatta tersine döndüğü yönünde bulgular da elde edilmektedir. Bu gerileme eğilimi, araştırmacılar tarafından 'ters Flynn etkisi' olarak adlandırılmakta ve eğitim sistemlerindeki dönüşümler ya da bilişsel alışkanlıkların değişmesiyle açıklanmaya çalışılmaktadır.

Bu parçaya göre Flynn etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Zekâ testlerindeki puan artışının temel sebebinin genetik yapımızda meydana gelen hızlı evrimsel değişimler olduğu

Answer

Zekâ testlerindeki puan artışının temel sebebinin genetik yapımızda meydana gelen hızlı evrimsel değişimler olduğu yönündeki yargı parçadan çıkarılamaz ve söylenemez.
Parçada insan zekâsının bu kadar kısa sürede genetik olarak evrimleşemeyeceği ve zihinsel sıçramanın arkasında genetik değil çevresel faktörlerin yattığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle artışın temel sebebinin genetik değişimler olduğu yargısı parçayla çelişmektedir ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü okuyup olumsuz ifadeyi tespit etmek.
Sorunun bizden parçaya göre söylenemeyecek olan seçeneği bulmamızı istediği belirlenmiştir.
Olumsuz soru kökleri parçayla çelişen veya parçada yer almayan bilgiyi bulmayı gerektirir.
2
Seçenekleri paragraftaki bilgilerle karşılaştırmak.
Genetik yapının hızlı evrimleşmesiyle ilgili seçenekteki bilginin, parçadaki 'insan zekâsının genetik olarak bu kadar kısa sürede evrimleşemeyeceği' ve 'genetik değişimlerin değil, çevresel faktörlerin yattığı' ifadeleriyle tamamen çeliştiği tespit edilmiştir.
Doğru cevaba ulaşmak için seçeneklerin paragraftaki ifadelerle uyumluluğu kontrol edilmelidir.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Analizi
Question 71Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Zeigarnik etkisi, psikolojide tamamlanmamış veya yarıda kesilmiş görevlerin, tamamlanmış olanlara kıyasla zihinde daha kolay ve net bir şekilde hatırlanması eğilimini ifade eden önemli bir fenomendir. Bu kavram, 1920'li yıllarda Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından yürütülen deneysel çalışmalara ve gözlemlere dayanmaktadır. Zeigarnik, kalabalık bir restoranda çalışan garsonların, henüz ödenmemiş siparişleri detaylarıyla hatırlarken, hesap ödendikten hemen sonra bu siparişlere dair bilgileri hafızalarından sildiklerini fark etmiştir. Bu ilgi çekici gözlemden yola çıkarak tasarlanan laboratuvar deneylerinde, katılımcılara çözmeleri için çeşitli bulmacalar ve el işi görevleri verilmiş; ancak bu görevlerin bir kısmı tamamlanamadan araştırmacılar tarafından kasıtlı olarak yarıda kesilmiştir. Deneyin sonunda katılımcıların bellekleri test edildiğinde, yarım kalan işlerin tamamlananlara göre yaklaşık iki kat daha yüksek bir oranla hatırlandığı tespit edilmiştir. Bilişsel psikoloji perspektifinden bu durum, bir işe başlandığında insan zihninde oluşan 'görev odaklı psikolojik gerilimin', iş başarıyla tamamlanıncaya kadar varlığını sürdürmesiyle açıklanır. Görev nihayete erdiğinde ise bu gerilim ortadan kalkmakta ve zihin ilgili bilgiyi depolama ihtiyacı hissetmeyerek serbest bırakmaktadır. Günümüzde Zeigarnik etkisi; eğitim süreçlerinin yapılandırılmasından pazarlama stratejilerine, zaman yönetiminden televizyon dizilerinin merak uyandıran sezon finallerine kadar pek çok farklı alanda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle modern iş dünyasında bireylerin yarım kalmış işlere karşı geliştirdiği bu bilişsel duyarlılık, erteleme alışkanlığıyla mücadele etmede ve iş verimliliğini artırmada stratejik bir kaldıraç işlevi görmektedir.

Bu parçadan hareketle Zeigarnik etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin işleri sürekli ertelemesi ve tamamlayamaması, Zeigarnik etkisinin zihinde yarattığı gerilimin ve stresin doğrudan bir sonucudur.

Answer

Bireylerin işleri sürekli ertelemesi ve tamamlayamaması, Zeigarnik etkisinin zihinde yarattığı gerilimin ve stresin doğrudan bir sonucudur.
Parçanın son cümlesinde yarım kalmış işlere karşı geliştirilen bilişsel duyarlılığın, erteleme alışkanlığıyla mücadele etmede ve iş verimliliğini artırmada stratejik bir kaldıraç işlevi gördüğü belirtilmiştir. Dolayısıyla, erteleme davranışının Zeigarnik etkisinin zihinde yarattığı gerilim ve stresin doğrudan bir sonucu olduğu yargısı yanlıştır ve parçadan çıkarılamaz. Bu nedenle doğru cevap 'Bireylerin işleri sürekli ertelemesi ve tamamlayamaması, Zeigarnik etkisinin zihinde yarattığı gerilimin ve stresin doğrudan bir sonucudur' seçeneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın genel konusunu ve ana fikrini kavramak için metni dikkatlice okuyunuz.
Metinde, tamamlanmamış işlerin tamamlananlara göre daha çok hatırlandığı (Zeigarnik etkisi), bunun nedeninin görev odaklı psikolojik gerilim olduğu ve bu etkinin günümüzde çeşitli alanlarda verimliliği artırma ve erteleme alışkanlığıyla mücadelede kullanıldığı belirtilmektedir.
Paragraf sorularında seçenekleri değerlendirmeden önce metnin bağlamını ve sınırlarını belirlemek kritik öneme sahiptir.
2
Seçenekleri metindeki bilgilerle tek tek karşılaştırarak doğruluklarını kontrol ediniz.
Zihnin bilgiyi tutmasının gerilime bağlı olması, deneylerin gözlemleri sınamak için yapılması, dizi senaryoları ve pazarlamada kullanılması, erteleme alışkanlığıyla mücadeleye yardımcı olması gibi bilgilerin tamamı metinde doğrulanmaktadır. Ancak erteleme davranışının bu etkinin bir sonucu olduğu iddiası metindeki 'erteleme alışkanlığıyla mücadele etmede kaldıraç işlevi görmektedir' ifadesiyle çelişmektedir.
Yardımcı düşünce sorularında doğru seçeneğe ulaşmak için metindeki ifadeler ile seçeneklerdeki yargıların anlamsal olarak çelişip çelişmediğini saptamak gerekir.
3
Metinle çelişen ve parçadan hareketle ulaşılamayacak olan yargıyı doğru cevap olarak belirleyiniz.
Ertelemenin Zeigarnik etkisinin bir sonucu olduğunu öne süren yargı metne aykırıdır.
Soru kökünün olumsuz (söylenemez) olması nedeniyle, metinle çelişen veya metinde yer almayan tek seçeneğin işaretlenmesi gerekmektedir.

Key Concept

Çoklu Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım
Estimated Time:1m 30s
Question 72Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Çapa etkisi (anchoring effect), bireylerin karar verme sürecinde karşılaştıkları ilk bilgi kırıntısına (çapaya) aşırı derecede bağımlı kalma eğilimini ifade eden bilişsel bir yanılsamadır. Bu eğilimde, ilk sunulan sayısal değer veya bilgi, sonraki tüm tahmin ve değerlendirmelerin merkezini oluşturur. Örneğin, bir pazarlık sürecinde satıcının belirlediği ilk fiyat, alıcının zihninde bir çapa noktası oluşturur ve alıcı teklifini bu ilk fiyata göre şekillendirir. Yapılan araştırmalar, bu çapa noktasının gerçek değerle hiçbir ilgisi olmasa bile karar verme mekanizmasını güçlü bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Bireyler, ilk bilginin etkisinden sıyrılarak bağımsız bir analiz yapmakta zorlanırlar; bu da genellikle irrasyonel kararlarla sonuçlanır.

Bu parçaya göre 'çapa etkisi' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Karar alma sürecinde edinilen ilk bilginin, gerçek değerden bağımsız olarak bireyin sonraki değerlendirmelerini sınırlandırdığına ve yönlendirdiğine

Answer

Karar alma sürecinde edinilen ilk bilginin, gerçek değerden bağımsız olarak bireyin sonraki değerlendirmelerini sınırlandırdığına ve yönlendirdiğine
Parçada çapa etkisinin, karar verme sürecinde karşılaşılan ilk bilgi kırıntısına aşırı bağımlı kalma eğilimi olduğu belirtilmiş ve bu durumun sonraki değerlendirmeleri güçlü şekilde yönlendirdiği vurgulanmıştır. Bu sebeple, karar alma sürecinde edinilen ilk bilginin, gerçek değerden bağımsız olarak bireyin sonraki değerlendirmelerini sınırlandırdığı ve yönlendirdiği yönündeki yargı doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel tanım ve kavramların belirlenmesi
Metinde 'çapa etkisi' kavramının tanımı yapılarak, karar verme sürecinde karşılaşılan ilk bilgiye aşırı bağımlı kalma eğilimi olarak açıklandığı belirlenmiştir.
Soruda istenen doğru çıkarımı yapabilmek için öncelikle kavramın metindeki sınırlarını çizmek gerekir.
2
Verilen örnekler ile destekleyici açıklamaların analiz edilmesi
Satıcının belirlediği ilk fiyatın alıcıda çapa noktası oluşturduğu, bu değerin gerçek değerle ilgisi olmasa bile sonraki değerlendirmeleri güçlü bir şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Tanımın pratik uygulamalar ve araştırma sonuçları üzerinden nasıl örneklendirildiğini anlamak, doğru seçeneği bulmayı kolaylaştırır.
3
Seçeneklerin paragraftaki bilgilerle karşılaştırılması ve elenmesi
İlk bilginin, gerçek değerden bağımsız olarak sonraki tüm değerlendirmeleri yönlendirdiği ve sınırlandırdığı yönündeki seçeneğin parçada anlatılanlarla tam olarak uyuştuğu görülmüştür.
Metne dayanmayan öznel yorumları içeren veya sözcüklerin mecaz/terim anlamlarını yanlış yorumlayan seçenekleri elemek bizi doğru yanıta götürür.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları
Question 73Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Ringelmann etkisi, bir grup içindeki birey sayısı arttıkça, her bir bireyin harcadığı kişisel çabanın ve buna bağlı olarak ortaya koyduğu verimliliğin azalması eğilimini ifade eden psikolojik ve sosyolojik bir fenomendir. İlk kez 1913 yılında Fransız tarım mühendisi Maximilien Ringelmann tarafından gerçekleştirilen halat çekme deneyleriyle gözlemlenen bu durum, kolektif eylemlerde bireysel performansın görünürlüğünün azalmasından kaynaklanır. Ringelmann, deneylerinde iki kişinin birlikte çalışırken tek başlarına gösterdikleri performansın toplamının gerisinde kaldığını, grup büyüklüğü arttıkça bu verim kaybının daha da belirginleştiğini ortaya koymu��tur. Bu durum sosyal psikoloji literatüründe 'sosyal kaytarma' (social loafing) olarak adlandırılır. Birey, grup içinde kendi katkısının tam olarak ölçülemediğini, diğerlerinin gölgesinde kalacağını veya fark edilmeyeceğini hissettiğinde çabasını istem dışı ya da bilinçli olarak azaltma eğilimi gösterir. Ortak bir amaca hizmet eden bu tür gruplarda, sorumluluğun diğer üyelere dağıtılması birey üzerinde psikolojik bir rahatlama yaratırken motivasyonu da ciddi oranda düşürür. Ringelmann etkisini azaltmanın temel yolu ise grup içindeki her bir üyenin üstlendiği görev tanımını netleştirmek, bireysel katkıyı görünür kılmak ve performansı tekil olarak ölçülebilir hâle getirmektir. Böylece grup üyeleri, kendi çabalarının grubun başarısındaki doğrudan etkisini somut bir şekilde görebilir ve bireysel sorumluluk bilinciyle hareket etmeye devam eder.

Bu parçadan hareketle "Ringelmann etkisi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Grup üyelerinin ortak hedefe olan inançları güçlendirildiğinde, sosyal kaytarmanın yarattığı verim kaybının tamamen engellenebileceğine

Answer

Grup üyelerinin ortak hedefe olan inançları güçlendirildiğinde, sosyal kaytarmanın yarattığı verim kaybının tamamen engellenebileceği yargısı
Parçada Ringelmann etkisini azaltmanın yöntemi olarak görev tanımlarının netleştirilmesi, bireysel katkının görünür kılınması ve performansın tekil olarak ölçülebilir hale getirilmesi sunulmuştur. Ancak grup üyelerinin ortak hedefe olan inançlarının güçlendirilmesinin bu verim kaybını tamamen ortadan kaldıracağına dair hiçbir bilgi parçada yer almamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafı dikkatlice analiz ederek Ringelmann etkisinin tanımını, nedenlerini ve önerilen çözüm yollarını belirlemek.
Grup büyüklüğü arttıkça bireysel çabanın azaldığı, bunun görünürlük eksikliği ve sorumluluk dağılımından kaynaklandığı, çözüm olarak ise performansı ölçülebilir ve görünür kılmanın önerildiği anlaşılır.
Parçadaki temel argümanları ve yardımcı düşünceleri tespit etmek için.
2
Seçeneklerde verilen yargıları parçadaki ifadelerle tek tek karşılaştırmak.
Grup çalışmasındaki verim düşüşü, bireysel katkı ölçümünün etkisi, sorumluluk dağılımının motivasyona etkisi ve performansı ölçülebilir kılma çözümüyle ilgili seçeneklerin doğrudan parçadan çıkarılabildiği doğrulanır.
Parçadan çıkarılabilecek (ulaşılabilecek) olan yargıları eleyebilmek için.
3
Parçada bulunmayan veya parçadaki verilere aykırı olan seçeneği tespit etmek.
Ortak hedefe olan inancın güçlendirilmesinin sosyal kaytarmayı tamamen ortadan kaldıracağı yönünde bir ifadenin parçada yer almadığı saptanır.
Olumsuz soru kökünün hedeflediği doğru seçeneği belirlemek için.

Key Concept

Çoklu paragrafta yardımcı düşünceleri belirleme ve olumsuz soru kökünü çözümleme
Estimated Time:2m 0s
Question 74Question

Matthew etkisi; sosyolojide, eğitimde ve bilim dünyasında, başlangıçta küçük bir avantaja sahip olanların bu avantajı zamanla katlayarak artırdığını, dezavantajlı olanların ise aradaki farkı kapatamayarak daha da geride kaldığını açıklayan bir kavramdır. Sosyolog Robert K. Merton tarafından kavramsallaştırılan bu durum, adını İncil’deki bir ayetten alır. Bu etki, özellikle okuma becerilerinin gelişiminde kendini g��sterir. Erken yaşta kelime dağarcığı zengin olan bir çocuk, okuduğu metinleri kolayca anlayıp daha fazla okuma eğilimi gösterirken; okuma sürecine geriden başlayan bir çocuk, zorlandığı için okumaktan uzaklaşır ve akranlarıyla arasındaki fark zamanla büyür. Benzer şekilde, bilimsel çalışmalarda da prestijli bilim insanlarının makaleleri, benzer nitelikteki diğer çalışmalara göre çok daha fazla atıf alarak öne çıkar.

Bu parçadan hareketle 'Matthew etkisi' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Başlangıç aşamasındaki küçük farkların, süreç içerisinde katlanarak yapısal eşitsizliklere yol açabildiği

Answer

Başlangıç aşamasındaki küçük farkların, süreç içerisinde katlanarak yapısal eşitsizliklere yol açabildiği
Doğru yanıt olan 'Başlangıç aşamasındaki küçük farkların, süreç içerisinde katlanarak yapısal eşitsizliklere yol açabildiği' ifadesi, metindeki Matthew etkisinin tanımı ve verilen örneklerle tam olarak uyuşmaktadır. Metinde bu kavramın başlangıçtaki küçük avantajların zamanla katlanarak büyümesini ifade ettiği doğrudan belirtilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın giriş kısmındaki tanım incelenir.
Metinde Matthew etkisinin, başlangıçtaki küçük avantajların zamanla katlanarak büyümesi ve dezavantajlı olanların daha da geride kalması durumu olduğu görülür.
Kavramın temel tanımını ve kapsamını belirlemek için.
2
Parçada verilen örnekler (okuma becerisi ve akademik atıflar) analiz edilir.
Erken yaşta kazanılan küçük bir avantajın (kelime dağarcığı) veya prestijin zamanla nasıl büyük bir uçuruma dönüştüğü anlaşılır.
Tanımın somut durumlar üzerindeki yansımalarını anlamak için.
3
Seçenekler bu doğrultuda değerlendirilir.
Başlangıçtaki küçük farkların zamanla kalıcı eşitsizliklere yol açtığını belirten ifadenin doğru cevap olduğu tespit edilir.
Parçadaki temel savı en doğru özetleyen seçeneği bulmak için.

Key Concept

Paragrafta yardımcı düşünceler ve ana düşünce çıkarımı
Estimated Time:1m 30s
Question 75Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Pygmalion etkisi, diğer adıyla kendini gerçekleştiren kehanet, bireyin kendisinden beklentisi yüksek olan kişilerin bu beklentilerine uygun davranması ve sonuçta o beklentiyi gerçekleştirmesi durumudur. Bu kavram, adını mitolojideki Kıbrıslı heykeltıraş Pygmalion’dan alır. Pygmalion, fildişinden kusursuz bir kadin heykeli yontar ve kendi yarattığı bu heykele âşık olur. Mitolojiye göre, aşk tanrıçası Afrodit onun bu sevgisine yanıt vererek heykeli canlandırır. Sosyal psikolojide ise bu terim, bir kişinin başkaları hakkındaki inançlarının, o başkalarının davranışlarını ve başarı düzeylerini doğrudan şekillendirmesi sürecini tanımlamak için kullanılır.

Okullarda yapılan araştırmalar, öğretmenlerin öğrencilerinden beklentilerinin öğrencilerin akademik başarısı üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, öğretmenlere rastgele seçilen bazı öğrencilerin çok zeki ve üstün başarılı olacağı söylendiğinde, yıl sonunda bu öğrencilerin gerçekten de diğerlerine göre daha yüksek başarı gösterdikleri gözlemlenmiştir. Öğretmenler bu öğrencilere daha fazla ilgi göstermiş, daha zorlayıcı sorular sormuş ve daha yapıcı geri bildirimlerde bulunmuşlardır. Ancak Pygmalion etkisinin olumlu yönü kadar olumsuz bir versiyonu da vardır: Golem etkisi. Bu etkide ise bir kişi hakkındaki düşük beklentiler, o kişinin performansının düşmesine yol açar.

Bu parçadan hareketle Pygmalion etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bir bireye karşı beslenen olumlu inanç ve beklentilerin, o bireyin davranış ve başarı düzeyini doğrudan ve olumlu yönde etkilediğine

Answer

Bir bireye karşı beslenen olumlu inanç ve beklentilerin, o bireyin davranış ve başarı düzeyini doğrudan ve olumlu yönde etkilediği yargısına ulaşılabilir.
Doğru olan seçenek parçada yer alan 'bir kişinin başkaları hakkındaki inançlarının, o başkalarının davranışlarını ve başarı düzeylerini doğrudan şekillendirmesi' tanımıyla tam olarak örtüşmektedir. Bu durum, başkalarının beklentilerinin bireyin performansı üzerindeki belirleyici gücünü gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavram olan Pygmalion etkisinin tanımını inceleme
Pygmalion etkisinin, bireyin kendisinden beklentisi yüksek olan kişilerin bu beklentilerine uygun davranması ve sonuçta o beklentiyi gerçekleştirmesi durumunu ifade ettiği belirlenir.
Soru kökündeki kavramın metindeki sınırlarını netleştirmek için.
2
Sosyal psikoloji bağlamındaki karşılığını analiz etme
Bu kavramın sosyal psikolojide bir kişinin başkaları hakkındaki inançlarının, o başkalarının davranışlarını ve başarı düzeylerini doğrudan şekillendirmesi süreci olarak açıklandığı saptanır.
Doğru seçenekte yer alan 'inanç ve beklentilerin başarıyı doğrudan etkilemesi' yargısını doğrulamak için.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış yönlendirmeleri eleme
Diğer seçeneklerdeki aşırı genellemeler (sadece üstün zekalılar), amaç-sonuç karmaşaları (zor soruların amacı) ve kavram çarpıtmaları (zeka düzeyini yükseltmek) elenir.
Metindeki kesin verilerle uyuşmayan çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için.

Key Concept

Çoklu paragraf sorularında metinden doğrudan çıkarılabilecek ana düşünceyi ve yargıları tespit etme
Question 76Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hawthorne etkisi, bireylerin kendilerinin gözlemlendiğini, izlendiğini veya özel bir ilginin odağı olduğunu fark ettiklerinde davranışlarını, performanslarını ya da üretkenliklerini geçici olarak değiştirme veya iyileştirme eğilimini ifade eden psikolojik ve sosyolojik bir fenomendir. Bu kavram, ilk kez 1924-1932 yılları arasında Chicago yakınlarındaki Western Electric firmasının Hawthorne fabrikasında gerçekleştirilen bir dizi deney sırasında keşfedilmiştir. Endüstriyel araştırmacılar, iş yerindeki aydınlatma derecesinin işçilerin verimliliği üzerindeki etkisini ölçmek istemişlerdir. Ancak deney sürecinde ilginç bir bulguya ulaşılmıştır: Işık seviyesi artırıldığında da azaltıldığında da, hatta çalışma koşulları eski ve olumsuz haline geri getirildiğinde bile çalışanların üretkenliğinde belirgin artışlar yaşanmıştır. Yapılan derinlemesine analizler sonucunda, verimlilikteki bu artışın fiziksel koşullardaki değişikliklerden değil; işçilerin araştırmacılar tarafından önemsenmesi, kendilerine ilgi gösterilmesi ve bir deneyin parçası olarak izleniyor olmalarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Sosyal bilimler metodolojisinde bu etki, araştırma tasarımlarının geçerliliğini tehdit eden önemli bir sapma kaynağı olarak kabul edilir. Deneklerin doğal ortamlarındaki gerçek tepkilerini gizleyip gözlemcinin beklentilerine göre hareket etmesi, araştırmalarda yanıltıcı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle günümüz araştırmacıları, gözlem sürecinin araştırma nesnesi üzerindeki bu dönüştürücü etkisini en aza indirmek için katılımsız gözlem veya gizli ölçüm tekniklerine başvurmaktadır. Böylece, araştırmaya katılan bireylerin dış müdahalelerden arındırılmış, yapaylıktan uzak ve gerçeği yansıtan veriler sunması hedeflenmektedir.

Bu parçadan hareketle Hawthorne etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Hawthorne etkisinin, çalışanların verimliliğini sürekli ve kalıcı kılmak amacıyla geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon yöntemi olduğuna

Answer

Hawthorne etkisinin, çalışanların verimliliğini sürekli ve kalıcı kılmak amacıyla geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon yöntemi olduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğru seçenek olan ifadedeki iddiaya göre Hawthorne etkisi, çalışan verimliliğini kalıcı kılmak için geliştirilmiş kurumsal bir motivasyon sistemidir. Oysa parçada Hawthorne etkisinin planlı bir kurumsal yönetim stratejisi olmadığı, aksine bilimsel araştırmalarda deneklerin izlendiğini fark etmesiyle ortaya çıkan geçici bir davranış değişikliği ve metodolojik bir sapma (fenomen) olduğu vurgulanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın genel konusunu ve Hawthorne etkisinin tanımını incelemek
Hawthorne etkisinin, insanların izlendiklerini fark ettiklerinde davranışlarını geçici olarak değiştirme/iyileştirme eğilimi olduğu ve bu durumun deneylerle saptandığı belirlenmiştir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak seçeneklerin parçadaki bilgilerle karşılaştırılabilmesi için temel tanımın ve bağlamın anlaşılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki yargıları parçadaki ifadelerle tek tek karşılaştırmak
Gözlemlenmenin davranış değişikliği yaratması (ilk cümle), gözlemci etkisinin araştırmanın geçerliliğini etkilemesi (metodolojik sapma kısmı), verimlilik artışının fiziksel koşullardan değil ilgiden kaynaklanması (deney bulguları kısmı) ve araştırmacıların katılımsız/gizli gözlemlere yönelmesi (son cümle) parçadan doğrudan doğrulanabilmektedir.
Ulaşılamaz olan seçeneği bulmak için metinde doğrulanabilen tüm doğru yardımcı düşüncelerin elenmesi gerekir.
3
Yanlış olan ve parçada yer almayan iddiayı tespit etmek
Hawthorne etkisinin kurumsal bir motivasyon yöntemi olarak geliştirildiği iddiası parçayla çelişmektedir. Metinde bunun planlı bir yönetim aracı değil, bilimsel deneylerde tesadüfen keşfedilen psikolojik ve metodolojik bir sapma olduğu açıkça belirtilmiştir.
Doğru cevabın parçadaki bilgilerle neden çeliştiğini veya parçada neden yer almadığını gerekçelendirerek kesin sonuca ulaşmak.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Olumsuz Soru Köklü Yardımcı Düşünce Çıkarımı
Question 77Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Hedonik adaptasyon veya hedonik koşu bandı teorisi, bireylerin hayatlarında meydana gelen büyük olumlu ya da olumsuz değişimlerin ardından kısa sürede eski genel mutluluk seviyelerine geri dönme eğilimini ifade eder. Bu kavrama göre, kişi piyangodan büyük bir ikramiye kazandığında ya da ciddi bir kaza geçirip fiziksel bir kayba uğradığında, başlangıçta büyük bir mutluluk patlaması veya derin bir hüzün yaşasa da zaman geçtikçe bu yeni duruma alışır ve başlangıçtaki duygusal taban çizgisine geri döner. İnsan zihni, karşılaştığı yeni koşulları hızla normalleştirerek beklenti düzeyini günceller. Bu durum, mutluluk arayışının neden bitmek bilmeyen bir koşu bandına benzetildiğini de açıklar; çünkü kişi hedeflerine ulaştıkça beklentileri de aynı oranda artar ve durağan bir tatmin seviyesinde kalır. Evrimsel psikologlar, bu adaptasyon mekanizmasının insanın hayatta kalma ve çevresel değişimlere uyum sağlama becerisini artırdığını savunur. Sürekli aşırı mutluluk veya derin yas durumunda kalmak, bireyin günlük yaşamdaki tehlikelere karşı tetikte olmasını engelleyeceğinden, zihnin denge durumuna (homeostazis) dönmesi biyolojik bir gerekliliktir. Zira çevreye uyum sağlayamayan canlıların doğada varlığını sürdürmesi imkânsızdır. Ancak bu adaptasyon süreci, sürdürülebilir mutluluğun dışsal koşulların iyileştirilmesinden ziyade zihinsel alışkanlıkların ve bakış açısının değiştirilmesiyle mümkün olabileceğini gösteren önemli bir kanıttır. Dolayısıyla hayatımızda yapacağımız köklü mekan değişiklikleri ya da maddi kazanımlar, bizi düşündü��ümüz kadar uzun süre mutlu kılmaya yetmeyecektir.

Bu parçadan hareketle hedonik adaptasyonla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Zihnin denge durumunu koruma arzusunun, bireyi hayatta karşılaşabileceği her türlü travmatik deneyimden tamamen koruduğuna

Answer

Zihnin denge durumunu koruma arzusunun, bireyi hayatta karşılaşabileceği her türlü travmatik deneyimden tamamen koruduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğru yanıt zihnin dengeye dönmesinin insanı tüm travmalardan tamamen koruduğu yönündeki iddiadır. Parçada homeostazis durumunun biyolojik bir gereklilik olduğu ve tetikte olmayı sağladığı vurgulanmış, ancak bunun bireyi travmatik olaylardan tamamen koruduğu ya da muaf tuttuğu söylenmemiştir. Bu çıkarım metnin sınırlarını aşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın genel anlamını kavramak ve ana fikrini analiz etmek amacıyla metin dikkatle okunur.
Hedonik adaptasyon kavramının ne olduğu, nasıl çalıştığı ve evrimsel/biyolojik temelleri anlaşılır.
Seçenekleri metindeki ifadelerle karşılaştırabilmek için temel bir çerçeve oluşturulmalıdır.
2
Seçeneklerde verilen iddialar tek tek ele alınarak metindeki ilgili cümlelerle eşleştirilir.
Bireyin yaşam standartlarındaki artışın sürekli doyum sağlamadığı, evrimsel olarak tehlikelere karşı tetikte olmaya yardım ettiği, sarsıcı olayların etkisinin zamanla azaldığı ve dışsal koşulların kalıcı mutluluğa tek başına yetmediği bilgileri metinde bulunur.
Ulaşılabilecek yargıları eleyerek ulaşılamaz olanı bulmak için analiz yapılır.
3
Metinde doğrudan ya da dolaylı olarak geçmeyen, aşırı yorum veya yanlış çıkarım barındıran seçeneğin tespiti yapılır.
Zihnin dengeye dönme eğiliminin insanı travmatik deneyimlerin kendisinden tamamen koruduğu iddiasının metinle bağdaşmadığı görülür.
Doğru cevaba ulaşmak için kesin ve nesnel bir eleme gerçekleştirilir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Olumsuz Soru Kökü ve Yardımcı Düşünce Analizi
Question 78Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Wolfgang Iser’in alımlama estetiği kuramında geliştirdiği 'boşluklar' (Leerräume) kavramı, yazınsal bir metnin anlam üretim sürecinde okura biçtiği aktif rolün kuramsal zeminini oluşturur. Iser’e göre bir edebi metin, yazar tarafından her ayrıntısı eksiksiz biçimde doldurulmuş, donmuş bir anlam deposu değildir. Aksine metin, içinde barındırdığı yapısal belirsizlikler, suskunluklar ve atlamalar aracılığıyla sürekli bir devinim halindedir. Yazar, bilinçli ya da bilinçdışı bir yönelimle metnin farklı katmanları arasında birtakım boşluklar bırakır. Bu boşluklar, okurun hayal gücünü ve bilişsel yetilerini harekete geçiren, onu edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp yaratıcı bir ortak konumuna yükselten katalizörlerdir. Okur, kendi deneyim dünyası, kültürel birikimi ve beklenti ufku doğrultusunda bu boşlukları doldurarak metnin anlamını somutlaştırır. Başka bir deyişle, edebi yapıtın nihai anlamı ne yalnızca metnin kendisinde ne de sadece okurun zihnindedir; o, bu iki kutbun etkileşiminden doğan ve 'estetik kutup' olarak adlandırılan sanal düzlemde inşa edilir. Dolayısıyla her okuma eylemi, metindeki boşlukların farklı biçimlerde doldurulmasıyla şekillenen özgün bir yeniden üretim sürecine dönüşür. Metindeki belirsizliklerin azlığı veya çokluğu, okurun metne katılım derecesini doğrudan belirler. Çok fazla açıklamanın yer aldığı, boşluk barındırmayan metinler okuru zihinsel tembelliğe sürüklerken; aşırı belirsizlik taşıyan metinler ise anlamlandırma sürecini imkansız kılarak okur ile metin arasındaki iletişimin tamamen kopmasına neden olabilir.

Bu parçadan hareketle Wolfgang Iser'in 'boşluklar' kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Yazınsal metindeki boşlukların oranı arttıkça, okurun metne katılım düzeyi ve metinden elde edeceği estetik haz da aynı oranda artış gösterir.

Answer

Yazınsal metindeki boşlukların oranı arttıkça okurun katılım düzeyinin ve estetik hazzın aynı oranda artacağını savunan yargı, parçanın bütünüyle ve özellikle son cümlesiyle çeliştiği için söylenemez.
Metnin son cümlesinde, belirsizliklerin azlığının ya da çokluğunun okurun katılım derecesini belirlediği ancak aşırı belirsizlik (boşluk) durumunda anlamlandırma sürecinin imkansızlaşarak iletişimin tamamen kopacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, boşlukların oranı arttıkça katılım düzeyinin ve estetik hazzın sürekli aynı oranda (doğrusal şekilde) artacağı yönündeki yargı metindeki bu koşulla çelişmektedir ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın genel konusunu ve Wolfgang Iser'in 'boşluklar' kavramına yüklediği kuramsal rolü analiz etmek.
Boşlukların okurun etkin katılımını sağladığı, anlamın okur ile metin arasındaki estetik kutupta üretildiği ve durağanlığı engellediği saptanmıştır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi ('söylenemez') doğru şekilde çözümlemek için öncelikle metindeki temel tezleri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yargıları metindeki ifadelerle karşılaştırarak doğruluğunu test etmek.
Anlamın dinamikliği, okurun edilgenlikten kurtulması, aşırı açıklamanın zihinsel tembellik yaratması ve anlamın çift kaynaklı oluşu gibi yargıların metinde desteklendiği görülmüştür.
Metinle tutarlı olan doğru çıkarımları eleyerek çelişkili olan seçeneğe ulaşmak.
3
Metnin son cümlesindeki koşul ile doğru yanıttaki iddiayı karşılaştırmak.
Metnin son bölümünde 'aşırı belirsizliğin anlamlandırmayı imkansız kılıp iletişimi koparacağı' belirtildiğinden, boşluk oranı arttıkça katılımın da doğrusal olarak artacağı iddiasının metinle doğrudan çeliştiği kesinleşmiştir.
Doğrulanamayan tek yargının metinle olan mantıksal uyuşmazlığını kanıtlamak.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Estimated Time:2m 30s
Question 79Question

Bilişsel çelişki kuramı, 1957 yılında sosyal psikolog Leon Festinger tarafından ortaya atılmış olup bireyin inançları, değerleri veya tutumları ile davranışları arasında bir uyumsuzluk yaşandığında hissettiği zihinsel rahatsızlığı açıklayan bir teoridir. Festinger’a göre insanlar, doğaları gereği içsel bir tutarlılık arayışı içindedirler. Sahip olunan iki biliş (bilgi, inanç veya görüş) birbiriyle çeliştiğinde ya da sergilenen bir davranış mevcut inançlarla uyuşmadığında birey yoğun bir psikolojik huzursuzluk hisseder. Bu huzursuzluk, kişiyi çelişkiyi azaltmaya ve zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönlendirir. Çelişkiyi hafifletmek için bireyler genellikle üç temel yönteme başvururlar: Yeni bilgiler edinerek mevcut inançlarını desteklemek, çelişen bilişlerden birinin önemini azaltmak ya da doğrudan inancı veya davranışı değiştirmek. Örneğin, sigara içmenin sağlığa zararlı olduğunu bilen bir kişi, bu eylemi ile sağlığını koruma inancı arasında bir çelişki yaşar. Bu kişi ya sigarayı bırakarak davranışını değiştirir ya da 'sigaranın stresi azalttığı' gibi yeni bir biliş üreterek veya 'nasılsa hepimiz öleceğiz' diyerek durumu rasyonalize etmeye çalı��ır. Kuram, insanların her zaman rasyonel varlıklar olmaktan ziyade rasyonalize eden, yani kararlarını ve eylemlerini kendi gözlerinde haklı çıkarmaya çalışan varlıklar olduğunu savunur. Dolayısıyla bireyin bu süreçte sergilediği tutumlar, nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama ve içsel tutarlılık sağlama çabasının ürünüdür.

Bu parçaya göre bilişsel çelişki yaşayan bir bireyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Zihinsel dengesini korumak adına her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalışır.

Answer

Zihinsel dengesini korumak adına her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalışır.
Bireyin her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalıştığı söylenemez. Çünkü paragrafta insanların rasyonel varlıklar olmaktan ziyade rasyonalize eden (yani kendi kararlarını haklı çıkarmaya çalışan) varlıklar olduğu ve nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama peşinde oldukları açıkça ifade edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana fikrini ve insanların çelişki karşısında takındığı tavrı belirlemek.
İnsanların rasyonel kararlar almaktan ziyade, sergiledikleri tutumları ve kararları psikolojik rahatlama amacıyla rasyonalize ettikleri saptanır.
Seçeneklerin doğruluğunu veya yanlışlığını test etmek için yazarın ana tezini netleştirmek gerekir.
2
Seçenekleri paragrafta sunulan verilerle karşılaştırmak.
Çelişkiyi çözme yöntemleri ile bireyin içsel dengesini kurma çabalarının seçeneklerde doğru şekilde açıklandığı görülür.
Paragrafa göre söylenebilecek yargıları eleyerek söylenemez olanı bulmak için.
3
Doğru seçeneği teyit etmek.
İnsanların her zaman nesnel ve rasyonel kararlar almaya çalıştığı iddiasının, paragrafın son cümlesindeki 'nesnel bir gerçeklik arayışından ziyade psikolojik bir rahatlama... ürünüdür' ifadesiyle çeliştiği belirlenir.
Hatalı olan yargıyı tespit edip doğru cevaba ulaşmak için.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 80Question

Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı, modern toplumda gerçekliğin yerini işaretlerin, sembollerin ve imajların aldığını savunur. Bu kurama göre, günümüz dünyasında asıl olan nesnenin kendisi değil, onun temsilidir. Temsil edilen gerçeklik zamanla kaybolur ve geriye yalnızca 'simülakr' adı verilen, aslı olmayan kopyalar kalır. Baudrillard bu süreci dört aşamada açıklar: İlk aşamada imaj derin bir gerçekliğin yansımasıdır; yani gerçeği doğrudan temsil eder. İkinci aşamada imaj derin bir gerçekliği maskeler ve bozar. Üçüncü aşamada imaj derin bir gerçekliğin yokluğunu maskeler; yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizler. Son aşamada ise imajın hiçbir gerçeklikle ilişkisi kalmaz; o artık kendi kendisinin saf simülakrıdır. Bu aşamada ortaya çıkan 'hipergerçeklik', gerçek ile sahte arasındaki sınırların tamamen silindiği ve simülasyonun gerçeğin kendisinden daha gerçek algılandığı yeni bir evreyi tanımlar.

Bu parçada ele alınan simülasyon kuramının aşamaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi imajın 'derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelediği' üçüncü aşamaya örnek gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Bir ülkedeki para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde, banknotların üzerindeki resmî mühür ve sembollerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesi

Answer

Bir ülkedeki para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde, banknotların üzerindeki resmî mühür ve sembollerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesi
Doğru cevap, para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde üzerindeki mühürlerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesini içeren seçenektir. Parçada üçüncü aşama, imajın derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelemesi yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizlemesi olarak açıklanmıştır. Altın karşılığı bulunmayan bir para sisteminde fiziksel/somut bir referans (gerçeklik) mevcut değildir; ancak banknotun üzerindeki semboller bu yokluğu gizlemekte, sanki arkasında reel bir değer varmış izlenimi yaratmaktadır. Bu durum üçüncü aşamayla tam olarak örtüşür.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen simülasyon kuramının üçüncü aşamasının tanımını analiz etmek.
Üçüncü aşama: 'İmajın derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelemesi, yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizlemesi' olarak tanımlanmıştır.
Soruda istenen durumun teorik çerçevesini netleştirmek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerde sunulan durumları bu aşamanın tanımıyla (olmayan bir gerçekliğin var gibi gösterilmesi/gizlenmesi) karşılaştırmak.
Para biriminin arkasında altın karşılığı (gerçeklik) bulunmamaktadır; ancak banknot üzerindeki mühürler (imaj) bu karşılığın yokluğunu maskelemektedir.
Tanıma birebir uyan somut örneği doğru tespit etmek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.
3
Diğer seçeneklerin hangi aşamalara karşılık geldiğini belirleyerek eleme yapmak.
Doğadaki gölün resmedilmesi birinci aşamaya; ekonomik krizin çarpıtılması ikinci aşamaya; dijital manken dördüncü aşamaya; tahtın yeniden üretimi ise birinci/ikinci aşamaya aittir.
Çeldiricilerin yanlışlığından emin olmak ve analizi doğrulamak için bu adım uygulanır.

Key Concept

Paragraftaki kavramsal aşamaları analiz etme ve somut durumlara uygulama
PreviousPage 4 / 5Next
Çoklu Paragraf Soruları Practice Questions — ALES — Page 4 | Examkin