Bir kamu kurumunun strateji geliştirme birimine yönetici olarak atanan bir bireyin çalışma tarzına dair şu gözlemler yapılmıştır:
I. Başarıya ulaşma ihtimalinin çok düşük olduğu ya da sonucun tamamen tesadüfe bağlı olduğu projelerden kaçınırken; kendi yetkinliğinin ve çabasının sonucu doğrudan etkileyeceği, yaklaşık başarı şansına sahip 'hesaplanmış riskleri' tercih etmektedir.
II. Mesai arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde 'sevilme' veya 'popüler olma' arayışında bulunmamakta; bunun yerine işin her aşamasında performansına dair somut, nesnel ve anlık veri akışı (geri bildirim) almayı öncelemektedir.
III. Diğer kişileri kontrol etmek, onlar üzerinde otorite kurmak veya statü kazanmak gibi amaçlardan ziyade, belirlenen zorlayıcı hedeflere ulaşma yolundaki bireysel katkısına ve işin teknik mükemmelliğine odaklanmaktadır.
Buna göre; söz konusu yöneticinin sergilediği davranışların temelindeki baskın motivasyonel dürtü ve bu durumun üst düzey yönetim kademelerindeki performansı üzerindeki olası etkisi aşağıdakilerin hangisinde doğru çözümlenmiştir?
- Başarı ihtiyacı (nAch); kişinin somut sonuçlara ve uzmanlığa odaklanması nedeniyle girişimsel faaliyetlerde etkinliği artırsa da, yetki devretme ve başkalarını harekete geçirme yerine işi bizzat yapma eğilimi üst düzey yönetimde bir kısıt oluşturabilir.Answer
- BSosyalleşmiş güç ihtiyacı (nPow); yöneticinin statüden ziyade kurumsal hedeflere ve verimliliğe odaklanması sayesinde stratejik yönetim kademelerinde en yüksek başarıyı ve örgütsel bağlılığı yakalayan ideal profildir.
- Cİlişki kurma ihtiyacı (nAff); onaylanma arayışından ziyade iş kalitesine odaklandığı için grup içi bağlılığı artırır ve özellikle insan ilişkilerinin yoğun olduğu kamu hizmetlerinde en yüksek yönetsel etkinliği sağlar.
- DBaşarı ihtiyacı (nAch); riskleri seviyesinde tutma ve belirsizlikten kaçınma eğilimi nedeniyle, hızlı karar alınması gereken kriz ortamlarında kurumsal durağanlığa ve fırsat maliyetlerinin artmasına yol açar.
- EKişiselleşmiş güç ihtiyacı (nPow); başkalarını kontrol etmek yerine kendi başarısına odaklandığı için otorite figürü olmaktan kaçınır ve bu durum bürokratik hiyerarşide alt-üst ilişkilerinin bozulmasına neden olur.