Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
Osmanlı Devleti’nden devralınan dış borçların ödenmesi sürecinde, 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı Türkiye'nin ödeme takvimini olumsuz etkilemiş ve bütçe dengesini sarsmıştır. Bu durum üzerine Türkiye Cumhuriyeti, alacaklı devletlerle (başta Fransa) yeniden görüşmeler yaparak borçların taksitlendirilmesini ve faiz oranlarının düşürülmesini talep etmiştir. Türkiye’nin bu süreçte borçlarını yeniden yapılandırmak için dayanak gösterdiği ve uluslararası alanda borç ödemelerinin ertelenmesini öngören belge aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Konferansı’nda çözümü sonraya bırakılan Musul Sorunu, Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşma ile Türkiye-Irak sınırı çizilirken Musul ve Kerkük İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılmış, buna karşılık İngiltere'nin üzerinde hak iddia ettiği aşağıdaki bölgelerden hangisinin Türkiye egemenliği altında kalması kesinleşmiştir?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1932 yılları arasında Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi, 1932-1939 yılları arasında ise dünya barışına katkı ve kolektif güvenlik politikaları olarak iki ana safhada ele alınmaktadır.
Buna göre, Türk dış politikasının bu dönemleri ve temel ilkeleriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Türkiye Cumhuriyeti'nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik süreci incelendiğinde; genel teamülün aksine cemiyete üyelik başvurusu yapmadığı, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyetin genel kurulu tarafından resmen davet edildiği görülmektedir. Türkiye'nin uluslararası bir kuruluşa bu şekilde davet edilerek katılması, aşağıdakilerden hangisinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir?
Lozan Barış Konferansı sürecinde Türk heyeti, yabancı okullar konusunun uluslararası bir antlaşma metniyle değil, Türkiye’nin çıkaracağı kanunlar çerçevesinde çözüleceğini savunmuştur. Ancak 1925 yılında Fransa ve Vatikan, okulların müfredatına ve denetimine yönelik yeni düzenlemeleri gerekçe göstererek konuyu uluslararası bir platformda müzakere etmeyi teklif etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ise bu talebi; "Bu mesele Türkiye'nin bir iç meselesidir, dış bir devletle pazarlık konusu yapılamaz." diyerek kesin bir dille reddetmiştir.
Türkiye’nin bu tutumunun temel dayanağı ve korumaya çalıştığı temel prensip aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması'na göre yabancı okulların çalışma esasları Türkiye'nin iç hukukuna bırakılmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde bu okullarda Türk dili, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce okutulması zorunluluğu ile dinî sembollerin kaldırılması kararı Fransa ve Vatikan tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Türkiye, bu devletlerin konuyu diplomatik bir müzakere konusu haline getirme taleplerini "egemenlik haklarına müdahale" sayarak reddetmiştir.
Bu bilgilere göre, Türkiye’nin yabancı okullar konusunda sergilediği tavizsiz tutumun temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi ve Orta Doğu'da yayılmacı bir politika izlemesi üzerine Türkiye, doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla bölgesel bir iş birliğine öncülük etmiştir. 8 Temmuz 1937 tarihinde İran'ın başkenti Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan bu pakt aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Konferansı'nda çözümü sonraya bırakılan tek konu olan Musul Sorunu'nun, Milletler Cemiyeti'ne taşınması ve 1926 Ankara Antlaşması ile neticelenen süreci düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun ardından dış politikadaki önceliklerini ulusal çıkarlar ve küresel barış dengesi üzerine inşa etmiştir. Bu doğrultuda izlenen strateji, yılları arasında Lozan'dan kalan sorunların tasfiyesi, yılları arasında ise kolektif güvenlik ve bölgesel iş birlikleri şeklinde iki ana döneme ayrılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 'mütekabiliyet' ve 'tam bağımsızlık' ilkeleriyle Lozan'dan kalan pürüzleri gidermeye odaklandığı **ilk dönem () gelişmeleri arasında gösterilemez**?
Atatürk Dönemi'nde Türkiye, dünya barışına katkı sağlamak ve sınırlarının güvenliğini korumak amacıyla çok taraflı bölgesel ittifaklara öncelik vermiştir. Bu doğrultuda, yılında Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı ile doğu sınırları güvence altına alınmıştır. Paktın imzalanması sürecinde, bölgedeki bir devlet Türkiye ile arasındaki Hatay Sorunu ve Irak ile olan sınır uyuşmazlıkları nedeniyle bu oluşumun dışında kalmıştır.
Bu bilgiler ışığında, Sadabat Paktı'na katılmayan söz konusu devlet aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Akdeniz'de 'Bizim Deniz' (Mare Nostrum) söylemiyle yayılmacı bir siyaset izlemesi, Orta Doğu ülkelerini bölgesel bir güvenlik iş birliğine yöneltmiştir. Bu doğrultuda 8 Temmuz 1937'de Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında bir dostluk ve güvenlik paktı imzalanmıştır.
Sadabat Paktı'nın oluşum süreci ve diplomatik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu paktla ilgili yanlış bir değerlendirmedir?
1930’lu yıllarda Avrupa'da statükonun bozulmaya başlaması ve yayılmacı politikaların hız kazanması üzerine Türkiye, batı sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla bölgesel iş birliklerine öncülük etmiştir.
Bu süreçte 9 Şubat 1934 tarihinde imzalanan Balkan Antantı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, paktın kurulma gerekçesini, katılımcı yapısını ve bölgedeki siyasi kısıtlılıklarını bir arada değerlendiren en kapsamlı yargıdır?
Atatürk Dönemi Türk dış politikası; yılları arasında daha çok Lozan Barış Antlaşması’ndan kalan sorunların çözülmesine yönelik bir seyir izlerken, yılları arasında ise dünyadaki siyasi gerginliklerin artması üzerine bölgesel ve uluslararası iş birliklerine odaklanmıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasının dönemine ait temel özelliklerden biridir?
Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini dış politikanın temeline yerleştiren Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların başından itibaren uluslararası barışı koruma çabalarına aktif destek vermiştir. Bu barışçı tutum, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde alışılagelmiş prosedürün dışına çıkılmasını ve Türkiye'nin bir davet üzerine cemiyete katılmasını sağlamıştır. Türkiye'nin cemiyete davet edilmesi yönündeki teklifi sunan ve bu teklifi destekleyerek üyeliğin 1932 yılında gerçekleşmesini sağlayan devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
Musul Sorunu’nun Milletler Cemiyetine taşınmasının ardından cemiyetin yetki alanı üzerine taraflar arasında hukuki bir tartışma çıkmıştır. Türkiye, Lozan Antlaşması’nın ilgili maddesine dayanarak cemiyetin sadece bir 'arabulucu' olduğunu ve tarafların rızası olmadan kesin karar veremeyeceğini savunmuştur. İngiltere ise cemiyetin bir 'hakem' gibi hareket ederek bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olduğunu ileri sürmüştür. Milletler Cemiyeti, yetki sınırını belirlemek amacıyla Lahey Adalet Divanı’ndan görüş istemiş; Divan, cemiyetin alacağı kararın kesin ve bağlayıcı olduğu yönünde mütalaa vermiştir.
Bu hukuki süreç ve sonucunda Lahey Adalet Divanı’nın verdiği karar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
1930'lu yılların başında Avrupa'da totaliter rejimlerin güç kazanması ve yayılmacı politikalar izlemesi üzerine Türkiye, bölgesel barışı korumak amacıyla diplomatik girişimlerini artırmıştır. Bu doğrultuda 9 Şubat 1934 tarihinde Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; Lozan'dan kalan sorunların çözülmeye çalışıldığı birinci dönem (1923-1932) ve dünyada artan dış tehditlere karşı bölgesel/küresel iş birliklerine gidilen ikinci dönem (1932-1939) olarak iki ana safhaya ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1932-1939 yılları arasındaki dönemde 'Barışçılık' ve 'Gerçekçilik' ilkeleri kapsamında tırmanan savaş tehdidine karşı atılan adımlardan biri değildir?
Yeni Türk Devleti’nin Atatürk Dönemi’nde yabancı okullar konusunu bir dış sorun olarak kabul etmeyip "iç mesele" sayarak yabancı devletlerin bu konudaki görüşme isteklerini kesin bir dille reddetmesi, aşağıdaki esaslardan hangisine doğrudan dayanmaktadır?
Türkiye'nin Musul Sorunu'nu çözmek için Milletler Cemiyeti nezdinde yürüttüğü diplomasi süreci devam ederken, 1925 yılında çıkan Şeyh Sait İsyanı Türk hükümetinin dış politikadaki hareket alanını kısıtlamıştır. Bu iç gelişmenin de etkisiyle imzalanan 1926 Ankara Antlaşması'nın sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye’nin Lozan Antlaşması ile üstlendiği Osmanlı borçlarını ödeme takvimini ciddi şekilde aksatmıştır. Türkiye bu süreçte ABD Başkanı Hoover’ın önerdiği borç erteleme (moratoryum) sisteminden faydalanmak istemiş, ancak en büyük alacaklı olan devletle yaşanan gerginlikler neticesinde konu yeniden uluslararası pazarlıkların odağına oturmuştur. 1933 yılında Paris’te imzalanan yeni sözleşme ile Dış Borçlar Sorunu’nun çözüme kavuşturulmasında sağlanan temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?