Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını Türk üyenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılacaktır." maddesi, Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan en önemli unsurlardan biri olarak görülmüştür. yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu durum Türkiye lehine köklü bir değişikliğe uğramıştır.
Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki siyasi otoritesini engelleyen uluslararası denetim mekanizmasının tamamen sona erdiğini kanıtlamaktadır?
Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nden devraldığı dış borçların ödenmesi sürecinde Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle ciddi mali sıkıntılarla karşılaşmıştır. Bu durum üzerine yılında alacaklı devletler ile yapılan yeni görüşmelerde borçların Türk lirası üzerinden ödenmesi ve taksitlendirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu müzakere sürecinde Türkiye'nin tezlerini destekleyen ve dünya genelinde borç ödemelerinin ertelenmesini sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
İkinci Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya gibi devletlerin yayılmacı ve revizyonist politikaları, Türkiye'yi Boğazlar üzerindeki kısıtlamaları kaldırmak için harekete geçirmiştir. Bu diplomatik girişimler sonucunda imzalanan tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle Lozan Antlaşması'ndaki hangi uygulamanın kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki yönetimsel kısıtlamalarını sona erdirerek tam egemenliğini sağlamıştır?
Türkiye, Lozan Antlaşması doğrultusunda Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödenmesi için 1928 yılında alacaklı devletlerle bir anlaşma yapmıştır. Ancak bu süreçte ortaya çıkan küresel bir gelişme üzerine Türkiye, ödeme takviminde revizyon talep etmiş ve Hoover Moratoryumu'ndan yararlanarak 1933 yılında Fransa başta olmak üzere alacaklılarla yeni bir Paris Borçlar Sözleşmesi imzalamıştır.
Türkiye'nin 1928 yılında belirlenen ödeme planına uyamayarak yeni bir düzenleme talep etmesinde etkili olan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
1936 yılında Fransa'nın Suriye'deki manda yönetimini sonlandıracağını ilan etmesi üzerine Türkiye, Hatay meselesini Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Bu süreçte cemiyet tarafından görevlendirilen komisyonun hazırladığı, Hatay'ın iç işlerinde bağımsız ancak dış işlerinde Suriye'ye bağlı bir 'ayrı varlık' olarak kabul edilmesini sağlayan rapor ile 1938'de kurulan Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
1930'lu yıllarda gelişen revizyonist politikaların yarattığı küresel güvenlik kaygıları üzerine imzalanan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejimini köklü bir değişikliğe uğratmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin, Lozan Antlaşması'ndaki "egemenlik kısıtlamalarını" sona erdirdiğinin en güçlü kanıtıdır?
1930'lu yılların ikinci yarısında İtalya’nın Habeşistan’ı işgali ve Akdeniz çevresindeki yayılmacı politikaları sonucu ortaya çıkan güvenlik endişeleri, Türkiye’nin öncülüğünde bölgesel bir iş birliği girişimine dönüşmüştür. Bu doğrultuda 1937 yılında imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?
Lozan Antlaşması’nda çözümü ikili görüşmelere bırakılan Musul Sorunu; tarafların uzlaşamaması, Milletler Cemiyeti’nin 'Brüksel Hattı' önerisi ve Türkiye’de çıkan Şeyh Sait İsyanı gibi faktörlerin etkisiyle 1926 Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır.
Bu bilgilere dayanarak 1926 Ankara Antlaşması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Atatürk Dönemi'nde Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nden kalan borçların tasfiyesi sürecinde en büyük alacaklı konumundaki Fransa ile ciddi görüşmeler yürütmüştür. Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası borç ödemelerini gerçekleştirmekte zorlanan Türkiye'nin, borçların yeniden yapılandırılmasında ve taksitlerin hafifletilmesinde bir "dayanak noktası" olarak kullandığı uluslararası belge veya gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Hatay Sorunu'nun Milletler Cemiyeti'ne taşınması sonucunda hazırlanan ve Hatay'ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı "ayrı bir varlık" (entite) olarak kabul edilmesini sağlayan belge aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yılların başından itibaren Avrupa'da hız kazanan silahlanma yarışı ve yayılmacı emeller, Balkan devletlerini sınır güvenliklerini korumak adına ortak hareket etmeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bir araya gelerek 1934 yılında Balkan Antantı'nı imzalamışlardır.
Buna göre, bölgesel bir güç birliği olan bu ittifaka Bulgaristan'ın dahil olmamasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Osmanlı Devleti’nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde, 1929 yılında başlayan küresel ekonomik kriz Türkiye’nin ödeme dengesini ciddi şekilde sarsmıştır. Bu zorlu süreçte Türkiye’nin, borç ödemelerini erteleme ve yeniden yapılandırma taleplerine uluslararası hukuk zemininde meşruiyet kazandıran gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Musul Sorunu'nun çözümü için toplanan Haliç Konferansı'ndan sonuç alınamaması üzerine konu Milletler Cemiyetine taşınmıştır. Cemiyetin tayin ettiği komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul, Irak'a bırakılmış; Türkiye'ye ise bölgedeki petrol gelirlerinin 'u yıl süreyle verilmiştir.
Türkiye'nin, Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen "Brüksel Hattı"nı sınır olarak kabul edip Musul'daki haklarından feragat etmesinde etkili olan en temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
1934 yılında Atina'da imzalanan Balkan Antantı, katılımcı devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına almalarını ve birbirlerine danışmadan diğer Balkan devletleriyle siyasi bir harekete girişmemelerini öngörmüştür. Ancak Balkanlar'da yer almasına rağmen bazı devletler bu paktın dışında kalmıştır. Buna göre, Balkan Antantı'nın bölgedeki tüm devletleri kapsayamamasının ve savunma gücünün sınırlı kalmasının temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde, Karadeniz’e kıyıdaş (kıyısı olan) olmayan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine ve Karadeniz’de kalış sürelerine (tonaj ve gün sınırı gibi) belirli kısıtlamalar getirilmiştir.
Türkiye’nin talebi doğrultusunda sözleşmeye eklenen bu hükümlerin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan "Türk ve Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" sonrasında, iki ülke arasında uzun yıllar devam eden "etabli" (yerleşik) sorunu ortaya çıkmıştır.
Bu sorunun temelini oluşturan anlaşmazlık konusu aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Almanya'nın Ren bölgesine asker çıkarması gibi revizyonist hareketler, Türkiye'nin Boğazlar Rejimi'ni yeniden gündeme getirmesine neden olmuştur. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile elde edilen aşağıdaki kazanımlardan hangisi, Lozan Antlaşması'nda yer alan ve Türkiye'nin iç işlerine müdahale niteliği taşıyan "uluslararası denetim" mekanizmasına son verildiğinin doğrudan göstergesidir?
Lozan Antlaşması'nda çözümü sonraya bırakılan Musul Sorunu sürecinde; Haliç Konferansı'nın tıkanması üzerine konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmış, Cemiyet bünyesinde oluşturulan komisyon 'Brüksel Hattı'nı belirlemiş ve Lahey Adalet Divanı'ndan görüş alınmıştır. Şeyh Sait İsyanı'nın da etkisiyle 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile sorun karara bağlanmıştır.
Bu antlaşmanın maddeleri ve sonuçları ile ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde geçen "etabli" (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlık, 1930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile "İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması" kararıyla çözülmüştür. Bu çözümün Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliği bitirmesinin ardından, bölgesel güvenliği sağlamak amacıyla atılan en somut adım aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında, 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Avrupa'da statükonun bozulması ve saldırgan politikaların artması üzerine Türkiye; hem Batı hem de Doğu sınırlarını korumak adına bölgesel güvenlik paktlarının kurulmasına öncülük etmiştir. Bu doğrultuda 1937 yılında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda imzalanan ve Orta Doğu’da bölgesel barış ve iş birliğini hedefleyen pakta katılan kurucu devletlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?