Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
1923 Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan mübadele sözleşmesinde yer alan "etabli" (yerleşik) kavramının yorumlanması, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süreli bir gerginliğe neden olmuştur. 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile bu sorun kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.
Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması ile getirilen çözümün kapsamı ve bu gelişmenin Türk dış politikasındaki stratejik yansıması aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikası genel olarak iki ana evreye ayrılır. 1923-1930 yılları arasındaki birinci dönemde Lozan Barış Antlaşması’ndan bakiye kalan sorunların tasfiyesi öncelik taşırken; 1930-1939 yılları arasındaki ikinci dönemde ise dünya barışını tehdit eden revizyonist akımlara karşı çok taraflı iş birliği ve güvenlik arayışları merkezi bir rol oynamıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1930’lu yıllarda Türk dış politikasının temel dinamiklerini yansıtan gelişmelerden veya yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilemez?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki yayılmacı emelleri ve Almanya'nın Versay Antlaşması'nın getirdiği kısıtlamaları reddederek hızla silahlanması, Balkan coğrafyasındaki güvenlik endişelerini artırmıştır. Bu tehditlere karşı 9 Şubat 1934'te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Atina'da Balkan Antantı imzalanmıştır.
Buna göre, Balkan Antantı'nın oluşumu ve katılımcı devletlerin tutumlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
1924 yılında toplanan Haliç Konferansı'ndan sonuç alınamaması üzerine konu Milletler Cemiyeti'ne intikal etmiş; cemiyetin kurduğu komisyon 'Brüksel Hattı'nı geçici bir sınır olarak belirlemiştir. Bu kritik süreçte Türkiye'nin Musul üzerindeki haklarını savunmak adına askeri bir müdahale seçeneğini değerlendirdiği sırada patlak veren Şeyh Sait İsyanı, Ankara hükümetinin dış politikadaki manevra kabiliyetini büyük ölçüde kısıtlamıştır.
Bu tarihsel arka plan dikkate alındığında, 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması'na giden süreç ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Atatürk Dönemi'de Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödeme planını alacaklı devletlerle (özellikle Fransa ile) yeniden düzenlemek zorunda kalmıştır. Türkiye'nin bu süreçte borçların yapılandırılmasını ve taksitlerin ertelenmesini talep etmesindeki temel küresel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Tarihsel süreçte bölgesel paktlar, sadece dış askeri tehditlere karşı değil, aynı zamanda sınır aşan iç güvenlik sorunlarını minimize etmek ve rejim güvenliğini sağlamak amacıyla da oluşturulmuştur. 1937 tarihli Sadabat Paktı'nın metninde yer alan; tarafların birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemenlik haklarına saygı duyma ve sınırları içinde diğer bir üye devletin kurumlarını sarsmaya yönelik kurulan cemiyet veya silahlı çetelerin faaliyetlerini engelleme zorunluluğu, bu paktın hangi temel niteliğini en iyi şekilde vurgulamaktadır?
1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde geçen "etabli" (yerleşik) teriminin kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar, 1930 Ankara Antlaşması ile "İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin varış tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması" kararıyla son bulmuştur. Bu diplomatik çözümün ardından Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin hızla iyileşmesi, aşağıdaki bölgesel gelişmelerden hangisinin öncelikli dayanağını oluşturmuştur?
Türkiye Cumhuriyeti’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılması süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Türkiye Cumhuriyeti, 1920'li yıllarda Musul Meselesi nedeniyle mesafeli durduğu Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam), 1930'lu yılların başında değişen uluslararası konjonktür ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda katılma kararı almıştır.
Türkiye'nin 1932 yılındaki bu katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel usul aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye ve İngiltere arasında uzun süren diplomatik gerginliklere neden olan Musul Sorunu, Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur.
Bu sürecin gelişimi ve antlaşmanın hükümleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında 1934 yılında imzalanan Balkan Antantı ile 1937 yılında imzalanan Sadabat Paktı, bölgesel güvenliği sağlama yolundaki en önemli adımlardır. Her iki ittifak da yayılmacı politikalara karşı bir savunma cephesi oluşturmayı amaçlamıştır.
Balkan Antantı'nın oluşum sürecinde, Sadabat Paktı'ndan farklı olarak etkili olan ve bazı bölge devletlerinin paktın dışında kalmasına yol açan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Osmanlı Devleti’nden kalan dış borçlar, Lozan Antlaşması ile imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış ve Türkiye kendi payına düşen kısmı ödemeyi kabul etmiştir. Ancak 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkisiyle ödeme takviminde aksamalar meydana gelmiş, Türkiye borçların yeniden yapılandırılması için ilgili devletlerle müzakereler yürütmüştür.
Buna göre, Türkiye’nin dış borçlar konusunda 1933 yılında yeni bir ödeme planı hazırlayarak antlaşma imzaladığı ve en fazla borçlu olduğu devlet aşağıdakilerden hangisidir?
1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı'nın içeriği ve dönemin siyasi konjonktürü dikkate alındığında, bu paktın işleyişi ve hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?
Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türkiye Cumhuriyeti, yabancı okulların çalışma esaslarını kendi iç hukukuna göre düzenlemiş; ancak başta Fransa ve Vatikan olmak üzere bazı devletler bu durumu diplomatik bir görüşme konusu yapmak istemişlerdir. Türkiye'nin bu talepleri kesin bir dille reddederek "bu konunun hiçbir yabancı devletle müzakere edilemeyeceğini" bildirmesi ve meseleyi bir "iç sorun" olarak görmesi, aşağıdaki temel dış politika ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
Türkiye, Lozan Antlaşması'ndan sonra İngiltere ile yürüttüğü Musul görüşmelerinde bölgenin Misak-ı Millî sınırları içinde kalmasını savunmuştur. Ancak 1925'te çıkan Şeyh Sait İsyanı'nın yarattığı iç istikrarsızlık ve ordunun bu isyanı bastırmakla meşgul olması, Türkiye'yi dış politikada daha uzlaşmacı bir tavır almaya zorlamıştır.
Buna göre, 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ve Musul Sorunu'nun çözüm süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Türkiye, ’lu yıllarda revizyonist devletlerin yayılmacı politikaları sonucu bozulan uluslararası güvenlik ortamını gerekçe göstererek Boğazlar rejiminin değiştirilmesi talebinde bulunmuştur. Bu süreç sonunda imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye, Lozan döneminden kalan kısıtlamalardan kurtulmuş ve Boğazlar üzerinde tam egemenlik sağlamıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki siyasi ve yönetimsel (idari) denetimini kesin olarak sağlayan temel maddedir?
Atatürk dönemi Türk dış politikasında Yabancı Okullar Sorunu, Fransa ve Vatikan'ın tüm ısrar ve itirazlarına rağmen Türkiye tarafından bir "iç mesele" olarak tanımlanmış ve bu konuda yabancı devletlerle müzakere masasına oturulmamıştır. Türkiye'nin bu süreçte yabancı okullara yönelik kararlı tutumu, bu kurumların Türk müfettişlerince denetlenmesi ve müfredatlarına Türk kültür derslerinin eklenmesi şartını getirmesi dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım süreci, devletin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine dayalı barışçı politikasının uluslararası alanda gördüğü kabulün önemli bir göstergesidir. Türkiye'nin bu cemiyete girişiyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi, üyeliğin gerçekleşme biçimi açısından özgün bir nitelik taşımaktadır?
Atatürk Dönemi’nde yabancı okullarla ilgili yaşanan krizde Fransa’nın konuyu uluslararası bir platforma taşıma isteği ile Vatikan’ın (Papalık) okullardaki Katolik imtiyazlarını korumak adına Ankara ile doğrudan temas kurma girişimi Türk hükümeti tarafından reddedilmiştir. Türk tarafı, bu okulların uyması gereken kuralları belirleme yetkisinin sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ait olduğunu ve bir dini otoriteyle iç hukuk meselelerinin müzakere edilemeyeceğini vurgulamıştır.
Türkiye’nin bu süreçte sergilediği kararlı tutum;
I. Eğitim ve öğretim birliğinin ( Mart ) tavizsiz uygulanması,
II. Uluslararası ilişkilerde dini otoritelerin siyasi muhatap olarak kabul edilmemesi,
III. Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkının millileştirilmesi ( Temmuz )
durumlarından hangileriyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
1934 yılında Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı, bölgedeki statükoyu korumayı amaçlayan savunma ağırlıklı bir ittifak olarak kurgulanmıştır. Ancak paktın hazırlık aşamasında ve ek protokollerinde yer alan bazı hükümler, ittifakın kapsamını ve caydırıcılığını doğrudan etkilemiştir.
Buna göre, Balkan Antantı’nın stratejik yapısı ve üye devletlerin dış politika hassasiyetleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi paktın askeri ve siyasi etkinliğini sınırlayan temel unsurlardan biridir?