İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 questions

Question 1Question →

IV. yüzyılın sonlarında Hunların Balamir öncülüğünde batıya doğru hareketiyle tetiklenen Kavimler Göçü, Avrupa'nın sosyal, siyasi ve dini yapısında köklü değişimlere yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kavimler Göçü'nün sonuçları arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Orta Asya'da ilk kez Türk siyasi birliğinin sağlanması

Answer

Orta Asya'da ilk kez Türk siyasi birliğinin sağlanması
Orta Asya Türk siyasi birliğinin sağlanması, Kavimler Göçü'nün bir sonucu değil; Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han'ın MÖ 209-174 yılları arasındaki faaliyetlerinin bir sonucudur. Kavimler Göçü ise miladi 4. yüzyılın sonunda başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kavimler Göçü'nün gerçekleştiği zaman ve mekanın tespiti
Olay MS 375 yılında Hunların Avrupa'ya girmesiyle başlamıştır ve Avrupa merkezlidir.
Soruda istenen sonucun tarihsel ve coğrafi tutarlılığını ölçmek.
2
Seçeneklerdeki olayların zaman diziniyle karşılaştırılması
Roma'nın parçalanması, feodalite ve Avrupa milletlerinin oluşumu MS 4. ve 5. yüzyıl gelişmeleridir.
Göçün doğrudan ve dolaylı sonuçlarını ayırt etmek.
3
Türk siyasi birliği kavramının analiz edilmesi
Orta Asya'da Türkleri tek bayrak altında ilk kez toplayan devlet Asya Hun Devleti'dir (Mete Han dönemi).
Kavramsal karışıklığı gidermek ve yanlış seçeneği doğrulamak.

Key Concept

Kavimler Göçü'nün Siyasi ve Sosyal Sonuçları

Hints

1
Kavimler Göçü'nün hangi coğrafyayı (Avrupa mı, Asya mı) daha çok etkilediğini düşünün.
2
Türk siyasi birliğini ilk kez sağlayan hükümdar Mete Han'ın hangi devlette hüküm sürdüğünü hatırlayın.
3
Orta Asya'da birlik kurmak ile Avrupa'ya göç etmek farklı tarihsel dönemlere aittir.

Practice More

Avrupa Hun Devleti'nin en parlak dönemi olan Attila döneminde Bizans ile yapılan Margus ve Anatolius antlaşmalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 2Question →

Uygur Devleti, Türk tarihinde konar-göçer yaşam tarzından yerleşik yaşama geçişin yaşandığı dönüm noktasını temsil eder. Bu köklü değişim; toplumun sosyo-ekonomik yapısından hukuk sistemine, dini inanışlardan sanat anlayışına kadar geniş bir yelpazede yenilikleri beraberinde getirmiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Uygurlarda görülen bu değişimlerin doğrudan bir sonucu olarak gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Devletin hanedanın ortak malı sayıldığı geleneksel Türk veraset anlayışının devam ettirilmesi

Answer

Geleneksel Türk veraset anlayışının devam ettirilmesi Uygurlardaki yaşam tarzı değişikliğinin bir sonucu değil, eski Türk devlet geleneğinin bir devamıdır.
Türk devlet geleneğinde yer alan 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı ve buna bağlı veraset sistemi, Uygurlar döneminde de değişmemiştir. Bu durum yerleşik yaşamın bir sonucu değil, İslamiyet öncesi Türk devlet yönetimindeki temel bir süreklilik unsurudur.

Step-by-Step Solution

1
Yerleşik yaşamın getirdiği değişimleri analiz et.
Mimari, yazılı hukuk, tarım ve yerleşik sanat (fresko) yerleşik yaşamın doğrudan sonuçlarıdır.
Toplumun fiziksel çevresi ve ekonomik uğraşları değiştikçe bu alanlarda zorunlu yenilikler ortaya çıkar.
2
Uygur devlet yönetimindeki süreklilik unsurlarını belirle.
Kut inancı ve 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışına dayalı veraset sistemi değişmeden devam etmiştir.
Siyasi hakimiyet telakkisi ve veraset sistemi, yaşam tarzı değişikliğinden etkilenmeyen köklü devlet gelenekleridir.
3
Seçenekleri sonuç ve süreklilik bakımından karşılaştır.
Geleneksel veraset anlayışının devamı bir 'sonuç' değil, 'süreklilik' örneğidir.
Soruda değişimin doğrudan sonucu olmayan unsur sorulduğu için süreklilik gösteren yapı doğru cevaptır.

Key Concept

Uygurlarda Değişim ve Süreklilik Analizi

Hints

1
Yerleşik hayata geçilince değişen özellikler ile eski Türk geleneğinden gelen ve değişmeden kalan özellikleri birbirinden ayırmaya çalışın.

Practice More

Uygurların yerleşik yaşam kültürünün, kendilerinden sonraki Türk-İslam devletlerinin ve Moğolların teşkilat yapısı üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 3Question →

İslamiyet öncesi Türk tarihinin aydınlatılmasında büyük önem taşıyan Orta Asya kültür merkezleri ve bu merkezlerin karakteristik özellikleri üzerine yapılan aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Andronovo – Aral Gölü çevresinde ortaya çıkan, temel geçim kaynağı balıkçılık ve avcılık olan topluluklara ait olması

Answer

Andronovo kültürü ile ilgili verilen özellik yanlıştır; çünkü Aral Gölü çevresinde balıkçılık ve avcılıkla geçinen topluluklar Kelteminar kültürüne aittir.
Seçeneklerde verilen eşleştirmelerden Andronovo kültürü ile ilgili olan bilgi hatalıdır. Andronovo kültürü, Orta Asya'da Tunç Devri'ne ait, en geniş yayılma alanı olan ve Türklerin atalarına (proto-Türkler) ait olduğu kabul edilen bir merkezdir. Aral Gölü çevresinde balıkçılık, avcılık ve toplayıcılıkla geçinen, yerleşik barınak kalıntıları bırakan topluluklar ise Kelteminar kültürünü temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen kültür merkezlerinin özelliklerini analiz et.
Anav (en eski), Afanesyevo (Türklerin en eskisi), Karasuk (demir işleme) ve Tagar (en gelişmiş) bilgilerinin doğru olduğu teyit edilir.
Yanlış olan bilgiyi tespit etmek için temel kronolojik ve coğrafi bilgileri kullanmak gerekir.
2
Andronovo kültürünün karakteristik özelliklerini hatırla.
Andronovo kültürü, en geniş yayılma alanına sahip olan ve Afanesyevo'nun daha gelişmiş bir aşamasını temsil eden (tunç ve bakır eşyalarla bilinen) bir kültürdür.
Seçenekteki bilginin Andronovo ile örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek.
3
Balıkçılık ve avcılıkla öne çıkan Kelteminar kültürünü değerlendir.
Aral Gölü çevresinde yer alan ve balıkçılıkla geçinen topluluğun Kelteminar kültürü olduğu sonucuna varılır.
Yanlış eşleştirmenin kaynağını doğrulamak.

Key Concept

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Ayırt Edici Özellikleri
Estimated Time:1m 0s
Question 4Question →

İskitler (Sakalar), MÖ 7. ve 2. yüzyıllar arasında Karadeniz'in kuzeyinden Orta Asya'nın içlerine kadar uzanan geniş topraklarda hüküm sürmüş; göçebe bir yaşam sürmelerine rağmen madencilik ve binicilikteki yetkinlikleriyle Avrasya tarihinin en dikkat çekici topluluklarından biri olmuşlardır. Bu topluluk, kendilerinden sonra gelen pek çok Türk devletinin kültürel ve askeri temellerini şekillendirmiştir.

Buna göre, İskitlerin (Sakalar) tarihsel kimliği ve Türk kültürüne olan etkileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Günümüzde Rusya'nın kuzeyinde yaşayan Yakut (Saha) Türklerinin ataları oldukları kabul edilir

Answer

İskitlerin (Sakalar) günümüzde Sibirya bölgesinde yaşayan Yakut (Saha) Türklerinin ataları oldukları bilgisi doğrudur.
İskitler (Sakalar), tarihte bilinen en eski Türk topluluğu olma özelliği taşırlar ve bugünkü Yakut (Saha) Türklerinin kökenini oluştururlar. Saka isminin zamanla Saha'ya dönüşmüş olması ve Sibirya bölgesindeki kültürel izler bu bilgiyi doğrulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
İskitlerin Türk tarihindeki temel konumu analiz edilmelidir.
İskitler, bir devlet değil 'ilk Türk topluluğu' olarak tanımlanmaktadır.
Topluluk ve devlet kavramları arasındaki ayrım, KPSS Tarih sorularında en sık kullanılan eleme noktalarından biridir.
2
Seçeneklerdeki diğer Türk devletlerine ait 'ilkler' değerlendirilmelidir.
A (Asya Hun), C (Uygur), D (Asya Hun/Mete Han) ve E (Kök Türk) seçeneklerindeki özellikler diğer devletlere aittir.
Özellik-devlet eşleştirmesi yapılarak yanlış bilgiler elenir.
3
İskitlerin günümüzdeki mirasçıları ve coğrafi yayılımı teyit edilmelidir.
Yakut (Saha) Türkleri ile Sakalar arasındaki terminolojik ve kültürel bağ doğrulanır.
Saha ve Saka isimleri arasındaki benzerlik ve coğrafi süreklilik bu bilginin doğruluğunu pekiştirir.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve Tarihsel Süreklilik
Estimated Time:1m 0s
Question 5Question →

Avrupa Hun Devleti hükümdarı Attila'nın, Bizans (Doğu Roma) ile imzaladığı Margus ve Anatolios antlaşmalarıyla mevcut vergi miktarını artırması ve Bizans'ın Hunlardan kaçanları sığınmacı olarak kabul etmemesini şart koşması, dönemin diplomatik ilişkileri hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu diplomatik gelişmelere dayanarak Avrupa Hun Devleti'nin Bizans üzerindeki politikasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi kanıtlanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bizans'ı hem ekonomik hem de siyasi yönden baskı altına alarak üstünlük kurduğu

Answer

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans'ı hem ekonomik hem de siyasi yönden baskı altına alarak üstünlük kurması
Vergi miktarının artırılması doğrudan ekonomik bir denetim sağlarken, sığınmacıların (Hun asıllı kaçakların) Bizans tarafından kabul edilmemesi şartı Bizans'ın dış politikasının Hunlar tarafından yönlendirildiğini kanıtlar. Bu iki durum birleştiğinde devletin Bizans üzerinde tam bir siyasi ve ekonomik üstünlük kurduğu sonucuna ulaşılır.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma maddelerini analiz et
Margus ve Anatolios antlaşmalarıyla verginin artırılması ekonomik bir yaptırımdır; sığınmacıların iadesi ise siyasi bir dayatmadır.
Antlaşmaların içeriği, bir devletin diğeri üzerindeki otoritesinin niteliğini belirler.
2
Siyasi sonuçları yorumla
Attila dönemindeki bu şartlar, Bizans'ın Hun devletinin üstünlüğünü resmen kabul ettiğini gösterir.
Diplomatik belgelerdeki ağır yükümlülükler siyasi ve ekonomik bağımlılığın kanıtıdır.

Key Concept

Attila Dönemi Hun-Bizans Diplomasisi ve Üstünlük Politikası
Question 6Question →

Çin esaretinde geçen yaklaşık elli yıllık bir fetret döneminin ardından, 682 yılında Kutluk Kağan liderliğinde bağımsızlıklarını kazanan Türkler, II. Göktürk (Kutluk) Devleti'ni kurmuşlardır. Bu devlet, askeri başarılarının yanı sıra kültürel ve edebi anlamda da Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir.

Buna göre, II. Göktürk Devleti'nin Türk tarihine kazandırdığı ve kendisinden önceki Türk devletlerinden ayrılmasını sağlayan en temel kültürel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kendine has bir alfabe geliştirerek Türk tarihinin ilk yazılı belgelerini oluşturmaları

Answer

Kendine has bir alfabe geliştirerek Türk tarihinin ilk yazılı belgelerini (Orhun Abideleri) oluşturmaları.
II. Göktürk (Kutluk) Devleti'ni diğerlerinden ayıran en temel özellik, milli bilincin bir yansıması olarak 38 harfli Orhun Alfabesi'ni geliştirmeleri ve bu alfabe ile Türk tarihinin ilk nutuk/anı özelliği taşıyan 'Orhun Yazıtları'nı bırakmış olmalarıdır. Bu durum, Türk tarihinin 'tarih çağlarına' girmesini ve dilin gelişmişliğinin kanıtlanmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen 'ayırıcı kültürel özellik' kavramını analiz etme
Önceki Türk devletlerinde (Asya Hun, I. Göktürk) bulunmayan ancak II. Göktürklerde görülen bir özellik aranmalıdır.
Sorunun kökünde 'kendisinden önceki Türk devletlerinden ayrılması' vurgusu yapılmaktadır.
2
Seçenekleri kronolojik ve karakteristik açıdan değerlendirme
Türk adını kullanma ve siyasi birliği sağlama gibi özelliklerin Hunlar veya I. Göktürklerde zaten mevcut olduğu tespit edilir.
Bilgi yanlışlığını eleyerek özgün olanı bulmak gerekir.
3
Edebi ve kültürel mirası belirleme
II. Göktürk Devleti döneminde Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları'nın, Türk dilinin ve tarihinin ilk yazılı belgeleri olduğu sonucuna varılır.
Orhun Abideleri, Türkçenin gelişmiş bir yazı dili olduğunu kanıtlayan ve II. Göktürklerin en büyük kültürel mirasıdır.

Key Concept

II. Göktürk Devleti'nin Milli Kimliği ve Orhun Yazıtları

Hints

1
Bu devletin bıraktığı en büyük miras, Moğolistan sınırları içinde yer alan taş kitabelerdir.
2
Türk adını taşıyan alfabe ve yazı sisteminin ilk kez ne zaman sistemli kullanıldığını düşünün.

Practice More

Vezir Tonyukuk'un 'Türklerin Bismarck'ı' olarak anılmasının nedenlerini ve Orhun Yazıtları'ndaki siyasi nasihatleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 7Question →

Bozkır kültüründe devletin temeli olan "il" kavramı, boyların bir araya gelmesiyle oluşan "budun" üzerine inşa edilmiştir. I.I. Göktürk Devleti'nin kurucusu Bumin Kağan'ın, Avar Kağanlığı'na karşı isyan eden 50.00050.000 kişilik Töles topluluğunu kendi idaresi altında birleştirmesi, bu sürecin en somut örneklerinden biridir.

Bu tarihi bilgiye dayanarak, I.I. Göktürk Devleti'nin kuruluş dinamikleri hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi meşruiyet ve askeri güç; bozkırın farklı unsurlarını ortak bir çıkar ve yönetim çatısı altında toplama kabiliyetine dayalıdır.

Answer

Siyasi meşruiyet ve askeri güç; bozkırın farklı unsurlarını ortak bir çıkar ve yönetim çatısı altında toplama kabiliyetine dayalıdır.
İslamiyet öncesi Türk devletleri birer 'Boylar Federasyonu' niteliğindedir. Bumin Kağan'ın Töles boylarını kendi safına çekmesi, devletin kuruluşunun sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda boylar arası bir diplomasi ve organizasyon başarısı olduğunu gösterir. Bu durum, siyasi meşruiyetin farklı toplulukları yönetebilme yetisine dayandığını en kapsamlı şekilde açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki veriyi analiz etme.
Bumin Kağan'ın, Avarlara başkaldıran 50.00050.000 kişilik Töles boyunu yanına çekerek güçlendiği görülmektedir.
Bir devletin kuruluş aşamasındaki insan kaynağının nasıl oluştuğunu anlamak için gereklidir.
2
"İl" ve "Budun" kavramları arasındaki ilişkiyi kurma.
"İl" (devlet), "budun" (boylar birliği) üzerinde yükselir. Töleslerin katılımı, budunun genişlemesini ve dolayısıyla devletin (il) kurulabilmesini sağlamıştır.
Türk devlet yapısının hiyerarşik mantığını kavramak için gereklidir.
3
Siyasi liderlik ve meşruiyet sentezi yapma.
Başarılı bir hükümdar, farklı boyları organize edebilen ve onları bir hedef doğrultusunda birleştirebilen kişidir.
Bozkır devletlerinde otoritenin sadece soydan değil, organizasyon yeteneğinden geldiğini analiz etmek için gereklidir.

Key Concept

Boylar Federasyonu ve Türk Devlet Yapısı

Hints

1
Bozkır devletlerinde 'budun' (millet/boylar birliği) olmadan 'il' (devlet) kurulamaz.
2
Bumin Kağan'ın başarısı, Avarlara karşı tek başına değil, diğer boyları organize ederek hareket etmesinde yatar.
3
Devletin kuruluşu, askeri güç ile siyasi organizasyonun (boyları birleştirmenin) birleşimidir.

Practice More

İkili teşkilat sisteminin devletin yıkılış sürecindeki etkilerini de inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 8Question →

Uygurlar, Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik hayata geçmeleriyle birlikte Türk kültür ve medeniyetinde köklü bir dönüşüm başlatmışlardır. Ancak bu dönüşüm sürecinde, İslamiyet öncesi Türk devlet geleneğinden gelen bazı köklü unsurları da korumaya devam etmişlerdir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Uygur Devleti'nde yerleşik yaşam ve yeni dinî inanışla birlikte ortaya çıkan farklı ve yenilikçi bir uygulama olarak değerlendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Ülkeyi yönetme yetkisinin hanedana tanrı tarafından verildiği (Kut) inancının sürdürülmesi

Answer

Ülkeyi yönetme yetkisinin hanedana tanrı tarafından verildiği (Kut) inancının sürdürülmesi
Kut inancı, Türk devlet geleneğinin en eski unsurlarından biridir ve Uygurlardan çok önce Asya Hunları ve Göktürkler döneminde de uygulanmıştır. Uygurlar Maniheizm'i kabul edip yerleşik hayata geçseler de, siyasi meşruiyetlerini sağlamak için bu kadim geleneği terk etmemişler, aksine devam ettirmişlerdir. Bu nedenle bu durum 'yeni ve farklı' bir uygulama olarak kabul edilemez.

Step-by-Step Solution

1
Uygur Devleti'nin getirdiği yenilikleri analiz etme
Matbaa, yerleşik mimari, vakıf sistemi ve yazılı hukuk (sözleşmeler) Uygurlar ile Türk tarihine giren yeni unsurlardır.
Soruda yerleşik yaşam ve Maniheizm sonrası ortaya çıkan 'yenilikler' sorgulanmaktadır.
2
Geleneksel Türk devlet anlayışını sorgulama
Kut inancı, veraset sistemi ve ikili teşkilat gibi unsurlar Asya Hun Devleti'nden beri mevcuttur.
Uygurların eski geleneklerinden hangisini koruduğunu tespit etmek için gereklidir.
3
Karşılaştırma ve sonuca ulaşma
Kut anlayışı bir yenilik değil, bir 'süreklilik' örneğidir.
Diğer seçenekler doğrudan yerleşik hayatın sonuçlarıyken, bu seçenek geleneksel yapıyı temsil eder.

Key Concept

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Süreklilik ve Değişim

Practice More

Uygurlarda Maniheizm'in askerî yapı üzerindeki olumsuz etkileri ile kültürel gelişmişlik arasındaki ters orantıyı analiz eden soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:55s
Question 9Question →

Türklerin tarih sahnesine çıktığı ilk ana yurdu olarak kabul edilen Orta Asya (Türkistan); yüksek dağ silsileleri, denizler ve çöllerle çevrili geniş bir havza görünümündedir. Bu coğrafi sahanın sınırları dikkate alındığında, bölgenin doğu sınırını oluşturan doğal engel aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kingan Dağları

Answer

Orta Asya'nın doğu sınırını Kingan Dağları oluşturur.
Orta Asya'nın sınırları akademik kaynaklarda doğuda Kingan Dağları, batıda Hazar Denizi, kuzeyde Altay-Sayan Dağları ve güneyde Hindukuş Dağları olarak tanımlanır. Bu nedenle doğu sınırı için doğru cevap Kingan Dağları'dır.

Step-by-Step Solution

1
Orta Asya coğrafyasının doğal sınırlarını belirle.
Doğu: Kingan Dağları, Batı: Hazar Denizi, Kuzey: Altay-Sayan Dağları ve Sibirya, Güney: Hindukuş ve Karanlık Dağlar.
Soruda istenen yönün (doğu) karşılığını bulmak için temel coğrafi sınır bilgisini kullanmak gerekir.

Key Concept

Orta Asya'nın Coğrafi Sınırları
Estimated Time:45s
Question 10Question →

I.I. Göktürk Devleti’nin İpek Yolu ticareti üzerinde hâkimiyet kurmak amacıyla izlediği;

I. Sasaniler ile ittifak yaparak Akhun (EftalitlerEftalitler) Devleti'nin yıkılmasını sağlaması,
II. Sasanilerin Türk ticaret kervanlarının geçişini engellemesi üzerine Bizans İmparatorluğu ile diplomatik ilişkiler kurarak Sasanilere karşı ittifak yapması

gelişmeleri dikkate alındığında, bu devletin dış politikası hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudan söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik menfaatler doğrultusunda pragmatik ve konjonktürel ittifaklar kurulduğu

Answer

Ekonomik menfaatler doğrultusunda pragmatik ve konjonktürel ittifaklar kurulduğu
Doğru olan seçenek, devletlerin çıkarları gereği değişen şartlara uyum sağladığını ifade eder. I.I. Göktürk Devleti, İpek Yolu'na hâkim olabilmek için önce Sasanilerle birlik olup Akhunları tasfiye etmiş, ancak Sasaniler güçlenip Türk ticaretini kısıtlayınca bu kez Bizans ile (İstemi Yabgu döneminde) ittifak kurmuştur. Bu durum dış politikada 'ebedi dostluk' yerine 'ekonomik ve siyasi pragmatizmin' (faydacılık) esas alındığını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Dış politika adımlarını analiz et
Göktürklerin İpek Yolu kontrolü için önce Sasani ile anlaşıp Akhunları yıktığı, sonra Sasani'ye karşı Bizans ile anlaştığı görüldü.
Devletlerin ittifak kurduğu tarafları neden değiştirdiğini anlamak dış politika karakterini belirler.
2
Temel motivasyonu belirle
İki hamlenin de ortak amacı İpek Yolu ticareti üzerindeki denetimi korumaktır.
Ekonomik çıkarların askeri ve diplomatik tercihler üzerindeki etkisini saptamak gerekir.
3
Kavramsal eşleştirme yap
Dost ve düşmanın çıkarlara göre değişmesi 'pragmatizm' ve 'konjonktürel ittifak' kavramlarıyla örtüşür.
Tarihsel veriyi doğru siyasi terminoloji ile tanımlamak sorunun çözümünü sağlar.

Key Concept

İpek Yolu Diplomasisi ve Pragmatizm

Hints

1
Devletin dış politikadaki ortaklarını neden değiştirdiğine odaklanın.
2
İpek Yolu'nun ekonomik önemi ile kurulan ittifaklar arasındaki ilişkiyi düşünün.
3
Önce Sasani ile Akhun'a karşı, sonra Bizans ile Sasani'ye karşı yapılan hamleler 'çıkara dayalı denge siyaseti' olarak adlandırılır.

Practice More

İstemi Yabgu'nun Bizans'a gönderdiği elçilik heyetinin Türk tarihindeki ilk Batı diplomasisi örneği olduğunu hatırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 11Question →

I. Göktürk Devleti döneminde Batı kanadı yöneticisi olan İstemi Yabgu, İpek Yolu'nun kontrolünü sağlamak amacıyla önce Sasanilerle iş birliği yaparak Akhun (Eftalit) Devleti'nin yıkılmasını sağlamış; daha sonra Sasanilerin İpek Yolu ticaretini engellemeye çalışması üzerine Bizans İmparatorluğu ile ittifak kurarak Sasanilere karşı mücadele etmiştir.

İstemi Yabgu'nun izlediği bu diplomasi trafiği, I. Göktürk Devleti'nin dış politikası hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlar?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda konjonktürel ittifaklar kurulduğunu

Answer

Siyasi ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda konjonktürel ittifaklar kurulduğu gerçeği, İstemi Yabgu'nun değişen düşmanlara karşı değişen müttefikler seçmesinden anlaşılmaktadır.
İstemi Yabgu’nun izlediği politika, devletin temel çıkarlarını (İpek Yolu kontrolü) korumak adına o anki şartlara en uygun müttefiki seçtiğini göstermektedir. Önce Sasanilerle birleşip Akhunları saf dışı bırakmış, ardından Sasaniler güçlenip tehlike oluşturunca bu kez rakibi olan Bizans ile anlaşmıştır. Bu durum, dış politikada değişmez dostluklar yerine 'konjonktürel' (şartlara bağlı) ortaklıkların tercih edildiğini kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki diplomatik adımları analiz etme
İstemi Yabgu'nun önce Sasanilerle Akhunlara karşı, sonra Bizansla Sasanilere karşı ittifak yaptığı görülmektedir.
Dış politikanın dinamik yapısını anlamak için müttefik değişimlerini takip etmek gerekir.
2
Amacı belirleme
Tüm bu hamlelerin temel amacı İpek Yolu'nun (ekonomik gelir) kontrolüdür.
Dış politikanın temel motivasyon kaynağını saptamak cevabı netleştirir.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Çıkarlar gereği müttefikin değişmesi 'konjonktürel ittifak' kavramıyla açıklanır.
KPSS terminolojisinde bu tür 'duruma göre değişen' politikalar konjonktürel olarak adlandırılır.

Key Concept

İstemi Yabgu ve İpek Yolu Diplomasisi

Hints

1
İstemi Yabgu'nun neden müttefik değiştirdiğine dikkat edin.
2
İpek Yolu ekonomik bir kazanç kapısıdır; ittifaklar bu kazancı korumak içindir.
3
Dostun düşman, düşmanın dost olabildiği bu dış politika tarzına 'konjonktürel diplomasi' denir.

Practice More

İstemi Yabgu döneminde Bizans'a giden ilk Türk elçisi olan Manyak'ın faaliyetlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 12Question →

Mete Han döneminde Orta Asya’daki Türk boylarının ilk kez tek bir siyasi çatı altında toplanmasıyla kurulan Asya Hun Devleti, idari bakımdan "Boylar Federasyonu" şeklinde bir yapılanmaya sahipti. Bu sistemde boy beyleri kendi boylarını ilgilendiren iç meselelerde serbest hareket ederken, savaş ve barış gibi genel devlet politikalarında kağana bağlı kalmışlardır. Buna göre, Hunlarda görülen bu idari yapının Türk devletlerinin siyasi ömrü üzerindeki en temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Merkezi otoritenin sarsıldığı dönemlerde boyların bağımsızlıklarını ilan ederek devletin parçalanmasını kolaylaştırması

Answer

Boylar Federasyonu yapısı, merkezi gücün zayıfladığı dönemlerde boyların bağımsızlıklarını ilan ederek devletin parçalanmasını kolaylaştırmıştır.
Asya Hun Devleti gibi boyların birleşmesiyle oluşan federal yapılar, merkezi gücün (hükümdarın) sarsıldığı veya hanedan üyeleri arasında taht kavgalarının çıktığı dönemlerde boyların merkeze itaati bırakıp bağımsız hareket etmesine neden olur. Bu durum Türk devletlerinin kısa sürede parçalanarak siyasi varlıklarının sona ermesinin en önemli yapısal sebeplerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Asya Hun Devleti'nin 'Boylar Federasyonu' şeklindeki idari yapısının özelliklerini analiz etmek.
Devletin tek bir merkezi krallıktan ziyade, boy beylerinin özerkliklerini koruduğu bir birlik olduğu saptanır.
Sistemin işleyiş mantığını anlamak için temel yapının tanımlanması gerekir.
2
Merkezi otorite ile boylar arasındaki hiyerarşik bağı değerlendirmek.
Hükümdar (Kağan) otoritesini kaybettiğinde, boy beylerinin kendi siyasi birimlerini kurma eğilimi gösterdiği görülür.
İdari yapının siyasi istikrar üzerindeki risklerini belirlemek için gereklidir.
3
Bu yapının Türk devletlerinin ömrü üzerindeki nihai sonucuna ulaşmak.
Söz konusu federatif yapının, devletin iç karışıklık dönemlerinde hızla bölünmesine ve yıkılmasına zemin hazırladığı sonucuna varılır.
Sistemin en temel dezavantajını ve tarihsel sonucunu ortaya koymak için son adımdır.

Key Concept

Boylar Birliği Federasyonu ve Merkezi Otorite İlişkisi

Practice More

İkili teşkilat sistemi ile federatif yapı arasındaki farkları ve her iki sistemin de merkezi otoriteye etkilerini karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 13Question →

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde kağanın vasiyeti her zaman mutlak bir kural olarak kabul edilmemiştir. I.I. Göktürk Devleti'nde Tapo Kağan, kendisinden sonra yerine yeğeni Talopien'in geçmesini vasiyet etmiştir. Ancak devlet ileri gelenleri, kurultayda bu vasiyete karşı çıkmış ve hanedan sülalesinden başka bir ismi tahta çıkarmışlardır. Bu durum, I.I. Göktürk Devleti'ndeki yönetim anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisini kanıtlar niteliktedir?

Show answer & explanation

Answer: Kurultayın hükümdar seçiminde söz sahibi ve belirleyici bir yetkiye sahip olduğunu

Answer

Kurultayın hükümdar seçiminde söz sahibi ve belirleyici bir yetkiye sahip olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Verilen senaryoda hükümdarın (Tapo Kağan) kişisel vasiyetinin kurultay üyeleri tarafından geçersiz kılınması, kurultayın sadece bir danışma meclisi olmadığını, kritik anlarda (özellikle taht değişimlerinde) karar verici bir mekanizma olarak devreye girdiğini göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki ana olayı analiz et.
Tapo Kağan'ın vasiyeti ile kurultayın kararı arasında bir çelişki olduğu görülür.
Vasiyetin neden uygulanmadığını anlamak için yetki dağılımını görmek gerekir.
2
Vasiyetin reddedilme sonucunu değerlendir.
Hükümdarın isteğine rağmen kurultayın iradesi üstün gelmiş ve vasiyet edilmeyen kişi tahta çıkmıştır.
Bu durum, son sözün kurultayda (devlet ileri gelenlerinde) olduğunu kanıtlar.

Key Concept

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde Kurultay'ın (Toy) siyasi yetkileri ve hükümdar seçimi üzerindeki etkisi.

Hints

1
Metinde kimin vasiyetinin, hangi kurum tarafından reddedildiğine odaklanın.
2
Kağanın her dediğinin olduğu bir sistemde kurultay böyle bir karara imza atabilir miydi?

Practice More

İkili teşkilat sistemi ve veraset anlayışının devletlerin kısa sürede yıkılması üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 14Question →

Firdevsi'nin ünlü eseri "Şehname"de "Afrasiyab" adıyla anılan Alp Er Tunga ve Pers kralını mağlup etmesiyle tanınan Tomris Hatun gibi sembol isimlere sahip olan İskitler (Sakalar), bozkır kültürünün en eski temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Sanat eserlerinde altını ve gümüşü büyük bir ustalıkla işleyen bu topluluk, tarihte "Bozkırın Kuyumcuları" unvanıyla anılmıştır.

Bu bilgiler ışığında, İskitlerin sanat anlayışına yön veren ve eserlerinde genellikle geyik, at, pars gibi hayvanları birbirleriyle mücadele ederken veya hareket halindeyken betimledikleri sanat tarzı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hayvan Üslubu

Answer

İskitlerin (Sakalar) maden işlemeciliğindeki ustalıklarıyla ortaya çıkan ve doğadaki hayvanları dinamik figürlerle işledikleri sanat tarzı Hayvan Üslubu'dur.
İskitler (Sakalar), bozkır yaşam tarzını sanata yansıtan ilk topluluklardan biridir. Maden işlemeciliğindeki ileri seviyeleri nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılmışlardır. Eserlerinde kullandıkları ve temelini 'hayvan mücadele sahnelerinin' oluşturduğu bu tarz 'Hayvan Üslubu' olarak bilinir ve Türk sanat tarihinin başlangıcı kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Anahtar kavramları belirle
Alp Er Tunga (Afrasiyab), Tomris Hatun ve 'Bozkırın Kuyumcuları' ifadeleri İskitler (Sakalar) topluluğuna işaret etmektedir.
Soruda bahsedilen topluluğun hangi Türk devleti veya topluluğu olduğunu netleştirmek için.
2
Kültürel ve sanatsal özellikleri eşleştir
İskitler, bozkır göçebe yaşamına uygun olarak sanat eserlerinde hayvan figürlerini hareketli bir şekilde işlemişlerdir.
Maden işlemeciliğindeki başarıların (kuyumculuk) sanata nasıl yansıdığını belirlemek için.
3
Yanlış seçenekleri ele
Minyatür ve Fresko Uygurlara, Onluk Sistem Hunlara aittir; Hayvan Üslubu ise İskitlerle özdeşleşmiştir.
Devletler arasındaki temel kültürel farkları ayırt ederek doğru cevaba ulaşmak için.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve Hayvan Üslubu
Estimated Time:45s
Question 15Question →

Bozkır kültürünün en eski temsilcilerinden olan İskitler (Sakalar), maden işlemeciliğindeki ustalıkları ve sanat eserlerinde kullandıkları 'Hayvan Üslubu' ile tanınmışlardır. Siyasi tarihlerinde ise özellikle Ahameniş (Pers) İmparatorluğu ile yaptıkları mücadeleler geniş yer tutmaktadır. Pers Kralı II.KyrosII. Kyros'u (Bu¨yu¨kKirosBüyük Kiros) yenilgiye uğratan ve Türk tarihinin bilinen ilk kadın hükümdarı olarak kabul edilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tomris Hatun

Answer

Türk tarihinin bilinen ilk kadın hükümdarı olarak kabul edilen ve Perslere karşı mücadele eden isim Tomris Hatun'dur.
İskitlerin kadın hükümdarı olan Tomris Hatun, Pers ordularını büyük bir stratejiyle mağlup etmiş ve hükümdarlık vasfıyla Türk tarihine geçmiştir. Sorudaki sanatsal özellikler (Hayvan Üslubu) ve siyasi bağlam bu ismi doğrulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Topluluğu ve dönemi belirleme
Sözü edilen topluluk İskitler (Sakalar) olup İslamiyet öncesi Türk tarihinin ilk topluluğudur.
Soruda verilen 'Hayvan Üslubu' ve 'Maden işlemeciliği' (Bozkırın Kuyumcuları) ifadeleri doğrudan İskitleri işaret eder.
2
Siyasi olayları analiz etme
İskitler, Pers (Ahameniş) İmparatorluğu ile yoğun mücadeleler içine girmişlerdir.
Pers kralı II. Kyros'un İskit topraklarına yaptığı seferler ve Tomris Hatun'un buna karşı savunması tarihi bir gerçektir.
3
Kişiyi tespit etme
Bu mücadelelerde ordunun başında bulunan ve Pers kralını mağlup eden kişi Tomris Hatun'dur.
Tomris Hatun, hem İskitlerin lideri hem de Türk tarihindeki ilk kadın hükümdar unvanına sahip kişidir.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve Tomris Hatun'un Tarihi Rolü

Practice More

İskitlerin İranlı şair Firdevsi'nin Şehname adlı eserinde hangi isimle (Afrasiyab) anıldığını ve Alper Tunga ile olan ilişkisini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:50s
Question 16Question →

Avrupa Hun Devleti, IV. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa siyasetinde belirleyici bir rol oynamış; hem diplomatik hem de askeri başarılarıyla dönemin süper güçleri olan Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları üzerinde baskı kurmuştur. Bu devletin faaliyetleri ve Avrupa tarihindeki etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi Avrupa Hun Devleti’ne ait bir özellik değildir?

Show answer & explanation

Answer: Manihaizm dinini benimseyerek Türk tarihinde yerleşik hayata geçen ilk devlet olmaları

Answer

Manihaizm dinini benimseyerek Türk tarihinde yerleşik hayata geçen ilk devlet olmaları
Manihaizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçme özelliği Avrupa Hun Devleti'ne değil, Uygur Devleti'ne aittir. Avrupa Hunları, Orta Asya geleneklerine bağlı kalarak göçebe yaşam sürmüş ve askeri temelli bir devlet yapısı oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Avrupa Hun Devleti'nin temel özelliklerini değerlendirme
Avrupa Hunları'nın IV. yüzyıl sonunda Avrupa'da kurulduğu, Attila ile zirveye ulaştığı ve Roma üzerinde baskı kurduğu bilgisi teyit edilir.
Soru kökünde istenen 'ait olmayan özellik' tespiti için Hun tarihinin ana hatları bilinmelidir.
2
Seçeneklerdeki dini ve sosyal özelliklerin analizi
Manihaizm ve yerleşik hayatın Avrupa Hunları ile değil, Uygurlar ile ilgili olduğu belirlenir.
Türk devletlerinin kültürel ve dini değişimleri arasındaki farkların ayırt edilmesi gerekir.

Key Concept

Avrupa Hun Devleti Siyasi ve Kültürel Özellikleri
Estimated Time:1m 15s
Question 17Question →

Uygurlar, Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek Türk tarihinde yerleşik hayata geçen ilk topluluk olmuşlardır. Bu süreçte hayvansal gıdaların yasaklanmasıyla tarımsal üretim artmış, stupa ve saray gibi kalıcı mimari eserler inşa edilmiş ve göçebe yaşamın getirdiği askeri ve sosyal geleneklerin yerini yeni kültürel değerler almıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik yaşama geçmesiyle birlikte Türk kültür hayatında görülen yeni gelişmelerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Hareketli harf sistemiyle matbaa faaliyetlerinin ve kütüphanelerin oluşturulması

Answer

Hareketli harf sistemiyle matbaa faaliyetlerinin ve kütüphanelerin oluşturulması
Uygurlar, Maniheizm ve yerleşik hayatın etkisiyle Türk kültür tarihinde ilk kez hareketli harf sistemine dayalı matbaayı kullanmış ve kurdukları kütüphanelerle kültürel birikimi kalıcı hale getirmişlerdir. Bu durum göçebe dönemde görülmeyen, yerleşik yaşama özgü bir gelişmedir.

Step-by-Step Solution

1
Uygur Devleti'nin yerleşik hayata geçiş sürecini ve sonuçlarını değerlendirme
Maniheizm'in kabulüyle birlikte Türklerin yaşam tarzının kökten değiştiği ve kalıcı eserlerin ortaya çıktığı saptanır.
Yerleşik hayatın getirdiği özgün değişimleri geleneksel devlet yapısından ayırmak gereklidir.
2
Seçeneklerdeki unsurları 'süreklilik' ve 'yenilik' kavramları çerçevesinde analiz etme
Onlu sistem, ikili teşkilat ve kurultay gibi unsurların Hun ve Göktürk döneminden gelen süreklilikler; matbaa ve kütüphanenin ise Uygurlara özgü bir yenilik olduğu anlaşılır.
Soru kökünde 'yeni gelişmelerden biridir' ifadesiyle yerleşik yaşamın doğrudan sonucu sorulmaktadır.

Key Concept

Uygurlarda Yerleşik Yaşam ve Kültürel Devrim
Estimated Time:1m 0s
Question 18Question →

Türk devlet geleneğinde Uygurlarla birlikte başlayan yerleşik yaşam süreci, mülkiyet ve ticaret anlayışını temelden değiştirmiştir. Bu dönemde Maniheizm inancının da etkisiyle tarımsal üretimin artması, kişiler arasındaki hukuki ve ticari ihtilafların çözümünde yeni yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurlardaki yerleşik yaşam tarzının hukuk alanındaki en belirgin yansımasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Ticari ve toplumsal ilişkileri düzenleyen sözleşmelerin yazılı hale getirilmesi

Answer

Ticari ve toplumsal ilişkileri düzenleyen sözleşmelerin yazılı hale getirilmesi
Doğru yanıt olan seçenek, yerleşik hayatın getirdiği mülkiyet ve ticaret anlayışının doğal bir sonucudur. Uygurlar, Türk tarihinde ilk kez kira, faiz, borç ve ortaklık gibi ticari işlemleri yazılı sözleşmelere bağlayarak hukuk sistemini kurumsallaştırmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Uygurların din değişikliği ve yerleşik hayata geçiş sürecini analiz etmek
Maniheizm ile birlikte Türklerin tarıma ve kalıcı konutlara yöneldiği saptanır.
Yaşam tarzındaki değişim, hukuki ihtiyaçları da değiştirir.
2
Yerleşik hayatın sosyal ve ekonomik sonuçlarını değerlendirmek
Toprak mülkiyeti, kira, alım-satım ve işçi kiralama gibi yeni ticari kavramların ortaya çıktığı görülür.
Göçebe yaşamda olmayan 'özel mülkiyet' kavramı yerleşik hayatta hukuki korumaya ihtiyaç duyar.
3
Bu sonuçların hukuk alanındaki yansımasını belirlemek
Sözlü hukuk kuralları olan törenin yanı sıra, bireyler arası ilişkileri kanıtlayan yazılı belgelerin (vakfiyeler, sözleşmeler) ön plana çıktığı sonucuna ulaşılır.
Ticari hayatın güvenliği ve mülkiyet haklarının korunması ancak yazılı hukukla mümkündür.

Key Concept

Yerleşik yaşamın Türk hukukuna en önemli katkısı, mülkiyet ve ticari ilişkilerin yazılı belgelerle (sözleşmeler) kayıt altına alınmaya başlanmasıdır.

Hints

1
Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte insanların toprağa ve mülke olan bağlılığının nasıl değiştiğini düşünün.
2
Ticaretin gelişmesi, yapılan alışverişlerin ve anlaşmaların kanıtlanması için hangi ihtiyacı doğurur?

Practice More

Uygurların yerleşik yaşamla birlikte geliştirdikleri matbaa ve kütüphane gibi kültürel unsurları incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:50s
Question 19Question →

Asya Hun Devleti'nin zayıfladığı dönemde hükümdar Hohanyeh, Çin egemenliğine girerek halkın ekonomik sıkıntılarını gidermeyi ve devleti korumayı savunmuştur. Ancak kardeşi Çiçi, bu teklifi "Bağımsızlığı feda ederek yaşamayı ecdadımıza karşı bir saygısızlık ve gülünç bir durum" olarak tanımlayarak şiddetle reddetmiştir.

Buna göre Çiçi'nin bu tutumu, Türk devlet geleneğindeki aşağıdaki değerlerden hangisinin her türlü maddi menfaatin üzerinde tutulduğunu göstermektedir?

Show answer & explanation

Answer: Bağımsızlık ve hürriyet anlayışının korunması

Answer

Çiçi'nin, Çin hakimiyetine girmeyi reddederek bağımsızlığı savunması, Türk siyasi düşüncesindeki bağımsızlık ve hürriyet anlayışını temsil etmektedir.
Türk devlet geleneğinde 'Oksızlık' (bağımsızlık), devletin varlığı için vazgeçilmez bir unsurdur. Çiçi'nin ekonomik sıkıntılara rağmen Çin hakimiyetini reddetmesi, Türklerin bağımsızlığa verdikleri önemi ve bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazır olduklarını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki temel çatışmayı analiz et
Hükümdar Hohanyeh ekonomik refah ve Çin himayesini, kardeşi Çiçi ise bağımsızlığı savunmaktadır.
Sorunun kökünde yatan siyasi ve etik tercihi belirlemek gerekir.
2
Çiçi'nin ifadelerini değerlendir
Çiçi, bağımsızlığın kaybedilmesini atalara saygısızlık ve onur kırıcı bir durum olarak görmektedir.
Maddi güç yerine manevi ve siyasi değerlerin (istiklal) öncelendiğini anlamak için gereklidir.
3
Sonuca ulaş
Türk devletlerinde bağımsızlık, devletin ve milletin onuru olarak kabul edilir ve her türlü şartta savunulur.
Tarihsel verilerle Türklerin istiklal karakteri arasındaki bağı kurmak soruyu çözer.

Key Concept

Türklerde Bağımsızlık (İstiklal) Anlayışı

Practice More

Benzer şekilde Göktürklerde Kürşad İhtilali'nin de Türklerdeki bağımsızlık karakterini nasıl yansıttığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 20Question →

İslamiyet öncesi Türk tarihine ışık tutan Orta Asya kültür merkezleri; coğrafi sınırları, teknolojik gelişmişlik düzeyleri ve antropolojik kökenleri bakımından farklılıklar sergilemektedir. Bu bağlamda, Afanesyevo kültürünün mirasını devralarak daha geniş bir coğrafyaya yayılan ve Türklerin atalarına ait olduğu kabul edilen 'Andronovo kültürü' ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Yenisey Irmağı çevresinde gelişen, bölgede demir madenini ilk kez işleyen ve dört tekerlekli arabaları kullanan merkezdir.

Answer

Yenisey Irmağı çevresinde gelişerek demiri ilk kez işleyen ve dört tekerlekli arabaları kullanan merkez Andronovo değil, Karasuk kültürüdür.
Verilen seçenekler arasında 'Yenisey Irmağı çevresinde demiri ilk kez işleyen merkez' ifadesi yanlıştır. Orta Asya'da demir madenini ilk kez işleyen ve dört tekerlekli arabaları yaygınlaştıran kültür çevresi Karasuk kültürüdür. Andronovo kültürü ise bakır ve tunç işçiliğinde uzmanlaşmış, bölgenin en geniş yayılma alanına sahip Türk kökenli kültürüdür.

Step-by-Step Solution

1
Kültür merkezlerinin teknolojik özelliklerini karşılaştır.
Andronovo kültürü Tunç Çağı ile, Karasuk kültürü ise Demir Çağı'na geçiş ve demir işçiliği ile özdeşleşmiştir.
Her kültür merkezinin kendine has 'ilk' veya 'en' olma özelliği vardır.
2
Andronovo kültürünün coğrafi ve antropolojik sınırlarını kontrol et.
Altay-Ural arası geniş yayılım ve Türklerin atalarına aidiyet Andronovo için doğru verilerdir.
Andronovo, Afanesyevo'nun daha geniş bir alana yayılmış halidir.
3
Hatalı olan önermeyi tespit et.
Demir işçiliği ve dört tekerlekli araba kullanımının Karasuk kültürüne ait olduğu belirlenir.
Teknolojik basamakların (Bakır-Tunç-Demir) hangi merkezle başladığını bilmek doğru cevaba götürür.

Key Concept

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojik ve Teknolojik Farklılıkları

Hints

1
Andronovo kültürü en geniş yayılma alanına sahip olmasıyla bilinir, ancak demir işlemesi daha sonraki bir evredir.
2
Demir madeninin ilk kez işlenmesi Yenisey Irmağı çevresindeki Karasuk kültürüyle başlar.
3
Seçeneklerdeki 'en geniş yayılma' ve 'Afanesyevo'nun devamı' gibi bilgiler Andronovo için ayırt edici doğrulardır; ancak demir ve tekerlekli araba bilgisi Karasuk'a aittir.

Practice More

Andronovo ve Karasuk kültürleri arasındaki teknolojik farkları tablo haline getirerek çalışmak, KPSS sınavındaki benzer soruları çözmenizi kolaylaştıracaktır.
Estimated Time:1m 30s
Page 1 / 22Next