İdare Hukuku

613 questions

Question 101Question

Türk hukuk sisteminde idare hukuku; kaynağını Anayasa'dan alan, kamu gücü ayrıcalıklarıyla donatılmış ve idarenin işleyişini düzenleyen bağımsız bir hukuk dalıdır. İdare hukukunun genel özellikleri ve Türk idari rejimi içerisindeki konumu dikkate alındığında, bu hukuk dalına ilişkin aşağıda yer alan ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İdare hukukunun kodifiye edilmemiş olması, idari organlara yasama organının açık bir yetkilendirmesi olmaksızın idare alanında asli düzenleme yapma yetkisi tanır.

Answer

İdare hukukunun kodifiye edilmemiş olması idareye asli (bağımsız) bir düzenleme yetkisi tanımaz; idarenin tüm işlemleri kanunilik ilkesi uyarınca yasal bir dayanağa sahip olmalıdır.
İdare hukuku tedvin edilmemiş (kodifiye edilmemiş) yani tek bir temel kanun altında toplanmamış olsa da, bu durum idareye yasama organından bağımsız bir düzenleme alanı yaratmaz. Türk anayasal sisteminde idarenin düzenleme yetkisi kanunilik ilkesine dayanır ve türevsel bir niteliktedir. İdare, kanunun açıkça yetki vermediği veya çerçevesini çizmediği bir konuda (Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri için Anayasa'da belirtilen özel durumlar hariç) asli kural koyamaz.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunun 'genç ve içtihat ağırlıklı' olma özelliğini analiz et.
Doğru bir tespittir; idare hukuku kuralları içtihatlarla (Danıştay kararlarıyla) gelişmiştir.
Bu dalın tedvin edilmemiş (tek bir kanunda toplanmamış) olmasının doğal sonucudur.
2
İdarenin işlem yaparken kullandığı 'kamu gücü' ve 'statüsel' yapıyı değerlendir.
İdare özel hukuk kişileriyle eşit değildir; tek taraflı işlem yapar ve kişileri belirli statülere sokar.
Kamu yararı amacı, idareye özel hukukta olmayan ayrıcalıklar tanınmasını gerektirir.
3
İdari yargılama usulündeki 're'sen araştırma' ilkesini kontrol et.
İdari yargıda hakim delilleri kendiliğinden toplar; bu da idari rejimin bir özelliğidir.
Birey karşısında güçlü olan idarenin işlemlerinin denetimi kamu düzenindendir.
4
İdarenin düzenleme yetkisinin kaynağını (Kanunilik İlkesi) sorgula.
İdarenin düzenleme yetkisi 'tali' (ikincil) ve 'türevsel'dir; kanunsuz idare olmaz.
Hukuk devletinde idare, yasama organının açık bir yetkilendirmesi veya bir kanun hükmü olmadan (bazı CB kararnameleri istisnası hariç) asli kural koyamaz.

Key Concept

İdare Hukukunun Özellikleri ve Kanunilik İlkesi

Hints

1
İdare hukukunun kurallarının bir kitapta toplanmamış olması (tedvin edilmemişlik), idarenin hukuktan bağımsız olduğu anlamına mı gelir?

Practice More

Anayasa'daki normlar hiyerarşisi ile idarenin düzenleyici işlemlerinin (Yönetmelik vb.) dayanağını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 102Question

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatlanmasında 'Merkezi Yönetim', başkent teşkilatı ve taşra teşkilatı olmak üzere iki ana koldan oluşmaktadır. Bu yapıda yer alan birimlerin yetki, görev ve tüzel kişilik özellikleri anayasal ve yasal çerçevede belirlenmiştir.

Buna göre, merkezi yönetimin taşra teşkilatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İl özel idaresi, merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan ve vali tarafından yetki genişliği esasına göre yönetilen bir birimdir.

Answer

İl özel idaresinin merkezi yönetimin taşra teşkilatı içinde yer aldığını ve yetki genişliği kullandığını belirten ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek hatalıdır çünkü il özel idaresi merkezi yönetimin taşra teşkilatı içinde değil, mahalli idareler (yerinden yönetim) başlığı altında yer alır. Ayrıca 'yetki genişliği' ilkesi sadece merkezi idarenin taşra birimi olan valiye tanınmış, merkeze danışmadan karar alma yetkisidir; il özel idaresi gibi yerinden yönetim birimlerinde bu ilke uygulanmaz.

Step-by-Step Solution

1
Merkezi Yönetim ve Yerinden Yönetim ayrımını yapın.
Merkezi Yönetim (Başkent + Taşra); Yerinden Yönetim (Mahalli İdareler + Hizmet Kuruluşları).
Soruda merkezi yönetimin taşra teşkilatı sorulmaktadır.
2
İl özel idaresinin statüsünü belirleyin.
İl özel idaresi, Anayasa'nın 127. maddesinde düzenlenen bir mahalli idare (yerinden yönetim) kuruluşudur.
Taşra teşkilatı (merkezi idare) içinde İl Genel İdaresi bulunur, İl Özel İdaresi değil.
3
Yetki genişliği ilkesinin kapsamını analiz edin.
Yetki genişliği sadece merkezi idarenin ildeki temsilcisi olan Valiye (İl Genel İdaresi) tanınmış bir yetkidir.
Yerinden yönetim kuruluşları (belediye, il özel idaresi vb.) kendi tüzel kişilikleri ve karar organları ile yönetilirler, yetki genişliği bu yapılarda işlemez.

Key Concept

İdare Teşkilatı: Merkezi Yönetim (Taşra) vs. Mahalli İdareler Ayrımı

Hints

1
İl Genel İdaresi ile İl Özel İdaresi arasındaki farkı hatırlayın.
2
Yetki genişliği (merkeze sormadan karar alabilme) hakkı anayasal olarak sadece valiye verilmiştir.
3
Mahalli idarelerin (Belediye, Köy, İl Özel İdaresi) kendi bütçeleri ve kamu tüzel kişilikleri vardır; oysa taşra birimlerinin yoktur.

Practice More

İl Genel Meclisi (Mahalli İdare) ile İl İdare Kurulu (Taşra) arasındaki üye yapısı farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 103Question

Türkiye Cumhuriyeti'nin mülki idare yapısında yer alan merkezi yönetimin taşra teşkilatı ve bu teşkilattaki mülki idare amirlerinin yetkileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kaymakam, ilçede genel kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak amacıyla ilçe sınırları içinde uygulanacak 'genel emirler' çıkarma yetkisine sahiptir.

Answer

Kaymakamın ilçede kamu düzenini sağlamak amacıyla 'genel emir' çıkarma yetkisinin olduğunu belirten ifade yanlıştır; bu yetki kanunen sadece valiye verilmiştir.
İdari hukuk sistemimizde 'Genel Emir' çıkarma yetkisi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca valiye tanınmış bir yetkidir. Kaymakamların genel idare üzerinde bu tür düzenleyici işlem yapma yetkisi bulunmaz; onlar ancak valinin emirlerini uygularlar ve ilçedeki idari işleyişi denetlerler.

Step-by-Step Solution

1
Vali ve Kaymakamın temsil yetkilerini karşılaştırın.
Vali hem devletin hem CB'nin; Kaymakam sadece CB'nin temsilcisidir.
Mülki idare amirlerinin hukuki statü farkını anlamak.
2
Yetki Genişliği ilkesinin kapsamını kontrol edin.
Yetki genişliği sadece il düzeyinde (vali) geçerlidir.
Anayasa madde 126'daki sınırlamayı teyit etmek.
3
Düzenleyici işlem yapma yetkisini (Genel Emir) analiz edin.
5442 sayılı Kanun m. 66/6 uyarınca genel emir yetkisi valiye aittir.
Taşra teşkilatındaki mülki amirlerin görev ve yetki sınırlarını belirlemek.

Key Concept

Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı: Vali ve Kaymakam Yetki Farkları

Hints

1
Vali ile Kaymakam arasındaki temsil ve yetki farklarını hatırlayın.
2
Hangi mülki amirin merkeze sormadan (yetki genişliğiyle) veya düzenleyici işlemle (genel emir) hareket edebileceğine odaklanın.
3
Genel emir çıkarma yetkisi 5442 sayılı Kanun ile sadece en üst mülki amire verilmiştir.

Practice More

Vali ve Kaymakam arasındaki hiyerarşik ve idari farkları bir tablo üzerinden çalışmak bu tür soruları çözmeyi kolaylaştırır.
Estimated Time:2m 0s
Question 104Question

Terör eylemleri ve toplumsal olaylar sonucunda meydana gelen, idarenin belirli bir eylemi veya hizmet kusuru ile doğrudan illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulması mümkün olmayan ancak kamu düzeninin bozulmuş olmasından kaynaklanan zararların tazmin edilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal dayanışma esasına dayalı olarak, idari faaliyet ile zarar arasında doğrudan illiyet bağı aranmaksızın 'sosyal risk ilkesi' gereği kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin edilir.

Answer

Toplumsal dayanışma esasına dayalı olarak, idari faaliyet ile zarar arasında doğrudan illiyet bağı aranmaksızın 'sosyal risk ilkesi' gereği kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin edilir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin kusuru olmasa dahi, toplumun tamamına yönelik terör veya genel toplumsal olaylar neticesinde oluşan zararları kolektif bir sorumluluk anlayışıyla tazmin etmesini ifade eder. Bu ilkenin en belirgin özelliği, idari bir eylem ile ortaya çıkan zarar arasında doğrudan bir nedensellik (illiyet) bağı kurulması şartının aranmamasıdır. Devlet, kamu düzenini sağlama yükümlülüğü gereği bu zararları 'toplumsal dayanışma' ilkesi çerçevesinde karşılar.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını ve niteliğini tespit etmek.
Zararın terör eylemleri veya toplumsal olaylar sonucunda, yani genel bir kamu düzeni bozulması durumunda ortaya çıktığı görülür.
Zararın hangi hukuksal kategoriye (hizmet kusuru, risk ilkesi, sosyal risk vb.) girdiğini belirlemek için ilk adımdır.
2
İdarenin kusuru ve nedensellik bağı şartlarını değerlendirmek.
İdarenin somut bir kusuru bulunmasa dahi ve idari faaliyetle doğrudan bir bağlantı (illiyet bağı) kurulamasa dahi sorumluluğun devam ettiği saptanır.
Sosyal risk ilkesini diğer sorumluluk hallerinden ayıran en temel özellik, klasik illiyet bağının aranmamasıdır.
3
Kusursuz sorumluluk ilkeleri arasından uygun olanı seçmek.
Toplumsal risklerin kolektif olarak paylaşılması esasına dayanan 'Sosyal Risk' ilkesinin uygulandığı sonucuna varılır.
Terör ve toplumsal olaylardan doğan zararların tazmini hukukumuzda bu ilke ile güvence altına alınmıştır.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşetilmesi
Estimated Time:2m 0s
Question 105Question

İdari işlemler, hukuk alemine doğdukları andan itibaren "hukuka uygunluk karinesinden" yararlanırlar ve yetkili mercilerce iptal edilene kadar geçerli bir işlemin tüm sonuçlarını doğururlar. Ancak işlemin kurucu unsurlarındaki sakatlık öylesine ağırdır ki, hukuk düzeni bu işlemi en baştan itibaren "hiç doğmamış" kabul eder ve bu duruma "yokluk" yaptırımı uygulanır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir idari işlemin hukuk aleminde "yokluk" (hiç doğmamış sayılma) ile malul sayılmasına yol açan durumlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Bir kamu görevlisinin, kanunen yetkili kılındığı mülki (coğrafi) sınırlar dışında bir taşınmaz hakkında idari işlem tesis etmesi (Yer Yönünden Yetki Tecavüzü)

Answer

Bir kamu görevlisinin yer yönünden yetki sınırlarını aşması (yetki tecavüzü), işlemi 'yok' kılan bir sebep değil, idari yargıda 'iptal' edilmesini gerektiren bir sakatlık halidir.
İdari işlemin 'yokluk' yaptırımıyla malul sayılabilmesi için işlemin hukuk düzeninde hiç var olmamış kabul edilmesini gerektiren temel bir eksiklik (kurucu unsur eksikliği) olması gerekir. Yer (coğrafi) yönünden yetki sınırlarının aşılması, idare hukukunda 'yetki tecavüzü' olarak adlandırılır. Bu durum, işlemin idari yargı mercii tarafından iptal edilmesine yol açan bir hukuka aykırılıktır; ancak işlemin hukuk dünyasında doğmasını engellemez. İşlem, iptal edilene kadar hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya devam eder.

Step-by-Step Solution

1
Yokluk ve İptal ayrımını tanımla
Yokluk, işlemin kurucu unsurlarının eksikliği veya ağır sakatlığıdır; iptal ise işlemin yürürlükte olduğu ancak hukuka aykırı olduğu durumdur.
Soru, yokluk yaptırımına tabi olmayan durumu sormaktadır.
2
Yetki unsuru altındaki 'Gasp' ve 'Tecavüz' farkını analiz et
Gasp (fonksiyon veya şahıs) yokluk doğururken; tecavüz (yer, konu veya zaman) kural olarak iptal edilebilir bir sakatlık doğurur.
Yetki sakatlıklarının derecesi yaptırımın türünü belirler.
3
Seçeneklerdeki durumları derecelendir
Fonksiyon gaspı, şahıs yönünden gasp, konu imkansızlığı ve ağır/bariz yetki tecavüzü 'yokluk' kapsamındayken; yer yönünden yetki tecavüzü tipik bir iptal sebebidir.
Doğru cevaba ulaşmak için sakatlığın ağırlığı test edilir.

Key Concept

İdari İşlemlerde Yokluk Yaptırımı
Question 106Question

1982 Anayasası ve Türk idare hukuku ilkeleri uyarınca, idarenin bütünlüğünü sağlamaya yönelik hiyerarşi ve idari vesayet denetimlerinin kapsamı, yetki sınırları ve uygulanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hiyerarşik amir, astın işlemlerini hem hukuka uygunluk hem de yerindelik açısından denetleyip gerektiğinde bu işlemi değiştirerek onaylama yetkisine sahipken; idari vesayet makamı, kanunda açıkça yetki verilmedikçe denetlediği kararı değiştirerek onaylayamaz.

Answer

Hiyerarşik amirin işlemleri yerindelik açısından denetleme ve değiştirerek onaylama yetkisine sahip olduğu, ancak idari vesayet makamının kanunda açık yetki olmadıkça kararı değiştiremeyeceği yönündeki ifade doğrudur.
Türk idare hukukunda hiyerarşi, aynı kamu tüzel kişiliği içindeki üstün as üzerindeki genel ve mutlak denetim yetkisidir; bu yetki yerindelik denetimini ve işlemleri değiştirerek onaylamayı kapsar. İdari vesayet ise farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki istisnai bir denetim yoludur ve kanunla açıkça verilmedikçe yerindelik denetimi veya kararı değiştirerek onaylama (ikame/tashih) yetkisi vermez.

Step-by-Step Solution

1
Kamu tüzel kişiliği ayrımını yapma
Denetleyen ve denetlenen aynı tüzel kişilikteyse hiyerarşi (Örn: Bakan-Genel Müdür), farklıysa idari vesayettir (Örn: Vali-Belediye).
Hukuki denetimin niteliğini belirleyen temel unsur tüzel kişilik bütünlüğüdür.
2
Yetki kapsamını (Yerindelik-Hukukilik) analiz etme
Hiyerarşik amir işlemin hem yasaya uygunluğunu hem de kamu yararına (yerindelik) uygunluğunu denetleyebilir. Vesayet makamı kural olarak sadece hukukilik denetimi yapar.
Vesayet makamının yetkileri yerinden yönetimin özerkliği nedeniyle sınırlıdır.
3
Kararı değiştirme (Tashih) yetkisini sorgulama
Hiyerarşik amir kararı değiştirerek onaylayabilir. Vesayet makamı ise kararı ya aynen onaylar ya da reddeder; kanun açıkça izin vermedikçe değiştirme yapamaz.
İdari vesayet yetkisi istisnaidir ve kanunla belirlenen sınırlar dışına çıkamaz.

Key Concept

İdarenin Bütünlüğü (Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı)
Question 107Question

19821982 Anayasası ve 29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uyarınca, idarenin mal edinme yöntemlerinden biri olan "Kamulaştırma" ve "Devletleştirme" süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuki açıdan yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kamulaştırma sürecinde taşınmazın mülkiyeti, idarenin aldığı kamu yararı kararının kesinleşmesi ve malike tebliğ edilmesiyle birlikte kendiliğinden idareye geçer.

Answer

Kamulaştırma sürecinde mülkiyetin idareye geçiş anı, idari kararın tebliği ile değil; ancak asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen tescil kararı ile gerçekleşir.
Kamulaştırma hukukunda 20012001 yılından itibaren geçerli olan sisteme göre, mülkiyet idari bir işlem olan kamu yararı kararının alınması veya tebliği ile idareye geçmez. Mülkiyetin idareye geçmesi için idarenin asliye hukuk mahkemesinde 'bedel tespiti ve tescil' davası açması, mahkemenin bedeli belirleyip bu bedelin bankaya yatırılmasından sonra taşınmazın idare adına tesciline karar vermesi gerekir. Mülkiyet, bu tescil kararı ile birlikte idareye geçer.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 4646. maddesinin ve Kamulaştırma Kanunu'nun incelenmesi
Kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi kuralı ve istisnalarının (taksitlendirme) tespiti.
Genel kural ve özel durumların (küçük çiftçi, büyük projeler) ayrımını yapmak için gereklidir.
2
Devletleştirme ve Kamulaştırma arasındaki farkların analizi
Devletleştirmenin sadece özel teşebbüslere yönelik ve kanunla yapılabileceği bilgisine ulaşılması.
İdarenin mal edinme yöntemlerinin usul farklılıklarını belirlemek için gereklidir.
3
Mülkiyetin geçiş anının hukuki dayanağının değerlendirilmesi
20012001 yılındaki değişiklik sonrası mülkiyetin tescil kararı ile geçtiğinin saptanması.
İdari aşama ile adli aşama arasındaki mülkiyet geçiş farkını anlamak için kritiktir.
4
Taksit faiz oranının kontrol edilmesi
Kanuni faiz değil, 'kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz' olduğunun teyidi.
Anayasal bir terim olan faiz türünün doğru belirlenmesi için gereklidir.

Key Concept

Kamulaştırmada Mülkiyetin Geçiş Anı ve Bedel Ödeme Esasları

Practice More

İdarenin mal edinme yöntemlerinden 'Geçici İşgal' ve 'Satın Alma Usulü' (Uzlaşma) arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 108Question

Türkiye'de kamu düzenini sağlamak amacıyla yürütülen idari kolluk faaliyetleri, yetki alanları ve bağlı bulundukları teşkilat yapısına göre 'Genel İdari Kolluk' ve 'Mahalli İdari Kolluk' olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi genel idari kolluk makamları arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Belediye Başkanı

Answer

Belediye Başkanı, mahalli idari kolluk makamı olduğu için genel idari kolluk makamları arasında yer almaz.
Belediye başkanı, belediye sınırları içerisinde kamu düzenini sağlamakla görevli bir mahalli idari kolluk makamıdır. Genel idari kolluk ise merkezi idarenin yürüttüğü ve tüm devlet çapında örgütlenen bir faaliyettir. Genel idari kolluk makamları; Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır.

Step-by-Step Solution

1
İdari kolluk makamlarının sınıflandırılmasını hatırla.
Genel İdari Kolluk (Devlet Kolluğu) ve Mahalli İdari Kolluk (Yerel Yönetim Kolluğu) ayrımı yapılır.
Soruda genel idari kolluk makamı olmayan seçeneğin bulunması istenmektedir.
2
Genel idari kolluk makamlarını listele.
Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam genel idari kolluk makamlarıdır.
Bu makamlar merkezi idare hiyerarşisi içinde tüm ülkeyi veya bir mülki idari birimi temsil ederler.
3
Mahalli idari kolluk makamlarını tespit et.
Belediye kolluğunda Belediye Başkanı, Köy kolluğunda ise Muhtar mahalli idari kolluk makamıdır.
Bu makamlar yerinden yönetim kuruluşlarına bağlıdır ve yetkileri sadece ilgili mahalli birimle sınırlıdır.

Key Concept

İdari Kolluk Makamları Ayrımı

Hints

1
Kolluk makamlarını düşünürken merkezi idare ile yerel yönetim ayrımına dikkat edin.
2
Genel idari kolluk makamları doğrudan merkezi hükümete bağlıdır; yerel seçimle iş başına gelenler mahalli kolluk grubuna girer.
3
Belediye ve köy gibi kuruluşlar mahalli idaredir; bunların başındaki kişilerin kolluk yetkisi de mahalli (yerel) niteliktedir.

Practice More

İdari kolluk personeli ile makamları arasındaki farkı pekiştirmek için Polis ve Jandarma'nın hangi makamın emrinde olduğunu gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 109Question

Anayasa'nın 125. maddesinde ifadesini bulan idarenin mali sorumluluğu ilkesi gereği; idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Ancak bazı istisnai durumlarda idare, herhangi bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, toplumsal barışın korunması ve kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde ortaya çıkan zararları karşılamak durumundadır. Bu bağlamda; terör eylemleri, toplumsal kargaşa veya yaygın şiddet olayları neticesinde zarar gören kişilerin bu zararlarının, idarenin doğrudan bir kusurlu eylemi saptanmaksızın karşılanması, aşağıdaki ilkelerden hangisi ve bu ilkeye özgü hangi hukuki nitelik ile açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal risk ilkesi - Zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağının gevşemiş kabul edilmesi

Answer

Sosyal risk ilkesi uyarınca, toplumsal olaylar sonucu oluşan zararlarda idare, klasik illiyet bağının gevşetilmesi yoluyla kusuru olmasa dahi sorumlu tutulur.
Sosyal risk ilkesi, Danıştay içtihatları ile gelişmiş bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu ilkeye göre, devletin anayasal düzenini hedef alan veya toplumsal kargaşa sonucu oluşan zararlarda, idarenin o olayla doğrudan bir eylem/işlem bağı (klasik illiyet bağı) kurulamasa dahi, 'toplumsal dayanışma' ve 'kolektif sorumluluk' gereği zararın tüm topluma (idare aracılığıyla) paylaştırılması hedeflenir. Bu durumda illiyet bağının varlığı gevşetilmiş kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını analiz etme
Zarar; terör veya yaygın şiddet olayları gibi toplumsal kargaşadan kaynaklanmaktadır.
Sorumluluk türünün belirlenmesi için zararın idari işlemden mi yoksa toplumsal olaydan mı kaynaklandığı bilinmelidir.
2
İdarenin kusur durumunu değerlendirme
İdarenin herhangi bir hizmet kusuru (geç işleme, kötü işleme vb.) bulunmamaktadır.
Kusur yoksa sorumluluk ancak 'Kusursuz Sorumluluk' esaslarına dayandırılabilir.
3
Kusursuz sorumluluk ilkelerini ayrıştırma
Olayın 'Tehlike' veya 'Kamu Külfetleri' ilkelerine uymadığı, doğrudan 'Sosyal Risk' kapsamına girdiği saptanmıştır.
Sosyal risk, idarenin doğrudan bir eylemi olmasa da genel asayişi sağlama yükümlülüğü ve kolektif sorumluluk gereği uygulanır.
4
İlliyet bağı analizini yapma
Klasik sorumluluk hukukundaki 'doğrudan illiyet bağı' şartının bu ilke için gevşetildiği sonucuna varılır.
Sosyal risk ilkesinin en tipik doktriner özelliği, idari faaliyet ile zarar arasındaki bağın zayıf/soyut olmasına rağmen tazminatın kabul edilmesidir.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi
Question 110Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu tayin ederken, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasındaki neden-sonuç ilişkisini ifade eden 'illiyet bağı' kurucu bir unsurdur. Bazı dışsal ve olağanüstü faktörler bu bağı kopararak idarenin tazminat yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırırken; bazı durumlar ise idarenin herhangi bir kusuru olmasa dahi 'kusursuz sorumluluk' esasınca tazminat ödeme yükümlülüğünü devam ettirir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idarenin faaliyetleri dışında gerçekleşen, öngörülemez ve karşı konulamaz niteliğiyle illiyet bağını keserek idarenin mali sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran bir durumdur?

Show answer & explanation

Answer: Bölgenin bilinen iklim koşulları ve tarihi kayıtlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde, 'bin yılda bir görülebilecek' şiddetteki bir doğal afetin baraj yapılarını yıkarak yerleşim yerlerine zarar vermesi

Answer

Bölgenin tarihi kayıtlarında görülmemiş şiddetteki bir doğal afetin (mücbir sebep) yol açtığı zarar durumunda illiyet bağı kesilir.
İdarenin mali sorumluluğunun ortadan kalkması için ortaya çıkan zararın idarenin faaliyet alanı dışından gelen (dışsallık), önceden kestirilemeyen (öngörülemezlik) ve tüm önlemlere rağmen engellenemeyen (karşı konulamazlık) bir nedenden kaynaklanması gerekir. Bu şartları taşıyan durumlara 'mücbir sebep' denir. Olağanüstü şiddetteki bir doğal afet, illiyet bağını kestiği için idare tazminat ödemekle yükümlü tutulamaz.

Step-by-Step Solution

1
İlliyet bağını kesen nedenlerin özelliklerini hatırla
Mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru illiyet bağını kesen dışsal nedenlerdir.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için zararın idari bir faaliyetten kaynaklanması gerekir; bağ koparsa sorumluluk biter.
2
Mücbir sebep ile beklenmeyen hal (kaza) arasındaki farkı analiz et
Mücbir sebep dışsaldır (deprem, sel); beklenmeyen hal içseldir (lastik patlaması, makine arızası).
Kusursuz sorumlulukta içsel nedenler (beklenmeyen haller) sorumluluğu kaldırmazken, dışsal nedenler (mücbir sebep) kaldırır.
3
Seçeneklerdeki olayların hukuki niteliğini belirle
Doğal afetin 'bin yılda bir görülecek' şiddette olması onun mücbir sebep olduğunu kanıtlar.
Mücbir sebep için olayın mutlak surette öngörülemez ve karşı konulamaz olması şarttır.
4
Diğer kusursuz sorumluluk ilkelerini ele
Sosyal risk, tehlike ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi durumlarında idare kusursuz olsa da sorumludur.
Bu ilkeler, adaleti sağlamak adına illiyet bağının esnetildiği veya farklı temellere oturtulduğu özel durumlardır.

Key Concept

Mücbir Sebep ve İlliyet Bağının Kesilmesi

Practice More

İdarenin sorumluluğunu azaltan veya kaldıran diğer iki neden olan 'zarar görenin kusuru' ve 'üçüncü kişinin kusuru' durumlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 111Question

İdare hukukunda idari işlemlerin 'yetki' unsuru, işlemin kim tarafından yapılacağını belirleyen ve kamu düzenine ilişkin olan bir unsurdur. Yetki unsurundaki sakatlıkların ağırlığına göre işlemin tabi olacağı yaptırım 'iptal edilebilirlik' veya 'yokluk' olabilmektedir.

Buna göre, yetki unsurundaki sakatlıklar ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Yasama organının, idarenin görev alanına giren bir konuda bireysel ve somut bir idari işlem tesis etmesi 'yetki tecavüzü' teşkil eder ve bu işlem süresi içerisinde iptal davasına konu edilmelidir.

Answer

Yasama organının idarenin görev alanına girerek işlem yapması 'yetki tecavüzü' değil, 'fonksiyon gaspı' niteliğindedir ve yaptırımı 'iptal' değil 'yokluk'tur.
Yasama organının idarenin (yürütmenin) görev alanına giren bireysel ve somut bir işlem yapması, devlet erki değişikliği anlamına geldiği için 'fonksiyon gaspı'dır. Fonksiyon gaspı ile sakatlanan işlemler ise 'yokluk' (non-existence) yaptırımına tabidir. Yetki tecavüzü ise idare teşkilatı içerisindeki makamların yetki aşımıdır ve yaptırımı kural olarak iptaldir. Bu nedenle ifadedeki niteleme ve yaptırım sonucu hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Yetki ve Fonksiyon Gaspı Ayrımı
Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinin alanına girmesi 'fonksiyon gaspı' olarak tanımlanır.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği her devlet erkinin görev sınırı anayasa ile çizilmiştir.
2
Yaptırımın Belirlenmesi
Fonksiyon gaspı ile sakatlanan idari işlemler 'yokluk' (hukuken hiç doğmamış olma) yaptırımına tabidir.
Bu derece ağır sakatlıklar işlemin hukuk dünyasında varlık kazanmasını engeller.
3
Yetki Tecavüzü ile Karşılaştırma
Yetki tecavüzü, idari teşkilat içindeki makamların (ast-üst gibi) birbirinin yetkisini aşmasıdır.
Yetki tecavüzünde işlem yine bir idari makamca yapıldığı için genellikle iptal edilebilir niteliktedir.

Key Concept

İdari İşlemlerde Yetki Sakatlıkları (Fonksiyon Gaspı vs. Yetki Tecavüzü)
Estimated Time:1m 30s
Question 112Question

Bir belediye meclisi, şehirdeki pazar yerlerinin denetimi, seyyar satıcıların engellenmesi ve kurallara uymayanların mallarına el konulması işlemlerini yürütmek amacıyla bir özel güvenlik şirketiyle sözleşme imzalamıştır. Sözleşme hükümlerine göre, şirket personeli pazar yerlerinde denetim yapacak ve gerektiğinde belediye zabıtası gibi doğrudan müdahalede bulunarak idari yaptırım sürecini başlatabilecektir. İdari kolluk faaliyetlerinin niteliği ve yetki devri ilkeleri dikkate alındığında, bu uygulama hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: İdari kolluk yetkileri, kamu gücü kullanımını ve bireylerin temel haklarına müdahaleyi içerdiğinden özel hukuk kişilerine devredilemez; bu nedenle yapılan uygulama hukuka aykırıdır.

Answer

İdari kolluk yetkileri kamu gücü kullanımını içerdiğinden özel hukuk kişilerine devredilemez ve bu nedenle uygulama hukuka aykırıdır.
İdari kolluk faaliyetleri, doğası gereği kamu gücü (imperium) kullanımını gerektirir. Bireylerin mülkiyet hakkına müdahale (mallara el koyma) veya serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlama gibi yetkiler sadece devletin kamu görevlilerine kanunla tanınmıştır. Özel hukuk tüzel kişileri (şirketler) kar amacı güden yapılar olup, kamu gücü ayrıcalıklarını kullanamazlar. Bu nedenle, kolluk yetkisinin bir özel şirkete devri idare hukukunun temel ilkelerine aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Faaliyetin Niteliğini Belirle
Pazar yerlerinin denetimi ve mallara el konulması (müsadere) işlemi bir 'idari kolluk' faaliyetidir.
Kamu düzenini (esenlik ve dirlik) korumaya yönelik, bireylerin özgürlüklerine müdahale içeren bir işlem söz konusudur.
2
Yetki Devri İlkelerini Analiz Et
İdari kolluk yetkileri 'asli ve sürekli kamu hizmeti' niteliğindedir ve 'kamu gücü ayrıcalığı' içerir.
Anayasa ve idare hukuku ilkelerine göre, zor kullanma ve yaptırım uygulama yetkisi sadece kamu görevlileri (memur ve diğer kamu görevlileri) eliyle yürütülebilir.
3
Uygulamanın Hukuki Durumunu Saptan
Özel bir güvenlik şirketine bu yetkilerin devredilmesi, yetki unsurunda sakatlık doğurur.
İdare, yardımcı hizmetleri (temizlik, teknik destek vb.) dışarıdan satın alabilse de, kolluk gibi temel egemenlik yetkilerini devredemez.

Key Concept

İdari Kolluk Yetkisinin Devredilemezliği

Hints

1
Kolluk faaliyetlerinin en temel özelliklerinden biri, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edebilmesidir.
2
Devletin 'zor kullanma' ve 'yaptırım uygulama' gibi egemenlik yetkileri, özel şirketlere devredilebilir mi?
3
İdare hukukunda 'yetki devri' ancak kanunun açıkça izin verdiği durumlarda ve yine kamu birimleri arasında yapılabilir.

Practice More

İdari kolluk ve adli kolluk ayrımını, özellikle denetim makamları (İdari makamlar vs. Savcılık) açısından tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 113Question

İdarenin kamu yararının gerektirdiği durumlarda, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamına veya bir kısmına, karşılığını peşin ödemek şartıyla ve kanunla gösterilen esaslara göre el koyması "kamulaştırma" olarak tanımlanmaktadır. Buna göre; savaş, seferberlik gibi olağanüstü durumlarda idarenin ihtiyaç duyduğu taşınır malların mülkiyetini veya taşınmaz malların kullanma hakkını bedeli karşılığında elde etmesi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstimval

Answer

İdarenin olağanüstü durumlarda taşınır mallara el koyma yöntemi istimvaldir.
Doğru cevap olan yöntem, idarenin olağanüstü durumlarda (savaş, afet vb.) kamu yararı için özel mülkiyetteki taşınır malların mülkiyetine veya taşınmazların kullanma hakkına bedeli karşılığında el koyması işlemidir. Bu işlem hukuken 'istimval' olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen ipuçlarını (olağanüstü durumlar, taşınır mallar, kullanım hakkı) analiz etme.
Yöntemin 'olağanüstü haller' ile sınırlı olduğu ve 'taşınırları' da kapsadığı belirlendi.
Kamulaştırma sadece taşınmazlar için ve normal dönemlerde de yapılabilen bir işlemdir.
2
İdarenin mal edinme yöntemleri arasındaki farkları karşılaştırma.
İstimval kavramının tanımıyla sorudaki senaryonun eşleştiği görüldü.
İstimval, özellikle savaş ve seferberlik gibi durumlarda hızlı çözüm sağlayan hukuki bir araçtır.

Key Concept

İdarenin Mal Edinme Yöntemleri ve İstimval

Hints

1
Soruda geçen 'olağanüstü durumlar' ve 'taşınır mallar' ifadelerine odaklanın.
2
Kamulaştırma sadece taşınmazlar içindir; taşınırlar için kullanılan farklı bir terim vardır.
3
Özellikle savaş ve seferberlik hukukunda karşımıza çıkan el koyma yöntemini hatırlayın.

Practice More

Geçici işgal ile istimval arasındaki temel farkları (bayındırlık hizmeti vs. olağanüstü hal) tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 114Question

İdarenin hukuki sorumluluğu ve bu sorumluluk çerçevesinde açılan tam yargı davaları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuk kuralları çerçevesinde kesin olarak doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'sosyal risk' ilkesine dayanan tazminat sorumluluğunda, idarenin faaliyeti ile meydana gelen zarar arasında klasik anlamda bir illiyet bağı aranmaz.

Answer

Sosyal risk ilkesinde idarenin eylemi ile zarar arasında klasik bir illiyet bağı kurulması şart değildir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin kusurlu olmadığı ve zarar ile idari faaliyet arasında doğrudan bir nedensellik (illiyet) bağının kurulamadığı durumlarda dahi, sosyal devlet ve sosyal dayanışma ilkeleri gereği bireylerin uğradığı zararın toplumun tamamına paylaştırılmasını sağlar. Bu nedenle klasik illiyet bağı şartı aranmaz.

Step-by-Step Solution

1
Kusursuz sorumluluk türlerini analiz etme
İdarenin kusursuz sorumluluğu; risk ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi (kamu külfetleri karşısında eşitlik) olmak üzere iki ana dala ayrılır.
Sorumluluğun kaynağını belirlemek için doktrindeki ayrımı bilmek gerekir.
2
Sosyal risk ilkesinin niteliğini inceleme
Sosyal risk, terör veya toplumsal olaylar sonucu devletin hakimiyet alanındaki zararları tazmin etmesidir.
Bu ilke, idarenin doğrudan sebep olmadığı zararları sosyal dayanışma gereği üstlenmesidir.
3
İlliyet bağı kavramını uygulama
Normalde zarar ile idari eylem arasında bir neden-sonuç bağı aranırken, sosyal riskte bu bağ (illiyet bağı) aranmaz.
Zarar üçüncü kişilerin (teröristlerin vb.) eylemlerinden doğmuştur, ancak idare 'sorumluluk' üstlenir.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının İstisnası

Hints

1
İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden olan sosyal risk ilkesinin diğer tazminat türlerinden temel farkını düşünün.
2
Normalde bir tazminat davasında 'bu zararı sen yaptın' demek için illiyet bağı gerekir, ancak terör olaylarında devletin doğrudan eylemi yoktur.

Practice More

İYUK 11. ve 13. maddeler arasındaki farkı (işlem vs eylem başvurusu) tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:3m 0s
Question 115Question

1982 Anayasası'nın 127127. maddesinde düzenlenen mahalli idareler rejimine göre; seçilmiş bir mahalli idare organının veya bu organın bir üyesinin "organlık sıfatını" kesin olarak kaybetmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeleri hakkındaki denetim ancak yargı yolu ile olur.

Answer

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeleri hakkındaki denetim ancak yargı yolu ile olur.
Doğru yanıt, mahalli idarelerin demokratik özerkliğini koruyan anayasal kuralı ifade eder. Anayasa'nın 127127. maddesine göre, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri konusunda denetim yetkisi sadece yargı mercilerine aittir. Bu hüküm, seçilmişlerin siyasi kararlarla görevden alınmasını engellemek amacıyla getirilmiş bir yargısal güvencedir.

Step-by-Step Solution

1
Anayasal çerçevenin belirlenmesi
1982 Anayasası Madde 127127 incelenir.
Mahalli idarelerin özerkliği ve denetimi bu maddeyle anayasal güvenceye alınmıştır.
2
İdari vesayet ve yargı yetkisi ayrımının analizi
Merkezi idarenin (Bakanlık/Valilik) mahalli idareler üzerindeki yetkisinin "idari vesayet" olduğu saptanır.
Vesayet makamı, yerinden yönetim kuruluşunun kararlarını denetleyebilir ancak seçilmiş organı kalıcı olarak görevden alamaz.
3
Geçici ve kalıcı önlem ayrımının yapılması
İçişleri Bakanı'nın yetkisi "geçici uzaklaştırma", Danıştay'ın yetkisi "sıfatın kaybı/fesih" olarak ayrılır.
Anayasa, seçilmişlerin güvencesi olarak organlık sıfatının kaybını sadece yargı kararına bağlamıştır.

Key Concept

İdari Vesayet ve Yargısal Güvence

Hints

1
Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının güvencesini Anayasa'nın 127. maddesinde arayın.
2
İçişleri Bakanı'nın yetkisi 'geçici' mi yoksa 'kalıcı' mı bir müdahale sağlar?
3
Organlık sıfatının kaybı, belediyeler ve il özel idareleri için Danıştay kararıyla gerçekleşir; yani bu süreç yargısal bir denetimdir.

Practice More

İl Genel İdaresi (Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) arasındaki organ farklarını ve hiyerarşi/vesayet ayrımını içeren bir tablo çalışması yapınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 116Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, memurlara verilecek disiplin cezaları kanunda tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır. Memurların mevzuata aykırı davranışları sonucunda uygulanabilecek bu yaptırımlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Görev yerinin değiştirilmesi

Answer

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda 'Görev yerinin değiştirilmesi' (sürgün) şeklinde bir disiplin cezası bulunmamaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesine göre disiplin cezaları; Uyarma, Kınama, Aylıktan kesme, Kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma olmak üzere beş tanedir. Görev yerinin değiştirilmesi (veya yaygın adıyla sürgün) bu listede yer alan bir ceza türü değildir.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde yer alan disiplin cezalarını listeleme.
Disiplin cezaları şunlardır: Uyarma, Kınama, Aylıktan kesme, Kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma.
Kanun koyucu memurlar için uygulanacak yaptırımları sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiştir.
2
Verilen seçenekleri kanuni liste ile karşılaştırma.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması seçenekleri listede mevcuttur.
Doğru olmayan yaptırımı tespit etmek için kanuni listenin dışındaki seçeneği bulmak gerekir.
3
Görev yerinin değiştirilmesi işleminin hukuki niteliğini analiz etme.
Bu işlem bir disiplin cezası değil, idarenin takdir yetkisi kapsamında veya hizmet gereği yaptığı bir idari işlemdir.
Disiplin cezaları arasında yer almayan unsuru ayırt etmek.

Key Concept

Memur Disiplin Cezaları

Hints

1
657 sayılı Kanun'da toplamda beş çeşit disiplin cezası vardır.
2
Bu cezalardan en hafifi 'Uyarma', en ağırı ise 'Devlet memurluğundan çıkarma'dır.
3
Halk arasında ceza gibi görülen ancak idari bir tedbir veya işlem olan 'görevden uzaklaştırma' veya 'yer değişikliği' gibi kavramlara dikkat edin.

Practice More

Disiplin cezalarına karşı itiraz sürelerini ve hangi cezalara karşı yargı yolunun açık olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 117Question

Türk idare hukukunda 'idarenin bütünlüğü' ilkesini gerçekleştirmek amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri, yetkinin kaynağı ve kullanım biçimi bakımından temel farklılıklara sahiptir. Bu iki denetim türü arasındaki hukuki rejim farkları dikkate alındığında, idari vesayet yetkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anayasal bir dayanağı olan bu yetki, yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini koruyacak biçimde ancak kanunda belirtilen sınırlı durumlarda kullanılabilir.

Answer

İdari vesayet yetkisi, anayasal bir dayanağı olan, yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini koruyacak biçimde ancak kanunda belirtilen sınırlı durumlarda kullanılabilen istisnai bir denetim aracıdır.
Doğru ifade olan 'Anayasal bir dayanağa sahip olması ve kanunla belirlenen sınırlı durumlarda kullanılması', idari vesayetin 'kanunilik' ve 'istisnailik' özelliklerini yansıtır. Anayasa'nın 127. maddesi merkezi idareye, mahalli idareler üzerinde bu yetkiyi tanırken yerinden yönetimin özerkliğini de koruma altına almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarının temel ayrım noktasını belirle.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet farklı tüzel kişilikler arasındadır.
Bu ayrım, yetkinin kapsamını (hukukilik-yerindelik) ve kaynağını (genellik-istisnailik) doğrudan etkiler.
2
Vesayet yetkisinin kaynağını ve sınırlarını incele.
Vesayet yetkisi Anayasa md. 127'de mahalli idareler için tanımlanmış olup, 'kanunilik' ve 'istisnailik' ilkelerine tabidir.
Yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliği nedeniyle, merkezi idarenin bu birimler üzerindeki yetkisi sınırsız olamaz.
3
Seçeneklerdeki yetki türlerini (ikame, tadil, yerindelik) karşılaştır.
İkame (yerine geçme), tadil (değiştirme) ve yerindelik (merit) yetkilerinin hiyerarşik amire özgü olduğu sonucuna varılır.
İdari vesayette denetlenen birim 'başka bir kamu tüzel kişisi' olduğundan, onun iradesine bu derece müdahale edilemez.

Key Concept

İdari Vesayetin Kanuniliği ve İstisnailiği

Hints

1
Hiyerarşi ve idari vesayet arasındaki en temel fark, denetlenen ve denetleyen birimlerin aynı mı yoksa farklı mı kamu tüzel kişileri olduğu ile ilgilidir.
2
Merkezi yönetimin (Bakanlıklar, Valilikler) yerel yönetimler (Belediyeler, Köyler) üzerindeki yetkisi, yerel yönetimin özerkliği nedeniyle sınırlı ve kanuni olmak zorundadır.
3
Hiyerarşik amir astın işlemini dilediği gibi değiştirebilirken (tadil/ikame), vesayet makamı 'özerk' bir kuruluşun iradesine bu şekilde doğrudan müdahale edemez.

Practice More

İl Genel İdaresi (merkezi/taşra) ile İl Özel İdaresi (yerinden yönetim) arasındaki denetim farklarını inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Tablo yöntemiyle; 'Hiyerarşi: Aynı Tüzel Kişilik / Yerindelik Var / Genel Yetki' ve 'Vesayet: Farklı Tüzel Kişilik / Yerindelik Yok / İstisnai Yetki' özelliklerini karşılaştırarak sonuca gidilebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 118Question

Bir devlet hastanesinin tıbbi atıklarının imha sürecinde, görevli personelin dikkatsizliği sonucu bazı atıkların hastane bahçesinin kamuya açık alanına bırakıldığı tespit edilmiştir. Bu alanda oyun oynayan bir çocuğun söz konusu atıklarla teması sonucu enfeksiyon kaptığı ve uzun süreli bir tedavi sürecine girdiği anlaşılmıştır. İdare hukuku ilkeleri uyarınca, meydana gelen bu zararın tazmini amacıyla açılacak tam yargı davasında idarenin sorumluluğu aşağıdakilerden hangisine dayandırılmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru

Answer

İdarenin sorumluluğu 'Hizmet Kusuru' ilkesine dayandırılmalıdır.
İdarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin sunumu sırasında personelin dikkatsizliği, tedbirsizliği veya hizmetin gereği gibi yürütülmemesi 'hizmetin kötü işlemesi' kapsamında değerlendirilir. Bu durum idare hukukunda 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır ve idarenin mali sorumluluğunun asli sebebidir. Senaryoda personelin tıbbi atıkları uygunsuz alana bırakması açık bir ihmal ve hizmet kusurudur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın mahiyetini analiz etme
Zarar, idarenin (devlet hastanesi) bir kamu hizmetini (sağlık/atık yönetimi) yürütürken personelinin dikkatsizliği sonucu meydana gelmiştir.
Sorumluluğun kaynağını belirlemek için eylemin idari nitelikte olup olmadığı ve kusur unsuru incelenmelidir.
2
Kusur ve illiyet bağını değerlendirme
Personelin ihmali (atıkların uygunsuz bırakılması) ile çocuğun enfeksiyon kapması arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmaktadır.
Hizmetin kötü işlemesi veya personelin hatası idare hukukunda doğrudan hizmet kusurunu oluşturur.
3
Uygun hukuk ilkesini eşleştirme
Kusurlu davranışa dayalı mali sorumluluk türü olan hizmet kusuru tespit edilmiştir.
İdare, personelin hizmet içindeki kusurlarından dolayı hizmet kusuru ilkesi gereği sorumludur.

Key Concept

Hizmet Kusuru (Hizmetin Kötü İşlemesi)
Question 119Question

İdare hukuku; Roma Hukuku gibi binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmayan, tedvin edilmemiş (kodifiye edilmemiş) ve büyük ölçüde Danıştay’ın kararlarıyla şekillenmiş bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalının "statüsel" niteliği, birey ile idare arasındaki ilişkinin hukuki çerçevesini belirleyen en temel unsurdur.

İdare hukukunun bu yapısal özellikleri ve karakteristik yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hukuk dalının niteliği açısından doğru bir ifade değildir?

Show answer & explanation

Answer: İdare hukukunun bağımsız ve otonom bir karakter taşıması, idari uyuşmazlıklarda karşılaşılan her türlü hukuki boşluğun doğrudan Medeni Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanmasıyla doldurulmasını zorunlu kılar.

Answer

İdare hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olması, uyuşmazlıklarda karşılaşılan boşlukların her zaman doğrudan Medeni Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanarak doldurulmasını zorunlu kılmaz; aksine bu hukuk dalı kendi prensiplerini yaratan otonom bir yapıya sahiptir.
İdare hukuku, kendine özgü prensipleri olan bağımsız (otonom) bir kamu hukuku dalıdır. Bu bağımsızlık, idare hukukunda karşılaşılan hukuki boşlukların çözümünde yargıcın doğrudan özel hukuk kurallarına (Medeni Kanun gibi) başvurmasını zorunlu kılmaz. Aksine, idari yargıç idare hukukunun genel ilkelerini ve kamu yararını gözeterek bu dalın kendi mantığı çerçevesinde yeni kurallar geliştirir. Bu nedenle, özel hukuk hükümlerinin birincil kaynak olarak kullanılmasını zorunlu kılan ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırla.
Genç, tedvin edilmemiş, içtihadi, statüsel ve bağımsız bir hukuk dalı olduğu belirlendi.
Sorunun temel dayanağını oluşturan kavramsal çerçeveyi kurmak için gereklidir.
2
"Statüsel" ve "İçtihadi" kavramlarını analiz et.
Statüsel olmanın nesnel kurallara tabi olmayı, içtihadi olmanın ise yargı kararlarıyla şekillenmeyi ifade ettiği anlaşıldı.
Seçeneklerdeki teknik terimlerin doğruluğunu teyit etmek için gereklidir.
3
İdare hukukunun bağımsızlığı (otonomisi) ilkesini değerlendir.
İdare hukukunun özel hukuktan (Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku) ayrı, kendine özgü kural ve müeyyideleri olduğu sonucuna varıldı.
Hatalı seçeneği tespit etmek için kamu hukuku ve özel hukuk ayrımının yapılması gerekir.
4
Boşluk doldurma yöntemini incele.
İdare hukukunda bir boşluk olduğunda, idari yargıcın özel hukuk kurallarını doğrudan değil, ancak idare hukukunun ilkeleriyle çelişmediği ölçüde ve kıyasen kullanabileceği, asıl olanın ise idari rejime uygun ilkeler yaratmak olduğu belirlendi.
Seçenekteki 'zorunlu kılar' ifadesinin hukuki otonomi ile çeliştiğini ispatlamak için gereklidir.

Key Concept

İdare Hukukunun Otonomisi ve İçtihadi Niteliği

Practice More

İdari yargının özellikleri ve idari işlemlerin tek taraflılığı konularını tekrar ederek bu kavramları pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 120Question

29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, idarenin mal edinme yöntemlerinden biri olan "kamulaştırma" (istimlak) süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Savaş veya seferberlik gibi olağanüstü durumlarda kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyetteki taşınır (menkul) malların mülkiyetinin veya kullanımının zorla idareye geçirilmesi işlemine de kamulaştırma denir.

Answer

Olağanüstü durumlarda taşınır malların mülkiyetine veya kullanımına el konulması işlemine kamulaştırma değil, istimval denir.
Kamulaştırma işlemi hukuken sadece taşınmaz mallar (arsa, arazi, bina vb.) için söz konusudur. Seçenekte belirtilen taşınır malların mülkiyetinin veya kullanımının olağanüstü durumlarda zorla idareye geçmesi işlemi 'istimval' (olağanüstü yükümlülük) kavramına girmektedir. Dolayısıyla taşınır malları kapsayan tanım yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kamulaştırmanın konusunu belirle
Kamulaştırma sadece özel mülkiyetteki taşınmaz (gayrimenkul) mallar için uygulanabilir.
Anayasa ve Kamulaştırma Kanunu uyarınca bu yöntem taşınmaz mallarla sınırlıdır.
2
İstimval kavramı ile karşılaştır
Taşınır (menkul) mallara yönelik el koyma işlemi istimvaldir.
İstimval, olağanüstü dönemlerde idarenin taşınır mallara ve çalışma gücüne ihtiyaç duyması halinde başvurduğu bir yöntemdir.
3
Yargı yolu ve bedel kurallarını kontrol et
Bedel tespiti Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, idari işlemlerin denetimi İdare Mahkemesi'nde yapılır.
Kamulaştırma karma nitelikte bir işlem olup hem adli hem idari yargıyı ilgilendirir.

Key Concept

Kamulaştırma ve İstimval Ayrımı
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 6 / 31Next
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 6 | Examkin