Bir lojistik firması, taşıma sözleşmesinden doğan ücret alacağının tahsili amacıyla bir kimya fabrikasına karşı açtığı eda davasını yerel mahkemede kazanmıştır. Mahkeme, davalı fabrikanın belirli bir meblağı tazminat olarak ödemesine hükmetmiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemiştir. Lojistik firması, borçlu fabrikanın mallarını gizlemeye ve devretmeye çalıştığını tespit ederek yetkili mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, mahkemenin bu talebi incelerken vereceği kararda teminat uygulamasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Talebe dayanak oluşturan belge bir ilam niteliğinde olduğundan, ihtiyati haciz kararı verilirken kural olarak teminat aranmaz.Answer
- BDayanak belge mahkeme kararı dahi olsa, teminat alınıp alınmaması veya teminatın miktarının ne olacağı tamamen hakimin takdirine bağlıdır.
- CYerel mahkemenin verdiği karar henüz kesinleşmediği için alacaklının kanunda öngörülen asgari oranda teminat göstermesi zorunludur.
- DBorçlunun mal kaçırma ihtimaline karşı alınan bu önlem esasen ihtiyati tedbir kapsamında değerlendirildiğinden mutlaka teminat alınmalıdır.
- Eİleride borçlunun veya üçüncü kişilerin uğrayabileceği haksız haciz zararlarını karşılamak üzere alacağın yüzde on beşi oranında teminat yatırılmalıdır.
Answer
Talebe dayanak oluşturan belge bir ilam niteliğinde olduğundan, ihtiyati haciz kararı verilirken kural olarak teminat aranmaz.
İcra ve İflas Kanunu madde 259/2'ye göre, ihtiyati haciz talebine konu alacak bir ilama dayanıyorsa alacaklıdan teminat aranmaz. Olayda yerel mahkemenin verdiği eda kararı hukuken bir ilamdır. Türk hukukunda kural olarak para alacaklarına ilişkin ilamların icraya konulması veya ihtiyati haciz talebine konu edilmesi için kesinleşmeleri gerekmez. Bu nedenle karar kesinleşmemiş olsa bile, alacaklının teminat gösterme yükümlülüğü kanun gereği bulunmamaktadır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İhtiyati Hacizde Teminat İstisnaları (İlama Dayalı Alacaklar)