Aile Hukuku

89 questions

Question 21Question

Bir boşanma davasında mahkeme; davacı kadının "ağır kusurlu", davalı kocanın ise "az kusurlu" olduğuna hükmetmiştir. Müşterek çocuğun velayeti ise anneye bırakılmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayda aşağıdaki mali sonuçlardan hangisine karar verilmesi hukuken mümkündür?

Show answer & explanation

Answer: Müşterek çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmesi

Answer

Müşterek çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmesi mümkündür.
Müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmesi, eşlerin boşanmadaki kusur derecelerinden bağımsızdır. Türk Medeni Kanunu uyarınca velayeti kendisine bırakılmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu nedenle annenin ağır kusurlu olması, babanın iştirak nafakası ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Step-by-Step Solution

1
Eşlerin kusur durumlarını tespit et.
Davacı kadın ağır kusurlu, davalı koca az kusurludur.
Maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinde kusur dengesi belirleyicidir.
2
Yoksulluk nafakası ve tazminat şartlarını değerlendir.
Kadın ağır kusurlu olduğu için yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ve maddi/manevi tazminat (TMK m. 174) talep edemez.
Kanun, bu hakları kusursuz veya daha az kusurlu tarafa tanımıştır.
3
Çocukla ilgili mali yükümlülüğü (iştirak nafakası) değerlendir.
Çocuğun bakımı için iştirak nafakasına hükmedilebilir.
İştirak nafakası velayeti alan eşin kusuruna değil, çocuğun ihtiyaçlarına ve diğer eşin gücüne dayanır.

Key Concept

İştirak nafakası, boşanmadaki kusur durumundan bağımsız olarak çocuğun menfaati için hükmedilen bir mali sonuçtur.
Estimated Time:1m 15s
Question 22Question

Evli olan AA ve BB çifti, ortak çocuklarının hangi okula gideceği ve ne tür bir eğitim alacağı konusunda fikir birliğine varamamaktadır. AA, evin reisi olduğunu ve son kararı kendisinin vermesi gerektiğini iddia ederken; BB ise Medeni Kanun uyarınca haklarının eşit olduğunu ve kararın birlikte alınması gerektiğini savunmaktadır. 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümleri uyarınca bu uyuşmazlıkla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eşler, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler ve evlilik birliğini beraberce yönetirler.

Answer

Eşler, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler ve evlilik birliğini beraberce yönetirler.
Türk Medeni Kanunu'nun 185185. ve 186186. maddeleri uyarınca evlilik birliği eşler tarafından beraberce yönetilir. Eşlerin çocukların bakımı ve eğitimi üzerindeki hak ve yükümlülükleri ortaktır; dolayısıyla bu tür kararların eşler tarafından birlikte alınması yasal bir zorunluluktur.

Step-by-Step Solution

1
Evlilik birliğinin yönetim modelini belirleme
47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 186/2186/2. maddesi uyarınca 'Birliği eşler beraberce yönetirler.'
Modern hukukta 'aile reisi' kavramı terk edilerek eşler arası eşitlik ve ortak yönetim ilkesi getirilmiştir.
2
Çocuklarla ilgili hak ve yükümlülüklerin kapsamını tespit etme
Kanun'un 185/2185/2. maddesi uyarınca eşler, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.
Çocuğun üstün yararı, her iki ebeveynin de ortak sorumluluk almasını ve kararlara beraber katılımını gerektirir.

Key Concept

Eşlerin Ortak Yönetim ve Özen Yükümlülüğü
Question 23Question

20182018 yılında evlenen ve aralarında başka bir mal rejimi sözleşmesi bulunmayan Selin ile Mert'in evlilik birliği devam ederken aşağıdaki mal varlıkları edinilmiştir.

Buna göre, 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca aşağıdakilerden hangisi "edinilmiş mal" grubunda yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Selin'in miras kalan bu konuttan evlilik birliği içinde elde ettiği kira gelirleri

Answer

Selin'in miras kalan konuttan elde ettiği kira gelirleri edinilmiş maldır.
Türk Medeni Kanunu'nun 219219. maddesine göre, eşlerin kişisel mallarının (örneğin miras yoluyla geçen bir evin) evlilik birliği süresince elde edilen gelirleri (kira, temettü, faiz vb.) aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal sayılır. Bu nedenle miras kalan konuttan elde edilen kira geliri doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Mal rejiminin tespit edilmesi
Eşler arasında başka bir sözleşme olmadığı için yasal mal rejimi olan 'Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi' geçerlidir.
TMK madde 202202 uyarınca eşler başka bir rejimi seçmedikçe bu rejim uygulanır.
2
Kişisel malların belirlenmesi
Miras kalan konut, manevi tazminat, kişisel eşyalar ve evlilik öncesi mallar kişisel maldır.
TMK madde 220220 uyarınca karşılıksız kazanmalar, manevi tazminat ve kişisel kullanım eşyaları bu gruptadır.
3
Kişisel mal gelirlerinin değerlendirilmesi
Kişisel mal olan konutun kira geliri edinilmiş maldır.
TMK madde 219219 fıkra 44 uyarınca 'kişisel malların gelirleri' edinilmiş mal sayılır.

Key Concept

Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılması kuralı

Practice More

Edinilmiş malların yerine geçen değerlerin (ikame değerlerin) hangi grupta yer aldığını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

(A)(A) ile (B)(B) 20242024 yılından beri evlidir. (B)(B), 20252025 yılının sonlarında bir dolandırıcılık şebekesine üye olduğu gerekçesiyle yargılanmış ve "nitelikli dolandırıcılık" suçundan hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu durumu öğrenen (A)(A), eşinin işlediği bu suçun toplumdaki saygınlıklarını yitirmesine neden olduğunu ve artık (B)(B) ile aynı çatı altında yaşamasının kendisinden beklenemeyeceğini belirterek boşanma davası açmaya karar vermiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, (A)(A)’nın açacağı bu boşanma davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Küçük düşürücü suç işleme özel ve nispi bir boşanma sebebi olduğundan, hakim boşanmaya karar vermek için bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini araştırır.

Answer

Küçük düşürücü suç işleme özel ve nispi bir boşanma sebebi olduğundan, hakim boşanmaya karar vermek için bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini araştırır.
Türk Medeni Kanunu'nun 163163. maddesine göre, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi durumunda diğer eşin boşanma davası açabilmesi için bu sebebin kendisi için ortak hayatı çekilmez hale getirmiş olması gerekir. Bu özelliği nedeniyle suç işleme sebebi 'nispi' bir boşanma sebebidir. Ayrıca kanun koyucu bu sebep için zina veya hayata kastta olduğu gibi 66 ay veya 55 yıllık hak düşürücü süreler öngörmemiş, davanın her zaman açılabileceğini hükme bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Boşanma sebebinin türünü belirleme
Küçük düşürücü suç işleme (TMK m. 163), kanunda sayılan özel boşanma sebeplerinden biridir.
Olaydaki suçun niteliği ve evlilik birliği içinde işlenmiş olması bu madde kapsamına girmektedir.
2
Dava şartlarını analiz etme
Zina (m. 161) ve Hayata Kast (m. 162) mutlak sebeplerken, Suç İşleme (m. 163) nispi bir boşanma sebebidir.
Nispi sebeplerde sadece fiilin varlığı yetmez, bu fiilin ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi şartı aranır.
3
Süre kısıtlamasını kontrol etme
TMK m. 163'te diğer bazı özel sebeplerin aksine herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Kanun metni bu durumda eşin 'her zaman' dava açabileceğini açıkça belirtmiştir.

Key Concept

Suç İşleme Sebebiyle Boşanma (TMK m. 163)
Estimated Time:1m 15s
Question 25Question

Evli olan (A), eşi (B)’nin rızasını almadan bir sosyal yardım derneğine üye olmuş ve hafta sonları bu derneğin faaliyetlerine katılmaya başlamıştır. Eşi (B) ise kendisinin "evlilik birliğinin reisi" olduğunu, bu nedenle (A)’nın dışarıdaki sosyal faaliyetlerinin ancak kendi izniyle mümkün olabileceğini, aksi takdirde bu faaliyeti hukuken engelleyeceğini ileri sürmektedir.

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, evlilik birliğinin yönetimi ve eşlerin hakları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eşler evlilik birliğini beraberce yönetirler; koca artık kanunen ailenin reisi sıfatına sahip olmadığından, eşinin sosyal faaliyetlerini tek taraflı iradesiyle rızasına bağlama yetkisi yoktur.

Answer

Eşlerin evlilik birliğini beraberce yönettiğini ve kocanın ailenin reisi sıfatıyla eşinin faaliyetlerini tek taraflı engelleyemeyeceğini belirten seçenek doğrudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesinin ikinci fıkrası açıkça 'Eşler birliği beraberce yönetirler' hükmünü amirdir. Bu hükümle birlikte eski kanun dönemindeki koca odaklı hiyerarşik yapı (aile reisliği) terk edilmiştir. Eşlerin sosyal faaliyetlere katılması, dernek üyeliği veya meslek seçimi gibi kişisel hak ve özgürlük alanına giren konularda birbirlerinden izin alma yükümlülükleri bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kocanın ailenin reisi olduğunu iddia ederek eşinin faaliyetini rızasına bağlaması hukuki dayanaktan yoksundur.

Step-by-Step Solution

1
Evlilik birliğinin yönetimine ilişkin temel kanun maddesini tespit et.
TMK madde 186/2 uyarınca 'Eşler birliği beraberce yönetirler' hükmü geçerlidir.
Evlilikte karar alma mekanizmasının eşler arasında eşit paylaşıldığını anlamak için gereklidir.
2
Mülga (eski) kanun ile yürürlükteki kanun arasındaki 'aile reisliği' farkını değerlendir.
743 sayılı eski Kanun'da var olan 'Koca birliğin reisidir' hükmü, 4721 sayılı yeni Kanun ile kaldırılmıştır.
Soruda ileri sürülen 'aile reisi' iddiasının hukuki dayanağının kalmadığını teyit etmek için gereklidir.
3
Eşlerin bireysel özgürlükleri ile yönetim yetkisini ilişkilendir.
Eşlerin sosyal faaliyetleri, meslek seçimi (TMK 192) gibi kural olarak diğer eşin ön iznine tabi değildir.
Bir eşin diğerinin sosyal hayatına müdahalesinin hukuki sınırlarını çizmek için gereklidir.

Key Concept

Evlilik Birliğinin Eşitlik İlkesi Çerçevesinde Yönetimi

Practice More

Eşlerin meslek ve iş seçimindeki özgürlükleri ile TMK 192 uyarınca 'birliğin huzur ve yararı' kriterini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 26Question

(A)(A) ve (B)(B), 1010 Haziran 20252025 tarihinde evlenmişlerdir. Evlilik birliğinin yürümeyeceğini anlayan çift, 22 Mart 20262026 tarihinde boşanma ve mali sonuçları (nafaka, tazminat, eşyaların paylaşımı) konusunda tam bir mutabakata vararak bir protokol imzalamış ve mahkemeye "anlaşmalı boşanma" talebiyle başvurmuştur. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu davanın akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Evlilik süresi henüz 11 yılı doldurmadığı için tarafların TMK m. 166/3166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma davası açmaları mümkün değildir.

Answer

Evlilik süresi henüz bir yılı doldurmadığı için tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma davası açmaları hukuken mümkün değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca, bir boşanma davasının 'anlaşmalı boşanma' olarak kabul edilebilmesi ve hakimin kusur araştırması yapmaksızın boşanmaya karar verebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması zorunludur. Olayda çift henüz 9 ay bile evli kalmadığı için bu usulle boşanmaları mümkün değildir.

Step-by-Step Solution

1
Evlilik tarihini ve dava tarihini karşılaştırarak evlilik süresini hesaplayın.
10 Haziran 2025 ile 2 Mart 2026 arasındaki süre yaklaşık 8,5 aydır.
Anlaşmalı boşanmanın ilk şartı olan 'en az 1 yıl sürmüş olma' kriterinin karşılanıp karşılanmadığını belirlemek gerekir.
2
TMK m. 166/3 hükmünde yer alan yasal şartları değerlendirin.
Kanun, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmesini, eşlerin birlikte başvurmasını veya birinin davasını diğerinin kabul etmesini, hakimin tarafları dinlemesini ve protokolü onaylamasını şart koşar.
Olaydaki başvurunun hukuki niteliğini belirlemek için yasal çerçeveyi çizmek gerekir.
3
Süre şartı gerçekleşmediği için davanın bu madde kapsamında görülemeyeceğine karar verin.
Başvuru tarihi itibarıyla 1 yıllık süre dolmadığı için dava anlaşmalı boşanma olarak kabul edilemez.
1 yıllık süre şartı kamu düzenine ilişkin emredici bir şarttır.

Key Concept

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları (TMK m. 166/3)

Practice More

Evlilik süresi 1 yılı doldurmayan çiftlerin, anlaşmalı boşanma protokolünü ancak genel boşanma davası (TMK 166/1-2) içerisinde bir delil veya ikrar olarak sunabileceklerini, ancak hakimin yine de tanık dinleyip kusur araştırması yapması gerektiğini unutmayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

33 yıldır evli olan (A)(A) ve (B)(B) çifti arasında şiddetli geçimsizlik yaşanmaktadır. (B)(B), eşi (A)(A)'ya karşı sistemli bir şekilde fiziksel şiddet uygulamış ve onu onurunu zedeleyecek şekilde ağır hakaretlere maruz bırakmıştır. Yaşanan son şiddet olayından sonra (A)(A), 2020 Ekim 20252025 tarihinde ortak konutu terk etmiştir. (A)(A), "pek kötü veya onur kırıcı davranış" sebebine dayanarak boşanma davası açmak istemektedir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayda (A)(A)'nın sahip olduğu dava hakkı ve süresi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dava açma hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak 66 ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden 55 yıl geçmekle düşer.

Answer

Dava açma hakkının boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren 66 ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren 55 yıl içinde kullanılması gerektiği ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 162162. maddesine göre, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası açma hakkı, davacının boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 66 ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden 55 yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup hâkim tarafından resen dikkate alınır.

Step-by-Step Solution

1
Boşanma sebebinin türünü belirle.
Pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162162).
Olaydaki şiddet ve ağır hakaretler bu özel boşanma sebebi kapsamına girer.
2
Sebebin mutlak mı yoksa nispi mi olduğunu kontrol et.
Mutlak boşanma sebebidir.
Hâkim, olay ispatlandığında ayrıca evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığını araştırmaz.
3
Kanunda öngörülen hak düşürücü süreleri tespit et.
66 ay ve 55 yıllık süreler.
TMK m. 162/2162/2 uyarınca öğrenmeden itibaren 66 ay ve olaydan itibaren 55 yıl içinde dava açılmalıdır.
4
Affetme kurumunun etkisini değerlendir.
Affetme dava hakkını düşürür.
TMK m. 162/3162/3 açıkça affedenin dava hakkı olmadığını belirtir.

Key Concept

Özel Boşanma Sebeplerinde Hak Düşürücü Süreler ve Affın Etkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question

20122012 yılında evlenen ve mal rejimi sözleşmesi yapmamış olan eşlerden (A)(A)'nın mal varlığındaki bazı unsurlar şunlardır:

NoMal Varlığı Kalemi
IIEvlenmeden önce banka hesabında bulunan paranın evlilik birliği içinde elde edilen faiz geliri
IIIIEvlilik birliği devam ederken kendisine miras yoluyla geçen taşınmaz
IIIIIIGeçirdiği bir iş kazası neticesinde çalışma gücünü kısmen kaybetmesi sebebiyle ödenen maddi tazminat
IVIVBir haksız fiil nedeniyle lehine hükmedilen manevi tazminat alacağı

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde yukarıdakilerden hangileri "edinilmiş mal" olarak kabul edilir?

Show answer & explanation

Answer: II ve IIIIII

Answer

Banka hesabının faiz geliri (II) ve çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminat (IIIIII) edinilmiş mal grubuna girer.
Türk Medeni Kanunu'na göre, eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu mallar kişisel maldır; ancak bu malların evlilik birliği içerisinde elde edilen gelirleri (faiz, kira vb.) edinilmiş mal sayılır (II). Ayrıca çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar da kanun tarafından açıkça edinilmiş mal olarak nitelendirilmiştir (IIIIII).

Step-by-Step Solution

1
Kişisel malların gelirlerini değerlendir
II numaralı kalem edinilmiş maldır.
TMK m. 219/4219/4 uyarınca, mal rejiminin başlangıcında sahip olunan anapara kişisel mal olsa da bu malın evlilik içindeki getirisi edinilmiş maldır.
2
Miras yoluyla gelen malları analiz et
IIII numaralı kalem kişisel maldır.
TMK m. 220/2220/2 uyarınca, miras yoluyla elde edilen her türlü malvarlığı değeri aksi sözleşmeyle kararlaştırılmadıkça kişisel mal sayılır.
3
Çalışma gücü kaybı tazminatını sınıflandır
IIIIII numaralı kalem edinilmiş maldır.
TMK m. 219/3219/3 uyarınca, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar edinilmiş mal kalemleri arasında sayılmıştır.
4
Manevi tazminat alacağını incele
IVIV numaralı kalem kişisel maldır.
TMK m. 220/3220/3 uyarınca, manevi tazminat alacakları niteliği gereği doğrudan kişisel mal kabul edilir.

Key Concept

TMK m. 219219 (Edinilmiş Mallar) ve m. 220220 (Kişisel Mallar) arasındaki yasal ayrım.
Estimated Time:1m 30s
Question 29Question

Ayşe ve Murat'ın boşanma davasında mahkeme; müşterek çocuklarının velayetini anne Ayşe'ye vermiş, tarafların ise boşanmaya sebep olan olaylarda "eşit kusurlu" olduklarını tespit etmiştir. Ayşe, boşanma ile birlikte geçim sıkıntısına düşeceğini belirterek kendisi için maddi tazminat ve yoksulluk nafakası, çocuğu için de bakım gideri (iştirak nafakası) talep etmiştir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca mahkemenin bu talepler hakkındaki kararı aşağıdakilerden hangisi gibi olmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Ayşe'nin maddi tazminat talebinin reddine; Ayşe lehine yoksulluk nafakasına ve müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmesine karar verilmelidir.

Answer

Ayşe'nin maddi tazminat talebinin reddedilmesi, ancak kendisi lehine yoksulluk nafakasına ve çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu'na göre maddi tazminat talep edebilmek için kişinin kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Olayda eşler eşit kusurlu olduğundan, Ayşe'nin maddi tazminat talebi yerinde değildir. Ancak yoksulluk nafakası için kişinin sadece 'daha ağır kusurlu olmaması' yeterlidir; eşit kusurlu eş bu şartı sağladığından nafakaya hak kazanır. İştirak nafakası ise çocuğun bakımı için olup, eşlerin kusurundan tamamen bağımsız olarak velayeti almayan eşten tahsil edilir.

Step-by-Step Solution

1
Eşlerin kusur durumunu tazminat şartları açısından değerlendirmek.
Maddi tazminat için Türk Medeni Kanunu madde 174/1174/1 uyarınca davacının 'kusursuz veya daha az kusurlu' olması gerekir. Eşit kusur durumunda bu şart gerçekleşmez.
Tazminat, boşanmada kusurlu olanın kusursuz veya az kusurlu olana ödediği bir bedeldir.
2
Yoksulluk nafakası şartlarını kusur açısından kontrol etmek.
Türk Medeni Kanunu madde 175175 uyarınca nafaka isteyen eşin 'kusuru daha ağır olmamalıdır'. Eşit kusur halinde taraflar birbirlerinden daha ağır kusurlu değildir.
Yoksulluk nafakası sosyal bir dayanışma ürünüdür ve ağır kusurlu olmayan eşin mağduriyetini önlemeyi amaçlar.
3
Çocuk lehine iştirak nafakası şartlarını değerlendirmek.
İştirak nafakası çocuğun üstün yararı ile ilgilidir ve ana-babanın kusur oranlarına bakılmaksızın hükmedilir.
Velayeti almayan taraf, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Key Concept

Boşanmanın mali sonuçlarında kusur oranlarının tazminat (daha az kusur) ve yoksulluk nafakası (daha ağır kusurlu olmama) üzerindeki farklı etkileri.
Estimated Time:1m 30s
Question 30Question

Ahmet, tıbbi olarak iyileşmesi mümkün olmayan kronik bir akıl hastalığı sebebiyle ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksundur. Buna rağmen Ahmet, ailesinin telkinleriyle Selin ile yetkili evlendirme memuru huzurunda bir evlilik gerçekleştirmiştir. Bu evliliğin hukuki durumu ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Evlilik mutlak butlanla sakattır; Cumhuriyet savcısı, evlilik devam ettiği sürece bu evliliğin iptali için her zaman dava açmakla yükümlüdür.

Answer

Söz konusu evlilik mutlak butlanla sakattır ve Cumhuriyet savcısı evlilik devam ettiği sürece davanın açılmasını istemekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu'na göre, evlenme anında eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olması bir mutlak butlan sebebidir. Bu tür durumlarda Cumhuriyet savcısı, kamu düzenini korumak adına evlilik devam ettiği sürece davanın açılmasını re'sen (kendiliğinden) istemekle yükümlüdür. Olayda Ahmet'in hastalığının iyileşmesi mümkün olmadığı için mutlak butlan hali korunmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki sakatlık türünü belirle
Ahmet'in 'sürekli' ayırt etme gücü yoksunu olması tespit edildi.
Türk Medeni Kanunu Madde 145/2145/2 uyarınca, evlenme sırasında eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli yoksun olması mutlak butlan sebebidir.
2
Dava açma yetkisini ve süresini analiz et
Cumhuriyet savcısının re'sen dava açma yetkisi olduğu saptandı.
Mutlak butlan davaları kamu düzenini ilgilendirdiği için Cumhuriyet savcısı tarafından her zaman açılabilir. Ancak evlilik sona ermişse savcı artık dava açamaz.

Key Concept

Mutlak Butlan Halleri ve Dava Ehliyeti

Practice More

Mutlak butlan davasının evlilik sona erdikten sonraki etkileri ve savcının bu aşamadaki yetkisini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

Görülen bir boşanma davasında mahkeme; davacı kocanın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda "ağır kusurlu", davalı kadının ise "az kusurlu" olduğuna hükmetmiştir. Tarafların velayeti anneye bırakılan ergin olmayan bir çocukları bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ağır kusurlu olan davacı koca, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olsa dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Answer

Ağır kusurlu olan eşin, yoksulluğa düşecek olsa dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceğini belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu madde 175 uyarınca; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Olayda davacı kocanın kusuru ağır olduğu tespit edildiğinden, yoksulluğa düşse dahi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hukuken mümkün değildir.

Step-by-Step Solution

1
Tarafların kusur oranlarını ve kanuni şartları analiz edin.
Davacı ağır kusurlu, davalı ise az kusurludur.
Mali sonuçların (nafaka ve tazminat) belirlenmesi kusur oranlarına bağlıdır.
2
Yoksulluk nafakası şartlarını (TMK m. 175) gözden geçirin.
Nafaka isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekir.
Ağır kusurlu eşin yoksulluk nafakası alma hakkı bulunmamaktadır.
3
Tazminat ve iştirak nafakası kurallarını uygulayın.
Az kusurlu eş tazminat isteyebilir; iştirak nafakası ise kusurdan bağımsızdır.
Kusur ilkesi sadece eşler arasındaki mali sonuçlarda (yoksulluk nafakası ve tazminat) belirleyicidir.

Key Concept

Boşanmanın mali sonuçlarında 'kusur' ilkesinin yoksulluk nafakası ve tazminat üzerindeki etkisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 32Question

Selin ve Can arasında görülen boşanma davasında mahkeme; davacı eş Selin'in herhangi bir kusurunun bulunmadığına, davalı eş Can'ın ise sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek boşanmaya "tam kusurlu" şekilde sebebiyet verdiğine karar vermiştir. Çiftin müşterek çocuklarının velayeti anne Selin'e verilmiştir.

Türk Medeni Kanunu uyarınca bu davanın şahsi ve mali sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan kusursuz Selin, mali gücü oranında Can'dan süresiz olarak yoksulluk nafakası talep edebilir.

Answer

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan kusursuz eş, mali gücü oranında diğer taraftan süresiz olarak yoksulluk nafakası talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, diğer taraftan geçimi için mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Olayda Selin kusursuz olduğu için bu hakka sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Kusur durumunun tespiti
Selin kusursuz, Can ise tam kusurludur.
Mali sonuçlara (tazminat ve nafaka) hükmedilirken tarafların kusur oranları temel kriterdir.
2
Yoksulluk nafakası şartlarının değerlendirilmesi
Selin'in kusuru Can'dan daha ağır olmadığı (hatta hiç olmadığı) için yoksulluğa düşme şartıyla nafaka alabilir.
TMK 175 uyarınca kusuru daha ağır olmayan eş yoksulluk nafakası isteyebilir.
3
İştirak nafakası şartlarının değerlendirilmesi
Müşterek çocuk için ödenen iştirak nafakası kusurdan bağımsızdır.
Çocuğun menfaati ve bakım giderleri, anne veya babanın boşanmadaki kusuruna bağlı değildir.

Key Concept

Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası arasındaki temel farklar ve yoksulluk nafakasının kusur şartı.
Estimated Time:1m 30s
Question 33Question

Mahkeme kararıyla boşanan ve ayırt etme gücüne sahip olan 1717 yaşındaki (A), boşanma kararının kesinleşmesinden 200200 gün sonra (B) ile evlenmek istemektedir. (A)’nın anne ve babası bu evliliğe onay vermekte ve rıza göstermektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun evlenme ehliyeti ve engellerine ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu evlilik süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yasal temsilcilerinin rızasının alınmasının yanı sıra, bekleme süresinin (iddet müddetinin) kaldırılması için mahkemeden karar alması gerekir.

Answer

Küçüğün yasal temsilcilerinin rızasının alınması ve bekleme süresinin kaldırılmasına dair mahkeme kararı alınması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'na göre 1717 yaşını dolduran bir kimse ayırt etme gücüne sahipse yasal temsilcisinin rızasıyla evlenebilir. Ancak evliliği sona eren bir kadın için öngörülen 300300 günlük bekleme süresi (iddet müddeti) henüz dolmadığı için, bu engelin aşılabilmesi adına mahkemeden sürenin kaldırılmasına dair karar alınması zorunludur. Bu iki şartın birlikte sağlanması evlenme töreninin gerçekleştirilebilmesi için gereklidir.

Step-by-Step Solution

1
Evlenme yaşının ve ehliyet durumunun tespit edilmesi
1717 yaşındaki (A), TMK m. 126 uyarınca 'olağan evlenme yaşı'ndadır.
Olağan evlenme yaşında olan küçüklerin evlenebilmesi için yasal temsilcilerinin (ana ve baba veya vasi) rızası şarttır.
2
Bekleme süresinin (İddet müddeti) değerlendirilmesi
Boşanmanın üzerinden 200200 gün geçmiş olması nedeniyle 300300 günlük yasal süre henüz dolmamıştır (TMK m. 132).
Kadınlar için evliliğin sona ermesinden itibaren başlayan 300300 günlük süre, yeni bir evlilik yapılmasını engelleyen nispi bir engeldir.
3
Sürenin kısaltılması veya kaldırılması imkanının kontrolü
Kadının gebe olmadığının anlaşılması durumunda mahkeme bu süreyi kaldırabilir.
Bekleme süresi dolmadan evlenmek isteyen kadın, mahkemeye başvurarak bu sürenin kaldırılmasını talep etmelidir.

Key Concept

Evlenme ehliyeti için gereken yaş ve rıza şartları ile bekleme süresinin hukuki niteliği.
Estimated Time:1m 15s
Question 34Question

Selin ile Kerem evli bir çifttir. Selin, ailenin gıda, temizlik ve mutfak masrafları gibi rutin harcamalarını eşinden bağımsız olarak gerçekleştirmektedir. Ancak Kerem, ailenin bütçesini önemli ölçüde aşan ve yatırım amacı taşıyan oldukça yüksek bedelli bir tabloyu, eşinin açıkça itiraz etmesine rağmen satın almak istemektedir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu olaydaki gibi "birliğin diğer ihtiyaçları" için temsil yetkisinin kullanılmasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eşler, birliğin diğer ihtiyaçları için ancak beraberce veya birinin diğerine verdiği rıza ile birliği temsil edebilirler.

Answer

Eşlerin birliğin diğer ihtiyaçları için ancak beraberce veya birinin diğerine verdiği rıza ile birliği temsil edebileceklerini belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu’nun 188. maddesi uyarınca, eşlerin evlilik birliğini temsil yetkisi ikiye ayrılmıştır. Olağan (günlük) ihtiyaçlar için her bir eş birliği tek başına temsil edebilirken; birliğin diğer (olağan dışı) ihtiyaçları için eşlerin ancak beraberce veya birinin diğerine verdiği rıza ile hareket etmesi gerekir. Somut olaydaki yüksek bedelli tablo alımı olağan dışı bir harcama olduğu için eşlerin ortak iradesi veya rızası şarttır.

Step-by-Step Solution

1
İhtiyacın niteliği analiz edilmelidir.
Gıda ve temizlik gibi harcamalar 'olağan (günlük) ihtiyaçlar' iken, yüksek bedelli tablo alımı 'diğer (olağan dışı) ihtiyaçlar' kapsamındadır.
Hukuki temsil yetkisinin sınırı, ihtiyacın niteliğine göre değişmektedir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesi uygulanmalıdır.
Eşler, olağan ihtiyaçlar için tek başına; diğer ihtiyaçlar için ise ancak birlikte veya rıza ile birliği temsil edebilirler.
Kanun koyucu, ailenin ekonomik varlığını sarsabilecek önemli işlemleri eşlerin ortak iradesine bırakmıştır.
3
Somut olaydaki itiraz durumu değerlendirilmelidir.
Eşlerden biri itiraz ediyorsa ve rıza yoksa, diğer eş birliği bu işlemle borç altına sokamaz.
Rıza şartının gerçekleşmemesi, temsil yetkisinin aşılması sonucunu doğurur.

Key Concept

Evlilik Birliğinin Temsili (TMK m. 188)

Practice More

Temsil yetkisinin mahkemece kısıtlanması ve iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması (TMK m. 189-190) konularına göz atılması faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 35Question

Burak ile Ceyda 2025 yılı Mart ayında evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık döneminde Burak, Ceyda’ya maddi değeri oldukça yüksek olan lüks bir kol saati hediye etmiştir. Burak’ın babası Remzi Bey ise nişanlıların ileride birlikte oturacakları evin salonu için oldukça pahalı bir ev sinema sistemi satın almıştır. Bir süre sonra Burak, başka birine aşık olduğunu belirterek hiçbir haklı sebep olmaksızın nişanı bozduğunu Ceyda'ya bildirmiştir.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesinde kusur şartı aranmadığından; Burak lüks kol saatinin, babası Remzi Bey ise ev sinema sisteminin iadesini Ceyda'dan talep edebilir.

Answer

Alışılmışın dışındaki (mutat dışı) hediyelerin iadesi için tarafların kusuruna bakılmadığından, nişanı haksız bozan taraf dahi verdiği bu tür hediyelerin iadesini isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu m. 122'ye göre, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın (ya da onlar gibi davrananların) diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki (mutat dışı) hediyeler geri istenebilir. Kanun metninde bu hak için herhangi bir kusursuzluk şartı öngörülmemiştir. Dolayısıyla nişanı haksız bozan kişi dahi mutat dışı hediyelerin iadesini talep edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Nişanın sona erme şekli ve hediyelerin niteliği belirlenir.
Nişan haklı sebep olmaksızın bozulmuştur; kol saati ve ev sinema sistemi 'mutat dışı' hediyedir.
TMK m. 122'nin uygulanabilmesi için hediyenin mutat dışı olması ve nişanın evlenme dışı bir sebeple sona ermesi gerekir.
2
TMK m. 122 uyarınca iade şartları değerlendirilir.
Hediyelerin iadesi talebinde kusur şartı aranmaz.
Maddi ve manevi tazminatın aksine, hediyelerin iadesi bir yaptırım değil, evlenme amacının gerçekleşmemesi sonucu oluşan bir denkleştirmedir.
3
İade isteyebilecek kişilerin kapsamı kontrol edilir.
Nişanlılar ile onların ana ve babaları iade isteyebilir.
Kanun koyucu, nişanlıların ailesinin yaptığı mutat dışı kazandırmaları da koruma altına almıştır.

Key Concept

Nişanın bozulmasında mutat dışı hediyelerin iadesinin kusurdan bağımsız olması
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question

20192019 yılında evlenen ve aralarında başka bir mal rejimi sözleşmesi bulunmayan (A)(A) ve (B)(B)'nin evlilik birliği süresince elde ettikleri aşağıdaki mal varlığı değerlerinden hangisi, Türk Medeni Kanunu'ndaki yasal mal rejimi hükümleri uyarınca "edinilmiş mal" olarak kabul edilir?

Show answer & explanation

Answer: (A)(A)'nın bekârken satın aldığı ve mülkiyeti kendisine ait olan konutun evlilik birliği içinde elde edilen kira gelirleri

Answer

Bekârlık döneminde edinilen konutun evlilik birliği içindeki kira gelirleri edinilmiş maldır.
Türk Medeni Kanunu'nun 219219. maddesinin 44. bendi uyarınca, eşlerden birine ait olan kişisel malların (evlenmeden önce alınan ev, mevduat hesabı vb.) evlilik birliği içerisinde elde edilen gelirleri (kira geliri, faiz geliri vb.) aksi sözleşme ile kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal sayılır. Bu nedenle konutun kendisi kişisel mal olsa da kira geliri edinilmiş maldır.

Step-by-Step Solution

1
Mal varlığı kalemlerinin edinme şeklini analiz etme
Seçeneklerdeki unsurlar: kira geliri, miras, manevi tazminat, kişisel eşya ve ikame değer.
Türk Medeni Kanunu'na göre edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı, malın elde edilme kaynağına dayanır.
2
TMK madde 219219 ve 220220 hükümlerini uygulama
Kişisel malların gelirleri (TMK 219/4219/4) edinilmiş mal; miras, manevi tazminat ve ikame değerler (TMK 220220) ise kişisel maldır.
Yasal mal rejiminde kural, emek verilerek veya kişisel malın getirisi olarak elde edilen değerlerin paylaşıma tabi (edinilmiş) olmasıdır.

Key Concept

Kişisel Malların Gelirleri

Practice More

Edinilmiş mallara katılma rejiminde 'eklenecek değerler' ve 'denkleştirme' konularını inceleyerek sıvı mal varlığı hesaplamalarına çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 37Question

Ayırt etme gücüne sahip 1616 yaşındaki (A), ailesinin de desteğini alarak evlenmeye karar vermiştir. Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ehliyeti ve usulüne ilişkin hükümleri dikkate alındığında, (A)'nın durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple, hâkim kararıyla ve ana veya babası ya da vasisi dinlenerek evlenmesine izin verilebilir.

Answer

Olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple, hâkim kararıyla ve ana veya babası ya da vasisi dinlenerek evlenmesine izin verilebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 124124. maddesine göre, erkek veya kadın 1717 yaşını doldurmadıkça evlenemez; ancak hâkim, olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 1616 yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Bu kararı vermeden önce ana, baba veya vasiyi dinlemesi yasal bir zorunluluktur.

Step-by-Step Solution

1
Yaş durumunun tespit edilmesi
(A)'nın 1616 yaşında olduğu ve 'olağanüstü evlenme yaşı' kategorisine girdiği görülür.
Türk Medeni Kanunu'ndaki yaş sınırlarının hangi hukuki prosedüre tabi olduğunu belirlemek gerekir.
2
Kanuni şartların incelenmesi
1616 yaş için yasal temsilci rızasının tek başına yeterli olmadığı, mahkeme izninin (hâkim kararı) gerektiği saptanır.
Olağan evlenme yaşı (1717) ile olağanüstü evlenme yaşı (1616) arasındaki farkı ayırt etmek için.
3
Usul ve karar kriterlerinin belirlenmesi
Hâkimin karar verirken ana, baba veya vasiyi dinlemesi ve 'pek önemli bir sebep' araması gerektiği sonucuna varılır.
Kanunun öngördüğü prosedürel zorunlulukları tamamlamak için.

Key Concept

Evlenme Ehliyeti (Olağanüstü Evlenme Yaşı)

Practice More

Evlenme engelleri arasındaki 'mutlak' ve 'nispi' ayrımını, özellikle hısımlık ve mevcut evlilik durumları üzerinden tekrar inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 38Question

Evli olan Elif, eşi Hakan’ın yurt dışında bulunduğu ve kendisine ulaşılamadığı bir sırada, fırtına nedeniyle ağır hasar gören ve acilen onarılmadığı takdirde oturulamaz hale gelecek olan aile konutunun çatı tamiratı için bir inşaat firmasıyla sözleşme yapmıştır. Hakan döndüğünde, bu işlemden haberi olmadığını ve sözleşmeye onay vermediğini belirterek borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Konutun onarımı birliğin diğer ihtiyaçları kapsamında olsa da, gecikmesinde sakınca bulunan bir halin varlığı nedeniyle Elif tek başına temsil yetkisine sahiptir ve her iki eş bu borçtan müteselsilen sorumludur.

Answer

Doğru seçenek, konutun onarımının birliğin diğer ihtiyaçları kapsamında olmasına rağmen, acil durum nedeniyle tek başına temsil yetkisinin doğduğunu ve müteselsil sorumluluğun oluştuğunu belirten ifadedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesine göre, eşlerden her biri ailenin sürekli ihtiyaçları için birliği temsil edebilir. Diğer ihtiyaçlar (örneğin büyük çaplı onarımlar) için temsil yetkisi kural olarak eşlerin rızasına veya mahkeme kararına bağlıdır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, gecikmesinde sakınca bulunan bir halin varlığı ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması gibi nedenlerle rızasının alınamaması durumunda, eşlerden birine tek başına temsil yetkisi tanımıştır. Olayda fırtına sonrası çatının acilen onarılması 'gecikmesinde sakınca bulunan bir hal' oluşturduğundan, Elif’in yaptığı işlem geçerlidir ve her iki eş de borçtan müteselsilen sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Harcamanın niteliğini belirle
Çatı onarımı günlük iaşe gibi 'sürekli ihtiyaç' değil, 'diğer ihtiyaçlar' (TMK 188/2) kapsamındadır.
Sürekli ihtiyaçlar kural olarak ailenin günlük rutin harcamalarını kapsar; büyük onarımlar ise diğer ihtiyaçlar sınıfına girer.
2
Temsil yetkisinin şartlarını kontrol et
Normalde diğer eşin rızası veya mahkeme kararı gerekirken, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' (acil durum) nedeniyle bu şartlar aranmaz.
TMK 188/2, diğer eşe ulaşılamayan veya rızasının alınamadığı haklı ve acil durumlarda eşlerden her birine tek başına temsil yetkisi tanımaktadır.
3
Mali sorumluluk türünü tespit et
Temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen (ortaklaşa ve zincirleme) sorumlu olur.
TMK 189 uyarınca, yetkili bir temsil söz konusu olduğunda borcun tamamından her iki eş de sorumludur.

Key Concept

Evlilik birliğinin temsili ve acil durumlarda temsil yetkisinin istisnası
Estimated Time:1m 30s
Question 39Question

Selin ile Kerem 2026 yılı Şubat ayında evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresince Kerem’in annesi Fatma Hanım, Selin’e aile yadigarı olan ve maddi değeri oldukça yüksek pırlanta bir gerdanlık hediye etmiştir. Ayrıca Kerem, düğün hazırlıkları kapsamında bir salonla anlaşarak 60.00060.000 TL tutarında bir kapora ödemesi yapmıştır. Bir süre sonra Selin, herhangi bir haklı sebep göstermeksizin nişanı tek taraflı olarak bozmuştur. Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Aile yadigarı gerdanlık alışılmışın dışında (mutat dışı) hediye niteliğinde olduğundan Fatma Hanım tarafından iadesi istenebilir; Kerem ise dürüstlük kuralına uygun yaptığı salon ödemesini maddi tazminat olarak talep edebilir.

Answer

Aile yadigarı gerdanlık mutat dışı hediye niteliğinde olduğundan Fatma Hanım tarafından iadesi istenebilir; Kerem ise dürüstlük kuralına uygun yaptığı salon ödemesini maddi tazminat olarak talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların veya ana-babalarının diğer nişanlıya verdikleri 'alışılmışın dışındaki (mutat dışı)' hediyeler geri istenebilir. Aile yadigarı ve pırlanta gerdanlık bu kapsama girer. Ayrıca 120. madde uyarınca, nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan taraf, diğer tarafın evlenme amacıyla ve dürüstlük kuralına uygun olarak yaptığı harcamaları (salon kaporası gibi) maddi tazminat olarak ödemekle yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Hediyenin hukuki niteliğini belirlemek
Gerdanlık 'aile yadigarı' ve 'yüksek değerli' olduğu için mutat dışı hediye kapsamındadır.
TMK m. 122 uyarınca alışılmışın (mutat) dışındaki hediyeler iadeye tabidir.
2
Hediye iadesinde aktif dava ehliyetini kontrol etmek
Fatma Hanım (anne), verdiği mutat dışı hediyeyi bizzat geri isteyebilir.
Kanun koyucu ana ve babaya da nişanlılık dolayısıyla verdikleri hediyeler için iade isteme hakkı tanımıştır.
3
Maddi tazminat koşullarını değerlendirmek
Kerem, haklı sebep olmaksızın nişanı bozan Selin'den salon kaporası için tazminat isteyebilir.
TMK m. 120'ye göre nişanı haksız bozan taraf, diğer tarafın dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptığı evlilik hazırlığı masraflarını karşılamak zorundadır.

Key Concept

Nişanın bozulmasında hediyelerin iadesi ve maddi tazminatın şartları

Practice More

Manevi tazminat talebinin şartlarını ve kişilik hakkı ihlali kriterini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 40Question

Can, daha önce yaptığı ve hukuken hâlen devam eden bir evliliği bulunmasına rağmen, bekar olduğunu beyan ederek Derya ile yetkili evlendirme memuru önünde evlenmiştir. Bir süre sonra Can'ın ilk evliliğinin devam ettiği tesadüfen ortaya çıkmıştır.

Buna göre, Can ile Derya arasındaki ikinci evliliğin hukuki durumu ve sonuçlarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu evlilik mutlak butlanla sakat olup, Cumhuriyet savcısı durumu öğrendiğinde herhangi bir süreye tabi olmaksızın iptal davası açmakla yükümlüdür.

Answer

Bu evlilik mutlak butlanla sakat olup, Cumhuriyet savcısı durumu öğrendiğinde herhangi bir süreye tabi olmaksızın iptal davası açmakla yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu'na göre eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması bir mutlak butlan sebebidir. Mutlak butlan davası, kamu düzenine ilişkin olduğundan Cumhuriyet savcısı tarafından resen açılmak zorundadır. Ayrıca bu dava, kamu düzenini koruma amacı taşıdığı için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki sakatlığın türünü tespit etmek.
Mevcut bir geçerli evlilik varken yapılan ikinci evlilik mutlak butlan yaptırımına tabidir.
Türk Medeni Kanunu madde 145 uyarınca, evlenme sırasında eşlerden birinin evli olması kesin bir mutlak butlan sebebidir.
2
Mutlak butlanın dava şartlarını ve süresini belirlemek.
Dava, Cumhuriyet savcısı tarafından resen açılır ve hiçbir süreye (zamanaşımı/hak düşürücü süre) tabi değildir.
Kamu düzenini ilgilendiren mutlak butlan hâllerinde kanun koyucu süresiz dava hakkı öngörmüş ve savcıya resen görev vermiştir (TMK m. 146-147).
3
Seçenekleri evliliğin iptaline ilişkin yasal sonuçlarla karşılaştırmak.
Doğru ifade, savcının süreye tabi olmaksızın resen dava açmasıdır.
Evliliğin baştan geçersiz sayılması yokluk, altı aylık sürelere tabi olması ise nisbi butlan özelliğidir. Evlilik hâkim kararına kadar geçerliliğini korur.

Key Concept

Mutlak Butlan Hâlleri ve İptal Davasının Özellikleri
PreviousPage 2 / 5Next
Aile Hukuku Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 2 | Examkin