Kalkınmanın Finansmanı

101 questions

Question 81Question

Ragnar Nurkse tarafından ileri sürülen "yoksulluğun kısır döngüsü" (vicious circle of poverty) tezine göre, az gelişmiş ülkelerde sermaye birikiminin oluşmamasının talep yönlü temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pazar hacminin dar olması nedeniyle yatırım teşviklerinin yetersizliği

Answer

Az gelişmiş ülkelerde pazar hacminin dar olması nedeniyle yatırım teşviklerinin yetersiz kalması, sermaye birikiminin önündeki talep yönlü temel engeldir.
Ragnar Nurkse'ye göre, az gelişmiş ülkelerde sermaye birikiminin önündeki talep yönlü en büyük engel pazarın darlığıdır. Bireylerin gelirleri düşük olduğu için satın alma güçleri azdır; bu da pazar hacminin küçük kalmasına neden olur. Pazar hacmi küçük olduğunda, girişimciler yeni yatırımlar yapmak için yeterli teşvik bulamazlar, sonuç olarak sermaye birikimi düşük kalır.

Step-by-Step Solution

1
Nurkse'nin yoksulluk döngüsü analizini arz ve talep olarak ikiye ayırın.
Arz yönü tasarruf yetersizliğine, talep yönü ise yatırım teşviki yetersizliğine odaklanır.
Sermaye birikimi hem tasarrufa (arz) hem de yatırıma (talep) ihtiyaç duyar.
2
Talep yönlü döngünün başlangıç ve bitiş noktalarını belirleyin.
Düşük Gelir → Küçük Pazar → Düşük Yatırım Teşviki → Düşük Sermaye Birikimi → Düşük Verimlilik → Düşük Gelir.
Nurkse'nin "yatırım yapma dürtüsü pazarın genişliği ile sınırlıdır" ilkesini doğrulamak için.

Key Concept

Nurkse'nin Yoksulluğun Kısır Döngüsü (Talep Yönü)
Question 82Question

İktisadi kalkınma sürecinde iç tasarrufların yetersizliği, sermaye birikiminin önündeki en temel engellerden biri olarak kabul edilmektedir. Ragnar Nurkse, az gelişmiş ülkelerde düşük gelir düzeyinin yanı sıra, hanehalkı davranışlarının da tasarruf kapasitesini kısıtladığını savunmuştur.

Buna göre, Ragnar Nurkse tarafından 'Uluslararası Gösteriş Etkisi' (International Demonstration Effect) olarak adlandırılan durumun, iç tasarruflar ve sermaye birikimi üzerindeki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gelişmiş ülkelerdeki yüksek tüketim standartlarına öykünme nedeniyle marjinal tüketim eğiliminin (cc) artması ve buna bağlı olarak gönüllü tasarrufların azalması

Answer

Gelişmiş ülkelerdeki yüksek tüketim standartlarına öykünme nedeniyle marjinal tüketim eğiliminin artması ve gönüllü tasarrufların azalması
Doğru cevapta belirtilen durum, Nurkse'nin analizinin temelini oluşturur. Gelişmiş ülkelerin yaşam standartlarının iletişim ve ulaşım araçlarıyla az gelişmiş ülkelere sızması, bu ülkelerdeki bireylerin marjinal tüketim eğilimini (cc) yükselterek potansiyel tasarrufların (s=1cs = 1 - c) yatırıma dönüşmesini engeller ve sermaye birikimini zayıflatır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram Analizi
Uluslararası Gösteriş Etkisi, James Duesenberry'nin 'Nispi Gelir Hipotezi'nin Nurkse tarafından az gelişmiş ülkelere uyarlanmış halidir.
Soruda sorulan teorinin temel varsayımını belirlemek gerekir.
2
Davranışsal Etkinin Belirlenmesi
Az gelişmiş ülkelerdeki yüksek gelir grupları, gelişmiş ülkelerdeki tüketim kalıplarını taklit ederek tüketimlerini (CC) artırırlar.
Gösteriş etkisinin harcama kalıpları üzerindeki doğrudan etkisini anlamak için gereklidir.
3
Tasarruf ve Birikim İlişkisi
Gelir seviyesi artsa bile tüketim fonksiyonu yukarı kaydığı için marjinal tasarruf eğilimi (ss) düşük kalır, bu da sermaye birikimini engeller.
Tüketimdeki artışın tasarruflar üzerindeki nihai etkisini (sermaye birikimi yetersizliği) ortaya koymak için.

Key Concept

Uluslararası Gösteriş Etkisi (International Demonstration Effect)

Hints

1
Nurkse bu kavramı, az gelişmiş ülkelerin neden yeterince tasarruf yapamadığını açıklamak için kullanmıştır.
2
Bu kavram, tüketim harcamalarının gelire oranla neden beklenenden daha yüksek olduğunu 'öykünme' veya 'taklit' yoluyla açıklar.
3
Eğer bireyler gelirlerinin daha büyük bir kısmını gelişmiş ülkelerdeki gibi yaşamak için harcarsa, sermaye birikimi için gereken gönüllü tasarruflar nasıl etkilenir?

Practice More

Bu kavramın yoksulluk çemberinin arz yönlü kırılması için neden engel teşkil ettiğini Nurkse'nin dengeli kalkınma stratejisi ile ilişkilendirerek çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 83Question

Az gelişmiş ülkelerde sermaye birikiminin önündeki temel engel olan "yoksulluğun kısır döngüsü" teorisine göre, düşük gelir düzeyi düşük tasarruflara ve bu da yetersiz yatırımlara yol açmaktadır. Harrod-Domar büyüme modelinin temel varsayımları çerçevesinde, bu döngüden kurtulmak amacıyla hedeflenen bir ekonomik büyüme hızına (gg) ulaşabilmek için gerekli olan tasarruf düzeyini (ss) doğrudan belirleyen teknik katsayı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sermaye-hasıla katsayısı

Answer

Harrod-Domar modelinde hedef büyüme hızına ulaşmak için gereken tasarruf oranını belirleyen teknik katsayı sermaye-hasıla katsayısıdır (vv).
Harrod-Domar modeline göre ekonomik büyüme hızı, tasarruf oranının marjinal sermaye-hasıla katsayısına oranına eşittir (g=s/vg = s/v). Az gelişmiş ülkelerde yoksulluğun kısır döngüsünü kırmak ve belirli bir büyüme hedefine ulaşmak için gereken tasarruf miktarı, bu teknik katsayı (sermaye-hasıla katsayısı) tarafından belirlenmektedir. Örneğin, sermaye-hasıla katsayısı 3 olan bir ülkede %6 büyüme hedefleniyorsa, gerekli tasarruf oranı %18 olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Harrod-Domar büyüme modelinin temel denkleminin belirlenmesi
g=svg = \frac{s}{v}
Modelde büyüme hızı (gg), tasarruf oranı (ss) ile marjinal sermaye-hasıla katsayısının (vv) oranına eşittir.
2
Gerekli tasarruf oranının (ss) formül üzerinden çekilmesi
s=g×vs = g \times v
Hedeflenen bir büyüme hızı (gg) için ekonominin ne kadar tasarruf yapması gerektiğini bulmak için büyüme hızı ile sermaye-hasıla katsayısı çarpılmalıdır.
3
Katsayının anlamlandırılması
Sermaye-hasıla katsayısı (vv)
Bu katsayı, bir birim ek hasıla üretmek için ne kadar ek sermaye gerektiğini gösteren teknik bir veridir ve yoksulluk döngüsünü kırmak için gereken yatırım hacminin (dolayısıyla tasarrufun) büyüklüğünü belirler.

Key Concept

Harrod-Domar Büyüme Modeli ve Tasarruf İlişkisi

Practice More

Harrod-Domar modelinde 'bıçak sırtı dengesi' (knife-edge balance) kavramını ve gerçekleşen büyüme hızı ile garanti edilen büyüme hızı arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question

İktisadi kalkınmanın finansmanında dış kaynaklar arasında yer alan Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY), ev sahibi ülke ekonomisi üzerinde yarattığı etkiler bakımından portföy yatırımlarından (sıcak para) ayrılmaktadır. Kalkınma stratejilerinde DYSYDYSY'lerin teşvik edilmesinin temel nedenlerinden biri, bu yatırımların sadece sermaye girişi sağlamakla kalmayıp aynı zamanda üretim yapısını dönüştürücü etkiler yaratmasıdır.

Buna göre, DYSYDYSY'leri portföy yatırımlarından ayıran ve kalkınma süreci için daha avantajlı kılan temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yatırımın üretim sürecine yeni teknolojiler, yönetim bilgisi (know-how) ve kalıcı sermaye stokunu dahil etmesi

Answer

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının üretim sürecine teknoloji, yönetim bilgisi (know-how) ve kalıcı sermaye eklemesi
Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY), yatırımcının ev sahibi ülkedeki bir işletmede uzun vadeli bir çıkar sağladığı ve yönetim kontrolüne sahip olduğu yatırımlardır. Bu yatırımlar sadece finansal kaynak sağlamakla kalmaz; aynı zamanda ileri teknoloji transferi, modern yönetim teknikleri (know-how) ve küresel pazarlara erişim imkanı sunar. Fiziksel varlıklara (fabrika, tesis vb.) dayandığı için kalıcıdır ve portföy yatırımlarına göre çok daha az değişkendir (istikrarlıdır).

Step-by-Step Solution

1
DYSY ve portföy yatırımı tanımlarını karşılaştırın.
DYSY reel (fiziksel) yatırımları ve yönetim kontrolünü, portföy yatırımı ise finansal varlıkları (hisse senedi, tahvil) temsil eder.
İki yatırım türü arasındaki temel yapısal farkın anlaşılması gerekir.
2
Kalkınma açısından 'istendiği' (desirability) kriterlerini analiz edin.
Kalkınma için teknoloji transferi, istihdam artışı ve üretim kapasitesinin genişlemesi kritiktir.
Sermayenin niteliğinin kalkınma üzerindeki etkisini belirlemek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki özellikleri yatırım türleriyle eşleştirin.
Teknoloji ve know-how transferi DYSY'ye; likidite, faiz duyarlılığı ve yönetim dışı katılım portföy yatırımlarına özgüdür.
Doğru ayrımı yaparak kalıcı ve yapısal olan katkıyı belirlemek için.

Key Concept

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY) ile Portföy Yatırımları Arasındaki Farklar

Hints

1
DYSY'lerin sadece para değil, aynı zamanda fiziksel bir üretim tesisi ve yönetim bilgisi getirdiğini düşünün.
2
Sıcak para (portföy yatırımı) ile fabrika kuran bir yatırımcı (DYSY) arasındaki 'kalıcılık' ve 'teknoloji' farkına odaklanın.

Practice More

DYSY'lerin ev sahibi ülkedeki yerli firmalar üzerindeki 'dışlama' (crowding-out) ve 'teşvik' (crowding-in) etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 85Question

Gelişmekte olan ülkelerde hükümetlerin bütçe açıklarını kapatmak ve sermaye birikimini hızlandırmak amacıyla emisyon hacmini genişletmesi, enflasyonist finansman (enflasyon vergisi) olarak adlandırılır. Ancak bu süreçte, verginin tahakkuku ile tahsili arasında geçen zaman gecikmesi nedeniyle, yükselen fiyatlar genel düzeyinin devletin topladığı geleneksel reel vergi gelirlerini aşındırması durumu aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

Show answer & explanation

Answer: Olivera-Tanzi Etkisi

Answer

Enflasyonun vergi tahsilatındaki gecikmeler nedeniyle reel vergi gelirlerini azaltması durumuna Olivera-Tanzi Etkisi adı verilir.
Olivera-Tanzi Etkisi, özellikle yüksek enflasyonlu ekonomilerde vergi sistemindeki tahsilat gecikmeleri nedeniyle devletin reel vergi gelirlerinde yaşadığı kaybı ifade eder. Enflasyonist finansman denendiğinde, para arzındaki artış fiyatları yükseltirken, sabit vergi oranları üzerinden toplanan gelirlerin reel değeri zamanla düşer.

Step-by-Step Solution

1
Enflasyonist finansman mekanizmasını tanımla.
Hükümet para arzını artırarak (senyoraj) reel kaynak transferi sağlamaya çalışır.
Enflasyon vergisi matrahını halkın elinde tuttuğu reel para balansları oluşturur.
2
Vergi sistemindeki gecikmelerin etkisini analiz et.
Yüksek enflasyon ortamında, verginin doğduğu an ile ödendiği an arasındaki süre paranın değer kaybetmesine neden olur.
Bu gecikme (lag), devletin kasasına giren paranın satın alma gücünü (reel değerini) düşürür.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yap.
Bu olgu iktisat literatüründe Olivera-Tanzi Etkisi olarak bilinir.
Senyoraj gelirindeki artışın, geleneksel vergi gelirlerindeki bu aşınma ile dengelenmesi durumunda enflasyonist finansmanın etkinliği azalır.

Key Concept

Olivera-Tanzi Etkisi ve Enflasyon Vergisi Sınırları
Estimated Time:1m 15s
Question 86Question

Gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın finansmanı sürecinde dış kaynak kullanımı önemli bir yer tutmaktadır. Ancak bu kaynaklar arasında yer alan portföy yatırımları (sıcak para), Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY) ile kıyaslandığında ekonomik istikrar ve sürdürülebilir kalkınma açısından daha riskli bir yapı sergilemektedir. Buna göre, portföy yatırımlarının DYSYDYSY'den ayrılan ve ekonomide kırılganlık yaratan temel karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Finansal varlıklar üzerinden kısa vadeli kâr elde etmeyi amaçlaması ve yüksek likiditesi sayesinde piyasa koşullarına bağlı olarak hızla yön değiştirebilmesi

Answer

Portföy yatırımlarının temel ayrıcı özelliği, finansal getiri odaklı kısa vadeli yapısı ve yüksek likiditesi sayesinde spekülatif hareketlere açık olmasıdır.
Doğru seçenek, portföy yatırımlarının özünü ifade eden spekülatif amaç, kısa vade ve yüksek likidite özelliklerini vurgulamaktadır. Bu yatırımlar fiziksel bir tesis kurmak yerine, finansal araçlar üzerinden hızlı kâr elde etmeyi amaçlar ve piyasada bir risk gördüğünde ülkeyi hızla terk edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Yatırım türlerini tanımla.
Portföy yatırımı finansal varlıklara (hisse, tahvil), DYSYDYSY ise fiziksel üretim araçlarına yapılır.
Kalkınmanın finansmanındaki risk farkını anlamak için kaynakların niteliğini belirlemek gerekir.
2
Vade ve likidite analizi yap.
Sıcak para kısa vadeli ve çok likittir; DYSYDYSY ise uzun vadeli ve fizikseldir (hızla nakde dönüp çıkamaz).
Ekonomik şoklar sırasında hangi kaynağın kaçış potansiyeli olduğunu saptamak için likidite belirleyicidir.
3
Kalkınma üzerindeki riskleri değerlendir.
Yüksek volatilite (dalgalanma) yaratan sıcak para, ani duruş riski nedeniyle kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eder.
Spekülatif sermayenin neden 'düşük kaliteli' finansman sayıldığını gerekçelendirmek gerekir.

Key Concept

Portföy Yatırımları (Sıcak Para) vs. Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) Ayrımı
Estimated Time:1m 30s
Question 87Question

Gelişmekte olan ülkelerde sermaye birikimini hızlandırmak ve teknolojik açığı kapatmak amacıyla teşvik edilen Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY), yapısal özellikleri bakımından portföy yatırımlarından (sıcak para) ayrılmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının temel özelliklerinden biri olarak kabul edilir?

Show answer & explanation

Answer: Yatırımcı firmanın, sermaye koyduğu işletmenin yönetim kontrolünü ve stratejik kararlarını üstlenmesi

Answer

Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, yatırımcıya işletme üzerinde yönetim ve denetim yetkisi veren, uzun vadeli ve reel nitelikli yatırımlardır.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYSYDYSY), yabancı bir yatırımcının başka bir ülkedeki işletmede kalıcı bir menfaat elde etmesini ve işletmenin yönetim süreçlerinde doğrudan söz sahibi olmasını içerir. Bu durum, teknoloji transferi ve modern yönetim tekniklerinin ev sahibi ülkeye taşınmasını sağlayan temel mekanizmadır.

Step-by-Step Solution

1
DYSYDYSY ve portföy yatırımı kavramları arasındaki temel yapısal farklar analiz edilir.
DYSYDYSY'nin yönetim kontrolü ve uzun vade, portföy yatırımının ise finansal getiri ve kısa vade odaklı olduğu saptanır.
Sermaye hareketlerinin iktisadi kalkınma üzerindeki etkilerini anlamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Yatırımcının işletme üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Yönetim kontrolünün varlığı, DYSYDYSY'yi sadece pasif bir hissedarlık olan portföy yatırımından ayıran en kritik kriter olarak belirlenir.
Kontrol yetkisi, teknoloji ve yönetim bilgisi transferinin de ön koşuludur.
3
Seçeneklerdeki ifadeler elenerek doğru özelliğe ulaşılır.
Yüksek likidite, spekülasyon ve oynaklık gibi özelliklerin portföy yatırımlarına ait olduğu teyit edilerek doğru cevap işaretlenir.
Kavramsal netlik sağlayarak hatalı eşleştirmeler ayıklanır.

Key Concept

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının (DYSY) Yapısal Özellikleri

Hints

1
Yatırımcının işletmedeki karar alma gücü (yönetim kontrolü) ve yatırımın vadesine odaklanın.
2
DYSY'nin fabrika kurmak gibi reel bir yatırım olduğunu, sıcak paranın ise sadece finansal varlık (hisse, tahvil) alım-satımı olduğunu hatırlayın.
3
Uluslararası kabul görmüş kriterlere göre, bir yatırımın DYSYDYSY sayılması için genellikle yönetimde aktif temsil ve minimum %10\%10 hisse payı aranır.

Practice More

DYSYDYSY'nin ev sahibi ülkede yarattığı 'teknolojik yayılma' (spilloverspillover) etkilerinin hangi kanallar (rekabet, işgücü devri, ileri-geri bağlantılar) üzerinden gerçekleştiğini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 88Question

McKinnon ve Shaw tarafından geliştirilen finansal baskılama (financial repression) teorisine göre, gelişmekte olan ülkelerde hükümetlerin yatırım maliyetlerini düşürmek amacıyla uyguladıkları faiz tavanları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan düşük veya negatif reel faizlerin yatırım süreci üzerindeki temel olumsuz etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kredi piyasasında oluşan aşırı talep nedeniyle fonların verimlilik yerine idari kararlar veya teminat gücü gibi kriterlerle rasyonlanması ve yatırım verimliliğinin düşmesi

Answer

Fonların piyasa faizi yerine idari kararlar veya teminat gücü gibi kriterlerle rasyonlanması sonucunda yatırım projelerinin ortalama verimliliğinin azalması
McKinnon ve Shaw'a göre finansal baskılama ortamında faizler denge seviyesinin altına çekildiğinde ortaya çıkan kredi kıtlığı, bankaların fonları verimlilik yerine sübjektif kriterlerle (siyasi baskı, teminat gücü vb.) dağıtmasına yol açar. Bu durum, toplum için en verimli projelerin dışlanması ve sermayenin verimsiz kullanılması anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Politika müdahalesini tanımla
Hükümetler faiz tavanı uygulayarak nominal faizleri enflasyonun altında bir seviyeye çeker.
Finansal baskılama, piyasa mekanizmasını devre dışı bırakarak fon maliyetlerini yapay olarak düşük tutmayı amaçlar.
2
Piyasa dengesizliğini analiz et
Düşük faizler tasarrufları (fon arzını) azaltırken, 'ucuz kredi' beklentisiyle kredi talebi hızla artar ve piyasada fon açığı oluşur.
Negatif reel faizler hanehalkını mali varlıklardan uzaklaştırarak doğrudan tüketime veya kayıt dışı piyasalara yöneltir.
3
Kredi dağıtım mekanizmasını değerlendir
Faiz mekanizması çalışmadığı için bankalar kredileri kime vereceklerini 'rasyonlama' (karneye bağlama) yöntemiyle seçerler.
En yüksek faizi ödemeye razı olan (en verimli) projeler yerine, bankalar siyasi bağlantıları olan veya yüksek teminat sunan kişileri tercih eder.
4
Makroekonomik sonucu belirle
Sermaye en verimli alanlara akmadığı için ekonominin toplam yatırım verimliliği ve büyüme hızı düşer.
Bu durum McKinnon-Shaw hipotezinin temelini oluşturan 'finansal serbestleşme' ihtiyacının ana gerekçesidir.

Key Concept

Finansal Baskılama ve Kredi Rasyonlaması
Estimated Time:1m 30s
Question 89Question

John Dunning tarafından geliştirilen ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSYDYSY) nedenlerini açıklayan Eklektik Paradigma (OLIOLI Modeli) çerçevesinde; çok uluslu bir firmanın sahip olduğu patent, teknoloji veya üretim sırlarını başka bir yerel firmaya lisanslamak yerine, yabancı ülkede kendi tesislerini kurarak süreci kontrol etmeyi ve işlem maliyetlerini azaltmayı tercih etmesi aşağıdaki avantajlardan hangisiyle açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: İçselleştirme Avantajı

Answer

İçselleştirme Avantajı
İçselleştirme avantajı, bir firmanın sahip olduğu varlıkları (bilgi, teknoloji) piyasa üzerinden başka firmalara devretmek (lisanslama) yerine, kendi hiyerarşik yapısı içinde kullanmasının daha düşük işlem maliyeti ve daha yüksek kontrol sağlaması durumudur.

Step-by-Step Solution

1
Dunning'in OLIOLI modelindeki bileşenleri analiz et.
Model; Sahiplik (Ownership), Konum (Location) ve İçselleştirme (Internalization) avantajlarından oluşur.
Yatırım kararının teorik temelini anlamak için modelin parçalarını ayrıştırmak gerekir.
2
Sorudaki 'lisanslama yerine kendi tesisini kurma' vurgusuna odaklan.
Bu durum, firmanın teknolojik bilgisini piyasada (lisansla) satmak yerine kendi bünyesinde (içselleştirerek) tutma kararıdır.
İçselleştirme, piyasadaki işlem maliyetlerinden kaçınma stratejisidir.
3
İçselleştirme avantajının tanımıyla eşleştir.
Firmanın üretim sürecini ve bilgisini kendi kontrolünde tutarak belirsizlikleri azaltması içselleştirme avantajıdır.
Doğru teorik tanımlama cevabı netleştirir.

Key Concept

İçselleştirme (Internalization) Avantajı

Hints

1
Soruda firmanın piyasa işlemlerinden (lisanslama) kaçınıp faaliyeti 'kendi içine' alması vurgulanıyor.
2
Dunning'in OLIOLI modelinde 'I' harfi hangi kavramı temsil eder?

Practice More

İçselleştirme avantajının 'işlem maliyetleri' (transaction costs) teorisi ile bağlantısını araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 90Question

İktisadi kalkınma sürecinde iç tasarrufların ve sermaye birikiminin önündeki yapısal engelleri açıklayan "İki Açık Modeli" (Two-Gap Model - Chenery ve Strout) çerçevesinde; bir ekonomide "döviz açığının" (foreign exchange gap) "tasarruf açığından" (savings gap) daha büyük olduğu ve büyümeyi kısıtlayıcı (binding) hale geldiği bir aşamada, gönüllü iç tasarrufları artırmaya yönelik politikaların ekonomik büyüme üzerindeki etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gönüllü tasarruflardaki artış, sermaye malı ithalatı kısıtlı olduğu için fiili yatırımlara dönüşemez ve ekonomide kaynak israfına veya atıl kapasiteye neden olur.

Answer

Döviz açığının kısıtlayıcı olduğu bir durumda, iç tasarruflardaki artışın sermaye malı ithalatı yapılamadığı için yatırıma dönüşemeyeceğini ve kaynak israfına yol açacağını belirten seçenek doğrudur.
Chenery ve Strout'un modeline göre, az gelişmiş ülkelerde sermaye malları üretimi yetersizdir ve yatırımlar büyük ölçüde ithalata bağımlıdır. Eğer döviz açığı kısıtlayıcı ise, yani ihracat gelirleri ve dış yardımlar gerekli ithalatı finanse edemiyorsa, ülkede ne kadar iç tasarruf yapılırsa yapılsın bu tasarruflar fiziksel sermayeye dönüşemez. Çünkü yatırım için gereken ithal bileşenler (makine, teçhizat) alınamamaktadır. Bu durumda ek tasarruflar 'fazla' kalır ve ekonomide atıl kapasite veya kaynak israfı oluşur.

Step-by-Step Solution

1
İki Açık Modeli'nin temel kısıtlarını tanımla.
Tasarruf kısıtı (IS+FI \leq S + F) ve Döviz kısıtı (I1m(E+F)I \leq \frac{1}{m}(E + F)) denklemleri belirlenir.
Modelin hangi engel altında çalıştığını anlamak için matematiksel çerçeve gereklidir.
2
Döviz kısıtının baskın (binding) olma durumunu analiz et.
Eğer Döviz Açığı > Tasarruf Açığı ise, yatırım düzeyi (II) tasarruflardan bağımsız olarak döviz arzı tarafından belirlenir.
Bu aşamada ekonominin büyüme hızını belirleyen unsur iç tasarruflar değil, ithalat kapasitesidir.
3
Tasarruf artışının etkisini değerlendir.
Gönüllü tasarruflar (SS) artsa bile, yatırım (II) döviz kısıtı nedeniyle artamaz. Dolayısıyla S>IS > I durumu ortaya çıkar.
Yapısalcı varsayımlar gereği yerli kaynaklar ithal sermaye mallarının yerini tutamaz.
4
Sonucu belirle.
Kullanılamayan tasarruflar atıl kapasiteye, stok birikimine veya milli gelirin düşerek tasarrufların yatırım seviyesine gerilemesine neden olur.
Ekonomik kaynakların etkin kullanılamaması 'kaynak israfı' olarak tanımlanır.

Key Concept

Binding Constraint (Kısıtlayıcı Engel) ve Yapısal Rijitlik

Practice More

İki Açık Modeli'nde 'tasarruf açığının' baskın olduğu bir durumda dış yardımların (F) büyüme üzerindeki çarpan etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 91Question

Finansal serbestleşme literatüründe Edward Shaw tarafından geliştirilen "Borç Aracılığı" (Debt-Intermediation) yaklaşımı, McKinnon'ın "Tamamlayıcılık" analizinden bazı temel varsayımlarla ayrılmaktadır. Shaw'ın modeline göre, finansal baskılamanın kaldırılması ve reel faiz oranlarının denge seviyesine yükseltilmesi durumunda, yatırım hacmi ve ekonomik büyüme kapasitesinin artmasını sağlayan temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Finansal kurumların ölçek ekonomilerinden yararlanarak bilgi ve işlem maliyetlerini düşürmesi ve bu sayede yatırımcıların dışsal finansman (external finance) olanaklarını genişletmesi

Answer

Finansal kurumların ölçek ekonomilerinden yararlanarak bilgi ve işlem maliyetlerini düşürmesi ve bu sayede yatırımcıların dışsal finansman olanaklarını genişletmesi
Shaw'ın "Borç Aracılığı" yaklaşımına göre, finansal serbestleşme ile reel faizlerin yükselmesi finansal kurumların (bankalar vb.) elindeki fonları artırır. Bu durum, finansal sistemin büyümesini (finansal derinleşme) ve ölçek ekonomileri sayesinde işlem/bilgi maliyetlerinin düşmesini sağlar. Sonuç olarak yatırımcılar, kendi birikimleri (içsel finansman) yerine banka kredileri gibi dışsal finansman kaynaklarına daha kolay ve ucuz erişebilir, bu da yatırımların hem miktarını hem de verimliliğini artırır.

Step-by-Step Solution

1
Shaw ve McKinnon modelleri arasındaki temel farkı belirle.
McKinnon 'tamamlayıcılık' ve 'öz finansman' üzerine odaklanırken, Shaw 'borç aracılığı' ve 'dışsal finansman' üzerine odaklanır.
Her iki iktisatçı da finansal serbestleşmeyi savunsa da, paranın ekonomideki rolü ve yatırımların finansman şekli konusunda farklı varsayımlara sahiptirler.
2
Finansal serbestleşmenin Shaw modelindeki mekanizmasını analiz et.
Reel faizlerin yükselmesi \rightarrow Para talebinin artması (M/PM/P \uparrow) \rightarrow Finansal derinleşme \rightarrow Aracılık maliyetlerinin düşmesi \rightarrow Kredi hacminin artması.
Yüksek reel faizler, hanehalkını tasarruflarını bankalara yatırmaya teşvik eder, bu da bankaların daha fazla ve daha verimli kredi (borç aracılığı) vermesini sağlar.
3
Dışsal finansman ve verimlilik ilişkisini kur.
Yatırımcılar kendi birikimleri yerine finansal sistemden aldıkları kredilerle daha büyük ve verimli projeleri finanse edebilirler.
Finansal kurumlar, uzmanlıkları sayesinde en verimli projeleri seçerek sermayenin ortalama verimliliğini artırırlar.

Key Concept

Shaw'ın Borç Aracılığı Yaklaşımı ve Finansal Derinleşme

Practice More

McKinnon ve Shaw modelleri arasındaki 'Tamamlayıcılık' vs 'İkame' varsayımı farkını çalışınız.
Estimated Time:2m 30s
Question 92Question

Chenery ve Strout’un İki Açık Modeli (Two-Gap Model) varsayımları altında; bir ekonomide döviz açığının (MXM-X), tasarruf açığından (ISI-S) daha büyük olduğu ve 'etkin kısıt' (binding constraint) niteliği taşıdığı bir denge durumunda, yatırım ve büyüme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yatırımlar, yurt içi tasarruf arzı yeterli olsa bile, üretimin devamı için zorunlu olan sermaye malları ithalatı kapasitesi tarafından sınırlandırılır.

Answer

Döviz açığının etkin kısıt olduğu durumda, yatırımlar yurt içi tasarruflardan bağımsız olarak sermaye malı ithalat kapasitesi ile sınırlanır.
Döviz açığının tasarruf açığından büyük olması (MX>ISM-X > I-S), ekonominin 'döviz kısıtlı' bir büyüme sürecinde olduğunu ifade eder. Chenery-Strout modeline göre, gelişmekte olan ülkelerde yerli üretim faktörleri ile ithal sermaye malları arasında tam bir ikame ilişkisi yoktur. Bu nedenle, ekonomi yeterli tasarrufa sahip olsa dahi, büyüme için zorunlu olan sermaye malları ve ara malları ithal edebilecek dövize sahip değilse, yatırımlar bu döviz miktarı ile sınırlı kalır.

Step-by-Step Solution

1
Açıklar arası ilişkiyi analiz et.
MX>ISM-X > I-S durumu, ekonominin döviz darboğazında (foreign exchange bottleneck) olduğunu gösterir.
Modelde büyümenin önündeki en büyük engel (etkin kısıt) hangi açığın daha büyük olduğudur.
2
Yapısal kısıtları değerlendir.
Yurt içi kaynaklar ile ithal kaynaklar arasında ikame imkanı yoktur.
Gelişmekte olan ülkelerde teknoloji ve sermaye malı üretimi yetersiz olduğu için büyüme ithalata bağımlıdır.
3
Yatırım üzerindeki etkiyi belirle.
Yatırımlar (II), mevcut döviz arzına ve ithalat kapasitesine göre şekillenir.
Tasarruflar artsa bile ithal girdi sağlanamadığı sürece bu tasarruflar yatırıma dönüşemez ve atıl kalır.

Key Concept

İki Açık Modeli'nde Döviz Darboğazı ve İkame Esnekliği
Estimated Time:2m 0s
Question 93Question

Gelişmekte olan bir ekonomide, kalkınmanın finansmanı için kısa vadeli portföy yatırımlarına (sıcak para) duyulan yoğun bağımlılığın, uluslararası sermaye akımlarının yön değiştirmesiyle tetiklenen bir "ani duruş" (sudden stop) krizine dönüşmesi sürecinde yaşanan makroekonomik dinamiklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sıcak para çıkışının yaşandığı bu süreçte, doğrudan yabancı sermaye yatırımları da benzer bir likiditeye sahip olduğu için kısa vadede tamamen tasfiye edilerek krizin şiddetini artırır.

Answer

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının portföy yatırımları gibi yüksek likiditeye sahip olduğunu ve kriz anında hızla ülkeden çıkabileceğini savunan ifade yanlıştır.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYSY), üretim tesisleri, gayrimenkul ve teknoloji transferi gibi unsurları içerdiği için 'likit olmayan' yatırımlardır. Bir kriz anında, portföy yatırımları (hisse senedi, tahvil) bir tuşla elden çıkarılabilirken, DYSY'lerin tasfiyesi uzun zaman alır ve ciddi maliyetler doğurur. Bu nedenle kriz dönemlerinde portföy yatırımları hızla ülkeden çıkarken (sıcak para), DYSY'ler genellikle kalıcı olur veya çok daha yavaş bir tepki verir.

Step-by-Step Solution

1
Sıcak para ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSY) likidite özelliklerini karşılaştırın.
Sıcak para (portföy yatırımları) hisse senedi ve tahvil gibi kolayca satılabilen araçlardır; DYSY ise fabrika, makine ve yönetimsel kontrol içeren fiziksel varlıklardır.
Yatırımın türü, kriz anındaki geri çekilme hızını (volatilite) belirler.
2
'Ani duruş' (Sudden Stop) kavramının ödemeler dengesi üzerindeki etkisini analiz edin.
Sermaye girişlerinin aniden kesilmesi, dış açık veren bir ülkede finansman krizine ve reel kurda aşırı değer kaybına (overshooting) yol açar.
Finansman kaynağı kuruduğunda, cari açık zorunlu olarak iç talep daralmasıyla kapatılmaya çalışılır.
3
DYSY'nin kriz anındaki davranışını değerlendirin.
DYSY, 'batık maliyet' (sunk cost) ve fiziksel yapıları gereği likit değildir; kriz anında portföy yatırımlarına göre çok daha istikrarlı bir seyir izler.
Fabrikaların veya fiziksel tesislerin bir gecede satılıp sermayenin transfer edilmesi mümkün değildir.

Key Concept

Portföy Yatırımları (Sıcak Para) vs. Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) Likidite Farkı

Hints

1
Sıcak para ile fabrika yatırımı arasındaki farkı, hangisinin kriz anında 'kaçmasının' daha zor olduğunu düşünerek analiz edin.
2
Likidite kavramını hatırlayın: Hangi varlık türü daha hızlı nakde çevrilebilir ve uluslararası transfer edilebilir?
3
DYSY'ler fiziksel sermayedir. Bir fabrikayı söküp başka bir ülkeye taşımak, bir tahvili satmaktan çok daha zordur.

Practice More

Portföy yatırımlarının ani çıkışının 'üçlü imkansızlık' (Impossible Trinity) hipotezi çerçevesinde para politikası üzerindeki kısıtlarını inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.

Alternative Method

Soruyu çözerken 'volatilite' (oynaklık) kavramını kullanabilirsiniz. Sıcak para yüksek volatiliteye sahipken, DYSY düşük volatiliteye sahiptir. Şıklarda bu iki kavramın birbiriyle karıştırılıp karıştırılmadığını kontrol edin.
Estimated Time:2m 30s
Question 94Question

Dış borçlanmanın iktisadi kalkınmanın finansmanında temel kaynaklardan biri olduğu bir ekonomide, dış borç stokunun GSYH’ye oranının (dd) zaman içindeki değişimi (Δd\Delta d) şu dinamik denklemle analiz edilmektedir:

Δd=(rg)d+ϵdf\Delta d = (r - g)d + \epsilon d - f

Burada rr reel faiz oranını, gg reel büyüme oranını, ϵ\epsilon reel döviz kurundaki artış (yerli paranın değer kaybı) oranını ve ff ise GSYH’ye oranla faiz dışı fazlayı temsil etmektedir.

Bu modele göre, dış borç sürdürülebilirliği ve borç oranının kontrol altında tutulması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Reel faiz oranının reel büyüme oranından yüksek olduğu (r>gr > g) ve yerli paranın reel olarak değer kaybettiği (ϵ>0\epsilon > 0) bir konjonktürde, borç oranının artmaması için borç stokunun büyüklüğüyle doğru orantılı olarak artan bir faiz dışı fazla verilmesi zorunludur.

Answer

Reel faiz oranının büyüme oranından büyük olduğu ve yerli paranın değer kaybettiği bir durumda, borç oranının sabitlenmesi için yüksek ve borç stokuyla orantılı bir faiz dışı fazla gerekmektedir.
Dış borç stokunun GSYH içindeki payını sabit tutabilmek için, borcu artıran unsurların (faiz-büyüme farkı ve reel kur etkisi) toplamı kadar faiz dışı fazla verilmesi gerekir. Eğer reel faiz büyümeden büyükse ve yerli para değer kaybediyorsa, borç oranı otomatik olarak artış eğilimine girer. Bu artışın hızı borç stokunun büyüklüğüyle (dd) doğru orantılıdır; dolayısıyla stok ne kadar büyükse, bu otomatik artışı dengelemek için gereken faiz dışı fazla miktarı da o kadar yüksek olur.

Step-by-Step Solution

1
Dış borç dinamik denklemini analiz etme
Δd=(rg)d+ϵdf\Delta d = (r - g)d + \epsilon d - f formülü elde edilir.
Borç stokunun GSYH'ye oranındaki değişimi belirleyen unsurları ayrıştırmak gerekir.
2
Otomatik borç artırıcı unsurları belirleme
r>gr > g olması durumunda (rg)d>0(r-g)d > 0 ve ϵ>0\epsilon > 0 olması durumunda ϵd>0\epsilon d > 0 olur.
Reel faiz yükünün büyümeden fazla olması ve kurun yükselmesi borç yükünü kendiliğinden artırır.
3
Sürdürülebilirlik koşulunu uygulama
Δd=0\Delta d = 0 olması için f=(rg+ϵ)df = (r - g + \epsilon)d olmalıdır.
Borç oranının artmaması için gereken faiz dışı fazlanın miktarını bulmak amaçlanır.
4
Borç stokunun etkisini yorumlama
Gerekli faiz dışı fazla (ff), borç stoku (dd) ile doğrudan ilişkilidir.
Yüksek borç stokunun şoklara karşı kırılganlığı artırdığını ve daha büyük bir mali disiplin gerektirdiğini doğrulamak içindir.

Key Concept

Dış Borç Sürdürülebilirliği ve Dinamikleri

Hints

1
Dış borç oranındaki değişimi belirleyen temel denklemdeki her bir bileşenin yönünü düşünün.
2
Yerli paranın değer kaybı (devalüasyon veya reel değer kaybı), döviz cinsinden borçlarımızı GSYH'ye oranla nasıl etkiler?
3
Borç stokunun başlangıç düzeyi ne kadar yüksekse, kur ve faizdeki küçük bir artışın toplam borç yükü üzerindeki etkisi o kadar katlanarak artar.

Practice More

Borç sürdürülebilirliği ile ilişkili olan 'Borç Sarkıntısı' (Debt Overhang) kavramının yatırımlar üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 95Question

İktisadi kalkınma sürecinde, az gelişmiş ülkelerin demografik yapısının bir sonucu olan "yüksek bağımlılık oranı" (çalışmayan nüfusun çalışan nüfusa oranının yüksek olması), bu ülkelerin iç tasarrufları ve sermaye birikimi üzerinde genellikle nasıl bir etki yaratır?

Show answer & explanation

Answer: Toplam tüketim harcamalarını artırarak tasarruf kapasitesini ve sermaye birikimini daraltır.

Answer

Yüksek bağımlılık oranı, tüketim harcamalarını artırarak iç tasarruf kapasitesini ve sermaye birikimini daraltır.
Doğru seçenek, bağımlı nüfusun tüketim üzerindeki baskısını ve bunun tasarrufları azaltıcı etkisini vurgulayan ifadedir. Tasarruf (SS), gelirin tüketilmeyen kısmıdır. Az gelişmiş ülkelerde yüksek doğum oranları nedeniyle çocuk nüfusun (bağımlıların) fazla olması, gelirin yatırıma yönlendirilebilecek kısmını azaltarak sermaye birikimini engeller.

Step-by-Step Solution

1
Bağımlılık oranının tanımı ve tüketim ile ilişkisini kurma
Bağımlılık oranı arttığında, hanehalkı geliri daha fazla kişi (özellikle çocuklar) arasında paylaştırılır.
Bağımlı nüfus gelir üretmez ancak gıda, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçlar için tüketim yapar.
2
Tasarruf kimliğini (S=YCS = Y - C) analiz etme
Tüketim harcamalarının (CC) gelire (YY) oranının artması, tasarrufların (SS) düşmesine neden olur.
Düşük gelirli ülkelerde gelirin büyük kısmı hayatta kalmak için tüketime ayrıldığından, bağımlı nüfusun artışı tasarruf marjını yok eder.
3
Sermaye birikimi üzerindeki nihai etkiyi belirleme
İç tasarrufların yetersizliği, yatırımların finansmanını kısıtlayarak sermaye stokundaki artışı (birikimi) yavaşlatır.
Sermaye birikimi, doğrudan tasarrufların yatırıma dönüşme hızına bağlıdır.

Key Concept

Bağımlılık Oranı ve Tasarruf İlişkisi

Hints

1
Çalışmayan nüfusun (çocuklar ve yaşlılar) sadece tüketim yaptığını, ancak üretim yapmadığını düşünün.
2
Tasarruf, gelirin tüketilmeden kalan kısmıdır. Tüketim harcamaları artarsa tasarruf edilebilir gelir miktarı nasıl değişir?

Practice More

İç tasarrufların bir diğer engeli olan 'Nurkse Gösteriş Etkisi' (Demonstration Effect) konusuna çalışarak bilginizi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 96Question

İktisadi kalkınma sürecinde bir ülkenin kamu harcamalarını finanse edebilme kabiliyetini belirleyen temel unsurlardan biri "mali kapasite" (fiscal capacity) ve buna bağlı olarak gelişen "vergi potansiyeli"dir. Aşağıdaki tabloda gelişmekte olan iki farklı ülke olan AA ve BB ülkelerine ait bazı temel ekonomik veriler karşılaştırmalı olarak verilmiştir:

Ekonomik GöstergeAA ÜlkesiBB Ülkesi
Kişi Başına Düşen Milli GelirOrta DüzeyOrta Düzey
Tarım Sektörünün GSYH İçindeki PayıYüksekDüşük
Dışa Açıklık Oranı (İhracat + İthalat / GSYH)DüşükYüksek

Mali kapasite ve vergi potansiyeli literatürü çerçevesinde, tabloda verilen bilgiler doğrultusunda bu iki ülke için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: BB ülkesinin vergi potansiyelinin, dış ticaretin "vergi tutamağı" (tax handle) sağlama özelliği nedeniyle AA ülkesinden daha yüksek olması beklenir.

Answer

BB ülkesinin vergi potansiyelinin, dış ticaretin vergi tutamağı sağlama özelliği nedeniyle daha yüksek olması beklenir.
İktisadi kalkınma literatüründe, mali kapasitenin gelişiminde dış ticaretin payı kritik bir rol oynar. 'Vergi tutamağı' (tax handle) kavramı, verginin kolay, ucuz ve etkin bir şekilde tahsil edilebildiği ekonomik faaliyet noktalarını ifade eder. Dış ticaret işlemleri gümrük noktalarında gerçekleştiği için, BB ülkesi gibi dışa açıklık oranı yüksek ekonomilerde devletin vergi toplama maliyeti düşer ve vergi potansiyeli artar. AA ülkesindeki yüksek tarım payı ise genellikle mali kapasiteyi sınırlayıcı bir etkidir.

Step-by-Step Solution

1
Mali kapasite ve vergi potansiyeli belirleyicilerini analiz etme
Mali kapasite; kişi başına gelir, dışa açıklık ve sektörel yapı gibi değişkenlerden etkilenir.
Ülkelerin vergi toplama gücü yapısal özelliklerine bağlıdır.
2
AA ve BB ülkelerinin sektörel yapılarını karşılaştırma
Tarımın payı yüksek olan AA ülkesinde vergilendirme zordur; dışa açıklığı yüksek olan BB ülkesinde ise vergi tutamağı avantajı vardır.
Tarım sektörü kayıt dışılık nedeniyle zor vergilendirilirken, gümrük kapıları (dış ticaret) kolay vergilendirme noktalarıdır.
3
Sonuç çıkarma
BB ülkesinin yapısal özelliklerinin vergi potansiyelini daha yukarı çekeceği belirlenir.
Dış ticaretin vergi tabanını genişletici ve tahsilatı kolaylaştırıcı etkisi mali kapasiteyi destekler.

Key Concept

Vergi Potansiyeli ve Sektörel Yapı İlişkisi (Vergi Tutamağı Kavramı)

Hints

1
Gelişmekte olan ülkelerde devletin vergi toplamak için kullandığı 'vergi tutamakları' (tax handles) hangi ekonomik faaliyetlerde daha yoğundur?

Practice More

Vergi gayretinin 1'den büyük veya küçük çıkması durumunda mali performans hakkında ne gibi yorumlar yapılabilir? Bu konuyu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 97Question

İktisadi kalkınmanın finansmanında önemli bir dış kaynak olan Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY), portföy yatırımlarından (sıcak para) belirli yapısal özellikleriyle ayrılmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının portföy yatırımlarından ayrılan en temel özelliğidir?

Show answer & explanation

Answer: Yatırımcının, yatırım yaptığı işletmede yönetim ve kontrol yetkisine sahip olması

Answer

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının temel özelliği, yatırımcının işletmede yönetim ve kontrol yetkisine sahip olmasıdır.
Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSYDYSY), bir yabancı yatırımcının ev sahibi ülkedeki bir işletmenin sermayesinin bir kısmını veya tamamını satın alarak yönetimde ve kontrolde söz sahibi olmasıdır. Bu durum yatırıma kalıcılık ve uzun vadeli bir perspektif kazandırır.

Step-by-Step Solution

1
Yatırım türlerini tanımla
DYSY fiziksel ve yönetimseldir, portföy yatırımı finansal ve kısa vadelidir.
İki dış kaynak arasındaki yapısal farkı anlamak için gereklidir.
2
Kontrol kriterini uygula
DYSY'de yatırımcı işletme kararlarında doğrudan etkilidir.
Yönetim ve kontrol yetkisi DYSY'nin portföy yatırımlarından en net ayrıldığı noktadır.

Key Concept

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının (DYSY) Tanımı ve Özellikleri

Practice More

DYSY'nin ev sahibi ülkedeki yerli firmalar üzerindeki 'yayılma etkilerini' (spillovers) araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 98Question

Chenery ve Strout tarafından geliştirilen İki Açık Modeli'ne (Two-Gap Model) göre, bir ekonomide gerçekleştirilmesi planlanan yatırımların (II) toplam yurt içi tasarruflardan (SS) daha büyük olması neticesinde ortaya çıkan kısıt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tasarruf açığı

Answer

Modelde yatırımların tasarrufları aşması durumu 'tasarruf açığı' olarak tanımlanmaktadır.
İktisadi kalkınmanın finansmanında Chenery ve Strout'un modeline göre, hedeflenen bir büyüme oranını gerçekleştirmek için gereken yatırım tutarının (II), mevcut yurt içi tasarruflardan (SS) fazla olması durumuna 'tasarruf açığı' denir. Bu açık, kalkınmanın önündeki temel engellerden biri olarak kabul edilir ve dış kaynak (dış yardım) kullanımıyla kapatılması hedeflenir.

Step-by-Step Solution

1
Modelin bileşenlerini hatırla.
İki Açık Modeli; tasarruf açığı (ISI - S) ve döviz açığı (MXM - X) olmak üzere iki temel kısıt üzerine kuruludur.
Soruda hangi kısıtın sorulduğunu belirlemek için modelin temel yapısını bilmek gerekir.
2
Verilen matematiksel ifadeyi (I>SI > S) analiz et.
Yatırımların (II), yurt içi tasarruflardan (SS) büyük olması, yatırımları finanse edecek yeterli yurt içi kaynağın olmadığını gösterir.
Yurt içi kaynak yetersizliği 'tasarruf açığı' kavramına karşılık gelir.

Key Concept

İki Açık Modeli'nde tasarruf kısıtı (IS>0I - S > 0) kavramı.

Hints

1
Modelin adında geçen 'iki açık'tan biri ticaret dengesiyle, diğeri yatırım-tasarruf dengesiyle ilgilidir.
2
Soruda doğrudan yatırımların (II) tasarruflardan (SS) fazla olduğu durum sorulmaktadır.

Practice More

Üç Açık Modeli'ne geçildiğinde eklenen üçüncü kısıtın ne olduğunu ve bu kısıtların hangisinin 'etkin kısıt' olduğunu belirleyen mantığı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 99Question

Uluslararası finansal piyasalarda yüksek faiz veya kâr payı gibi kısa vadeli getiri imkânlarını takip eden, spekülatif amaçlarla hareket eden ve likiditesi oldukça yüksek olduğu için ekonomiden hızla çıkma eğilimi gösteren sermaye akımlarına iktisat literatüründe verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sıcak Para

Answer

Sıcak para (Hot Money)
Sıcak para, uluslararası piyasalarda kısa vadeli faiz ve kur avantajlarından yararlanarak spekülatif kazanç elde etmeyi amaçlayan sermaye akımıdır. Likiditesi çok yüksek olduğu için borsa ve tahvil gibi alanlara yönelir ve risk gördüğü anda ülkeyi terk eder.

Step-by-Step Solution

1
Sermaye akımının temel özelliklerini (vade ve amaç) analiz etme
Sermayenin kısa vadeli olduğu ve spekülatif getiri (faiz, kur farkı) amacı taşıdığı belirlenmiştir.
Sıcak para kavramını diğer sermaye hareketlerinden ayıran en temel özellik kısa vadeli ve kâr odaklı olmasıdır.
2
Likidite ve hareket kabiliyetini değerlendirme
Sermayenin likiditesinin çok yüksek olduğu ve ekonomik istikrarsızlık anında hızla çıkış yapabileceği tespit edilmiştir.
Likiditenin yüksekliği, bu sermaye türünün 'sıcak' olarak adlandırılmasının ve kırılganlık yaratmasının ana sebebidir.
3
Tanımlanan özelliklere uygun iktisadi kavramı eşleştirme
Belirtilen özellikler (kısa vade, spekülasyon, yüksek likidite) sıcak para tanımıyla tam olarak örtüşmektedir.
Uluslararası portföy yatırımlarının en volatil kısmını sıcak para oluşturur.

Key Concept

Sıcak Para ve Karakteristik Özellikleri
Estimated Time:45s
Question 100Question

İktisadi kalkınma literatüründe dış borç sürdürülebilirliği analiz edilirken "likidite" (liquidity) ve "ödeme gücü" (solvency) kavramları arasında temel bir ayrım yapılmaktadır. Bir ekonominin uzun dönemde borçlarını geri ödeme kapasitesi olmasına rağmen, vadesi gelen yükümlülükleri için gerekli nakit akışını (döviz) sağlayamaması durumu likidite sorunuyla açıklanmaktadır.

Buna göre, bir ekonomide dış borç sürdürülebilirliği açısından "ödeme gücü" (solvency) sorununun varlığını teknik olarak ifade eden durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut dış borç stokunun bugünkü değerinin, gelecekte beklenen birincil fazlaların bugünkü değerinden büyük olması

Answer

Mevcut dış borç stokunun bugünkü değerinin, gelecekte beklenen birincil fazlaların bugünkü değerinden büyük olması durumu ödeme gücü (solvency) sorununu ifade eder.
Dış borç sürdürülebilirliğinde ödeme gücü (solvency), bir ülkenin dönemler arası bütçe kısıtını sağlayabilmesidir. Bu kısıta göre, bugünkü dış borç stokunun, gelecekte elde edilecek beklenen birincil dış ticaret fazlalarının bugünkü değerine (PVPV) eşit veya ondan küçük olması gerekir. Eğer borç stokunun bugünkü değeri, bu gelir akışının bugünkü değerini aşıyorsa, ülke teknik olarak ödeme gücü sorunu (insolvency) yaşamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Likidite ve Ödeme Gücü ayrımını yapınız.
Likidite kısa vadeli nakit akışını, ödeme gücü ise uzun vadeli geri ödeme kapasitesini ifade eder.
Sürdürülebilirlik analizinin hangi zaman ufkunda yapıldığını belirlemek için.
2
Dönemler arası bütçe kısıtını (Intertemporal Budget Constraint) analiz ediniz.
PV(Borc\c)PV(Gelecekteki Birincil Fazlalar)PV(Borç) \leq PV(Gelecekteki \ Birincil \ Fazlalar) koşulu sağlanmalıdır.
Solvency'nin teknik tanımı, borç stokunun gelecekteki reel kaynaklarla karşılanabilmesine dayanır.
3
Ödeme gücü sorununun (Insolvency) tanımını belirleyiniz.
Borç stokunun bugünkü değerinin (PVPV), gelecekteki gelirlerin bugünkü değerini aşması ödeme gücü sorunudur.
Matematiksel olarak sürdürülebilirliğin sınırını bu eşitsizlik çizer.

Key Concept

Dönemler Arası Bütçe Kısıtı ve Ödeme Gücü (Solvency)
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 5 / 6Next
Kalkınmanın Finansmanı Practice Questions — KPSS İktisat — Page 5 | Examkin