Bir kamu kurumunda görevli orman muhafaza memuru, görevli olduğu bölgede devriye gezdiği sırada, şahsi bir anlaşmazlık nedeniyle husumet beslediği bir vatandaşın arazisindeki meyve ağaçlarını, yasal yetkilerini kötüye kullanarak ve kasıtlı olarak kestirmiştir.
Bu olay sonucunda meydana gelen zararın tazmini ve sorumlulukların paylaştırılması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- AMemurun eylemi kasıtlı ve ağır bir kişisel kusur teşkil ettiğinden, zarar gören kişi doğrudan memur aleyhine adli yargıda tazminat davası açmalıdır.
- BEylem kamu gücü kullanılarak ve görev sırasında gerçekleştirildiği için bu durum 'hizmet kusuru' sayılır; bu nedenle idarenin memura rücu etme imkanı bulunmamaktadır.
- Anayasa uyarınca tazminat davası idare aleyhine açılır; idare ödediği tazminatı kişisel kusuru bulunan memura rücu eder.Answer
- DMemurun kişisel kastı idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır; bu nedenle idare aleyhine açılan tam yargı davası husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.
- EBu olayda 'ağır hizmet kusuru' söz konusu olduğu için tazminat miktarı yarı yarıya memur ve idare arasında paylaştırılır ve her iki tarafa ayrı dava açılması gerekir.
Answer
Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca tazminat davası idare aleyhine açılır ve idare, ödediği tazminatı kişisel kusuru bulunan memura rücu eder.
Doğru ifadeye göre, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri fiillerden doğan zararlar için dava idareye açılır. Bu durum Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasında açıkça düzenlenmiş bir güvencedir. İdare, ödediği bu bedeli, eyleminde kasıt veya ağır kusuru bulunan memurdan talep etme (rücu) hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Memurların sorumluluğunda 'Anayasal Güvence' ve 'Rücu' mekanizması.
Estimated Time:1m 15s