1925 yılında Şeyh Sait İsyanı’nın yarattığı bunalım ortamında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu’nun sağladığı geniş yetkilerle, Ankara İstiklal Mahkemesi’nin "programındaki dini ibarelerin kötüye kullanıldığı" gerekçesine dayanarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı (TCF) kapatması; dönemin siyasal gelişmeleri ışığında aşağıdakilerden hangisinin bir kanıtıdır?
- Siyasal iktidarın, olağanüstü hal yasasını kullanarak meclis içindeki yasal muhalefeti tasfiye ettiğinin ve tek parti rejimini tahkim ettiğinin.Answer
- BMenemen Olayı ile ortaya çıkan irticai faaliyetlerin, Takrir-i Sükun Kanunu'nun süresinin meclis kararıyla süresiz olarak uzatılmasına neden olduğunun.
- CSerbest Cumhuriyet Fırkası'nın, Doğu Anadolu'daki isyanlarla olan organik bağı nedeniyle hükümet tarafından değil, bizzat kurucusu Ali Fethi Okyar tarafından kapatıldığının.
- DÇok partili hayata geçişin öncüsü olan Milli Kalkınma Partisi'nin, laiklik ilkesine aykırı tüzüğü sebebiyle İstiklal Mahkemeleri tarafından yasaklandığının.
- EBirinci TBMM bünyesinde savaş dönemini yöneten İkinci Grup muhalefetinin, rejime yönelik tehditleri destekledikleri gerekçesiyle bu kanunla meclis dışı bırakıldığının.
Answer
Siyasal iktidarın, olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu aracılığıyla meclis içi muhalefeti (TCF) tasfiye ederek tek parti yönetimini güçlendirmesi
Doğru seçenek, Takrir-i Sükun Kanunu'nun asıl siyasal işlevini açıklamaktadır. Kanun, Şeyh Sait İsyanı gibi bir asayiş sorununu çözmek amacıyla çıkarılmış olsa da, hükümete verilen geniş yetkiler ve İstiklal Mahkemeleri kanalıyla Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılması, bu sürecin meclis içi muhalefetin tasfiyesi ve tek parti rejiminin kurumsallaşmasıyla sonuçlandığını gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Takrir-i Sükun Dönemi ve Tek Parti Yönetiminin Konsolidasyonu
Practice More
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın programında yer alan 'Adem-i Merkeziyetçilik' ve 'Lliberalizm' ilkelerinin dönemin CHP politikalarıyla olan farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s