Question

Difficulty: Very hardHizmet Kusuru ile Kişisel Kusur Ayrımı ve İdarenin Rücu Hakkı

Bir tapu memurunun, aralarında şahsi bir çıkar ilişkisi bulunan bir kişinin lehine hareket etmek amacıyla, kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bir tescil işlemi yapması ve bu durumun üçüncü bir şahsın mülkiyet hakkını ihlal ederek ağır maddi zarara yol açması durumunda; kamu görevlisinin sorumluluğu ve idarenin rücu hakkı ile ilgili aşağıdaki hukuki nitelendirmelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Eylem kamu görevlisinin şahsi çıkarı ve kastına dayandığı için "hizmetten ayrılabilir kişisel kusur" niteliğindedir; bu nedenle zarar gören, Anayasa'daki güvenceye rağmen doğrudan ilgili memura karşı adli yargıda tazminat davası açmalıdır.
  2. B
    Eylem bir "hizmet kusuru" değil, memurun suç teşkil eden "ağır kişisel kusuru" kapsamında kaldığından idarenin hukuki sorumluluğu doğmaz ve zarar görenin tek muhatabı kamu görevlisidir.
  3. Zarar, kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken işlediği bir kusurdan doğduğu için dava idareye karşı idari yargıda açılmalı; idare ise ödediği tazminatı özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda memura rücu etmelidir.Answer
  4. D
    İşlemin kasıtlı yapılmış olması nedeniyle, idare ve ilgili memur tam yargı davasında "müşterek ve müteselsil borçlu" sıfatıyla birlikte davalı olarak gösterilerek yargılanmalıdır.
  5. E
    Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlarda Türk Medeni Kanunu m. 1007 uyarınca devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olduğu için, idarenin ağır kusurlu dahi olsa memura rücu edebilmesi hukuken mümkün değildir.

Answer

Dava, kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken işlediği bir kusurdan doğduğu için Anayasa m. 129/5 uyarınca idareye karşı idari yargıda açılmalı; idare ise ödediği meblağı adli yargıda memura rücu etmelidir.
Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca, memurların görevlerini ifa ederken kişilere verdikleri zararlar nedeniyle açılacak tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Bu durumda memurun eyleminin ağır bir kişisel kusur teşkil etmesi, davanın doğrudan memura açılmasına imkan vermez. İdare, yargı kararıyla tazminat ödedikten sonra, memurun kişisel kusuru oranında ona rücu eder. Bu rücu davası, idari bir işlem veya eylem değil, bir alacak uyuşmazlığı olduğu için adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülür.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini ve kamu hizmetiyle bağını tespit etme.
Tapu memuru resmi yetkisini kullanarak işlem yapmıştır; dolayısıyla eylem 'görevle ilgili' bir eylemdir.
Sorumluluk rejimini belirlemek için eylemin şahsi bir alanda mı yoksa hizmet yürütülürken mi yapıldığını anlamak gerekir.
2
Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Kanun m. 13 hükümlerini uygulama.
Zarar gören kişi davayı memura değil, idareye karşı açmak zorundadır (Memur Güvencesi).
Kamu görevlilerinin görevlerini yaparken işledikleri kusurlardan dolayı idare aleyhine dava açılması Anayasal bir zorunluluktur.
3
Rücu mekanizmasının yargı yolunu belirleme.
İdare, ödediği tazminatı memurdan talep ederken adli yargı yoluna başvurmalıdır.
İdare ile personeli arasındaki rücu ilişkisi, idari yargının görev alanına girmeyen, genel hükümlere (Borçlar Kanunu) tabi bir uyuşmazlıktır.

Key Concept

Anayasal Güvence ve Rücu Mekanizması
Rate this question