Siyasal İdeolojiler
150 questions
Siyasal bir ideoloji olarak ekolojizm, çevre sorunlarına yönelik yaklaşımlarında 'sığ' ve 'derin' olmak üzere iki temel ana akıma ayrılmaktadır. Sığ ekoloji (çevrecilik); mevcut sosyo-ekonomik sistemin sınırları içerisinde kalarak 'sürdürülebilir kalkınma' ve teknolojik çözüm önerileriyle 'insan merkezli' (antroposentrik) bir koruma stratejisi izler. Buna karşın derin ekoloji; James Lovelock'un 'Gaia Hipotezi' ile paralellik gösteren bütüncül bir perspektifle, insanın doğa üzerindeki tahakkümünü reddeden ve ontolojik bir kopuşu temsil eden 'ekosistem merkezli' (ekosantrik) bir dönüşümü savunur.
Bu bağlamda, derin ekoloji perspektifine göre ekosantrik bir anlayışa geçişin temel felsefi dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Ekolojizm ideolojisi içerisinde yer alan bir yaklaşıma göre; yeryüzü, üzerinde yaşayan tüm canlılarla birlikte kendi kendini düzenleyen ve dengeleyen devasa bir organizma olan 'Gaia'dır. Bu anlayışa göre insan, doğanın efendisi veya sahibi değil, bu karmaşık sistemin yalnızca bir parçasıdır ve doğa, insan ihtiyaçlarını karşılamaktan bağımsız bir 'içsel değere' sahiptir. Buna göre, sözü edilen ve 'Derin Ekoloji' yaklaşımının da felsefi temelini oluşturan bu dünya görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyal demokrasi ideolojisi, tarihsel süreç içerisinde klasik Marksizmin "devrimci" yöntemini reddederek parlamenter demokrasi içinde "reformist" bir çizgiyi benimsemiştir. Bu ideolojik dönüşümün en belirgin sonucu, devletin ekonomik hayattaki rolünün mülkiyet odaklı olmaktan çıkıp dağıtım odaklı hale gelmesidir.
Buna göre, sosyal demokrasinin yüzyılın ikinci yarısında olgunlaşan "Refah Devleti" (Welfare State) anlayışı çerçevesindeki temel stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?
Mikhail Bakunin, 'Devletçilik ve Anarşi' adlı eserinde Karl Marx'ın öngördüğü proletarya diktatörlüğü kavramını eleştirirken; devletin, kimin adına yönetilirse yönetilsin kaçınılmaz olarak bir 'yönetenler' ve 'yönetilenler' ayrımı yaratacağını savunur. Bakunin'e göre, devletin otoritesi ile özgürlük arasındaki bu uzlaşmaz çelişki, 'bilimsel sosyalizm' iddiasıyla kurulan bir devlette dahi 'yeni bir imtiyazlı sınıf' (bürokrasi) doğuracaktır. Bakunin’in bu yaklaşımı ve anarşizmin devlet/otorite anlayışı göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi anarşist düşüncenin temel bir çıkarımıdır?
Anarşist düşünce geleneğinde, özellikle Proudhon’un federalizm anlayışı ve Bakunin’in devlet eleştirisi ekseninde, 'temsil' (representation) ilkesine yönelik köklü bir kuşku hakimdir. Onlara göre, bireyin kendi iradesini bir başkasına devretmesi, yalnızca teknik bir yetkilendirme değil, bireyin ahlaki özerkliğinden feragat ederek hiyerarşik bir sisteme boyun eğmesi anlamına gelir. Bu perspektiften hareketle, anarşizmin liberal demokrasinin temel dayanağı olan 'toplumsal sözleşme' ve 'temsiliyet' mekanizmalarına yönelttiği temel itiraz aşağıdakilerden hangisidir?
Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm gibi totaliter ideolojilerin, 19. yüzyılın rasyonalist ve liberal siyaset anlayışına karşı geliştirdikleri en radikal eleştiri, siyasetin 'akıl' ve 'müzakere' zemininden koparılarak 'mit', 'irade' ve 'doğrudan eylem' alanına taşınmasıdır. Bu bağlamda, siyaseti rasyonel bir çıkar hesabı değil, kitlelerin duygularını harekete geçiren estetik bir gösteri ve varoluşsal bir mücadele olarak gören felsefi köken aşağıdakilerden hangisidir?
Milliyetçilik literatüründe; modern ulus-devletlerin toplumsal sadakati ve meşruiyeti güçlendirmek amacıyla geçmişle yapay bir süreklilik bağı kuran semboller, ritüeller ve kurallar bütününü kurgulamasını "geleneğin icadı" (invention of tradition) kavramıyla açıklayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyal demokrasi, tarihsel süreçte kapitalizmin yapısal çelişkilerini devrim yoluyla aşma hedefinden vazgeçerek; bu çelişkilerin demokratik kurumlar ve parlamento aracılığıyla yumuşatılmasını esas alan 'evrimci' bir çizgiye yönelmiştir. Özellikle 1959 Bad Godesberg Programı gibi dönüm noktalarıyla somutlaşan bu ideolojik dönüşümde, devletin ekonomik hayattaki temel işlevi, üretim araçlarının mülkiyetini üstlenmekten ziyade bölüşüm safhasına odaklanarak 'sosyal vatandaşlık' temelinde bir toplumsal mutabakat inşa etmek olarak tanımlanmıştır.
Bu çerçevede, sosyal demokrasinin 'refah devleti' anlayışı ve piyasa ekonomisine yaklaşımı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Siyaset biliminde iktidarın kaynağını açıklamak için başvurulan 'toplum sözleşmesi' kavramı, anarşist düşünce geleneği tarafından kökten reddedilir. Max Stirner'in bireyci isyanından Proudhon'un karşılıklılık ilkesine, Bakunin'in kolektivizminden Kropotkin'in dayanışmacı komünizmine kadar farklı ekolleri savunan anarşist düşünürlerin ortak noktası, devleti meşrulaştıran bu kurgusal sözleşmeye karşı çıkmalarıdır. Ancak anarşizm, sıklıkla yanlış anlaşıldığı üzere her türlü kurumsal yapının veya yönlendirmenin toptan reddi anlamına gelmemektedir.
Bu teorik çerçeveye göre, anarşizmin devlet, otorite ve toplum sözleşmesi kavramlarına yönelik yaklaşımını en doğru biçimde yansıtan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik dönem kadın hakları savunucuları, kadınların erkeklerle aynı rasyonel kapasiteye sahip olduğunu vurgulayarak eğitim hakkı, mülkiyet edinme ve oy kullanma gibi yasal reformlara odaklanmışlardır. Ancak 1960'lı yıllarla birlikte belirginleşen yeni bir düşünsel akım, bu hedeflerin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu akıma göre, kadınların ikincil konumu sadece kamusal alandaki (iş hayatı, siyaset vb.) dışlanmışlıktan kaynaklanmaz; asıl eşitsizlik 'özel alan' olarak kodlanan aile içi ilişkilerde, toplumsal cinsiyet rollerinde ve cinsellikte yeniden üretilmektedir. 'Kişisel olan politiktir' sloganıyla özetlenen bu perspektif, siyasetin tanımını devlet kurumlarının ötesine taşımıştır.
Buna göre, parçada bahsedilen ve siyasetin sınırlarını özel alana doğru genişleterek erkek egemen sistemin köklü bir eleştirisini sunan bu yaklaşımın temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Muhafazakâr siyasal düşünce geleneğinde insan doğası; psikolojik açıdan güvensiz ve aidiyet arayan, ahlaki açıdan yozlaşmaya meyilli, entelektüel açıdan ise toplumsal gerçekliğin karmaşıklığını tam olarak kavrayamayacak kadar sınırlı bir yapıda tanımlanır. İnsanın bu 'kusurlu' (imperfect) yapısı ve rasyonel kapasitesinin yetersizliği karşısında, toplumda düzenin ve istikrarın temel dayanağı olarak kabul edilen unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Liberalizmin tarihsel gelişimi içerisinde, klasik liberalizmin 'birey üzerindeki dışsal engellerin yokluğu' olarak tanımladığı özgürlük anlayışı, modern (sosyal) liberalizm ile birlikte 'bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için gerekli imkânlara sahip olması' şeklinde evrilmiştir. Bu doğrultuda sosyal liberalizmin; devletin eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda düzenleyici ve sağlayıcı bir rol üstlenmesini meşrulaştırmak için başvurduğu temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Feminizm içerisinde özellikle ikinci dalga ile özdeşleşen 'Kişisel olan politiktir' (The personal is political) ilkesi, geleneksel siyaset biliminin aşağıdaki kabullerinden hangisine doğrudan bir itiraz niteliği taşımaktadır?
Sosyal demokrasi, sosyalist hedeflere 'ihtilalci' bir kopuşla değil, 'evrimci' ve barışçıl bir süreçle ulaşılabileceğini savunur. Bu düşünce yapısına göre, parlamenter demokrasi içerisinde gerçekleştirilen reformlar kapitalizmi insanileştirmenin ve toplumsal adaleti sağlamanın en etkili yoludur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi sosyal demokrasinin bu 'evrimci' ve 'reformist' karakterinin Refah Devleti ( ) uygulamalarındaki temel tezahürlerinden biridir?
Feminizm literatüründe; toplumsal cinsiyet eşitsizliğini analiz ederken Marksist sınıf analizi ile radikal feminist ataerki kuramını sentezleyen, kadınların hane içindeki karşılıksız emeğini kapitalist üretim biçiminin sürdürülebilirliği için merkezi bir unsur olarak gören ve 'İkili Sistem Kuramı' (Dual Systems Theory) yaklaşımını benimseyen akım aşağıdakilerden hangisidir?
Ekolojizm ideolojisi içerisinde 'sığ ekoloji' (shallow ecology) yaklaşımının temel felsefesi olan; doğayı bağımsız bir varlık olarak değil, yalnızca insanın ihtiyaçlarına, refahına ve amaçlarına hizmet eden araçsal bir değer olarak gören bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?
Karl Marx'ın tarihsel materyalist kuramına göre, toplumun ekonomik temeli olan 'altyapı' ile hukuki ve siyasal kurumlardan oluşan 'üst yapı' arasında diyalektik bir ilişki vardır. Marx'a göre, toplumsal yapının bu iki katmanı arasındaki denge bozulduğunda bir 'toplumsal devrimler çağı' başlar. Bu kuramsal perspektiften hareketle, mevcut toplumsal formasyonun çözülmesini ve yeni bir üretim tarzına geçişi tetikleyen asıl dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Muhafazakâr düşünce geleneğinde toplum, parçaların birleşmesinden oluşan mekanik bir yapı değil; kökleri geçmişe uzanan, yaşayan ve gelişen 'organik' bir bütündür. Bu organik anlayış içerisinde otorite; bireylerin rasyonel bir sözleşmeyle kurguladıkları yapay bir mekanizma değil, toplumsal istikrar ve düzenin devamı için hiyerarşik bir düzende kendiliğinden gelişen doğal bir olgu olarak kabul edilir. Muhafazakârların bu otorite anlayışını liberalizmin 'sosyal sözleşme' kuramından ayıran temel ontolojik fark aşağıdakilerden hangisidir?
Milliyetçilik çalışmalarında Hans Kohn tarafından öne sürülen tipolojiye göre; Batı toplumlarında siyasal bir tercih ve rıza olarak ortaya çıkan "sivil milliyetçilik" ile Doğu toplumlarında kültürel bir kader ve zorunluluk gibi algılanan "etnik milliyetçilik" birbirinden ayrılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi sivil (Batılı) milliyetçilik anlayışının temel özelliklerinden biri değildir?
Anarşist kuramın en radikal ve bireyci kanadını temsil eden Max Stirner, 'Biricik ve Mülkiyeti' (Der Einzige und sein Eigentum) adlı eserinde, özgürlüğün önündeki engellerin sadece dışsal (devlet, yasalar) değil, aynı zamanda içsel ve zihinsel olduğunu savunur. Stirner; bireyin üzerinde hak iddia eden 'insanlık', 'toplum', 'ahlak', 'tanrı' ve 'hak' gibi kavramları, bireyi köleleştiren 'zihinsel kurgular' veya 'hayaletler' (geister/spooks) olarak nitelendirir. Buna göre Max Stirner'ın 'egoizm' odaklı anarşizmini; Kropotkin'in 'karşılıklı yardım' veya Bakunin'in 'kolektivist' anlayışlarından ayıran temel felsefi fark aşağıdakilerden hangisidir?