Siyasal İdeolojiler
150 questions
Totaliter ideolojiler (Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm), devlet ile sivil toplum arasındaki sınırı tamamen ortadan kaldırarak toplumsal yaşamın her alanını ideolojik bir çerçevede kontrol etmeyi amaçlar. Bu rejimlerin, geleneksel otoriter yönetimlerden ayrılan en temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?
P. J. Proudhon, M. Bakunin ve P. Kropotkin gibi düşünürlerin öncülüğünü yaptığı; devletin ve her türlü zorlayıcı otoritenin birey özgürlüğü önünde temel engel olduğunu savunarak, devlet aygıtının tamamen ortadan kaldırılmasını nihai amaç edinen siyasal ideoloji aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist öğretiye ve bilimsel sosyalizm yaklaşımına göre, kapitalist sistemin kalbinde işçinin ürettiği 'artı-değer'e (karşılığı ödenmemiş emeğe) burjuvazi tarafından el konulması yatar. Bu kuram, devleti de sömürü düzenini muhafaza eden ve egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden bir baskı aygıtı olarak tanımlar; dolayısıyla sistemin ancak sınıf mücadelesinin keskinleşmesi ve proletaryanın devrimci bir eylemiyle yıkılabileceğini öngörür. Ancak 19. yüzyılın son çeyreğinde, kapitalizmin beklenenin aksine yapısal krizleri esnetebilmesi üzerine sol hareket içinde yeni bir kanat güç kazanmıştır. Bu yeni kanat; devletin mutlak bir sınıf baskı aracı olduğu fikrini esneterek, işçi sınıfının sendikal örgütlenmesi, evrensel oy hakkı ve parlamenter mekanizmalar sayesinde mevcut devlet aygıtının ele geçirilip, kapitalizmin barışçıl ve tedrici (aşamalı) bir şekilde eşitlikçi bir düzene evrilebileceğini ileri sürmüştür.
Marksizmin temel prensiplerinden olan 'devletin parçalanması' ve 'devrimci kopuş' tezlerini reddederek, artı-değer sömürüsünün yasal reformlarla sistem bütünlüğü içinde aşılabileceğini savunan ve Eduard Bernstein'ın revizyonizmiyle teorik temelleri atılan bu siyasal ideoloji aşağıdakilerden hangisidir?
Ekolojizm ideolojisinin radikal bir yorumu olan ve Arne Naess ile özdeşleşen 'Derin Ekoloji' (Deep Ecology) perspektifi; 'Sığ Ekoloji' (Shallow Ecology) tarafından savunulan teknolojik iyileştirmeleri, yasal düzenlemeleri ve 'sürdürülebilir kalkınma' (sustainable development) stratejilerini çözüm için yetersiz bulmaktadır. Derin ekoloji savunucularının bu reformist yaklaşımlara yönelik temel eleştirisi, söz konusu stratejilerin hangi temel varsayımı terk edememiş olmasıdır?
Anarşist düşünce geleneği, devletin meşruiyetini temellendirmek için kullanılan "toplum sözleşmesi" kuramına karşı çıkar. Anarşistlere göre birey, özgürlüğünü ve iradesini hiçbir kurum veya kişiye devredemez; bu nedenle devlet yapay ve baskıcı bir organizasyondur.
Buna göre anarşizmin, toplum sözleşmesini reddederek toplumsal düzenin kaynağı olarak savunduğu temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Feminizm hareketinin tarihsel gelişiminde "birinci dalga" (first wave) olarak nitelendirilen dönem, kadınların toplumsal konumunu iyileştirmek adına öncelikle aşağıdaki alanlardan hangisinde eşitlik sağlanmasına odaklanmıştır?
Sanayi Devrimi'nin İngiltere'de yarattığı derin gelir adaletsizlikleri karşısında Benjamin Disraeli, toplumun 'zenginler' ve 'yoksullar' olmak üzere birbirinden habersiz ve düşman 'iki ayrı ulusa' bölünmesi tehlikesine dikkat çekmiştir. Laissez-faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizminin yıkıcı etkilerine karşı çıkan bu yaklaşım; devletin çalışma koşullarını düzeltmesi, halk sağlığını koruması ve yoksulları gözetmesi gerektiğini savunmuştur. Muhafazakâr siyasette 'Tek Ulus' (One Nation) çizgisi olarak bilinen ve sosyal refah politikalarını meşrulaştıran bu yaklaşım, gücünü esas olarak muhafazakâr ideolojinin aşağıdaki hangi kavramsal temelinden almaktadır?
Siyaset bilimi perspektifinden feminizm kuramları ele alındığında; devletin ve hukukun tarafsız bir hakem olduğu yönündeki liberal kabulü reddederek, bu yapıların bizzat 'ataerkil' bir nitelik taşıdığını ve erkek egemenliğini pekiştirdiğini savunan; toplumsal cinsiyet hiyerarşisinin kökenini ise ekonomik üretim biçimlerinden ziyade kadın bedeninin ve 'yeniden üretim' (reproduction) sürecinin denetlenmesinde arayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Mikhail Bakunin, toplum sözleşmesi kuramcılarının (Hobbes, Locke, Rousseau) varsaydığı "doğa durumu" ve "siyasal toplum" ayrımına karşı çıkarak; devletin bireysel özgürlüklerin birleşimiyle oluşan bir üst irade değil, bu özgürlüklerin bir "mezarlığı" olduğunu savunur. Bu bağlamda, Bakunin'in devletin meşruiyetine yönelik eleştirisinin temelinde yatan ve onu Marksist "proletarya diktatörlüğü" kavramına da karşı çıkmaya iten temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Milliyetçilik literatüründe ulusların kökenine dair yürütülen tartışmalarda; ulusların sanayileşmenin ve modern devletin işlevsel bir zorunluluğu olarak "yoktan var edildiğini" savunan modernist yaklaşım ile ulusların tarihsel-etnik bir çekirdek (ethnie) üzerine inşa edildiğini savunan etno-sembolcü yaklaşım arasındaki temel kopuş noktası "göbek bağı" (umbilicus) metaforu ile sembolize edilir. Buna göre, ulusların modern öncesi dönemle hiçbir yapısal sürekliliği olmadığını savunarak "ulusların göbek bağı yoktur" diyen düşünür ve onun bu görüşüne "ulusal kimliğin tarihsel derinliğini" vurgulayarak karşı çıkan düşünür eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?
Muhafazakâr siyasal düşünce geleneğinde; aile, yerel topluluklar, dini gruplar ve meslek kuruluşları gibi yapılar, birey ile devlet arasında konumlanan 'aracı kurumlar' (küçük birlikler) olarak hayati bir önem taşır. Bu kurumların, toplumun organik bütünlüğünü ve siyasal düzeni korumadaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Feminist teoride, kadınların ezilmişliğinin kaynağı, kamusal-özel alan ayrımı ve çözüm stratejileri konusunda farklı akımlar belirgin kuramsal ayrılıklar gösterir. Bu bağlamda siyaset bilimi literatüründeki üç temel yaklaşımın argümanları aşağıda özetlenmiştir:
I. Kadınların ikincilleştirilmesini geleneksel önyargılara ve yasal kısıtlamalara bağlar. Özellikle 'Birinci Dalga' döneminde etkili olmuş, devletin özünde tarafsız bir hakem olduğu varsayımıyla özel alana sistemli bir müdahale öngörmeden, kamusal alanda (oy hakkı, eğitim, istihdam) yasal reformlar yoluyla fırsat eşitliğini sağlamaya odaklanır.
II. 'İkinci Dalga' feminizmin en çarpıcı yönünü oluşturan bu yaklaşım, toplumdaki temel iktidar ilişkisinin biyolojik cinsiyet ekseninde şekillendiğini savunarak sorunun kaynağı olarak 'ataerkiyi' işaret eder. 'Kişisel olan politiktir' ilkesi doğrultusunda, aileyi ve özel alanı bir tahakküm alanı olarak tanımlayarak kamusal-özel alan ayrımını kategorik olarak reddeder.
III. Kadınların ezilmişliğini tek bir nedene indirgemeyip, patriyarkanın yeniden üretimini kapitalist sistemin emek sömürüsüyle entegre bir biçimde analiz eder. Sorunun çözümü için hem kapitalizmin sınıfsal yapısının hem de ataerkil tahakkümün birlikte dönüştürülmesi gerektiğini savunan 'ikili sistemler' (dual systems) yaklaşımını benimser.
Yukarıda temel argümanları verilen feminist akımların doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?
Muhafazakâr siyasal düşünceye göre; toplumun kuşaklar boyunca süzülüp gelen alışkanlıklarını, kurumlarını ve uygulamalarını ifade eden; geçmişin birikmiş bilgeliğinin günümüze taşınmasını sağlayan temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimi seminerinde devletin rolü ve toplumsal değişim üzerine şu tez öne sürülmüştür:
'Devlet doğası gereği yalnızca egemen sınıfın bir baskı aracı değildir; evrensel oy hakkı ve demokratik kurumlar sayesinde işçi sınıfı lehine dönüştürülebilir bir aygıttır. Bu nedenle serbest piyasanın yarattığı eşitsizlikler ve kapitalizmin krizleri, sistemi bir anda yıkan ihtilalci bir kopuşla değil; parlamenter yollarla inşa edilecek kapsamlı bir refah devleti aracılığıyla aşılmalıdır. Üretim araçlarının mülkiyetine mutlak şekilde el koymak yerine, gelirin yeniden dağıtımını ve piyasanın demokratik denetimini savunan bu evrimci strateji, toplumsal adaleti sağlamanın en rasyonel yoludur.'
Bu seminerde öne sürülen tez, aşağıdaki siyasal düşünce geleneklerinden hangisinin temel argümanlarını yansıtmaktadır?
Milliyetçilik literatüründe ulusun mahiyetine ilişkin yürütülen tartışmalarda Johann Gottfried von Herder’in "Volksgeist" (halk ruhu) kavramı ile Ernest Renan’ın "günlük plebisit" metaforu, kuramsal olarak birbirine zıt iki ontolojik zemini temsil etmektedir. Bu iki yaklaşımın temel varsayımları dikkate alındığında; Herder’in öncülüğünü yaptığı "organik/nesnel" milliyetçilik anlayışının, Renan’ın "iradi/öznel" yaklaşımından ayrıldığı temel kuramsal iddia aşağıdakilerden hangisidir?
Siyasal ideolojiler içerisinde; devletin ve her türlü hiyerarşik otoritenin birey özgürlüğü önünde temel bir engel olduğunu savunan, bu nedenle toplumsal düzenin merkezi bir hükümet veya zorlayıcı yasalar olmaksızın, bireylerin gönüllü iş birliği ve özgür anlaşmalarıyla sağlanması gerektiğini ileri süren düşünce akımı aşağıdakilerden hangisidir?
Anarşist düşünürlerden Pyotr Kropotkin, 'Karşılıklı Yardımlaşma' (Mutual Aid) adlı eserinde, Thomas Hobbes ve benzeri 'Toplum Sözleşmesi' kuramcılarının 'insanın insanla kalıcı bir savaş içinde olduğu' varsayımına ve bu varsayım üzerine inşa edilen devlet meşruiyetine köklü bir itiraz getirir. Kropotkin'e göre devlet, iddia edildiği gibi toplumsal kaosu engelleyen bir düzenleyici değil, aksine toplumun tarihsel ve biyolojik gelişimine aykırı bir müdahale aracıdır.
Buna göre, Kropotkin'in anarşist kuramında devletin reddedilmesinin temel sosyolojik dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyal demokrasi ideolojisinin 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki dönüşümünde kilit rol oynayan revizyonist tartışmalar, hareketin nihai amacını 'kapitalizmin tasfiyesi'nden 'kapitalizmin sosyal denetimi'ne kaydırmıştır. Bu süreçte mülkiyet meselesi ikincilleşmiş, devletin temel görevi piyasa ekonomisinin yarattığı toplumsal maliyetleri telafi etmek olarak yeniden tanımlanmıştır. Bu dönüşümün sonucunda ortaya çıkan ve sosyal demokrasiyi hem klasik liberalizmden hem de devrimci sosyalizmden ayıran temel karakteristik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimi makalesinde, liberal düşünce geleneği içindeki farklılaşmalar şu şekilde analiz edilmiştir:
"A yaklaşımı, bireysel bağımsızlığın temel şartı olarak kişilerin eylemlerine yönelik keyfi dış müdahalelerin olmamasını öngörür ve adil bir toplumun ancak kendiliğinden işleyen piyasa düzeninin korunmasıyla mümkün olacağını savunur. Buna karşılık B yaklaşımı, yalnızca dışsal müdahalelerin yokluğunun gerçek bir serbesti için yetersiz olduğunu; yoksulluk, cehalet ve hastalık gibi yapısal dezavantajların bireyin kendini gerçekleştirme kapasitesini fiilen ortadan kaldırdığını ileri sürerek, söz konusu engelleri giderecek kurumsal mekanizmaların inşa edilmesini talep eder."
Buna göre, makalede bahsedilen A ve B yaklaşımları bağlamında liberal ideoloji ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi kesinlikle doğrudur?
Sosyal demokrasi ideolojisi, toplumsal adaleti ve eşitliği sağlamak amacıyla kapitalist piyasa ekonomisinin yarattığı eşitsizlikleri demokratik reformlar ve devlet müdahalesiyle gidermeyi hedefler. Bu doğrultuda, sosyal demokrasinin temel uygulama alanı olan ve vatandaşların asgari geçim, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını devlet güvencesine alan yönetim modeli aşağıdakilerden hangisidir?