Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 181Question

Bir uluslararası uyuşmazlıkta tarafların, uyuşmazlığın çözümünde yürürlükteki antlaşma ve teamül kurallarının dar çerçevesinden çıkılarak daha geniş bir adalet anlayışıyla karar verilmesini arzuladıkları varsayıldığında; mahkemenin "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisini kullanabilmesi için aranan "tarafların rızası" şartının niteliği ve kapsamı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu yetki, Divan'ın yargısal işlevinin olağan bir parçası olmayıp ancak tarafların açık ve özel bir rızasıyla (compromis) verilebilir; buna karşın hakkaniyetin hukuk kurallarının yorumlanmasında bir araç olarak kullanılması (infra legem) tarafların rızasından bağımsızdır.

Answer

Hakkaniyet ve nisfet yetkisi ancak tarafların açık ve özel rızasıyla kullanılabilirken, hukuk kurallarının adalete uygun yorumlanması (infra legem) rıza şartına tabi olmayan bir yargısal yöntemdir.
Doğru yanıt, hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) yetkisinin Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38/2 maddesi uyarınca tarafların açık ve ortak rızasını gerektirdiğini, ancak mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlarken başvurdukları "hukuk içi hakkaniyet" (infra legem) yönteminin bu özel rıza şartından bağımsız olduğunu ifade eden seçenektir. Uluslararası hukukta mahkemeler, taraflar yetki vermese bile mevcut hukuk kurallarını en adil sonucu doğuracak şekilde yorumlama yetkisine (infra legem) doğal olarak sahiptir; fakat mevcut hukuk kurallarını bir kenara bırakarak sadece hakkaniyete göre karar verebilmek için tarafların bu yönde özel bir tahkimnamesi (compromis) veya beyanı şarttır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/1 ve 38/2 arasındaki ayrımı belirleme.
38/1 maddesi pozitif hukuk kaynaklarını (antlaşma, teamül, genel ilkeler) sayarken, 38/2 maddesi tarafların rızasıyla bu kuralların dışına çıkılabilmesini sağlar.
Hakkaniyetin hangi hukuki temelde kullanıldığını anlamak için yetki kaynağını belirlemek gerekir.
2
Hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) için gereken usuli şartı analiz etme.
Statü metninde açıkça belirtildiği üzere, bu yetkinin kullanılabilmesi için uyuşmazlığın taraflarının Divan'ı bu yönde yetkilendirmesi (açık rıza) şarttır.
Uluslararası yargılamada devlet egemenliği gereği, pozitif hukuk dışı bir yargılama ancak devletlerin rızasıyla mümkündür.
3
"Hukuk içi hakkaniyet" (infra legem) ile "hukuk dışı hakkaniyet" ayrımını yapma.
Infra legem, mevcut kuralların adalete en uygun şekilde yorumlanmasıdır ve rıza gerektirmez. Ex aequo et bono ise kuralları bir kenara bırakabilme yetkisidir ve rıza gerektirir.
Level 5 zorluk derecesindeki sorularda bu ince doktriner ayrım belirleyicidir.

Key Concept

Statü 38/2'deki Hakkaniyet ve Nisfet ile Hukuk İçi Hakkaniyet (Infra Legem) Arasındaki Ayrım

Hints

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1. ve 2. fıkraları arasındaki 'rıza' farkına odaklanın.
2
Mahkemenin bir kuralı yorumlarken adil olması ile kuralı tamamen görmezden gelmesi arasındaki farkı düşünün.

Practice More

Uluslararası hukukta 'infra legem', 'praeter legem' ve 'contra legem' hakkaniyet türleri arasındaki ayrımları ve bunların tarafların rızasıyla olan ilişkisini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 182Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53.53. maddesi uyarınca, akdedildiği sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jus cogens) aykırı olan bir antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma tamamen batıldır (geçersizdir).

Answer

Antlaşmanın tamamen batıl (geçersiz) olduğunu belirten ifade doğrudur.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53.53. maddesine göre; bir antlaşma, yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralıyla çatışıyorsa batıldır. Emredici kurallar (jus cogens), kendisinden sapılmasına izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikte bir kural ile değiştirilebilen normlar olduğundan, bunlara aykırı yapılan her türlü irade beyanı hukuken geçersiz kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallar (jus cogens) ile ilgili temel hükmünü hatırla.
Sözleşmenin 53.53. maddesi, jus cogens kurallarına aykırı antlaşmaları düzenler.
Hukuki dayanağın belirlenmesi gerekir.
2
Emredici bir kuralın antlaşma üzerindeki etkisini analiz et.
Madde metni, bu tür bir antlaşmanın 'batıl' (void) olduğunu açıkça belirtir.
Jus cogens normlarının hiyerarşik üstünlüğünün sonucunu belirlemek gerekir.
3
Antlaşmanın bölünebilirliği (severability) kuralını değerlendir.
Emredici kural ihlallerinde antlaşmanın kısmen değil, tamamen geçersiz olduğu sonucuna ulaşılır.
Yanlış seçenekleri elemek ve kesin sonuca varmak için bu ayrım kritiktir.

Key Concept

Uluslararası Antlaşmaların Emredici Kurallar (Jus Cogens) Karşısındaki Durumu

Practice More

Jus cogens kurallarının antlaşma yapıldıktan sonra ortaya çıkması durumunu (64.64. madde) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kavramları hiyerarşik bir piramit gibi düşünmek: Jus cogens en tepededir. Eğer bir alt basamaktaki antlaşma bu tepeye çarparsa parçalanır (batıl olur).
Estimated Time:45s
Question 183Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşmanın akdedildiği sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda ortaya çıkan hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma başlangıçtan itibaren hükümsüzdür (batıldır).

Answer

Antlaşma başlangıçtan itibaren hükümsüzdür (batıldır).
Uluslararası hukukun emredici kuralları (jusjus cogenscogens), uluslararası toplumun tamamı tarafından kabul edilen ve aksine bir kuralın (antlaşma veya teamül) oluşturulamayacağı üst normlardır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması halinde o antlaşmanın 'batıl' (hükümsüz) olacağını düzenler. Bu durum, antlaşmanın hukuken hiç doğmamış kabul edilmesi anlamına gelen başlangıçtan itibaren hükümsüzlük halidir.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki dayanağı belirlemek.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) Madde 53.
Uluslararası antlaşmaların geçerlilik şartlarını düzenleyen temel metindir.
2
Kuralın niteliğini analiz etmek.
Jus Cogens (Emredici Kural) tespiti.
Genel uluslararası hukukun, kendisinden hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen kurallarıdır.
3
Aykırılığın sonucunu saptamak.
Void ab initio (başlangıçtan itibaren hükümsüzlük).
Madde 53 uyarınca, yapıldığı sırada emredici kurala aykırı olan bir antlaşma tamamen geçersiz (batıl) olur.

Key Concept

Jus Cogens ve Mutlak Butlan

Practice More

Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması durumunda (jus cogens superveniens) mevcut antlaşmaların durumunu (Madde 64) inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 184Question

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı irade beyanlarının (unilateral acts) hukuki niteliği, yorumlanması ve sona erdirilmesiyle ilgili Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatları ile Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 2006 tarihli Rehber İlkeleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla üstlendiği yükümlülüğü keyfi olarak geri çekip çekemeyeceği belirlenirken; beyanın şartları, muhatapların beyana duyduğu güven ve koşullardaki temel değişiklikler dikkate alınır.

Answer

Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla üstlendiği yükümlülüğü keyfi olarak geri çekip çekemeyeceği belirlenirken; beyanın şartları, muhatapların beyana duyduğu güven ve koşullardaki temel değişiklikler dikkate alınır.
Doğru olan ifade, devletlerin tek taraflı irade beyanlarından doğan yükümlülüklerini sona erdirirken 'keyfilik' yasağına tabi olduklarını ve bu keyfiliğin denetiminde beyanın şartları, muhatapların güveni ile koşul değişikliklerinin esas alındığını belirten seçenektir. Bu kural, Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 2006 tarihli Rehber İlkeleri'nde açıkça düzenlenmiş ve uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan 'iyi niyet' (good faith) ilkesine dayandırılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tek taraflı işlemlerin bağlayıcılık kriterlerini analiz et.
İrade beyanının hukuki sonuç doğurması için 'animus obligandi' (bağlanma niyeti) ve kamuoyuna açıklanmış olması yeterlidir; muhatabın rızası veya yazılı şekil şartı aranmaz.
UAD'nin 1974 Nükleer Denemeler Davası kararı bu prensibi belirlemiştir.
2
Yorumlama kurallarını değerlendir.
Devletin tek taraflı olarak bir yükümlülük altına girdiği durumlarda, şüphe varsa bu yükümlülük kısıtlayıcı/dar (restrictive) yorumlanmalıdır.
Devlet egemenliğinin sınırlandırılması varsayılan bir durum değildir; açık irade aranır.
3
Geri çekme (revocation) ve sona erme şartlarını incele.
Tek taraflı yükümlülükler keyfi (arbitrarily) olarak geri alınamaz.
Uluslararası hukukta iyi niyet (pacta sunt servanda benzeri) ve haklı güvenin korunması ilkesi esastır.
4
UHK 2006 Rehber İlkeleri'ndeki kriterleri uygula.
Geri çekmenin keyfi olup olmadığı; beyanın kendi içindeki hükümlere, muhatabın beyana güvenerek yaptığı işlemlere ve koşulların değişip değişmediğine (rebus sic stantibus) bakılarak belirlenir.
Rehber İlke 10, bu denetim mekanizmasını açıkça tanımlamıştır.

Key Concept

Tek Taraflı İşlemlerin Geri Çekilme (Revocation) ve Yorumlanma İlkeleri

Hints

1
Devletlerin tek taraflı irade beyanları (vaat, feragat vb.) antlaşmalar gibi iki taraflı rızaya dayanmaz; beyanda bulunanın niyeti asıldır.
2
UAD'nin 1974 tarihli Fransa'nın nükleer denemeleriyle ilgili kararında, devletin kamuya yaptığı vaatlerin bağlayıcılığı için şekil şartı aranmadığı vurgulanmıştır.
3
UHK'nın 2006 Rehber İlkeleri'ne göre, bir devletin vaadinden dönmesi (geri çekme) muhatapların 'haklı güveni' sarsılmadığı ve koşullarda temel bir değişiklik olduğu sürece mümkündür; ancak keyfiyet yasaktır.

Practice More

Devletlerin tek taraflı işlemlerinde 'animus obligandi' kavramının önemini vurgulayan Nükleer Denemeler Davası'nın (1974) gerekçelerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 185Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinde, uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak asli kaynaklar arasında 'medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri'ne yer verilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi uluslararası hukukta bir 'asli kaynak' olan hukukun genel ilkelerine örnek olarak gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Kesin hüküm ilkesi (Res judicata)

Answer

Kesin hüküm ilkesi (Res judicata), ulusal hukuk sistemlerinden uluslararası hukuka aktarılan ve asli kaynak sayılan bir hukukun genel ilkesidir.
Kesin hüküm ilkesi (Res judicata), medeni milletlerin iç hukuk sistemlerinde yer alan ve bir uyuşmazlığın nihai olarak çözüme kavuşturulmasını sağlayan evrensel bir kuraldır. UAD Statüsü 38. maddesi uyarınca bu tür ilkeler uluslararası hukukun asli kaynakları arasında kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynaklar listesini hatırla.
Asli kaynaklar: Antlaşmalar, Teamül, Hukukun Genel İlkeleri. Yardımcı kaynaklar: Yargı kararları, Doktrin.
Soruda istenen 'asli kaynak' kategorisindeki 'hukukun genel ilkeleri'ni ayırt etmek için temel sınıflandırma gereklidir.
2
Hukukun genel ilkelerinin niteliğini analiz et.
Bu ilkeler, 'iyiniyet', 'kesin hüküm', 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' gibi ulusal hukuklarda ortak olan kurallardır.
Seçenekler arasında bu tanıma uyan tek ifadeyi bulmak gerekir.
3
Yardımcı ve rızaya dayalı kaynakları ele.
İçtihat ve doktrin yardımcıdır; hakkaniyet ve nisfet ise ancak özel rıza ile uygulanır.
Kavramsal karışıklığı önleyerek doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Hukukun Genel İlkeleri (Asli Kaynaklar)

Hints

1
UAD Statüsü 38. maddede asli kaynaklar ilk üç sırada sayılmıştır.
2
Yargı kararları ve doktrin, asli değil yardımcı kaynaklardır.

Practice More

Uluslararası hukukta asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki hiyerarşiyi ve 'Jus Cogens' normların bu hiyerarşideki yerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 186Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinde sayılan kaynaklar arasında yer alan ve hukuk kurallarının içeriğinin belirlenmesinde başvurulan 'doktrin (öğreti)', hukuki niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisi olarak sınıflandırılır?

Show answer & explanation

Answer: Yardımcı kaynak

Answer

Doktrin (öğreti), uluslararası hukukun 'yardımcı kaynak' kategorisinde yer alır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1/d bendi uyarınca doktrin, doğrudan bir hukuk kuralı oluşturma gücüne sahip olmayan, ancak mevcut hukuk kurallarının kapsamını ve içeriğini belirlemede başvurulan yardımcı bir kaynaktır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen kaynak listesini gözden geçirin.
Maddede antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri asli kaynaklar; yargı kararları ve doktrin ise yardımcı vasıtalar olarak sayılmaktadır.
Hukuki kaynakların hiyerarşisini ve niteliğini belirlemek için temel hukuki dayanak UAD Statüsü'dür.
2
Doktrinin işlevini analiz edin.
Doktrin, hukuk kuralını doğrudan var etmez; var olan kuralın varlığını veya içeriğini kanıtlamaya yarar.
Bu işlevsel ayrım, bir kaynağın asli mi yoksa yardımcı mı olduğunu belirleyen temel ölçüttür.

Key Concept

Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki asli-yardımcı ayrımı ve doktrinin yardımcı kaynak statüsü.
Estimated Time:45s
Question 187Question

Uluslararası hukuk doktrininde ve Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) uygulamasında "hakkaniyet" (equityequity) kavramı farklı işlevlere sahiptir. Divan Statüsü'nün 38/2. maddesinde düzenlenen "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisinin hukuki mahiyeti ve uygulama şartları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Divan, tarafların açık ve ortak rızası bulunması halinde, yürürlükteki pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak tamamen hakkaniyet ve nisfete dayalı bir karar verebilir.

Answer

Divan'ın tarafların açık ve ortak rızası bulunması halinde yürürlükteki pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak karar verebileceğini belirten seçenek doğrudur.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, tarafların Divan'a açıkça bu yetkiyi vermeleri durumunda, Divan'ın yürürlükteki hukuk kurallarının (antlaşma, teamül vb.) kısıtlamalarına tabi kalmadan, adalete ve hakkaniyete en uygun gördüğü çözümü üretmesine (exex aequoaequo etet bonobono) imkan tanır. Bu yetki, pozitif hukuka aykırı (contracontra legemlegem) karar vermeyi de kapsadığı için mutlak rıza şartına bağlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38. maddesinin 1. ve 2. fıkraları arasındaki sistematik farkı analiz edin.
38/1 Divan'ın uygulaması gereken hukuk kurallarını (asli ve yardımcı kaynaklar) sayarken, 38/2 istisnai bir karar verme usulü düzenler.
Statüdeki bu ayrım, hukuk kurallarının uygulanması ile hukukun ötesine geçilmesi arasındaki sınırı çizer.
2
38/2 hükmünde düzenlenen "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisinin temel şartını belirleyin.
Bu yetkinin kullanılabilmesi için tarafların Divan'a bu yönde açıkça rıza (yetki) vermesi zorunludur.
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği gereği, pozitif hukuk kuralları dışında bir karara ancak tarafların rızasıyla varılabilir.
3
Hakkaniyetin farklı uygulama biçimleri (infrainfra legemlegem vs exex aequoaequo etet bonobono) arasındaki farkı değerlendirin.
Divan, mevcut hukuku yorumlarken zaten hakkaniyeti kullanabilir (rıza gerekmez), ancak hukuk kurallarını devre dışı bırakmak için 38/2 uyarınca rıza şarttır.
Bu ayrım, KPSS düzeyinde hakkaniyet konusundaki en önemli teknik ayrımdır.
4
Doğru yargıya ulaşın.
Tarafların rızasıyla pozitif hukukun bir kenara bırakılabileceği yargısı 38/2'nin özünü oluşturur.
Seçenekler arasında 38/2'nin hem rıza şartını hem de hukuku devre dışı bırakma işlevini doğru yansıtan tek yargıdır.

Key Concept

Hakkaniyet ve Nisfet yetkisi (ExEx AequoAequo etet BonoBono), UAD Statüsü 38/2 uyarınca sadece tarafların açık rızasıyla kullanılan ve hukuka aykırı (contracontra legemlegem) karar verilmesine imkan tanıyan istisnai bir yetkidir.

Hints

1
UAD Statüsü Madde 38/2 hükmünü hatırlayın: 'Bu hüküm, tarafların uyuşmazlığın hakkaniyet ve nisfet esasına göre çözümlenmesini kabul etmeleri halinde...'
2
Divan'ın uyuşmazlığı yorum yoluyla adilleştirmesi (rıza gerekmez) ile hukuk kuralını tamamen devre dışı bırakması (rıza gerekir) arasındaki farka odaklanın.
3
Hakkaniyet ve nisfet yetkisi, Divan'ın 'pozitif hukuk kuralları dışında' karar vermesini sağladığı için devletlerin açık rızası olmadan asla kullanılamaz.

Practice More

UAD'ın deniz sınırlandırması davalarında (Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası gibi) hakkaniyet ilkelerini rıza olmaksızın nasıl kullandığını (infra legem) inceleyerek 38/2 ile farkını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 188Question

Devlet A ve Devlet B arasında akdedilen bir sınır yönetimi ve iş birliği antlaşması, yürürlüğe girmesinden üç yıl sonra uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve "yeni bir emredici kural" (jusjus cogenscogens) niteliği kazanan bir norm ile çatışır hale gelmiştir.

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri uyarınca, bu antlaşmanın hukuki durumu ve tarafların yükümlülükleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıkmasıyla birlikte sona erer; ancak tarafların o ana kadar doğan hak ve yükümlülükleri, yeni kurala aykırı olmadıkları ölçüde korunmaya devam eder.

Answer

Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıkmasıyla birlikte sona erer; ancak tarafların o ana kadar doğan hak ve yükümlülükleri, yeni kurala aykırı olmadıkları ölçüde korunmaya devam eder.
Doğru cevap olan ifade, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. ve 71/2. maddelerine tam uyumludur. Yeni bir emredici kural (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) ortaya çıktığında, onunla çelişen mevcut bir antlaşma batıl hale gelir ve sona erer. Ancak bu sona erme, antlaşmanın o ana kadarki ifasıyla doğan hakları, sadece bu hakların yeni emredici kuralın kendisiyle çelişmemesi kaydıyla korur.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlığın niteliğini tespit etme
Antlaşma yapıldığında geçerlidir, ancak sonradan ortaya çıkan (supervenienssuperveniens) bir emredici kural (jusjus cogenscogens) ile çatışmaktadır.
VAHS Md. 64 (Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması) hükmünün uygulanacağını belirlemek için.
2
Geçersizlik türünü belirleme
Antlaşma başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) batıl değil, kuralın ortaya çıktığı andan itibaren sona ermiş (terminates) kabul edilir.
Mevcut jus cogens (Md. 53) ile sonradan çıkan jus cogens (Md. 64) arasındaki farkı ayırt etmek için.
3
Sona ermenin hukuki sonuçlarını analiz etme
Taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur, ancak yeni kurala aykırı olmayan kazanılmış haklar korunur.
VAHS Md. 71/2 uyarınca sona ermenin tarafların hukuki statüsü üzerindeki etkisini değerlendirmek için.

Key Concept

Jus Cogens Superveniens (Sonradan Ortaya Çıkan Emredici Kurallar) ve VAHS Md. 64-71 ayrımı

Hints

1
VAHS 53. madde (mevcut kural) ile 64. madde (yeni kural) arasındaki zamanlama farkına dikkat edin.
2
Antlaşmanın sona ermesi ile en başından beri geçersiz (void ab initio) sayılması arasındaki hukuki sonuç farkını hatırlayın.
3
VAHS 71. madde, her iki durum için ayrı bentlerde (1. ve 2. bentler) farklı sonuçlar öngörmüştür.

Practice More

VAHS 66. madde uyarınca emredici kurallarla ilgili uyuşmazlıkların Uluslararası Adalet Divanı'na götürülmesindeki usuli şartları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 189Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-c maddesinde düzenlenen "medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri" kaynağının işleyişi ve uluslararası hukuk sistemindeki yeri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kaynağın hukuki niteliğine ilişkin yanlış bir tespittir?

Show answer & explanation

Answer: Bu ilkelerin uyuşmazlık çözümünde birincil dayanak noktası kılınabilmesi için, uyuşmazlık taraflarının Divan'a "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) temelinde hüküm kurma yetkisini rızalarıyla devretmiş olmaları şarttır.

Answer

Hukukun genel ilkelerinin uygulanması için tarafların 'hakkaniyet ve nisfet' yetkisi vermesi gerektiği yönündeki ifade yanlıştır; bu şart sadece Statü'nün 38/2. maddesi için geçerlidir.
Doğru yanıt olan seçenek, hukukun genel ilkelerinin uygulanmasını tarafların rızasına bağlayarak hatalı bir bilgi sunmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hukukun genel ilkeleri, antlaşmalar ve uluslararası teamül gibi uluslararası hukukun 'asli' kaynaklarından biridir. Divan, önüne gelen bir uyuşmazlığı çözerken bu ilkeleri doğrudan uygulama yetkisine sahiptir ve bunun için tarafların ayrıca rıza göstermesi gerekmez. Oysa tarafların rızası, Statü'nün 38. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) temelinde karar verilmesi durumu için zorunlu bir ön koşuldur.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38/1-c ve 38/2 arasındaki farkı analiz et.
38/1-c asli bir kaynaktır; 38/2 ise tarafların rızasına bağlı özel bir yetkidir.
Bu iki kavramın karıştırılması üst düzey uyuşmazlık çözümü sorularında en sık yapılan hatadır.
2
Hukukun genel ilkelerinin kaynağını ve işlevini değerlendir.
Kaynağı ulusal hukuklardır (transpozisyon), işlevi ise hukuk boşluklarını doldurmaktır (non-liquet engeli).
Bu ilkelerin uluslararası sisteme nasıl dahil olduğunu anlamak, niteliğini kavramak için gereklidir.
3
Asli ve yardımcı kaynak ayrımını kontrol et.
Antlaşma, teamül ve genel ilkeler asli; yargı kararı ve doktrin yardımcı kaynaktır.
Uluslararası hukukun kaynaklar hiyerarşisinde yanlış sınıflandırma yapılmasını önlemek için bu kontrol kritiktir.

Key Concept

Hukukun Genel İlkelerinin Asli Kaynak Niteliği ve Hakkaniyetten Ayrımı

Practice More

Uluslararası hukukta asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi pekiştirmek için 'Jus Cogens' normlarının bu hiyerarşideki yerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 190Question

Uluslararası hukukta bir devlet uygulamasının teâmül (yapılageliş) kuralı olarak kabul edilebilmesi için maddi unsurun (devlet uygulaması) yanı sıra, bu uygulamanın bir hukuk kuralına uyma zorunluluğu veya hukuki bir yükümlülük olduğu bilinciyle yerine getirilmesini ifade eden psikolojik/subjektif unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Opinio juris

Answer

Uluslararası teâmülün (yapılageliş) hukuki bir zorunluluk inancıyla yapıldığını ifade eden psikolojik unsuru 'opinio juris' kavramıdır.
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşabilmesi için iki temel unsur bir arada bulunmalıdır: Devlet uygulaması (State practice) ve Opinio juris. Devlet uygulaması, devletlerin benzer durumlarda sürekli ve genel bir biçimde aynı davranışı sergilemeleridir (maddi unsur). Opinio juris ise, devletlerin bu davranışı sadece bir alışkanlık veya nezaket gereği değil, bir hukuk kuralına uymanın getirdiği zorunluluk bilinciyle (psikolojik unsur) yerine getirmeleridir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen 'psikolojik/subjektif unsur' ifadesine odaklanılır.
Teâmülün oluşması için devlet uygulaması (maddi unsur) ve hukuki inanç (subjektif unsur) gereklidir.
Teâmülün tanımındaki iki kurucu öğenin ayırt edilmesi gerekir.
2
Hukuki yükümlülük bilincini ifade eden teknik terim hatırlanır.
Bu terim Latince 'opinio juris sive necessitatis' yani kısaca 'opinio juris'dir.
Uluslararası hukuk terminolojisinde teâmülün subjektif unsuru bu kavramla tanımlanır.

Key Concept

Uluslararası teâmülün unsurları: Devlet uygulaması (maddi) ve Opinio juris (subjektif).
Estimated Time:45s
Question 191Question

Uluslararası hukuk düzeninde emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası toplumun bütünü tarafından kendisinden hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikteki bir kural ile değiştirilebilen normlar olarak tanımlanmaktadır.

Buna göre, emredici kuralların (jusjus cogenscogens) temel niteliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu kurallar ancak aynı nitelikteki yeni bir genel uluslararası hukuk kuralı ile değiştirilebilir.

Answer

Emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası hukuk hiyerarşisinin en üstünde yer alır ve ancak aynı hukuki güce sahip (emredici nitelikte) yeni bir kural ile değiştirilebilirler.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesinde yapılan tanım gereği, bir genel uluslararası hukuk emredici kuralı (jusjus cogenscogens), kendisinden hiçbir sapmaya izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikte olan genel uluslararası hukukun daha sonraki bir kuralı ile değiştirilebilen bir kuraldır. Bu ifade doğrudan emredici kuralların değişim usulünü ve hukuki gücünü yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Emredici kural (jusjus cogenscogens) tanımını hatırla.
Bu kurallar uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve sapılması yasak olan kurallardır.
Sorunun temel kavramını tanımlamak için gereklidir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) Madde 53'ü incele.
Maddeye göre bu kurallar ancak aynı nitelikteki bir normla değiştirilebilir.
Kuralın değişim usulünü belirlemek için yasal dayanağa bakılır.
3
Seçeneklerdeki 'değiştirilebilirlik' ve 'aykırı işlem' durumlarını karşılaştır.
Aksine antlaşma yapılamayacağı ve ancak benzer nitelikteki kuralla değişebileceği sonucuna ulaşılır.
Doğru niteliği tespit etmek için seçenekler elenir.

Key Concept

Emredici Kuralların Değişmezliği ve Hiyerarşisi

Hints

1
Emredici kurallar, uluslararası hukuk hiyerarşisinin en tepesinde yer alan normlardır.
2
Bu kuralların temel özelliği, devletlerin kendi aralarında 'aksini' kararlaştıramamasıdır.
3
1969 Viyana Sözleşmesi, bu kuralların ancak kendisiyle aynı nitelikteki yeni bir kuralla değişebileceğini vurgular.

Practice More

Emredici kurallara aykırı antlaşmaların 'başlangıçtan itibaren batıl' olması ile 'yeni çıkan bir kural nedeniyle sonradan batıl hale gelmesi' arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 192Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-d maddesi yargı kararlarını 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç' olarak tanımlarken, 59. madde Divan kararlarının yalnızca davanın tarafları ve o dava konusu için bağlayıcı olduğunu hükme bağlamaktadır. Buna karşın Divan, kararlarında kendi önceki içtihatlarına sıklıkla atıf yapmakta ve bu kararlar uluslararası hukuk kurallarının içeriğinin netleşmesinde belirleyici rol oynamaktadır.

UAD Statüsü'ndeki bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, uluslararası yargı kararlarının hukuk kaynağı olma niteliği hakkındaki aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yargı kararları, yeni bir hukuk kuralı ihdas eden (yaratıcı) bir kaynak olmayıp; mevcut bir teâmül kuralının veya hukukun genel ilkesinin varlığını ve kapsamını teknik olarak tespit eden bir delil niteliğindedir.

Answer

Yargı kararları, yeni bir hukuk kuralı yaratmayan ancak mevcut teamül veya genel ilkelerin varlığını ve içeriğini yetkili bir şekilde tespit eden, kanıtlayan 'delil' niteliğinde yardımcı araçlardır.
Doğru seçenek, yargı kararlarının uluslararası hukuk sistemindeki teknik konumunu tam olarak yansıtmaktadır. UAD Statüsü'ne göre yargı kararları yardımcı bir araçtır; bu da onların kendi başlarına hak ve borç yaratmadığı (asli kaynak olmadığı) anlamına gelir. Ancak bu kararlar, karmaşık ve yazılı olmayan teâmül hukuku (customary law) kurallarının veya hukukun genel ilkelerinin varlığını ve kapsamını en yetkili şekilde ortaya koyan araçlar (evidence) oldukları için uluslararası hukuk pratiğinde merkezi bir öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38/1-d hükmünü analiz etme
Yargı kararlarının (ve doktrinin) 'yardımcı kaynak' (subsidiary means) olduğu ve doğrudan hukuk kuralı yaratmadığı sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta merkezi bir yasa koyucu olmadığı için mahkemeler kural koyamaz, sadece kuralı uygular.
2
UAD Statüsü Madde 59 hükmünü değerlendirme
Mahkeme kararının sadece ilgili davanın tarafları üzerinde bağlayıcı olduğu, üçüncü devletler için genel bir yükümlülük yaratmadığı tespit edilir.
Uluslararası hukukta 'stare decisis' ilkesinin bulunmadığını teyit etmek için bu madde kritiktir.
3
Uygulamadaki 'içtihat sürekliliği' ile teorik çerçeveyi sentezleme
Mahkemenin önceki kararlarına atıf yapması, bu kararların yeni hukuk yaratması değil, mevcut hukukun (özellikle teamülün) ne olduğunu en iyi gösteren araç olmasıyla açıklanır.
Yargı kararları hukuk kuralının kendisi değil, o kuralın 'tespit aracı' (law-determining agency) olarak işlev görür.

Key Concept

Yargı Kararlarının 'Hukuk Tespit Edici' (Law-Determining) İşlevi

Hints

1
UAD Statüsü 38. maddede yargı kararları 'asli' mi yoksa 'yardımcı' kaynak olarak mı sayılmıştır?
2
Madde 59'u düşünün: Bir mahkeme kararı, o davanın tarafı olmayan bir devlet için yeni bir borç yaratabilir mi?
3
Yardımcı kaynakların temel işlevi kural yaratmak değil, mevcut kuralların içeriğini ve varlığını 'tespit etmek' veya 'kanıtlamak'tır.

Practice More

Uluslararası teâmül hukukunun unsurları (devlet uygulaması ve opinio juris) ile yargı kararlarının bu unsurları nasıl tespit ettiği arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 193Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi rejimine göre; bir devletin müzakere edip imzaladığı (signaturesignature) ancak henüz onay (ratificationratification) işlemlerini tamamlamadığı çok taraflı bir antlaşmanın belirli bir hükmünün, genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatıştığının tespit edilmesi durumunda, antlaşmanın akıbeti ve "hükümlerin ayrılabilirliği" (separabilityseparability) ilkesinin uygulanabilirliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Emredici kuralla çatışma hali mutlak butlan sebebi olduğundan antlaşmanın bütünü batıldır ve hükümlerin ayrılabilirliği ilkesi bu durumda hiçbir şekilde uygulanamaz.

Answer

Emredici kuralla (jus cogens) çatışma hali mutlak butlan sebebi olduğundan antlaşmanın bütünü batıldır ve hükümlerin ayrılabilirliği ilkesi bu durumda uygulanamaz.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, bir antlaşmanın akdedildiği sırada mevcut olan emredici bir kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumu mutlak butlanla sonuçlanır (Madde 5353). Bu tür ağır geçersizlik hallerinde (ayrıca devlete veya temsilciye yönelik zorlama hallerinde), antlaşmanın geçerli kısımlarının geçersiz kısımlardan ayrılmasına imkan tanıyan 'hükümlerin ayrılabilirliği' ilkesi (Madde 4444) uygulanamaz. Dolayısıyla antlaşma bütünüyle geçersiz sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın geçersizlik nedenini tespit et.
Antlaşma, akdedildiği sırada mevcut olan bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırıdır (19691969 Viyana Sözleşmesi Madde 5353).
Geçersizliğin türünü (mutlak/nispi) belirlemek için nedenin tespiti şarttır.
2
Hükümlerin ayrılabilirliği (separabilityseparability) kuralını (44.44. madde) incele.
Sözleşmenin 44.44. maddesinin 5.5. fıkrası, 5151, 5252 ve 53.53. maddelerden (zorlama ve jus cogens) kaynaklanan geçersizlik hallerinde hükümlerin ayrılmasına izin verilmediğini hükme bağlar.
Hangi geçersizlik hallerinde antlaşmanın sadece bir kısmının kurtarılabileceğini belirlemek gerekir.
3
Onay ve çekince mekanizmalarının etkisini değerlendir.
Çekince, ancak antlaşmanın kendisi geçerliyse hüküm doğurabilir; mutlak batıl bir metne çekince koyarak geçerlilik kazandırılamaz.
İmza ve onay arasındaki usuli süreçlerin esasa ilişkin sakatlığı giderip gideremeyeceğini analiz etmek içindir.
4
Nihai hukuki sonucu belirle.
Antlaşmanın bütünü geçersizdir (voidvoid abab initioinitio).
VCLT rejimindeki emredici kuralların mutlak koruyucu etkisinin sonucudur.

Key Concept

Uluslararası Antlaşmalarda Geçersizlik ve Hükümlerin Ayrılabilirliği
Estimated Time:3m 0s
Question 194Question

Uluslararası hukukta antlaşmaların bağlayıcılığı ve "ahde vefa" (pactapacta suntsunt servandaservanda) ilkesi çerçevesinde, bir devletin üstlendiği antlaşma yükümlülüklerini yerine getirmemesine veya ihlal etmesine bir mazeret olarak kendi ulusal mevzuatını veya anayasal hükümlerini ileri süremeyeceğini öngören kural aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmaların ifasında iç hukuk hükümlerine dayanılamaması kuralı

Answer

Antlaşmaların ifasında iç hukuk hükümlerine dayanılamaması kuralı
Doğru yanıt olan seçenek, uluslararası hukukun temel prensiplerinden birini ifade eder. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 27.27. maddesi, devletlerin uluslararası yükümlülüklerini iç hukuklarına dayanarak tek taraflı olarak bertaraf etmelerini engeller. Bu kural, uluslararası hukukun etkinliğini ve devletler arasındaki güven ilişkisini korumayı amaçlar.

Step-by-Step Solution

1
Kavram Analizi
Devletlerin antlaşma yükümlülüklerini yerine getirme zorunluluğunun kaynağı "Ahde Vefa" (pactapacta suntsunt servandaservanda) ilkesidir.
Antlaşmaların neden bağlayıcı olduğunun temelini anlamak için.
2
İlgili Mevzuatın Tespiti
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 27.27. maddesi uyarınca; bir taraf, bir antlaşmayı icra etmeme gerekçesi olarak kendi iç hukukunun hükümlerine başvuramaz.
Uluslararası hukukta mazeret sınırlarını belirleyen spesifik kuralı bulmak için.
3
Uygulama ve Sonuç
Bir devletin "Anayasama aykırı" veya "Yasalarım buna izin vermiyor" diyerek antlaşmayı ihlal etmesi uluslararası hukukta bir hukuka aykırılık teşkil eder ve devleti sorumluluktan kurtarmaz.
Kuralın pratik sonucunu netleştirmek için.

Key Concept

İç Hukukun Antlaşma Yükümlülüklerine Etkisizliği (Viyana Sözleşmesi Madde 27)

Hints

1
Bu kural, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 27.27. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
2
Devletlerin "iç işlerine karışmama" ilkesinin tersi gibi düşünülebilir: Devlet kendi iç yasalarını uluslararası sözüne karşı bir kalkan olarak kullanamaz.
3
Ahde vefa ilkesinin en sert görünümüdür; uluslararası taahhüt, devletin kendi içindeki hukuk hiyerarşisinden ifa bakımından üstündür.

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 46.46. maddesinde yer alan ve bu kuralın tek istisnası olan 'İç hukukun antlaşma yapma yetkisine ilişkin kurallarının bariz ihlali' durumunu inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 195Question

Uluslararası hukukta bir devletin kendi beyanları veya tutarlı davranışları ile başkalarında uyandırdığı haklı güvene daha sonra aykırı davranmasını engelleyen prensip "hukukun genel ilkeleri" kapsamında değerlendirilir. Buna göre, "kimsenin kendi önceki davranışıyla çelişen bir iddiada bulunamayacağını" ifade eden bu ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çelişkili davranma yasağı (Estoppel) ilkesi

Answer

Çelişkili davranma yasağı (Estoppel) ilkesi
Çelişkili davranma yasağı (Estoppel), ulusal hukuk sistemlerinde 'kimse kendi davranışına aykırı bir iddiada bulunamaz' (non concedit venire contra factum proprium) şeklinde yer alan ve uluslararası hukuka aktarılmış bir genel ilkedir. Bu ilke, devletlerin uluslararası ilişkilerinde iyiniyet ve dürüstlük kuralına uygun davranmalarını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Soruda tanımlanan durumun analiz edilmesi
Bir devletin kendi beyanına aykırı davranarak başkasını zarara uğratmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.
Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuklardan uluslararası hukuka aktarılan ve uyuşmazlıklarda boşluk doldurmaya yarayan kurallardır.
2
Tanıma uygun terimin belirlenmesi
Bu durumun karşılığı Estoppel (çelişkili davranma yasağı) prensibidir.
Estoppel, dürüstlük kuralının bir yansıması olarak modern hukuk sistemlerinde kabul edilen genel bir ilkedir.

Key Concept

Hukukun Genel İlkeleri ve Estoppel

Hints

1
Bu ilke, iç hukuklardaki 'dürüstlük kuralı'nın uluslararası hukuktaki bir yansımasıdır.

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde sayılan asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki hiyerarşiyi inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 196Question

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun kurucu unsurları, ispat yükü ve 'sürekli itirazcı' (persistent objector) ilkesinin uygulanabilirliği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin bir uygulamaya sessiz kalması (pasiflik), söz konusu kuralın oluşum sürecinde her zaman 'zımni kabul' (acquiescence) olarak değerlendirilir ve bu durum devletin rızası olmasa dahi ilgili teâmülün o devlet için bağlayıcı hale gelmesine yol açar.

Answer

Bir devletin sessiz kalmasının (pasiflik) her zaman zımni kabul (acquiescence) sayılacağı ve rıza olmasa dahi bağlayıcılık doğuracağı ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap olan 'sessiz kalmanın her zaman zımni kabul sayılacağı' ifadesi yanlıştır çünkü uluslararası hukukta bir devletin pasif kalmasının rıza (acquiescence) olarak nitelendirilebilmesi için belirli şartlar gerekir. Balıkçılık (Fisheries - 1951) davasında da vurgulandığı üzere, sessiz kalmanın bağlayıcı sonuç doğurması için devletin o uygulamadan haberdar olması, uygulamanın kendi çıkarlarını etkilemesi ve buna karşı çıkmasının beklendiği durumlarda tepkisiz kalması gerekir. Her sessizlik zımni kabul değildir.

Step-by-Step Solution

1
Teâmül hukukunun maddi unsuru olan devlet uygulamasını değerlendir.
Uygulamanın yaygın, sürekli ve yeknesak olması gerekir.
Maddi unsurun oluşumu için devletlerin eylemleri esastır.
2
Sessiz kalma (pasiflik) durumunun hukuki sonuçlarını analiz et.
Sessiz kalma ancak 'itiraz edilmesi gereken durumlarda' zımni kabul (acquiescence) teşkil eder.
Uluslararası hukukta rıza esastır; sessizliğin her durumda rıza sayılması devlet egemenliğiyle çelişir.
3
Sürekli itirazcı ilkesi ile jus cogens normlarının ilişkisini incele.
Jus cogens normları, sürekli itirazcı ilkesini etkisiz kılar.
Emredici kurallar tüm uluslararası toplumu bağlar ve rızadan bağımsız hiyerarşik üstünlüğe sahiptir.
4
Bölgesel teâmül ve ispat yükü farkını saptan.
Bölgesel teâmülde ispat yükü iddia eden taraftadır (Sığınma Davası).
Bölgesel teâmül özel bir rıza rejimi gerektirir.

Key Concept

Teâmül hukukunda ispat yükü, pasiflik (acquiescence) ve jus cogens hiyerarşisi.
Question 197Question

Uluslararası hukukta antlaşmaların uygulanması sürecinde karşılaşılan en karmaşık durumlardan biri, çok taraflı bir antlaşmanın taraflarından birinin yükümlülüklerini ihlal etmesidir. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 6060. maddesi, bu tür 'esaslı ihlaller' (materialmaterial breachbreach) karşısında diğer tarafların sahip olduğu yetkileri düzenlemektedir.

Buna göre, çok taraflı bir antlaşmada taraflardan birinin esaslı ihlali durumunda, ihlalden özel olarak etkilenmemiş olsa dahi herhangi bir tarafın (any party), ihlale dayanarak antlaşmanın uygulanmasını tek taraflı olarak askıya alabilmesi için gereken temel hukuki şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın, bir tarafın gerçekleştirdiği ihlalin diğer tüm tarafların antlaşma altındaki yükümlülüklerini ifa etme koşullarını kökten değiştirecek (integral) bir niteliğe sahip olması

Answer

Antlaşmanın niteliğinin, bir tarafın ihlali durumunda diğer tüm tarafların yükümlülük ifasını kökten değiştirecek (bütüncül/integral) yapıda olması durumunda herhangi bir taraf tek başına askıya alma hakkını kullanabilir.
Doğru yanıt olan seçenek, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 60/2/c60/2/c fıkrasında yer alan 'bütüncül antlaşma' istisnasını tam olarak tarif etmektedir. Bu kurala göre, eğer antlaşmanın niteliği gereği bir tarafın ihlali diğer tüm tarafların yükümlülüklerini yerine getirme koşullarını radikal/kökten değiştiriyorsa (örneğin tarafların belli bir silah seviyesini korumayı taahhüt ettiği bir antlaşmada bir tarafın bu sınırı aşması), herhangi bir taraf, ihlalden doğrudan zarar görmüş olup olmadığına bakılmaksızın antlaşmayı kendi açısından askıya alabilir.

Step-by-Step Solution

1
Esaslı ihlalin (materialmaterial breachbreach) çok taraflı antlaşmalardaki sonuçlarını analiz et.
Viyana Sözleşmesi 60/260/2 maddesi üç farklı senaryo öngörür: oybirliği ile hareket, özel etkilenen devletin hakkı ve herhangi bir tarafın hakkı.
İhlalin sonuçları, devletin ihlal karşısındaki konumuna ve antlaşmanın türüne göre değişir.
2
'Herhangi bir taraf' (anyany partyparty) kavramını ve bu hakkın istisnai şartını incele.
Bu hak sadece antlaşmanın yapısının 'bütüncül' (integral) olduğu durumlarda (örneğin silahsızlanma antlaşmaları) mevcuttur.
Bütüncül antlaşmalarda bir tarafın ihlali, o antlaşmanın tüm dengesini ve diğerlerinin yükümlülük ifa etme zeminini ortadan kaldırır.
3
İnsancıl hukuk antlaşmalarına ilişkin istisnayı (60/560/5) değerlendir.
İnsancıl nitelikteki antlaşmalar, bireyleri koruduğu için ihlal durumunda dahi askıya alınamaz veya sona erdirilemez.
Mağdurların korunması, devletlerin karşılıklı ihlallerine feda edilemez.

Key Concept

Bütüncül (Integral) Antlaşmalarda İhlalin Sonuçları

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 6262. maddesindeki 'koşulların köklü değişimi' (rebusrebus sicsic stantibusstantibus) ile bu maddedeki 'yükümlülük ifasının kökten değişmesi' arasındaki farkı inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 198Question

Uluslararası hukukta doktrin (öğreti), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca "hukuk kurallarının tespiti için yardımcı araçlar" arasında sayılmaktadır. Doktrinin bu hukuki niteliği ve uluslararası hukuk kurallarının oluşum sürecindeki rolü dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Doktrin, bir hukuk kuralının mevcudiyetini veya içeriğini ispata yarayan kanıtlayıcı bir araçtır; ancak devletlerin iradesini temsil etmediği için tek başına yeni bir hukuk kuralı yaratma gücüne sahip değildir.

Answer

Doktrin, bir hukuk kuralının varlığını veya kapsamını belirlemeye yardımcı olan kanıtlayıcı bir araçtır; ancak tek başına hukuk kuralı oluşturma (norm yaratma) gücü bulunmaz.
Doğru ifade, doktrinin kuralları tespit etmeye yarayan kanıtlayıcı bir araç olduğunu ancak kural yaratma (yasama) gücünün bulunmadığını vurgulamaktadır. Uluslararası hukukta asli kaynaklar (antlaşma, teamül, genel ilkeler) kuralın hukuk dünyasına girişini sağlarken; doktrin bu kuralın ne anlama geldiğini veya var olup olmadığını bilimsel yöntemlerle ortaya koyar.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38/1-d hükmünü analiz etmek.
Doktrin ve yargı kararları, antlaşmalar, teamül ve genel hukuk ilkelerinden farklı olarak "yardımcı kaynak" (subsidiary means) olarak sınıflandırılmıştır.
Hukuk kaynaklarının hiyerarşik ve işlevsel ayrımını yapmak için gereklidir.
2
Yardımcı kaynak ifadesinin işlevsel sınırlarını belirlemek.
Bu kaynaklar hukuk kuralını bizzat yaratmaz (law-making), mevcut bir kuralın tespiti (determination) ve yorumlanması için bilimsel veri sunar.
Doktrinin normatif değil, kanıtlayıcı (evidentiary) değerini anlamak için bu ayrım kritiktir.
3
Uluslararası hukukun rızai (iradeci) yapısı ile doktrin arasındaki ilişkiyi değerlendirmek.
Hukuk kuralı devletlerin ortak iradesinden doğar; hukukçuların görüşleri (öğreti) ne kadar yetkin olursa olsun devlet iradesinin yerini alamaz.
Doktrinin neden asli kaynak sayılamayacağının temel hukuki gerekçesini açıklar.

Key Concept

Doktrinin (Öğretinin) Yardımcı Kaynak Niteliği ve Kanıtlayıcı İşlevi

Hints

1
UAD Statüsü'ndeki kaynak tasnifine bakıldığında, ilk üç kaynak 'asli', son iki kaynak ise 'yardımcı' olarak adlandırılır.
2
Yardımcı kaynakların temel farkı, devletlerin doğrudan irade beyanına (rızasına) dayanmamalarıdır.
3
Doktrin kuralı yaratmaz (constitutive), mevcut kuralı belirler (declaratory/evidentiary).

Practice More

Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) taslak maddelerinin doktrin içindeki özel ağırlığını ve yargı kararlarıyla etkileşimini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 199Question

Uluslararası hukuk doktrininde "türev kaynaklar" (derivative sources) veya "ikincil mevzuat" olarak nitelendirilen uluslararası örgüt kararları, hukuki geçerliliklerini örgütün kurucu antlaşmasından almaktadır. Birleşmiş Milletler (BM) sistemi özelinde, Genel Kurul kararlarının hukuki mahiyeti değerlendirilirken, kararın "içsel" (internal) veya "dışsal" (external) bir işleyişe yönelik olması, bağlayıcılık kapasitesini doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, BM Genel Kurulu kararlarının hukuki niteliği ve uluslararası hukuk kaynakları arasındaki yeri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Genel Kurul'un örgüt içi işleyişe (bütçe, üyelik, organ seçimi) yönelik kararları tüm üye devletler için hukuken bağlayıcıyken; genel nitelikli tavsiye kararları dışsal olarak bağlayıcı değildir ancak teamül hukukunun oluşumuna yönelik 'opinio juris' kanıtı teşkil edebilir.

Answer

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bütçe, üyelik ve organ seçimleri gibi örgüt içi idari kararları üye devletler için bağlayıcıdır; buna karşın genel nitelikli tavsiye kararları kural olarak dışsal bir bağlayıcılığa sahip olmasa da uluslararası yapılageliş (teamül) hukukunun oluşumunda 'opinio juris' (hukuk olduğu inancı) kanıtı olarak işlev görebilir.
Doğru olan değerlendirme, BM Genel Kurulu kararlarını ikiye ayıran yaklaşımdır. Örgütün kurumsal varlığını sürdürmesi için gerekli olan idari kararlar (bütçenin onaylanması, üye kabulü, Genel Sekreter atanması gibi) hukuken kesin bağlayıcıdır. Öte yandan, devletlerin genel davranışlarını düzenlemeye yönelik kararlar kural olarak tavsiye niteliğinde olup 'yumuşak hukuk' (soft law) olarak adlandırılır. Bu kararlar, zamanla devlet uygulamasına dönüşürse teamül hukuku kaynağı haline gelebilir.

Step-by-Step Solution

1
Kararın kaynağını tespit etme
Örgüt kararlarının kurucu antlaşmaya (BM Şartı) dayanan 'türev/ikincil' kaynaklar olduğu belirlendi.
Örgütlerin kendi başlarına hukuk yaratma yetkileri, devletlerin antlaşmayla devrettiği yetkiyle sınırlıdır.
2
İçsel ve dışsal ayrımını analiz etme
İçsel idari kararların (bütçe vb.) bağlayıcı olduğu, dışsal normatif kararların ise tavsiye niteliğinde olduğu görüldü.
Örgütün işleyişi için idari kararların zorunluluğu bağlayıcılığı gerektirir.
3
Yumuşak hukuk (Soft Law) etkisini değerlendirme
Tavsiye kararlarının teamül hukukuyla ilişkisi kuruldu.
Genel Kurul kararları, devletlerin ortak tutumunu yansıttığında teamülün manevi unsuru olan 'opinio juris' için güçlü bir kanıt sunar.

Key Concept

Uluslararası Örgüt Kararlarının Türev Niteliği ve İçsel Bağlayıcılık

Practice More

Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm altındaki bağlayıcı kararları ile Genel Kurul'un 'Barış İçin Birleşme' çözümü arasındaki hukuki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 200Question

Uluslararası hukukta bir devletin, başka bir devletin gerçekleştirdiği ve hukuka aykırı olduğunu düşündüğü bir işlemi veya durumu kabul etmediğini, bu durumun kendisi için hukuki sonuç doğurmayacağını ve haklarını saklı tuttuğunu resmen bildirmesi işlemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Protesto

Answer

Protesto
Uluslararası hukukta protesto, bir devletin başka bir devletin işlemini veya bir durumu hukuka aykırı bulduğunu, bunu kabul etmediğini ve ileride bu durumun aleyhine delil olarak kullanılmasını önlemek amacıyla haklarını saklı tuttuğunu beyan etmesidir. Bu işlem, devletin sessiz kalarak o durumu zımnen kabul etmiş sayılmasını (estoppel/tacit consent) engeller.

Step-by-Step Solution

1
Tanımlanan eylemin niteliğini belirle
Eylem, bir durumu 'kabul etmeme' ve 'hakları saklı tutma' amacını taşımaktadır.
Uluslararası hukukta devletlerin tepkilerini hukuki bir çerçeveye oturtmak için ilk adım niyetin belirlenmesidir.
2
Kavramları karşılaştır
Tanıma (kabul etme), Feragat (vazgeçme) ve Tebliğ (haberdar etme) kavramları sorudaki itiraz niteliğiyle uyuşmamaktadır.
Her tek taraflı işlemin kendine has bir hukuki sonucu ve amacı vardır.
3
Doğru terimi seç
İtiraz ve saklı tutma anlamına gelen 'Protesto' terimi tanıma tam olarak uymaktadır.
Protesto, zımni kabulü (suskunluk yoluyla rıza) engelleyen temel hukuki araçtır.

Key Concept

Devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts) içinde protestonun tanımı ve hukuki işlevi.

Hints

1
Soruda geçen 'kabul etmeme' ve 'hakları saklı tutma' ifadelerine odaklanın.
2
Sessiz kalmanın (sükutun) kabul sayılmasını engellemek için yapılan resmi itirazı düşünün.

Practice More

Devletlerin tek taraflı işlemlerinden olan 'Tanıma' ve 'Feragat' arasındaki farkları gözden geçirin.
Estimated Time:45s
PreviousPage 10 / 22Next