Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 161Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 4848. maddesi uyarınca; bir devletin, bir antlaşma ile bağlanma rızasını sakatlayan bir "hata"yı (error) geçersizlik gerekçesi olarak ileri sürebilmesi için bu hatanın antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan bir vakıaya ilişkin olması ve devletin bu antlaşmayla bağlanma rızasının esaslı bir temelini oluşturması şarttır.

Buna göre, aşağıdaki durumların hangisinde bir devlet, söz konusu hatayı rızasını sakatlayan bir neden olarak ileri süremez?

Show answer & explanation

Answer: İlgili devletin kendi tutumuyla söz konusu hatanın oluşmasına katkıda bulunmuş olması veya mevcut şartların devleti hata olasılığına karşı uyarmış olması

Answer

İlgili devletin kendi tutumuyla söz konusu hatanın oluşmasına katkıda bulunmuş olması veya mevcut şartların devleti hata olasılığına karşı uyarmış olması durumunda hata ileri sürülemez.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 48/248/2. fıkrası açıkça bir 'estoppel' (çelişkili davranış yasağı) benzeri kural getirerek, devletin kendi kusuruyla oluşan hataları veya öngörmesi beklenen durumları geçersizlik nedeni olarak kullanmasını yasaklamıştır. Bu, devletin kendi ihmalinden yararlanmasını önlemeyi amaçlayan bir hukuk güvenliği kuralıdır.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 4848. maddesindeki 'hata' (error) kurumunun şartlarını analiz etmek.
Hatanın ileri sürülebilmesi için antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir vakıaya ilişkin olması ve rızanın esaslı bir temelini oluşturması gerektiği tespit edildi.
Hatanın hukuki niteliğini ve kurucu unsurlarını belirlemek için gereklidir.
2
Madde 48/248/2 kapsamındaki hak düşürücü istisnaları değerlendirmek.
Devletin hatanın oluşmasına kendi fiiliyle katkıda bulunması veya basiretli bir devlet olarak bu hatayı öngörebilecek durumda olması halinde geçersizlik iddiasında bulunamayacağı belirlendi.
Uluslararası hukukta dürüstlük kuralı ve devletin kendi kusuruna dayanarak hak elde edememesi ilkesini uygulamak için gereklidir.
3
Diğer geçersizlik halleriyle (jus cogens, metin hatası vb.) karşılaştırma yapmak.
Emredici kurallara aykırılığın mutlak bir geçersizlik nedeni olduğu, metin hatalarının ise sadece düzeltme gerektirdiği ayırt edildi.
Hata kurumunun sınırlarını netleştirmek ve çeldiricileri elemek için gereklidir.

Key Concept

Antlaşmaların Geçersizliği: Hata (Error) ve İleri Sürme Hakkının Sınırları
Estimated Time:2m 0s
Question 162Question

Uluslararası bir uyuşmazlığın yargısal çözüm sürecinde, uyuşmazlığın esasına uygulanacak doğrudan bir antlaşma hükmü veya yerleşik bir teamül kuralı tespit edilememiştir. Davacı taraf, iddiasını desteklemek amacıyla Uluslararası Hukuk Komisyonu (UHK) raporlarına ve çeşitli ulusların en yetkin hukukçularının bu konudaki ortak bilimsel görüşlerine dayanmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, mahkemenin bu bilimsel görüşlere (doktrine) yükleyebileceği hukuki işlev hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Doktrin, mahkeme tarafından doğrudan bir hak ve yükümlülük kaynağı olarak kullanılamaz; yalnızca mevcut hukuk kurallarının varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan ikincil nitelikte bir kanıt aracıdır.

Answer

Doktrin, mahkeme tarafından doğrudan bir hak ve yükümlülük kaynağı olarak kullanılamaz; yalnızca mevcut hukuk kurallarının varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan ikincil nitelikte bir kanıt aracıdır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-d maddesi uyarınca öğreti (doktrin), 'çeşitli ulusların en üst düzeyde yetkin hukukçularının öğretileri' olarak tanımlanır ve 'hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı bir araç' olarak kabul edilir. Bu durum, öğretinin hukuk kuralı yaratan bir kaynak (formal source) olmadığını, ancak mevcut kuralların içeriğini, sınırlarını ve yorumunu tespit etmek amacıyla başvurulan ikincil/yardımcı bir kanıt aracı olduğunu ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü madde 38'deki kaynak sınıflandırmasını analiz et.
Antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler 'asli kaynaklar'; yargı kararları ve doktrin ise 'yardımcı araçlar' olarak ayrılmıştır.
Yardımcı kaynakların asli kaynaklardan farkını anlamak sorunun çözümünün temelidir.
2
Doktrinin (öğretinin) fonksiyonel tanımını incele.
Statü metninde öğreti, 'hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı bir araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) olarak tanımlanmıştır.
Bu ifade, öğretinin hukuk yaratmadığını (law-making), sadece mevcut olanı tespit ettiğini (law-determining) gösterir.
3
Seçeneklerdeki yanıltıcı unsurları (asli kaynak olma, rıza şartı vb.) ele.
Doktrin asla asli kaynak olamaz ve uygulanması için tarafların özel rızasına (hakkaniyette olduğu gibi) ihtiyaç duymaz.
Doğru seçeneğe ulaşmak için yardımcı kaynağın sınırlı yetkisi teyit edilmelidir.

Key Concept

Öğretinin (Doktrin) Yardımcı Kaynak Niteliği
Question 163Question

Uluslararası hukuk doktrininde 'yumuşak hukuk' (soft law) kavramı çerçevesinde ele alınan uluslararası örgüt kararları, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun normatif içerikli bildiri ve deklarasyonları açısından büyük önem taşımaktadır.

BM Genel Kurulu'nun devletlerin genel hak ve yükümlülüklerine ilişkin kabul ettiği bu tür kararların hukuki niteliği ve kaynaklar hiyerarşisindeki yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Geniş bir mutabakatla ve normatif bir dille kabul edilen bu kararlar, devletlerin belirli bir kuralı hukuk olarak kabul ettiklerini gösteren 'opinio juris' unsurunun tespiti açısından kuvvetli birer delil teşkil edebilirler.

Answer

BM Genel Kurulu kararlarının, geniş bir mutabakatla kabul edildikleri takdirde devletlerin hukuki inancını (opinio juris) yansıtan önemli birer delil ve teamül hukukunun kanıtı olabileceği yönündeki ifade doğrudur.
Doğru cevap, Genel Kurul bildiri ve deklarasyonlarının doğrudan bağlayıcı olmasalar bile, uluslararası toplumun genel bir mutabakatını yansıtmaları durumunda teamül hukukunun kurucu unsuru olan 'opinio juris'in kanıtı sayılabileceğini vurgulamaktadır. Bu, doktrinde 'yumuşak hukuk' (soft law) olarak adlandırılan ve hukukun gelişiminde etkili olan bir süreçtir.

Step-by-Step Solution

1
BM Genel Kurulu kararlarının genel niteliğini belirle.
Genel Kurul kararları kural olarak 'tavsiye' niteliğindedir (non-binding).
BM Şartı'nda Genel Kurul'a yasama yetkisi verilmemiştir; yetkileri istisnai durumlar hariç tavsiye ile sınırlıdır.
2
Örgüt kararlarının teamül hukuku ile ilişkisini analiz et.
Bu kararlar, devletlerin uygulamalarını ve 'opinio juris'lerini yansıtan belgelerdir.
Uluslararası Adalet Divanı, 'Nikaragua Davası' gibi kararlarında Genel Kurul bildiri ve deklarasyonlarının teamülün oluşumuna katkı sunabileceğini teyit etmiştir.
3
Kaynaklar hiyerarşisindeki yerini kontrol et.
Bunlar 'türev' (secondary) kaynaklardır ve doğrudan asli kural yaratmazlar.
Statü Madde 38'de sayılmayan ancak yetkisini kurucu antlaşmadan alan bu işlemler, 'soft law' olarak hukukun gelişimini etkiler.

Key Concept

Opinio Juris ve Soft Law İlişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 164Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) sistematiği içerisinde, uluslararası hukukun emredici kuralları (jusjus cogenscogens) ile bu kurallarla çatışan antlaşmaların hukuki akıbeti arasındaki ilişki oldukça sıkı kurallara bağlanmıştır. Özellikle antlaşmaların geçersizliği ve bu geçersizliğin kapsamı konusunda emredici kurallara yönelik özel bir rejim öngörülmüştür.

Buna göre, emredici kurallar (jusjus cogenscogens) ile antlaşmalar arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kural ile çatışması durumunda, VAHS Madde 44/5 uyarınca antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünebilirliğe) izin verilmez ve antlaşmanın tamamı başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) batıl sayılır.

Answer

Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kural ile çatışması durumunda, VAHS Madde 44/5 uyarınca hükümlerin bölünebilirliğine izin verilmez ve antlaşma bütünüyle, başlangıçtan itibaren geçersiz sayılır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırıysa bütünüyle geçersizdir. Sözleşmenin 44. maddesinin 5. fıkrası ise bu durumu daha da ağırlaştırarak, emredici kurallara aykırılık halinde antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünebilirliğe) izin vermez. Yani antlaşmanın sadece bir maddesi dahi emredici kurala aykırı olsa, antlaşmanın tamamı başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) geçersiz (batıl) hale gelir.

Step-by-Step Solution

1
VAHS Madde 53 (Mevcut Emredici Kural) hükmünü analiz et.
Bir antlaşma akdedildiği sırada mevcut bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırıysa başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) batıldır.
Emredici kuralların mutlak geçersizlik yaptırımı ile korunduğunu saptamak için.
2
VAHS Madde 44/5 (Bölünebilirlik/Ayrılabilirlik) istisnasını kontrol et.
Hata, hile veya yolsuzluk gibi durumlarda antlaşmanın sadece ilgili hükmü geçersiz sayılabilirken; emredici kurallara aykırılık durumunda antlaşmanın hükümleri birbirinden ayrılamaz.
Geçersizliğin antlaşmanın tamamını mı yoksa sadece aykırı maddeyi mi kapsadığını belirlemek için.
3
Madde 64 (Yeni Emredici Kural) ile farkını ortaya koy.
Madde 64'te antlaşma başlangıçtan değil, kuralın ortaya çıktığı andan itibaren sona erer (exex nuncnunc).
Zamana bağlı geçersizlik türlerini birbirinden ayırmak için.

Key Concept

Emredici Kuralların (Jus Cogens) Antlaşmaların Geçerliliği Üzerindeki Mutlak ve Bölünemez Etkisi
Question 165Question

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşumu, ispatı ve bağlayıcılığı ile ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatları ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin yerleşik bir kurala aykırı davranışlarını yeni bir kuralın başlangıcı olarak değil de mevcut kuralın bir ihlali veya istisnası olarak savunmaları, o kuralın teâmül niteliğini zayıflatmaz, aksine varlığını teyit eder.

Answer

Devletlerin bir kurala aykırı davranışlarını o kuralın ihlali veya istisnası olarak savunmalarının kuralın varlığını teyit etmesi
Doğru yanıt, Uluslararası Adalet Divanı'nın Nicaragua Kararı'ndaki (1986) temel tespiti yansıtmaktadır. Divan'a göre, bir kuralın teâmül sayılması için devlet uygulamalarının o kuralla 'mükemmel' bir uyum içinde olması gerekmez. Eğer bir devlet, kurala aykırı bir fiilini 'istisna' veya 'meşru bir gerekçe' ile açıklamaya çalışıyorsa, bu durum devletin aslında o kuralın varlığını ve bağlayıcılığını kabul ettiğini (opinio juris) teyit eder.

Step-by-Step Solution

1
Teâmülün maddi unsuru olan 'devlet uygulaması' analiz edilmelidir.
Uygulamanın genel, istikrarlı ve tutarlı olması gerekir; ancak bu 'mutlak' bir aynılık anlamına gelmez.
Uluslararası hukukta devletlerin bazen kuraldan sapması, kuralın varlığını tek başına ortadan kaldırmaz.
2
İstikrarsız uygulamaların hukuki etkisini değerlendir.
Nicaragua v. ABD davası içtihadına göre, devletlerin aykırı fiillerini mevcut kural içindeki istisnalar olarak gerekçelendirmeleri, o kuralın 'hukuken bağlayıcı' olduğunun (opinio juris) bir kanıtıdır.
Eğer devlet kuralı tanımıyorsa 'istisna' veya 'ihlal' savunması yapmaz; kuralın hiç olmadığını iddia eder.
3
Diğer seçeneklerdeki teknik kısıtlamaları (ispat yükü, jus cogens ilişkisi) kontrol et.
Bölgesel teâmülün ispat yükü davacıdadır ve sürekli itirazcı statüsü emredici kuralları kapsamaz.
Teâmül hukukundaki istisnai durumlar ve normlar hiyerarşisi kurallarını ayırt etmek gerekir.

Key Concept

Nicaragua İçtihadı ve Teâmülün Tutarlılığı

Practice More

Uluslararası teâmül hukukunun 'maddi' (state practice) ve 'manevi' (opinio juris) unsurlarını Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası üzerinden tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 166Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 3131. maddesinde düzenlenen "yorumun genel kuralı" uyarınca; bir antlaşmanın, metni ve önsözü de dahil olmak üzere bağlamıyla (context) birlikte ve metinle bağlantılı olarak dikkate alınması gereken unsurlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yorumlanmasında başvurulan hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve antlaşmanın yapıldığı koşullar

Answer

Antlaşmanın yorumlanmasında başvurulan hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve antlaşmanın yapıldığı koşullar
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 3131. maddesi antlaşmaların yorumlanmasında "genel kural"ı belirlerken; metin, önsöz, ekler, tarafların yaptığı sonraki anlaşma ve uygulamalar ile ilgili hukuk kurallarını tek bir bütün olarak "asli araçlar" arasında saymıştır. Buna karşılık 3232. madde, "hazırlık çalışmaları" (travaux préparatoires) ve "antlaşmanın yapılma koşulları"nı sadece "tamamlayıcı yorum araçları" olarak tanımlamıştır. Bu yardımcı araçlara ancak genel kuralın uygulanmasıyla ulaşılan anlam belirsiz kalırsa veya açıkça mantıksız bir sonuca yol açarsa başvurulabilir.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 3131. maddesinde yer alan "yorumun genel kuralı" kapsamındaki unsurları analiz etmek.
Genel kural; antlaşmanın metni, önsözü, ekleri, taraflar arasındaki ilgili belgeler, sonraki anlaşmalar, sonraki uygulamalar ve ilgili uluslararası hukuk kurallarını kapsar.
Antlaşma yorumunda birincil derecede ve doğrudan başvurulması gereken asli araçları tespit etmek gerekir.
2
3232. maddede düzenlenen "tamamlayıcı yorum araçları"nı belirlemek.
Hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve antlaşmanın yapıldığı koşulların bu grupta yer aldığı saptanır.
Asli yorum araçları ile yardımcı/tamamlayıcı araçlar arasındaki hukuki hiyerarşiyi ayırt etmek.
3
Seçenekler arasında hangisinin 3131. madde yerine 3232. madde kapsamında kaldığını tespit etmek.
Hazırlık çalışmalarına ilişkin seçeneğin genel kuralın bir parçası olmadığı, sadece anlam belirsiz kaldığında başvurulabilecek ikincil bir araç olduğu sonucuna varılır.
Soruda istenen "yer almayan" unsuru belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Antlaşmaların Yorumlanmasında Asli vs. Tamamlayıcı Araçlar Ayrımı

Alternative Method

Antlaşma yorumunda 'objektif yöntem' (metin esaslı) ile 'sübjektif yöntem' (hazırlık çalışmaları/niyet esaslı) ayrımını hatırlayınız. Viyana Sözleşmesi objektif yöntemi (Madde 31) temel almış, sübjektif yönteme (Madde 32) ancak ikincil bir rol vermiştir.
Estimated Time:2m 0s
Question 167Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62. maddesinde düzenlenen "koşullarda köklü değişiklik" (rebus sic stantibus) ilkesinin bir antlaşmayı sona erdirme veya antlaşmadan çekilme gerekçesi olarak ileri sürülebilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sınır belirleyen antlaşmaların tarafları, bölgedeki jeopolitik dengelerin veya fiziksel koşulların köklü değişimi halinde bu ilkeye dayanarak antlaşmayı sona erdirebilir.

Answer

Sınır belirleyen antlaşmaların jeopolitik veya fiziksel değişimler gerekçe gösterilerek bu ilke kapsamında sona erdirilebileceği ifadesi yanlıştır; çünkü bu antlaşmalar ilkenin açık istisnasıdır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca; bir antlaşma sınır belirleyen bir antlaşma ise, koşullarda köklü değişiklik ilkesi bu antlaşmayı sona erdirmek veya antlaşmadan çekilmek için bir gerekçe olarak ileri sürülemez. Bu, uluslararası hukukta sınırların istikrarı ve kesinliği (stability of boundaries) ilkesinin bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62. maddesindeki 'rebus sic stantibus' ilkesinin uygulanma şartlarını tespit etmek.
İlkenin uygulanması için öngörülemezlik, esaslı temel ve yükümlülüklerin köklü değişimi gibi kümülatif şartlar gerektiği belirlendi.
İlkenin kurucu unsurlarını analiz ederek doğru olanları elemek için.
2
Madde metnindeki açık istisnaları (negative conditions) kontrol etmek.
Sınır belirleyen antlaşmaların (62/2-a) ve kusurlu tarafın ihlallerinin (62/2-b) bu ilkenin kapsamı dışında tutulduğu görüldü.
Uluslararası hukukta sınırların istikrarı ilkesinin bu kural üzerindeki üstünlüğünü doğrulamak için.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu hukuki çerçeveyle karşılaştırmak.
Sınır antlaşmalarında bu ilkenin uygulanabileceğini savunan seçeneğin hukuki gerçekle çeliştiği saptandı.
Soru kökünde istenen yanlış ifadeye ulaşmak için.

Key Concept

Rebus Sic Stantibus İlkesi ve Sınır Antlaşmaları İstisnası
Estimated Time:1m 50s
Question 168Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-d maddesi, yargı kararlarını "hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı araç" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, hem uluslararası mahkeme kararlarını hem de ulusal mahkeme kararlarını kapsamaktadır. Bu çerçevede, yargı kararlarının uluslararası hukuk kurallarının oluşumundaki rolüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu kaynağın "yardımcı" niteliğini en kapsamlı ve doğru şekilde yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Yargı kararları, kendi başlarına yeni bir hak veya yükümlülük doğurmaz; ancak mevcut bir teamülün veya genel hukuk ilkesinin varlığını ve sınırlarını ortaya koyan yetkin bir "ispat vasıtası" işlevi görür.

Answer

Yargı kararları, kendi başlarına kural yaratmayan ancak mevcut kuralların varlığını ve kapsamını belirlemeye yarayan yetkin bir ispat vasıtasıdır.
Uluslararası hukukta yargı kararları kural koyucu (constitutive) değil, açıklayıcı/tespit edici (declaratory) bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle, mahkemeler yeni bir yükümlülük ihdas etmek yerine, mevcut antlaşmaların veya teamül kurallarının ne anlama geldiğini, bir teamül kuralının oluşup oluşmadığını ispatlayan bir 'kanıt' (evidence) merkezi gibi çalışırlar. Bu durum onların 'yardımcı araç' olma vasfının temelidir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38 ve 59 arasındaki ilişkiyi analiz etme
Madde 38 yargı kararlarını 'yardımcı araç' sayarken, Madde 59 kararın sadece tarafları bağladığını belirtir.
Bu iki madde birlikte, yargı kararlarının genel bir 'yasama' (kural koyma) yetkisi olmadığını kanıtlar.
2
"Yardımcı araç" (subsidiary means) kavramının hukuki işlevini belirleme
Bu kaynakların 'hukuk bulma' (law-finding) işlevi gördüğü anlaşılır.
Yardımcı kaynaklar, asli kaynakların (antlaşma, teamül) içeriğini kanıtlayan 'delil' niteliğindedir.
3
Yargı kararlarının teamül hukukuyla ilişkisini değerlendirme
Mahkeme kararlarının bir kuralın teamül haline geldiğini 'tespit' ettiği sonucuna varılır.
Yargı organları kuralı kendisi yaratmaz, devletlerin uygulamalarından doğan kuralın varlığını bilimsel ve hukuki olarak mühürler.

Key Concept

Hukuk Tespit Edici (Law-Determining) İşlev

Practice More

UAD Statüsü'nün 59. maddesindeki 'relatif etki' (göreceli bağlayıcılık) ile Anglo-Sakson hukukundaki emsal karara uyma zorunluluğu farkını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 169Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 60. maddesi uyarınca, çok taraflı bir antlaşmanın (multilateral treaty) taraflarından birinin "esaslı ihlal" (material breach) gerçekleştirmesi durumunda, ihlalden özel olarak etkilenen (specially affected) bir devletin diğer tarafların rızasına ihtiyaç duymadan kullanabileceği hukuki yetki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yürütülmesini, kendisi ile ihlalde bulunan devlet arasındaki ilişkilerde tamamen veya kısmen askıya almak

Answer

İhlalden özel olarak etkilenen devletin yetkisi, antlaşmanın yürütülmesini kendisi ile ihlalde bulunan devlet arasındaki ilişkilerde tamamen veya kısmen askıya almaktır.
1969 Viyana Sözleşmesi'nin 60. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi, çok taraflı bir antlaşmada esaslı ihlal durumunda, ihlalden özel olarak etkilenen bir devletin, ihlali bir gerekçe olarak ileri sürerek antlaşmanın yürütülmesini kendisi ile ihlalde bulunan devlet arasındaki ilişkilerde tamamen veya kısmen askıya alabileceğini açıkça belirtir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma türünü ve ihlal durumunu belirleme
Antlaşma çok taraflıdır ve taraflardan biri 'esaslı ihlal' gerçekleştirmiştir.
VCLT m. 60 farklı antlaşma türleri için farklı yaptırımlar öngörür.
2
İhlalden etkilenen tarafın statüsünü analiz etme
İlgili taraf 'özel olarak etkilenen' (specially affected) devlet statüsündedir.
Çok taraflı antlaşmalarda 'diğer tüm taraflar', 'özel etkilenen taraf' ve 'antlaşmanın nesne ve amacını bozan ihlalden etkilenen herhangi bir taraf' ayrımı yapılır.
3
Viyana Sözleşmesi m. 60/2-b maddesini uygulama
Bu statüdeki devletin yetkisi, ihlalde bulunan devletle olan ilişkilerinde antlaşmayı askıya almaktır.
Sona erdirme (termination) hakkı bireysel bir hak olarak değil, ancak diğer tarafların oybirliği ile kullanabileceği bir hak olarak düzenlenmiştir.

Key Concept

Esaslı İhlal (Material Breach) ve Mağdur Devletlerin Hakları

Practice More

İkili antlaşmalarda (bilateral treaties) esaslı ihlalin sonuçları ile çok taraflı antlaşmaları karşılaştıran bir çalışma yapılması önerilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 170Question

Uluslararası hukukta doktrin (öğreti), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin 1/d bendi çerçevesinde 'yardımcı kaynak' olarak nitelendirilmektedir. Doktrinin uluslararası hukuk sistemindeki işlevi, kaynağı ve normlar hiyerarşisindeki konumu dikkate alındığında, bu kaynakla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hukuk kurallarının mevcudiyetini ve içeriğini belirlemede kanıtlayıcı bir araç işlevi görür; ancak devletlerin rızasına dayanan asli kaynaklar gibi doğrudan hak ve yükümlülük yaratan bir normatif güce sahip değildir.

Answer

Hukuk kurallarının mevcudiyetini ve içeriğini belirlemede kanıtlayıcı bir araç işlevi görür; ancak devletlerin rızasına dayanan asli kaynaklar gibi doğrudan hak ve yükümlülük yaratan bir normatif güce sahip değildir.
Doğru ifade, doktrinin (öğretinin) hukuki niteliğini UAD Statüsü 38/1-d bendine uygun olarak tanımlamaktadır. Doktrin, uluslararası hukuk kurallarının 'tespiti için yardımcı bir araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) niteliğindedir. Bu, doktrinin var olan kuralları yorumlamak, kanıtlamak ve sistemleştirmek için kullanıldığı ancak bağımsız bir hukuk yaratma (law-making) gücünün olmadığı anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38 kapsamındaki kaynak tasnifini analiz etme.
Antlaşmalar, teamül ve genel hukuk ilkeleri asli (bağlayıcı/hukuk yaratan) kaynaklardır; yargı kararları ve doktrin ise yardımcı (kuralların tespiti için kullanılan) kaynaklardır.
Kaynağın hiyerarşik konumunu belirlemek cevabın temelidir.
2
Doktrinin 'yardımcı' olma niteliğinin hukuki sonucunu değerlendirme.
Yardımcı kaynaklar, var olan bir kuralın içeriğini ve sınırlarını netleştirmeye (teşhis/tespit) yarar, ancak yeni bir hukuk kuralı ihdas edemezler.
Uluslararası hukukta iradeci yaklaşım gereği hukuk yaratma yetkisi devletlere (ve bazen örgütlere) aittir, hukukçulara değil.
3
Seçenekleri bu işlevsel ayrım üzerinden karşılaştırma.
Doğru ifade, doktrinin kanıtlayıcı ve belirleyici rolünü kabul ederken bağımsız normatif gücünü (hukuk yaratma yetkisini) reddetmektedir.
Hukuk kurallarının tespiti ile kural ihdası arasındaki ince çizgiyi vurgulamak gerekir.

Key Concept

Hukuk Kurallarının Tespiti İçin Yardımcı Araç (Subsidiary means for the determination of rules of law)

Practice More

Uluslararası yargı kararlarının (içtihatlar) da aynı madde uyarınca yardımcı kaynak olduğunu ve bunların birbirlerine karşı bir hiyerarşisinin bulunmadığını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 171Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi rejimine tabi çok taraflı bir antlaşmanın onaylanması sırasında, bir devletin belirli hükümlerin hukuki etkisini sınırlandırmak amacıyla ileri sürdüğü "çekinceye" (reservation) karşı, diğer bir akit devletin süresi içinde itirazda bulunduğu ancak bu itirazın antlaşmanın iki devlet arasında yürürlüğe girmesine engel olmadığını açıkça beyan ettiği varsayıldığında; bu durumun antlaşmanın uygulanması üzerindeki hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çekinceye konu olan hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde söz konusu iki devlet arasında uygulanmaz.

Answer

Çekinceye konu olan hükümlerin, çekincenin kapsamı ölçüsünde söz konusu iki devlet arasında uygulanmaması gerekir.
Doğru yanıt olan seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 21. maddesinin 3. fıkrasını tam olarak yansıtmaktadır. Bir devlet bir çekinceye itiraz eder ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesine 'itirazım yok' derse (simple objection), çekince koyan devletin dışladığı veya değiştirdiği hükümler, iki devlet arasındaki ilişkide çekince konulan ölçüde uygulanmaz hale gelir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki durumun tespiti
Bir devlet çekince koymuş, diğeri itiraz etmiş ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesini engellememiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) çekincelere ilişkin 19-23. maddeleri arasındaki rejimin belirlenmesi gerekir.
2
VAHS Madde 21/3 hükmünün uygulanması
İlgili madde: 'Çekinceye itiraz eden devlet, antlaşmanın kendisi ile çekince koyan devlet arasında yürürlüğe girmesine karşı çıkmamışsa, çekincenin ilgili olduğu hükümler çekincenin öngördüğü ölçüde iki devlet arasında uygulanmaz.'
Bu kural, itiraz eden devletin çekinceyi kabul etmediğini ancak antlaşma ilişkisini de bitirmek istemediğini gösteren orta yol bir çözümdür.
3
Sonucun seçeneklerle eşleştirilmesi
Çekinceye konu olan maddelerin o iki devlet arasındaki ilişkide 'devre dışı' kalması sonucuna ulaşılır.
Çekincenin amacı hükmün etkisini dışlamaksa, itiraz sonrası o hüküm hiç yokmuş gibi davranılır.

Key Concept

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi - Çekinceye İtirazın Hukuki Etkisi

Practice More

Çekincenin kabul edilmesi (acceptance) durumunda ortaya çıkan 'karşılıklılık' (reciprocity) ilkesini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 172Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde düzenlenen uluslararası hukukun kaynakları listesinde yargı kararlarının (içtihatlar) hukuki niteliği ve konumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hukuk kurallarının varlığını ve kapsamını belirlemede kullanılan yardımcı bir araçtır.

Answer

Uluslararası yargı kararları, hukuk kurallarının belirlenmesinde başvurulan yardımcı bir araç niteliğindedir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38'e göre yargı kararları, uluslararası hukuk kurallarının içeriğini tespit etmeye yarayan yardımcı bir kaynaktır. Bu kararlar yeni bir hukuk normu oluşturmaz; mevcut kuralların yorumlanması ve kanıtlanmasında rehberlik eder.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynak ayrımını inceleyin.
Kaynaklar; asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ikiye ayrılır.
Uluslararası hukukun hangi kaynaklarının doğrudan kural yarattığı, hangilerinin ise kuralları tespit ettiği bu madde ile belirlenmiştir.
2
Yargı kararlarının bu listedeki işlevini belirleyin.
Madde 38/1-d bendinde yargı kararları 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç' (subsidiary means) olarak tanımlanır.
Yargı kararları kendi başına bir hukuk kuralı yaratmaz, ancak mevcut bir antlaşma veya teamül kuralının varlığını ve içeriğini kanıtlamak/belirlemek için kullanılır.

Key Concept

Yargı Kararlarının Yardımcı Kaynak Niteliği

Practice More

UAD Statüsü'nün 59. maddesindeki kararların bağlayıcılığı sınırlamasını inceleyerek içtihatların neden genel bağlayıcı olmadığını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 173Question

Uluslararası uyuşmazlıkların yargısal çözümünde, bir mahkemenin yürürlükteki pozitif hukuk kurallarını (antlaşmalar, teamüller vb.) bir kenara bırakarak "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) esaslarına göre hüküm tesis edebilmesi için aranan temel usuli şart nedir?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlık taraflarının bu yöntemin uygulanmasına dair açık rıza göstermesi

Answer

Uluslararası uyuşmazlık taraflarının bu yöntemin uygulanmasına dair açık rıza göstermesi
Doğru yanıt olan tarafların açık rızası, uluslararası yargı mercilerinin pozitif hukuk kurallarının (antlaşma ve teamül gibi) dışına çıkarak karar verebilmesi için zorunlu olan kurucu unsurdur. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 3838. maddesinin ikinci fıkrası bu durumu açıkça hükme bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) kavramının uluslararası hukuk uyuşmazlıklarındaki işlevini belirlemek.
Bu kavramın, mahkemenin mevcut pozitif hukuk kurallarını uygulamak yerine tamamen adalet ve hakkaniyet duygusuyla karar vermesi olduğu saptanır.
İlkenin mahiyetini anlamak, uygulama şartlarını belirlemek için gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/238/2. fıkrasındaki düzenlemeyi analiz etmek.
Divan'ın bu yetkiyi kullanabilmesinin ancak "tarafların kabul etmesi" şartına bağlı olduğu görülür.
Uluslararası hukukta devletlerin rızası olmadan hukuk kuralları dışına çıkılamayacağı ilkesini doğrulamak gerekir.

Key Concept

Hakkaniyet ve Nisfet (ExEx AequoAequo etet BonoBono) için Rıza Şartı
Estimated Time:45s
Question 174Question

Uluslararası hukuk doktrininde 'türev kaynaklar' (derivative sources) olarak nitelendirilen uluslararası örgüt kararlarının hukuki geçerliliği ve normatif hiyerarşideki yeri, örgütün kurucu antlaşmasıyla çizilen yetki sınırlarına dayanmaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler (BM) sisteminde organların yetki kullanımı ve kararlarının diğer hukuk normlarıyla olan ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hukuken isabetli bir tespittir?

Show answer & explanation

Answer: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm uyarınca aldığı bağlayıcı kararlar, BM Şartı'nın 103. maddesi gereğince, üye devletlerin diğer antlaşmalardan doğan yükümlülüklerine karşı üstünlük arz eder.

Answer

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı kararlarının, BM Şartı Madde 103 uyarınca diğer antlaşmalara üstün gelmesi hukuken doğru bir tespittir.
Uluslararası hukukta hiyerarşi açısından en güçlü kurallardan biri BM Şartı'nın 103. maddesidir. Bu maddeye göre, BM üyelerinin Şart kapsamındaki yükümlülükleri ile herhangi bir uluslararası antlaşma kapsamındaki yükümlülükleri çatışırsa, Şart kapsamındaki yükümlülükler (dolayısıyla Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kapsamındaki bağlayıcı kararları) üstün gelir. Bu durum, örgüt kararlarının türev kaynak olmalarına rağmen taşıdıkları özel yetki gücünü gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliğini analiz et.
Bu kararlar, yetkilerini kurucu antlaşmadan aldıkları için 'türev/ikincil' kaynaklardır.
Kaynağın meşruiyet zeminini belirlemek için gereklidir.
2
Birleşmiş Milletler Şartı'ndaki hiyerarşik kuralları incele.
BM Şartı Madde 103, Şart yükümlülüklerinin diğer antlaşma yükümlülüklerine üstün geleceğini hükme bağlar.
Normlar arasındaki çatışmanın nasıl çözüleceğini belirlemek için gereklidir.
3
Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcılığını değerlendir.
Madde 25 uyarınca BMGK kararları bağlayıcıdır ve Madde 103 kapsamında bu bağlayıcılık hiyerarşik üstünlük taşır.
Doğru tespitin hukuki dayanağını netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Türev Kaynaklar ve BM Şartı Madde 103 Üstünlüğü

Hints

1
Örgüt kararlarının asli mi yoksa kurucu antlaşmaya dayalı türev bir kaynak mı olduğunu düşünün.
2
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının diğer antlaşmalarla çatışması durumunda hangi kuralın işletileceğini (Madde 103) hatırlayın.
3
Birleşmiş Milletler Şartı'nın 103. maddesi, Şart'ın 'anayasal' üstünlüğünü simgeler ve hiyerarşik bir çatışma kuralıdır.

Practice More

Örgüt kararlarının 'yumuşak hukuk' (soft law) niteliği ile teamül hukuku arasındaki ilişkiyi inceleyen UAD görüşlerini (örn: Nükleer Silahların Tehdidi Danışma Görüşü) analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 175Question

Uluslararası hukukta yargı kararları (içtihatlar), hukuk kurallarının belirlenmesinde "yardımcı bir araç" (subsidiary means) olarak kabul edilmektedir. Buna göre, uluslararası mahkemelerin kararlarıyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mahkemeler yeni bir hukuk kuralı ihdas etmekten ziyade, mevcut kuralların varlığını ve içeriğini tespit etmektedir.

Answer

Uluslararası mahkemelerin yeni bir hukuk kuralı yaratmaktan ziyade, mevcut kuralların varlığını ve içeriğini tespit ettiğini belirten ifade doğrudur.
Uluslararası hukukta yargı kararları, hukuk kuralının kendisi değil, o kuralın varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan bir 'kanıt' veya 'belirleme aracı' hükmündedir. Mahkemeler davanın esasına yönelik karar verirken mevcut antlaşmaları veya teamül kurallarını yorumlayarak onların içeriğini tespit ederler (lex lata), yeni bir genel hukuk kuralı yaratmazlar (lex ferenda).

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki ayrımı hatırla.
Kaynaklar asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ikiye ayrılır.
Yargı kararlarının hiyerarşik konumunu belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
"Yardımcı kaynak" (subsidiary means) kavramının hukuki işlevini analiz et.
Bu kavram, mahkemelerin kural koyucu (yasama benzeri) bir yetkisinin olmadığını, sadece var olan kuralları bulup açıkladığını gösterir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-d maddesi bu işlevi açıkça tanımlar.

Key Concept

Uluslararası yargı kararlarının kural koyucu değil, kural tespit edici nitelikte olması.
Estimated Time:45s
Question 176Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde düzenlenen "hukukun genel ilkeleri" kaynağı, uluslararası hukuk öğretisinde "uluslararası hukukun genel ilkeleri" (egemen eşitlik, müdahale etmeme vb.) kavramından teknik olarak ayrılmaktadır. Bu ayrım ve kaynağın yargısal süreçteki işlevi dikkate alındığında, hukukun genel ilkelerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi bu kaynağın özgün hukuksal karakterini en doğru şekilde açıklamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Bu ilkeler, kökenini ulusal hukuk sistemlerinden alan ancak uluslararası hukuk düzenine aktarılmaya elverişli olan temel mantıksal kurallardır ve asli bir kaynak olarak, diğer kaynakların eksikliği durumunda yargıcın karar vermekten kaçınmasını engelleme işlevi görürler.

Answer

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinden uluslararası hukuk düzenine aktarılan (transposition), boşluk doldurma işlevi gören asli bir kaynaktır.
Doğru seçenek, hukukun genel ilkelerinin teknik tanımını tam olarak karşılamaktadır. Bu ilkeler, devletlerin iç hukuklarındaki ortak mantıksal ve teknik kuralların (örneğin iyi niyet, estoppel, res judicata) uluslararası sisteme 'aktarılması' yoluyla oluşur. Temel işlevi, uluslararası hukukta bir 'boşluk' (lacunae) olduğunda yargıcın hukuk kurallarına dayanarak karar vermeye devam edebilmesini sağlamaktır.

Step-by-Step Solution

1
Kaynağın kökenini belirle
Ulusal (domestik) hukuk sistemleri
Statü 38/1-c, devletlerin kendi iç hukuklarındaki ortak prensipleri kasteder.
2
Aktarılabilirlik (Transposition) kriterini incele
Uluslararası sistemin doğasıyla bağdaşma
Ulusal bir kural, ancak uluslararası yapıyla çelişmiyorsa aktarılabilir.
3
Hiyerarşik konumu saptama
Asli kaynak
Antlaşmalar ve teamüllerle birlikte Statü'nün ilk üç bendinde yer alır.
4
Temel işlevini tanımla
Boşluk doldurma (Gap-filling)
Antlaşma veya teamülün olmadığı durumlarda 'non-liquet' (karar verememe) durumunu engeller.

Key Concept

Hukukun Genel İlkelerinin Ulusal Kökenli ve Asli Kaynak Olma Niteliği

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki ilk üç bent (a, b, c) arasındaki farklara odaklanın.
2
Bu kaynağın 'uluslararası' değil, 'ulusal' hukuklardan türetilip türetilmediğini düşünün.
3
Yargıcın önündeki uyuşmazlığı çözecek bir teamül veya antlaşma bulamadığı 'boşluk' durumunu hayal edin.

Practice More

Uluslararası hukukun yardımcı kaynakları olan yargı kararları ve doktrinin asli kaynaklarla olan farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 177Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yerleşik içtihatlarına göre, devletlerin tek taraflı irade beyanları, başka bir uluslararası hukuk süjesinin rızasına veya kabulüne ihtiyaç duymaksızın hukuki sonuç doğurabilir. Bu kapsamda, bir devletin sahip olduğu bir haktan veya iddiadan kendi isteğiyle ve kesin olarak vazgeçtiğini bildirmesi işlemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Feragat

Answer

Bir devletin sahip olduğu bir haktan veya iddiadan kendi isteğiyle ve kesin olarak vazgeçtiğini bildirmesi işlemi 'Feragat' olarak adlandırılır.
Uluslararası hukukta bir devletin sahip olduğu bir haktan veya yetkiden kendi iradesiyle ve kesin bir biçimde vazgeçmesi 'feragat' olarak tanımlanır. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatlarına göre, bu tür tek taraflı irade beyanları, devletin borç altına girme niyetine (animus obligandi) bağlı olarak, başka bir süjenin kabulüne ihtiyaç duymaksızın bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde tanımlanan 'bir haktan veya iddiadan kendi isteğiyle ve kesin olarak vazgeçme' eylemi analiz edilir.
Bu eylemin bir 'vazgeçme' (renunciation) işlemi olduğu tespit edilir.
Uluslararası hukukta her bir tek taraflı işlemin kendine özgü bir tanımı ve hukuki sonucu vardır.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın tek taraflı işlemlerin (unilateral acts) bağlayıcılığına ilişkin genel ilkesi hatırlanır.
Divan, devletlerin tek taraflı irade beyanlarının karşı tarafın rızası olmasa bile beyan anında hukuki sonuç doğurabileceğini kabul etmiştir.
Bu ilke, uluslararası hukukta ahde vefa (pacta sunt servanda) ve iyiniyet kurallarına dayanır.
3
Verilen seçenekler arasından haktan vazgeçmeyi ifade eden teknik terim seçilir.
Feragat teriminin bu tanımı tam olarak karşıladığı görülür.
Hukuki terminolojide feragat, bir hakkın sahibi tarafından terki anlamına gelir.

Key Concept

Devletlerin Tek Taraflı İşlemleri (Feragat)
Estimated Time:45s
Question 178Question

A Devleti’nin B Devleti nezdindeki Büyükelçisi, bu iki devlet arasında akdedilmesi planlanan bir sınır yönetimi antlaşmasının müzakerelerine katılmış; müzakereler sonunda hazırlanan antlaşma metninin kabulü (adoptionadoption) ile metnin kimliklenmesi (authenticationauthentication) işlemlerini A Devleti adına gerçekleştirmiştir. Büyükelçi, bu işlemler sırasında herhangi bir tam yetki belgesi (fullfull powerspowers) ibraz etmemiştir.

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, söz konusu Büyükelçinin yetkisi ve yaptığı işlemlerin geçerliliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Büyükelçi, akredite olduğu devletle yapılan antlaşmalarda metnin kabulü işlemi için görevinden dolayı tam yetki belgesi ibrazından muaf olsa da metnin kimliklenmesi işlemi için kural olarak tam yetki belgesi sunmak zorundadır.

Answer

Büyükelçinin, akredite olduğu devletle yapılan antlaşmalarda metnin kabulü (adoption) işlemi için tam yetki belgesinden muaf olduğu, ancak metnin kimliklenmesi (authentication) işlemi için kural olarak bu belgeyi sunması gerektiği ifadesi doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 77. maddesinin 22. fıkrasının (b) bendindeki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. Bu maddeye göre; diplomatik misyon şefleri (büyükelçiler), sadece gönderen devlet ile kabul eden (akredite oldukları) devlet arasındaki antlaşmaların metninin kabulü (adoptionadoption) amacıyla tam yetki belgesi sunmaktan muaftırlar. Ancak antlaşma metninin kesinleştirilmesi anlamına gelen 'kimlikleme' (authenticationauthentication) işlemi bu muafiyet kapsamında değildir ve büyükelçinin bu işlemi yapabilmesi için kural olarak tam yetki belgesine sahip olması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma yapma yetkisini düzenleyen 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 7. maddesini analiz et.
Sözleşmenin 7/27/2 maddesi, belirli görevlerdeki kişilerin 'tam yetki belgesi' (fullfull powerspowers) sunmadan devletlerini temsil edebileceği halleri sayar.
Uluslararası hukukta devlet adına işlem yapacak kişilerin yetkisinin tespiti işlemin geçerliliği için ön koşuldur.
2
Büyükelçilerin (misyon şeflerinin) bu maddedeki özel durumunu ve yetki sınırlarını incele.
Maddenin 7/2b7/2-b fıkrası, büyükelçilerin 'gönderen devlet ile akredite oldukları devlet arasındaki bir antlaşmanın metninin kabulü (adoptionadoption) amacıyla' belge sunmadan yetkili sayıldığını belirtir.
Büyükelçilerin ex officio yetkisi, Devlet Başkanı veya Dışişleri Bakanı gibi her işlemi kapsamaz, sadece belirli işlemlerle sınırlıdır.
3
Sorudaki 'metnin kimliklenmesi' (authenticationauthentication) işleminin bu muafiyet kapsamına girip girmediğini değerlendir.
Metnin kimliklenmesi (m. 10), metnin kabulünden sonraki bir aşama olup 7/2b7/2-b maddesinde büyükelçiler için sayılan muafiyetler arasında yer almaz.
Metnin kimliklenmesi işlemi, genellikle imza veya paraf yoluyla yapıldığı için devletin iradesini daha somut bir aşamaya taşır ve büyükelçiler için tam yetki belgesi gerektirir.

Key Concept

Tam Yetki Belgesi ve Temsil Yetkisi (Ex Officio Authority)

Alternative Method

Viyana Sözleşmesi 7. maddede 'her türlü işlem' (performingperforming allall actsacts) ifadesinin sadece en üst düzey üç yetkili (Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı, Dışişleri Bakanı) için kullanıldığını, diğerleri için ise sadece 'metnin kabulü' (adoptingadopting thethe texttext) gibi spesifik işlemlerin sayıldığını hatırlamak doğru sonuca götürür.
Estimated Time:2m 0s
Question 179Question

Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD), deniz sınırlandırması gibi teknik uyuşmazlıklarda tarafların özel bir rızası olmasa dahi, mevcut hukuk kurallarını somut olayın özelliklerine göre esneten "hukuk dahilinde hakkaniyet" (infrainfra legemlegem) yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Ancak Statü'nün 38/238/2. maddesinde düzenlenen "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisinin kullanımı çok daha radikal bir hukuki zemine dayanmaktadır.

Buna göre, uluslararası hukuk doktrini ve UADUAD içtihatları çerçevesinde; mahkemenin "hukuk dahilinde hakkaniyet" (infrainfra legemlegem) uygulaması ile "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisi arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hakkaniyet ve nisfet, mahkemeye pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak hukukun dışına çıkma yetkisi verirken; hukuk dahilinde hakkaniyet, mevcut hukuk kuralının adil bir sonuç için yorumlanmasıdır ve tarafların ayrıca rızasını gerektirmez.

Answer

Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono), mahkemenin pozitif hukuk kurallarının dışına çıkmasına imkan tanıyan ve mutlaka tarafların açık rızasını gerektiren bir yetkiyken; hukuk dahilinde hakkaniyet (infrainfra legemlegem), mevcut hukuk kurallarının adaleti sağlayacak şekilde yorumlanmasıdır ve ek bir rıza şartına bağlı değildir.
Doğru yanıt, hakkaniyetin iki farklı kullanımı arasındaki temel usul ve mahiyet farkını açıklar. Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono), tarafların uyuşmazlığı hukuk kurallarına göre değil, yargıcın kendi adalet anlayışına göre çözmesini istemeleridir ki bu durum mahkemeye pozitif hukuku (antlaşma ve teamül) askıya alma yetkisi verir; bu nedenle Statü 38/238/2 uyarınca tarafların rızası mutlaktır. Ancak "hukuk dahilinde hakkaniyet" (infrainfra legemlegem), mevcut bir hukuk kuralının uygulanırken somut olayın adaleti için yorumlanmasıdır (örneğin Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında olduğu gibi) ve bu zaten mahkemenin hukuk uygulama görevinin bir parçası olduğu için ayrıca bir rıza aranmaz.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 3838. maddesindeki ayrımı analiz et.
Statü'nün 38/138/1. fıkrası uygulanacak asli ve yardımcı kaynakları sayarken; 38/238/2. fıkrası mahkemeye tarafların rızasıyla "hakkaniyet ve nisfet" yetkisi verir.
UAD'nin yetki sınırlarını belirlemek için Statü maddelerinin hiyerarşisini anlamak gerekir.
2
"Hukuk dahilinde hakkaniyet" (infrainfra legemlegem) kavramını tanımla.
Bu yöntem, mevcut bir hukuk kuralının (örneğin deniz sınırlandırmasındaki eşit uzaklık kuralının) somut olayın özel şartlarına göre "adil ve makul" şekilde uygulanmasıdır.
Bu yöntemin hukukun bir parçası olduğunu ve rıza gerektirmediğini saptamak için önemlidir.
3
"Hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) kavramının hukuki doğasını belirle.
Bu yetki, mahkemenin pozitif hukuku bir kenara bırakıp (hukuk boşluğu olsun ya da olmasın) tamamen adalet mülahazalarıyla karar vermesidir.
Bu yetkinin dışsal bir yetki olduğunu ve ancak tarafların rızasıyla tetiklenebileceğini anlamak farkı ortaya koyar.
4
İki kavramı rıza (onay) mekanizması üzerinden karşılaştır.
Hakkaniyet ve nisfet için açık rıza şarttır; hukuk dahilinde hakkaniyet için yargı yetkisinin varlığı yeterlidir.
Soru kökündeki temel farkı netleştirmek için sonuç aşamasıdır.

Key Concept

Hakkaniyet Kavramlarının Tasnifi (Infra Legem vs. Ex Aequo et Bono)

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38/138/1 ve 38/238/2 fıkraları arasındaki 'yetki kaynağı' farkına odaklanın.
2
Bir mahkemenin 'hukuku uygularken' adil olması ile 'hukuku bir kenara bırakması' arasındaki rıza ihtiyacını düşünün.
3
InfraInfra legemlegem hakkaniyet hukukun bir parçasıyken, exex aequoaequo etet bonobono hukukun ötesindedir. Hangisi için tarafların 'Dur, burada hukuktan ayrılabilirsin' demesi gerekir?

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı' davalarında (1969) hakkaniyet ilkelerini nasıl rıza şartı aramadan kullandığını inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 180Question

Uluslararası hukukta, akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan tüm hukuk kurallarına uygun olan bir antlaşmanın, daha sonra ortaya çıkan yeni bir emredici kural (jus cogens) ile çatışması durumunda ortaya çıkacak hukuki sonuçlar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıktığı andan itibaren batıl hale gelir ve sona erer; ancak tarafların o ana kadar edindikleri haklar, yeni kurala aykırı olmadıkları sürece korunur.

Answer

Antlaşmanın yeni bir emredici kural ile çatışması durumunda antlaşma ileriye dönük olarak sona erer ve geçmişteki haklar yeni kurala aykırı olmadıkça korunur.
Uluslararası hukukta bir antlaşma yapıldığı sırada geçerli olmasına rağmen, sonradan ortaya çıkan bir emredici kural (jus cogens) ile çatışırsa, VAHS Madde 64 uyarınca antlaşma sona erer. VAHS Madde 71/2 ise bu durumun sonuçlarını düzenleyerek, antlaşmanın sona ermesinin tarafları gelecekteki ifa yükümlülüğünden kurtardığını ve geçmişteki hakların, yeni emredici kurala aykırı olmamak kaydıyla korunacağını hükme bağlar.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens normunun antlaşma üzerindeki zaman bakımından etkisini belirle.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) 64. maddesi (Jus cogens superveniens) devreye girer.
Antlaşma yapıldığında geçerli olduğu için başlangıçta sakat değildir, sakatlık normun sonradan doğmasıyla oluşur.
2
Geçersizliğin (voidance) sonuçlarını analiz et.
Antlaşma 'batıl hale gelir ve sona erer'. Bu, geriye yürümeyen (ex nunc) bir sona ermedir.
Madde 71/2 uyarınca, taraflar antlaşmanın devamındaki ifa yükümlülüğünden kurtulur.
3
Geçmişteki kazanımların statüsünü değerlendir.
Antlaşmanın icrası ile o ana kadar doğmuş olan hak ve yükümlülükler korunur, ancak bu korunma yeni emredici kurala aykırı olmamak şartına bağlıdır.
Emredici kuralların üstünlüğü, onlara aykırı durumların gelecekte de sürdürülmesine engel olur.

Key Concept

Uluslararası Hukukta Sonradan Ortaya Çıkan Emredici Kuralların (Jus Cogens) Antlaşmalara Etkisi

Hints

1
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. maddesini (Jus cogens superveniens) düşünün.
2
Yeni bir emredici kural doğduğunda, antlaşma baştan mı geçersiz olur yoksa o andan itibaren mi sona erer?
3
Madde 71/2'ye göre, geçmişte kazanılan hakların korunması için bu hakların yeni emredici kural ile çatışmaması şartı aranır.

Practice More

Jus cogens kuralları ile antlaşmalar arasındaki hiyerarşiyi ve VAHS Madde 53 ile 64 arasındaki sonuç farklarını karşılaştıran tabloyu inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 9 / 22Next