Uluslararası Hukukun Kişileri
309 questions
Uluslararası hukuk kişiliğinin kaynağı ve kapsamı bakımından devletlerin "asli ve tam" süjeliğinin aksine, bireylerin "türev ve sınırlı" bir kişiliğe sahip olduğu kabul edilmektedir. Bu ayrım çerçevesinde bireylerin aktif (hak arama) ve pasif (sorumluluk) ehliyetleri dikkate alındığında, modern uluslararası hukuk düzenindeki uygulamalarla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletlerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılar arasında; birleşen devletlerin her birinin kendi uluslararası hukuk kişiliğini ve egemenliğini koruduğu, genellikle ortak savunma veya dış politika amaçları doğrultusunda bir antlaşma ile kurulan devlet birleşmesi türü aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta, sömürge yönetiminden kurtularak bağımsızlığını kazanan "yeni bağımsız devletlerin", selef devletin yapmış olduğu antlaşmalarla kural olarak bağlı olmamasını öngören "temiz sayfa" ( ) ilkesi, aşağıdaki hukuki konulardan hangisi kapsamında düzenlenmektedir?
Uluslararası hukukta, bir devlette darbe veya ihtilal gibi anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişikliklerinin ardından ortaya çıkan tanıma sorunu ile ilgili olarak; yeni yönetimi açıkça tanımanın o devletin iç işlerine müdahale teşkil edeceğini savunan ve bu nedenle resmi bir tanıma beyanı yerine sadece diplomatik ilişkilerin sürdürülmesi veya kesilmesi kararının yeterli olduğunu öngören doktrin aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukuk kişiliği bakımından devletler 'asli ve tam' süjeler olarak kabul edilirken, bireylerin (gerçek kişilerin) bu hukuk düzenindeki konumu 'türev ve sınırlı' olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, bireyin uluslararası hukuk kişiliğinin bu niteliklere sahip olmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta devletlerin ve hükümetlerin tanınması süreciyle ilgili doktriner yaklaşımlar, tanıma türleri ve bu işlemlerin hukuki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Uluslararası hukukun asli süjesi olan devletin oluşumu için tarihli Montevideo Sözleşmesi'nde; belirli bir ülke, yerleşik bir nüfus, etkin bir hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi şeklinde dört temel maddi unsur sayılmıştır. Sözleşme'nin maddesinde yer alan "Devletin siyasi varlığı, diğer devletlerin tanımasından bağımsızdır." hükmü, devletin hukuk kişiliği kazanma süreciyle ilgili önemli bir ilkeyi ortaya koymaktadır.
Buna göre, devletin maddi unsurları ile uluslararası hukuk kişiliği arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletlerin tanınmasına ilişkin baskın görüş olan Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori uyarınca, yeni bir devletin uluslararası hukuk kişiliği kazanma anı ve tanımanın bu süreçteki rolüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A ve B devletleri arasında imzalanan bir antlaşma ile her iki devletin de aynı hükümdar tarafından yönetilmesi kararlaştırılmıştır. Bu birleşme sonucunda devletler; kendi anayasalarını, vatandaşlık sistemlerini ve uluslararası antlaşma yapma yetkilerini tamamen muhafaza etmiş, savaş ve barış kararlarını da birbirinden bağımsız olarak alacaklarını beyan etmişlerdir.
Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, A ve B devletleri arasında kurulan bu birleşme türü ve hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir devletin, başka bir siyasi oluşumu 'de facto' (fiili) olarak tanımasının hukuki mahiyeti ve 'de jure' (hukuki) tanıma ile arasındaki temel farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
1949 tarihli "Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Reparation for Injuries) davasında Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in (BM) sadece üye devletlere karşı değil, örgütü tanımayan üçüncü devletlere karşı da uluslararası hak talebinde bulunabileceğine ve tazminat isteyebileceğine hükmetmiştir.
Divan'ın bu tespitiyle uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği hakkında ulaştığı temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi ve uluslararası teamül hukuku kuralları çerçevesinde; bir devletin parçalanması (dissolution) sonucunda ortaya çıkan halef devletler ile sömürge yönetiminden kurtularak kurulan "yeni bağımsız devletler" (newly independent states) için geçerli olan antlaşmalara halefiyet rejimine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin başka bir devlete geçmesiyle ortaya çıkan "devletlerin halefiyeti" (state succession) kuralları ve genel uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletlerin 'asli' ve 'tam' süje olmasına karşın, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği devletler tarafından yaratıldıkları için 'türev' (derived) ve sadece görevleriyle sınırlı olduğu için 'fonksiyonel' niteliktedir. 1949 tarihli 'Reparation for Injuries' danışma görüşünde, Birleşmiş Milletler'in (BM) uluslararası toplumun büyük bir çoğunluğunu temsil etmesi sebebiyle, örgütü tanımayan veya üye olmayan devletlere karşı da hak ileri sürebilmesini sağlayan hukuki statü aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin başka bir devlete geçmesiyle ortaya çıkan devletlerin halefiyeti (state succession), özellikle antlaşmaların sürekliliği bakımından farklı rejimlere tabidir. tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi, halefiyet türlerine göre farklı kurallar öngörmüştür.
Buna göre, sömürge yönetiminden kurtularak bağımsızlığını yeni kazanan devletler (Newly Independent States) ve halefiyet süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta tanıma kurumunun işleyişi ve hukuki mahiyeti göz önüne alındığında; yeni bir siyasi oluşumun devlet kimliği kazanmasıyla ilgili usuller, tanıyan devletlerin niyetlerine ve izledikleri diplomatik yollara göre farklılık göstermektedir.
Bu çerçevede, devletlerin tanınması ve bu işlemin doğurduğu sonuçlar hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletin sürekliliği ilkesi uyarınca, bir devlette meydana gelen ihtilal veya darbe gibi anayasa dışı iktidar değişiklikleri devletin uluslararası kişiliğini sona erdirmez; ancak yeni otoritenin diğer devletler tarafından 'hükümet' olarak tanınması süreci hem siyasi hem de hukuki çeşitli sonuçlar doğurur.
Bir devlette gerçekleşen anayasa dışı rejim değişikliği sonrası yeni yönetimin tanınması ve bu işlemin doğurduğu hukuki sonuçlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, uluslararası hukuk doktrini ve yerleşik devlet uygulamaları çerçevesinde doğrudur?
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti (state succession) rejimini düzenleyen 1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi ve 1983 tarihli Devletlerin Devlet Mallarına, Arşivlerine ve Borçlarına Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi hükümleri uyarınca; sömürge yönetiminden kurtularak bağımsızlığını kazanan 'yeni bağımsız devletler' (newly independent states) ile bir devletin parçalanması (dissolution) veya ayrılması (separation) sonucu ortaya çıkan halefiyet süreçleri arasındaki hukuki farklılıklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Modern uluslararası hukukta devletin bir asli süje olarak ortaya çıkması, belirli maddi ve hukuki koşulların birleşmesine bağlanmıştır. tarihli Montevideo Devletlerin Hak ve Ödevleri Sözleşmesi'nde benimsenen ve devletin siyasi varlığının diğer devletlerin tanımasından bağımsız olduğunu öngören "Beyan Edici (Açıklayıcı) Teori" dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bir siyasi topluluğun devlet sıfatını kazanması için gereken kurucu unsurlar arasında yer almaz?
Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması, bir devlette darbe veya ihtilal gibi anayasa dışı yöntemlerle gerçekleşen iktidar değişimlerinde gündeme gelmektedir. Bu konuda ileri sürülen bir doktrin; bir hükümeti açıkça 'tanıma' veya 'tanımama' yönünde beyanda bulunmanın o devletin egemenliğine ve iç işlerine hakaretamiz bir müdahale teşkil ettiğini savunur. Bu yaklaşım, açık bir tanıma kararı yerine sadece diplomatik temsilcilerin çekilip çekilmemesi yoluyla bir tutum belirlenmesini öngörmektedir.
Bu özellikleriyle tanımlanan ve tanıma işlemini diplomatik ilişkilerin sürdürülüp sürdürülmemesi kararına indirgeyen doktrin aşağıdakilerden hangisidir?