Uluslararası Hukukun Kişileri

309 questions

Question 81Question

Uluslararası hukukta devletlerin bir araya gelerek oluşturdukları birleşik yapılar; egemenliğin kullanımı, uluslararası hukuk kişiliğinin mevcudiyeti ve dış temsil yetkisi (jus legationis) gibi kriterler açısından farklılık göstermektedir. Bu birleşme türlerinin hukuki rejimine ve uluslararası hukuk süjeliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Federal devlet sistemlerinde dış ilişkilerin yürütülmesi kural olarak merkezi yönetimin yetkisinde olsa da; federal anayasanın açıkça yetki verdiği belirli alanlarda federe birimlerin (eyalet, kanton vb.) sınırlı bir antlaşma yapma ehliyetine (jus tractatuum) sahip olması mümkündür.

Answer

Federal devlet sistemlerinde dış ilişkiler yetkisi merkeze ait olsa da, federal anayasanın cevaz verdiği durumlarda federe birimlerin sınırlı antlaşma yapma ehliyetinin bulunması mümkündür.
Federal devletlerde uluslararası hukuk kişiliği tek olmasına rağmen, federal anayasa tarafından açıkça yetkilendirildikleri takdirde federe birimlerin (eyalet, kanton vb.) yabancı devletlerle sınırlı konularda antlaşma yapabilmesi mümkündür. Bu durum, federal sistemin iç hukuk dağılımının uluslararası alana yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Devlet birleşmelerinin hukuki niteliğini analiz etmek.
Konfederasyon ve Şahsi Birlik'te çoklu kişilik; Federal Devlet ve Hakkı Birlik'te tek kişilik mevcuttur.
Birleşmenin uluslararası alanda kaç süje ile temsil edildiğini belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Federal devletlerde egemenlik paylaşımını incelemek.
Federal devletlerde dış temsil kural olarak merkezi idarededir.
Uluslararası hukukta bütünlüğü sağlamak amacıyla dış yetki genellikle merkezi birimdedir.
3
İstisnai yetkileri (jus tractatuum) değerlendirmek.
Bazı federal anayasaların (Almanya, İsviçre) federe birimlere komşu devletlerle teknik konularda antlaşma yapma yetkisi tanıdığı görülmektedir.
Uluslararası hukuk, iç anayasal düzenlemelerin tanıdığı bu sınırlı ehliyeti 'sui generis' bir durum olarak kabul eder.

Key Concept

Federal Devlet ve Federe Birimlerin Sınırlı Uluslararası Ehliyeti

Practice More

Federal devletler ile konfederasyonlar arasındaki farkı, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde antlaşma yapma ehliyeti bağlamında tekrar inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 82Question

Uluslararası hukukta devletlerin "asli ve tam" süjeler olmasına karşılık, uluslararası örgütlerin hukuk süjeliği ve bu kişiliğin sınırları, devletlerin iradeleriyle yaratılan "türev" bir nitelik taşır. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 1949 tarihli "Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Reparation for Injuries) danışma görüşü, bu konudaki hukuki çerçevenin belirlenmesinde en önemli emsaldir.

Buna göre, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ve bu kişiliğin kapsamına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası örgütler, hukuk süjeliği kazandıkları andan itibaren devletler gibi "asli" bir statüye kavuşur ve kurucu antlaşma ile sınırlı olmaksızın devletlerin egemenlikten kaynaklanan tüm yetkilerini kullanma ehliyetine sahip olurlar.

Answer

Uluslararası örgütlerin asli statüye sahip olduğunu ve devletlerin egemenlikten kaynaklanan tüm yetkilerini sınırsızca kullanabileceğini savunan ifade yanlıştır.
Uluslararası örgütler, devletlerin aksine asli süje değil, devletler tarafından yaratılan türev süjelerdir. Hak ehliyetleri devletler gibi sınırsız olmayıp, kurucu antlaşmalarında belirlenen amaçlar ve bu amaçlar için zorunlu olan fonksiyonel gereklilik (functional necessity) ilkesi ile sınırlıdır. Dolayısıyla devletlerin egemenlikten kaynaklanan tüm yetkilerini kullanamazlar.

Step-by-Step Solution

1
Süje türlerinin ayrımını yapın.
Devletler uluslararası hukukun asli (primary) ve tam süjeleridir; örgütler ise devletler tarafından kurulan türev (derivative) süjelerdir.
Örgütlerin kişiliği kendi başlarına var olmaz, devletlerin iradesine dayanır.
2
1949 Reparation for Injuries davasındaki temel ilkeleri hatırla.
UAD, örgütün bir devlet olmadığını, yetkilerinin fonksiyonel gereklilik (functional necessity) ilkesine ve zımni yetkilere (implied powers) dayandığını belirtmiştir.
Örgütlerin hak ehliyeti, sadece kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için gereken alanla sınırlıdır (İhtisas İlkesi).
3
Kişiliğin objektif ve sübjektif ayrımını analiz et.
BM gibi evrensel nitelikli örgütler objektif kişiliğe sahipken, sınırlı örgütler sadece üye/tanıyan devletler için sübjektif kişilik taşır.
BM'nin temsil gücü, onun üye olmayanlara karşı da hak talebinde bulunabilmesine (objektif kişilik) imkan tanır.

Key Concept

Uluslararası Örgütlerin Türev ve Fonksiyonel Kişiliği

Practice More

Uluslararası örgütlerin zımni yetkileri (implied powers) ile devletlerin yetki genişliği arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 83Question

Uluslararası hukukta devletin kurucu unsurları; ülke ve nüfus gibi maddi unsurlar ile egemenlik ve hükümet gibi hukuki/siyasal unsurlar olarak iki ana grupta sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, 1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'nde de vurgulanan ve bir siyasi birimin uluslararası hukukta 'asli süje' sıfatıyla bağımsız bir şekilde hak ve borç edinebilmesini, diğer devletlerle hukuki ilişkiler kurabilmesini sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Etkin ve bağımsız bir siyasal otoriteye (hükümet) sahip olunması

Answer

Etkin ve bağımsız bir siyasal otoriteye (hükümet) sahip olunması
Doğru cevap olan etkin ve bağımsız bir siyasal otorite (hükümet), bir devletin sadece coğrafi bir alan veya insan topluluğu olmaktan çıkıp uluslararası hukukta bir 'kişi' olarak irade beyan edebilmesini sağlar. Montevideo Sözleşmesi'nde belirtilen 'diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi', ancak bağımsız bir hükümetin varlığıyla mümkündür ve bu devletin en temel hukuki/siyasal unsurudur.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi'ndeki (1933) devlet olma kriterlerini hatırla.
Bu kriterler; yerleşik nüfus, belirlenmiş ülke, hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesidir.
Devletin uluslararası hukukta bir kişi olarak kabul edilmesi için bu nesnel şartların varlığı aranır.
2
Maddi ve hukuki unsurlar arasındaki ayrımı yap.
Ülke ve nüfus 'maddi' (fiziksel) unsurlardır; hükümet/egemenlik ise devlete hukuki karakterini veren 'siyasal' unsurdur.
Soruda özellikle uluslararası hukukta 'asli süje' olma ve 'ilişki kurma kapasitesi' vurgulandığı için hukuki/siyasal unsura odaklanılmalıdır.
3
Tanınma ve üyelik gibi dışsal şartları değerlendir.
Tanınma bir kurucu unsur değil, 'açıklayıcı' bir işlemdir. Örgüt üyeliği ise devletlik şartı değildir.
Uluslararası hukukta devletin varlığı, diğer devletlerin iradesinden (tanınmadan) bağımsız olarak nesnel unsurların birleşmesiyle (hükümet dahil) başlar.

Key Concept

Devletin Kurucu Unsurları ve Montevideo Sözleşmesi

Practice More

Devletin tanınması konusunda 'Kurucu' ve 'Açıklayıcı' teoriler arasındaki farkları ve Montevideo Sözleşmesi'nin hangi teoriyi esas aldığını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 84Question

Modern uluslararası hukukta devletin 'asli süje' olarak varlık kazanması ve hukuki nitelikleri ile ilgili olarak aşağıda yer alan ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bir siyasi birliğin devlet sıfatıyla uluslararası hukuk kişiliği kazanabilmesi için kurucu unsurların yanı sıra diğer devletler tarafından tanınmış olması zorunludur.

Answer

Bir siyasi birliğin devlet sıfatıyla uluslararası hukuk kişiliği kazanabilmesi için tanınmanın zorunlu olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Uluslararası hukukta hakim olan 'Açıklayıcı Teori' uyarınca, bir devletin siyasal varlığı diğer devletlerin tanıma iradesinden bağımsızdır. 1933 Montevideo Sözleşmesi'nin 3. maddesi bu ilkeyi açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla tanınmanın devletlik için zorunlu bir hukuki koşul olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
1933 Montevideo Sözleşmesi'nin devletin unsurlarına ilişkin 1. maddesi analiz edilir.
Devletin varlığı için nüfus, ülke, hükümet ve ilişki kurma kapasitesinin yeterli olduğu görülür.
Uluslararası hukukta devletin maddi ve hukuki asgari şartları bu dört unsurla sınırlıdır.
2
Tanınmanın hukuki niteliği (açıklayıcı vs. kurucu teori) değerlendirilir.
Montevideo Sözleşmesi'nin 3. maddesi uyarınca 'Açıklayıcı Teori' (Declaratory Theory) esas alınır.
Bu teoriye göre devlet, kurucu unsurları tamamladığı an kişiliğini kazanır; tanınma sadece bu durumun siyasi bir kabulüdür.

Key Concept

Devletin Kurucu Unsurları ve Açıklayıcı Tanıma Teorisi
Estimated Time:1m 15s
Question 85Question

Uluslararası hukukta devlet birleşmeleri; birleşen birimlerin egemenlik yetkileri, dış temsil kapasiteleri ve uluslararası hukuk kişiliği kazanma süreçleri bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurur.

XX ve YY devletlerinin aynı hükümdar tarafından yönetildiği, ancak her iki devletin de ayrı anayasalara, bağımsız antlaşma yapma yetkilerine ve ayrı vatandaşlık rejimlerine sahip olduğu bir yapı ile; bu iki devletin ortak bir hükümdar altında dış ilişkilerde ve savunmada tek bir süje olarak hareket ettiği yapı karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: İlk yapı 'Şahsi Birlik' (Personal Union) niteliğindedir ve bu tür birleşmelerde devletlerden birinin girdiği bir savaş, diğerini hukuken savaş hali içerisine sokmaz.

Answer

İlk yapının Şahsi Birlik (Personal Union) olduğu ve bu yapıda devletlerin bağımsız hukuk kişiliklerini koruması nedeniyle birinin savaş halinin diğerini etkilemeyeceği ifadesi doğrudur.
Şahsi birliklerde (Personal Union), devletlerin birleşmesinin tek bağı aynı hükümdarın her iki devletin de tahtına oturmasıdır. Bu durumda devletlerin her biri kendi uluslararası hukuk kişiliğini, antlaşma yapma yetkisini ve bağımsızlığını tam olarak korur. Dolayısıyla bir devletin savaşa girmesi, diğer devleti otomatik olarak savaşın tarafı yapmaz. Tarihsel olarak 1714-1837 yılları arasındaki İngiltere ve Hannover birleşmesi bu duruma en net örnektir.

Step-by-Step Solution

1
Birleşme türlerini analiz etme
Hükümdarın ortak olduğu ancak anayasa ve antlaşma yetkisinin ayrı olduğu yapı 'Şahsi Birlik'; dış ilişkilerde tek süje olunan yapı ise 'Hakkı Birlik'tir.
Uluslararası hukukta devletlerin sadece hükümdar şahsında birleşmesi ile yapısal bir ortaklık kurması arasındaki farkı belirlemek gerekir.
2
Uluslararası hukuk kişiliğini değerlendirme
Şahsi birlikte iki ayrı hukuk kişisi, Hakkı birlikte ise (dış ilişkiler bakımından) tek bir hukuk kişisi vardır.
Birleşmenin dış dünyaya karşı tek bir birim mi yoksa ayrı birimler mi olarak hareket ettiğini saptamak hukuki sonuçları belirler.
3
Savaş ve tarafsızlık durumunu uygulama
Şahsi birlikte devletler ayrı süjeler olduğu için birinin girdiği savaş diğerini 'savaşan taraf' yapmaz; diğeri tarafsız kalabilir.
Egemenliklerin korunması, bir devletin fiillerinin diğer devlete isnat edilmesini engeller.

Key Concept

Şahsi Birlik ve Hakkı Birlik Arasındaki Uluslararası Hukuk Kişiliği Farkı

Practice More

Konfederasyon ve Federasyon arasındaki dış temsil ve tebaa (vassal) devletlerin antlaşma yetkileri arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 86Question

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kural olarak devletlerin egemenlik yetkileri çerçevesinde kullandıkları takdiri bir işlem olsa da; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1970 tarihli ve 283 sayılı kararı (Namibya vakası) ve Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 'Devletin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu' taslak metninin 41. maddesi çerçevesinde, emredici bir normun (jus cogens) ciddi ihlali ile ortaya çıkan durumların tanınmaması bir yükümlülük (duty of non-recognition) olarak kabul edilmektedir. Bu yükümlülüğün hukuki mahiyeti, kapsamı ve istisnaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Emredici bir normun ihlaliyle ortaya çıkan bir oluşumun tanınmaması yükümlülüğü, bu durumun hukuki geçerliliğinin reddedilmesini ve bu durumun sürdürülmesine yönelik yardım veya yataklık edilmemesini kapsayan kolektif bir sorumluluktur.

Answer

Emredici bir normun ihlaliyle ortaya çıkan bir oluşumun tanınmaması yükümlülüğü, bu durumun hukuki geçerliliğinin reddedilmesini ve bu durumun sürdürülmesine yönelik yardım veya yataklık edilmemesini kapsayan kolektif bir sorumluluktur.
Doğru ifade, uluslararası hukukun emredici kurallarının (jus cogens) ihlaliyle oluşan durumların (örneğin işgal ve ilhakla kurulan kukla devletler) tanınmamasının hem bir 'negatif ödev' (tanımama) hem de bir 'pozitif ödev' (yardım etmeme) içerdiğini doğru şekilde tanımlar. Bu doktrin 'Stimson Doktrini' ile başlamış ve BM Şartı ile UHK metinlerinde kodifiye edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tanımama yükümlülüğünün temelini belirleme
Jus cogens (emredici norm) ihlalleri (kuvvet kullanma, kendi kaderini tayin hakkı ihlali vb.) durumunda ortaya çıkar.
Uluslararası hukukta hukuka aykırı bir fiilden hak doğmayacağı (Ex injuria jus non oritur) temel prensiptir.
2
UHK Devlet Sorumluluğu Taslak Maddeleri (Md. 41) analizi
Devletlerin, bu tür illegal durumları tanımama ve bu durumun sürmesine yardım etmeme yükümlülüğü vardır.
Kolektif non-recognition (toplu tanımama), uluslararası toplumun ortak menfaatini korur.
3
Namibya İstisnası'nı değerlendirme
Tanımama yükümlülüğü mutlak değildir; sivil halkın temel insan haklarını koruyan belgeler (nüfus kaydı gibi) bu yükümlülüğün dışındadır.
İllegal yönetimin cezalandırılması, masum sivil halkın hak kaybına yol açmamalıdır.

Key Concept

Tanımama Yükümlülüğü ve Jus Cogens Etkisi

Practice More

Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) Devlet Sorumluluğu Taslak Maddeleri'nin 40 ve 41. maddelerini inceleyerek emredici norm ihlallerinin sonuçlarını derinleştirebilirsiniz.

Alternative Method

Soruya yaklaşırken 'Ex injuria jus non oritur' (hukuka aykırılıktan hak doğmaz) ve 'Namibya İstisnası' (insani haklar için esneklik) kavramlarını sentezlemek, en karmaşık tanıma sorularını çözmenizi sağlar.
Estimated Time:2m 0s
Question 87Question

Modern uluslararası hukukta bireylerin (gerçek kişilerin) hukuki statüsüyle ilgili şu değerlendirmeler yapılmaktadır:

I. Bireylerin uluslararası ceza mahkemeleri nezdinde soykırım veya insanlığa karşı suçlardan doğrudan sorumlu tutulabilmeleri "pasif ehliyet" kapsamında değerlendirilir.
II. Bireylerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gibi uluslararası yargı organlarına doğrudan başvuruda bulunabilmeleri "aktif ehliyet"in bir tezahürüdür.
III. Bireylerin sahip olduğu bu hak ve sorumluluklar, onları uluslararası hukukun devletlerle eş düzeyde "asli ve tam" süjesi haline getirmiştir.
IV. Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği, devletlerin ortak iradesi ve antlaşmalarla belirlendiği için "türev" (derivative) bir nitelik taşır.

Buna göre, yukarıdaki ifadelerden hangileri bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin modern karakterini ve sınırlarını doğru şekilde yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: I, II ve IV

Answer

Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği; hak talep edebilmeleri (aktif ehliyet), cezai sorumluluk altına girmeleri (pasif ehliyet) ve bu statünün devlet iradesine dayalı (türev) olması özelliklerini bir arada taşır; ancak bu durum onları asli süje yapmaz.
Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği, modern hukukta kabul edilmekle birlikte iki temel sınıra sahiptir: Kaynağı devletlerin iradesi olduğu için 'türev'dir (IV) ve devletlerin sahip olduğu tüm hak ve yetkilere (antlaşma yapma, savaş açma vb.) sahip olmadıkları için 'sınırlı'dır. Bireyin hak araması (aktif ehliyet - II) ve cezai sorumluluğu (pasif ehliyet - I) bu sınırlı kişiliğin unsurlarıdır. Dolayısıyla I, II ve IV numaralı ifadeler bu statüyü doğru yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Aktif ve pasif ehliyet kavramlarını analiz et.
Bireyin AİHM'e başvurması aktif, uluslararası suçlardan yargılanması ise pasif ehliyettir. (I ve II doğru)
Bireyin uluslararası hukukta doğrudan hak ve sorumluluk sahibi olabildiğini doğrulamak için gereklidir.
2
Uluslararası hukuk kişiliğinin kaynağını sorgula.
Bireyin kişiliği devletlerin iradesinden ve antlaşmalardan doğar, bu yüzden 'türev'dir. (IV doğru)
Kişiliğin niteliğinin (asli/türev) belirlenmesi süje ehliyetinin sınırlarını çizer.
3
Devletlerle olan hiyerarşik farkı değerlendir.
Bireyler devletlerle eş düzeyde 'asli ve tam' süje değildir; süjelikleri sınırlıdır. (III yanlış)
Asli süjeliğin sadece devletlere (ve bazen uluslararası örgütlere farklı düzeyde) özgü olduğu kuralını hatırlamak gerekir.

Key Concept

Bireyin Uluslararası Hukuktaki Türev ve Sınırlı Süjeliği

Practice More

Bireylerin uluslararası sorumluluğu kapsamında Nuremberg ve Tokyo mahkemelerinin 'kişisel ceza sorumluluğu' ilkesine katkısını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 88Question

Uluslararası hukukta bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin başka bir devlete geçmesi (devletlerin halefiyeti) durumunda uygulanacak hukukî rejim, halefiyetin hangi yolla gerçekleştiğine ve ilgili devletlerin statüsüne göre farklılık arz etmektedir.

1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi hükümleri ve uluslararası teâmül hukuku dikkate alındığında, devletlerin halefiyeti rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sömürge statüsünden kurtularak bağımsızlığını yeni kazanan devletler için 'tabula rasa' (temiz sayfa) ilkesi öngörülürken; bir devletin parçalanması (dissolution) veya ayrılması (separation) ile kurulan devletlerde antlaşmaların sürekliliği (ipso jure halefiyet) esastır.

Answer

Sömürge statüsünden kurtularak kurulan yeni bağımsız devletlerde 'temiz sayfa' ilkesi uygulanırken, parçalanma veya ayrılma durumlarında antlaşmaların sürekliliği esastır.
Uluslararası hukukta 1978 Viyana Sözleşmesi, sömürgecilik sonrası kurulan 'Yeni Bağımsız Devletler' için geçmişin yükümlülüklerinden arınmış bir başlangıç yapmalarını sağlayan 'Tabula Rasa' (Temiz Sayfa) ilkesini kabul etmiştir. Ancak devletlerin parçalanması veya ayrılması durumunda, uluslararası toplumun ve antlaşma düzeninin istikrarını korumak amacıyla antlaşmaların sürekliliği (ipso jure halefiyet) kuralı esas alınmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Devlet halefiyeti ile hükümet değişikliği arasındaki temel ayrımı yapın.
Hükümet değişikliği devletin kimliğini etkilemez (süreklilik), devlet halefiyeti ise egemenliğin el değiştirmesidir.
Sorudaki çeldiricileri elemek için devletin sürekliliği ilkesini anlamak gerekir.
2
1978 Viyana Sözleşmesi'ndeki halefiyet türlerini kategorize edin.
Yeni bağımsız devletler (dekolonizasyon) için 'Tabula Rasa', diğer haller (ayrılma/parçalanma) için 'Süreklilik' kuralı belirlenmiştir.
Uluslararası hukukun yeni devletlerin egemenliğine verdiği önem ile uluslararası ilişkilerin istikrarı arasındaki dengeyi analiz etmek gerekir.
3
Ülkesel (radicite) antlaşmaların hukuki statüsünü değerlendirin.
Sınır ve geçiş hakkı gibi antlaşmalar her durumda halefe geçer.
Bu antlaşmaların kişisel değil, toprakla ilgili (objektif) rejimler olduğunu teyit etmek gerekir.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti (State Succession) ve Tabula Rasa İlkesi
Estimated Time:2m 30s
Question 89Question

Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti (state succession) rejimine ilişkin genel kabul görmüş kurallar ve ilgili Viyana Sözleşmeleri dikkate alındığında, selef devletin taraf olduğu antlaşmaların halef devlete intikaliyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sömürge yönetiminden kurtularak yeni bağımsızlığını kazanan devletler için 'temiz sayfa' (tabula rasa) ilkesi geçerliyken; devletlerin birleşmesi veya ayrılması durumlarında kural olarak antlaşmaların sürekliliği (continuity) ilkesi uygulanır.

Answer

Yeni bağımsız devletler için 'temiz sayfa' (tabula rasa) ilkesi geçerliyken; devletlerin birleşmesi veya ayrılması durumlarında kural olarak antlaşmaların sürekliliği ilkesi uygulanır.
Doğru yanıt, uluslararası hukuktaki temel ikili yapıyı yansıtmaktadır: Sömürge yönetiminden kurtulan devletler, geçmişin yüklerinden arınmış bir başlangıç yapma hakkına (Tabula Rasa) sahipken; bağımsız devletlerin kendi iradeleriyle birleşmesi veya ayrılması durumlarında ahdi ilişkilerin devamlılığı esastır.

Step-by-Step Solution

1
Halefiyet türlerini sınıflandır.
Halefiyet; yeni bağımsız devletler (sömürge sonrası), birleşme, ayrılma ve ülkenin bir kısmının devri olarak ayrılır.
Her halefiyet türü için uygulanan temel hukuk ilkesi farklılık gösterir.
2
1978 Viyana Sözleşmesi'ndeki temel ilkeleri karşılaştır.
Yeni bağımsız devletler (Madde 16) için 'Tabula Rasa' (Temiz Sayfa) ilkesi, birleşme ve ayrılma (Madde 31 ve 34) durumları için 'Süreklilik' ilkesi benimsenmiştir.
Sömürge sonrası kurulan devletlerin kendi iradeleri dışındaki bağlardan kurtulması amaçlanırken, diğer durumlarda uluslararası hukuki istikrar korunmaya çalışılır.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti (State Succession) İlkeleri

Practice More

1978 ve 1983 Viyana Sözleşmeleri arasındaki farkları ve sınır antlaşmalarının (radicite) neden halefiyet dışı kaldığını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 90Question

Uluslararası hukukta devletlerin 'asli' ve 'tam' süje olma niteliğine karşın, uluslararası örgütler devletlerin iradesiyle ve belirli fonksiyonları yerine getirmek amacıyla kurulan 'türev' süjelerdir. 1949 tarihli 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Reparation for Injuries) davasında Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler’in (BM) üye olmayan bir devlete karşı uluslararası tazminat talebinde bulunup bulunamayacağını değerlendirirken örgütün 'objektif' hukuki kişiliği kavramına vurgu yapmıştır.

Bu bağlamda, uluslararası örgütlerin 'objektif' hukuki kişiliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Örgütün, uluslararası toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından kurulmuş olması kaydıyla, kişiliğinin üye olmayan veya örgütü tanımayan devletlere karşı da ileri sürülebilir olmasıdır.

Answer

Uluslararası örgütlerin objektif hukuki kişiliği, örgütün uluslararası toplumun geniş bir çoğunluğu tarafından kurulması durumunda, üye olmayan veya tanımayan devletlere karşı da hak ve borç ehliyetine sahip olmasıdır.
Doğru yanıt olan ifade, 1949 Reparation for Injuries davasının en kritik saptamasıdır. Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in uluslararası toplumun çok büyük bir kesimini temsil etmesi nedeniyle, üye olmayan devletler bakımından da hukuki kişiliğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, örgütün kişiliğinin 'objektif' (erga omnes) nitelikte olduğunu ve tanımaya gerek kalmaksızın tüm devletler nezdinde geçerli sayıldığını ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgütlerin hukuk süjeliğinin kaynağını belirleyin.
Örgütler, devletlerin iradesiyle kurulan 'türev' ve 'sınırlı' süjelerdir.
Devletlerin aksine örgütlerin kişiliği mutlak değil, fonksiyonel bir temele dayanır.
2
1949 Reparation for Injuries davasındaki temel sorunu analiz edin.
BM'nin, üye olmayan bir devlete karşı görevlisinin uğradığı zarar için tazminat isteyip isteyemeyeceği tartışılmıştır.
Geleneksel olarak sadece devletlerin devletlere karşı tazminat talep edebileceği (diplomatik koruma) düşünülüyordu.
3
UAD'nin 'objektif kişilik' çıkarımını değerlendirin.
Divan, BM'yi kuran devletlerin (o dönemdeki dünya çoğunluğu) sadece üyeler arasında değil, tüm dünyada geçerli bir kişilik yaratma gücüne sahip olduğuna hükmetmiştir.
Bu durum, örgütün kişiliğinin üye olmayanlara karşı da ileri sürülebilmesini sağlar (erga omnes).

Key Concept

Objektif Hukuk Kişiliği ve Erga Omnes Etkisi
Question 91Question

Uluslararası hukuk doktrininde bir siyasi oluşumun devlet niteliği kazanması ve uluslararası hukuk süjesi haline gelmesiyle ilgili tartışmalar devam etmektedir. 1933 Montevideo Sözleşmesi ile de desteklenen; bir devletin varlığının diğer devletler tarafından tanınmasından bağımsız olduğunu, tanımanın yalnızca mevcut bir hukuki durumun saptanması ve diplomatik ilişkilerin kurulması iradesinin beyanı olduğunu savunan teori aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori

Answer

Uluslararası hukukta devletin varlığının tanımadan bağımsız olduğunu ve tanımanın yalnızca mevcut durumu tespit ettiğini savunan Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori'dir.
Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori, bir siyasi oluşumun devlet olabilmesi için gerekli olan dört unsuru (insan topluluğu, sınırları belirli ülke, egemen hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi) bir araya getirdiği andan itibaren devlet niteliği kazandığını savunur. Bu teoriye göre tanıma, devlet olmanın bir kurucu unsuru değil, sadece mevcut bir durumun diğer devletlerce tescil edilmesi ve onlarla diplomatik ilişki kurma arzusunun beyanıdır. 1933 Montevideo Sözleşmesi bu teoriyi açıkça desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki Mahiyetin Analizi
Tanımanın kurucu (kişilik yaratan) mu yoksa açıklayıcı (mevcut durumu saptayan) mı olduğu belirlenir.
Soruda tanımanın bir 'ön şart' olmadığı vurgulanmaktadır.
2
Montevideo Sözleşmesi Referansı
Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca 'Bir devletin siyasi varlığı diğer devletlerin tanımasından bağımsızdır' ilkesi hatırlanır.
Modern uluslararası hukukun tanımanın etkisine dair temel dayanağı budur.
3
Kavram Eşleştirmesi
Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori'nin bu ilkeleri tam olarak karşıladığı sonucuna varılır.
Doktrinde en çok kabul gören ve soruda tarif edilen görüştür.

Key Concept

Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori: Devletin varlığı tanımdan önce, unsurların (halk, ülke, hükümet) birleşmesiyle başlar.
Estimated Time:1m 30s
Question 92Question

Uluslararası hukuk uygulamasında devletlerin tanınması usullerinden biri olan 'de facto tanıma' (fiili tanıma) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Geçici bir nitelik taşır; genellikle yeni devletin kalıcılığına veya uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine dair çekinceler olduğunda tercih edilir.

Answer

De facto tanıma, geçici bir nitelik taşıyan ve genellikle yeni devletin istikrarı veya yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine dair şüpheler olduğunda tercih edilen bir tanıma türüdür.
De facto tanıma, uluslararası hukukta bir devletin veya hükümetin varlığının fiilen kabul edildiği ancak bu kabulün henüz tam, kesin ve geri alınamaz bir aşamaya gelmediği durumları ifade eder. Bu yöntem, tanıyan devlete yeni oluşumla zorunlu ilişkileri (ticari, konsolosluk vb.) yürütme imkanı sağlarken, aynı zamanda siyasi çekincelerini koruma ve gelişmelere göre tanıma kararını gözden geçirme esnekliği tanır.

Step-by-Step Solution

1
Tanıma türlerini (de facto ve de jure) birbirinden ayırt edin.
De jure tanıma tam ve kesin iken, de facto tanıma daha sınırlı ve geçicidir.
Uluslararası hukukta devletlerin yeni bir oluşuma karşı tutumlarını derecelendirmesi gerekir.
2
De facto tanımanın siyasi ve hukuki gerekçelerini analiz edin.
Bir devletin kalıcılığına dair şüpheler varsa veya tanıyan devlet gelecekte kararını geri alma ihtimalini saklı tutmak istiyorsa de facto tanımayı seçer.
Tanıma işlemi devletlerin egemenlik yetkisinde olan takdiri bir işlemdir.

Key Concept

De Facto ve De Jure Tanıma Ayrımı

Practice More

De jure tanımanın hangi durumlarda de facto tanımanın yerini aldığını ve bu geçişin hukuki sonuçlarını inceleyiniz.
Estimated Time:50s
Question 93Question

Uluslararası hukukta, bir devlette darbe veya ihtilal gibi anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişimleri sonucunda gündeme gelen "hükümetlerin tanınması" kurumu, devletin sürekliliği ilkesi ile siyasi meşruiyet arasındaki dengeyi belirler. Hükümetlerin tanınmasına ilişkin doktrinler ve bu sürecin hukuki etkileri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk normlarına ve devletler pratiğine uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Tobar Doktrini, anayasa dışı yollarla kurulan hükümetlerin halkın rızasını alana kadar tanınmamasını bir yükümlülük olarak görürken; Estrada Doktrini, tanıma işleminin bir devletin iç işlerine müdahale olduğunu savunarak diplomatik ilişkilerin hükümet bazlı bir beyan olmaksızın sürdürülmesini savunur.

Answer

Tobar Doktrini'nin meşruiyet odaklı tanımama yaklaşımı ile Estrada Doktrini'nin iç işlerine müdahale yasağına dayalı kesintisiz ilişki yaklaşımını doğru kıyaslayan ifade doğru cevaptır.
Doğru seçenek, uluslararası hukukta hükümet tanıma konusundaki iki zıt kutbu kusursuz tanımlamaktadır. Tobar Doktrini, Latin Amerika'daki siyasi istikrarsızlığa karşı 'demokratik meşruiyet' şartını getirerek tanımamayı bir yaptırım olarak kullanır. Estrada Doktrini ise bir devletin başka bir devletteki yönetimi 'tanıdığını' veya 'tanımadığını' beyan etmesini egemenliğe müdahale sayarak, diplomatik ilişkileri hükümetten bağımsız bir şekilde süreklilik içinde yürütmeyi esas alır.

Step-by-Step Solution

1
Hükümet tanımanın kapsamını belirleyin.
Bu kurumun sadece darbe, ihtilal gibi anayasa dışı iktidar değişikliklerinde gündeme geldiğini saptayın.
Normal seçimlerle gelen hükümetler için tanıma prosedürü işletilmez.
2
Başlıca doktrinleri analiz edin.
Tobar (Ekvador) ve Wilson (ABD) doktrinlerinin 'demokratik meşruiyet' aradığını, Estrada (Meksika) ve Jefferson (ABD) doktrinlerinin ise 'fiili denetim/müdahale yasağı' odaklı olduğunu ayırt edin.
Doktrinlerin temel motivasyonlarını bilmek çeldiricileri elemeyi sağlar.
3
Hukuki sonuçları değerlendirin.
Tanımanın devletin kişiliğini etkilemediğini (devletin sürekliliği), ancak uluslararası temsil, dava ehliyeti ve bağışıklıklar gibi konularda belirleyici olduğunu teyit edin.
Devlet ve hükümet tanıma arasındaki fark sınavda en sık sorulan teknik ayrımdır.

Key Concept

Hükümetlerin Tanınması Doktrinleri (Tobar vs Estrada)

Practice More

De facto ve De jure tanıma arasındaki farkları ve bunların hükümetlerin temsil yetkisi üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 94Question

Uluslararası hukuk kişiliği (süjeliği) bağlamında, devletlerin sahip olduğu "asli" ve "tam" kişilik ile bireylerin (gerçek kişilerin) statüsü arasındaki temel farklar önem arz etmektedir. Buna göre, bireylerin uluslararası hukuk düzenindeki statüsüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği, devletlerin ortak iradesine dayalı antlaşmalarla şekillenen "türev" ve "sınırlı" bir nitelik taşır.

Answer

Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği, devletlerin ortak iradesine dayalı antlaşmalarla şekillenen "türev" ve "sınırlı" bir nitelik taşır.
Doğru ifade, bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin devletlerin iradesinden kaynaklandığını (türev) ve sadece belirli alanlarla (insan hakları, ceza sorumluluğu gibi) kısıtlı olduğunu (sınırlı) vurgulayan seçenektir. Modern hukukta bireyler, devletlerin antlaşmalarla kendilerine tanıdığı ölçüde uluslararası hukuk süjesi kabul edilirler.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukuk kişiliğinin kaynağını analiz etme
Devletler asli süjelerdir; bireyler ise devletlerin imzaladığı antlaşmalarla kişilik kazandıkları için türev süjelerdir.
Kişiliğin kaynağını anlamak statüyü tanımlamak için gereklidir.
2
Kişiliğin kapsamını değerlendirme
Bireyler devletler gibi her konuda değil, sadece kendilerine hak ve ödev yüklenen belirli alanlarda (insan hakları, ceza hukuku) süjedir.
Sınırlı kişilik kavramını netleştirmek için kapsam analizi yapılır.
3
Aktif ve pasif ehliyeti ayırt etme
AİHM'e başvuru (aktif ehliyet) ve UCM nezdindeki sorumluluk (pasif ehliyet) bireylerin sınırlı kişiliğinin yansımalarıdır.
Modern uluslararası hukuk uygulamalarıyla kavramı somutlaştırmak gerekir.

Key Concept

Bireylerin türev ve sınırlı uluslararası hukuk kişiliği

Practice More

Bireylerin aktif ehliyetine örnek olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mekanizmasını, pasif ehliyetine örnek olarak ise Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdindeki sorumluluğu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 95Question

1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi ve uluslararası hukuk teamülleri uyarınca, devletlerin halefiyeti sürecinde selef devletin taraf olduğu antlaşmaların akıbetiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sömürge yönetiminden kurtularak kurulan 'yeni bağımsız devletler' için 'temiz sayfa' (clean slate) ilkesi benimsenmişken; bir devletin ayrılması veya parçalanması sonucunda kurulan devletler için kural olarak 'antlaşmaların sürekliliği' ilkesi geçerlidir.

Answer

Sömürge yönetiminden kurtularak kurulan yeni bağımsız devletler için 'temiz sayfa' ilkesi, ayrılma veya parçalanma ile kurulan devletler için ise 'antlaşmaların sürekliliği' ilkesi geçerlidir.
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti rejiminde en temel ayrım, devletin oluşum biçimidir. 1978 tarihli Viyana Sözleşmesi'ne göre, sömürge statüsünden kurtularak kurulan 'yeni bağımsız devletler' (newly independent states), geçmişin siyasi antlaşmalarıyla bağlı olmamayı ifade eden 'temiz sayfa' (clean slate) ilkesine tabidir. Ancak sömürge dışı yollarla, yani bir devletin parçalanması veya bir kısmının ayrılmasıyla kurulan devletlerde, uluslararası hukuk ilişkilerinde istikrarı sağlamak amacıyla 'antlaşmaların sürekliliği' ilkesi asıldır.

Step-by-Step Solution

1
Halefiyetin türünü belirleme
Soru, 1978 Viyana Sözleşmesi kapsamındaki farklı halefiyet türlerini (sömürge sonrası vs. parçalanma) sorgulamaktadır.
Uluslararası hukukta halefiyetin hukuki sonuçları, devletin ortaya çıkış biçimine göre değişir.
2
Hukuki kuralları uygulama
1978 Sözleşmesi Madde 16 uyarınca yeni bağımsız devletler (sömürge) için temiz sayfa, Madde 34 uyarınca ayrılma/parçalanma için süreklilik esastır.
Sömürge sonrası devletlere geçmişin yüklerinden arınma hakkı tanınırken, diğer durumlarda uluslararası istikrar için süreklilik tercih edilir.
3
İstisnaları kontrol etme
Sınır antlaşmaları (radicite) her iki durumda da süreklilik arz eder.
Toprağa bağlı yükümlülükler devletin kişiliğinden bağımsız olarak varlığını sürdürür.

Key Concept

1978 Viyana Sözleşmesi ve Antlaşmalarda Halefiyet Rejimi
Estimated Time:2m 0s
Question 96Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 1949 tarihli "Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Reparation for Injuries) danışma görüşünde; Birleşmiş Milletler'in (BM), bir üye devletin yanı sıra üye olmayan bir devlete karşı da uluslararası hak talebinde bulunabileceğine hükmetmiştir. Divan, bu yetkiyi örgütün sahip olduğu "objektif uluslararası kişilik" kavramına dayandırmıştır.

Buna göre, BM özelinde ifade edilen "objektif uluslararası kişilik" kavramının hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Örgütün hukuki kişiliğinin, kurucu antlaşmaya taraf olmayan (üye olmayan) üçüncü devletlere karşı da ileri sürülebilir bir nitelik kazanması

Answer

Örgütün hukuki kişiliğinin, kurucu antlaşmaya taraf olmayan (üye olmayan) üçüncü devletlere karşı da ileri sürülebilir bir nitelik kazanması
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli danışma görüşüne göre, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası toplumun ezici çoğunluğunu temsil eden ve evrensel amaçlar güden bir örgüt, sadece üyeleri arasında değil, genel bir uluslararası hukuk süjesi olarak kabul edilir. Bu durum 'objektif kişilik' olarak adlandırılır ve örgütün, BM üyesi olmayan devletlere karşı da (tazminat istemi gibi) uluslararası haklarını ileri sürebilmesine olanak tanır.

Step-by-Step Solution

1
1949 Reparation for Injuries davasının bağlamını analiz et.
BM'nin, görevlisi olan Kont Bernadotte'un öldürülmesi üzerine İsrail'e (o dönem üye değil) karşı tazminat davası açıp açamayacağı sorgulanmaktadır.
Uluslararası örgütlerin devletler dışındaki aktörlere karşı hak iddia edebilmesi için hukuk süjesi olmaları gerekir.
2
Objektif ve subjektif kişilik ayrımını uygula.
Subjektif kişilik sadece üyeleri bağlarken, objektif kişilik (özellikle BM gibi geniş temsiliyetli örgütlerde) tüm dünyayı bağlar.
UAD, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden bir örgütün kişiliğinin erga omnes (herkese karşı) geçerli olduğunu kabul etmiştir.
3
Fonksiyonel zorunluluk ve zımni yetkilerle ilişkilendir.
BM'nin görevlerini yapabilmesi için üye olmayanlara karşı da haklarını koruyabilmesi şarttır.
Hukuki kişilik, örgütün amaçlarına ulaşması için bir araçtır.

Key Concept

Objektif Uluslararası Hukuki Kişilik

Practice More

Uluslararası örgütlerin zımni yetkilerinin sınırlarını belirleyen 'fonksiyonel zorunluluk' ilkesini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 97Question

Uluslararası hukuk süjesi olarak devletlerin bir araya gelerek oluşturdukları birleşik yapılar; egemenliğin paylaşımı, dış temsil yetkisi ve üye birimlerin uluslararası hukuk kişiliğini muhafaza edip etmemesi bakımından farklı hukuki rejimlere tabidir. Özellikle "Hakkı Birlik" (Real Union) ve "Konfederasyon" modelleri, bu tüzel kişilik meselesi üzerinden birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmaktadır.

Buna göre; Hakkı Birlik ile Konfederasyon yapılarının uluslararası hukuk kişiliği ve antlaşma yapma yetkisi bakımından karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hakkı Birlik yapısında birleşen devletler dış ilişkilerde tek bir uluslararası hukuk kişisi olarak temsil edilirken, konfederasyonda üye devletler kendi bağımsız uluslararası hukuk kişiliklerini ve antlaşma yapma yetkilerini muhafaza ederler.

Answer

Hakkı Birlik yapısında birleşen devletlerin dış ilişkilerde tek bir uluslararası hukuk kişisi olarak temsil edildiği, konfederasyonda ise üye devletlerin kendi bağımsız uluslararası hukuk kişiliklerini ve antlaşma yapma yetkilerini korudukları ifadesi doğrudur.
Hakkı Birlik'te (Real Union), birleşen devletler kendi aralarında bir antlaşma yaparak dış ilişkilerde tek bir süje gibi hareket etme kararı alırlar ve bu yapı uluslararası hukukta tek bir kişi olarak tanınır. Buna karşın Konfederasyon, üye devletlerin egemenliklerini ve uluslararası hukuk kişiliğini devretmedikleri, sadece belirli yetkileri koordine ettikleri bir yapıdır; bu nedenle konfederasyonda her devlet kendi antlaşma yapma yetkisini korur.

Step-by-Step Solution

1
Hakkı Birlik (Real Union) kavramını analiz etme
Hakkı Birlik, iki veya daha fazla devletin bir antlaşma ile aynı hükümdar altında ve ortak dış politika/savunma organları ile birleşmesidir. Uluslararası hukukta tek bir kişilik olarak kabul edilirler (Örn: Avusturya-Macaristan 1867-1918).
Yapısal özelliklerin belirlenmesi karşılaştırma için temel oluşturur.
2
Konfederasyon kavramını analiz etme
Konfederasyon, bağımsız devletlerin egemenliklerini ve uluslararası hukuk kişiliklerini koruyarak, ortak savunma veya ekonomik amaçlarla bir antlaşma çerçevesinde oluşturdukları gevşek bir birliktir. Üst bir devlet kişiliği oluşmaz.
Konfederasyonun tüzel kişilik statüsünün netleştirilmesi gerekir.
3
Dış temsil ve antlaşma yetkisi bakımından karşılaştırma
Hakkı Birlik'te dış temsil merkezi ve tektir; antlaşmalar birlik adına yapılır. Konfederasyonda ise her üye devlet kendi adına antlaşma yapma yetkisini muhafaza eder.
Soruda sorulan temel farkın tespit edilmesi sağlanır.

Key Concept

Devlet Birleşmelerinde Uluslararası Hukuk Kişiliği ve Dış Temsil Yetkisi

Practice More

Federal devlet ile konfederasyon arasındaki 'ayrılma hakkı' (nullification/secession) ve 'müdahale yetkisi' farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 98Question

Uluslararası hukukta devletlerin "asli" ve "tam" süje olmasına karşılık, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği, devletlerin iradesine dayalı olarak ortaya çıkan "türev" (derivative) bir niteliktedir.

Answer

Uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği, devletlerin iradesine dayalı olarak ortaya çıkan "türev" (derivative) bir niteliktedir.
Uluslararası hukukta devletler, sistemin kurucusu oldukları için 'asli' ve 'tam' süjelerdir. Uluslararası örgütler ise devletlerin bir antlaşma ile bir araya gelerek oluşturdukları yapılar oldukları için kişilikleri devletlerin iradesinden kaynaklanır ve bu nedenle 'türev' (derivative) bir nitelik taşır. Bu kişilik, örgütün fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için tanınmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukuk süjelerinin sınıflandırılması
Devletler "asli" süjeler, diğerleri (örgütler dahil) "türev" süjelerdir.
Devletler uluslararası hukukun yaratıcılarıdır; örgütler ise devletlerin antlaşmalarla kurduğu yapılardır.
2
1949 Tazminat Görüşü'nün (Reparation for Injuries) analizi
Örgütlerin, fonksiyonlarını yerine getirmek için hukuki kişiliğe sahip olması gerektiği saptanmıştır.
Örgütün haklarını koruması ve sorumluluk üstlenebilmesi için bir kişilik gereklidir (Fonksiyonel Gereklilik).
3
Kişiliğin kapsamının belirlenmesi
Örgüt kişiliği sınırlı (türev) ve amaçlarıyla (zımni yetkiler) bağlantılıdır.
Örgütler devletler gibi egemen değildir, sadece kendilerine verilen görevlerle sınırlı yetki kullanırlar.

Key Concept

Türev Hukuki Kişilik ve Fonksiyonel Gereklilik

Practice More

Uluslararası örgütlerin 'Zımni Yetkiler' (Implied Powers) teorisini ve bu teorinin fonksiyonel gereklilikle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 99Question

19331933 tarihli Montevideo Devletlerin Hak ve Ödevleri Sözleşmesi'nin 11. maddesinde devletin uluslararası hukuk kişisi sayılabilmesi için gerekli olan kurucu unsurlar arasında "diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi" (capacitycapacity toto enterenter intointo relationsrelations) de sayılmıştır. Modern uluslararası hukuk doktrininde bu dördüncü unsur, devletin varlığı bakımından temel olarak aşağıdakilerden hangisinin bir karşılığı olarak kabul edilmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi bir birimin, hukuki anlamda başka bir devletin otoritesine veya vesayetine tabi olmaksızın kendi kararlarını alabilmesini ifade eden "bağımsızlık" (independenceindependence) kavramının

Answer

Montevideo Sözleşmesi'ndeki dördüncü unsur olan ilişki kurma kapasitesi, siyasi bir birimin başka bir devletin emri altında olmaksızın uluslararası alanda bağımsız hareket edebilme ehliyetini (bağımsızlığı) ifade eder.
Uluslararası hukuk doktrininde ve 19331933 Montevideo Sözleşmesi çerçevesinde, "diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi", bir siyasi birimin uluslararası alanda başka bir devletin otoritesi veya vesayeti altında olmaksızın hak ve borç altına girebilme ehliyetini yani bağımsızlığını (independenceindependence) ifade eder. Bu unsur, devletin dış egemenliğinin hukuki tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi Madde 1 analizi
Devletin dört unsuru: Nüfus, Ülke, Hükümet ve İlişki Kurma Kapasitesi belirlendi.
Sözleşmenin devlet tanımı için öngördüğü asgari şartları anlamak gerekir.
2
Dördüncü unsurun (kapasite) hukuki niteliğini belirleme
Kapasite, bir yapının kendi başına uluslararası antlaşma yapabilme ve sorumluluk üstlenebilme ehliyetidir.
Bu unsurun sadece fiili bir durum mu yoksa hukuki bir statü mü olduğu ayırt edilmelidir.
3
Kapasite ile Bağımsızlık arasındaki ilişkiyi kurma
Doktrinde bu kapasite, "dış bağımsızlık" (independence) olarak yorumlanır; yani bir devletin başka bir devletin hukuk düzenine tabi olmamasıdır.
Özerk bölgeler veya federe devletlerin hükümetleri olsa da dış bağımsızlıkları olmadığı için Montevideo anlamında devlet sayılmazlar.

Key Concept

Montevideo Sözleşmesi'nde 'ilişki kurma kapasitesi' unsuru, devletin uluslararası hukukta bir 'asli süje' olarak bağımsızlığını ifade eder.

Alternative Method

Eğer seçeneklerde 'bağımsızlık' ve 'etkin hükümet' arasında kalınırsa; 'kapasite' kelimesinin dış dünyaya (uluslararası alana) dönük bir ehliyet olduğunu hatırlayarak 'dış bağımsızlık' vurgusuna odaklanılabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 100Question

Modern uluslararası hukukta bireyin (gerçek kişinin) süje niteliği kazanması, devletlerin asli ve tam kişiliğinden farklı olarak belirli normatif sınırlarla çevrilidir. Bu çerçevede, bireyin uluslararası hukuk kişiliğinin 'türev' (derivative) ve 'sınırlı' (limited) olma özellikleri ile aktif ve pasif ehliyeti dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bireyin hukuki durumunu en doğru şekilde ifade etmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Bireyin uluslararası hukuk kişiliği, kaynağını devletlerin ortak iradesiyle oluşturulan antlaşmalardan aldığı için türevdir; sadece belirli hakları talep edebilmesi ve belirli suçlardan doğrudan sorumlu tutulabilmesi nedeniyle de sınırlı bir nitelik taşır.

Answer

Bireyin uluslararası hukuk kişiliği, devletlerin iradesine dayandığı için türev, yetkileri belirli alanlarla kısıtlı olduğu için de sınırlıdır.
Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği 'asli' değil 'türev'dir çünkü bu kişilik devletlerin ortak iradesiyle (antlaşmalar yoluyla) yaratılmıştır. Ayrıca bireyler devletler gibi genel bir yetkiye sahip olmayıp sadece belirli normatif alanlarda (insan hakları korunması için aktif ehliyet, uluslararası suçların cezalandırılması için pasif ehliyet) süje kabul edildikleri için kişilikleri 'sınırlı'dır.

Step-by-Step Solution

1
Kişiliğin kaynağını analiz etme
Bireyin uluslararası hukukta hak ve yükümlülük sahibi olması, kendi varlığından değil, devletlerin hazırladığı antlaşmaların (örneğin AİHS veya Roma Statüsü) sonucudur; bu duruma 'türev kişilik' denir.
Devletlerin asli süje, bireylerin ise devletlerce yetkilendirilmiş süje olduğunu ayırt etmek için.
2
Ehliyetin kapsamını belirleme
Bireylerin antlaşma yapma veya diplomatik ilişki kurma gibi yetkileri yoktur; sadece kendilerine tanınan spesifik haklar (insan hakları) ve sorumluluklar (savaş suçları vb.) ile sınırlıdırlar.
Sınırlı kişilik kavramının sınırlarını çizmek için.
3
Aktif ve pasif ehliyet ayrımını değerlendirme
Aktif ehliyet bireyin uluslararası organlara başvurabilmesini, pasif ehliyet ise uluslararası suçlar nedeniyle yargılanabilmesini ifade eder.
Bireyin uluslararası hukuktaki iki yönlü (hak ve ödev) statüsünü doğrulamak için.

Key Concept

Bireylerin Uluslararası Hukuk Kişiliği (Türev ve Sınırlı Niteliği)

Practice More

Bireyin uluslararası sorumluluğu bağlamında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) yargı yetkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 5 / 16Next
Uluslararası Hukukun Kişileri Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 5 | Examkin