Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 questions
Bağımlılık Teorisi'ne göre, az gelişmiş ülkelerin ekonomik durumları, bu ülkelerin dünya kapitalist sistemine entegrasyon biçimlerinden bağımsız ele alınamaz. Bu yaklaşıma göre, "az gelişmişlik" () olgusunun mahiyetiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Immanuel Wallerstein'ın analizlerine göre, 16. yüzyılda ortaya çıkan ve günümüze dek genişleyen 'Modern Dünya Sistemi'ni, tarihteki diğer geniş çaplı sistemlerden (örneğin eski Roma veya Çin gibi yapılardan) radikal biçimde ayıran temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler perspektifinde; devlet, hukuk ve siyasal kurumlar 'üstyapı' (superstructure) unsurları olarak kabul edilir. Bu kuramsal çerçeveye göre, üstyapıyı oluşturan bu kurumların temel varlık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu'nun ikinci kuşak düşünürlerinden Jürgen Habermas, sosyal bilimlerde bilgi üretiminin belirli insani çıkarlar doğrultusunda şekillendiğini savunur. Habermas'ın 'Bilgi Kurucu Çıkarlar' (Knowledge-Constitutive Interests) tipolojisinde; toplumsal yaşamı sınırlayan güç ilişkilerini ve ideolojik çarpıtmaları ortadan kaldırmayı, bireylerin kendi kaderlerini tayin etme gücünü (özerkliğini) sağlamayı hedefleyen temel yönelim aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'nin öncülerinden Andre Gunder Frank, Modernleşme Kuramı'nın temel taşlarından biri olan "ikili toplum" (dual society) tezini sert bir biçimde eleştirir. Modernleşme yanlıları; gelişmekte olan ülkelerde bir yanda "modern/kapitalist", diğer yanda ise "geleneksel/feodal" iki ayrı sektörün var olduğunu ve kalkınmanın ancak modern sektörün geleneksel olanı dönüştürmesiyle mümkün olacağını savunurlar.
Frank'ın bu teze karşı geliştirdiği temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Ken Booth ve Richard Wyn Jones tarafından geliştirilen Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), güvenliğin kendi başına bağımsız bir kavram olmadığını, aksine belirli bir dünya görüşünden ve ontolojik kabullerden beslenen "türetilmiş bir kavram" (derivative concept) olduğunu savunur. Bu perspektife göre güvenlik; kimin güvenliği olduğu, hangi değerlerin korunduğu ve tehdidin ne olduğu sorularına verilen siyasal yanıtların bir sonucudur.
Bu teorik çerçeve bağlamında, güvenliğin nihai hedefi olarak sunulan "özgürleşme" (emancipation) kavramı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi Galler Okulu'nun yaklaşımını doğru yansıtmaktadır?
Robert Cox tarafından geliştirilen "tarihsel yapılar" (historical structures) analizinde; maddi kapasiteler, kurumlar ve fikirler arasındaki diyalektik etkileşim incelenir. Cox, "fikirler" bileşenini tanımlarken bunları iki boyutta ele alır. Birinci boyut, farklı toplumsal grupların sahip olduğu rakip dünya görüşleriyken; ikinci boyut, belirli bir tarihsel kesitte kurumların ve sosyal ilişkilerin doğasına dair toplumda yerleşik hale gelmiş, sorgulanmayan "sağduyu" (common sense) niteliğindeki kabullerdir. Cox’un teorik çerçevesinde, dünya düzeninin sarsılmaz görünmesini sağlayan ve mevcut hiyerarşileri meşrulaştıran bu paylaşılan/kolektif anlayışlara verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları (Galler Okulu), realizmin 'devlet merkezli' ve 'askeri odaklı' güvenlik anlayışının hem eksik hem de tehlikeli olduğunu savunur. Okula göre, devletler güvenliğin yegane öznesi olarak görüldüğünde, çoğu zaman bireylerin özgürlüğünü kısıtlayan birer tehdit aracına dönüşebilmektedir.
Buna göre Galler Okulu'nun güvenlik analizlerinde, güvenliğin odaklanması gereken 'temel özne' (referans nesnesi) ve bu öznenin ulaşması hedeflenen 'ideal durum' aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
Bağımlılık Teorisi'nin ekonomi-politik temelini oluşturan Prebisch-Singer tezi; çevre ülkelerin ihraç ettiği hammadde ve tarım ürünlerinin fiyatlarının, merkez ülkelerden ithal edilen sanayi ürünlerinin fiyatlarına oranla uzun vadede düşme eğiliminde olduğunu savunur. Bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan "dış ticaret hadlerinin (terms of trade) çevre aleyhine kötüleşmesi" olgusunun, Bağımlılık Teorisi perspektifinden temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori, pozitivist ana akım kuramların aksine, araştırmacının toplumsal dünyadan bağımsız bir 'gözlemci' olamayacağını ve bilginin her zaman belirli bir insani çıkara hizmet ettiğini savunur. Bu bağlamda, mevcut sosyal ve siyasal yapıların tarihsel süreçler içerisinde güç ilişkileri tarafından şekillendirildiğini ve bu yapıların değişmez doğa kanunları olmadığını ileri sürer.
Buna göre, Eleştirel Teori'nin temel amacı ve disipline yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
V.I. Lenin, emperyalizmi kapitalizmin en yüksek aşaması olarak tanımlarken, sömürge ve bağımlı bölgelerden elde edilen 'aşırı karların' (super-profits) metropol ülkelerdeki toplumsal sınıf dinamiklerini de dönüştürdüğünü savunmuştur. Lenin'e göre, bu karların bir kısmının gelişmiş ülkelerdeki işçi sınıfının üst katmanlarını sistemle bütünleştirmek ve devrimci hareketlerden uzaklaştırmak amacıyla kullanılmasıyla oluşan ayrıcalıklı kesim aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksizm, uluslararası ilişkiler disiplininin merkezi bir kavramı olan 'anarşi'yi, Realizm'in aksine dışsal ve değişmez bir yapısal zorunluluk olarak görmez. Buna göre Klasik Marksist düşüncede, uluslararası sistemdeki devletler arası ilişkilerin niteliğini belirleyen temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde kuramların tarafsız olmadığını savunan yaklaşımlar, kuramsal yapıları dünyayı "olduğu gibi kabul edenler" ve "nasıl değişebileceğini sorgulayanlar" şeklinde iki temel kategoriye ayırır. Robert Cox tarafından yapılan bu sınıflamada; mevcut kurumları, sosyal ve siyasal düzeni tartışmasız birer başlangıç noktası olarak gören ve sistemin içindeki belirli sorunları çözerek yapının devamlılığını sağlamayı amaçlayan perspektif aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu'nun kurucu figürleri olan Max Horkheimer ve Theodor Adorno, 'Aydınlanmanın Diyalektiği' adlı eserlerinde modernitenin rasyonelleşme sürecinin paradoksal bir şekilde yeni tahakküm biçimlerine yol açtığını savunurlar. Bu yaklaşıma göre, başlangıçta insanı doğanın ve hurafelerin baskısından kurtarmayı amaçlayan aklın, zamanla bireysel özgürlüğü kısıtlayan bir baskı aracına dönüşmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları) temsilcisi Ken Booth'a göre güvenlik ve özgürleşme, aynı madalyonun iki yüzü gibidir. Bu yaklaşıma göre güvenlik, devletlerin askeri güçlerini artırarak elde ettikleri statik bir durum değil; bireylerin, hayatları üzerinde kontrol kurmalarını engelleyen her türlü fiziki ve yapısal kısıtlamadan (açlık, baskı, cehalet vb.) kurtulması sürecidir. Buna göre Galler Okulu'nun güvenlik anlayışında, gerçek bir güvenliğin inşası için devlet yerine odaklanılması gereken 'referans nesnesi' ve bu nesnenin ulaşması beklenen 'nihai hedef' aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
Raul Prebisch, Andre Gunder Frank ve Fernando Henrique Cardoso gibi düşünürlerin çalışmalarından beslenen Bağımlılık Teorisi, küresel politik ekonomiyi "merkez" (gelişmiş) ve "çevre" (azgelişmiş) kavramları üzerinden analiz eder.
Buna göre, Bağımlılık Teorisi'nin merkez-çevre ilişkisine dair öne sürdüğü temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Max Horkheimer'ın "Geleneksel ve Eleştirel Teori" ayrımı, uluslararası ilişkiler disiplinindeki eleştirel yaklaşımların temelini oluşturur. Horkheimer'a göre geleneksel teori (örneğin realizm), mevcut uluslararası sistemi ve güç ilişkilerini verili kabul ederek sorunları yalnızca bu düzenin sınırları içinde çözmeye çalışır. Eleştirel teori ise mevcut siyasal ve toplumsal yapıların nasıl inşa edildiğini sorgulayarak insanın özgürleşmesini (emancipation) hedefler. Frankfurt Okulu düşünürlerine göre, geleneksel teorilerin devlet davranışlarını açıklarken dayandığı; ahlaki ve normatif hedefleri dışlayarak yalnızca 'verili bir amaca ulaşmak için en uygun araçların seçilmesini' merkeze alan düşünme biçimi, uluslararası alandaki tahakküm ilişkilerini meşrulaştırmakta ve yeniden üretmektedir.
Buna göre, parçada bahsedilen ve Frankfurt Okulu tarafından uluslararası ilişkilerde pozitivist/geleneksel teorilerin temel epistemolojik dayanağı olarak görülerek eleştirilen bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası politik ekonomiyi tarihsel bir perspektifle inceleyen yapısalcı yaklaşımlardan biri, analizin odak noktasına ulus-devletleri değil, küresel ölçekteki kapitalist işbölümünü yerleştirir. Bu analize göre sistem; yüksek kâr oranlı ve sermaye yoğun üretim yapan bölgeler ile düşük ücretli ve hammadde ihracına dayalı bölgelerden ibaret değildir. Bu iki ana kutbun dışında, her iki tarafın özelliklerini de kısmen barındıran ve böylelikle küresel hiyerarşideki gerilimleri tamponlayarak düzenin devamlılığını sağlayan ara bir katman mevcuttur.
Yukarıda bahsedilen ve ilgili teoriyi klasik azgelişmişlik modellerinden farklı kılan bu ara katman kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
Küresel eşitsizlikleri ve kapitalist birikim süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla inceleyen bir kuramcı, geleneksel yaklaşımların analiz birimi olarak ulus-devleti almasını eleştirir. Bu kuramcıya göre, on altıncı yüzyıldan itibaren Avrupa merkezli olarak ortaya çıkan ve giderek tüm yerküreye yayılan tarihsel-ekonomik ağ, kendi yasaları ve sınırları olan bağımsız bir organizma gibi işler. Bu yapının sürekliliği, salt sömüren ve sömürülen şeklindeki katı ikili ayrımın ötesine geçerek, hiyerarşide ara konumda bulunan ve sistemik şokları emen tampon bölgelerin varlığına bağlıdır.
Bu parçada temel özellikleri açıklanan kuramsal yaklaşım ve işleyiş mantığı dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
Küresel siyasette eşitsiz gelişimi ve hiyerarşiyi analiz ederken, bağımsız ve egemen devletlerin rasyonel etkileşiminden ziyade, tek bir kapitalist işbölümü etrafında bütünleşmiş olan tarihsel makro-yapıları temel analiz birimi olarak kabul eden teorik yaklaşım bağlamında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yapının işleyiş mekanizmasını doğru bir şekilde açıklamaktadır?