Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 questions
Dünya Sistemleri Teorisi'ne göre hegemonya, bir merkez devletin diğer merkez devletler üzerinde kurduğu ve mutlak askeri güçten ziyade "verimlilik" esasına dayanan geçici bir üstünlük durumudur.
Wallerstein’ın analizine göre, bir devletin hegemonik güç konumuna yükselebilmesi için ekonomik alanlarda katetmesi gereken tarihsel ve mantıksal aşamalar hangi sırada gerçekleşmektedir?
Liberal bir düşünür olan J.A. Hobson'a göre emperyalizm, kapitalizmin kaçınılmaz ve yapısal bir aşaması değil; aksine toplumdaki gelir adaletsizliğinin yarattığı "eksik tüketim" (underconsumption) sorunundan kaynaklanan bir politika tercihidir. Buna göre Hobson, emperyalist genişlemenin önüne geçilmesi için temel çözüm önerisi olarak aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?
Robert Cox'un "sorun çözücü kuram" (problem-solving theory) olarak nitelediği geleneksel yaklaşımların aksine, kuramın tarafsızlığını reddeden ve Frankfurt Okulu'nun epistemolojik mirası üzerine inşa edilen bir perspektif; Andrew Linklater aracılığıyla devletin "tikelci" (particularist) doğasını eleştirerek "evrenselci" (universalist) bir ahlak topluluğuna doğru genişlemeyi savunur. Bu yaklaşım, uluslararası siyaseti yalnızca devletler arası bir etkileşim alanı olarak değil, bireyin her türlü baskı ve dışlanmadan kurtulacağı bir "özgürleşme" (emancipation) süreci olarak okumaktadır.
Bu parçada özellikleri belirtilen uluslararası ilişkiler yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorileri literatüründe yer alan yaklaşımlar; emperyalizmin itici gücü, kapitalist sistemle olan yapısal bağı ve önlenebilirliği açısından temel farklılıklar barındırmaktadır. Bu bağlamda;
Artık değerin realize edilebilmesi için kapitalist olmayan () dış alanlara duyulan yapısal ihtiyacı ve sistemin bu genişleme olmadan çökeceğini vurgulayan,
Emperyalizmi finans kapitalin tekelci egemenliği ve kapitalist üretim tarzının kaçınılmaz bir aşaması () olarak tanımlayan,
Süreci toplumdaki gelir dağılımı bozukluğuna dayalı 'eksik tüketim' () sorunuyla açıklayıp demokratik sosyal reformlarla önlenebileceğini savunan
yaklaşımların temsilcileri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?
Robert Cox'un mevcut düzeni iyileştirmeye odaklanan "sorun çözücü kuram" (problem-solving theory) anlayışına karşı çıkan Eleştirel Teori, verili yapıları sorgulayarak dönüştürmeyi amaçlar. Bu doğrultuda Andrew Linklater, siyasal topluluğun ahlaki sınırlarını genişleterek bireyleri baskılayan yapılardan kurtarmayı hedefler. Bu yaklaşımın temelinde yer alan ve bireylerin tahakkümden kurtulmasını ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein tarafından geliştirilen Dünya Sistemleri Teorisi'ne göre; sermaye yoğun üretimin ve yüksek teknolojili sanayinin yoğunlaştığı, güçlü devlet yapılarına sahip olan ve küresel artı-değerden en büyük payı alan yapısal bölge aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm literatüründe; emperyalizmin iktisadi nedenlerini kabul etmekle birlikte, bu olgunun "gelir dağılımındaki adaletsizliğin bir sonucu" olduğunu ve demokratik reformlarla (iç talebin artırılması) engellenebileceğini savunan düşünür ile; kapitalist genişlemenin "artık değerin realizasyonu" için mutlaka kapitalist olmayan (pre-kapitalist) çevrelere ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle emperyalizmin sistemin varlığı için yapısal bir zorunluluk olduğunu ileri süren düşünür aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?
Immanuel Wallerstein’ın Modern Dünya Sistemi analizinde, kapitalist dünya-ekonomisinin tarihsel olarak 'dünya-imparatorlukları'nın aksine tek bir siyasi merkez tarafından yönetilmemesi, sistemin hayatta kalması için bir zaafiyet değil, aksine temel bir güç kaynağı olarak görülür. Buna göre, dünya-ekonomisinin siyasi olarak parçalanmış (çok-devletli) yapısının, sermaye birikim sürecine sağladığı en temel avantaj aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist teoriye göre, bir toplumun ekonomik temeli (üretim güçleri ve üretim ilişkileri), o toplumun hukuki ve siyasi kurumları ile düşünce biçimlerini (devlet, hukuk, ideoloji vb.) büyük ölçüde belirler. Bu diyalektik bütünlük içerisinde uluslararası ilişkiler, devletlerin otonom hareket ettiği bağımsız bir alan değil; küresel ölçekteki üretim tarzının bir uzantısı olarak kabul edilir.
Bu perspektiften hareketle, Klasik Marksizmin uluslararası siyasete bakışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Antonio Gramsci'nin siyaset düşüncesini uluslararası ilişkilere uyarlayan Robert Cox'a göre, bir dünya düzeninin 'hegemonik' olarak nitelendirilebilmesi için egemen gücün sadece kaba kuvvete veya zorlamaya (coercion) dayanması yeterli değildir. Bu yaklaşıma göre hegemonyanın kalıcı ve istikrarlı olabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin üretilmesi temel şarttır?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları) kuramcılarından Ken Booth, realizmin "devlet merkezli" güvenlik anlayışının aslında "güvenliksizlik" ürettiğini savunur. Booth'a göre güvenlik kavramı, statükoyu korumaya yönelik teknik bir sorun değil, normatif bir "özgürleşme" (emancipation) projesidir.
Buna göre, Galler Okulu'nun "devlet" kavramına ve güvenlikle olan ilişkisine yaklaşımını aşağıdakilerden hangisi en doğru şekilde açıklar?
Immanuel Wallerstein’ın Modern Dünya Sistemi analizine göre, dünya-ekonomisi içerisindeki iş bölümü statik bir coğrafi dağılım değil, üretim süreçlerinin niteliğine dayalı hiyerarşik bir yapıdır. Wallerstein, bir bölgenin sistemdeki konumunu belirleyen temel unsurun, o bölgede gerçekleşen ekonomik faaliyetlerin kârlılık düzeyi ve bu kârlılığı koruyan siyasi mekanizmalar olduğunu savunur.
Buna göre, Dünya Sistemleri Teorisi çerçevesinde bir bölgenin "merkez" (core) ya da "çevre" (periphery) olarak tanımlanmasını sağlayan temel yapısal ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler yaklaşımı, toplumsal ve siyasal yapının şekillenmesinde 'belirleyici' olan temel unsuru (altyapı) aşağıdakilerden hangisiyle açıklamaktadır?
Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi isimler tarafından geliştirilen Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), güvenliğin referans nesnesini devletten bireye kaydırarak geleneksel güvenlik anlayışını kökten eleştirir. Bu kuramsal yaklaşıma göre güvenlik, insanların kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen açlık, yoksulluk, baskı ve savaş gibi her türlü kısıtlamadan kurtulması süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede Galler Okulu'nun güvenliği tanımlamak için kullandığı temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori, Robert Cox'un "kuram her zaman birisi ve bir amaç içindir" tespitiyle ana akım kuramların nesnellik iddiasını reddeder. Frankfurt Okulu'nun eleştirel mirasını uluslararası alana taşıyan bu yaklaşım; sadece mevcut düzeni yöneten güç ilişkilerini analiz etmekle kalmaz, aynı zamanda bu düzenin dönüştürülmesini hedefler. Bu doğrultuda, Westphalia sisteminin "tikelci" siyasal topluluk yapısını eleştirerek; diyalojik etik (dialogic ethics) yoluyla dışlayıcı sınırların aşılmasını ve ahlaki sorumluluğun tüm insanlığı kapsayacak şekilde genişletilmesini "özgürleşme"nin (emancipation) merkezine koyan düşünür ve yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, Antonio Gramsci’nin "hegemonya" kavramını dünya düzeni seviyesine taşırken, hegemonyanın sadece askeri ve ekonomik bir üstünlük (tahakküm) değil, aynı zamanda sivil toplum ve kurumlar aracılığıyla inşa edilen bir "rıza" süreci olduğunu savunur. Cox’a göre uluslararası kurumlar, bu rıza üretiminde ve küresel hegemonyanın istikrarında hayati bir rol oynamaktadır.
Buna göre, Cox’un yaklaşımında uluslararası kurumların hegemonyanın devamlılığı noktasındaki işlevine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Immanuel Wallerstein’ın Dünya Sistemleri Analizi çerçevesinde, 1789 Fransız Devrimi’nden sonra modern dünya sisteminin "jeokültürü" (geoculture) haline gelen ve siyasal değişimi sistemin bekası adına yönetilebilir kılmayı amaçlayan temel ideolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi içerisinde Andre Gunder Frank tarafından geliştirilen 'Az Gelişmişliğin Kalkınması' (The Development of Underdevelopment) tezi çerçevesinde; dünya kapitalist sistemini 'merkez' ve 'çevre' ekseninde açıklayan 'metropol-uydu' (metropole-satellite) ilişkisine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu yapının sömürüyü süreklileştirme biçimini en doğru şekilde tanımlayan ifadedir?
Frankfurt Okulu'nun kurucu figürü Max Horkheimer'a göre; ana akım sosyal bilim kuramları, teorisyeni ve teoriyi incelenen toplumsal gerçeklikten tamamen bağımsız ve 'değerden bağımsız' bir gözlemci olarak kurgular. Horkheimer, bu 'geleneksel teori' anlayışının aslında toplumsal gerçekliğin tarihsel olarak inşa edilmiş niteliğini gizlediğini ve mevcut güç ilişkilerinin 'doğa yasası' gibi algılanmasına yol açtığını savunur.
Buna göre, ana akım Uluslararası İlişkiler kuramlarının (Neorealizm ve Neoliberalizm) Frankfurt Okulu perspektifiyle 'geleneksel teori' kategorisine dahil edilmesinin temel epistemolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, Antonio Gramsci'nin "hegemonya" ve "tarihsel blok" kavramlarını uluslararası ilişkilere uyarlarken, ana akım teorilerin "problem çözücü kuram" (problem-solving theory) niteliğini eleştirerek eleştirel bir perspektif geliştirir. Cox'a göre hegemonya, ulusal bir temelden yükselerek küresel bir "dünya düzeni"ne dönüşürken; maddi kapabiliteler, fikirler ve kurumsal yapılar arasında bir sentez oluşturur. Buna göre, Robert Cox’un Gramsciyen perspektifinde hegemonyanın küresel ölçekte işleyişi ve dünya düzeni inşası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?