Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 questions
Frankfurt Okulu temsilcileri, ana akım (geleneksel) Uluslararası İlişkiler teorilerinin "bilimsel tarafsızlık" iddiasını reddederek, bilginin her zaman belirli bir toplumsal ve siyasal amaca hizmet ettiğini savunurlar. Bu bağlamda, Max Horkheimer ve Theodor Adorno gibi düşünürlerin pozitivist bilim anlayışına yönelik geliştirdikleri "araçsal akıl" (instrumental reason) eleştirisi, disiplindeki kuramsal tartışmalarda merkezi bir yer tutar.
Frankfurt Okulu'nun bu eleştirel perspektifinden hareketle, "araçsal akıl" kavramının uluslararası ilişkiler disiplinindeki yansıması ve temel sorunsalı aşağıdakilerden hangisinde doğru şekilde tanımlanmıştır?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler kuramında, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve egemen devletlerin varlığı; sistemin verili, doğal veya ontolojik bir özelliği olarak değil, belirli bir tarihsel dönemin ürünü olarak ele alınır. Buna göre, Klasik Marksizm perspektifinden uluslararası sistemin temel karakteristiği aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorileri literatüründe; serbest rekabetçi kapitalizmin yerini tekelleşmeye bırakmasıyla birlikte, banka sermayesi ile sanayi sermayesinin iç içe geçerek 'finans kapital' yapısını oluşturduğunu ve bu yeni yapının 'örgütlü kapitalizm' (organized capitalism) aracılığıyla devlet aygıtını gümrük korumacılığı ve dışsal genişleme için bir araç olarak kullandığını savunan kuramcı aşağıdakilerden hangisidir?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), geleneksel realizmin 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) kavramını yapısal bir zorunluluktan ziyade, kuramcıların ve karar alıcıların dünyayı kurgulama biçimlerinin bir sonucu olarak görür. Ken Booth ve Richard Wyn Jones'un öncülük ettiği bu yaklaşımda, güvenliğin 'ne olduğu' (ontoloji) ile 'nasıl sağlandığı' (pratik) arasındaki ilişki normatif bir temelde yeniden kurgulanır.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenliğe yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu okulun geleneksel yaklaşımlardan koptuğu temel ontolojik ve normatif kırılmayı en kapsamlı şekilde ifade eder?
Frankfurt Okulu’na göre modernite sürecinde akıl; insanlığı doğanın ve toplumun baskısından kurtaracak bir 'özgürleşme' aracı olmaktan çıkarak, yalnızca önceden belirlenmiş teknik hedeflere ulaşmak için en verimli yolları hesaplayan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Uluslararası ilişkilerde devletlerin güç maksimizasyonu veya sistemin istikrarı gibi 'verili' amaçlar doğrultusunda yürüttükleri bu değerlerden arındırılmış rasyonel süreç, Frankfurt Okulu tarafından aşağıdakilerden hangisiyle isimlendirilmektedir?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler düşüncesinde devlet; Realizm'de olduğu gibi merkezi, özerk ve rasyonel bir aktör olarak kabul edilmez. Buna göre Klasik Marksizm'e göre devletin temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein’ın Dünya Sistemleri Analizi çerçevesinde, kapitalist dünya-ekonomisinin yaklaşık yıldır devam eden yapısal işleyişinin sonuna yaklaştığı ve bir "çatallanma" (bifurcation) evresine girdiği savunulmaktadır. Bu süreçte, sermaye birikiminin sonsuzluğu ilkesini tehdit eden ve kâr oranlarının sistem genelinde düşmesine yol açan üç temel "seküler trend" (uzun dönemli eğilim) tanımlanmaktadır.
Buna göre, dünya-sisteminin yapısal krizini derinleştiren bu seküler trendler ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi teorinin temel varsayımlarıyla bağdaşmaz?
Robert Cox, dünya düzenlerinin dönüşümünü analiz ederken Antonio Gramsci’nin İtalyan birleşmesi (Risorgimento) sürecindeki toplumsal dinamikleri açıklamak için kullandığı bir kavramı uluslararası sisteme uyarlar. Bu kavrama göre; yerleşik bir hegemonyanın krize girdiği ancak karşı-hegemonik güçlerin tam bir kopuş yaratamadığı durumlarda, egemen sınıflar muhalif toplumsal kesimlerin bazı taleplerini sistemin temel yapısını bozmadan yukarıdan aşağıya reformlarla karşılar. Bu süreçte karşı-hegemonik hareketlerin lider kadroları da mevcut kurumsal mekanizmalar aracılığıyla sisteme entegre edilerek etkisizleştirilir.
Robert Cox’un küresel yönetişim kurumlarının reform süreçlerini ve çevre ülkelerdeki kontrollü sanayileşme modellerini açıklamak için kullandığı bu Gramsciyen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları'nın (Galler Okulu) temel figürü Ken Booth, güvenliğin kendi başına 'boş bir gösteren' olduğunu ve ancak daha derin kuramsal tercihlerle anlam kazandığını vurgulamak için 'türetilmiş bir kavram' (derivative concept) nitelemesini kullanır. Bu bakış açısı, disiplindeki geleneksel güvenlik anlayışlarının 'nesnellik' iddiasına yönelik köklü bir eleştiri taşımaktadır.
Buna göre, Galler Okulu perspektifinden güvenliğin 'türetilmiş' karakterine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yaklaşımın epistemolojik özünü en doğru şekilde yansıtmaktadır?
Uluslararası ilişkiler disiplininde yapısalcı yaklaşımlar arasında yer alan Immanuel Wallerstein, kapitalist dünya-ekonomisini analiz ederken merkez ve çevre ülkeler arasındaki keskin kutuplaşmanın sistemi istikrarsızlaştıracağını savunur. Bu nedenle Wallerstein, sistemin devamlılığını sağlayan ve her iki bölgenin de ekonomik özelliklerini taşıyan bir "ara kategori" tanımlamıştır. Bu teorik modelde "tampon bölge" işlevi gören yapısal katman aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori’nin önde gelen isimlerinden Andrew Linklater, modern devletin "içeridekiler" (vatandaşlar) ve "dışarıdakiler" (yabancılar) arasında kurduğu keskin ayrımı ahlaki açıdan sorunsallaştırır. Linklater’a göre "özgürleşme" (emancipation), siyasal topluluğun dışlayıcı sınırlarının rasyonel iletişimsel eylem yoluyla aşılması ve ahlaki sorumluluğun tüm insanlığı kapsayacak şekilde genişletilmesi süreciyle doğrudan ilişkilidir.
Buna göre, Linklater'ın "siyasal topluluğun dönüşümü" tezi çerçevesinde, Eleştirel Teori'nin modern devlet ve egemenlik anlayışına getirdiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'nin 1960'ların sonu ve 1970'lerdeki gelişimi sürecinde, Andre Gunder Frank gibi düşünürlerin savunduğu 'durgunlukçu' (stagnationist) yaklaşıma karşı, Fernando Henrique Cardoso ve Enzo Faletto gibi isimler 'bağımlı kalkınma' (associated dependent development) kavramını ortaya atmışlardır. Bu yaklaşım, merkezin çevreyi sömürmesinin ötesinde, içsel yapıların ve yerel sınıfların küresel sistemle kurduğu ittifakların önemine vurgu yapar. Buna göre, Cardoso ve Faletto'nun Bağımlılık Teorisi'ne getirdiği temel teorik yenilik aşağıdakilerden hangisidir?
Emperyalizm teorileri literatüründe liberal bir yaklaşım sergileyen J.A. Hobson’a göre, kapitalist ülkeleri sömürgeciliğe ve denizaşırı yatırımlara iten temel iktisadi sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Ken Booth ve Richard Wyn Jones tarafından temsil edilen Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), Robert Cox'un "kuram her zaman birileri ve bir amaç içindir" önermesinden hareketle, geleneksel güvenlik yaklaşımlarını statükoyu korumaya yönelik "sorun çözücü" (problem-solving) teoriler olarak nitelendirir. Galler Okulu için güvenlik, verili bir durumdan ziyade, bireylerin kendi kaderlerini tayin etmelerini engelleyen biyolojik ve toplumsal kısıtlamalardan kurtulma sürecidir. Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik anlayışında "özgürleşme" (emancipation) kavramına yüklenen temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları) temsilcilerine göre gerçek güvenlik, sadece askeri tehditlerin yokluğu değil; bireylerin ve toplulukların fiziksel ve insani gelişimlerini engelleyen baskı, yoksulluk ve korku gibi sınırlamalardan kurtulmasıdır. Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik anlayışının merkezinde yer alan ve 'güvenliğin öteki yüzü' olarak tanımlanan temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu’nun "Eleştirel Teori" geleneğini uluslararası ilişkiler disiplinine taşıyan ve Habermas’ın "İletişimsel Eylem Kuramı"ndan beslenen yaklaşımlara göre; mevcut küresel düzenin temel sorunu, araçsal rasyonalitenin (stratejik eylem) uluslararası kurumlar ve hukuk aracılığıyla "yaşam dünyasını" (lifeworld) sömürgeleştirmesidir. Bu yaklaşıma göre, uluslararası ilişkilerde gerçek anlamda bir "özgürleşme" (emancipation) sağlanabilmesi için politik süreçlerin temel niteliği değişmelidir.
Buna göre, Frankfurt Okulu eksenli eleştirel bir perspektiften; küresel siyasette araçsal tahakkümün aşılması ve normatif bir meşruiyetin tesisi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi zorunlu bir ön koşul olarak görülür?
Klasik emperyalizm teorileri literatüründe; dünya ekonomisinin gelişimini 'sermayenin uluslararasılaşması' (internationalization of capital) ile 'sermayenin ulusal devlet bünyesinde örgütlenmesi/millileşmesi' (nationalization of capital) arasındaki yapısal çelişki üzerinden açıklayan; bu sürecin ulus-devletleri devasa birer 'devlet-kapitalist tröstü' haline getirdiğini savunarak Karl Kautsky'nin 'ultra-emperyalizm' tezine karşı emperyalist savaşın kaçınılmazlığını teorize eden düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori, geleneksel kuramların (Realizm ve Liberalizm) devlet odaklı ve statükoyu korumaya yönelik yaklaşımlarını reddeder. Bu teoriye göre, uluslararası ilişkilerin temel amacı devletlerin çıkarlarını korumak değil, bireylerin ve toplumların üzerindeki baskıcı yapıları sorgulayarak insanlığın bütününü kapsayan bir adalet anlayışını tesis etmektir.
Buna göre, Eleştirel Teori'nin analizlerinde ve ahlaki önceliklerinde merkeze aldığı temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler kuramı; ana akım teorilerin "verili", "doğal" veya "ontolojik bir veri" olarak kabul ettiği devletler arası sistemin anarşik yapısını tarihselleştirerek, bu yapıyı belirli bir üretim tarzının tezahürü olarak ele alır. Bu perspektife göre, uluslararası sistemdeki siyasal bölünmüşlüğün (çoklu devlet sisteminin) ve çatışmacı anarşinin sürekliliğini sağlayan temel diyalektik dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi içerisinde Andre Gunder Frank gibi 'durgunlukçu' (stagnationist) yazarlar, çevre ülkelerin dünya kapitalist sistemi içinde kalarak sanayileşemeyeceğini ve az gelişmişliğin sistemin yapısal bir sonucu olduğunu savunmuşlardır. Buna karşın Fernando Henrique Cardoso ve Enzo Faletto, 'bağımlı kalkınma' (dependent development) kavramsallaştırmasıyla bu yaklaşıma önemli bir eleştiri getirmişlerdir.
Cardoso ve Faletto’nun 'bağımlı kalkınma' analizi dikkate alındığında, çevre ülkelerin kalkınma dinamikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?