Realizm ve Neorealizm
506 questions
Neorealist düşünür Joseph Grieco, uluslararası iş birliğinin önündeki temel engellerden biri olarak "göreli kazanç" (relative gains) sorununu vurgulamaktadır. Grieco'ya göre, devletlerin rasyonel ve iş birliğine açık olsalar dahi bir ortaklıkta mutlak kazançtan ziyade göreli kazanca odaklanmalarının ve kazanç dağılımındaki eşitsizlikten endişe duymalarının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
E. H. Carr, yılında yayımlanan *Yirmi Yıl Krizi* () adlı eserinde, iki dünya savaşı arasındaki dönemde uluslararası düzenin çökmesinin temel nedenini aşağıdakilerden hangisiyle açıklamaktadır?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisi, yapısal bir yaklaşım olmasına rağmen Kenneth Waltz'un Savunmacı Realizminden farklı olarak devletlerin sistem içinde 'statüko koruyucusu' değil, 'revizyonist' aktörler olduğunu ileri sürer.
Bu teorik çerçeveye göre, büyük güçlerin uluslararası sistemde sürekli olarak rakipleri aleyhine güçlerini artırmaya ve güç maksimizasyonu yapmaya çalışmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* () adlı eserinde, uluslararası barışın korunması için "çıkarların uyumu" veya "hukuka saygı" gibi idealist ilkelerin tek başına yeterli olmadığını, bu ilkelerin genellikle statükoyu korumak isteyen egemen devletlerin bir aracı haline geldiğini savunur. Carr'a göre, yeni güçlenen devletlerin taleplerinin görmezden gelinmesinin sistemi istikrarsızlaştırarak savaşa yol açmasını engellemek için hayati öneme sahip olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemdeki nesnel güç dağılımını dış politikanın temel belirleyicisi (bağımsız değişken) olarak kabul etmekle birlikte; sistemik baskıların doğrudan dış politika çıktılarına (bağımlı değişken) dönüşmediğini, bu sürecin devlet düzeyindeki 'stratejik kültür', 'karar alıcıların algıları' ve 'kamu kaynaklarını seferber etme kapasitesi' gibi unsurlar tarafından filtrelendiğini ileri süren realist yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde, John Herz ve Robert Jervis gibi isimlerin katkılarıyla gelişen "güvenlik ikilemi" (security dilemma) kavramı; revizyonist bir amacı olmayan ve yalnızca hayatta kalmayı (bekayı) hedefleyen devletlerin dahi, birbirlerini istemeden tehdit etmeleri sonucunda ortaya çıkan yapısal bir açmazı ifade eder. Bu teorik çerçeveye göre, güvenlik ikileminin devletler arasında kaçınılmaz bir "yapısal trajediye" dönüşmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası iş birliği süreçlerinde neoliberal kurumsalcılık, aktörlerin birbirini aldatma (hile yapma) ihtimalini iş birliğinin önündeki temel engel olarak görürken; neorealist düşünürler, özellikle Joseph Grieco, devletlerin iş birliğine yönelik direncini "göreli kazançlar" (relative gains) sorunu üzerinden açıklar. Buna göre neorealist bir perspektifle, bir devletin kendi mutlak kazancını artıracak bir projeden partnerinin daha fazla kazanç elde etmesi nedeniyle vazgeçmesinin ardındaki temel güvenlik mantığı aşağıdakilerden hangisidir?
Stephen Walt, neorealist literatürde Kenneth Waltz'un 'Güç Dengesi' teorisini 'Tehdit Dengesi' (Balance of Threat) olarak revize etmiştir. Walt'a göre devletlerin büyük çoğunluğu tehditlere karşı dengeleme (balancing) yoluna gitse de, belirli şartlar altında vagonlama (bandwagoning) davranışının da görülebileceğini belirtir. Ancak Walt, bu davranışın genellikle fırsatçı bir kazanç arayışı değil, bir 'zorunluluk' olduğunu savunur.
Buna göre, Stephen Walt'ın teorik çerçevesinde bir devletin dengeleme yapmak yerine vagonlama/eklemlenme (bandwagoning) stratejisine yönelmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin yokluğu (anarşi), devletlerin birbirlerinin gelecekteki niyetlerine dair her zaman bir şüphe duymasına neden olur. Bu bağlamda, statükoyu korumaktan başka bir amacı olmayan bir devletin bile sadece kendini savunma saikiyle gerçekleştirdiği askeri kapasite artırımı, rakipleri tarafından "potansiyel bir saldırı hazırlığı" olarak görülebilir. Realizm içinde "Güvenlik İkilemi" (Security Dilemma) olarak tanımlanan bu fenomenin en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Savunmacı realizm (defansif realizm) kuramına göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri güvenliklerini sağlamak amacıyla güç peşinde koşmaya zorlar; ancak bu arayışın rasyonel bir sınırı bulunmaktadır. Kenneth Waltz ve diğer savunmacı realistlere göre, bir devletin gücünü rakiplerini tehdit edecek düzeyde aşırı derecede artırması, beklenen sonucun aksine o devletin güvenliğini azaltmaktadır.
Buna göre, savunmacı realizm perspektifinden devletlerin güç artırımında "ölçülü" davranmalarının ve statükoyu koruma eğiliminde olmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemdeki güç dağılımı gibi nesnel faktörlerin devletlerin dış politikalarını tek başına belirlemediğini; bu etkilerin devlet içindeki karar vericilerin öznel dünyası ve devletin kurumsal kapasitesi tarafından şekillendirildiğini savunan realizm yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde, bir aktörün kendi güvenliğini sağlama amacıyla attığı adımların, diğer aktörler tarafından bir tehdit olarak algılanmasıyla tetiklenen ve niyetlerin belirsizliği nedeniyle tüm tarafların nihayetinde kendilerini daha az güvende hissettiği gerginlik sarmalı aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* adlı eserinde liberal-idealist düşüncenin temel dayanaklarından biri olan "çıkarların uyumu" ( ) doktrinine yönelik yıkıcı bir eleştiri getirir. Carr'a göre bu doktrin, uluslararası siyasette aşağıdakilerden hangisine hizmet eden bir işlev görmektedir?
John Mearsheimer, "Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi" adlı eserinde sistemleştirdiği Saldırgan Realizm teorisinde; uluslararası sistemin yapısının, devletleri hayatta kalabilmek için sürekli olarak güçlerini artırmaya ve nihai olarak hegemonya kurmaya zorladığını ileri sürer. Bu yaklaşıma göre, rasyonel devletlerin durmaksızın güç maksimizasyonu peşinde koşmaları ve revizyonist politikalara yönelmeleri bireysel bir tercih değil, sistemik bir zorunluluktur.
Buna göre, devletlerin mevcut güç dağılımıyla yetinmeyip sürekli bir güç artırma eğilimi içinde olmalarının ve niyetlerinden emin olsalar dahi birbirlerine güvenememelerinin ardındaki temel mantıksal dayanak aşağıdakilerden hangisidir?
Neorealist (yapısal realist) teoriye göre, uluslararası sistemde güçlenen bir devlete karşı diğer devletlerin ittifaklar kurarak "güç dengesi" (balance of power) oluşturmaya çalışmalarının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Thucydides'in *Milos Diyaloğu*'nda güçlünün yapabildiğini yaptığı, zayıfın ise çekmek zorunda olduğunu kabullendiği 'doğal zorunluluk' (); Machiavelli'nin *Hükümdar* adlı eserinde siyasetin ahlaktan bağımsız, kendine özgü yasaları olduğu vurgusu ve Hobbes'un *Leviathan* çalışmasında insanların rekabet, güvensizlik ve şan peşinde koştuğu doğa durumu tasviri, Klasik Realizmin temel taşlarını oluşturur.
Bu düşünürlerin analizlerinde, uluslararası siyasetteki çatışmanın 'yapısal' bir zorunluluktan ziyade, öncelikle aşağıdakilerden hangisinin bir sonucu olduğu savunulmaktadır?
Kenneth Waltz, Klasik Realistlerin aksine, gücü uluslararası politikada devletlerin ulaşmaya çalıştığı mutlak bir amaç değil, hayatta kalmayı sağlayan bir "araç" olarak tanımlar. Waltz'a göre, devletlerin rasyonel bir yaklaşımla aşırı güç artırımından kaçınmalarının nedeni, kontrolsüz güç arayışının diğer devletleri karşı ittifaklara yönlendirerek sistemin genel güvenliğini tehlikeye atmasıdır.
Bu düşünceden hareketle Waltz'un neorealist (yapısal realist) yaklaşımına göre, uluslararası sistemde devletlerin temel stratejik önceliği aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau'nun siyasal gerçekçilik (klasik realizm) kuramına göre, evrensel ahlaki ilkeler ile devletlerin siyasal eylemleri arasında her zaman bir gerilim mevcuttur. Morgenthau, bu gerilimi çözmek için "ihtiyat" veya "basiret" (prudence) kavramını merkeze alır. Bu çerçevede, siyasal gerçekçiliğin dördüncü ilkesine göre, evrensel ahlaki ilkelerin uluslararası politikadaki yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorilerinde sistemik istikrarın korunması ve büyük güçler arası savaşın nedenleri üzerine yapılan tartışmalarda Hegemonyacı İstikrar Teorisi ve Güç Geçişi Teorisi öne çıkmaktadır. Charles Kindleberger'in yaklaşımı ile A. F. K. Organski'nin teorik çerçevesi karşılaştırıldığında, sistemin işleyişine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi bu iki teorinin temel farklarını yansıtmaktadır?
Uluslararası ilişkiler teorisinde "sistemik" bir yaklaşım benimseyen Kenneth Waltz'a göre, siyasal yapının tanımlanmasında kullanılan üç bileşenden ikisi olan "düzenleyici ilke" (anarşi) ve "birimlerin karakteri" (işlevsel benzerlik) sistem içinde sabit kabul edilir. Buna göre; sistemin yapısındaki asıl dönüşümü sağlayan, kutupluluk yapısını belirleyen ve Waltz tarafından sistemik bir teorinin temel değişkeni olarak kabul edilen unsur aşağıdakilerden hangisidir?