Realizm ve Neorealizm
506 questions
Robert Jervis, neorealist çerçevenin merkezinde yer alan 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) kavramını daha da derinleştirerek, bu ikilemin şiddetinin ve savaş ihtimalinin sistemdeki iki temel değişkene bağlı olduğunu ileri sürmüştür: Saldırı-savunma dengesi ve saldırı veya savunma silahlarının birbirinden ayırt edilebilirliği.
Buna göre, Jervis'in modellemesinde statükocu devletlerin bile yapısal kısıtlamalar nedeniyle istemeden silahlanma yarışına ve savaşa sürüklenebileceği, güvenlik ikileminin en şiddetli yaşandığı 'iki kat tehlikeli' (doubly dangerous) durum aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?
John Mearsheimer tarafından kavramsallaştırılan saldırgan (ofansif) realizm, devletlerin uluslararası sistemdeki davranışlarını açıklarken savunmacı (defansif) realizmden önemli ölçüde ayrılır. Saldırgan realizme göre devletler, uluslararası sistemin yapısı gereği sürekli bir güç maksimizasyonu arayışı içindedirler ve nihai olarak bölgesel hegemonya kurmayı hedeflerler.
Buna göre, saldırgan realizmin devletleri mevcut güçleriyle yetinmeyip sürekli güç artırımına iten temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik realizmin temel eserlerinden biri olan *Uluslararası Politika* (Politics Among Nations) kitabında Hans Morgenthau, 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi'ni formüle etmiştir. Morgenthau bu ilkeler bağlamında uluslararası siyasetteki güç mücadelesini ve devlet davranışlarını analiz ederken, teorisinin ontolojik temelini belirli bir yaklaşıma dayandırır.
Morgenthau'nun 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi' bağlamında, devletler arası ilişkilerde gözlemlenen bitmek bilmeyen güç arayışının ve çatışma potansiyelinin nihai kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Kendi ulusal güvenliğini sağlamlaştırmak isteyen A ülkesi, tamamen savunma odaklı olduğunu vurguladığı yeni nesil bir anti-balistik füze kalkanı projesini hayata geçirir. Amacı herhangi bir aktöre saldırmak değil, mevcut sınırlarının dokunulmazlığını garanti altına almaktır. Ancak komşusu B ülkesi, bu kalkanın kendi misilleme kapasitesini etkisiz kılacağını ve A ülkesine ileride olası bir "ilk vurma" (first strike) avantajı sağlayacağını düşünerek hızla hipersonik taarruz füzeleri geliştirmeye başlar. Sürecin sonunda her iki ülke de devasa bütçeler harcamasına rağmen başlangıçtaki durumlarından çok daha kırılgan ve savaş riski yüksek bir konuma sürüklenir.
Neorealist teori çerçevesinde değerlendirildiğinde, tarafların barışçıl niyetlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan bu trajik sarmalın temel açıklayıcısı aşağıdakilerden hangisidir?
Yapısal Realizm (Neorealizm) yaklaşımına göre devletler, uluslararası işbirliklerini değerlendirirken yalnızca anlaşmadan ne kadar kâr edeceklerine (mutlak kazanç) odaklanmazlar; aynı zamanda partnerlerinin bu işbirliğinden oransal olarak ne kadar fayda sağlayacağını (göreli kazanç) da titizlikle hesaplarlar. Ortaklığın sonucunda karşı tarafın oransal olarak daha fazla güçlenmesi, gelecekteki olası bir uyuşmazlıkta hayati bir risk unsuru olarak algılanır.
Kenneth Waltz'un teorik çerçevesi dikkate alındığında, devletleri uluslararası ilişkilerde mutlak kazanç yerine göreli kazanç kaygısına iten temel yapısal neden aşağıdakilerden hangisidir?
Küresel siyasette ittifak davranışlarını inceleyen teorik bir çalışma, devletlerin her zaman en büyük tehdide veya en güçlü aktöre karşı birleşmek (dengeleme) zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu analize göre, özellikle statüko karşıtı (revizyonist) hedefleri olan aktörler, salt hayatta kalmak ve güvenliklerini sağlamak güdüsüyle hareket etmezler. Aksine, mevcut uluslararası düzenin yıkılmasıyla ortaya çıkacak ganimetlerden pay almak ve nüfuz alanlarını genişletmek amacıyla yükselen, saldırgan bir gücün peşine takılma eğilimi gösterebilirler. Bu durumda ittifakın temel itici gücü korku değil, sistemin sunduğu fırsatları değerlendirme arzusudur.
Buna göre, metinde bahsedilen devlet davranışı ve bu dinamiği açıklayan teorik kavramsallaştırma aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde verilmiştir?
E.H. Carr, I. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler disiplininin şekillenmesine yön veren hakim düşünce biçimini "ütopya" olarak adlandırır. Carr'a göre bu düşünce biçiminin merkezinde yer alan "çıkarların uyumu" (harmony of interests) ilkesi, dünya barışını sağlamak için tasarlanmış tarafsız ve evrensel bir doğru değildir. Aksine bu ilke, belirli bir dönemin ve belirli aktörlerin siyasi pratiklerinin ideolojik bir yansımasıdır.
E.H. Carr'ın "Yirmi Yıl Krizi" adlı eserindeki bu eleştirisine göre, "çıkarların uyumu" yaklaşımı uluslararası sistemde temelde aşağıdakilerden hangisine hizmet etmektedir?
Uluslararası sistemdeki güç dağılımını ve devlet davranışlarını analiz eden bir politika belgesinde şu ifadelere yer verilmiştir:
'Devletler, karşı tarafın niyetlerinden hiçbir zaman tam olarak emin olamayacakları, merkezi bir otoriteden yoksun anarşik bir yapısal ortamda faaliyet gösterirler. Bu derin belirsizlik ve mutlak hayatta kalma güdüsü, yalnızca mevcut statükoyu korumaya yönelik politikaları etkisiz ve tehlikeli kılar. Bir devletin uzun vadeli güvenliğini garanti altına almasının tek rasyonel yolu, sistemdeki en güçlü aktör konumuna gelmek ve nihayetinde bölgesel bir egemenlik (hegemonya) kurmaktır. Fırsat bulunduğunda gücün sürekli olarak maksimize edilmesi yapısal bir zorunluluktur.'
Bu belgede ifade edilen görüşler, aşağıdaki uluslararası ilişkiler teorilerinden hangisinin temel argümanlarını yansıtmaktadır?
Uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamayacaklarını öne süren bir yaklaşım, salt mevcut statükoyu korumaya yönelik güvenlik arayışının yetersiz kalacağını savunur. Bu yaklaşıma göre, bir devletin kendi bekasını garanti altına almasının yegâne rasyonel yolu, sistemdeki diğer tüm aktörlere kıyasla ezici bir askeri ve ekonomik kapasiteye ulaşarak hegemonya kurmasıdır. Aksi takdirde, diğer güçlerin gelecekteki olası niyet değişimleri her zaman varoluşsal bir tehdit oluşturmaya devam edecektir.
Bu parçada ifade edilen görüşler, aşağıdaki uluslararası ilişkiler teorilerinden hangisinin temel argümanlarını yansıtmaktadır?
Uluslararası ilişkiler disiplininde Kenneth Waltz'un çalışmaları, devlet davranışlarının nedenlerini açıklarken klasik düşünürlerden temelden ayrılır. Klasik yaklaşım devletlerin güç elde etme çabasını bireylerin doğasındaki bencil eğilimlerle açıklarken, Waltz bu durumu uluslararası alanın genel karakteristiğine bağlar. Buna göre, Waltz'un devletleri güvenlik arayışına iten ve güç dengesi politikaları izlemelerini zorunlu kılan temel faktör olarak gördüğü yapısal durum aşağıdakilerden hangisidir?
Neo-realist yaklaşımın öncüsü Kenneth Waltz'a getirilen en köklü teorik eleştirilerden biri, onun devleti içi boş bir "bilardo topu" gibi ele alarak uluslararası politikanın asıl itici gücünü analiz düzeyinden dışlamasıdır. Bu eleştiriyi savunan teorisyenler; Thucydides'in *Melos Diyaloğu*'ndaki güç felsefesine ve Thomas Hobbes'un *Leviathan* adlı eserindeki kötümser antropolojiye atıf yaparak, hiyerarşik bir üst otoritenin bulunmayışının (anarşi) çatışmalar için sadece "izin verici bir koşul" (permissive cause) olabileceğini iddia ederler. Onlara göre, devletleri saldırgan politikalara yönelten asıl etken, uluslararası yapının biçimi değil, yapıyı oluşturan aktörlerin içsel dinamiğidir.
Buna göre, metinde vurgulanan ve klasik realizmin özünü oluşturan temel ontolojik varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası politika analizinde rasyonel bir teori oluşturmayı hedefleyen Siyasal Gerçekçilik yaklaşımı, siyasi olayların tesadüfi olmadığını ve bilinebilir kurallara göre işlediğini ileri sürer.
Hans Morgenthau tarafından formüle edilen 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi'nin ilkine göre, uluslararası politikayı yöneten bu nesnel yasaların temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
X Devleti, içinde bulunduğu çok kutuplu bölgede son on yılda endüstriyel ve askeri kapasitesini muazzam ölçüde artırarak başat bir aktör konumuna gelmiştir. Devletin dış politika yapım sürecinde elitler arası eksenel bir strateji tartışması yaşanmaktadır. Birinci grup, dışsal belirsizlikleri tamamen ortadan kaldırmak için komşu zayıf devletler üzerinde tam bir nüfuz kurularak "bölgesel hegemonya" inşa edilmesini ve ulaşılabilecek maksimum güce erişilmesini kurgulamaktadır.
Eğer bu devletin baş stratejisti Savunmacı (Defansif) Realizm yaklaşımını benimsiyorsa, birinci grubun tavsiyesine karşı sunacağı temel stratejik argüman ve teorik gerekçe aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
Neorealist literatürde ittifak oluşumlarını açıklayan iki önemli teorik katkı, Kenneth Waltz'un geleneksel 'güç dengesi' yaklaşımının eksikliklerini gidermeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda öne sürülen iki temel argüman şöyledir:
I. Devletler kiminle ittifak kuracaklarına karar verirken salt toplam maddi kapasiteye bakmazlar; coğrafi yakınlık, saldırgan yetenekler ve algılanan niyetlerin birleşiminden oluşan spesifik bir unsura karşı dengeleme yaparlar.
II. İttifak davranışları sadece güvenlik arayışıyla açıklanamaz; sistemin statükosundan memnun olmayan (revizyonist) devletler, sistemi değiştirmek isteyen güçlü bir aktöre sırf kâr ve ganimet elde etmek amacıyla eklemlenme (vagonlama) eğilimi gösterebilirler.
Bu iki önermeyi merkeze alarak ittifak teorilerini geliştiren yaklaşımlar ve bu yaklaşımların temsilcileri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?
Bir uluslararası ilişkiler uzmanı, devletlerin krizlere verdiği tepkileri incelerken şu tespiti yapmıştır: 'Uluslararası sistemdeki güç dağılımı ve anarşik yapı, devletlerin önüne belirli kısıtlamalar ve fırsatlar koyar. Ancak bu sistemik baskılar, doğrudan eyleme dönüşmez; adeta bir iletişim bandından (aktarım kayışı) geçer gibi, liderlerin tehdit algılamaları ve devletin sahip olduğu toplumsal kapasite gibi içsel faktörler tarafından filtrelenerek nihai dış politika kararlarını şekillendirir.'
Bu uzmanın, dış politika analizinde uluslararası sistemin etkilerinin içsel 'ara değişkenler' üzerinden süzüldüğünü vurgulayan bu yaklaşımı, aşağıdaki uluslararası ilişkiler teorilerinden hangisinin temel argümanını yansıtmaktadır?
Bir uluslararası krizin çözüm sürecinde, bir devletin dışişleri bakanı karar alırken şu ifadeyi kullanmıştır:
"Alacağımız bu kararın uluslararası hukuk kurallarına uygunluğu veya evrensel adalet anlayışıyla ne kadar örtüştüğü hukukçuların ve ahlak felsefecilerinin tartışma konusudur. Bir devlet adamı olarak benim odaklanmam gereken yegâne husus, bu politikanın devletimizin sahadaki ulusal gücüne ve stratejik çıkarlarına yapacağı etkidir."
Hans Morgenthau'nun "Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi" temel alındığında, dışişleri bakanının bu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisini doğrudan yansıtmaktadır?
Soğuk Savaş döneminde birbirine taban tabana zıt ideolojik, siyasal ve ekonomik sistemlere sahip olan ABD ve SSCB'nin; nükleer caydırıcılık, ittifak arayışları ve silahlanma yarışında neredeyse simetrik dış politika davranışları sergilemesi, uluslararası ilişkiler disiplinindeki temel tartışma konularından biri olmuştur.
Kenneth Waltz'un yapısal realizm (neorealizm) yaklaşımına göre, içsel yapıları (rejimleri ve ideolojileri) tamamen farklı olan bu iki süper gücün uluslararası politikada benzer davranış kalıpları benimsemek zorunda kalmasının teorik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorilerinde güç dağılımı ile dış politika davranışı arasındaki nedensellik ilişkisi farklı biçimlerde ele alınmıştır. Gideon Rose tarafından disipline kazandırılan Neoklasik Realizm, uluslararası sistemin devletlere sunduğu yapısal teşvik ve kısıtlamaların (bağımsız değişken) doğrudan ve mekanik bir biçimde dış politikaya (bağımlı değişken) yansımadığını savunur. Bu yaklaşıma göre, sistemik baskılar ancak belirli bir 'aktarım kayışı' (transmission belt) vasıtasıyla filtrelendikten sonra somut dış politika kararlarına dönüşebilir.
Buna göre, Neoklasik Realizm'de sözü edilen bu 'aktarım kayışı' işlevini görerek aynı sistemik baskılara maruz kalan benzer güçteki devletlerin farklı dış politika tepkileri vermesine neden olan temel 'ara değişken' (intervening variable) aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz'un teorik çerçevesini belirlediği savunmacı (defansif) realizm, devletlerin dış politika davranışlarında güç maksimizasyonundan ziyade "güvenlik maksimizasyonunu" hedeflediklerini ileri sürer. Bu yaklaşıma göre, bir devletin askeri ve ekonomik kapasitesini sınır tanımaksızın artırarak hegemonyaya yönelmesi rasyonel bir strateji değildir ve uluslararası yapı tarafından muhakkak engellenmeye çalışılır.
Savunmacı realizmin, hegemonik genişleme stratejilerinin başarısızlığa mahkûm olduğu yönündeki bu iddiası aşağıdaki gerekçelerden hangisine dayanmaktadır?
E.H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin erken dönemini niteleyen yaklaşımın, olayları nesnel bir biçimde incelemek yerine ideal bir dünya düzeni arayışına girdiğini; ancak bu durumun disiplini sadece 'istekler' üzerine kurulu bir yapıya dönüştürdüğünü savunur. Carr'ın 'Yirmi Yıl Krizi'ndeki bu eleştirel yaklaşımı göz önüne alındığında, realizm evresinin disiplinin olgunlaşma sürecindeki temel katkısı aşağıdakilerden hangisidir?