Meme Hastalıkları

255 questions

Question 161Question

2525 yaşında bir kadın hasta, sağ memesinde eline gelen kitle şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} çapında, düzgün sınırlı ve mobil bir kitle saptanıyor. Bu hastanın radyolojik değerlendirmesinde ilk tercih edilmesi gereken görüntüleme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ultrasonografi (USG)

Answer

Ele gelen kitle şikayeti olan genç kadınlarda (<3035<30-35 yaş) ilk tercih edilmesi gereken görüntüleme yöntemi ultrasonografidir (USG).
Ultrasonografi, 3030-3535 yaş altı kadınlarda hem meme parankiminin yoğunluğu nedeniyle mamografinin kısıtlı kalması hem de radyasyon riskinden kaçınılması nedeniyle ele gelen kitlelerde ilk basamak görüntüleme yöntemidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve klinik bulgusunu değerlendir.
Hasta 2525 yaşında ve ele gelen mobil kitlesi var.
Yaş, meme dokusunun yoğunluğunu ve radyasyon hassasiyetini belirlediği için tetkik seçiminde kritiktir.
2
Genç yaştaki meme dokusu özelliklerini ve radyolojik kısıtlılıkları hatırla.
Gençlerde meme parankimi yoğundur (dens), bu durum mamografinin kitleyi gösterme başarısını (duyarlılığını) azaltır.
Mamografide dens doku ile kitleler benzer radyoopasitede göründüğü için tanı başarısı düşer.
3
İlk basamak tetkiki seç.
Ultrasonografi seçilir.
Ultrasonografi radyasyon içermez, dens memelerde duyarlılığı yüksektir ve kistik-solid ayrımını mükemmel yapar.

Key Concept

Genç kadınlarda (<30<30-3535 yaş) ele gelen meme kitlesinde ilk görüntüleme seçeneği ultrasonografidir.

Practice More

Meme dokusu 'Tip D' (ekstrem dens) olan 4545 yaşındaki bir hastada mamografiye ek olarak hangi yöntemin kullanılması gerektiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 162Question

4040 yaşında, emzirmeyen kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 33 haftadır devam eden ve dış merkezde başlanan 1414 günlük oral antibiyotik tedavisine (amoksisilin-klavulanat) yanıt vermeyen kızarıklık, şişlik ve ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ memede yaygın eritem, ısı artışı ve tüm meme cildinde 'portakal kabuğu' (peaupeau doranged'orange) görünümü saptanıyor. Palpasyonda fluktuasyon veren apse odağı saptanmazken, sağ aksillada 22 cm çapında, sert ve fikse lenf nodları palpe ediliyor. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla hastadan alınan cilt punch biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Dermal lenf kanalları içerisinde tümör hücre embolileri

Answer

Dermal lenf kanalları içerisinde tümör hücre embolilerinin saptanması, inflamatuar meme kanseri tanısını kesinleştiren karakteristik patolojik bulgudur.
Doğru seçenek olan dermal lenf kanallarındaki tümör hücre embolileri, inflamatuar meme kanserinin (IBC) patognomonik özelliğidir. IBC, memenin en agresif kanser türlerinden biridir ve klinik olarak enfeksiyonu taklit etmesinin nedeni, tümör hücrelerinin dermal lenf sistemini tıkayarak yaygın ödem ve inflamatuar benzeri bir yanıta yol açmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Emzirmeyen bir hastada, antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen 'mastit' tablosu, portakal kabuğu görünümü ve aksiller lenfadenopati mevcuttur.
Bu bulgular klinik olarak inflamatuar meme kanseri (IBC) şüphesini en üst düzeye çıkarır.
2
Patofizyolojiyi analiz et
IBC'de görülen cilt ödemi ve eritemin nedeni bakteriyel enfeksiyon değil, dermal lenfatiklerin tümör hücreleri tarafından tıkanmasıdır.
Meme cildindeki karakteristik 'portakal kabuğu' görüntüsünün nedenini anlamak tanısal biyopsi yerini belirler.
3
Tanısal yöntemi belirle
Cilt punch biyopsisi ve alttaki parankimal kitleden kor biyopsi planlanır.
Kesin tanı, ciltteki lenfatik embolilerin histopatolojik olarak gösterilmesi ile konur.

Key Concept

İnflamatuar meme kanseri (IBC), akut mastiti taklit eden klinik görünümüyle (eritem, ödem, ısı artışı) karakterizedir; ancak emzirmeyen hastada antibiyotik tedavisine yanıtsızlık durumunda ayırıcı tanıda mutlaka cilt punch biyopsisi ile dermal lenfatik emboliler araştırılmalıdır.

Practice More

İnflamatuar meme kanseri tanısı konan bir hastada neoadjuvan kemoterapi, cerrahi ve radyoterapiyi içeren multimodalite tedavi yaklaşımlarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 163Question

5454 yaşında kadın hasta, son 22 aydır sol meme başından kendiliğinden gelen ve çamaşırında ıslaklık bırakan berrak, "su gibi" (watery) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki memede kitle saptanmıyor ve aksiller lenfadenopati izlenmiyor. Hastanın yapılan mamografi ve meme ultrasonografisi BI-RADS 11 olarak raporlanıyor. Bu hastada bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tek kanal eksizyonu (mikrodokektomi)

Answer

Patolojik özellik taşıyan (spontan, tek taraflı, tek kanaldan gelen ve berrak/kanlı) meme başı akıntılarında, mamografi ve ultrasonografi normal olsa dahi altın standart yaklaşım tek kanal eksizyonu (mikrodokektomi) yapılmasıdır.
Berrak, su gibi (watery) akıntı; spontan, tek taraflı ve tek kanaldan geliyorsa patolojik kabul edilir. Bu tür akıntılar postmenopozal kadınlarda yüksek oranda intraduktal papillom veya malignite (DCIS) ile ilişkilidir. Standart görüntüleme (MG/USG) negatif olsa dahi, bu durum patolojiyi dışlamaz ve hem tanı hem tedavi için ilgili kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntı karakterinin değerlendirilmesi
Akıntının kendiliğinden (spontan), tek taraflı, tek kanaldan ve berrak (watery) olması bunun "patolojik akıntı" olduğunu gösterir.
Patolojik akıntılar intraduktal papillom veya karsinom (DCIS/İnvaziv) habercisi olabilir.
2
Konvansiyonel görüntüleme sonuçlarının analizi
Mamografi ve USG'nin normal (BI-RADS 11) olması patolojiyi dışlamaz, sadece kitle oluşturan bir odak saptanamadığını gösterir.
Duktal karsinoma in situ (DCIS) gibi lezyonlar radyolojik olarak bulgu vermeden sadece akıntı ile prezente olabilir.
3
Cerrahi kararı ve yöntemin belirlenmesi
Tek kanal eksizyonu (mikrodokektomi) uygulanır.
Bu işlem hem akıntıya neden olan kanalın histopatolojik tanısını sağlar hem de semptomu tedavi eder.

Key Concept

Patolojik Meme Başı Akıntısı Yönetimi

Practice More

Meme başı akıntısı ile başvuran hastada akıntının 'multiduktal' (çok kanaldan) ve 'sıkmakla' gelmesi durumunda yaklaşımın nasıl değişeceğini inceleyin (genellikle fizyolojik/duktal ektazi).
Estimated Time:2m 0s
Question 164Question

Meme gelişim anomalileri arasında en sık karşılaşılan, embriyolojik süt çizgisi (milk line) üzerinde normal meme başı dışında ek bir meme başı bulunması durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Politeli

Answer

Meme gelişim anomalileri arasında en sık görülen ve süt çizgisi üzerinde ek meme başı varlığı ile karakterize durum politelidir.
Politeli, meme gelişim anomalileri içinde en sık görülenidir. Embriyolojik dönemde süt çizgisi (mamarian line) üzerinde meme uçlarının gerilemesi gerekirken, bu çizgi üzerinde herhangi bir noktada aksesuar bir meme ucunun kalmasıyla karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Embriyolojik meme gelişiminin değerlendirilmesi
Meme gelişimi, aksilladan inguinal bölgeye uzanan süt çizgisi (milk line) boyunca gerçekleşir.
Anomalilerin yerleşim yerini anlamak için embriyolojik kökenin bilinmesi gerekir.
2
En sık görülen anomalinin belirlenmesi
Politeli, popülasyonun yaklaşık %1-2'sinde görülen en yaygın anomalidir.
Klinik pratikte ve sınavlarda en sık sorgulanan istatistiksel bilgidir.
3
Doku içeriğine göre sınıflama yapılması
Sadece meme ucu varsa politeli, meme dokusu da eşlik ediyorsa polimasti denir.
Doğru tanıyı koymak için içerik farkı kritiktir.

Key Concept

Meme Gelişim Anomalileri ve Politeli

Practice More

Polimasti ve aksesuar meme dokusunda gelişebilecek patolojilerin (kanser, fibroadenom) normal meme dokusuyla aynı olduğunu unutmayın.
Estimated Time:45s
Question 165Question

Aksiller bölge anatomisi, memenin lenfatik drenaj basamakları ve gelişimsel süreçleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki klinik bilgilerden hangisi hatalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Pektoralis minör kasının medial kenarı ile aksiller venin klavikula altına girdiği nokta (Halsted ligamanı) arasında kalan apikal lenf nodları, Berg sınıflamasına göre Seviye II olarak tanımlanır.

Answer

Pektoralis minör kasının medial kenarı ile Halsted ligamanı arasında kalan apikal lenf nodları Seviye III olarak tanımlanır, Seviye II değil.
Berg lenfatik sınıflamasına göre pektoralis minör kası mihenk taşıdır. Kasın medial (üst) kenarı ile Halsted ligamanı (kostoklaviküler fasya) arasında kalan en derin ve en yukarıdaki lenf nodu grubu Seviye III (Apikal) gruptur. Seviye II grubu ise kasın tam arkasında (posteriorunda) yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Aksiller lenfatik drenaj seviyelerinin (Berg Seviyeleri) sınırlarını hatırla.
Seviye I: Pektoralis minörün laterali. Seviye II: Pektoralis minörün arkası. Seviye III: Pektoralis minörün mediali/apikali.
Cerrahi ve onkolojik evreleme için bu anatomik sınırlar kritiktir.
2
Seviye II ve Seviye III arasındaki sınırı netleştir.
Kasın medial sınırı ile Halsted ligamanı (kostoklaviküler fasya) arası Seviye III'tür.
Seçeneklerdeki tanım Seviye III'e ait olmasına rağmen Seviye II olarak etiketlenmiştir.
3
Meme fizyolojisi ve anomalilerini doğrula.
Progesteronun laktasyonu baskılaması ve amazia tanımı tıbbi literatürle uyumludur.
Diğer şıkların doğruluğu yanlış olan seçeneği teyit eder.

Key Concept

Berg Aksiller Lenf Nodu Seviyeleri ve Anatomik Sınırları

Practice More

Aksiller diseksiyon sınırlarını (V. Axillaris, N. Thoracicus Longus, N. Thoracodorsalis) içeren diğer soruları çözerek anatomik hakimiyetinizi pekiştirin.
Estimated Time:3m 0s
Question 166Question

3232 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 11 aydır devam eden ağrılı şişlik ve meme cildinde kızarıklık şikâyetiyle başvuruyor. Hastanın 22 yıl önce ikinci doğumunu yaptığı ve 11 yıl önce emzirmeyi bıraktığı öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme alt dış kadranda yaklaşık 44 cm boyutunda, cilde fikse, hassas kitle ve kitle üzerinde cilde açılan küçük bir fistül ağzı saptanıyor. Aksiller muayenede patolojik lenf nodu saptanmıyor. Yapılan kor biyopsi sonucunda 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon' raporlanıyor. Tüberküloz ve diğer spesifik nedenler dışlandıktan sonra, bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sistemik kortikosteroid tedavisi

Answer

Sistemik kortikosteroid tedavisi
Sistemik kortikosteroid tedavisi, İdiopatik Granülomatöz Mastit vakalarında enflamatuar süreci kontrol altına alan ve cerrahiye gereksinimi azaltan primer tedavi yöntemidir. Histopatolojide saptanan 'lobülosentrik' dağılım İGM için tipiktir ve Tüberküloz gibi 'duktosentrik' granulom yapan hastalıklardan ayrımında önemlidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir
Hastada emzirme sonrası dönemde (postpartum 2. yıl) ortaya çıkan, kanseri taklit eden kitle ve fistül varlığı ile 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz' patern İdiopatik Granülomatöz Mastit'i (İGM) işaret eder.
Tanının netleştirilmesi ve malignitenin dışlanması için kor biyopsi altın standarttır.
2
Ayırıcı tanıda spesifik ajanları ekarte et
Özellikle Tüberküloz (kazeifiye granülom) ve mantar enfeksiyonları dışlanmalıdır.
Steroid tedavisi öncesi latent enfeksiyonların alevlenmesini önlemek gerekir.
3
Tedavi protokolünü belirle
Güncel kılavuzlara göre medikal tedavi (kortikosteroidler) ilk tercihtir.
Cerrahi nüks oranlarının yüksekliği (%20-50) ve steroidlerin yüksek başarı oranı nedeniyle ilk basamaktır.

Key Concept

İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) yönetiminde, malignite ve enfeksiyonlar dışlandıktan sonra ilk seçenek sistemik kortikosteroidlerdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 167Question

Meme kanseri tanısı alan bir hastada, yapılan sistemik taramalarda akciğer ve karaciğer metastazı saptanmamasına rağmen, lomber vertebralarda ve pelviste yaygın metastatik odaklar izlenmiştir. Bu klinik tabloya göre, meme kanseri hücrelerinin akciğer kapiller yatağını baypas ederek doğrudan vertebral sisteme yayılmasını sağlayan anatomik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Batson venöz pleksusu

Answer

Batson venöz pleksusu (vertebral venöz pleksus)
Batson venöz pleksusu (vertebral venöz pleksus), interkostal venler aracılığıyla meme dokusu ile doğrudan bağlantılıdır. Bu pleksusun en önemli özelliği kapaksız olmasıdır; bu sayede venöz kan (ve içindeki kanser hücreleri) vena cava sistemine girmeden, dolayısıyla akciğer kapiller yatağından geçmeden doğrudan vertebralara ve pelvise ulaşabilir. Bu durum, meme kanserinin akciğer metastazı olmaksızın neden sık kemik metastazı yaptığını açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Memenin venöz drenaj yollarını ve metastaz mekanizmasını analiz et.
Memenin venöz kanı esas olarak v. axillaris, v. thoracica interna ve v. intercostalisler üzerinden drene olur.
Metastaz yollarını anlamak için venöz bağlantıların bilinmesi gerekir.
2
Akciğer tutulumu olmaksızın kemik metastazını açıklayan 'baypas' yolunu tanımla.
İnterkostal venler ile vertebral venöz pleksus (Batson pleksusu) arasında doğrudan bağlantı mevcuttur.
Batson pleksusu kapaksızdır ve kanın vena cava sistemine girmeden doğrudan omurgaya akmasına izin verir.

Key Concept

Batson Venöz Pleksusu ve Kemik Metastazı
Estimated Time:1m 15s
Question 168Question

4444 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 22 haftadır fark ettiği ağrılı kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol meme üst dış kadranda yaklaşık 3 cm3 \text{ cm} boyutunda, mobil ve düzgün sınırlı kitle palpe ediliyor. Meme ultrasonografisinde lezyonun ince duvarlı, iç yapısı anekoik ve posterior akustik güçlenmesi olan basit bir kist olduğu saptanıyor. Hastanın ağrısını rahatlatmak amacıyla yapılan ince iğne aspirasyonunda seröz vasıflı sıvı aspire ediliyor ve palpabl kitle tamamen kayboluyor. Bu klinik tabloya göre, hastanın takibinde en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rutin tarama ve izlem programına devam edilmesi

Answer

Rutin tarama ve izlem programına devam edilmesi
Meme ultrasonografisinde 'basit kist' kriterlerini karşılayan (ince duvarlı, anekoik, posterior akustik güçlenme) lezyonlarda; eğer aspirasyon sonrası sıvı kanlı değilse ve kitle tamamen ortadan kalkıyorsa, ileri tetkike gerek kalmaz. Bu hastalar yaşlarına uygun rutin meme kanseri tarama programına devam edebilirler.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun ultrasonografik özelliklerini değerlendir.
Lezyonun ince duvarlı ve anekoik olması 'Basit Kist' tanısını doğrular.
Müdahale planı lezyonun kistik veya solid olmasına göre değişir.
2
İnce iğne aspirasyonu (İİA) sonrası bulguları analiz et.
Sıvının seröz olması ve kitlenin tamamen kaybolması benign bir süreci işaret eder.
Eğer sıvı kanlı olsaydı veya kitle kaybolmasaydı ileri tetkik (biyopsi/sitoloji) gerekirdi.
3
Uzun dönem takip planını belirle.
Hasta yaş grubu için uygun olan rutin tarama protokolüne geri dönülür.
Basit kistlerin malignite riski yoktur ve başarılı aspirasyon sonrası ek müdahale gerekmez.

Key Concept

Basit Meme Kistlerinin Yönetimi

Alternative Method

Eğer aspirasyon sonrası kitle tam kaybolmasaydı veya kist içeriği kanlı olsaydı, altın standart yaklaşım kitleden biyopsi yapılması veya aspiratın sitolojik incelenmesi olurdu.
Estimated Time:1m 30s
Question 169Question

4242 yaşında kadın hasta, sol meme başından kendiliğinden gelen, kanlı-seröz nitelikte akıntı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede kitle saptanmıyor, ancak areola üzerine bası yapıldığında tek kanaldan akıntı geldiği gözleniyor. Mamografi normal olarak değerlendirilirken, ultrasonografide subareolar bölgede bir duktus içerisinde 8 mm8\text{ mm} boyutunda vejetan oluşum izleniyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikrodokektomi (ilgili duktusun cerrahi eksizyonu)

Answer

En uygun yaklaşım, etkilenen kanalın cerrahi olarak çıkarılması olan mikrodokektomidir.
Hastanın sunduğu tek taraflı, tek kanal ve kanlı-seröz nitelikteki akıntı patolojik bir durumdur. Ultrasonografide saptanan intraduktal vejetan oluşum ile birlikte düşünüldüğünde, en olası tanı intraduktal papillomdur. Bu lezyonlar karsinoma in situ veya invaziv karsinom ile ilişkili olabileceği için etkilenen kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) hem tanısal hem de tedavi edici altın standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Akıntı karakterini analiz et
Tek taraflı, tek kanal, kendiliğinden ve kanlı-seröz akıntı olması 'patolojik akıntı' tanımına uyar.
Yönetim planını belirlemek için akıntının fizyolojik mi yoksa patolojik mi olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Görüntüleme bulgularını yorumla
Ultrasonografide saptanan duktus içi vejetan oluşum, en olası tanının intraduktal papillom olduğunu gösterir.
Radyolojik bulgular, patolojinin yerini ve olası doğasını belirlemeye yardımcı olur.
3
Tedavi kararını ver
İntraduktal papillomlar, içlerinde atipi veya gizli bir papiller karsinom barındırabileceği için kesin tanı ve tedavi amacıyla mikrodokektomi yapılmalıdır.
Semptomatik rahatlama sağlamak ve malignite olasılığını dışlamak için cerrahi eksizyon gereklidir.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntılarında (tek taraflı, kanlı, tek kanal) en sık neden intraduktal papillomdur ve yönetimi cerrahi eksizyondur.
Estimated Time:1m 15s
Question 170Question

Meme kanseri gelişiminde kümülatif östrojen maruziyeti en önemli risk belirleyicilerinden biridir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi meme kanseri riskini artıran faktörlerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Erken menarş

Answer

Meme kanseri riskini artıran faktör erken menarştır.
Meme kanseri patogenezinde östrojen maruziyeti kritik rol oynar. Erken menarş (12 yaşından önce), kadının adet döngüsü sayısını artırarak meme dokusunun daha uzun süre hormonal uyarana maruz kalmasına neden olur ve bu da kanser riskini istatistiksel olarak artırır.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal risk faktörlerinin mekanizmasını hatırla.
Meme kanseri riski, meme epitelinin maruz kaldığı kümülatif östrojen ve progesteron miktarıyla doğrudan ilişkilidir.
Hormonal maruziyet süresini uzatan her durum (erken menarş, geç menopoz, nulliparite) riski artırır.
2
Seçenekleri risk artırıcı ve koruyucu olarak sınıflandır.
Erken menarş risk artırıcı; geç menarş, emzirme, multiparite ve erken ilk gebelik koruyucudur.
Koruyucu faktörler genellikle toplam adet döngüsü sayısını azaltan veya meme dokusunu olgunlaştıran durumlardır.

Key Concept

Kümülatif Östrojen Maruziyeti

Practice More

Meme kanserinde yüksek riskli histopatolojik lezyonları (ADH, ALH, LCIS) ve bunların risk katsayılarını inceleyin.
Estimated Time:45s
Question 171Question

Rutin kontrollerini yaptıran 5555 yaşındaki bir kadında, tarama mamografisi sırasında sol meme üst dış kadranda 12 mm12 \text{ mm}'lik alanda kümelenmiş pleomorfik mikrokalsifikasyonlar fark ediliyor. Yapılan stereotaktik kor biyopsi sonucu 'yüksek dereceli duktal karsinoma in situ (DCIS)' olarak raporlanıyor. Hastaya meme koruyucu cerrahi (geniş eksizyon) uygulanıyor ve nihai patoloji raporunda DCIS odağının boyalı cerrahi sınıra en yakın uzaklığı 1 mm1 \text{ mm} olarak belirtiliyor. Bu aşamada hastanın yönetimi için en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerrahi sınırların en az 2 mm2 \text{ mm} negatiflik sağlanacak şekilde genişletilmesi (re-eksizyon)

Answer

Duktal karsinoma in situ (DCIS) tanısıyla meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda, cerrahi sınırın en az 2 mm2 \text{ mm} olması gerekmektedir; bu nedenle 1 mm1 \text{ mm} saptanan hastada re-eksizyon yapılmalıdır.
Duktal karsinoma in situ (DCIS) tedavisinde meme koruyucu cerrahi yapıldığında, lokal yinelemeyi önlemek için cerrahi sınırların temiz olması yeterli değildir; kılavuzlar bu sınırın en az 2 mm2 \text{ mm} olmasını şart koşar. Olguda sınır 1 mm1 \text{ mm} olarak raporlandığı için uygun yaklaşım cerrahi sınırın genişletilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Tanının ve cerrahi yöntemin doğrulanması
Hasta yüksek dereceli DCIS tanılıdır ve meme koruyucu cerrahi (MKC) uygulanmıştır.
Yönetim planı tanıya ve uygulanan cerrahiye göre şekillenir.
2
Güncel kılavuzlardaki cerrahi sınır kriterlerinin hatırlanması
SSO/ASTRO kılavuzlarına göre DCIS için MKC'de güvenli cerrahi sınır 2 mm\geq 2 \text{ mm}'dir.
Lokal nüks riskini en düşük seviyede tutmak için gereken bilimsel eşik değerdir.
3
Vaka verisi ile kriterin karşılaştırılması
Hastadaki 1 mm1 \text{ mm}'lik sınır, hedeflenen 2 mm2 \text{ mm}'den küçüktür.
Sınırın yetersiz olduğunu (positive/close margin) kantitatif olarak saptamak gerekir.
4
Sonuç kararının verilmesi
Cerrahi sınırların genişletilmesi (re-eksizyon) gereklidir.
Yetersiz sınır varlığında standart yaklaşım cerrahi temizlik sağlamaktır.

Key Concept

DCIS yönetiminde '2 mm cerrahi sınır' kuralı

Practice More

Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS) saptanan bir hastada cerrahi sınır negatifliği şart mıdır? (Cevap: Klasik LCIS'de cerrahi sınırın pozitif olması ek cerrahi gerektirmez).
Estimated Time:1m 30s
Question 172Question

4848 yaşında kadın hastanın tarama mamografisinde sol meme üst dış kadranda 1.5 cm1.5 \text{ cm}'lik alanda kümelenmiş pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmıştır. Yapılan stereotaktik tel işaretli biyopsi sonucunda "Pleomorfik Lobüler Karsinoma In Situ (PLCIS)" tanısı konulmuştur. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerrahi sınır negatifliğini (2 mm2 \text{ mm}) sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon yapılması

Answer

Cerrahi sınır negatifliğini (2 mm2 \text{ mm}) sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon yapılması
Pleomorfik LCIS (PLCIS), klasik lobüler karsinoma in situ'dan (LCIS) histolojik ve biyolojik olarak farklıdır. Klasik LCIS'de cerrahi sınır negatifliği aranması zorunlu değilken ve hastalık bir risk belirteci olarak görülürken; PLCIS tıpkı DCIS gibi yönetilir. Bu durumda 2 mm2 \text{ mm} cerrahi sınır negatifliği sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon yapılması standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Patoloji sonucunun (Pleomorfik LCIS) klasik LCIS'den farkını belirle.
PLCIS, klasik LCIS'in aksine daha agresif seyreder ve DCIS (Duktal Karsinoma İn Situ) gibi biyolojik davranış sergiler.
Klasik LCIS sadece bir risk belirteciyken, PLCIS pre-invaziv bir lezyon kabul edilir.
2
Lezyon için gerekli cerrahi sınır gerekliliğini değerlendir.
PLCIS tedavisinde, DCIS protokollerinde olduğu gibi 2 mm2 \text{ mm} cerrahi sınır negatifliği hedeflenir.
Yetersiz cerrahi sınır, yüksek nüks riski ve invaziv karsinoma dönüşüm riski ile ilişkilidir.
3
Aksiller evreleme ihtiyacını kontrol et.
Meme koruyucu cerrahi (geniş lokal eksizyon) planlanan in situ vakalarda sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB) rutin değildir.
İn situ lezyonların lenfatik yayılım potansiyeli çok düşüktür; SLNB ancak mastektomi yapılacaksa (sonradan yapılamayacağı için) endikedir.

Key Concept

Pleomorfik LCIS (PLCIS) yönetimi klasik LCIS'den farklıdır; tedavi prensipleri bakımından Duktal Karsinoma İn Situ (DCIS) protokolleri (negatif cerrahi sınır zorunluluğu) uygulanır.

Practice More

İn situ meme kanserlerinde hangi durumlarda meme koruyucu cerrahi kontrendikedir ve hangi durumlarda in situ vakalarda sentinel lenf nodu biyopsisi eklenmelidir?
Estimated Time:1m 30s
Question 173Question

4545 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 11 aydır var olan ve giderek sertleşen bir kitle şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden 22 ay önce bir trafik kazası geçirdiği ve emniyet kemerinin baskısına bağlı olarak aynı meme bölgesinde şiddetli ekimoz (morarma) oluştuğu öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, sert, düzensiz sınırlı, ağrısız ve cilde fikse kitle saptanıyor; aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Mammografide kitle lojunda santrali radyolüsen alan içeren ve çevresinde "yumurta kabuğu" (eggshell) tarzında kalsifikasyonlar bulunan bir lezyon izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yağ nekrozu

Answer

Yağ nekrozu
Doğru seçenek olan yağ nekrozu, meme dokusunun maruz kaldığı travma (kaza, cerrahi, biyopsi vb.) sonucu gelişen aseptik bir inflamatuar süreçtir. Klinik olarak sert, düzensiz sınırlı ve bazen cilde fikse olması nedeniyle kanserle karışabilir. Ancak mammografide izlenen santral radyolüsen alan (sıvılaşmış yağ) ve lezyon çevresindeki kalsifikasyonlar (yumurta kabuğu görünümü) tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın anamnezini ve klinik bulgularını değerlendir.
Travma öyküsü (emniyet kemeri) ve fizik muayenede maligniteyi taklit eden sert, fikse kitle saptandı.
Yağ nekrozu sıklıkla travma veya cerrahi girişim sonrası gelişir ve klinik olarak kanserle karışabilir.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et.
Santrali radyolüsen (yağ içeriği) alan ve yumurta kabuğu tarzı kalsifikasyonlar izlendi.
Bu bulgular yağ nekrozu sonrası oluşan 'yağ kisti' (oil cyst) oluşumunu karakterize eder.
3
Ayırıcı tanı yap ve en olası sonuca ulaş.
Malignite bulgularına rağmen travma öyküsü ve spesifik radyolojik bulgularla yağ nekrozu tanısı konur.
Yağ nekrozu, TUS sınavlarında 'maligniteyi en çok taklit eden benign durum' olarak sıkça sorgulanır.

Key Concept

Meme Yağ Nekrozu (Fat Necrosis)
Estimated Time:1m 15s
Question 174Question

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mammografisinde sol meme üst dış kadranda, 1.51.5 cm boyutunda, merkezinde radyolüsensi (saydamlık) bulunan ancak çevresinde uzun spiküllerin izlendiği stellat (yıldızsı) bir lezyon saptanıyor. Fizik muayenede palpabl kitle, cilt çekintisi veya aksiller lenfadenopati saptanmayan bu hastada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerrahi eksizyonel biyopsi

Answer

Radial scar (kompleks sklerozan lezyon) şüphesi olan stellat lezyonlarda en uygun yaklaşım cerrahi eksizyonel biyopsidir.
Cerrahi eksizyonel biyopsi seçeneği doğrudur çünkü radial scar (kompleks sklerozan lezyon) mammografide skiröz karsinomu taklit eden stellat bir görünüme sahiptir. Merkezi radyolüsensi her ne kadar benign lehine bir bulgu olsa da, bu lezyonların içinde yaklaşık %10-30 oranında tübüler karsinom, DCIS veya atipik hiperplazi odakları saptanabilir. Bu nedenle lezyonun tamamının patolojik olarak incelenmesi zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Mammografik bulgunun analizi
Merkezi radyolüsent stellat lezyon
Bu görünüm klasik olarak 'Radial Scar' (Kompleks Sklerozan Lezyon) için tipiktir ancak meme kanserini taklit eder.
2
Kanser riskinin değerlendirilmesi
Yüksek malignite riski (%10-30)
Radial scar lezyonlarının merkezinde veya çevresinde tübüler karsinom veya DCIS odakları bulunabilir.
3
Yönetim planının belirlenmesi
Cerrahi eksizyon kararı
Lezyonun tamamı incelenmeden malignite kesin olarak dışlanamaz; bu nedenle tam eksizyon altın standarttır.

Key Concept

Radial Scar (Kompleks Sklerozan Lezyon) yönetimi

Practice More

Meme başı akıntısı olan hastalarda intraduktal papillom ve duktal ektazi ayrımına yönelik soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 175Question

4444 yaşında kadın hasta, yaklaşık 33 aydır devam eden sol meme başında kendiliğinden olan, tek kanaldan gelen su gibi berrak (watery) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki memede palpabl kitle saptanmıyor ve aksiller lenfadenopati eşlik etmiyor. Yapılan bilateral mamografi ve meme ultrasonografisi normal (BIRADSBIRADS 11) olarak değerlendiriliyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikrodokektomi uygulanması

Answer

Patolojik meme başı akıntısı olan ve konvansiyonel görüntüleme yöntemleri normal saptanan hastalarda en uygun yaklaşım mikrodokektomidir.
Patolojik meme başı akıntısı; kendiliğinden olan, tek taraflı, tek kanaldan gelen ve kanlı, seröz veya berrak karakterdeki akıntıdır. Bu tür akıntılarda fizik muayene ve radyoloji (mamografi ve ultrason) normal olsa dahi, akıntının kaynağı olan kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) standart yaklaşımdır. Bu işlem hem altta yatan nedeni (en sık intraduktal papillom) teşhis eder hem de tedavi sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının karakterini değerlendir
Tek taraflı, tek kanal, spontan ve berrak (watery) akıntı 'patolojik akıntı' olarak sınıflandırılır.
Su gibi berrak akıntı, seröz ve kanlı akıntılarla birlikte yüksek oranda papillom veya malignite (DCISDCIS veya invaziv kanser) riski taşır.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Mamografi ve USG'nin normal (BIRADSBIRADS 11) olması, intraduktal mikro-lezyonların varlığını dışlamaz.
Özellikle intraduktal papillomlar veya insituin situ karsinomlar standart görüntülemede her zaman kitle formunda görülmeyebilir.
3
Tanısal ve tedavi edici yöntemi belirle
Etkilenen duktusun cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) planlanır.
Patolojik akıntıda cerrahi eksizyon, hem patolojik tanıyı koydurur hem de akıntıya neden olan lezyonu tedavi eder.

Key Concept

Patolojik Meme Başı Akıntısı Algoritması
Question 176Question

Meme kanseri risk faktörleri ve genetik yatkınlık süreçleri ile ilgili klinik veriler değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Premenopozal dönemdeki BRCA mutasyonu taşıyıcılarında profilaktik bilateral ooferektomi yapılması, meme kanseri riskini yaklaşık \%50 oranında azaltır.

Answer

Premenopozal dönemdeki BRCA mutasyonu taşıyıcılarında profilaktik ooferektomi yapılması meme kanseri riskini yaklaşık %50 oranında azaltmaktadır.
Premenopozal dönemde uygulanan bilateral profilaktik salpingo-ooferektomi, vücuttaki östrojen ve progesteron kaynağını ortadan kaldırarak hormonal duyarlı meme dokusundaki neoplastik dönüşüm riskini yaklaşık \%50 oranında azaltır. Bu etki, özellikle BRCA mutasyonu taşıyan ve ömür boyu risk artışı olan popülasyonda hayati bir koruma sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Genetik mutasyonların klinik başlangıç yaşları karşılaştırılır.
BRCA1'in BRCA2'ye göre daha erken yaşlarda kanser riskini artırdığı teyit edilir.
Genetik penetrans farklarını ayırt etmek için.
2
Yüksek riskli histopatolojik lezyonların (ALH) yayılım karakteri analiz edilir.
Bu lezyonların bilateral meme kanseri riski taşıyan sistemik belirteçler olduğu saptanır.
Lokalizasyon hatasını önlemek için.
3
Hormonal müdahalenin genetik risk üzerindeki kantitatif etkisi değerlendirilir.
Ooferektominin premenopozal kadınlarda risk azalmasındaki rolü doğrulanır.
En efektif risk azaltma stratejisini belirlemek için.

Key Concept

Meme Kanseri Genetik Risk Yönetimi ve Hormonal İlişki
Estimated Time:1m 15s
Question 177Question

Meme kanseri gelişiminde rol oynayan risk faktörleri ve genetik yatkınlık sendromları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Atipik duktal hiperplazi (ADHADH) saptanan bir kadında, birinci derece bir akrabada meme kanseri öyküsü bulunması meme kanseri riskini yaklaşık 8108-10 kat artırmaktadır.

Answer

Atipik duktal hiperplazi ile birlikte birinci derece akrabada meme kanseri öyküsünün bulunması, riski yaklaşık 8-10 kat artırır.
Doğru olan ifade, atipik duktal hiperplazi saptanan bir kadında aile öyküsünün (birinci derece akraba) varlığının meme kanseri riskini yaklaşık 8108-10 kat artırdığıdır. Bu durum, meme kanseri risk sınıflamasında en yüksek risk gruplarından birini (genetik sendromlar dışında) oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Lezyon bazlı riskin belirlenmesi
Atipik duktal hiperplazi (ADH) rölatif riski (RR) 4.0 - 5.0 arasındadır.
Bu lezyonlar orta dereceli risk artışı sağlayan proliferatif meme hastalıkları grubundadır.
2
Aile öyküsü faktörünün eklenmesi
Birinci derece akrabada meme kanseri öyküsü RR'yi yaklaşık 2.0 kat artırır.
Genetik yatkınlık, mevcut hücresel atipinin progresyon riskini güçlendirir.
3
Sinerjik etkinin hesaplanması
ADH + Birinci derece akraba öyküsü = RR 8.0 - 10.0.
Meme kanseri risk modellerinde (örn. Gail Modeli) patolojik bulgular ve aile öyküsü çarpan etkisi gösterir.

Key Concept

Meme Kanserinde Risk Sinerjisi (Patoloji + Aile Öyküsü)

Practice More

Kalıtsal sendromların (BRCA, Cowden, Li-Fraumeni) diğer organ tutulumlarını (over, tiroid, sarkom) içeren bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 178Question

Meme kanseri riskini belirleyen histopatolojik ve klinik faktörler, invaziv kanser gelişimi için taşıdıkları göreceli risk (relative risk - RR) oranlarına göre sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki klinik veya histopatolojik durumlardan hangisine sahip bir kadında, yaşam boyu invaziv meme kanseri gelişme riski diğerlerine göre en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Biyopsi materyalinde saptanan lobüler karsinoma in situ (LCIS)

Answer

Biyopsi materyalinde saptanan lobüler karsinoma in situ (LCIS)
Lobüler karsinoma in situ (LCIS), hem aynı memede hem de karşı memede yaşam boyu invaziv kanser gelişme riskini yaklaşık 77 ile 1111 kat artırarak, verilen seçenekler arasındaki en yüksek göreceli riski temsil eder. Bu durum hem bir risk faktörü hem de bir risk belirteci olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki klinik ve histopatolojik faktörlerin göreceli risk (RR) değerlerini belirle.
LCIS (RR711RR \approx 7-11), ADH (RR45RR \approx 4-5), Geç ilk gebelik (RR1.9RR \approx 1.9), Aile öyküsü (RR1.8RR \approx 1.8), Sklerozan adenozis (RR1.52RR \approx 1.5-2).
Risk faktörlerini objektif olarak karşılaştırabilmek için standart RR değerlerini kullanmak gerekir.
2
Elde edilen RR değerlerini büyüklük sırasına koy.
LCIS > ADH > Geç ilk gebelik \approx Aile öyküsü > Sklerozan adenozis.
Soruda istenen 'en yüksek' risk faktörünü belirlemek için hiyerarşik sıralama yapılmalıdır.

Key Concept

Meme kanseri risk faktörlerinin göreceli risk (relative risk) büyüklükleri ve biyopsi bulgularının önemi.
Estimated Time:1m 0s
Question 179Question

Meme kanseri cerrahisinde aksiller lenf nodu diseksiyonu yapılırken m.pectoralisminorm. pectoralis minor kası anatomik bir nirengi noktası olarak kullanılır. Bu kasın medialinde (üst-iç kısmında) kalan lenf nodu grubu Berg sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Seviye III

Answer

Seviye III
Doğru yanıt olan Seviye III seçeneği, m.pectoralisminorm. pectoralis minor kasının medialinde ve aksiller apeks bölgesinde yer alan lenf nodlarını tanımlar. Bu seviye aynı zamanda infraklaviküler lenf nodlarını da içerir ve cerrahi diseksiyonun en proksimal sınırını temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Aksiller lenf nodu seviyelemesi için temel nirengi noktasını belirle.
m.pectoralisminorm. pectoralis minor kası, aksillayı üç cerrahi seviyeye ayıran temel yapıdır.
Cerrahi diseksiyonun sınırlarını belirlemek için standart bir anatomik referans gereklidir.
2
Kasın medialindeki (üst-iç kısmındaki) alanı tanımla.
Kasın medial tarafı, aksillanın apeksine (tepe noktasına) karşılık gelen en derin diseksiyon bölgesidir.
Berg sınıflamasına göre seviyeler lateralden mediale (I'den III'e) doğru ilerler.
3
Medial bölgeye karşılık gelen Berg seviyesini eşleştir.
Medial bölgedeki nodlar Seviye III olarak adlandırılır.
Seviye I lateral, Seviye II posterior, Seviye III ise medial yerleşimlidir.

Key Concept

Berg Aksiller Lenf Nodu Seviyelemesi
Estimated Time:45s
Question 180Question

Meme koruyucu cerrahi planlanan Duktal Karsinoma İn Situ (DCIS) olgularında, lokal nüks riskini belirleyerek adjuvan radyoterapi gerekliliğine karar vermede 'Van Nuys Prognostik İndeksi' (VNPI) kullanılmaktadır. Aşağıdaki faktörlerden hangisi bu skorlama sisteminin parametrelerinden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Hormon reseptör durumu

Answer

Van Nuys Prognostik İndeksi'nde yer almayan parametre 'Hormon reseptör durumu'dur.
Van Nuys Prognostik İndeksi (VNPI), DCIS hastalarında meme koruyucu cerrahi sonrası nüks riskini belirlemek için 4 temel parametre kullanır: Tümör boyutu, Cerrahi sınır genişliği, Patolojik sınıflandırma (Nükleer derece/Nekroz) ve Hasta yaşı. Hormon reseptör durumu (ER/PR), hastanın adjuvan endokrin tedaviden (Tamoksifen) fayda görüp görmeyeceğini belirler ancak VNPI skorlama sisteminin hesaplanmasına katılmaz.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun neyi sorguladığını analiz et
Soru, DCIS tedavisinde kullanılan Van Nuys Prognostik İndeksi'nin bileşenlerini ve dışlanan faktörü sormaktadır.
VNPI, DCIS hastalarında nüks riskini öngörmek için kullanılan standart bir skorlama sistemidir.
2
VNPI parametrelerini hatırla
VNPI şu 4 parametreye dayanır: 1) Tümör Boyutu, 2) Cerrahi Sınır Genişliği, 3) Nükleer Derece (Grade) ve Nekroz Varlığı, 4) Hasta Yaşı.
Her parametreye 1 ile 3 arasında puan verilir ve toplam skor tedavi kararını yönlendirir.
3
Seçenekleri bu parametrelerle karşılaştır
Tümör boyutu, cerrahi sınır, yaş ve nükleer derece listededir. Ancak hormon reseptör durumu listede yoktur.
Hormon reseptör durumu (ER/PR) DCIS'te endokrin tedavi (kemoprofilaksi) için önemlidir ancak nüks riskini belirleyen anatomik/patolojik VNPI skoruna dahil edilmemiştir.

Key Concept

Van Nuys Prognostik İndeksi (VNPI)

Hints

1
Bu indeks, tümörün anatomik ve patolojik özelliklerine ve hastanın yaşına odaklanır.
2
Cevap, nüks riskini hesaplamaktan ziyade, cerrahi sonrası ilaç tedavisinin (hap) gerekliliğini belirleyen faktördür.

Practice More

DCIS tedavisinde cerrahi sınır pozitifliği durumunda yaklaşımın ne olması gerektiği çalışılmalıdır.
PreviousPage 9 / 13Next
Meme Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin