Endokrinoloji

539 questions

Question 41Question

3131 yaşında erkek hasta, son bir yıldır devam eden cinsel istekte azalma ve sertleşme sorunu şikayetiyle başvuruyor. Hastanın anamnezinden son birkaç aydır aşırı su içme (66-77 litre/gün) ve sık idrara çıkma şikayetlerinin de eklendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde bilateral testis hacimleri 88 mL (normal >15>15 mL) ve yumuşak kıvamlı olarak saptanıyor, jinekomasti saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde:

- Total testosteron: 160160 ng/dL (Ref: 300300-10001000)
- LH: 1.51.5 mIU/mL (Ref: 1.71.7-8.68.6)
- FSH: 1.91.9 mIU/mL (Ref: 1.51.5-12.412.4)
- Prolaktin: 1212 ng/mL (Ref: <20<20)
- Serum sodyum: 146146 mEq/L (Ref: 135135-145145)
- İdrar dansitesi: 10041004

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sarkoidoz

Answer

Sekonder hipogonadizm ve santral diabetes insipidus bulgularının bir arada olduğu hastada en olası tanı Sarkoidozdur.
Hastada saptanan düşük testosteron ve düşük/normale yakın LH/FSH düzeyleri sekonder hipogonadizm tablosudur. Buna eşlik eden poliüri, polidipsi ve düşük idrar dansitesi ise santral diabetes insipidusa işaret eder. Sarkoidoz, hipotalamus ve hipofiz sapını infiltre ederek hem GnRH sekresyonunu bozup sekonder hipogonadizme, hem de ADH eksikliğine yol açarak diabetes insidus tablosuna neden olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Gonadal eksenin değerlendirilmesi
Düşük testosteron (160160 ng/dL) ile birlikte düşük/uygunsuz normal gonadotropinler (1.51.5 ve 1.91.9 mIU/mL) saptanması sekonder (hipogonadotropik) hipogonadizme işaret eder.
Primer hipogonadizmde gonadotropinlerin yüksek olması beklenirdi.
2
Su-elektrolit dengesinin değerlendirilmesi
Poliüri, polidipsi, hafif hipernatremi (146146 mEq/L) ve düşük idrar dansitesi (10041004) varlığı santral diabetes insipidus tanısını koydurur.
Vücut su kaybına rağmen idrarın konsantre edilememesi ADH eksikliğini gösterir.
3
Etyolojik birleştirme
Hem ön hipofiz hormon eksikliği (sekonder hipogonadizm) hem de arka hipofiz/hipotalamus tutulumu (diabetes insipidus) varlığı, hipofiz sapı veya hipotalamusu tutan infiltratif süreçleri düşündürür.
Sarkoidoz, hipotalamik tutulum ile her iki tabloya birden neden olabilen sistemik bir hastalıktır.

Key Concept

Sekonder hipogonadizm ile santral diabetes insipidus birlikteliği hipotalamik tutulum yapan infiltratif hastalıklara (Sarkoidoz, Langerhans hücreli histiyositoz, metastaz vb.) yönlendirmelidir.
Question 42Question

52 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemelerinde saptanan bulgular aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Bel Çevresi9898 cmcm
Trigliserid165165 mg/dLmg/dL
HDL-Kolesterol3838 mg/dLmg/dL
Kan Basıncı132/84132/84 mmHgmmHg
Açlık Plazma Glukozu115115 mg/dLmg/dL

NCEP ATP III kriterlerine göre, bu hastada metabolik sendrom tanısı için gerekli olan bileşenlerden kaç tanesi bulunmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: 44

Answer

NCEP ATP III kriterlerine göre hastada 4 bileşen (Trigliserid, HDL, Kan Basıncı, Açlık Glukozu) bulunmaktadır.
NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı için 5 kriterden en az 3'ünün varlığı gerekir. Bu hastada; Trigliserid 150\geq 150 mg/dLmg/dL (165165), HDL-Kolesterol <40< 40 mg/dLmg/dL (3838), Kan Basıncı 130/85\geq 130/85 mmHgmmHg (132/84132/84) ve Açlık Plazma Glukozu 100\geq 100 mg/dLmg/dL (115115) olmak üzere toplam 4 bileşen pozitiftir. Bel çevresi 9898 cmcm olduğu için >102> 102 cmcm olan NCEP kriterini karşılamamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Bel çevresi kriterini değerlendir.
Bel çevresi 9898 cmcm, NCEP erkek sınırı olan >102> 102 cmcm değerinin altındadır.
NCEP ATP III'te abdominal obezite sınırı erkekler için >102> 102 cmcm'dir.
2
Trigliserid ve HDL-Kolesterol düzeylerini kontrol et.
Trigliserid 165165 mg/dLmg/dL (150\geq 150) ve HDL 3838 mg/dLmg/dL (<40< 40) kriterleri karşılamaktadır.
Hipertrigliseridemi ve düşük HDL düzeyi metabolik sendromun temel dislipidemi bileşenleridir.
3
Kan basıncı ve glukoz değerlerini incele.
Kan basıncı 132/84132/84 mmHgmmHg (sistolik 130\geq 130 olduğu için kriterdir) ve glukoz 115115 mg/dLmg/dL (100\geq 100) kriterleri karşılamaktadır.
Kan basıncında sistolik veya diyastolik değerlerden birinin sınırın üzerinde olması yeterlidir; glukoz sınırı ise 100100 mg/dLmg/dL olarak kabul edilir.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri
Question 43Question

1818 yaşında kadın hasta, primer amenore ve ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 172 cm172\text{ cm} (hedef boyun üzerinde), meme gelişimi Tanner evre 11, pubik ve aksiller kıllanma ise yok olarak saptanıyor. Hastanın kan basıncı 165/100 mmHg165/100\text{ mmHg} ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Serum Potasyum3.0 mEq/L3.0\text{ mEq/L}
Serum FSH72 mIU/mL72\text{ mIU/mL} (Yüksek)
Serum LH45 mIU/mL45\text{ mIU/mL} (Yüksek)
Östradiol<10 pg/mL<10\text{ pg/mL} (Düşük)
Progesteron9 ng/mL9\text{ ng/mL} (Yüksek)
Karyotip46,XX46,XX

Bu klinik tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 17α17\alpha-hidroksilaz eksikliği

Answer

17α17\alpha-hidroksilaz eksikliği (CYP17A1CYP17A1 eksikliği)
Hastada saptanan primer amenore, meme gelişimi ve pubik kıllanma yokluğu (cinsel infantilizm) östrojen ve androjen eksikliğini; hipertansiyon ve hipokalemi ise 11-deoksikortikosteron (DOC) gibi mineralokortikoid öncüllerinin aşırı birikimini gösterir. Bu tablo, hem adrenal hem gonadal steroid sentezinde kritik olan 17α17\alpha-hidroksilaz enziminin eksikliğinde görülür. Progesteronun 1717-OH-progesterona dönüşememesi sonucu progesteron düzeylerinin yüksek saptanması tanısal bir ipucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Primer amenore + Cinsel infantilizm (meme/kıl yokluğu) + Hipertansiyon + Hipokalemi
Hastada hem gonadal (seks steroidi eksikliği) hem de adrenal (kortizol eksikliği ve mineralokortikoid fazlalığı) aksın etkilendiğini anlamak için.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Hipergonadotropik hipogonadizm (Yüksek FSH/LH, düşük östrojen) + Mineralokortikoid etkisi (Düşük K+)
Primer gonadal yetmezliğin mineralokortikoid fazlalığı ile birlikteliğini doğrulamak için.
3
Biyokimyasal blok noktasını saptan
Yüksek progesteron düzeyi
17α17\alpha-hidroksilaz enziminin progesteronu 1717-OH-progesterona dönüştüremediğini, dolayısıyla progesteronun biriktiğini saptamak için.

Key Concept

17α17\alpha-hidroksilaz eksikliği, hem adrenal hem de gonadal steroidogenezi etkileyen; kortizol ve seks steroidlerinin sentezlenememesi sonucunda ACTH artışına, mineralokortikoid öncüllerinin (özellikle 11-deoksikortikosteron) birikimine ve hipergonadotropik hipogonadizme yol açan nadir bir konjenital adrenal hiperplazi formudur.

Hints

1
Primer amenoreye eşlik eden hipertansiyon ve hipokalemi, adrenal steroidogenez yolaklarındaki bir enzimatik bloğu akla getirmelidir.

Practice More

Konjenital adrenal hiperplazi formlarında hipertansiyon ve virilizasyon durumlarını karşılaştıran bir tabloyu gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 44Question

Tip 2 Diabetes Mellitus ve metabolik sendromlu hastalarda görülen 'diyabetik dislipidemi' tablosunda, LDL kolesterol düzeyi normal sınırlarda olsa dahi ateroskleroz riski artmış olarak kabul edilmektedir. Bu klinik tabloda, LDL partiküllerinde gözlenen ve aterojeniteyi artıran temel kalitatif değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük ve yoğun (small dense) LDL partiküllerinin oranının artması

Answer

Küçük ve yoğun (small dense) LDL partiküllerinin oranının artması
Tip 2 Diabetes Mellitus ve insülin direncinde, artan trigliserit düzeyleri ve kolesteril ester transfer proteini (CETP) aktivitesi nedeniyle LDL partikülleri yapısal değişikliğe uğrar. Trigliseritten zenginleşen LDL, hepatik lipaz tarafından hidrolize edilerek daha küçük ve daha yoğun (small dense) hale gelir. Bu 'küçük, yoğun LDL' (sdLDL) partikülleri; (1) Endotel altına daha kolay sızar, (2) Oksidasyona çok daha yatkındır ve (3) LDL reseptörüne afinitesi düşük olduğu için kanda daha uzun süre kalır. Bu özellikler onları son derece aterojenik yapar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta Tip 2 DM ve metabolik sendromlu; LDL düzeyi normal ancak KV risk yüksek.
Diyabetik hastalarda standart lipid panelinin riski tam yansıtmadığını anlamak için.
2
Diyabetik dislipideminin patofizyolojisini hatırla
Yüksek Trigliserit + Düşük HDL + Küçük Yoğun LDL (Aterojenik Lipid Triadı).
Tip 2 DM'de artan VLDL ve CETP aktivitesi sonucu LDL'nin yapısının değiştiğini belirlemek için.
3
Doğru seçeneği belirle
Küçük ve yoğun (small dense) LDL artışı aterojeniteyi artırır.
Bu partiküller oksidasyona daha yatkındır ve reseptör afiniteleri düşüktür.

Key Concept

Diyabetik dislipidemide LDL miktarı normal olsa bile, niteliksel olarak daha aterojenik olan 'küçük, yoğun LDL' (small dense LDL) partikülleri artar.

Hints

1
Diyabetik hastalarda görülen 'Aterojenik Lipid Triadı'nı (Yüksek TG, Düşük HDL, ? LDL) hatırlayın.
2
Bu hastalarda LDL'nin 'miktarı' değil 'yapısı' değişir. Daha kolay okside olan bir form oluşur.
3
Büyük ve yüzeyel partiküllerin aksine, damar duvarına kolay giren 'küçük ve yoğun' formlar hakimdir.

Practice More

Metabolik sendrom tanı kriterlerini ve lipid parametrelerinin bu kriterlerdeki yerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 45Question

Karsinoid sendrom tanısıyla takip edilen 5555 yaşındaki bir erkek hastada; karaciğer metastazlarına bağlı olarak gelişen flushing (yüzde kızarma) ve ishal şikayetlerine son zamanlarda nefes darlığı ile bacaklarda ödem eklenmiştir. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk ve triküspit odakta sistolik üfürüm saptanmaktadır. Yapılan ekokardiyografide sağ kalp boşluklarında dilatasyon ve triküspit kapak yaprakçıklarında fibröz kalınlaşma izlenirken, mitral ve aort kapaklarının normal yapıda olduğu görülmektedir.

Bu klinik tabloda sol kalp kapaklarının tutulmamış olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serotonin ve diğer vazoaktif maddelerin akciğerlerden geçişi sırasında inaktive edilmesi

Answer

Sol kalp kapaklarının korunmasının temel nedeni, serotonin ve diğer vazoaktif maddelerin akciğer dolaşımı sırasında inaktive edilmesidir.
Karsinoid sendromda salınan serotonin ve diğer maddeler, sağ kalp endokardında fibrozis ve kapak hasarına (en sık triküspit yetmezliği) yol açar. Bu maddeler akciğerlerden geçerken akciğer dokusundaki monoamin oksidaz enzimi tarafından metabolize edildikleri için sol kalp kapakları (mitral ve aort) genellikle korunur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Hastada flushing, ishal ve sağ kalp yetmezliği bulguları (üfürüm, ödem) mevcut. Bu tablo 'Karsinoid Kalp Hastalığı' ile uyumludur.
Vazoaktif maddelerin (başta serotonin) endokardiyal fibrozise yol açtığını anlamak için.
2
Dolaşım yolunu analiz et
Karaciğer metastazları maddeleri doğrudan hepatik venlere ve oradan vena cava inferior ile sağ kalbe salar.
Maddelerin neden önce sağ kalbe ulaştığını belirlemek için.
3
Akciğerin rolünü değerlendir
Akciğerlerden geçen kan, serotonin ve bradikinin gibi maddelerin inaktivasyonuna uğrar.
Sol kalbe giden kanın neden vazoaktif madde içermediğini açıklamak için.

Key Concept

Karsinoid kalp hastalığında sağ kalp tutulumunun baskın olmasının nedeni, vazoaktif maddelerin akciğerlerdeki metabolizmasıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 46Question

3838 yaşında erkek hasta, boyun bölgesinde giderek büyüyen kitle ve zaman zaman ortaya çıkan çarpıntı, terleme ve şiddetli baş ağrısı atakları ile başvuruyor. Yapılan incelemelerde tiroidde bilateral nodüller saptanıyor ve ince iğne aspirasyon biyopsisi medüller tiroid karsinomu ile uyumlu geliyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsitonin düzeyi 14001400 pg/mL (<10<10), kalsiyum 11.411.4 mg/dL ve parathormon (PTH) 125125 pg/mL (106510-65) bulunuyor. Fizik muayenede kan basıncı 175/110175/110 mmHg ölçülüyor. Bu hastada cerrahi tedavi planlanırken izlenmesi gereken en uygun strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Öncelikle plazma veya idrar metanefrinleri ile feokromositoma taranmalı; saptanması durumunda önce adrenalektomi yapılmalıdır.

Answer

Feokromositoma şüphesi olan MEN2A hastalarında, cerrahi müdahale sırası her zaman feokromositomanın (adrenalektomi) önceliği ile belirlenmelidir.
MEN2A sendromu; Medüller Tiroid Kanseri (%100), Feokromositoma (%50) ve Paratiroid Hiperplazisi (%20-30) triadından oluşur. Bu hastalarda feokromositoma tanısı idrar/plazma metanefrinleri ile kesinleştirilmeli ve katekolamin fazlalığı saptanırsa, hastanın güvenliğini sağlamak adına önce adrenalektomi (tek veya çift taraflı) yapılmalıdır. Diğer tüm cerrahiler, katekolamin seviyeleri normale döndükten veya kontrol altına alındıktan sonra planlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu sentezleme
Medüller Tiroid Kanseri (MTC) + Primer Hiperparatiroidizm (PHP) + Feokromositoma semptomları (Triad) = MEN2A tanısı konur.
MTC, MEN2'nin her iki tipinde de zorunlu bulgudur; PHP varlığı ise MEN2A'yı MEN2B'den ayırır.
2
Cerrahi öncelikleri belirleme
Feokromositoma cerrahisi (adrenalektomi), tiroidektomi ve paratiroidektomiden önce yapılmalıdır.
Perioperatif katekolamin deşarjına bağlı gelişebilecek fatal hipertansif krizlerin önlenmesi mutlak zorunluluktur.
3
İlaç yönetimi kuralını hatırlama
Cerrahi öncesi hazırlıkta mutlaka önce alfa-adrenerjik blokaj yapılmalıdır.
Alfa-blokajsız beta-bloker kullanımı hipertansif krizi tetikleyebilir.

Key Concept

MEN2A Yönetiminde Cerrahi Öncelik Sıralaması
Question 47Question

6262 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden yaygın kemik ağrısı ve merdiven çıkarken zorlanmaya neden olan proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde "ördek yürüyüşü" (waddling gait) saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum8.68.6 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Fosfor2.22.2 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)380380 U/L3012030 - 120
Paratiroid Hormon (PTH)140140 pg/mL156515 - 65
25(OH)25(OH) Vitamin D88 ng/mL>30> 30

Kemik mineral dansitometrisinde (DEXA) L1L4L1-L4 T-skoru 3.2-3.2 olarak ölçülüyor. Bu hastada görülen kemik hastalığının patogenezinde temel rol oynayan histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mineralize olmamış osteoid doku miktarında artış

Answer

Mineralize olmamış osteoid doku miktarında artış
Hastanın laboratuvar bulguları (düşük fosfor, yüksek ALP, yüksek PTH ve çok düşük D vitamini) ile klinik bulguları (proksimal miyopati, kemik ağrısı) osteomalazi tanısını kesinleştirir. Osteomalazide, kemik matriksinin (osteoid) kalsiyum ve fosfor eksikliği nedeniyle mineralize edilememesi sonucunda, histopatolojik olarak mineralize olmamış osteoid doku miktarında artış gözlenir.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Düşük-normal kalsiyum, düşük fosfor, yüksek ALP ve yüksek PTH saptandı.
Bu tablo, D vitamini eksikliğine bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm ve osteomalazi ile uyumludur.
2
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Proksimal kas güçsüzlüğü (ördek yürüyüşü) ve yaygın kemik ağrısı osteomalazi tanısını destekler.
Osteomalazide mineralizasyon kusuru hem kemik ağrısına hem de eşlik eden miyopatiye neden olur.
3
DEXA ve histopatoloji bağlantısının kurulması
Düşük T-skoru osteomalazide de görülebilir; patogenezdeki temel olay mineralizasyon kusurudur.
Osteomalazinin histopatolojik tanımı, osteoid dokunun mineralize edilememesi sonucu bu dokunun birikmesidir.

Key Concept

Osteomalazi patogenezinde temel bozukluk mineralizasyon kusuru ve osteoid doku artışıdır.

Practice More

Osteomalazi ve osteoporozun laboratuvar ve radyolojik ayırıcı tanısını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 48Question

18 yaşında erkek hasta, yağlı yemeklerden sonra artan karın ağrısı şikayetiyle poliklinik başvuruyor. Öyküsünden çocukluk çağında da benzer ataklar geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede, gövde ve ekstremitelerin ekstansör yüzlerinde çok sayıda, 2-5 mm çapında sarı-turuncu papüler lezyonlar (erüptif ksantom) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum trigliserid düzeyi 2400 mg/dL olarak ölçülüyor. Serum örneği +4°C'de bir gece bekletildiğinde, üstte krema benzeri kalın bir tabaka oluştuğu, alttaki sıvının ise berrak kaldığı (Tip 1 Hiperlipoproteinemi fenotipi) gözleniyor. Bu hastadaki klinik tablonun etyolojisinde, Lipoprotein Lipaz (LPL) enzimini aktive etme görevi olan aşağıdaki apolipoproteinlerden hangisinin eksikliği rol oynamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Apolipoprotein C-II

Answer

Lipoprotein Lipaz (LPL) enzimini aktive eden Apolipoprotein C-II'dir.
Şilomikronemi sendromu (Tip 1 Hiperlipoproteinemi), plazmada şilomikronların aşırı birikimi ile karakterizedir. Bu durum ya Lipoprotein Lipaz (LPL) enziminin kendisindeki genetik bir defekten ya da LPL'nin fonksiyon görmesi için mutlak gerekli olan kofaktörü Apolipoprotein C-II'nin eksikliğinden kaynaklanır. Apo C-II, şilomikron ve VLDL yüzeyinde bulunur ve endoteldeki LPL'yi aktive ederek trigliseridlerin hidrolizini sağlar. Eksikliğinde şilomikronlar parçalanamaz ve kanda birikir, bu da akut pankreatit ve erüptif ksantomlara neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hasta, tekrarlayan pankreatit riski (karın ağrısı), erüptif ksantomlar ve çok yüksek trigliserid düzeyi (>2000 mg/dL). Beklemiş serumda 'krema tabakası' oluşumu şilomikronların biriktiğini (Şilomikronemi) gösterir.
Bu bulgular klasik Tip 1 Hiperlipoproteinemi (Familyal Şilomikronemi Sendromu) tablosudur.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Şilomikronların dolaşımdan temizlenmesi için endoteldeki Lipoprotein Lipaz (LPL) enzimi tarafından hidrolize edilmeleri gerekir.
LPL enziminin çalışabilmesi için kofaktör olarak Apo C-II'ye ihtiyacı vardır.
3
Doğru proteini seç
Apo C-II eksikliğinde LPL aktive olamaz ve şilomikronlar kanda birikir.
Diğer seçenekler (Apo B-100, Apo E, Apo A-I) farklı metabolik basamaklarda görev alır.

Key Concept

Lipoprotein Lipaz (LPL) Aktivasyonu ve Apo C-II

Hints

1
Bu enzim (LPL), trigliseridleri parçalamak için bir 'anahtara' (kofaktöre) ihtiyaç duyar.
2
Aradığımız apolipoprotein 'C' grubundandır.
3
Şilomikronların temizlenmesi için Apo E (reseptör için) ve Apo C-II (enzim için) gereklidir. Soru enzimi aktive edeni sormaktadır.

Practice More

Tip 3 Hiperlipoproteinemi (Disbetalipoproteinemi) mekanizması ve Apo E ilişkisini gözden geçiriniz.

Alternative Method

Soruda verilen 'Tip 1 Hiperlipoproteinemi' bilgisinden yola çıkarak, bu hastalığın iki ana nedeninin LPL eksikliği veya Apo C-II eksikliği olduğu doğrudan hatırlanabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 49Question

7272 yaşında kadın hasta, yaygın bel ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde lomber omurgada hareket kısıtlılığı ve hassasiyet saptanıyor. Hastaya osteoporoz taraması amacıyla çekilen kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçüm sonuçları aşağıda sunulmuştur:

BölgeKMY (g/cm2g/cm^2)T-skoru
L1L10.8500.8501.8-1.8
L2L21.1501.150+0.2+0.2
L3L31.2001.200+0.5+0.5
L4L41.1801.180+0.3+0.3
**L1L4L1-L4 Toplam****1.0951.095****0.7-0.7**
Sol Femur Boynu**0.7200.720****2.8-2.8**

Hastanın lomber direkt grafisinde L2L2-L4L4 seviyelerinde belirgin osteofitler, faset eklem hipertrofisi ve disk aralıklarında daralma izleniyor. Bu hastanın KMY sonuçlarının değerlendirilmesi ve tanı süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lomber bölgedeki dejeneratif değişiklikler spinal KMY değerini yapay olarak yükselttiği için tanı femur boynu ölçümüne göre konulmalıdır.

Answer

Lomber bölgedeki dejeneratif değişiklikler spinal KMY değerini yapay olarak yükselttiği için tanı femur boynu ölçümüne göre konulmalıdır.
Doğru olan seçenekte açıklandığı üzere, osteofitler, faset eklem hipertrofisi ve aort kalsifikasyonu gibi durumlar, spinal kemik mineral yoğunluğu ölçümünü yapay olarak artırır. Tablodaki L1L1 seviyesindeki 1.8-1.8 T-skoru ile L2L2-L4L4 arasındaki pozitif değerler arasındaki belirgin tutarsızlık ve direkt grafi bulguları bu durumu kanıtlamaktadır. Bu gibi durumlarda spinal ölçümler geçersiz kabul edilerek tanı, dejenerasyondan etkilenmeyen femur boynu (2.8-2.8) ölçümü üzerinden konulmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik verilerini ve test seçimini değerlendir
7272 yaşındaki postmenopozal bir kadında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre tanısal temel "T-skoru"dur.
T-skoru, kemik yoğunluğunu genç erişkin ortalamasıyla kıyaslar ve bu yaş grubunda kırık riskini en iyi gösteren parametredir.
2
Vertebra ölçümleri arasındaki tutarlılığı analiz et
L1L1 (1.8-1.8) ile L2L2-L4L4 (pozitif değerler) arasında 11 Standart Sapma'dan (SD) fazla fark olduğu saptanır.
Komşu vertebra seviyeleri arasında >1>1 SD fark olması, ölçümü etkileyen bir artefakt (osteofit, kalsifikasyon, skleroz) varlığına işaret eder.
3
Klinik ve radyolojik bulguları KMY sonuçlarıyla korele et
Direkt grafideki osteofit ve faset eklem sklerozunun, L2L2-L4L4 seviyelerindeki KMY değerini yapay olarak yükselttiği (yalancı normalleşme) belirlenir.
DEXA 22 boyutlu bir görüntüleme tekniğidir; kemiğin dışındaki kalsifikasyonlar ve dejeneratif yapılar alanı daha yoğun gösterir.
4
Güvenilir bölge üzerinden tanıya ulaş
Geçersiz olan lomber değer dışlanır ve femur boynu T-skoru (2.8-2.8) esas alınarak "osteoporoz" tanısı konur.
ISCD kılavuzları, yapısal bozukluk olan bölgelerin dışlanmasını ve klinik olarak geçerli olan en düşük değerin kullanılmasını önerir.

Key Concept

DEXA Ölçümlerinde Dejeneratif Değişikliklere Bağlı Yalancı Yükseklik

Practice More

Benzer bir durumun (artmış dansite) osteopetrozis veya Paget hastalığında da görülebileceği, ancak bu hastalıklarda kemik döngüsü ve laboratuvar bulgularının farklı olacağı unutulmamalıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 50Question

Metabolik sendrom tanısında National Cholesterol Education Program Adult Treatment Panel III (NCEP ATP III) tarafından tanımlanan kriterler arasında yer alan kan basıncı eşik değeri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 130/85\geq 130/85 mmHg

Answer

Metabolik sendrom tanısında NCEP ATP III kriterlerine göre kan basıncı eşiği 130/85\geq 130/85 mmHg olarak belirlenmiştir.
Doğru seçenek olan 130/85\geq 130/85 mmHg, NCEP ATP III kılavuzunda metabolik sendromun hipertansiyon bileşeni için tanımlanan kesin eşik değerdir. Bu değerin üzerindeki ölçümler veya kişinin antihipertansif ilaç kullanıyor olması kriterin karşılandığı anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Metabolik sendromun beş temel bileşenini hatırla.
Bileşenler: Abdominal obezite, yüksek trigliserit, düşük HDL, yüksek kan basıncı ve yüksek açlık kan şekeri.
Tanı için bu kriterlerden en az üçünün varlığı gereklidir.
2
Kan basıncı parametresi için NCEP ATP III tarafından belirlenen spesifik değeri belirle.
Eşik değer 130/85\geq 130/85 mmHg'dir.
Kardiyovasküler riskin arttığı alt sınır bu değer olarak kabul edilir.
3
Hastanın hipertansiyon tanısıyla ilaç kullanıp kullanmadığını kontrol et.
Antihipertansif tedavi alıyor olmak da bu kriteri karşılar.
İlaçla kontrol altına alınmış tansiyon da bir risk göstergesidir.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri
Question 51Question

4242 yaşında kadın hasta; ellerde ve ayaklarda büyüme, seste kalınlaşma ve makroglossi (dil büyümesi) bulguları ile başvuruyor. Yapılan ilk laboratuvar değerlendirmesinde, yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş serum insülin benzeri büyüme faktörü-11 (IGF1IGF-1) düzeyi normalin üst sınırının belirgin üzerinde saptanıyor. Bu hastada akromegali tanısını kesinleştirmek için yapılması gereken bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu supresyonunun değerlendirilmesi

Answer

Oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu supresyonunun değerlendirilmesi akromegali tanısını kesinleştirmek için atılması gereken bir sonraki adımdır.
Akromegali şüphesi olan bir hastada IGF1IGF-1 yüksekliği saptandığında, tanıyı kesinleştirmek için altın standart test Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTTOGTT) sırasında büyüme hormonu (GHGH) supresyonunun değerlendirilmesidir. Normal bireylerde glukoz yüklemesi GHGH salgılanmasını baskılarken, akromegalide bu baskılanma görülmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgulara göre ön tanı koyma
Ekstremitelerde büyüme ve makroglossi akromegaliyi düşündürür.
Tanısal algoritmada klinik şüphe ilk basamaktır.
2
Tarama testi sonucunu değerlendirme
IGF1IGF-1 düzeyi yüksek bulunmuştur.
IGF1IGF-1 stabil bir seyir izlediği için en iyi tarama testidir.
3
Tanıyı doğrulama testine karar verme
7575 gram glukoz ile yapılan OGTTOGTT sırasında GHGH düzeylerine bakılır.
Akromegalide hiperglisemiye rağmen GHGH supresyonu (genellikle <1<1 μg/L\mu g/L) gerçekleşmez.

Key Concept

Akromegali tanı algoritmasında biyokimyasal doğrulama, radyolojik görüntülemeden önce gelmelidir.

Hints

1
Akromegali tanısında hormonların bazal düzeylerinden ziyade, uyarılma veya baskılanma testleri daha değerlidir.
2
Tarama testi (IGF1IGF-1) pozitif çıktıktan sonra, tanıyı doğrulamak için GHGH salınımının glukoz ile baskılanıp baskılanmadığına bakılır.

Practice More

Tanı kesinleştikten sonra adenomun yerini belirlemek için hangi görüntüleme yönteminin altın standart olduğunu düşünün.
Estimated Time:1m 30s
Question 52Question

2222 yaşında erkek hasta, infant döneminde Hirschsprung hastalığı nedeniyle opere edilmiştir. Rutin sağlık kontrolleri sırasında yapılan boyun ultrasonografisinde tiroid sol lobda 2.52.5 cm boyutunda, düzensiz sınırlı ve mikrokalsifikasyonlar içeren bir nodül saptanıyor. İnce iğne aspirasyon biyopsisi sonucu "Medüller Tiroid Karsinomu" ile uyumlu bulunan hastanın kan basıncı 165/105165/105 mmHg olarak ölçülüyor. Bu hastadaki klinik tablo ve olası genetik zemin göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastada saptanması beklenen RET mutasyonu genellikle ekzon 1010 veya 1111 (kodon 609,611,618609, 611, 618 veya 620620) yerleşimlidir.

Answer

Hastada saptanması beklenen RET mutasyonu genellikle ekzon 10 veya 11 yerleşimlidir.
Hastada görülen medüller tiroid karsinomu ve infant dönemindeki Hirschsprung hastalığı öyküsü, MEN2A sendromunun nadir bir varyantını düşündürür. Bu spesifik fenotip, RET proto-onkogeninin ekzon 1010 (kodon 609,611,618,620609, 611, 618, 620) veya ekzon 1111 (634634) mutasyonları ile yakından ilişkilidir. Bu mutasyonlar hem medüller tiroid ca için 'fonksiyon kazancı' (gain-of-function) hem de Hirschsprung için gerekli olan sinyal iletim bozukluğunu aynı anda sağlayabilen nadir genetik değişikliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezle
Hirschsprung hastalığı + Medüller Tiroid Karsinomu + Hipertansiyon (Feokromositoma şüphesi)
Hastanın hangi MEN sendromu kapsamında olduğunu belirlemek için tüm bulgular birleştirilmelidir.
2
Sendrom tanısını koy
MEN2A (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2A)
MEN2A; Medüller Tiroid Karsinomu, Feokromositoma ve Paratiroid hiperplazisinden oluşur. Hirschsprung hastalığı ile birlikteliği MEN2A için tanımlanmış nadir ama spesifik bir durumdur.
3
Genetik ilişkiyi sorgula
RET mutasyonu (Ekzon 10/11)
MEN2A-Hirschsprung birlikteliği gösteren vakaların çoğunda RET geninin hücre dışı (extracellular) sistein-zengin bölgesindeki (ekzon 10 ve 11) mutasyonlar saptanır.
4
Ayırıcı tanı ve yönetim ilkelerini uygula
MEN2B'den dışla ve cerrahi sırayı belirle
Marfanoid habitus ve ganglionöromatozis MEN2B bulgusudur. Cerrahi öncelik her zaman feokromositomadadır.

Key Concept

MEN2A sendromu ve Hirschsprung hastalığı birlikteliği, RET proto-onkogeninin ekzon 10 ve 11'indeki mutasyonlarla karakterizedir.

Alternative Method

Eğer Hirschsprung ve MTC birlikteliğini hatırlayamazsanız, MEN2A ve MEN2B arasındaki farklara (Marfanoid yapı, mukoza nöromları) odaklanarak MEN2B seçeneklerini eleyebilir ve hipertansiyon varlığında cerrahi öncelik kuralını kullanarak yönetim hatası içeren seçenekleri dışlayabilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 53Question

3434 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen günde yaklaşık 77 litre idrar çıkarma ve buna eşlik eden aşırı su içme şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum glukozu ve kalsiyum düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Hastaya uygulanan standart susuzluk testi (su kısıtlama testi) sonunda elde edilen veriler aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
Plazma osmolalitesi302302 mOsm/kg
İdrar osmolalitesi380380 mOsm/kg

Dehidratasyon fazı sonunda hastaya desmopressin (dDAVPdDAVP) uygulanıyor ve 22 saat sonra ölçülen idrar osmolalitesinin 460460 mOsm/kg’a yükseldiği görülüyor.

Bu verilere göre, hastadaki poliüri tablosunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parsiyel santral diabetes insipidus

Answer

Verilen laboratuvar değerleri ve desmopressin yanıtı %21\%21 düzeyinde olduğu için en olası tanı parsiyel santral diabetes insipidusdur.
Parsiyel santral diabetes insipidus tanısı, hastanın susuzluk testi sonunda idrarını yeterince konsantre edememesi (380380 mOsm/kg) ve desmopressin sonrası idrar osmolalitesinde %15\%15 ile %50\%50 arasında (bu vakada yaklaşık %21\%21) bir artış göstermesi ile konulur. Bu durum, hipofizden yetersiz de olsa bir miktar ADH salınımı olduğunu ancak bunun normal fizyolojik yanıt için kafi gelmediğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki poliüri ve polidipsi tablosunun doğrulanması.
77 L/gün idrar miktarı belirgin poliüriyi doğrular.
Ayırıcı tanıya başlamak için gerçek poliürinin varlığı saptanmalıdır.
2
Susuzluk testi (dehidratasyon fazı) sonuçlarının yorumlanması.
Plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg'a (normalin üst sınırı 295295) çıkmasına rağmen idrarın yeterince konsantre edilememesi (380<600380 < 600 mOsm/kg).
Bu bulgu primer polidipsiyi dışlar ve diabetes insipidus tanısını koydurur.
3
Desmopressin (dDAVPdDAVP) sonrası idrar osmolalitesindeki artış oranının hesaplanması.
(460380)/380×100%21(460 - 380) / 380 \times 100 \approx \%21 artış.
Santral ve nefrojenik ayrımı ile santral DI'nın derecesini belirlemek için bu hesaplama gereklidir.
4
Artış oranına göre spesifik tanının belirlenmesi.
Artış %15\%15 ile %50\%50 arasında olduğu için tanı parsiyel santral diabetes insipidusdur.
Tam santral DI'da %50\%50 üzeri, nefrojenik DI'da ise %15\%15 altı artış görülür.

Key Concept

Poliüri ayırıcı tanısında susuzluk testi ve desmopressin yanıtının matematiksel yorumlanması.
Estimated Time:1m 30s
Question 54Question

5858 yaşında erkek hasta, yaklaşık 33 yıldır artarak devam eden kalça ve bacak ağrısı, yürüme güçlüğü ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pelvis ve kotlar üzerinde hassasiyet, proksimal kas gruplarında güçsüzlük saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum9.1mg/dL9.1 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Fosfor1.8mg/dL1.8 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)380U/L380 U/L3012030 - 120
PTH55pg/mL55 pg/mL106510 - 65
25(OH)25(OH) Vitamin D32ng/mL32 ng/mL>30> 30

Radyolojik değerlendirmede her iki femur boynunda kortekse dik yerleşimli Looser çizgileri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tümör ilişkili osteomalazi

Answer

Tümör ilişkili osteomalazi
Doğru yanıt olan tümör ilişkili osteomalazi seçeneği, hastanın laboratuvar tablosuyla tam uyumludur. Hastada saptanan hipofosfatemi, normal kalsiyum ve normal vitamin D depoları, kemik mineralizasyon bozukluğunu (osteomalazi) açıklayan ancak vitamin D eksikliği ile açıklanamayan bir tablodur. Normal PTH seviyesi, vitamin D eksikliğinde beklenen sekonder hiperparatiroidizmin olmadığını gösterir; bu durum FGF-23 etkisiyle böbrekten fosfat kaybı yaşanan paraneoplastik bir tabloyu (TIO) işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametrelerin analizi
Hipofosfatemi (1.8mg/dL1.8 mg/dL), normal kalsiyum (9.1mg/dL9.1 mg/dL) ve yüksek ALP (380U/L380 U/L) saptandı.
Bu patern osteomalazi tanısını doğrular.
2
Etiyolojik ayrım yapılması
25(OH)25(OH) Vitamin D (32ng/mL32 ng/mL) ve PTH (55pg/mL55 pg/mL) düzeyleri normal bulundu.
Vitamin D düzeyinin normal olması nutrisyonel eksikliği, PTH'nın normal olması ise sekonder hiperparatiroidizmin olmadığını gösterir; bu da tabloyu renal fosfat kaybına (TIO gibi) yönlendirir.
3
Radyolojik bulguların entegrasyonu
Looser çizgileri (psödofraktürler) osteomalazi için patognomonik bir radyolojik bulgudur.
Klinik, biyokimyasal ve radyolojik verilerin birleşimi erişkin başlangıçlı hipofosfatemik osteomalazi nedenlerinden olan tümör ilişkili osteomalazi tanısını destekler.

Key Concept

Erişkin yaşta normal vitamin D ve PTH düzeylerine rağmen saptanan hipofosfatemik osteomalazi tablosunda akla öncelikle renal fosfat kaybı (Tümör İlişkili Osteomalazi - TIO) gelmelidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 55Question

32 yaşında kadın hasta; çarpıntı, sinirlilik ve boyunda büyüme şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 102102/dakika, kan basıncı 130/80130/80 mmHgmmHg ve evre 2 diffüz guatr saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralık
TSHTSH5.25.2 mIU/LmIU/L0.44.50.4 - 4.5
Serbest T4T_43.13.1 ng/dLng/dL0.81.90.8 - 1.9
Serbest T3T_38.28.2 pg/mLpg/mL2.04.42.0 - 4.4

Yapılan ileri değerlendirmede tiroid hormon direnci (RTH) ve TSHTSH salgılayan hipofiz adenomu (TSHoma) ön tanıları konuluyor.

Bu iki antiteyi birbirinden ayırt etmek amacıyla kullanılan aşağıdaki bulgulardan hangisi tiroid hormon direnci lehinedir?

Show answer & explanation

Answer: Serum seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinin normal saptanması

Answer

Serum seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinin normal saptanması tiroid hormon direnci (RTH) lehinedir.
Tiroid hormon direnci (RTH) olan hastalarda karaciğerdeki tiroid hormon reseptörleri (genellikle TR-beta mutasyonu nedeniyle) dirençlidir. Karaciğerden salınan seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG), tiroid hormonlarının etkisiyle artan bir proteindir. RTH'de direnç nedeniyle yüksek serbest hormon düzeylerine rağmen SHBG sentezi artmaz ve normal sınırlarda kalır. TSHoma'da ise dokularda direnç yoktur; dolayısıyla yüksek hormonlar karaciğeri uyararak SHBG düzeyini yükseltir. Bu durum iki tabloyu ayırt etmede en değerli biyokimyasal parametrelerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fonksiyon testlerini (TFT) yorumla
Serbest T3 ve T4 yüksek ancak TSH baskılanmamış (uygunsuz TSH salınımı sendromu).
Primer hipertiroidide TSH'ın baskılanması beklenirdi; bu tablo santral bir patolojiyi veya direnci gösterir.
2
TSHoma ve RTH ayırıcı tanısını yap
TSHoma'da periferik dokularda tiroid hormonu etkisi varken, RTH'de direnç nedeniyle bu etki azalmıştır.
Ayırıcı tanıda SHBG düzeyi, alfa-subünit oranı ve dinamik testler (TRH, T3 supresyon) kullanılır.
3
Periferik duyarlılık belirteçlerini değerlendir
Normal SHBG düzeyi karaciğerde hormon etkisinin artmadığını, dolayısıyla direnci destekler.
TSHoma'da karaciğer duyarlı olduğundan yüksek tiroid hormonları SHBG sentezini artırır.

Key Concept

Uygunsuz TSH Salınımı Sendromunda RTH ve TSHoma Ayırımı

Practice More

RTH hastalarında genellikle aile öyküsü bulunurken, TSHoma'da vaka sporadiktir ve görme alanı defektleri gibi kitle etkileri eşlik edebilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 56Question

34 yaşında erkek hasta, iki yıldır korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamama şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde boy 186 cm, vücut ağırlığı 82 kg olarak ölçülüyor. Öneunoid (uzun boy, uzun ekstremiteler) vücut yapısı ve jinekomasti dikkat çekiyor. Testisler bilateral skrotumda, sert kıvamda ve yaklaşık 3-4 ml hacminde (küçük) palpe ediliyor. Koku alma duyusunun normal olduğu belirtiliyor. Semen analizinde azospermi saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve beklenen gonadotropin (FSH, LH) düzeyleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleşmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Klinefelter Sendromu – Yüksek FSH, Yüksek LH

Answer

Klinefelter Sendromu – Yüksek FSH, Yüksek LH seçeneği doğru cevaptır.
Hastada tarif edilen klinik tablo (uzun boy, jinekomasti, küçük sert testisler, azospermi) Klinefelter Sendromu (47, XXY) ile uyumludur. Klinefelter sendromu, primer testiküler yetmezliğin en sık nedenlerinden biridir. Testislerdeki seminifer tübül hasarı ve Leydig hücre fonksiyon bozukluğu nedeniyle inhibin ve testosteron üretimi azalır. Bu durum hipofiz üzerindeki negatif feedback etkisini kaldırarak FSH ve LH düzeylerinin yükselmesine (Hipergonadotropik Hipogonadizm) neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Uzun boy, jinekomasti, küçük ve sert testisler, azospermi.
Bu bulgular primer testiküler yetmezliği ve özellikle Klinefelter sendromunu işaret eder.
2
Hipogonadizm tipini belirle
Primer Hipogonadizm (Hipergonadotropik).
Testislerin kendisindeki (primer) sorun nedeniyle negatif feedback ortadan kalkar, hipofizden salgılanan FSH ve LH düzeyleri artar.
3
Ayırıcı tanıları dışla
Kallmann (koku normal), Prolaktinoma (sekonder neden), Androjen duyarsızlığı (fenotip uymuyor).
Koku alma duyusunun normal olması Kallmann sendromunu dışlatır; hormon profili sekonder nedenleri dışlar.

Key Concept

Primer hipogonadizmde (testiküler yetmezlik) testosteron düşükken, negatif feedback mekanizmasının bozulması nedeniyle gonadotropinler (FSH ve LH) yükselir.

Hints

1
Hastanın fiziksel özellikleri (uzun boy, jinekomasti) ve testis muayenesi (küçük, sert) genetik bir sendromu işaret etmektedir.
2
Testislerin 'sert' ve 'küçük' olması seminifer tübül fibrozisini gösterir; bu durum primer (testis kaynaklı) bir sorundur.
3
Primer organ yetmezliğinde, beyinden salgılanan uyarıcı hormonlar (FSH, LH) azalır mı, artar mı? Feedback mekanizmasını hatırlayın.

Practice More

Primer ve sekonder hipogonadizm ayırıcı tanısında kullanılan dinamik testleri (GnRH stimülasyon testi) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 57Question

7272 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü sırasında saptanan laboratuvar anormalliği nedeniyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde bilinen bir kronik hastalık öyküsü yoktur. Fizik muayenesinde sağ tibia anteriorunda hafif kurvatür artışı ve bu bölge üzerinde palpasyonla hafif ısı artışı saptanıyor; diğer sistem muayeneleri normaldir. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

- Serum Kalsiyum: 9.49.4 mg/dL (N: 8.58.5-10.510.5)
- Serum Fosfor: 3.23.2 mg/dL (N: 2.52.5-4.54.5)
- Alkalen Fosfataz (ALP): 580580 U/L (N: 3030-120120)
- GGT: 2828 U/L (N: 00-4040)
- PTH: 4242 pg/mL (N: 1515-6565)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kemik Paget Hastalığı

Answer

İzole alkalen fosfataz yüksekliği ve tibia kurvatür artışı ile seyreden tablo Kemik Paget Hastalığıdır.
Kemik Paget Hastalığında kemik yapım ve yıkım döngüsü aşırı artmıştır, bu da serumda belirgin Alkalen Fosfataz (ALP) yüksekliğine neden olur. Ancak, sistemik kalsiyum ve fosfor dengesi genellikle korunur ve bu belirteçler ile PTH değerleri normal sınırlarda kalır. Hastanın fizik muayenesindeki tibial kurvatür artışı ve lokal ısı artışı (hipervaskülariteye bağlı) bu tanı için patognomonik sayılabilecek klinik ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametreleri analiz et
Alkalen fosfataz (ALP) belirgin olarak yüksek (580580 U/L), ancak GGT normaldir.
Yüksek ALP'nin karaciğer kaynaklı mı yoksa kemik kaynaklı mı olduğunu ayırt etmek için GGT değerine bakılır. GGT normal olduğundan ALP yüksekliği kemik kaynaklıdır.
2
Mineral metabolizmasını değerlendir
Serum kalsiyum, fosfor ve PTH düzeyleri normal sınırlardadır.
Metabolik kemik hastalıklarının ayırıcı tanısında kalsiyum, fosfor ve PTH kombinasyonu kullanılır.
3
Klinik ve laboratuvar bulgularını birleştirerek tanıya git
İzole ALP yüksekliği ve tibiadaki lokal değişiklikler Paget hastalığını gösterir.
Paget hastalığı (osteitis deformans), kemikteki artmış döngüye bağlı olarak sadece ALP'nin yükseldiği, diğer mineral değerlerinin genellikle normal kaldığı en tipik hastalıktır.

Key Concept

İzole alkalen fosfataz yüksekliğinde (GGT normal ise) ilk akla gelmesi gereken metabolik kemik hastalığı Paget Hastalığıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 58Question

3030 yaşında kadın hasta, aşırı su içme ve bol idrar çıkarma şikayetleri ile başvuruyor. Günlük idrar miktarının 99 litre olduğu saptanıyor. Hastaya tanısal amaçla su kısıtlama testi uygulanıyor.

Test verileri şu şekildedir:
- Test başlangıcı: Plazma osmolalitesi 286 mOsm/kg286\text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 110 mOsm/kg110\text{ mOsm/kg}.
- Su kısıtlaması sonu: Plazma osmolalitesi 304 mOsm/kg304\text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 165 mOsm/kg165\text{ mOsm/kg}.
- 5 \mug5\text{ \mu g} Desmopressin uygulaması sonrası: İdrar osmolalitesi 178 mOsm/kg178\text{ mOsm/kg}.

Bu verilere göre hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nefrojenik diyabetes insipidus

Answer

Nefrojenik diyabetes insipidus
Verilen klinik tabloda hastanın plazma osmolalitesi 300 mOsm/kg300\text{ mOsm/kg} üzerine çıktığı halde idrar osmolalitesinin düşük kalması diyabetes insipidus tanısını koydurur. Desmopressin uygulaması sonrası idrar osmolalitesindeki artışın çok kısıtlı kalması (yaklaşık %8\%8), böbrek tübüllerinin ADH'ye yanıt vermediğini gösterir ve bu durum nefrojenik diyabetes insipidus için tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Su kısıtlama testi sonuçlarını değerlendir.
Plazma osmolalitesi 304 mOsm/kg304\text{ mOsm/kg}'a çıkmasına rağmen idrar osmolalitesi 165 mOsm/kg165\text{ mOsm/kg}'da kalmıştır.
Vücudun dehidratasyona girmesine rağmen idrarın konsantre edilememesi (İdrar Osm < Plazma Osm ve <300 mOsm/kg<300\text{ mOsm/kg}) diyabetes insipidus varlığını kanıtlar.
2
Desmopressin (vazopressin analoğu) yanıtını analiz et.
İdrar osmolalitesi 165165'den 178 mOsm/kg178\text{ mOsm/kg}'a çıkmıştır (artış yaklaşık %8\%8).
Eksojen vazopressine verilen yanıtın %1015\%10-15'in altında kalması, böbreklerin vazopressine dirençli olduğunu (Nefrojenik DI) gösterir.

Key Concept

Diyabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama ve desmopressin testinin yorumlanması.

Practice More

Nefrojenik diyabetes insipidusun en sık edinsel nedenleri (Lityum kullanımı, hiperkalsemi) ve genetik temeli (V2 reseptör mutasyonu) gözden geçirilmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 59Question

Tip 2 diyabetes mellitus ve hipertansiyon tanıları ile takip edilen 54 yaşındaki erkek hasta, poliklinik kontrolüne başvuruyor. Hasta atorvastatin ve metformin tedavisi almaktadır. Yapılan fizik muayenede vücut ağırlığı 92 kg, boy 175 cm (VKİ: 30 kg/m²), bel çevresi 108 cm ve kan basıncı 130/80 mmHg olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde;

* Açlık Kan Şekeri: 118 mg/dL
* HbA1c: %6.8
* LDL Kolesterol: 92 mg/dL
* HDL Kolesterol: 31 mg/dL
* Trigliserid: 245 mg/dL

olarak saptanıyor. NCEP ATP III kılavuzuna göre, metabolik sendrom tanısı olan ve LDL kolesterol hedef değerine ulaşılmış bu hastada, lipit yönetimi açısından bir sonraki öncelikli (ikincil) tedavi hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Non-HDL kolesterol düzeyinin hedeflenen değere çekilmesi

Answer

Non-HDL kolesterol düzeyinin hedeflenen değere çekilmesi
Metabolik sendromlu hastalarda dislipidemi yönetimi basamaklıdır. NCEP ATP III ve sonraki güncel kılavuzlara göre:
1. Primer Hedef: LDL kolesteroldür. Bu hastada LDL 92 mg/dL olup hedeftedir.
2. İkincil Hedef: Trigliserid düzeyi ≥200 mg/dL olan hastalarda ikincil hedef Non-HDL kolesteroldür (Total Kolesterol - HDL). Non-HDL kolesterol, aterojenik potansiyeli olan tüm lipoproteinleri (LDL, VLDL, IDL) kapsar ve metabolik sendromdaki riski LDL'den daha iyi yansıtır.

Bu nedenle, LDL hedefi sağlandıktan sonra klinisyenin odaklanması gereken parametre Non-HDL kolesterolü hedef değere (genellikle LDL hedefi + 30 mg/dL) çekmektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini ve mevcut metabolik durumunu değerlendir.
Tip 2 DM, HT, Abdominal Obezite (Bel > 102 cm), Düşük HDL (<40), Yüksek TG (>150). Hasta Metabolik Sendrom kriterlerini karşılamaktadır.
Tedavi hedeflerini belirlemek için hastanın risk kategorisi ve sendrom varlığı doğrulanmalıdır.
2
Primer lipit hedefini kontrol et.
Hasta atorvastatin alıyor ve LDL 92 mg/dL. Yüksek riskli (DM) hasta için genel hedef olan <100 mg/dL sağlanmış.
Lipit tedavisinde her zaman ilk hedef LDL kolesteroldür.
3
İkincil lipit hedefini belirle.
Trigliserid düzeyi 200-499 mg/dL aralığında (245 mg/dL) olduğu için, NCEP ATP III kılavuzuna göre ikincil hedef 'Non-HDL Kolesterol' (Total Kolesterol - HDL) değeridir.
Hipertrigliseridemi varlığında LDL tek başına aterojenik yükü yansıtmakta yetersiz kalır; bu nedenle aterojenik partikülleri (VLDL+LDL) içeren Non-HDL hedeflenir.

Key Concept

Metabolik sendrom ve diyabetli hastalarda, LDL kolesterol hedefine ulaşıldıktan sonra trigliserid yüksekliği (>200 mg/dL) devam ediyorsa, ikincil tedavi hedefi Non-HDL kolesteroldür.

Hints

1
Hastanın LDL değeri normal sınırlardadır, ancak trigliserid düzeyi belirgin yüksektir (>200 mg/dL).
2
Trigliserid yüksekliğinde LDL hesaplaması (Friedewald formülü) güvenilirliğini yitirebilir veya riski eksik gösterebilir. Bu durumda aterojenik partiküllerin tamamını kapsayan bir parametreye bakılmalıdır.
3
Formülü (Total Kolesterol - HDL) olan ve VLDL + LDL toplamını ifade eden parametre ikincil hedeftir.

Practice More

Non-HDL kolesterol hedef değerinin nasıl hesaplandığı (LDL hedefi + 30) ile ilgili bir soru çözülebilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 60Question

3232 yaşında erkek hasta, son bir yıldır aralıklı gelen şiddetli baş ağrısı ve dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde tiroid sağ lobunda yaklaşık 22 cm boyutunda, sert ve fikse bir nodül palpe ediliyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsitonin düzeyi belirgin olarak yüksek (850850 pg/mL) saptanıyor ve nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi medüller tiroid karsinomu tanısını doğruluyor. Bu hastada cerrahi girişim planlanmadan önce yapılması gereken en öncelikli tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plazma serbest metanefrin düzeyi

Answer

Cerrahi öncesi feokromositomayı dışlamak amacıyla plazma serbest metanefrin düzeyi bakılmalıdır.
Medüller tiroid karsinomu (MTKMTK) saptanan her hastada MENMEN 22 sendromu olasılığı değerlendirilmelidir. Özellikle hipertansiyon ve baş ağrısı gibi semptomları olan bu hastada, feokromositoma eşlik ediyor olabilir. Feokromositoma varlığında, önce bu tümörün medikal tedavisi (alfa-adrenerjik blokaj) ve ardından cerrahisi yapılmalıdır. Eğer MTKMTK ameliyatı feokromositoma atlanarak yapılırsa, anestezi indüksiyonu veya cerrahi manipülasyon sırasında masif katekolamin salınımı gerçekleşebilir ve bu durum ölümcül hipertansif krizlere yol açabilir. Bu nedenle cerrahi öncesi en öncelikli adım biyokimyasal metanefrin taramasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları birleştirme
Medüller tiroid karsinomu + Hipertansiyon + Baş ağrısı = MEN 2 (2A veya 2B) şüphesi.
Hastadaki semptomlar ve tiroid patolojisi çoklu endokrin neoplazi sendromlarına işaret etmektedir.
2
Cerrahi öncesi güvenlik önceliğini belirleme
Anestezi ve cerrahi sırasında olası bir hipertansif krizi önlemek için feokromositoma varlığı araştırılmalıdır.
Feokromositoma tedavi edilmeden (alfa-blokaj sağlanmadan) cerrahiye girmek intraoperatif mortalite riskini artırır.
3
En duyarlı tarama testini seçme
Plazma serbest metanefrinleri veya 24 saatlik idrar metanefrinleri istenmelidir.
Biyokimyasal tarama, görüntülemeden önce yapılması gereken standart ilk adımdır.

Key Concept

MEN 2 sendromu şüphesinde, medüller tiroid karsinomu cerrahisinden önce mutlaka feokromositoma taranmalı ve varsa önce o tedavi edilmelidir.

Practice More

MEN 2A ve 2B arasındaki klinik farkları (marfanoid habitus, mukozal nöromlar) ve her iki sendromda da cerrahi sıralama kurallarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 3 / 27Next
Endokrinoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 3 | Examkin