Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 questions

Question 21Question

4848 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan nefes darlığı, halsizlik ve yüzünde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde inspiryum sırasında sistolik kan basıncında 15 mmHg15 \text{ mmHg} düşüş (pulsus paradoksus), boyun venöz dolgunluğu ve perikardiyal frotman saptanıyor. Ekokardiyografide sağ atrium yerleşimli, 6 cm6 \text{ cm} çapında, infiltratif karakterde kitle ve masif hemorajik perikardiyal efüzyon izleniyor. Bu hastada en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anastomozlaşan vasküler kanallar oluşturan ve CD31 eksprese eden pleomorfik iğsi hücreli tümör

Answer

Sağ atrium yerleşimi, hemorajik perikardiyal efüzyon (tamponad bulguları) ve infiltratif büyüme paterni gösteren kitle, erişkinlerdeki en sık primer malign kalp tümörü olan anjiyosarkomdur (CD31 pozitif pleomorfik iğsi hücreler).
Doğru seçenek olan anjiyosarkom, kalbin en sık görülen primer malign tümörüdür. Tipik olarak 4040-5050 yaş arası erkeklerde, sağ atriumda infiltratif bir kitle olarak görülür. Hemorajik perikardiyal efüzyona ve venöz obstrüksiyon bulgularına (yüzde şişlik gibi) yol açması karakteristiktir. Histolojik olarak pleomorfik endotel hücrelerinin oluşturduğu düzensiz vasküler kanallar ve CD31 gibi belirteçlerin pozitifliği ile tanınır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Pulsus paradoksus, venöz dolgunluk ve hemorajik efüzyon bulguları perikardiyal tamponadı ve malign süreci gösterir.
Hastanın semptomlarının ciddiyetini ve tutulum bölgesini belirlemek için gereklidir.
2
Kitle yerleşimi ve demografik verilerin değerlendirilmesi
Erişkin yaş ve sağ atrium yerleşimi, primer malign kalp tümörleri arasında anjiyosarkomu ilk sıraya koyar.
Kalp tümörlerinde yerleşim yeri (sağ vs sol atrium) ayırıcı tanıda en kritik kriterlerden biridir.
3
Histopatolojik özelliklerin eşleştirilmesi
Vasküler kökenli bir malignite olan anjiyosarkom, CD31/CD34 gibi endotelyal belirteçler ve anastomozlaşan damar yapıları ile karakterizedir.
Doğru patolojik tanıyı morfolojik ve immünohistokimyasal düzeyde doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Kalbin Primer Malign Tümörleri ve Perikardiyal Tamponad
Estimated Time:2m 30s
Question 22Question

2424 yaşında profesyonel bir basketbolcu, antrenman sırasında ani senkop atağı geçiriyor. Hastanın aile öyküsünde kardeşinin 2020 yaşında spor yaparken ani öldüğü öğreniliyor. Fizik muayenede kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül kavitesinin daraldığı ve interventriküler septumun sol ventrikül arka duvarına oranla belirgin derecede kalınlaştığı (IVS/LVPW>1.5IVS/LVPW > 1.5) saptanıyor. Bu hastanın miyokard dokusundan alınan biyopsi örneğinde izlenmesi en olası mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyofibrillerde belirgin düzensiz dizilim (disarray) ve interstisyel fibrozis

Answer

Miyofibrillerde belirgin düzensiz dizilim (disarray) ve interstisyel fibrozis bulgusu, hipertrofik kardiyomiyopati (HKM) tanısı için en spesifik histopatolojik bulgudur.
Vakada tanımlanan genç sporcuda egzersiz sırasında senkop, ailede ani ölüm öyküsü ve ekokardiyografide asimetrik septal hipertrofi (IVS/LVPW>1.5IVS/LVPW > 1.5) varlığı tipik bir Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM) tablosudur. HKM'nin en karakteristik mikroskobik bulgusu, miyositlerin birbirine paralel dizilimini kaybederek 'disarray' (düzensiz dizilim) oluşturması ve buna eşlik eden interstisyel fibrozistir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç sporcu, senkop, ailede ani ölüm ve asimetrik septal hipertrofi (ASH)
Bu bulgular klasik olarak Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM) tanısını düşündürür.
2
HKM'nin morfolojik özelliklerini hatırla
Makroskobik olarak asimetrik septal hipertrofi ve mikroskobik olarak miyofiber disarray
HKM'de miyositler normal paralel dizilimini kaybeder ve aralarında fibrozis gelişir.
3
Diğer seçenekleri ekarte et
İnflamatuar, infiltratif veya iskemik bulgular vaka ile uyumsuz
Senkop ve ASH varlığında genetik geçişli bir sarkomer proteini mutasyonu (örn. MYH7) önceliklidir.

Key Concept

Hipertrofik kardiyomiyopati, sarkomer proteinlerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen, mikroskobik olarak 'miyofiber disarray' (miyofibrillerde düzensiz dizilim) ile karakterize bir hastalıktır.
Question 23Question

6262 yaşında, 5050 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son zamanlarda artan öksürük ve kanlı balgam şikayeti ile başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sol akciğer hiler bölgede, merkezinde kavitasyon izlenen 44 cm çapında kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 12,812,8 mg/dL (N: 8,510,58,5-10,5 mg/dL) olarak ölçülüyor. Bu hastada en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Skuamöz hücreli karsinom

Answer

Skuamöz hücreli karsinom; sigara öyküsü, santral yerleşim, kavitasyon ve hiperkalsemi (PTHrP üretimi) birlikteliği nedeniyle en olası tanıdır.
Vakadaki hasta ağır sigara içicidir ve kitlesi hiler (santral) yerleşimlidir. Skuamöz hücreli karsinom, santral yerleşimi ve nekroza bağlı kavitasyon oluşturma eğilimiyle bilinir. Ayrıca, paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) salgılayarak paraneoplastik hiperkalsemiye en sık neden olan akciğer tümörüdür. Tanıda p40 ve p63 gibi belirteçlerin pozitifliği karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Kitle yerleşimi ve sigara öyküsünü değerlendir.
Hasta ağır içicidir ve kitle santral (hiler) yerleşimlidir; bu durum skuamöz hücreli karsinom ve küçük hücreli karsinomu ön plana çıkarır.
Akciğer kanserlerinde santral yerleşim en çok bu iki tipte görülür.
2
Kavitasyon ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Kitlede kavitasyon mevcuttur ve serum kalsiyumu yüksektir (12,812,8 mg/dL).
Skuamöz hücreli karsinom, santral nekroza bağlı kavitasyonun en sık görüldüğü tiptir ve paraneoplastik olarak PTHrP salgılayarak hiperkalsemiye yol açar.
3
İmmünohistokimyasal belirteçlerle tanıyı destekle.
Skuamöz hücreli karsinomda p40, p63 ve Sitokeratin 5/6 pozitifliği beklenir.
Bu belirteçler skuamöz diferansiyasyonu doğrulamak için kullanılır.

Key Concept

Skuamöz hücreli karsinom; sigara, santral yerleşim, kavitasyon ve hiperkalsemi dörtlüsü ile karakterizedir.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

6262 yaşında kadın hasta; giderek artan nefes darlığı, göğüs ağrısı ve aşırı halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu, derinden gelen (hafiflemiş) kalp sesleri ve inspiryum sırasında sistolik kan basıncında 1515 mmHgmmHg’den fazla düşüş (pulsuspulsus paradoxusparadoxus) saptanıyor. Ekokardiyografide yaygın perikardiyal efüzyon ve sağ ventrikülde diyastolik kollaps izleniyor. Perikardiyal efüzyondan yapılan sitolojik incelemede adenokarsinom hücreleri saptanıyor. Kalbin neoplastik hastalıkları ve metastatik yayılım özellikleri göz önüne alındığında, bu hastadaki primer odak için en olası organ aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akciğer

Answer

Kalbe en sık metastaz yapan ve adenokarsinom morfolojisiyle uyumlu olan primer odak akciğerdir.
Hastada görülen bulgular (kardiyak tamponad ve sitolojide adenokarsinom) malign bir süreci göstermektedir. Kalbin neoplastik hastalıklarında metastatik tümörler, primer tümörlerden çok daha yaygın görülür. Kalbe metastaz yapan tümörler arasında en sık görülen primer odak akciğer kanseridir (genellikle adenokarsinom tipi); bunu meme kanseri, melanom ve lenfomalar takip eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz etme
Boyun venöz dolgunluğu, derinden gelen kalp sesleri ve belirgin pulsuspulsus paradoxusparadoxus varlığı kardiyak tamponadı işaret eder.
Perikardiyal efüzyonun basınç artışına bağlı klinik tabloyu tanımlamak için.
2
Sitolojik bulguyu değerlendirme
Efüzyon sıvısında adenokarsinom hücrelerinin görülmesi, tablonun malign bir metastaza bağlı olduğunu kanıtlar.
Primer perikarditleri malign süreçlerden ayırt etmek için.
3
Epidemiyolojik verileri hatırlama
Kalbin en sık görülen tümörleri primer değil, metastatik (sekonder) tümörlerdir.
Primer kalp tümörleri ile metastazların sıklık farkını belirlemek için.
4
Primer odakları karşılaştırma
Kalbe metastaz yapan en sık odaklar akciğer, meme, melanom ve lenfomadır.
En olası primer kaynağı saptamak için.

Key Concept

Metastatik kalp tümörleri, primer kalp tümörlerinden yaklaşık 2020-4040 kat daha yaygındır ve en sık akciğer kanserinden kaynaklanır.
Question 25Question

45 yaşında erkek hasta, yaygın karın ağrısı, miyalji ve yeni gelişen hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde kronik Hepatit B enfeksiyonu olduğu biliniyor. Yapılan damar biyopsisinde orta çaplı arterlerde segmental, damar duvarının tüm katmanlarını tutan inflamasyon ve lümen daralması saptanıyor. Bu hastadaki vasküler lezyonun akut evresinde aşağıdaki histopatolojik bulgulardan hangisinin görülmesi en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Fibrinoid nekroz

Answer

Poliarteritis nodosa (PAN) vakalarının akut evresindeki en karakteristik histopatolojik bulgu fibrinoid nekrozdur.
Vakadaki klinik bulgular (HBV pozitifliği, HT, karın ağrısı) ve biyopsi özellikleri (orta çaplı arter, segmental transmural tutulum) tipik bir Poliarteritis Nodosa (PAN) tablosunu tanımlamaktadır. PAN'ın akut evresindeki histopatolojik alameti farikası, damar duvarında fibrin ve diğer plazma proteinlerinin birikimiyle oluşan pembe, asellüler alanlar olan fibrinoid nekrozdur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hepatit B pozitifliği, hipertansiyon ve karın ağrısı varlığı orta çaplı damarları tutan Poliarteritis Nodosa (PAN) tanısını düşündürür.
PAN vakalarının yaklaşık %30'unda Hepatit B yüzey antijeni (HBsAg) pozitifliği saptanır.
2
Damar tutulum tipini analiz et.
Biyopsi sonucu segmental ve transmural tutulum olduğunu göstermektedir.
PAN, musküler arterleri 'atlamalı' (segmental) şekilde tutan, transmural nekrotizan bir vaskülittir.
3
Akut evre morfolojisini belirle.
Fibrinoid nekroz ve nötrofil infiltrasyonu.
Vaskülitlerin akut fazında damar duvarında immun kompleks birikimi ve plazma proteinlerinin sızması sonucu fibrinoid nekroz gelişir.

Key Concept

Poliarteritis nodosa (PAN), orta çaplı musküler arterleri tutan, granülom içermeyen, karakteristik olarak fibrinoid nekroz ile seyreden ve Hepatit B ile ilişkili olabilen bir vaskülittir.

Practice More

PAN'ın iyileşme evresindeki damar duvarında oluşan fibröz kalınlaşma ve anevrizma oluşumlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 26Question

3434 yaşında kadın hasta; yaklaşık bir hafta önce geçirdiği influenza enfeksiyonu sonrasında genel durumunun tekrar bozulması, yüksek ateş, titreme ve pürülan balgam şikayetiyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ akciğer orta lobda 33 cm çaplı, içerisinde hava-sıvı seviyesi izlenen kavitasyonel bir lezyon saptanıyor. Balgam yaymasında Gram-pozitif kokların kümeler oluşturduğu gözleniyor. Bu klinik tabloda kavitasyon gelişimine en sık neden olan etken ve bu pürülan sürecin plevral boşluğa yayılmasıyla oluşan komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Staphylococcus aureus - Ampiyem

Answer

İnfluenza sonrası kavitasyonel apse gelişimine en sık neden olan etken Staphylococcus aureus olup, bu sürecin plevral boşluğa yayılmasına ampiyem denir.
Doğru yanıt olan seçenek, influenza enfeksiyonunu takiben gelişen, radyolojik olarak hava-sıvı seviyesi (apse) ve mikroskobik olarak Gram-pozitif küme yapan koklarla karakterize tabloyu tam olarak açıklar. Staphylococcus aureus, akciğer parankiminde yaptığı yıkımla apse oluşturur ve bu cerahatin plevraya yayılması ampiyem olarak tanımlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
İnfluenza (viral) sonrası gelişen akut bakteriyel enfeksiyon tablosu saptandı.
Sekonder bakteriyel pnömoniler sıklıkla S. aureus, S. pneumoniae ve H. influenzae tarafından oluşturulur.
2
Radyolojik ve mikrobiyolojik bulguları değerlendir
Hava-sıvı seviyesi (apse/kavitasyon) ve Gram-pozitif küme yapan koklar (S. aureus) eşleşti.
S. aureus yüksek virülanslı, doku yıkımı yapan (piyojenik) bir bakteridir.
3
Plevral yayılım komplikasyonunu tanımla
Plevral boşlukta cerahat birikimi 'Ampiyem' olarak adlandırılır.
Enfeksiyonun komşuluk yoluyla viseral plevrayı aşarak plevral boşluğa ulaşması cerahat birikimine yol açar.

Key Concept

Bakteriyel pnömonilerde apse (likefaksiyon nekrozu) ve ampiyem gelişimi

Practice More

Bakteriyel pnömonilerin evreleri (gri ve kırmızı hepatizasyon) ile karnifikasyon mekanizmasını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

Bronşiyal astım patogenezinde hava yolu duvarında meydana gelen yapısal değişiklikler "remodeling" (yeniden şekillenme) olarak adlandırılır. Bu sürecin karakteristik bulgularından biri olan ve ışık mikroskobunda "bazal membran kalınlaşması" olarak tanımlanan morfolojik değişikliğin gerçek niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bazal membranın hemen altında, lamina reticularis tabakasında tip II ve IIIIII kollajen birikimi ile karakterize subepitelyal fibrozis

Answer

Astımdaki bazal membran kalınlaşması görünümü, gerçek bazal membranın (lamina densa) altında, lamina reticularis tabakasında tip II ve IIIIII kollajenlerin birikmesiyle oluşan subepitelyal fibrozistir.
Doğru cevap, astımdaki 'bazal membran kalınlaşması' görünümünün aslında gerçek bazal membran (lamina densa) kalınlaşması olmadığını, bunun yerine lamina reticularis tabakasında tip II ve IIIIII kollajenlerin birikmesiyle oluşan subepitelyal fibrozis olduğunu vurgulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Astım remodeling bulgularını analiz et.
Düz kas hipertrofisi, goblet hücre metaplazisi, vaskülarite artışı ve subepitelyal fibrozis saptanır.
Işık mikroskobundaki 'bazal membran kalınlaşması' ifadesinin patolojik karşılığını bulmak gerekir.
2
Bazal membranın ince yapısını (elektron mikroskobu düzeyinde) değerlendir.
Gerçek bazal membran (lamina densa) tip IVIV kollajen içerir ve astımda genellikle normaldir.
Kalınlaşmanın gerçek bir membran hipertrofisi olup olmadığını ayırt etmek için gereklidir.
3
Kalınlaşmanın olduğu bölgedeki kollajen tipini belirle.
Lamina reticularis tabakasında interstisyel kollajenler (Tip II ve IIIIII) birikir.
Subepitelyal fibrozisin biyokimyasal içeriği bu görünümün nedenidir.

Key Concept

Astım Remodelingi ve Subepitelyal Fibrozis

Practice More

Astımdaki subepitelyal fibrozis ile KOAH'taki küçük hava yolu fibrozisi arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question

5555 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan bir erkek hasta; son 33 yıldır kış aylarında daha belirgin olmak üzere, her gün devam eden balgamlı öksürük ve eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Klinik olarak kronik bronşit tanısı konulan bu hastada, hava yolu obstrüksiyonunun gelişiminden sorumlu olan ve 'küçük hava yolu hastalığı' (bronşiyolit) olarak tanımlanan sürecin en erken histopatolojik bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük bronş ve bronşiyollerde goblet hücre metaplazisi ve mukus tıkaçları

Answer

Küçük bronş ve bronşiyollerde görülen goblet hücre metaplazisi ve mukus tıkaçları, kronik bronşitte obstrüksiyonun başladığı küçük hava yolu hastalığının en erken morfolojik bulgusudur.
Kronik bronşit tanımı büyük hava yollarındaki mukus hipersekresyonuna (submukozal gland hipertrofisi/Reid indeksi) dayansa da, klinik olarak anlamlı hava yolu direncinden sorumlu olan asıl bölge küçük hava yollarıdır (<2< 2 mm çaplı bronş ve bronşiyoller). Bu bölgede görülen en erken değişiklik, normalde bulunmayan goblet hücrelerinin ortaya çıkması (metaplazi), inflamatuar infiltrasyon ve mukus tıkaçlarıdır. Bu tablo 'küçük hava yolu hastalığı' olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastanın sigara öyküsü ve balgamlı öksürük süresi kronik bronşit (KOAH spektrumu) ile uyumludur.
Tanıyı netleştirerek ilgili patolojik sürece odaklanmak gerekir.
2
Obstrüksiyonun bölgesini belirle
Kronik bronşitte direncin arttığı asıl bölge büyük bronşlar değil, 232-3 mm'den küçük olan küçük hava yollarıdır.
Hastalığın tanımı büyük hava yolları üzerinden yapılsa da fonksiyonel bozukluk küçük hava yollarından başlar.
3
En erken morfolojik değişikliği saptla
Bu bölgedeki (bronşiyolit) ilk değişiklik goblet hücre artışı (metaplazi) ve inflamasyondur.
Mukus hipersekresyonu ve lümen daralması obstrüksiyonun temel mekanizmasını oluşturur.

Key Concept

Küçük Hava Yolu Hastalığı (Small Airway Disease/Bronchiolitis)
Question 29Question

Sistemik nekrotizan vaskülit şüphesi olan bir hastadan alınan biyopsi örneklerinde; küçük çaplı damarlarda (arteriyol, kapiller ve venül) segmental fibrinoid nekroz izlenmekte, ancak granülomatöz inflamasyona rastlanmamaktadır. Bu tablonun Poliarteritis nodosa'dan (PAN) ziyade Mikroskobik polianjitis (MPA) lehine yorumlanması için aşağıdaki morfolojik veya klinik özelliklerden hangisinin varlığı en belirleyicidir?

Show answer & explanation

Answer: Lezyonların tümünün aynı gelişim evresinde (senkron) olması

Answer

Mikroskobik polianjitiste (MPA) lezyonların tümünün aynı gelişim evresinde (senkron) olması, onu Poliarteritis nodosa'dan (PAN) ayıran temel histopatolojik farktır.
Mikroskobik polianjitis (MPA) ile Poliarteritis nodosa (PAN) arasındaki en önemli histopatolojik farklardan biri lezyonların yaş dağılımıdır. MPA'da damar duvarındaki nekrotizan lezyonların hepsi genellikle aynı gelişim evresindeyken (eş zamanlı/senkron), PAN'da aynı hastada ve hatta aynı damar segmentinde farklı evrelerde (taze fibrinoid nekrozdan fibrotik iyileşmeye kadar) lezyonlar bir arada izlenebilir.

Step-by-Step Solution

1
Tutulan damar çapını değerlendir.
MPA'da arteriyol, kapiller ve venüller (küçük damarlar); PAN'da ise orta çaplı muskuler arterler tutulur.
Vaskülitlerin sınıflandırılmasında damar çapı en temel kriterdir.
2
Lezyonların zamansal gelişimini (evresini) analiz et.
PAN'da farklı evrelerdeki (akut, iyileşen, skatrisyel) lezyonlar bir arada görülürken; MPA'da tüm lezyonlar senkrondur (aynı yaştadır).
Lezyonların zamansal dağılımı PAN ve MPA ayrımında patognomonik öneme sahiptir.
3
Akciğer tutulumunu kontrol et.
MPA'da pulmoner kapillerit (hemoptizi) sık görülürken, PAN klasik olarak pulmoner dolaşımı korur.
Organ spesifikliği ayırıcı tanıda klinik bir anahtardır.

Key Concept

MPA ve PAN'ın Morfolojik Ayrımı
Question 30Question

5858 yaşında erkek hasta, progresif nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden uzun yıllar gemi söküm tersanelerinde yalıtım işçisi olarak çalıştığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Toraks BT incelemesinde plevrada diffüz, nodüler kalınlaşma ve plevral efüzyon izleniyor. Plevral biyopsinin histopatolojik incelemesinde epitelyoid karakterde tümör hücrelerinin plevral yüzeyde infiltratif gelişim gösterdiği görülüyor. Bu hastada ayırıcı tanıda öncelikle düşünülen malign mezotelyomayı akciğer adenokarsinomundan ayırt etmek için aşağıdaki immünohistokimyasal belirteçlerden hangisinin pozitif olması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Calretinin

Answer

Malign mezotelyoma tanısında Calretinin pozitifliği beklenirken, TTF-1 ve CEA gibi belirteçlerin negatif olması tanı koydurucudur.
Malign mezotelyoma tanısında kullanılan en güvenilir pozitif belirteçler Calretinin, WT1 (Wilms Tümör 1), Sitokeratin 5/65/6 ve D2-40'tır. Özellikle Calretinin, mezotelyomayı akciğer adenokarsinomundan ayırt etmede yüksek duyarlılığa sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve mesleki öyküyü değerlendir.
Hastanın gemi söküm işinde çalışması asbest maruziyetini gösterir; bu durum malign mezotelyoma için en önemli risk faktörüdür.
Mezotelyoma asbest maruziyeti sonrası 2020-4040 yıllık bir latent periyodun ardından gelişir.
2
Radyolojik ve morfolojik bulguları analiz et.
Diffüz plevral kalınlaşma ve epitelyoid morfoloji hem mezotelyoma hem de plevraya invaze akciğer adenokarsinomunda görülebilir.
Bu iki antite ışık mikroskobunda birbirine çok benzer, bu yüzden immünohistokimya (İHK) şarttır.
3
İmmünohistokimyasal paneli uygula.
Calretinin, WT1 ve CK5/6 mezotelyomada pozitiftir; CEA, TTF-1 ve Ber-EP4 ise adenokarsinomda pozitiftir.
Spesifik antikorlar hücrenin köken aldığı dokuyu (mezotel vs. epitel) ayırt etmeyi sağlar.

Key Concept

Malign mezotelyoma ile akciğer adenokarsinomunun immünohistokimyasal ayırıcı tanısı.

Practice More

Plevral efüzyonlarda Light kriterlerini (transuda-eksuda ayrımı) ve mezotelyomanın asbest dışı nedenlerini (eriyonit, radyasyon) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

Akut romatizmal ateş seyrinde gelişen kardit tablosunda, patognomonik kabul edilen Aschoff cisimcikleri içerisinde yer alan ve nükleer kromatininin merkezde toplanmasıyla oluşan görünümü nedeniyle "tırtıl hücre" (caterpillar cell) olarak adlandırılan karakteristik hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anitschkow hücresi

Answer

Anitschkow hücresi
Doğru cevap Anitschkow hücresidir. Akut romatizmal ateşin kardit aşamasında miyokard, endokard veya perikardda (pankardit) görülen Aschoff cisimciği içindeki aktive makrofajlara Anitschkow hücresi denir. Bu hücrelerin uzunlamasına kesitlerinde kromatin nükleus merkezinde yoğunlaşarak bir şerit oluşturur ve kenarlara doğru uzantılar yaparak 'tırtıl' (caterpillar) görünümü kazanır.

Step-by-Step Solution

1
Akut Romatizmal Ateş (ARA) mikroskobik bulgularını hatırla.
ARA'da patognomonik bulgu Aschoff cisimciğidir.
Aschoff cisimciği; fibrinoid nekroz odağı etrafında lenfositler, plazma hücreleri ve karakteristik makrofajlardan oluşur.
2
Aschoff cisimciği içerisindeki özel makrofajları tanımla.
Bu aktive makrofajlara Anitschkow hücreleri denir.
Anitschkow hücrelerinin nükleer kromatin yapısı, kesit düzlemine göre 'tırtıl' (caterpillar) veya 'baykuş gözü' (IE'deki RS hücresiyle karıştırılmamalıdır, bu terim bazen enine kesit için kullanılır) görünümü verir.

Key Concept

Akut Romatizmal Ateş'in patognomonik hücresi olan Anitschkow hücresi ve onun karakteristik nükleer kromatin yapısı.

Practice More

Romatizmal kalp hastalığının kronik evresinde kapaklarda görülen makroskobik değişiklikleri (balık ağzı darlığı) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 32Question

4545 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden ateş, halsizlik, eklem ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde mitral odakta pozisyonla değişen diyastolik bir ses (tümör vuruşu) duyulurken; perikardiyal frotman veya pulsus paradoxus saptanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde hipokrom mikrositer anemi ve yüksek sedimentasyon hızı izleniyor. Ekokardiyografide sol atriumda interatriyal septuma tutunmuş, hareketli bir kitle saptanıyor. Biyopside bol asit mukopolisakkarit içeren stroma içerisinde damarlar çevresinde kümelenmiş "lepidik" yapılar ve stellat (yıldızsı) hücreler izleniyor. Bu tümör ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Salgıladığı İnterlökin-6 (IL6IL-6) nedeniyle ateş ve kilo kaybı gibi sistemik bulgulara yol açabilir.

Answer

Kitlenin salgıladığı İnterlökin-6 (IL6IL-6) nedeniyle ateş ve kilo kaybı gibi sistemik bulguların görülmesi doğrudur.
Vakada tanımlanan tümör, erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörü olan atrial miksomadır. Miksomalar, İnterlökin-6 (IL6IL-6) salgılayarak ateş, kilo kaybı, eklem ağrısı ve laboratuvarda anemi ile yüksek sedimentasyon hızı gibi sistemik inflamatuar bulgulara yol açarlar. Bu tablo, klinikte sıklıkla romatolojik veya enfeksiyöz hastalıkları taklit edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik bulguları analiz etme
Erişkin yaş, sol atriumda kitle, pozisyonla değişen üfürüm, lepidik ve stellat hücreli miksoid stroma bulguları Atrial Miksoma tanısını koydurur.
Tanının netleştirilmesi, tümörün biyolojik davranışını anlamak için gereklidir.
2
Sistemik bulguların etiyolojisini değerlendirme
Miksomaların karakteristik özelliği olan İnterlökin-6 (IL6IL-6) salınımının sistemik inflamatuar bulgulara yol açtığı bilgisi doğrulanır.
Vakadaki ateş ve kilo kaybı gibi spesifik semptomların açıklanması bu mekanizmaya bağlıdır.

Key Concept

Atrial Miksoma ve IL-6 Paraneoplastik Etkisi
Question 33Question

Nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuran 6868 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanmıştır. Yapılan torasentez analizinde; plevral sıvı proteini 2.82.8 g/dL, serum proteini 6.26.2 g/dL, plevral sıvı LDH değeri 250250 U/L ve serum LDH değeri 320320 U/L (Serum LDH normal üst sınırı: 240240 U/L) olarak ölçülmüştür. Bu laboratuvar bulgularına göre, hastadaki plevral efüzyonun en olası etiyolojisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut bakteriyel pnömoni

Answer

Akut bakteriyel pnömoni
Laboratuvar bulgularına göre; plevral sıvı/serum LDH oranı 0.780.78 (>0.6> 0.6) ve plevral LDH değeri serum üst sınırının 2/32/3'ünden büyüktür (250>160250 > 160). Light kriterlerinden en az birinin (bu vakada iki tanesinin) karşılanması sıvının 'eksüda' karakterinde olduğunu kanıtlar. Akut bakteriyel pnömoni, plevral geçirgenliği artıran inflamatuar bir süreç olduğu için eksüda tipinde efüzyona neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Plevral sıvı/Serum protein oranını hesapla.
2.8/6.20.452.8 / 6.2 \approx 0.45
Light kriterlerinin ilk basamağı olan protein oranını belirlemek için kullanılır.
2
Plevral sıvı/Serum LDH oranını hesapla.
250/3200.78250 / 320 \approx 0.78
LDH oranının 0.60.6 eşiğinin üzerinde olup olmadığını kontrol etmek için kullanılır.
3
Plevral LDH değerini serum normal üst sınırı ile karşılaştır.
250>160250 > 160 (240240'ın 2/32/3'ü)
Light kriterlerinin üçüncü basamağını doğrulamak için kullanılır.
4
Light kriterlerini yorumlayarak sıvı karakterini belirle.
Eksüda
LDH kriterlerinden herhangi birinin karşılanması sıvıyı eksüda sınıfına sokar.
5
Eksüda nedenini seçenekler arasından tanımla.
Akut bakteriyel pnömoni
Seçenekler arasında eksüdaya yol açan tek inflamatuar/infeksiyöz süreç pnömonidir.

Key Concept

Light Kriterleri (Plevral Efüzyon Ayırıcı Tanısı)

Practice More

Eksüda saptanan sıvılarda pH, glukoz ve ADA (adenozin deaminaz) değerlerinin tüberküloz ve ampiyem ayırıcı tanısındaki yerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 34Question

Akut transmural miyokard enfarktüsü tanısıyla hastaneye yatırılan ve takibinin 1212. gününde pulmoner tromboemboli nedeniyle aniden hayatını kaybeden bir hastanın otopsisinde; sol ventrikül lateral duvarda yer alan enfarktüs alanının çevre dokudan daha çökük, grimsi-kırmızı renkte ve belirgin sınırlı olduğu izlenmiştir. Bu hastanın enfarktüs alanından alınan kesitlerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Belirgin granülasyon dokusu ve kollajen depolanması

Answer

Belirgin granülasyon dokusu ve kollajen depolanması
On ikinci gündeki bir miyokard enfarktüsünde, nekrotik dokunun temizlenmesi büyük oranda tamamlanmış ve yerine yeni damarlar ile fibroblastlardan zengin, iyi gelişmiş bir granülasyon dokusu gelmiştir. Ayrıca bu evrede tip I ve tip III kollajen depolanması belirginleşerek dokuya gri-kırmızı bir renk ve çökük bir görünüm kazandırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlamayı analiz et
Hastanın MI sonrası 1212. gününde olduğu tespit edildi.
Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişiklikler belirli bir kronolojik sıra izler.
2
Makroskobik bulguları zamanlama ile eşleştir
101410-14. günlerde enfarktüs alanı makroskobik olarak çökük ve gri-kırmızı görünümdedir.
Bu evrede ölü dokunun yerini almaya başlayan granülasyon dokusu alanı çökük gösterir.
3
Mikroskobik bulguyu belirle
1212. günde belirgin granülasyon dokusu (anjiyogenez ve fibroblastlar) ve kollajen liflerinin birikimi beklenir.
İyileşme süreci proliferatif fazdan sklerotik faza geçmektedir.

Key Concept

Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişikliklerin kronolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 35Question

Dökümhanede 5555 yıldır kumlama (sandblasting) işçisi olarak çalışan bir hastanın çekilen akciğer grafisinde, her iki akciğer üst loblarında nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında periferik kalsifikasyon (yumurta kabuğu kalsifikasyonu) saptanmıştır. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Silikozis

Answer

En olası tanı silikozistir; çünkü kumlama işçiliği ve radyolojik olarak izlenen yumurta kabuğu kalsifikasyonu bu hastalık için patognomonik sayılabilecek kadar tipiktir.
Silikozis, kuvars kristallerinin inhalasyonu sonucu oluşan kronik bir restriktif akciğer hastalığıdır. Kumlama işi bu maruziyetin en sık görüldüğü alanlardan biridir. Radyolojik olarak hiler lenf nodlarında görülen periferik ince kalsifikasyon hattı (yumurta kabuğu kalsifikasyonu), silikozis tanısı için sınav sorularında sıkça kullanılan en tipik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mesleki maruziyeti değerlendirilir.
Kumlama (sandblasting) işi, yüksek miktarda serbest silika tozuna maruziyet anlamına gelir.
Pnömokonyozların ayırıcı tanısında meslek hikayesi en kritik ipucudur.
2
Radyolojik bulgular analiz edilir.
Üst lob yerleşimi ve hiler lenf nodlarında periferik (yumurta kabuğu) kalsifikasyon saptanmıştır.
Yumurta kabuğu kalsifikasyonu, silikozis için klasik bir radyolojik belirteçtir.
3
Bulgular birleştirilerek tanı konur.
Bulgular silikozis tanısıyla tam uyumludur.
Diğer restriktif veya granülomatöz hastalıklar bu spesifik kalsifikasyon paterni ve meslek hikayesi kombinasyonunu göstermez.

Key Concept

Silikozis tanısında meslek hikayesi (kumlama) ve radyolojik 'yumurta kabuğu kalsifikasyonu' bulgusunun önemi.
Estimated Time:45s
Question 36Question

42 yaşında erkek hasta, son bir aydır devam eden görme bulanıklığı ve gözlerde kızarıklık şikayetiyle göz hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Yapılan muayenesinde bilateral granülomatöz üveit saptanıyor. Sistemik sorgusunda hafif efor dispnesi tanımlayan hastanın solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinin beklenenin %62\%62'si olduğu, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise %88\%88 (artmış) olduğu saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati izlenmesi üzerine yapılan transbronşiyal biyopside kazeifikasyon nekrozu içermeyen, epiteloid histiyositlerden zengin granülomlar izleniyor. Bu hastanın histopatolojik incelemesinde granülom içindeki dev hücrelerin sitoplazmasında aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Asteroid cisimcikleri

Answer

Sarkoidoz tanısı alan bu hastada granülomlar içindeki dev hücrelerin sitoplazmasında Asteroid cisimcikleri görülmesi en olası bulgudur.
Hastanın klinik tablosu (üveit, hiler LAD) ve SFT bulguları (restriktif patern) sarkoidoz ile tam uyumludur. Sarkoidozun histopatolojik tanısında kullanılan non-kazeifiye granülomlar içindeki çok çekirdekli dev hücrelerde Asteroid cisimcikleri (yıldızsı inklüzyonlar) ve Schaumann cisimcikleri (kalsifiye konkresyonlar) görülmesi beklenen karakteristik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Üveit ve bilateral hiler lenfadenopati birlikteliği sarkoidozu düşündürür.
Sarkoidoz multisistemik, non-kazeifiye granülomatöz bir hastalıktır.
2
Solunum fonksiyon testini (SFT) yorumla
Düşük FVCFVC ve artmış FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif akciğer hastalığını gösterir.
Restriktif hastalıklarda akciğer kompliyansı azalır, ancak hava yolları açık olduğu için oran korunur veya artar.
3
Histopatolojik bulguları analiz et
Non-kazeifiye granülomlar içindeki dev hücre inklüzyonlarını belirle.
Sarkoidoza özgü morfolojik belirteçler Asteroid ve Schaumann cisimcikleridir.

Key Concept

Sarkoidozda restriktif SFT paterni ve non-kazeifiye granülomlardaki sitoplazmik inklüzyonlar (Asteroid/Schaumann).
Question 37Question

6565 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hastada ilerleyici nefes darlığı şikayeti mevcuttur. Fizik muayenede fıçı göğüs görünümü ve ekspiryumda belirgin uzama saptanmıştır. Akciğer grafisinde üst loblarda daha belirgin olmak üzere radyolüsensi artışı ve diyafragmalarda düzleşme izlenmektedir. Bu hastada gelişen patolojik değişikliğin tipi ve akciğerlerde en sık izlendiği lokalizasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sentriasiner amfizem - Üst loblar

Answer

Sentriasiner amfizem - Üst loblar
Sigara içimi ile güçlü bir ilişki gösteren sentriasiner amfizem, akciğer asinusunun proksimal kısımlarını (respiratuar bronşiyolleri) etkiler ve en sık akciğerlerin üst loblarında (özellikle apikal bölgelerde) izlenir. Bu hastanın sigara öyküsü ve radyolojik bulguları bu tanıyı desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz etme
Hasta yaşlı, ağır sigara içicisi ve 'fıçı göğüs' ile karakterize ilerleyici obstrüktif akciğer hastalığı (amfizem) tablosundadır.
Sigara öyküsü amfizem tipini belirlemede en kritik etkendir.
2
Amfizem tipini belirleme
Sigara dumanındaki partiküller respiratuar bronşiyol seviyesinde inflamasyonu tetiklediği için sentriasiner (sentrilobüler) amfizem gelişir.
Sentriasiner tipte asinusun proksimal kısmı (respiratuar bronşiyol) tutulurken distal alveoller başlangıçta korunur.
3
Lokalizasyonu eşleştirme
Sentriasiner amfizem akciğerlerin üst loblarında, özellikle apikal segmentlerde daha belirgindir.
Dumanın ventilasyon-perfüzyon oranlarına bağlı olarak üst loblarda daha fazla hasar yapması beklenen bir bulgudur.

Key Concept

Amfizem tiplerinin etiyoloji ve anatomik yerleşime göre ayrımı

Practice More

Sentriasiner amfizemin patogenezindeki proteaz-antiproteaz dengesizliğini ve nötrofillerin rolünü inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 38Question

Akciğer parankiminde yama tarzında (fokal) inflamatuar konsolidasyon alanları ile karakterize olan, genellikle bronş ve bronşiollerdeki enfeksiyonun komşu alveollere yayılması sonucu gelişen pnömoni morfolojisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronkopnömoni

Answer

Akciğerde yama tarzında konsolidasyon ile karakterize olan tablo bronkopnömonidir.
Doğru cevap olan bronkopnömoni seçeneği, akciğerde bronşiollerden başlayan ve çevre parankime yama tarzında dağılan fokal süpüratif inflamasyonu doğru şekilde tanımlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Morfolojik paternin belirlenmesi
Soruda belirtilen 'yama tarzında' (patchy) ve 'fokal' ifadeleri bronkopnömoni için anahtar kelimelerdir.
Bakteriyel pnömoniler anatomik dağılımlarına göre lober pnömoni ve bronkopnömoni olarak ikiye ayrılır.
2
Enfeksiyonun yayılım yolunun analizi
Enfeksiyonun bronşiollerden çevre parankime yayılması bronkopnömoninin tipik gelişim mekanizmasıdır.
Lober pnömonide ise yayılım alveoller arası gözenekler (Kohn gözenekleri) aracılığıyla tüm loba hızla yayılır.
3
Doğru tanının eşleştirilmesi
Tanımlanan tablo bronkopnömoni ile tam uyumludur.
Robbins Patoloji standartlarına göre bronkopnömoni fokal, lober pnömoni ise diffüz konsolidasyon gösterir.

Key Concept

Bronkopnömoni ve Lober Pnömoni Arasındaki Morfolojik Farklar

Practice More

Lober pnömoninin evrelerini (konjesyon, kırmızı hepatizasyon, gri hepatizasyon, rezolüsyon) tekrar etmek, morfoloji sorularında yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
Question 39Question

6060 yaşında erkek hastanın rutin kontrol amacıyla çekilen akciğer grafisinde, her iki hemitoraksta diyafragma üzerinde ve parietal plevrada iyi sınırlı, kalsifiye, yoğun plaklar saptanıyor. Hastanın solunum fonksiyon testlerinde zorlu vital kapasite (FVCFVC) değerinin hafif düşük olduğu, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise korunduğu (%82\%82) görülüyor. Özgeçmişinde geçmişte gemi izolasyon ve yalıtım işlerinde çalıştığı öğrenilen bu hastada, plevral bulguların gelişiminden sorumlu olan en olası ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Asbest

Answer

Plevral plaklar ve izolasyon işçiliği öyküsü asbest maruziyetine işaret etmektedir.
Asbest maruziyeti, plevral plakların en yaygın nedenidir. Bu plaklar tipik olarak parietal plevranın anterior ve posterolateral bölgelerinde ve diyafragma üzerinde gelişir. Hastanın izolasyon işçiliği öyküsü ve solunum fonksiyon testindeki hafif restriktif eğilim (hafif düşük FVC) bu tanıyı desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Parietal plevra ve diyafragmada kalsifiye plaklar (plevral plaklar) saptandı.
Bu bulgu mesleki bir maruziyetin spesifik bir göstergesidir.
2
Meslek öyküsü ile radyolojik bulguyu eşleştir
Gemi izolasyon işçiliği asbest maruziyeti için yüksek riskli bir alandır.
Asbest, plevral plakların en yaygın ve karakteristik nedenidir.
3
Diğer pnömokonyoz etkenlerini dışla
Silika, kömür tozu ve berilyum farklı radyolojik ve histolojik paternler gösterir.
Ayırıcı tanıda plakların lokalizasyonu (parietal plevra) asbesti ön plana çıkarır.

Key Concept

Asbest maruziyetinde en sık görülen radyolojik bulgu kalsifiye plevral plaklardır.
Estimated Time:1m 0s
Question 40Question

4646 yaşında kadın hasta; son 33 aydır devam eden ateş, halsizlik ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde oskültasyonda diyastol ortasında 'tümör plop' (tumor plop) sesi duyuluyor. Perikardiyal frotman saptanmayan hastanın ekokardiyografisinde sol atriyumda pedinküllü, jelatinöz bir kitle izleniyor. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde; bol miksöid stroma içerisinde, vasküler yapılar çevresinde 'lepidik' dizilim gösteren stellat hücreler ve nadir gland benzeri yapılar saptanıyor. Bu klinik ve morfolojik bulgulara sahip tümörle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mikroskobik olarak izlenebilen glandüler yapılar nedeniyle metastatik adenokarsinomlar ile karışabilir.

Answer

Miksomalarda görülebilen glandüler yapılar, metastatik adenokarsinomlarla karıştırılabilir.
Soruda tarif edilen hasta (sol atriyumda kitle, tümör plop, miksöid stroma, lepidik hücreler) atriyal miksoma tanısı almaktadır. Miksomaların histopatolojik bir özelliği olan 'lepidik' hücrelerin damar benzeri yapılar çevresindeki dizilimi ve nadiren eşlik eden enterik tipte glandüler yapılar, metastatik adenokarsinomlarla karışmasına neden olabilecek önemli bir morfolojik özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Diyastolik 'tümör plop' sesi, sistemik bulgular (ateş, kilo kaybı) ve sol atriyum yerleşimi.
Bu bulgular tipik bir atriyal miksoma tablosuna işaret eder.
2
Morfolojik verileri değerlendir.
Miksöid stroma, lepidik (vasküler yapılar çevresinde) dizilim gösteren stellat hücreler ve glandüler yapılar.
Lepidik hücreler (miksoma hücreleri) ve glandüler yapılar miksomanın histopatolojik özellikleridir.
3
Ayırıcı tanıları gözden geçir.
Glandüler yapıların varlığı, metastatik adenokarsinomlarla karışmasına neden olabilir.
Bu morfolojik benzerlik, primer bir kalp tümörü olan miksomanın yanlışlıkla metastaz olarak tanılanmasına yol açabilir.

Key Concept

Atriyal Miksoma Morfolojisi ve Ayırıcı Tanısı
Estimated Time:1m 40s
PreviousPage 2 / 24Next
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin