Nefroloji

349 questions

Question 141Question

1515 kg ağırlığındaki sağlıklı bir çocukta, Holliday-Segar yöntemi kullanılarak hesaplanan günlük idame sıvı gereksinimi kaç ml'dir?

Show answer & explanation

Answer: 12501250

Answer

15 kg ağırlığındaki bir çocuk için idame sıvı gereksinimi 1250 ml'dir.
Çocuk sağlığı ve hastalıkları pratiğinde en sık kullanılan Holliday-Segar yöntemine göre, 1515 kg ağırlığındaki bir çocukta hesaplama şu şekildedir: İlk 1010 kg için 100100 ml/kg (10001000 ml), sonraki 55 kg (112011-20 kg arası) için 5050 ml/kg (250250 ml). Bu iki değerin toplamı olan 12501250 ml, günlük bazal idame sıvı ihtiyacını verir.

Step-by-Step Solution

1
Vücut ağırlığının ilk 1010 kg'lık kısmı için sıvı miktarını hesapla.
10×100=100010 \times 100 = 1000 ml
Holliday-Segar yöntemine göre ilk 1010 kg için kg başına 100100 ml sıvı verilmelidir.
2
1010 kg'ı aşan ağırlık (112011-20 kg arası) için sıvı miktarını hesapla.
5×50=2505 \times 50 = 250 ml
Vücut ağırlığının 1010 ile 2020 kg arasındaki her kilosu için kg başına 5050 ml eklenmelidir.
3
Elde edilen değerleri topla.
1000+250=12501000 + 250 = 1250 ml
Günlük toplam idame sıvı miktarını bulmak için tüm ağırlık dilimlerinin toplamı alınmalıdır.

Key Concept

Holliday-Segar yöntemi ile çocuklarda günlük idame sıvı gereksinimi hesaplanması.

Alternative Method

Sıvı miktarını saatlik bazda hesaplamak isterseniz '4-2-1 kuralı'nı kullanabilirsiniz: İlk 1010 kg için 44 ml/saat (4040 ml), sonraki 55 kg için 22 ml/saat (1010 ml). Toplam 5050 ml/saat eder. Bunu günlük hesaba çevirmek için 2424 ile çarptığınızda (50×2450 \times 24) yine 12001200 ml civarında (12501250 ml asıl değerdir) bir değere ulaşırsınız.
Estimated Time:45s
Question 142Question

Evre 33 kronik böbrek yetmezliği (GFH:40GFH: 40 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) tanısıyla izlenen 1010 yaşında bir çocuk hastanın rutin kontrollerinde hemoglobin düzeyi 9.89.8 g/dLg/dL saptanmıştır. Bu hastada anemi yönetimi için atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Demir depoları kontrol edilmeli; ferritin <100<100 ng/mLng/mL veya transferrin satürasyonu <%20<\%20 ise önce demir replasmanı planlanmalıdır.

Answer

Anemi yönetiminde ilk adım demir depolarının değerlendirilmesi ve eksiklik varsa (ferritin <100<100 ng/mLng/mL veya TSAT<%20TSAT <\%20) eritropoetinden önce veya onunla birlikte demir replasmanının yapılmasıdır.
Kronik böbrek yetmezliğinde aneminin temel nedeni eritropoetin (EPO) eksikliği olsa da, EPO tedavisine başlamadan önce demir depolarının (ferritin >100>100 ng/mLng/mL, TSAT >%20>\%20) yeterli olduğundan emin olunmalıdır. Demir eksikliği varlığında EPO tedavisine direnç gelişir. Bu nedenle doğru yaklaşım, demir parametrelerini kontrol edip eksiklik durumunda önce demir replasmanı yapmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın anemi durumunu ve eşlik eden kronik hastalık evresini belirle.
Hasta Evre 33 KBY ve hemoglobin 9.89.8 g/dLg/dL (anemik) olarak saptandı.
Tedavi endikasyonunu netleştirmek için.
2
Demir parametrelerini (ferritin ve transferrin satürasyonu) kontrol et.
Eritropoetin tedavisine yanıt için gerekli olan ham madde (demir) varlığı sorgulandı.
Demir eksikliği varlığında eritropoetin (EPO) tedavisi başarısız olur.
3
Eksiklik varsa önce demir replasmanı yap, ardından gerekirse EPO tedavisine başla.
Optimal eritropoez için uygun zemin hazırlandı.
KDOQI/KDIGO kılavuzları diyaliz dışı çocuklarda ferritinin >100>100 ng/mLng/mL tutulmasını önerir.

Key Concept

KBY anemisinde eritropoetin tedavisine başlamadan önce demir depolarının yeterliliği mutlaka değerlendirilmelidir.
Question 143Question

66 yaşında, steroid dirençli nefrotik sendrom tanısıyla izlenen ve şiddetli ödem nedeniyle son 11 haftadır yüksek doz furosemid tedavisi alan bir çocuk; kusma, karın ağrısı ve idrar miktarında belirgin azalma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 75/4575/45 mmHg, kalp hızı 140140/dk, turgor ve tonus azalmış saptanıyor.

Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Serum Kreatinin2.82.8 mg/dL (Bazal: 0.60.6 mg/dL)
Serum BUN6464 mg/dL
İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})4848 mEq/L
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFE_{Na})%2.6\%2.6

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada prerenal azotemi ile akut tübüler nekroz (ATN) ayırıcı tanısını yapmak için kullanılabilecek en güvenilir laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fraksiyone üre ekskresyonu (FEUreaFE_{Urea})

Answer

Fraksiyone üre ekskresyonu (FEUreaFE_{Urea}), diüretik kullanan akut böbrek yetmezliği hastalarında prerenal ve intrensek ayrımında en güvenilir laboratuvar parametresidir.
Prerenal azotemi ve Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımında kullanılan fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFE_{Na}) ve idrar sodyumu, hastanın loop diüretiği (furosemid) kullanması nedeniyle güvenilirliğini kaybeder. Furosemid, tübüler sodyum geri emilimini bloke ederek prerenal dehidratasyon durumunda bile idrarda yüksek sodyum atılımına yol açar. Bu tür vakalarda, geri emilimi proksimal tübülde gerçekleşen ve diüretiklerden etkilenmeyen ürenin fraksiyone ekskresyonu (FEUreaFE_{Urea}) en güvenilir göstergedir. FEUreaFE_{Urea} değerinin %35\%35'in altında olması prerenal azotemiyi, %50\%50'nin üzerinde olması ise ATN'yi destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Hipotansiyon, taşikardi ve turgor azalması hastada belirgin bir volüm depletasyonu (dehidratasyon) ve prerenal bir tablo olduğunu gösterir.
Vaka analizinde ilk adım, fizik muayene bulguları ile renal perfüzyon durumunu belirlemektir.
2
Laboratuvar paradoksunun saptanması
FENaFE_{Na} değerinin %1\%1 üzerinde ve UNaU_{Na}'nın yüksek olması ATN lehine görünse de, klinik bulgular prerenal tabloyla çelişmektedir.
Prerenal azotemide normalde beklenen düşük sodyum atılımıdır (FENa<%1FE_{Na} < \%1).
3
İlaç etkisinin analizi
Hastanın kullandığı furosemid (loop diüretiği), Na-K-2Cl taşıyıcısını bloke ederek sodyumun geri emilimini engeller ve idrar sodyumunu yapay olarak yükseltir.
Diüretikler, klasik üriner indekslerin (FENaFE_{Na}, UNaU_{Na}, RFI) tanısal değerini ortadan kaldırır.
4
Alternatif parametrenin seçimi
Urea proksimal tübülde pasif olarak geri emilir ve loop diüretiklerinden sodyum kadar etkilenmez.
Prerenal durumda proksimal tübülden su ve sodyum geri emilimi arttığında üre geri emilimi de artar, bu nedenle FEUrea<%35FE_{Urea} < \%35 olması prerenal durumu kanıtlar.

Key Concept

Diüretik kullanımı durumunda akut böbrek hasarı ayırıcı tanısında fraksiyone üre ekskresyonunun (FEUreaFE_{Urea}) önemi.

Practice More

Akut böbrek yetmezliğinde intrensek nedenler arasında yer alan kontrast nefropatisi ve pigment nefropatisinde (rabdomiyoliz) de FENaFE_{Na}'nın %1\%1'in altında olabileceği unutulmamalıdır.

Alternative Method

Klinik olarak dehidratasyon şüphesi varsa, hastaya sıvı yüklemesi (challenge) yapılarak idrar çıkışının ve kreatinin düzeyinin takibi de bir yöntemdir, ancak laboratuvar bazlı sorularda cevap daima üriner indekslerdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 144Question

33 yaşında bir erkek çocuk; boy kısalığı, halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle getirilmiştir. Anamnezinde bebeklikten itibaren çok su içme ve sık idrara çıkma öyküsü olduğu, büyüme hızının akranlarının gerisinde kaldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 3.3. persentilin altında saptanıyor; kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg (normal) ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar saptanıyor:

ParametreDeğer
Serum Na+Na^+138138 mEq/LmEq/L
Serum K+K^+2.82.8 mEq/LmEq/L
Serum ClCl^-116116 mEq/LmEq/L
Serum Ca2+Ca^{2+}9.69.6 mg/dLmg/dL
Serum Mg2+Mg^{2+}2.12.1 mg/dLmg/dL
Kan pHpH7.227.22
Kan HCO3HCO_3^-1212 mEq/LmEq/L
Kan pCO2pCO_22727 mmHgmmHg
İdrar pHpH6.76.7
İdrar Na+Na^+4040 mEq/LmEq/L
İdrar K+K^+2525 mEq/LmEq/L
İdrar ClCl^-3535 mEq/LmEq/L

Yapılan üriner ultrasonografide bilateral medüller nefrokalsinozis saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz

Answer

Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz
Hastada saptanan normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve idrar pH'ının asidoza rağmen 5.55.5'in altına düşürülememesi (6.76.7) tipik olarak Tip 1 (distal) RTA'yı işaret eder. Ayrıca hesaplanan idrar anyon açığının pozitif olması (+30+30) renal asidifikasyon kusurunu doğrular. Medüller nefrokalsinozis ise bu tabloda hiperkalsiüriye bağlı gelişen spesifik bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Asit-baz durumunun ve anyon açığının değerlendirilmesi
Kan pH:7.22pH: 7.22 ve HCO3:12HCO_3^-: 12 mEq/LmEq/L ile metabolik asidoz vardır. Serum anyon açığı: 138(116+12)=10138 - (116 + 12) = 10 mEq/LmEq/L (normal) bulunmuştur. Bu tablo 'Normal Anyon Açıklı (Hiperkloremik) Metabolik Asidoz' olarak tanımlanır.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı asidozun tipini belirlemektir.
2
İdrar anyon açığının (İAA) hesaplanması
I˙AA=(Na++K+)Cl=(40+25)35=+30İAA = (Na^+ + K^+) - Cl^- = (40 + 25) - 35 = +30 mEq/LmEq/L (pozitif).
Pozitif İAA, böbreğin idrarla amonyum (NH4+NH_4^+) atamadığını ve asidifikasyon kusurunun böbrek kaynaklı olduğunu gösterir.
3
İdrar pH'ının ve klinik bulguların yorumlanması
Sistemik asidoza rağmen idrar pH'ının 5.55.5'in üzerinde (6.76.7) kalması distal tübülde hidrojen salınımı kusurunu (Tip 1 RTA) gösterir. Hipokalemi ve USG'deki medüller nefrokalsinozis bu tanıyı kesinleştirir.
Tip 1 RTA'da idrar hiçbir zaman 5.55.5'in altına düşürülemez.

Key Concept

Tip 1 (distal) RTA'da temel kusur distal tübülden H+H^+ salınımının yapılamamasıdır. Bu durum hiperkloremik metabolik asidoz, hipokalemi, uygunsuz alkali idrar pH (>5.5> 5.5), pozitif idrar anyon açığı ve nefrokalsinozis ile karakterizedir.

Practice More

RTA hastalarında idrar kalsiyum/kreatinin oranının değerlendirilmesi ve Fanconi sendromu (glikozüri, aminoasidüri) varlığının araştırılması proksimal-distal ayrımı için önemlidir.

Alternative Method

RTA tiplerini ayırırken potasyum düzeyine bakmak da yardımcıdır. Tip 1 ve 2 RTA'da hipokalemi görülürken, Tip 4 RTA (hipoaldosteronizm/aldosteron direnci) hiperkalemi ile seyreder.
Estimated Time:2m 30s
Question 145Question

44 aylık erkek bebek, doğuştan katarakt ve belirgin jeneralize hipotoni nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmıyor, karaciğer fonksiyon testleri normal bulunuyor. İdrar tetkikinde normoglisemik glukozüri, fosfatüri ve jeneralize aminoasidüri tespit ediliyor. Kan gazı incelemesinde normal anyon açıklı metabolik asidoz saptanıyor. Buna göre, bu hastanın kliniğinden sorumlu olan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: OCRL-1 geni mutasyonu

Answer

Oküloserebrorenal sendrom (Lowe sendromu) tablosuna yol açan OCRL-1 geni mutasyonu
Hastadaki normoglisemik glukozüri, fosfatüri ve jeneralize aminoasidüri bulguları proksimal tübülün yaygın disfonksiyonu olan Fanconi sendromunu göstermektedir. Fanconi sendromuna doğuştan katarakt ve belirgin jeneralize hipotoninin eşlik etmesi, X'e bağlı resesif geçiş gösteren Lowe sendromu (Oküloserebrorenal sendrom) için tipik ve patognomoniktir. Bu hastalık, inositol polifosfat-5-fosfataz enzimini kodlayan OCRL-1 genindeki mutasyon sonucu gelişir.

Step-by-Step Solution

1
İdrar ve kan gazı bulgularını analiz etme
Normoglisemik glukozüri, fosfatüri, aminoasidüri ve normal anyon açıklı metabolik asidoz saptandı.
Bu bulguların tamamı proksimal tübülün yaygın disfonksiyonu olan Fanconi sendromuna işaret eder.
2
Ekstrarenal klinik bulguları değerlendirme
Hastada doğuştan katarakt ve jeneralize hipotoni olduğu, karaciğer tutulumunun bulunmadığı belirlendi.
Fanconi sendromuna yol açan sekonder nedenlerin (sistinoz, galaktozemi, Lowe sendromu) ayrımını yapmak için.
3
Sendromik tanıyı ve ilişkili genetik defekti belirleme
Fanconi sendromu, katarakt ve hipotoni üçlüsünün Lowe sendromu (Oküloserebrorenal sendrom) olduğu ve OCRL-1 gen mutasyonuna bağlı olduğu tespit edildi.
Hastalığın patognomonik triadını doğru genetik defekt ile eşleştirmek için.

Key Concept

Lowe sendromu (Oküloserebrorenal sendrom) kliniği ve genetiği

Hints

1
Hastadaki glukozüri, fosfatüri ve aminoasidüri bulgularının birlikte görülmesi, tübüler yapının hangi bölgesindeki hasarı (örneğin proksimal tübül) tanımlar?
2
Proksimal tübül disfonksiyonuna (Fanconi sendromu) eşlik eden göz (katarakt) ve sinir sistemi (hipotoni) bulguları spesifik bir metabolik/genetik sendromu gösterir.
3
Göz, beyin ve böbrek tutulumuyla seyrettiği için 'Oküloserebrorenal sendrom' olarak da bilinen bu hastalık, OCRL-1 genindeki defektle ortaya çıkar.

Practice More

Dent hastalığı ve Sistinoz gibi proksimal tübülü tutan diğer hastalıkların klinik özelliklerini tekrar gözden geçirin.

Alternative Method

Sekonder Fanconi sendromu nedenleri ayırıcı tanısında kilit bulgular kullanılabilir: Gözde katarakt + hipotoni varsa Lowe sendromu, gözde korneal kristaller + fotofobi varsa Sistinoz, katarakt + karaciğer yetmezliği varsa Galaktozemi düşünülmelidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 146Question

1212 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 hafta önce geçirdiği ateşli boğaz ağrısı sonrasında gelişen karın ağrısı, bacaklarda şişlik ve idrar renginde çay rengi koyulaşma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 140/95140/95 mmHg (yaş ve boy persantiline göre yüksek) ve pretibial ++++ ödem saptanmıştır. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde:

ParametreSonuç
Serum C3C32222 mg/dL (N: 8016080-160)
Serum C4C466 mg/dL (N: 154515-45)
ASOASO520520 IU/mL (N < 200200)
Kreatinin1.21.2 mg/dL

Hastanın takiplerinin 1212. haftasında ödemi ve hipertansiyonu düzelmiş olmasına rağmen serum C3C3 düzeyinin 2828 mg/dL olarak düşük seyrettiği gözlenmiştir. Bu hastada kesin tanı için yapılacak böbrek biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Işık mikroskobunda mezanjial proliferasyon ve bazal membranda "çift kontur" (tram-track) görünümü

Answer

Membranoproliferatif Glomerülonefrit Tip 1'in karakteristik bulgusu olan bazal membranda ayrışma ve "tram-track" görünümüdür.
Hastada saptanan düşük C3C3 ve düşük C4C4 değerleri klasik kompleman yolunun aktivasyonuna işaret eder. APSGN vakalarında C4C4 genellikle normaldir. Ayrıca C3C3 düşüklüğünün 8128-12 haftadan uzun sürmesi (bu vakada 1212 hafta), APSGN tanısını dışlayan ve biyopsi ile MPGN tanısını kesinleştiren en önemli kriterdir. MPGN Tip 1'in patognomonik ışık mikroskobu bulgusu, bazal membranın iki katlı görülmesi (çift kontur/tram-track) ve mezanjial proliferasyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Nefritik sendrom (hematüri, hipertansiyon, ödem).
Hastanın semptomları ve idrar bulguları glomerüler bir hasarı işaret eder.
2
Kompleman profilinin analizi
Hem C3C3 hem de C4C4 düşük saptanmıştır.
Düşük C4C4, kompleman sisteminin klasik yolaktan aktive olduğunu gösterir; bu durum APSGN'den ziyade MPGN Tip 1 veya SLE düşündürür.
3
Zaman çizelgesinin yorumlanması
Hipokomplemanemi 1212. haftada devam etmektedir.
APSGN'de C3C3 düzeyi 8128-12 hafta içinde normale döner. Bu süreyi aşan düşüklükler biyopsi endikasyonudur ve MPGN'yi destekler.
4
Patolojik bulgu ile korelasyon
MPGN Tip 1 için "tram-track" görünümü beklenir.
Mezanjial hücrelerin bazal membran arasına girmesi (interpozisyon) sonucu çift kontur yapısı oluşur.

Key Concept

Persistan hipokomplemanemi (C3C3 düşüklüğünün >8>8 hafta sürmesi) ve düşük C4C4 varlığı, pediatrik hastada öncelikle MPGN Tip 1'i düşündürmelidir.

Practice More

MPGN Tip 1 ile Tip 2 (Dense Deposit Disease) arasındaki kompleman aktivasyon yolağı farklarını ve klinik çağrışımlarını (örn: parsiyel lipodistrofi) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 147Question

Prenatal 3232. hafta ultrasonografisinde sol böbrekte evre 33 hidronefroz saptanan bir erkek bebek, postnatal 11. ayında kontrole getiriliyor. Yapılan ultrasonografide sol böbrek pelvisi 1818 mm, sol üreter ise mesane girişine kadar tüm trasesi boyunca 1212 mm genişlemiş olarak izleniyor. Mesane normal yapıda saptanıyor. Çekilen işeyerek sistoüretrografide (VCUG) mesane konturları düzgün olup vezikoüreteral reflü saptanmıyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer obstrüktif megaüreter

Answer

Primer obstrüktif megaüreter
Hidroüreteronefroz (böbrek ve üreter genişlemesi) varlığında, VCUG ile reflünün dışlanması durumunda en olası tanı üreterovezikal bileşke seviyesindeki tıkanıklığa bağlı gelişen primer obstrüktif megaüreterdir.

Step-by-Step Solution

1
Ultrasonografi bulgularını analiz et
Sol böbrekte hem renal pelvisin (1818 mm) hem de üreterin (1212 mm) mesaneye kadar genişlemiş olduğu (hidroüreteronefroz) saptandı.
Darlığın seviyesini (üst sistem vs. alt sistem) belirlemek için üreterin genişleyip genişlemediğine bakılır.
2
VCUG sonuçlarını değerlendir
Vezikoüreteral reflü saptanmadı.
Genişlemiş bir üreterin nedeninin reflü (reflü megaüreter) mi yoksa bir tıkanıklık (obstrüktif megaüreter) mı olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Ayırıcı tanı yap
Üreter geniş olduğu için UPJ darlığı dışlanır; VCUG normal olduğu için reflü dışlanır; mesane normal olduğu için PUV gibi distal tıkanıklıklar dışlanır.
Klinik ve radyolojik bulguların birleştirilmesiyle en olası tanıya ulaşılır.

Key Concept

Üreterovezikal bileşke darlığı (Megaüreter) tanısında üreter dilatasyonu varlığı ve VCUG'da reflü izlenmemesi en kritik ipuçlarıdır.

Hints

1
Üreterin mesaneye kadar genişlemiş olması tıkanıklığın mesane girişinde olduğunu düşündürür.
2
VCUG'un normal olması, üreterdeki genişlemenin aşağıdan yukarıya kaçan idrardan kaynaklanmadığını (reflü olmadığını) gösterir.

Practice More

Primer obstrüktif megaüreter tanısını kesinleştirmek ve operasyon kararını vermek için diüretikli renal sintigrafi (MAG3) planlanmalıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 148Question

2626 aylık bir kız çocuk, ilk kez geçirdiği ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) nedeniyle yatırılarak tedavi ediliyor. İdrar kültüründe 10510^5 cfu/mlcfu/ml *Proteus mirabilis* üremesi saptanan hastanın renal ultrasonografisi (USGUSG) normal bulunuyor. Bu hastada vezikoüreteral reflü (VURVUR) varlığını araştırmak için en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut enfeksiyon dönemi geçtikten sonra işeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) planlanması

Answer

Atipik bir etken olan Proteus mirabilis ile gelişen ateşli idrar yolu enfeksiyonu sonrası, ultrasonografi normal olsa bile VCUG (işeme sistoüretrografisi) planlanmalıdır.
Çocuklarda ilk ateşli İYE sonrası standart yaklaşım renal ultrasonografidir. Ancak, etkenin Proteus mirabilis gibi E. coli dışı bir patojen olması (atipik İYE), ultrasonografi bulgularından bağımsız olarak vezikoüreteral reflü araştırması için işeme sistoüretrografisi (VCUG) yapılmasını gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Enfeksiyon etkenini ve klinik tabloyu değerlendir
Hasta 26 aylık, ateşli İYE geçiriyor ve etken Proteus mirabilis (atipik etken).
İlk İYE vakalarında yaklaşım, etkenin türüne ve hastanın risk faktörlerine göre değişir.
2
Görüntüleme algoritmasını uygula
Ultrasonografi normal olsa da Proteus mirabilis varlığı 'atipik İYE' kategorisine girer.
Atipik İYE (E. coli dışı üreme, zayıf idrar akımı, batında kitle, artmış kreatinin, septisemi veya tedaviye 48 saatte yanıt alınamaması) durumunda ileri görüntüleme gerekir.
3
Reflü araştırması için tetkik seç
VCUG (işeme sistoüretrografisi) planlanması uygundur.
VUR tanısında altın standart tetkik VCUG'dur ve atipik İYE sonrası reflü olasılığı yüksektir.

Key Concept

Atipik idrar yolu enfeksiyonu (atipik İYE) kriterleri ve VCUG endikasyonları.
Question 149Question

44 yaşında bir kız çocuk, son 11 yıl içinde 33 kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) geçirme öyküsü ile getiriliyor. Hastaya yapılan tetkikler sonucunda bilateral Evre IIIIII vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanısı konulmuş ve 66 aydır trimetoprim-sulfametoksazol profilaksisi uygulanmaktadır. Öyküsünde haftada 22 kez sert dışkılama yaptığı ve gündüzleri ani sıkışma hissi ile beraber iç çamaşırında ıslanma olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde batında sol alt kadranda sert fekal kitle palpe ediliyor.

Bu hastada I˙YEİYE tekrarlarının önlenmesi ve reflü iyileşme şansının artırılması için en öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mesane ve bağırsak disfonksiyonunun (BBD) tedavi edilmesi

Answer

Mesane ve bağırsak disfonksiyonunun (BBD) tedavi edilmesi
Mesane ve bağırsak disfonksiyonu (BBDBBD), pediatrik nefrolojide tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve vezikoüreteral reflünün devamlılığı için en önemli risk faktörlerinden biridir. Öyküde belirtilen haftada 22 kez dışkılama ve batındaki kitle palpasyonu konstipasyona; gündüz ıslanmaları ve ani sıkışma hissi ise mesane disfonksiyonuna işaret etmektedir. Bu hastalarda konstipasyonun giderilmesi ve mesane eğitimini içeren BBD tedavisi, cerrahi kararı verilmeden önce veya cerrahi başarısını artırmak için mutlaka en öncelikli adım olarak uygulanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada tekrarlayan I˙YEİYE, bilinen VURVUR, konstipasyon (kabızlık) ve sıkışma inkontinansı mevcut.
Vezikoüreteral reflüsü olan çocuklarda eşlik eden semptomlar bütüncül bir yönetim gerektirir.
2
Mesane-Bağırsak Disfonksiyonu (BBD) etkisini değerlendir
BBD, mesane içi basıncı artırarak VUR'un iyileşmesini engeller ve rezidü idrar nedeniyle enfeksiyonu kolaylaştırır.
BBD tedavi edilmeden yapılan cerrahi girişimlerin başarısızlık oranı, disfonksiyonu olmayan hastalara göre çok daha yüksektir.
3
Öncelikli tedavi adımını belirle
Konstipasyon tedavisi ve işeme rehabilitasyonu ilk adım olmalıdır.
Fonksiyonel bozukluklar düzeltildiğinde reflü derecesinde azalma veya spontan iyileşme sık görülür.

Key Concept

Vezikoüreteral reflü yönetiminde mesane-bağırsak disfonksiyonu (BBD) önceliği
Estimated Time:3m 0s
Question 150Question

44 yaşında bir kız çocuk, şiddetli karın ağrısı, safralı kusma ve çilek jölesi kıvamında dışkılama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. İnvajinasyon (intussusception) tanısıyla yatırılan hastanın takibi sırasında idrar miktarının 0.2 mL/kg/saat0.2\ mL/kg/saat düzeyine gerilediği gözleniyor. Fizik muayenede turgor ve tonusun azaldığı, mukozaların kuru olduğu saptanıyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Serum Kreatinin1.2 mg/dL1.2\ mg/dL (Bazal: 0.3 mg/dL0.3\ mg/dL)
Kan Üre Azotu (BUN)48 mg/dL48\ mg/dL
Spot İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})10 mEq/L10\ mEq/L
Fraksiyonel Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%0.4\%0.4
İdrar Osmolalitesi650 mOsm/kg H2O650\ mOsm/kg\ H_2O
İdrar/Plazma Kreatinin Oranı5050

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada gelişen böbrek yetmezliğinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Prerenal azotemi

Answer

Hastanın klinik dehidratasyon bulguları ve idrar indekslerinin (FENa < %1, UNa < 20, yüksek idrar osmolalitesi) tübüler fonksiyonların sağlam olduğunu göstermesi nedeniyle en olası tanı prerenal azotemidir.
Prerenal azotemi, böbrek perfüzyonunun azaldığı ancak böbrek parankiminin henüz hasar görmediği durumlarda görülür. Bu hastada dehidratasyon bulguları ile birlikte sodyumun geri emildiğini gösteren düşük fraksiyonel sodyum ekskresyonu (<%1< \%1) ve böbreğin idrarı konsantre edebildiğini gösteren yüksek idrar osmolalitesi (>500 mOsm/kg> 500\ mOsm/kg) prerenal tabloyu kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumu değerlendir
Hastada invajinasyon ve kusma sonrası gelişen belirgin dehidratasyon ve oligüri (<0.5 mL/kg/saat< 0.5\ mL/kg/saat) mevcuttur.
Böbrek yetmezliğinin başlangıç nedenini belirlemek için klinik perfüzyon durumu kritiktir.
2
BUN/Kreatinin oranını hesapla ve yorumla
48/1.2=4048 / 1.2 = 40. Oran 2020'nin üzerindedir.
Yüksek BUN/Kreatinin oranı prerenal nedenleri destekler.
3
İdrar tetkiklerini (FENa, UNa, Osmolalite) analiz et
FENa=%0.4FENa = \%0.4 (<%1< \%1), UNa=10 mEq/LU_{Na} = 10\ mEq/L (<20< 20) ve UOsm=650U_{Osm} = 650 (>500> 500).
Bu değerler böbreğin sodyum ve suyu tutma kapasitesinin (tübüler fonksiyonun) korunduğunu gösterir; bu durum prerenal tablonun karakteristiğidir.

Key Concept

Prerenal azotemi ile akut tübüler nekroz (ATN) ayrımında en güvenilir parametrelerden biri fraksiyonel sodyum ekskresyonudur (FENaFENa).
Estimated Time:1m 30s
Question 151Question

77 yaşında erkek çocuk, son bir yıldır aralıklı olarak tekrarlayan, birkaç saat sürüp kendiliğinden düzelen şiddetli sol yan ağrısı ve bulantı şikayeti ile getiriliyor. Ağrının özellikle bol miktarda sıvı tüketimi veya yoğun fiziksel aktivite sonrası tetiklendiği öğreniliyor. Ataklar arasında fizik muayenesi normal olan hastanın yapılan ultrasonografisinde; sol böbrek pelvisinin belirgin dilate (AP çap: 3535 mm) olduğu ve kalislerin genişlediği, ancak üreterin normal kalibrede olduğu saptanıyor.

Bu klinik tablo ve görüntüleme bulguları doğrultusunda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üreteropelvik bileşke darlığı

Answer

Vakada tarif edilen tablo, üreteropelvik bileşke darlığı (UPJ) zemininde gelişen Dietl krizidir.
Vakadaki çocukta görülen tablo 'Dietl krizi' olarak adlandırılan intermittan hidronefroz bulgusudur. Üreteropelvik bileşke darlığı (UPJ) olan hastalarda, bol sıvı alımı veya diürez sonrası artan idrar hacminin dar segmentten geçememesi pelvisin ani dilatasyonuna ve şiddetli ağrıya yol açar. Ultrasonografide üreterin normal kalibrede olması, obstrüksiyonun tam olarak pelvis çıkışında (UPJ) olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün analizi
Sıvı tüketimi sonrası tetiklenen, intermittan karakterde şiddetli yan ağrısı (Dietl krizi) tespit edildi.
Artmış idrar akımının (diürez), dar olan pelvis-üreter bileşkesinden geçemeyerek pelviste ani gerilmeye ve ağrıya yol açtığını anlamak için.
2
Ultrasonografi bulgularının değerlendirilmesi
Dilate renal pelvis ve kalisler ile normal kalibrede üreter saptandı.
Obstrüksiyonun pelvis çıkışında (UPJ seviyesinde) olduğunu ve üreterin distalinde bir dilatasyon olmadığını doğrulamak için.
3
Tanının belirlenmesi
Klinik ve radyolojik bulguların senteziyle üreteropelvik bileşke darlığı tanısı konuldu.
Büyük çocuklarda bu tür ataklarla seyreden en yaygın CAKUT anomalisini tanımlamak için.

Key Concept

Dietl krizi (İntermittan Hidronefroz)
Question 152Question

66 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir haftadır devam eden ve giderek artan tüm vücutta şişlik yakınmasıyla polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde yaygın pretibial ve periorbital ödemi saptanıyor; kan basıncı 95/6595/65 mmHgmmHg (normal) ölçülüyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

İncelemeSonuç
Tam İdrar TetkikiProtein 4+4+, eritrosit ()(-)
Serum Albümin1.91.9 g/dLg/dL
Serum Kolesterol280280 mg/dLmg/dL
Serum C3 DüzeyiNormal

Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken ilk işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Minimal Değişiklik Hastalığı - Oral prednizolon tedavisi başlanması

Answer

En olası tanı Minimal Değişiklik Hastalığıdır ve yaklaşım olarak oral prednizolon tedavisi başlanmalıdır.
Hastanın yaşı (66), masif proteinürisi, normal tansiyonu ve normal kompleman düzeyi çocukluk çağının en sık nefrotik sendrom nedeni olan Minimal Değişiklik Hastalığı'na işaret eder. Bu yaş grubunda tipik klinik tablo varlığında renal biyopsi gerekmeksizin doğrudan oral prednizolon tedavisine başlanması standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Masif proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi (1.91.9 g/dLg/dL) ve ödem varlığı Nefrotik Sendrom tanısını koydurur.
Nefrotik sendromun klasik triadı ödem, ağır proteinüri ve hipoalbüminemidir.
2
Etiyolojik sınıflandırma (Tipik vs Atipik)
Hastanın 1101-10 yaş aralığında olması, kan basıncının ve C3 düzeyinin normal olması, makroskobik hematüri olmaması 'tipik nefrotik sendrom' lehinedir.
Çocuklarda nefrotik sendromun %8590\%85-90 sebebi Minimal Değişiklik Hastalığıdır (MDH).
3
Yönetim planının belirlenmesi
Tipik vakalarda renal biyopsi yapmadan ampirik olarak oral steroid (22 mg/kg/gu¨nmg/kg/gün) başlanır.
MDH steroid tedavisine çok iyi yanıt verdiği için biyopsi genellikle steroid dirençli vakalara saklanır.

Key Concept

Çocukluk çağında tipik nefrotik sendrom (MDH) yönetimi ve biyopsi endikasyonları.

Practice More

Steroid dirençli nefrotik sendrom tanımı ve biyopsi endikasyonlarını tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 153Question

8 yaşında bir kız çocuk, bilateral Evre IVIV vezikoüreteral reflü (VURVUR) ve sağ böbrekte geçirilmiş enfeksiyonlara bağlı eski bir renal skar öyküsüyle izlenmektedir. Son iki yıldır ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) geçirmeyen ve günlük profilaktik antibiyotiğini düzenli kullanan hastanın, rutin kontrolünde herhangi bir klinik yakınması (ateş, dizüri, karın ağrısı) saptanmamıştır. Fizik muayenesi normal olan hastanın idrar kültüründe 105 CFU/mL10^5\text{ CFU/mL} *Klebsiella pneumoniae* üremesi saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antibiyotik tedavisi vermeden mevcut profilaksi ve klinik izleme devam edilmesi

Answer

Vezikoüreteral reflüsü olan çocuklarda dahi, klinik semptomun eşlik etmediği asemptomatik bakteriüri vakalarında antibiyotik tedavisi verilmemeli, hasta klinik olarak izlenmelidir.
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanılı hastalarda, ateş veya üriner semptomlar eşlik etmediği sürece idrar kültüründe üreme saptanması (asemptomatik bakteriüri), tedavi endikasyonu oluşturmaz. Yapılan randomize kontrollü çalışmalar, bu hastalarda bakteriürinin tedavi edilmesinin renal skar oluşumunu engellemediğini, aksine koruyucu florayı bozarak daha sonra daha dirençli ve semptomatik enfeksiyonlara zemin hazırladığını kanıtlamıştır. Bu nedenle, mevcut profilaksiye devam edilerek klinik izlem en doğru yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları değerlendir
Hastada ateş, dizüri veya karın ağrısı yok; bu durum tabloyu asemptomatik hale getirir.
İdrar yolu enfeksiyonu tanısı için sadece kültürde üreme değil, konak yanıtı (semptom veya piyüri) gereklidir.
2
Kültür sonucunu yorumla
105 CFU/mL10^5\text{ CFU/mL} üreme anlamlı bakteriüri sınırıdır.
Semptomsuz bir hastada bu düzeyde üreme 'Asemptomatik Bakteriüri' (ABU) olarak tanımlanır.
3
VUR ve ABU arasındaki ilişkiyi analiz et
VUR varlığı, asemptomatik bakteriürinin tedavi edilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Çalışmalar, VUR'lu hastalarda ABU tedavisinin renal skar gelişimini azaltmadığını, aksine semptomatik ve dirençli İYE riskini artırdığını göstermiştir.
4
Yönetim planını belirle
Tedavi vermeden izlem.
Gereksiz antibiyotik kullanımı florayı bozarak daha virülan suşların yerleşmesine neden olur.

Key Concept

VUR izleminde asemptomatik bakteriürinin yönetimi

Practice More

VUR tanılı bir çocukta 'breakthrough' (antibiyotik altında gelişen) ateşli İYE geliştiğinde cerrahi endikasyonları ve BBD (Mesane ve Bağırsak Disfonksiyonu) varlığının bu karardaki rolünü inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 154Question

1515 yaşında bir erkek çocuk, enkaz altında 66 saat mahsur kaldıktan sonra kurtarılıyor. Acil servise getirildiğinde idrarının "çay renginde" olduğu saptanıyor. Fizik muayenesinde ezilme yaralanmaları mevcut, kan basıncı 105/70105/70 mmHg, nabız 110110/dakika. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar saptanıyor:

* Serum kreatinin: 3.23.2 mg/dL (Bazal: 0.70.7 mg/dL)
* Serum potasyum: 6.26.2 mEq/L
* Serum CK (Kreatin kinaz): 45.00045.000 U/L
* İdrar tetkiki: Dipstick ile 3+3+ kan pozitif, mikroskopide 010-1 eritrosit/HPF
* İdrar sodyumu (UNaU_{Na}): 1212 mEq/L
* İdrar osmolalitesi: 520520 mOsm/kg
* İdrar kreatinini / Serum kreatinini: 4545

Bu hastada gelişen akut böbrek hasarı tablosu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Rabdomiyolize bağlı pigment nefropatisidir ve tübüler hasar olmasına rağmen erken evrede fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENaFENa) %1\%1'den küçük saptanması beklenen bir bulgudur.

Answer

Rabdomiyolize bağlı pigment nefropatisi gelişmiştir ve bu tabloda tübüler hasara rağmen erken dönemde renal vazokonstriksiyonun baskın olması nedeniyle düşük fraksiyonel sodyum ekskresyonu (FENa<%1FENa < \%1) görülebilir.
Rabdomiyolizde açığa çıkan myoglobin, hem direkt tübüler toksisiteye hem de şiddetli renal vazokonstriksiyona yol açar. Bu vazokonstriksiyon, tübüler hasar yerleşmiş olsa bile erken dönemde sodyumun geri emilimini ve idrarın konsantre edilmesini sağlayarak prerenal benzeri bir tablo (idrar sodyumu <20< 20 mEq/L, FENa<%1FENa < \%1, idrar osmolalitesi >500> 500 mOsm/kg) oluşturur. Bu, TUS sınavında sıkça sorgulanan önemli bir 'ayırıcı tanı istisnasıdır'.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryonun değerlendirilmesi
Rabdomiyoliz tanısı
Ezilme yaralanması (crush injury) öyküsü, çay rengi idrar ve çok yüksek serum CK değerleri kas yıkımını ve rabdomiyolizi doğrular.
2
İdrar tetkikinin analizi
Myoglobinüri tespiti
İdrar çubuğunda (dipstick) kan pozitifliği varken mikroskopide eritrosit görülmemesi, idrarda serbest myoglobin (veya hemoglobin) olduğunu gösterir.
3
Renal indekslerin yorumlanması
İntrinsek hasara rağmen düşük FENa
Akut böbrek hasarı tablosunda (yüksek Cr) sodyumun düşük (UNa=12U_{Na} = 12) ve osmolalitenin yüksek (>500> 500) olması prerenal düşündürse de, pigment nefropatisinde vazokonstriksiyon nedeniyle bu indeksler intrinsek hasara rağmen düşük saptanabilir.

Key Concept

Pigment Nefropatisinde Üriner İndeksler (İstisnalar)
Question 155Question

77 yaşında bir erkek çocuk, üst solunum yolu enfeksiyonu başladıktan 2424 saat sonra idrar renginde koyulaşma (makroskopik hematüri) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ödem saptanmıyor ve kan basıncı normal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde serum C3C3 kompleman düzeyi normal saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: IgA nefropatisi

Answer

IgA nefropatisi
Doğru yanıt olan IgA nefropatisi, pediatrik popülasyonda tekrarlayan makroskopik hematürinin en sık nedenidir. En tipik özelliği, üst solunum yolu enfeksiyonu başladıktan sonraki ilk 244824-48 saat içinde (senfarenjitik) hematürinin tetiklenmesidir. Ayrıca bu hastalıkta serum kompleman (C3) düzeyleri daima normaldir.

Step-by-Step Solution

1
Hematürinin zamanlamasını değerlendir
Hematüri enfeksiyonun başlangıcından sadece 2424 saat sonra (senfarenjitik) ortaya çıkmıştır.
Zamanlama, latent dönem gerektiren post-enfeksiyöz durumlardan ayrımı sağlar.
2
Kompleman (C3) düzeyini kontrol et
C3C3 düzeyi normal saptanmıştır.
Normal C3 düzeyi; APSGN ve MPGN gibi hipokomplemanemik glomerülonefritleri dışlar.
3
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş
Senfarenjitik hematüri + Normal C3 = IgA Nefropatisi.
Bu kombinasyon çocukluk çağı tekrarlayan makroskopik hematürilerinin en yaygın nedeni olan IgA nefropatisi için karakteristiktir.

Key Concept

IgA nefropatisi (Berger Hastalığı), üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında veya hemen sonrasında (ilk 121-2 gün içinde) gelişen makroskopik hematüri atakları ve normal kompleman (C3) düzeyleri ile karakterizedir.

Practice More

APSGN'de kompleman düzeylerinin ne kadar süre düşük kaldığını ve ne zaman normale dönmesini beklediğimizi gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 156Question

1515 aylık bir erkek bebek; büyüme geriliği, çok su içme ve sık idrara çıkma şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 33. persentilin altında saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum sodyum 138138 mEq/L, potasyum 3.03.0 mEq/L, klor 112112 mEq/L, kan gazında pH 7.287.28, HCO3HCO_3 1414 mEq/L ve pCO2pCO_2 3030 mmHg saptanıyor. İdrar analizinde idrar pH’sı 5.25.2 bulunurken, glukozüri ve aminoasidüri eşlik etmektedir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Proksimal renal tübüler asidoz (Tip 2)

Answer

Düşük idrar pH'sı, hipokalemik metabolik asidoz ve proksimal tübül disfonksiyonu (Fanconi) bulguları olan Proksimal renal tübüler asidoz (Tip 2) en olası tanıdır.
Hastada saptanan normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve idrar pH'sının 5.55.5 altında olması öncelikle Proksimal RTA'yı düşündürür. İdrarda glukoz ve aminoasit gibi maddelerin kaybı (Fanconi sendromu), proksimal tübül hasarını kanıtlayan en güçlü bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Asit-baz durumunu değerlendir
Düşük pH (7.287.28) ve düşük HCO3HCO_3 (1414 mEq/L) ile normal anyon açıklı metabolik asidoz (NAGMA) mevcuttur.
Primer sorunu ve asidoz tipini belirlemek için.
2
Potasyum ve idrar pH düzeyine bak
Hipokalemi (3.03.0 mEq/L) ve asidik idrar (pH 5.25.2) saptanmıştır.
RTA tiplerini birbirinden ayırt etmek için (Tip 1'de pH >5.5, Tip 4'te K yüksek).
3
Eşlik eden tübüler bulguları kontrol et
Glukozüri ve aminoasidüri mevcuttur.
Bu bulgular proksimal tübülün genel fonksiyon bozukluğunu (Fanconi sendromu) gösterir ve Tip 2 RTA tanısını kesinleştirir.

Key Concept

Proksimal RTA (Tip 2), proksimal tübülde bikarbonat geri emilimindeki bozukluk sonucu oluşur ve sıklıkla Fanconi sendromu ile birliktedir.

Practice More

Tip 1 ve Tip 2 RTA arasındaki nefrokalsinozis risk farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 157Question

1010 yaşında bir erkek çocuk, idrar renginde çay rengi koyulaşma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ödem veya hipertansiyon saptanmıyor. Yapılan tam idrar tetkikinde dipstick ile kan (+++)(+++) ve protein (+)(+) saptanıyor. İdrar sedimentinin mikroskopik incelemesinde her sahada bol miktarda dismorfik eritrosit ve eritrosit silindirleri (RBC casts) gözleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hematürinin kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glomerüller

Answer

Dismorfik eritrositlerin ve eritrosit silindirlerinin varlığı, hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu kesinleştirir.
Doğru seçenek olan glomerüler kaynak, hastada saptanan çay rengi idrar, eritrosit silindirleri ve dismorfik eritrosit bulgularıyla tam uyumludur. Bu bulgular kanamanın nefron düzeyinden geldiğini kanıtlayan patognomonik özelliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
İdrar sedimentindeki eritrosit morfolojisini değerlendir.
Dismorfik eritrositlerin varlığı saptandı.
Eritrositlerin glomerüler bazal membrandan geçerken mekanik hasar görmesi ve tübüllerden geçerken ozmotik değişikliklere uğraması dismorfizme yol açar.
2
İdrar sedimentinde silindir (cast) varlığını kontrol et.
Eritrosit silindirleri (RBC casts) saptandı.
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin renal tübüllerde Tamm-Horsfall proteini ile birleşmesiyle oluşur ve kanamanın nefron düzeyinde olduğunu kanıtlar.
3
Bulguları anatomik lokalizasyonla eşleştir.
Kaynak glomerüller olarak belirlendi.
Hem dismorfik eritrositler hem de eritrosit silindirleri non-glomerüler (alt idrar yolu) kanamalarda görülmez.

Key Concept

Glomerüler ve non-glomerüler hematüri ayrımında eritrosit silindirleri ve dismorfik eritrositler en önemli tanısal kriterlerdir.

Practice More

Glomerüler hematüri saptanan bir hastada sonraki adımda kompleman seviyeleri (C3, C4) ve sistemik bulguların değerlendirilmesi gerekir.
Estimated Time:45s
Question 158Question

1111 yaşında erkek çocuk, mediastinal kitle ve belirgin hiperlökositoz (160.000/mm3160.000/\text{mm}^3) ile başvurduğu hastanede T-hücreli akut lenfoblastik lösemi tanısı alıyor. Tümör yükü yüksek olan hastaya yoğun intravenöz hidrasyon ve sitoredüktif kemoterapi başlanıyor. Tedavinin 3636. saatinde hastanın idrar çıkışı 0,40,4 mL/kg/saat'e geriliyor.

Laboratuvar verileri:
- Serum Kreatinin: 2,42,4 mg/dL (Bazal: 0,70,7 mg/dL)
- Serum Ürik Asit: 16,516,5 mg/dL
- Serum Fosfor: 9,89,8 mg/dL
- Serum Kalsiyum: 7,07,0 mg/dL
- Serum Potasyum: 6,26,2 mEq/L
- İdrar Sodyumu: 3838 mEq/L
- İdrar Osmolalitesi: 360360 mOsm/kg H 2_2 O
- Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENa): %1,3\%1,3
- İdrar mikroskopisi: pH 5,05,0, yoğun ürik asit kristalleri (+)

Bu hastada mevcut verilere ek olarak, gelişen böbrek hasarının böbrek öncesi (prerenal) nedenler veya tübüler hücre hasarından ziyade, intratübüler kristal depolanmasına bağlı "akut ürat nefropatisi" olduğunu kanıtlayan en özgün laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spot idrarda ürik asit / kreatinin oranının 1,01,0'den büyük olması

Answer

Spot idrarda ürik asit / kreatinin oranının 1,01,0'den büyük olması
Doğru yanıt olan spot idrarda ürik asit / kreatinin oranının 1,01,0'den büyük olması, tümör lizis sendromu gibi aşırı ürik asit yükünün olduğu durumlarda intratübüler tıkanıklığı gösteren en değerli indikatördür. Prerenal azotemi veya genel tübüler nekroz tablolarında bu oran belirgin şekilde daha düşüktür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar verilerini analiz etmek
Hastada lösemi tanısı, yüksek tümör yükü, hiperürisemi, hiperfosfatemi ve hiperkalemi ile birlikte gelişen oligürik bir böbrek hasarı mevcuttur. Bu tablo Tümör Lizis Sendromu (TLS) ile uyumludur.
TLS profilaksisine rağmen kreatinin artışı ve elektrolit bozuklukları akut böbrek hasarı geliştiğini gösterir.
2
Böbrek hasarının mekanizmasını belirlemek
Tübüler nekroz ve prerenal nedenler ayırıcı tanıda yer alsa da, TLS zemininde gelişen ve idrarda kristallerin görüldüğü bu tabloda intratübüler ürat kristali tıkanıklığı (akut ürat nefropatisi) ön plandadır.
Asidik idrar (pH 5,05,0) ürik asidin kristalleşmesini kolaylaştırarak ürat nefropatisi riskini artırır.
3
Ayırıcı tanıda kullanılacak en spesifik indeksi seçmek
Spot idrarda ürik asit (mg/dL) / kreatinin (mg/dL) oranının 1,01,0'den büyük bulunması, ürat nefropatisini diğer nedenlerden ayıran en spesifik bulgudur.
Diğer akut böbrek hasarı türlerinde bu oran genellikle 0,60,70,6-0,7'nin altındadır; 1,01,0'in üzeri doğrudan ürat nefropatisine işaret eder.

Key Concept

Tümör Lizis Sendromu ve Akut Ürat Nefropatisi Ayırıcı Tanısı
Question 159Question

1010 yaşında bir kız çocuk, son birkaç gündür bacaklarında şişlik ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 135/90135/90 mmHg saptanıyor ve her iki alt ekstremitede +2+2 gode bırakan ödem izleniyor. Laboratuvar incelemelerinde tam idrar tahlilinde 3+3+ proteinüri, bol eritrosit ve eritrosit silindirleri görülüyor. 2424 saatlik idrarda protein miktarı 22 g/m²/gün olarak hesaplanıyor. Serum kompleman düzeyleri incelendiğinde C3C3 düzeyi 2525 mg/dL (N: 8016080-160), C4C4 düzeyi 55 mg/dL (N: 154515-45) bulunuyor. ASO titresi normal sınırlarda ve ANA negatif saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Membranoproliferatif glomerülonefrit

Answer

Membranoproliferatif glomerülonefrit
Hastanın klinik tablosu hem nefritik (hipertansiyon, hematüri, eritrosit silindirleri) hem de nefrotik (yaygın ödem, masif proteinüri) sendrom bulgularını içermektedir. Laboratuvar incelemesinde saptanan hem C3C3 hem de C4C4 düşüklüğü, klasik kompleman yolağının aktive olduğunu gösterir. Membranoproliferatif glomerülonefrit (MPGN) Tip 1, bu kompleks klinik ve laboratuvar tablosuyla (nefritik-nefrotik mikst tablo ve hipokomplementemi) uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hastada hipertansiyon, hematüri ve eritrosit silindirleri (nefritik sendrom) ile birlikte nefrotik düzeyde proteinüri (>40>40 mg/m²/saat veya >1>1 g/m²/gün) mevcuttur.
Tanıya gitmek için önce hangi sendromik tablonun hakim olduğunu belirlemek gerekir.
2
Kompleman paterninin analizi
Hem C3C3 hem de C4C4 düzeyleri düşüktür.
Klasik yolak aktivasyonunu gösteren bu patern ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Ayırıcı tanı ve dışlama yapılması
Düşük C3C3 ve C4C4 ile seyreden durumlar arasında SLE, MPGN Tip 1 ve subakut bakteriyel endokardit bulunur. ANA negatifliği ve sistemik bulgu yokluğu ile MPGN ön plana çıkar.
Laboratuvar verilerini klinik bulgularla birleştirerek spesifik tanıya ulaşılır.

Key Concept

Glomerülonefritlerde kompleman düzeylerinin (C3 ve C4) ayırıcı tanıdaki önemi.

Hints

1
Hastadaki ödem ve proteinüri miktarına dikkat edin; bu sadece basit bir nefritik sendrom mu?
2
Laboratuvarda sadece C3C3 değil, aynı zamanda C4C4 düzeyi de düşük saptanmış. Bu durum hangi hastalıkları dışlar?

Practice More

Hipokomplementemik glomerülonefritlerde kompleman düzeylerinin ne kadar süre düşük kaldığını ve hangi hastalıkta 8128-12 haftadan uzun sürdüğünü tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 160Question

1515 yaşında bir erkek çocuk, okul taraması sırasında yapılan idrar analizinde 1+1+ proteinüri saptanması üzerine polikliniğe getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHg, sistem muayeneleri doğal olup ödem saptanmıyor. Yapılan tetkiklerde gün boyu ayaktayken toplanan idrarda protein/kreatinin oranı 0.60.6 iken, ertesi sabah yataktan kalkar kalkmaz alınan ilk idrarda bu oran 0.150.15 (normal <0.2<0.2) olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve klinik seyir aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ortostatik proteinüri; uzun dönemde böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkisi olmayan selim bir durumdur.

Answer

Bu hastada gün içindeki idrarda protein artışı görülürken sabah idrarının normal olması ortostatik proteinüriyi tanımlar; bu tablo adolesanlarda sık görülen ve progresyon göstermeyen selim (benign) bir durumdur.
Verilen laboratuvar verilerinde gün içindeki idrar örneğinde protein/kreatinin oranının yüksek çıkması, ancak gece boyu istirahati takiben alınan ilk sabah idrarının normal sınırlarda (<0.2<0.2) olması, tipik ortostatik (postural) proteinüri tablosudur. Bu durum özellikle adolesan dönemde sık görülür ve böbrek fonksiyonları üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmayan, tedavi gerektirmeyen selim bir süreçtir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Asemptomatik, tansiyonu normal ve ödemi olmayan bir adolesanda izole proteinüri saptandı.
İzole proteinürilerde ilk adım geçici, ortostatik veya kalıcı ayrımı yapmaktır.
2
Pozisyonel idrar analizini yorumla.
Ayaktayken protein/kreatinin oranı yüksek (0.60.6), yatarak dinlenme sonrası ilk sabah idrarında ise normal (0.150.15) bulundu.
Sabah idrarının normal olması, proteinürinin sadece ayaktayken (aktivite sırasında) ortaya çıktığını, yani ortostatik olduğunu kanıtlar.
3
Tanı ve prognozu belirle.
Tanı ortostatik proteinüridir ve bu durum böbrek yetmezliğine ilerlemez.
Ortostatik proteinüri pediatrik yaş grubunda izole proteinürinin en sık nedenidir ve uzun dönem takipleri tamamen normaldir.

Key Concept

Ortostatik proteinüri, yatar pozisyonda proteinürinin kaybolmasıyla karakterize, adolesanlarda sık görülen selim bir tablodur.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 8 / 18Next
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 8 | Examkin