All practice questions

8734 questions

Question 401Question

Aşağıda İlk ve Orta Çağlarda küresel ticarete yön veren tarihi ticaret yolları ile bu yolların coğrafi ve siyasi özellikleri verilmiştir. Ticaret yollarını doğru özellikleri ile eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Kral Yolu
İpek Yolu
Kürk Yolu
Baharat Yolu

Matches

Show answer & explanation

Answer

Kral Yolu, Sart'tan Ninova'ya uzanan Pers yoluyla; İpek Yolu, Kök Türk-Sasani-Bizans mücadelelerine sahne olan Orta Asya hattıyla; Kürk Yolu, Hazar ve İtil Bulgar topraklarından geçen kuzey hattıyla; Baharat Yolu ise Hindistan'dan Akdeniz limanlarına uzanan güzergahla eşleşmelidir.
Kral Yolu, Pers İmparatorluğu'nda Sart-Ninova arasında kurulan merkeziyetçi ulaşım hattıdır. İpek Yolu, Bizans, Sasani ve Kök Türkler arasında diplomatik ilişkilere yön vermiştir. Kürk Yolu, Karadeniz ve Hazar'ın kuzeyindeki ormanlık bozkır kuşağında kürk ticareti için kullanılmıştır. Baharat Yolu ise Hindistan'dan Akdeniz limanlarına uzanan baharat nakil güzergahıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kral Yolu'nun başlangıç, bitiş noktalarını ve kurucu medeniyetini belirleme.
Kral Yolu, Sart ile Ninova arasında uzanır ve Pers İmparatorluğu tarafından geliştirilmiştir. Bu bilgiyle sol sütundaki birinci madde sağ sütundaki birinci maddeyle eşleşir.
Yolun coğrafi sınırlarını ve siyasi yapısını belirlemek doğru eşleştirmeyi bulmayı sağlar.
2
İpek Yolu üzerinde gerçekleşen Orta Çağ diplomatik mücadelelerini analiz etme.
Bizans, Sasani ve Kök Türk devletlerinin ipek ticaretini kontrol etmek için kurduğu ittifaklar İpek Yolu'nun özelliğidir. Bu bilgiyle sol sütundaki ikinci madde sağ sütundaki ikinci maddeyle eşleşir.
Ticaret yollarının üzerinde kurulan siyasi ittifakların hangi yola ait olduğunu saptamak gerekir.
3
Kuzey Avrasya bozkır kuşağındaki kürk ticareti güzergahını tespit etme.
Don Nehri'nden başlayıp Sibirya'ya uzanan ve Hazar/İtil Bulgar ülkelerinde değerli kürklerin ticaretinde kullanılan yol Kürk Yolu'dur. Bu bilgiyle sol sütundaki üçüncü madde sağ sütundaki üçüncü maddeyle eşleşir.
Hazar ve İtil Bulgarları gibi kuzey Türk devletlerinin kontrol ettiği ticaret yolunu bulmak hedeflenmiştir.
4
Hindistan'dan başlayıp deniz yolu ağırlıklı olarak Akdeniz'e ulaşan yolu belirleme.
Hindistan çıkışlı olup Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden Mısır ve Suriye limanlarına ulaşan güzergah Baharat Yolu'dur. Bu bilgiyle sol sütundaki dördüncü madde sağ sütundaki dördüncü maddeyle eşleşir.
Baharat Yolu'nun coğrafi rotasını ve Hint kökenli ticaret emtiasını ayırt etmek amaçlanmıştır.

Key Concept

İlk ve Orta Çağ'da ticaret yollarının coğrafi rotaları, ekonomik işlevleri ve siyasi ittifaklara etkileri.
Estimated Time:2m 0s
Question 402Question

İlk Çağ'da yazının icadı, gelişim aşamaları ve kullanılan yazı materyalleri insanlık tarihinin seyrini kökten değiştirmiştir. Aşağıda verilen yazı türleri ve malzemelerini, ait oldukları tarihsel özelliklerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Piktografik Yazı
Papirüs
Parşömen
Fenike Alfabesi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Piktografik Yazı Sümer tapınak kayıtları ile, Papirüs Nil bitki lifleriyle üretilen kâğıt benzeri malzemeyle, Parşömen Bergama'da hayvan derisinden üretilen dayanıklı yazı malzemesiyle, Fenike Alfabesi ise ses esasına dayalı Akdeniz harf sistemiyle eşleşir.
Piktografik yazı Sümerlerin zigguratlardaki tarım kayıtlarıyla; papirüs Mısır'da Nil havzasındaki bitki lifleriyle üretilen malzeme ile; parşömen Bergama Krallığı'nda papirüse alternatif olarak deriden üretilen dayanıklı malzeme ile; Fenike alfabesi ise ticareti kolaylaştırmak amacıyla ses esasına göre düzenlenen ilk harf sistemiyle tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Piktografik yazının ortaya çıkış amacını ve ait olduğu medeniyeti analiz etmek.
Piktografik yazı, Sümerlerin tarım ürünlerini depolarken kullandığı resim yazısıdır. Bu nedenle tapınak depolarındaki ürünlerin kaydını içeren ifadeyle eşleşir.
Yazının kökenindeki ekonomik ve dini gereksinimlerin anlaşılması gerekir.
2
Papirüs ve parşömen gibi antik yazı malzemelerinin coğrafi kökenlerini belirlemek.
Papirüs Nil havzasındaki bitkiden, parşömen ise Bergama'da işlenen hayvan derisinden elde edilmiştir.
Farklı coğrafi koşulların ve siyasi ihtiyaçların farklı teknolojik çözümler ürettiğini fark etmek önemlidir.
3
Fenike alfabesinin yapısal özelliğini ve yayılma alanını incelemek.
Fenike alfabesi, çivi veya hiyeroglif gibi karmaşık semboller yerine ses esasına (fonetik) dayalı harfler kullanan Akdeniz kökenli bir sistemdir.
Yazının demokratikleşmesi ve ticari ilişkilerle yayılmasındaki etkisini tespit etmek gerekir.

Key Concept

İlk Çağ medeniyetlerinde yazı sistemlerinin (piktograf, alfabe) ve yazı malzemelerinin (kil tablet, papirüs, parşömen) gelişim süreçleri ile bunların toplumsal ve ticari işlevleri.
Estimated Time:1m 30s
Question 403Question

Milli Edebiyat Dönemi roman ve hikâyeciliği, Anadolu coğrafyasına ve memleket gerçeklerine yönelişin Türk edebiyatındaki en belirgin dönemidir.

Aşağıda verilen eserleri, karşılarında yer alan doğru tematik veya içeriksel açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Kiralık Konak
Ateşten Gömlek
Memleket Hikâyeleri
Çalıkuşu

Matches

Show answer & explanation

Answer

Kiralık Konak romanı kuşak çatışmasıyla; Ateşten Gömlek romanı Millî Mücadele konusuyla; Memleket Hikâyeleri Anadolu gözlemlerini aktaran realist hikâyeleriyle; Çalıkuşu ise Feride öğretmenin Anadolu'daki serüveniyle eşleşir.
Kiralık Konak nesil çatışmasını (üç kuşak); Ateşten Gömlek Millî Mücadele'yi; Memleket Hikâyeleri Anadolu'nun ilk realist hikâyelerini; Çalıkuşu ise Feride'nin idealist öğretmenlik yolculuğunu konu edinerek doğru eşleşmeyi sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Eserlerin yazarlarını ve Milli Edebiyat Dönemi'ndeki genel yerlerini belirleyin.
Kiralık Konak Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na, Ateşten Gömlek Halide Edip Adıvar'a, Memleket Hikâyeleri Refik Halit Karay'a, Çalıkuşu ise Reşat Nuri Güntekin'e aittir.
Eser-yazar eşleştirmesi tematik çıkarım yapmayı ve doğru dönem özelliklerini hatırlamayı kolaylaştırır.
2
Eserlerin temel konularını ve olay örgülerini inceleyerek eşleştirme seçeneklerini değerlendirin.
Kiralık Konak kuşak çatışmasını ve konak çöküşünü; Ateşten Gömlek Kurtuluş Savaşı'nı; Memleket Hikâyeleri Anadolu'daki gözlemci realizmi; Çalıkuşu ise Feride'nin idealist öğretmenlik serüvenini konu alır.
Eserlerin özgün içeriklerinin doğru tespit edilmesi eşleştirmeyi tamamlar.

Key Concept

Milli Edebiyat Dönemi roman ve hikayelerinin yazar-eser-içerik ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 404Question

Dört Halife Dönemi'nde (632-661) İslam devletinin sınırları hızla genişlerken aynı zamanda devlet kurumlarının oluşturulması ve iç siyasi dengelerin korunması amacıyla önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Dört Halife Dönemi'ndeki gelişmelerin kronolojik sıralaması: Ridde Savaşları, Kadisiye Savaşı, Nihavent Savaşı, Zatü's-Savari Savaşı ve Hakem Olayı şeklindedir.
Dört Halife Dönemi kronolojik olarak Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali sırasıyla yaşanmıştır. Bu doğrultuda olaylar Ridde Savaşları (Hz. Ebubekir), Kadisiye Savaşı (Hz. Ömer - 636), Nihavent Savaşı (Hz. Ömer - 642), Zatü's-Savari Savaşı (Hz. Osman - 655) ve Hakem Olayı (Hz. Ali - 657) şeklinde sıralanır.

Step-by-Step Solution

1
Hz. Ebubekir Dönemi gelişmelerini belirlemek.
Ridde Savaşları (632-633), Dört Halife Dönemi'nin kronolojik olarak ilk büyük gelişmesidir ve dinden dönen kabileleri bastırarak İslam devletinin iç birliğini sağlamıştır.
İç birlik sağlanmadan dış fetihler ve kurumsallaşma adımları atılamayacağı için bu olay ilk sırada yer alır.
2
Hz. Ömer Dönemi'ndeki Irak fethinin ilk aşamasını belirlemek.
Kadisiye Savaşı (636) ile Sasani ordusu mağlup edilmiş ve Irak kapıları Müslümanlara açılmıştır.
İran ve Irak coğrafyasındaki fetihlerin ilk önemli askeri zaferi olduğu için ikinci sıradadır.
3
Hz. Ömer Dönemi'nde İran fethinin tamamlandığı aşamayı tespit etmek.
Nihavent Savaşı (642) ile Sasani Devleti tamamen yıkılmış, Irak'tan sonra İran topraklarının fethi tamamlanmıştır.
Kadisiye Savaşı ile başlayan Sasani çöküşü, Nihavent Savaşı ile son bulduğundan bu olay Kadisiye'den sonradır.
4
Hz. Osman Dönemi'ndeki deniz zaferini belirlemek.
Zatü's-Savari Savaşı (655) ile Bizans donanması mağlup edilerek Akdeniz'de ilk büyük deniz zaferi kazanılmıştır.
Kara fetihlerini takip eden donanma kurulumunun ardından gerçekleşen deniz savaşı, Sasani Devleti'nin yıkılmasından sonraki bir tarihe denk gelir.
5
Hz. Ali Dönemi'ndeki iç siyasi gelişmeleri belirlemek.
Hakem Olayı (657), Sıffin Savaşı'nın ardından gerçekleşmiş ve Dört Halife Dönemi'nin son dönemindeki iç bölünmeleri kesinleştirmiştir.
İslam tarihindeki ilk mezhepsel ve siyasi ayrılıkların resmileştiği süreç dönem sonuna denk gelmektedir.

Key Concept

Dört Halife Dönemi'ndeki iç ve dış gelişmelerin kronolojik seyri, kurumsallaşma ve fetih hareketlerinin ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 405Question

Aşağıda Türkiye'de çıkarılan bazı önemli madenlerin coğrafi özellikleri ile işletildikleri alanlar ve bu madenlerin isimleri verilmiştir. Madenlerin coğrafi özelliklerini doğru maden isimleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sivas (Divriği) ve Malatya (Hekimhan) çevresinde zengin yatakları bulunan, Karabük ve Ereğli'deki metalurji tesislerinde işlenen maden
Artvin (Murgul) ve Kastamonu (Küre) çevresinde çıkarılan, yüksek iletkenliği nedeniyle elektrik-elektronik sanayisinde yoğun olarak kullanılan maden
Elazığ (Guleman) ve Muğla (Fethiye) yörelerinde işletilen, çeliği sertleştirmek ve paslanmaz özellik kazandırmak amacıyla kullanılan maden
Konya (Seydişehir) ve Antalya (Akseki) çevresinde yatakları bulunan, hafifliğiyle uçak ve otomotiv sanayisinde tercih edilen maden

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sivas ve Malatya'daki yataklar demir ile, Artvin ve Kastamonu'daki yataklar bakır ile, Elazığ ve Muğla'daki yataklar krom ile, Konya ve Antalya'daki yataklar ise boksit ile eşleşmektedir.
Verilen açıklamaların coğrafi konumları ve kullanım alanları incelendiğinde; Sivas-Malatya havzası demir, Artvin-Kastamonu havzası bakır, Elazığ-Muğla havzası krom, Konya-Antalya havzası ise boksit ile doğrudan ve eksiksiz bir biçimde eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk açıklamadaki çıkarma ve işleme merkezlerini analiz etme
Sivas (Divriği) ve Malatya (Hekimhan) demir madeninin en önemli çıkarma alanlarıdır. Karabük ve Ereğli ise demir madeninin taş kömürü (enerji) kaynağına yakınlık nedeniyle kurulmuş olan demir-çelik fabrikalarını barındırır. Dolayısıyla bu açıklama demir madenine aittir.
Madenlerin çıkarma yerleri ile sanayi tesislerinin konumlandırılma mantığını birleştirerek doğru madeni tespit etmek.
2
İkinci açıklamadaki çıkarma alanları ve kullanım alanını değerlendirme
Artvin (Murgul) ve Kastamonu (Küre) bakırın en önemli yataklarıdır. Elektrik iletkenliği yüksek olduğu için elektrik-elektronik sanayisinde kullanılması bu madenin bakır olduğunu kesinleştirir.
Madenin kullanım alanları ve fiziksel özellikleri ile coğrafi dağılışını ilişkilendirmek.
3
Üçüncü açıklamadaki çıkarma sahaları ve sanayi kullanımını inceleme
Elazığ (Guleman) ve Muğla (Fethiye) krom madeninin Türkiye'deki en zengin yatakları arasındadır. Paslanmazlık ve sertlik özelliği kazandırması metalurjide kromun en temel işlevidir.
Krom madeninin Türkiye'deki başlıca çıkarım alanlarını ve metalurji sektöründeki önemini belirlemek.
4
Dördüncü açıklamadaki coğrafi dağılışı ve endüstriyel niteliği eşleştirme
Konya (Seydişehir) ve Antalya (Akseki) boksit madeninin (alüminyumun ham maddesi) en önemli havzalarıdır. Hafifliği ve dayanıklılığı sayesinde havacılık sektöründe kullanılması boksiti işaret eder.
Boksit yataklarının konumunu ve alüminyum sanayisinin uçak/otomotiv sektöründeki rolünü kavramak.

Key Concept

Türkiye'de metalik madenlerin rezerv alanları, kullanım alanları ve işletildikleri sanayi tesisleri ile bunların kuruluş yeri coğrafi faktörleri arasındaki ilişki.
Estimated Time:2m 0s
Question 406Question

Jean-Jacques Rousseau'ya göre, insan doğası gereği özgür ve eşit doğmuştur ancak toplumsal yaşamın başlaması ve mülkiyetin ortaya çıkışıyla birlikte bu doğal özgürlük yitirilmiştir. İnsanın kaybettiği bu özgürlüğü yeni bir formda geri kazanmasının yolu, tüm bireylerin haklarını ve güçlerini toplumun bütününe devrederek ortak bir irade oluşturmalarından geçer. Bu ortak irade, bireysel çıkarların toplamı değil, toplumsal ortak iyiyi hedefleyen 'genel irade'dir. Birey, genel iradeye itaat ettiğinde aslında kendi iradesine itaat etmiş olur ve böylece özgürlüğünü korur.

Buna göre, Rousseau'nun siyaset felsefesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçek özgürlük, bireyin kendi katılımıyla oluşturulan ortak toplumsal iradeye ve yasalara uymasıyla mümkündür.

Answer

Gerçek özgürlük, bireyin kendi katılımıyla oluşturulan ortak toplumsal iradeye ve yasalara uymasıyla mümkündür.
Doğru yanıt olan yargı, parçadaki 'Birey, genel iradeye itaat ettiğinde aslında kendi iradesine itaat etmiş olur ve böylece özgürlüğünü korur.' ifadesiyle doğrudan örtüşmektedir. Rousseau'ya göre yasalara itaat, eğer bu yasalar toplumun ortak iyiliğini hedefleyen ortak irade tarafından yapılmışsa, özgürlüğün kısıtlanması değil bilakis güvence altına alınmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel argümanı belirleme
Rousseau'nun doğal durumdan toplumsal duruma geçişte özgürlüğün nasıl korunabileceğine yönelik çözümünün 'genel irade' kavramı olduğu tespit edilir.
Parçanın ana fikrini saptamak, doğru seçeneğe ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Genel irade ile bireysel özgürlük ilişkisini analiz etme
Bireyin kendi katılımıyla oluşan genel iradeye (yasalara) uymasının, aslında kendi iradesine uyması anlamına geldiği ve bunun da özgürlüğü sağladığı sonucuna varılır.
Yazarın özgürlük ve yasalara itaat arasında kurduğu köprüyü anlamak, çeldiricileri elemeyi sağlar.

Key Concept

Toplumsal Sözleşme ve Genel İrade
Estimated Time:2m 0s
Question 407Question

İlk Türk devletlerinde toplumsal ve siyasi yapıyı oluşturan aşağıdaki unsurları, en küçük sosyal birimden en ��st siyasi örgütlenmeye (küçükten büyüğe) doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Toplumsal ve siyasi yapının küçükten büyüğe sıralaması Oguş (Aile), Urug (Sülale), Boy (Kabile), Budun (Millet) ve İl (Devlet) şeklindedir.
İlk Türk devletlerinde toplumsal yapı küçükten büyüğe sırasıyla oguş (aile), urug (sülale), boy (kabile), budun (millet) ve il (devlet) şeklinde teşkilatlanmıştır. Bu sıralama kan bağı ve siyasi genişlemeye dayanır.

Step-by-Step Solution

1
En temel sosyal birimin tespit edilmesi
Toplumun en temel ve en küçük çekirdek birimi olan oguş (aile) ilk sıraya yerleştirilir.
Konar-göçer yaşam tarzında toplumsal hayatın temeli kan bağına dayalı aile birimidir.
2
Ailelerin birleşmesiyle oluşan yapının belirlenmesi
Oguşların birleşmesiyle meydana gelen urug (sülale) ikinci sıraya yerleştirilir.
Akrabalık bağıyla birbirine bağlı aile toplulukları sosyal hiyerarşinin ikinci basamağını oluşturur.
3
Sülalelerin bir araya gelmesiyle oluşan yapının belirlenmesi
Urugların birleşmesiyle oluşan boy (kabile) üçüncü sıraya yerleştirilir.
Boylar, kendilerine ait yaylak-kışlakları, töreleri ve askeri güçleri olan önemli sosyal ve siyasi birimlerdir.
4
Boyların birleşimiyle oluşan en geniş halk topluluğunun belirlenmesi
Boyların bir araya gelmesiyle oluşan budun (millet) dördüncü sıraya yerleştirilir.
Budun, ortak dil, kültür ve ülkü etrafında birleşmiş boylar birliğidir.
5
En üst siyasi örgütlenmenin belirlenmesi
Bütün bu unsurların birleşmesiyle ortaya çıkan il / el (devlet) son sıraya yerleştirilir.
İl, bağımsız bir egemenliğe sahip olan en üst düzey teşkilatlanmadır.

Key Concept

İlk Türk devletlerinde toplumsal ve siyasi hiyerarşi (oguş, urug, boy, budun, il)
Estimated Time:1m 30s
Question 408Question

Evrenin var oluşunu açıklamak için aşkın bir ilk nedenin varlığını kabul etmek akılsal bir zorunluluktur. Ancak bu yaratıcı, evreni mükemmel işleyen mekanik bir düzende yaratmış ve kendi yasalarıyla baş başa bırakmıştır. Dolayısıyla O'nun tarihe müdahale etmesi, mucizeler gerçekleştirmesi veya peygamberler aracılığıyla insanlarla iletişim kurması düşünülemez.

Bu parçada açıklanan görüşler, din felsefesinin aşağıdaki yaklaşımlarından hangisine aittir?

Show answer & explanation

Answer: Deizm

Answer

Deizm (Tanrı'nın evreni yarattığını ancak ona müdahale etmediğini savunan yaklaşım)
Doğru cevap deizmdir. Parçada bir yaratıcının varlığının akılsal bir zorunluluk olduğu belirtilerek Tanrı inancı doğrulanmış, ancak bu yaratıcının evreni yarattıktan sonra onu kendi yasalarıyla baş başa bıraktığı, vahiy ve mucize göndermediği vurgulanmıştır. Bu tanımlama, Tanrı'yı evrenin ilk nedeni olarak kabul eden fakat dinleri ve ilahi müdahaleyi reddeden deizm yaklaşımı ile birebir örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki 'aşkın bir ilk nedenin varlığını kabul etmek akılsal bir zorunluluktur' ifadesini analiz etmek.
Bu ifadeyle Tanrı'nın varlığını reddeden ateizm ve bilinemez olduğunu savunan agnostisizm elenir.
Yaratıcı bir ilk nedenin varlığının kabul edilmesi, yaratıcıyı kabul eden akımlara yönelmeyi gerektirir.
2
Parçadaki 'yaratıcı, evreni kendi yasalarıyla baş başa bırakmıştır... müdahale etmesi düşünülemez' ifadesini değerlendirmek.
Tanrı'nın evrene sürekli müdahale ettiğini, vahiy ve mucize gönderdiğini savunan teizm elenir.
Evrenin yaratıldıktan sonra kendi mekanik yasalarına göre işlediği ve ilahi müdahalenin olmadığı fikri teizm ile çelişir.
3
Elde edilen verileri din felsefesi akımları ile eşleştirmek.
Hem aşkın bir yaratıcıyı kabul eden hem de O'nun evrene müdahalesini, vahyi ve mucizeleri reddeden yaklaşımın deizm olduğu belirlenir.
Deizm, Tanrı'yı evrenin ilk nedeni olarak kabul etmekle birlikte evreni kendi haline bırakan bir saat yapımcısına benzetir.

Key Concept

Deizm ve Tanrı-evren ilişkisi
Question 409Question

Bir psikoloji dersinde öğretmen, görme sürecini iki aşamada tahtaya şematize etmiştir:

I. Aşama: Dış dünyadan gelen ışık dalgalarının gözdeki fotoreseptörler tarafından elektrik sinyallerine dönüştürülüp görme sinirleriyle beyne ulaştırılması.
II. Aşama: Beyne ulaşan bu ham verilerin, bireyin önceki öğrenmeleri, beklentileri ve dikkat odağı çerçevesinde organize edilerek 'masanın üzerindeki kırmızı elma' olarak tanımlanıp anlamlandırılması.

Buna göre, şematize edilen bu aşamalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I. Aşama, dış dünyadaki fiziksel enerjinin duyu organları tarafından sinirsel iletilere dönüştürüldüğü duyumdur; II. Aşama ise bu iletilerin zihinde yorumlanıp anlamlandırıldığı algıdır.

Answer

I. aşamanın dış dünyadaki fiziksel enerjinin duyu organları tarafından sinirsel iletilere dönüştürüldüğü duyum, II. aşamanın ise bu iletilerin zihinde yorumlanıp anlamlandırıldığı algı olduğunu belirten ifade doğrudur.
I. Aşama, dış dünyadaki fiziksel uyarıcıların duyu organlarındaki alıcı hücreler tarafından alınarak sinirsel sinyallere dönüştürülmesi ve beyne iletilmesi sürecini yani duyumu; II. Aşama ise beyne ulaşan bu verilerin geçmiş deneyimler ve bilişsel süreçlerle yorumlanıp elma olarak anlamlandırılmasını yani algıyı ifade etmektedir. Bu doğrultuda, I. aşamanın duyum, II. aşamanın ise algı olduğunu belirten ifade doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
I. Aşamanın doğası incelenir ve sınıflandırılır.
I. Aşama, dış dünyadaki fiziksel enerjinin (ışık dalgaları) duyu organı (göz) tarafından toplanıp sinirsel sinyallere çevrilerek beyne ulaştırılmasını konu alır. Bu süreç tamamen fizyolojiktir ve duyum (sensation) olarak adlandırılır.
Duyum, uyarıcıların alıcı hücreler tarafından alınıp beyne iletilmesi aşamasıdır.
2
II. Aşamanın doğası incelenir ve sınıflandırılır.
II. Aşama, beyne ulaşan duyusal verilerin geçmiş yaşantılar, bellek ve beklentilerle bütünleştirilerek 'elma' şeklinde anlamlandırılmasıdır. Bu süreç psikolojiktir ve algı (perception) olarak adlandırılır.
Algı, duyusal ham verilerin seçilip örgütlenerek zihinde yorumlanması aşamasıdır.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavram yanılgıları analiz edilir.
Seçeneklerde yer alan illüzyon-halüsinasyon, davranışçı-bilişsel yaklaşım ve doğruluk-gerçeklik eşleştirmelerindeki tanımların hatalı olduğu ve süreçleri yanlış açıkladığı görülür.
Kavramsal çelişkileri fark etmek doğru cevabı teyit etmeyi sağlar.

Key Concept

Duyum ve Algı Süreçlerinin Farkı
Estimated Time:2m 0s
Question 410Question

Her gün işe gitmek için belediye otobüsünü kullanan ve yolculuk boyunca genellikle telefonunda kitap okuyan Ahmet, bir gün acil bir işi için arkadaşının arabasına binmiştir. Yolculuk sırasında arkadaşı, kavşaktan sonra hangi yöne döneceğini bilemeyip kararsız kaldığında, Ahmet bilinçli olarak güzergâhı ezberlemeye çalışmadığı hâlde arkadaşına "Buradan sağa döneceğiz, iki yüz metre sonra aradığımız sokak sol tarafta kalıyor." diyerek yolu tarif etmiştir.

Buna göre, Ahmet'in farkında olmadan yolu öğrenmesi ve ihtiyaç duyulduğunda bu bilgiyi kullanması aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnektir?

Show answer & explanation

Answer: Gizil (örtük) öğrenme

Answer

Gizil (örtük) öğrenme
Gizil (örtük) öğrenme, bireyin özel bir çaba göstermeden veya pekiştireç almaksızın çevresindeki bilgileri edinmesi ve bu bilgiyi ancak ihtiyaç duyulduğunda davranışa dönüştürmesidir. Paragrafta Ahmet'in yolu farkında olmadan öğrenmesi ve arkadaşı sorduğunda tarif etmesi bu öğrenme türünü doğrudan örneklendirir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki senaryoda bireyin bilgi edinme sürecini analiz etmek
Ahmet'in günlük yolculukları sırasında yolu bilinçli bir öğrenme çabası veya dışsal bir ödül/pekiştireç olmadan kaydettiği görülmektedir.
Öğrenmenin başlangıç koşullarını ve motivasyon unsurlarını belirlemek için.
2
Bilginin davranışa dönüşme anını incelemek
Öğrenilen yol bilgisi, ancak arkadaşı yönü sorduğunda (bir ihtiyaç/güdülenme ortaya çıktığında) açığa çıkmış ve kullanılmıştır.
Öğrenilenlerin ne zaman ve nasıl performansa dönüştüğünü saptamak için.
3
Bulguları psikolojideki öğrenme türleri ile eşleştirmek
Farkında olmadan gerçekleşen ve bir ödül ya da ihtiyaç anına kadar performansa yansımayan bu süreç Tolman'ın 'gizil (örtük) öğrenme' kavramıdır.
Doğru teorik kavramı belirleyip seçeneği işaretlemek için.

Key Concept

Gizil (örtük) öğrenme, organizmanın farkında olmadan, herhangi bir pekiştireç almaksızın gerçekleştirdiği ve ihtiyaç duyulana kadar saklı tuttuğu bilişsel bir öğrenme türüdür.
Question 411Question

Servet-i Fünun Dönemi'nde topluluğun estetik anlayı��ına katılmayarak halk için yazma ilkesini benimseyen iki önemli bağımsız sanatçı vardır. Bu sanatçılardan birincisi, natüralizmin etkisiyle sokağı ve halkın günlük yaşamını, batıl inançların�� mizahi bir dille romanlarına taşımıştır. İkincisi ise İstanbul'un günlük hayatını, eski adetlerini ve kendi çocukluk izlenimlerini fıkra, sohbet ve anı türündeki canlı yazılarıyla edebiyata kazandırmıştır.

Bu parçada edebi kişilikleri ve yönelimleri tanıtılan sanatçılar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Hüseyin Rahmi Gürpınar - Ahmet Rasim

Answer

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Ahmet Rasim
Hüseyin Rahmi Gürpınar, natüralizmin kurallarını Türk romanına başarıyla uyarlayan ve sokağı romana taşıyan bağımsız bir yazardır. Ahmet Rasim ise aynı dönemde yaşamış, fıkra, sohbet, anı gibi gazete yazısı türleriyle İstanbul hayatını canlı bir dille anlatmıştır. Bu doğrultuda Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim sıralaması doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçada edebi ��zellikleri verilen birinci sanatçıyı belirlemek.
Birinci sanatçının natüralizm akımından etkilenen, halkın günlük yaşamını ve batıl inançları mizahi dille romanlar��na yansıtan Hüseyin Rahmi Gürpınar olduğu tespit edilir.
Natüralizm ve sokağın romana taşınması özellikleri Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın belirleyici nitelikleridir.
2
Parçada edebi özellikleri verilen ikinci sanatçıyı belirlemek.
İkinci sanatçının İstanbul hayatını ve anılarını fıkra, sohbet ve anı türünde yazan Ahmet Rasim olduğu tespit edilir.
Fıkra, sohbet ve anı gibi gazete çevresinde gelişen türlerde İstanbul yaşamını aktarmak Ahmet Rasim'in karakteristik yönüdür.
3
Belirlenen iki bağımsız sanatçıyı sırasıyla eşleştirerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim isimleri sırasıyla bir araya getirilir.
Metindeki edebi niteliklerin tam karşılığı bu ikilidir.

Key Concept

Servet-i Fünun Dönemi bağımsız sanatçılarının edebi kişilikleri, yöneldikleri akımlar ve yazdıkları edebi türlerin ayrımı.
Estimated Time:2m 0s
Question 412Question

Bir havayolu şirketinde kaptan pilot olarak görev yapan Tarık Bey, uçuş güvenliğini sağlama ve uçuş ekibini yönetme sorumluluklarını büyük bir titizlikle yerine getirmektedir. Tarık Bey'in işindeki bu özeni ve başarısı, zamanla havacılık camiasında ve yolcular arasında büyük bir takdir toplamış, ona duyulan güveni ve hürmeti artırmıştır.

Bu parçada geçen;

I. Kaptan pilot olmak,
II. Uçuş güvenliğini sağlamak ve ekibi yönetmek,
III. Havacılık camiası ve yolcular tarafından takdir edilip güven duyulmak

durumlarının toplumsal statü, toplumsal rol ve toplumsal saygınlık kavramlarıyla eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I: Toplumsal Statü, II: Toplumsal Rol, III: Toplumsal Saygınlık

Answer

Birinci durumun toplumsal statü, ikinci durumun toplumsal rol ve üçüncü durumun toplumsal saygınlık olarak eşleştirildiği seçenek doğrudur.
Kaptan pilot olmak bireyin toplumdaki yerini ve konumunu belirlediği için toplumsal statüdür. Uçuş güvenliğini sağlamak ve ekibi yönetmek bu konumun gerektirdiği ve bireyden beklenen davranış örüntülerini temsil ettiğinden toplumsal roldür. Havacılık camiası ve yolcular tarafından takdir edilmek ise bireyin bu statü ve rolü yerine getiriş biçimine bağlı olarak kazandığı manevi değeri gösterdiğinden toplumsal saygınlığı (prestij) ifade eder. Dolayısıyla doğru sıralama 'I: Toplumsal Statü, II: Toplumsal Rol, III: Toplumsal Saygınlık' şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki birinci ifadeyi (I) analiz etme
Kaptan pilot olmak, bireyin toplumda işgal ettiği konumdur ve sosyolojide bu durum 'toplumsal statü' olarak adlandırılır.
Statü kavramının bireyin toplumsal konumunu tanımlama işlevini doğrulamak.
2
Metindeki ikinci ifadeyi (II) analiz etme
Uçuş güvenliğini sağlamak ve ekibi yönetmek, kaptan pilot statüsündeki bir bireyden beklenen davranış kalıplarıdır ve bu durum 'toplumsal rol' kavramına karşılık gelir.
Rol kavramının statüye bağlı davranış beklentilerini ifade ettiğini saptamak.
3
Metindeki üçüncü ifadeyi (III) analiz etme
Takdir edilmek ve güven kazanmak, bireyin rolünü başarılı şekilde yerine getirmesi sonucu elde ettiği manevi değerdir ve bu durum 'toplumsal saygınlık' (prestij) kavramıyla açıklanır.
Saygınlık kavramının bireyin kişisel başarısı ve toplumun ona verdiği manevi değeri yansıttığını belirlemek.

Key Concept

Toplumsal statü, rol ve saygınlık kavramlarının ayırt edilmesi
Estimated Time:1m 30s
Question 413Question

Bir coğrafya öğretmeni, derste küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçlarını ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki konumunu işlerken tahtaya şu bilgileri yazmıştır:

I. Üye ülkeler arasında gümrük birliği ve serbest dolaşım gibi ileri düzeyde ekonomik ve siyasi entegrasyonu hedefler.
II. Gelişmekte olan ülkelerin küresel finansal sistemle bütünleşmesini destekleyen ve üye ülkelerin ödemeler dengesi açıklarına kredi sağlayan küresel bir kuruluştur.
III. Karadeniz Havzası'ndaki ülkelerin ekonomik iş birliğini artırarak bölgede barış ve istikrarı sağlamayı amaçlar; Türkiye bu örgütün kurucu üyelerindendir.

Öğretmenin hakkında bilgi verdiği bu örgütler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I. Avrupa Birliği, II. Uluslararası Para Fonu (IMF), III. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)

Answer

Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilat�� (KEİ) şeklinde yapılan sıralama doğrudur.
Öncüllerde verilen tanımlar incelendiğinde; I numaralı bilgi Avrupa Birliği'nin (AB) derin siyasi ve ekonomik entegrasyon hedefini, II numaralı bilgi Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) küresel finansal istikrar ve ödemeler dengesi yardımı rolünü, III numaralı bilgi ise Türkiye'nin de kurucusu olduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) amacını ifade etmektedir. Dolayısıyla, Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) sıralaması doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncül analiz edilir.
Gümrük birliği ve serbest dolaşım gibi ileri düzeyde siyasi ve ekonomik entegrasyonu hedefleyen örgütün Avrupa Birliği (AB) olduğu tespit edilir.
Bu hedefler Avrupa coğrafyasında bütünleşmeyi amaçlayan Avrupa Birliği'nin temel nitelikleridir.
2
İkinci öncül analiz edilir.
Ödemeler dengesi açıklarına kısa vadeli finansal destek sağlayan küresel örgütün Uluslararası Para Fonu (IMF) olduğu belirlenir.
IMF, üye ülkelerin geçici dış ticaret ve ödemeler dengesi açıklarını finanse etmek amacıyla kurulmuştur.
3
Üçüncü öncül analiz edilir.
Karadeniz Havzası ülkeleri arasında ekonomik iş birliğini amaçlayan ve Türkiye'nin kurucu üye olduğu örgütün Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) olduğu sonucuna varılır.
KEİ, 1992 yılında kurulmuş ve Karadeniz'e kıyısı olan ya da bölgeyle ekonomik ilişkisi bulunan ülkeleri bir araya getirmiştir.

Key Concept

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Sınıflandırılması ve Amaçları
Estimated Time:2m 0s
Question 414Question

Bir coğrafya araştırmacısı, Türkiye haritasında numaralandırılarak gösterilen üç farklı koruma alanını ziyaret etmiş ve bu alanların tabi oldukları uluslararası statüleri incelemiştir. Araştırmacının gezi notlarında şu bilgiler yer almaktadır:

* I numaralı alanda; jeotermal suların oluşturduğu eşsiz traverten oluşumları ile Roma Dönemi'ne ait antik termal kentin iç içe geçtiği ve bu alanın hem doğal hem kültürel değerleriyle korunduğu gözlenmiştir.
* II numaralı alanda; göçmen kuşların önemli bir göç rotası üzerinde yer alan, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir sulak alanın uluslararası bir çevre sözleşmesiyle korunduğu tespit edilmiştir.
* III numaralı alanda ise Hitit İmparatorluğu'na başkentlik yapmış, surları ve kapılarıyla tarihi öneme sahip bir antik kentin kültürel miras listesinde yer aldığı rapor edilmiştir.

Buna göre, araştırmacının gezi notlarında bahsettiği koruma alanları ve bu alanlarla ilişkili koruma statüleri/sözleşmeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I numaralı alan: Pamukkale-Hierapolis (Karma Miras - UNESCO) / II numaralı alan: Manyas Kuşcenneti (Ramsar Sözleşmesi) / III numaralı alan: Hattuşa (UNESCO Dünya Miras Listesi)

Answer

I numaralı alanın Pamukkale-Hierapolis (Karma Miras - UNESCO), II numaralı alanın Manyas Kuşcenneti (Ramsar Sözleşmesi) ve III numaralı alanın Hattuşa (UNESCO Dünya Miras Listesi) şeklinde eşleştirildiği seçenek doğrudur.
I numaralı alanda yer alan Pamukkale-Hierapolis hem eşsiz traverten oluşumları (doğal) hem de antik termal kenti (kültürel) ile UNESCO Dünya Miras Listesi'nde karma miras olarak yer alır. II numaralı alandaki Manyas Kuşcenneti sulak alan niteliğiyle Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altındadır. III numaralı alandaki Hattuşa ise Hitit uygarlığına ait kültürel değerleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi'ndedir. Bu nedenle doğru eşleştirme Pamukkale-Hierapolis (Karma Miras - UNESCO), Manyas Kuşcenneti (Ramsar) ve Hattuşa (UNESCO) şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Haritadaki numaralandırılmış alanların coğrafi konumlarını ve özelliklerini belirleme
I numaralı alan Denizli (Pamukkale-Hierapolis), II numaralı alan Balıkesir (Manyas Kuşcenneti) ve III numaralı alan Çorum (Hattuşa) olarak belirlenir.
Harita üzerindeki coğrafi dağılışın tespiti, seçeneklerde yer alan alan eşleştirmelerinin doğruluğunu kontrol etmek için ilk adımdır.
2
Her bir alanın koruma statüsü ve ilgili uluslararası sözleşmesini analiz etme
Pamukkale-Hierapolis hem doğal hem kültürel (karma) miras olup UNESCO korumasındadır. Manyas Kuşcenneti sulak alan statüsünde Ramsar Sözleşmesi ile korunur. Hattuşa antik kenti ise Hitit başkenti olarak UNESCO kültürel miras listesindedir.
Gezi notlarındaki açıklamalar ile uluslararası koruma statülerini/sözleşmelerini doğru ilişkilendirmek sorunun çözümünü sağlar.

Key Concept

Doğal ve kültürel koruma alanlarının (UNESCO karma miras, Ramsar Sözleşmesi sulak alan koruması) coğrafi dağılışı ve özellikleri.
Question 415Question

İlk Türk-İslam devletlerinde sosyal, askeri, mali ve mesleki hayatı düzenleyen kurumsal yapı ve sistemleri, karşılarında yer alan açıklamalarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

İkta Sistemi
Gulam Sistemi
Vakıf Sistemi
Fütüvvet Teşkilatı

Matches

Show answer & explanation

Answer

İkta Sistemi toprak gelirlerinin hizmet karşılığı verilmesi ve ordu yetiştirilmesi esasıyla; Gulam Sistemi savaş esirleri ve kölelerin eğitilerek saray muhafızı ve bürokrasi yapılması esasıyla; Vakıf Sistemi hayır kurumlarının giderlerinin karşılanması için mülklerin kamu yararına tahsisi esasıyla; Fütüvvet Teşkilatı ise esnaf ve sanatkarların ahlaki ve mesleki örgütlenmesi esasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; İkta Sistemi hizmet karşılığı toprak gelirlerinin asker yetiştirilmesi için tahsis edilmesiyle, Gulam Sistemi esir ve kölelerin eğitilerek saray muhafızı yapılmasıyla, Vakıf Sistemi sosyal ve dini giderlerin karşılanması amacıyla mülklerin ebedi tahsisiyle, Fütüvvet Teşkilatı ise esnaf ve sanatkarların mesleki ve ahlaki örgütlenmesiyle eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İkta sisteminin tanımı incelenir.
Bu sistemin, devlet hazinesinden para çıkmadan asker (sipahi) yetiştirilmesini ve tarımsal üretimde sürekliliği amaçlayan bir toprak yönetim biçimi olduğu tespit edilerek uygun açıklamayla eşleştirilir.
İkta sisteminin temel askeri ve mali işlevini belirlemek.
2
Gulam sisteminin özellikleri ele alınır.
Savaş esirlerinin veya satın alınan çocukların (gulam) sarayda eğitilerek doğrudan sultana bağlı muhafız ordusunu oluşturması ilkesi belirlenerek ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Merkez ordusunun insan kaynağını ve gulam sisteminin amacını saptamak.
3
Vakıf sisteminin işlevi değerlendirilir.
Sosyal devlet anlayışının gereği olarak cami, medrese, hastane gibi kamu yararına çalışan kurumların finansmanını ebedi mülk tahsisiyle güvenceye alan yapı olduğu saptanarak eşleştirilir.
Vakıf kurumunun sosyo-ekonomik hayattaki yerini anlamak.
4
Fütüvvet teşkilatı analiz edilir.
Abbasilerden Türk-İslam dünyasına geçen ve esnafların ahlaki, dini ve mesleki kurallarla dayanışma içinde örgütlenmesini sağlayan yapı olduğu belirlenerek son açıklamayla eşleştirilir.
Esnaf örgütlenmesinin niteliğini doğrulamak.

Key Concept

İlk Türk-İslam devletlerinde askeri, sosyal, mali ve esnaf teşkilatlanması yapıları ve işlevleri
Estimated Time:2m 0s
Question 416Question

Osmanlı Devleti'nin erken dönem siyasi gelişimini inceleyen bir tarihçi, aşağıda verilen önemli gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralamak istemektedir. Bu tarihçinin doğru bir kronolojik sıralama yapabilmesi için bu gelişmeleri hangi sırayla dizmesi gerekir?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru kronolojik sıralama: Bizans İmparatorluğu ile yapılan Koyunhisar Savaşı, Rumeli'deki ilk üs olan Çimpe Kalesi'nin ele geçirilmesi ve Balkanlar'da Haçlı ordusuna karşı I. Kosova Savaşı'nın yapılması şeklindedir.
Kronolojik olarak en eski olay 1302 yılındaki Koyunhisar Savaşı'dır. Ardından 1353 yılında Çimpe Kalesi'nin alınması gelir. En son olay ise 1389 yılındaki I. Kosova Savaşı'dır.

Step-by-Step Solution

1
Koyunhisar Savaşı'nın dönemini belirlemek
Koyunhisar Savaşı, Osman Bey Dönemi'nde 1302 yılında gerçekleşmiştir.
Kuruluş döneminin Bizans ile yapılan ilk büyük savaşı olduğu için kronolojide en başta yer almalıdır.
2
Çimpe Kalesi'nin ele geçirilme dönemini belirlemek
Çimpe Kalesi, Orhan Bey Dönemi'nde 1353 yılında Osmanlı kontrolüne geçmiştir.
Rumeli'ye geçişin ilk basamağı olup Koyunhisar Savaşı'ndan daha sonra, I. Kosova Savaşı'ndan ise daha önce gerçekleşmiştir.
3
I. Kosova Savaşı'nın dönemini belirlemek
I. Kosova Savaşı, I. Murad Dönemi'nde 1389 yılında gerçekleşmiştir.
Balkanlar'daki Türk ilerleyişine karşı oluşan Haçlı ittifakıyla yapılan bu mücadele, üç olay arasındaki en son tarihli gelişmedir.

Key Concept

Beylikten Devlete Kuruluş Dönemi Siyasi Gelişmeleri (1300-1402)
Estimated Time:1m 30s
Question 417Question

Tarih öncesi dönemlerden İlk Çağ'a geçişte yazının icadı ve kullanımı, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu süreçte Mezopotamya ve Mısır gibi erken medeniyet havzalarında yazı; idari, hukuki ve ticari ilişkileri kayıt altına almak için kullanılmıştır.

İlk Çağ'da yazının gelişimi, sözlü ve yazılı kültürün özellikleri üzerine araştırma yapan bir tarihçinin ulaştığı;

I. Yazının bulunmadığı tarih öncesi devirlerde yaşamış insan topluluklarının siyasi ilişkilerinin incelenmesinde paleografik belgelerden yararlanıldığı,
II. Kadeş Antlaşması ve Hammurabi Kanunları gibi metinlerin, yazılı kültürün siyasi ve toplumsal düzeni sağlama işlevine örnek oluşturduğu,
III. Papirüs, parşömen ve kil tablet gibi yazı malzemelerinin geliştirilmesinin, bilginin korunmasını ve taşınabilirliğini kolaylaştırdığı

bilgilerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: II ve III

Answer

Kadeş Antlaşması ve Hammurabi Kanunları gibi yazılı metinlerin düzenleyici rolü ile papirüs, parşömen ve kil tabletlerin bilginin kalıcılığını ve taşınabilirliğini sağlaması, yazılı kültürün doğrudan faydaları arasındadır. Bu nedenle ikinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.
Kadeş Antlaşması ve Hammurabi Kanunları gibi yazılı metinlerin düzenleyici rolü ile papirüs, parşömen ve kil tabletlerin bilginin kalıcılığını ve taşınabilirliğini sağlaması, yazılı kültürün doğrudan faydaları arasındadır. Bu nedenle ikinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Tarih öncesi dönemlerin ve yardımcı bilim dallarının özellikleri analiz edilir.
Yazının icadından önceki dönemi ifade eden tarih öncesi devirlerde yazılı belge bulunmadığı, dolayısıyla eski yazı sistemlerini inceleyen paleografyanın bu dönem için kaynak sağlayamayacağı belirlenir. Bu doğrultuda birinci öncülün yanlış olduğu tespit edilir.
Tarih öncesi çağlar ile tarihi çağlar arasındaki temel farkın yazının kullanımı olduğu ve yazıya dayalı bilimlerin tarih öncesi araştırmalarında kullanılamayacağı bilgisi doğrulanmalıdır.
2
İlk Çağ medeniyetlerine ait yazılı hukuk ve siyaset metinlerinin işlevleri incelenir.
Tarihteki ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması'nın siyasi ilişkileri, Hammurabi Kanunları'nın ise toplumsal ve hukuki düzeni yazılı kültür aracılığıyla şekillendirdiği görülür. Bu durum ikinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Yazılı kültürün siyasi anlaşmalar ve kanunlar yoluyla kurumsallaşma üzerindeki etkisini değerlendirmek gerekir.
3
Tarih boyunca kullanılan yazı materyalleri ve bunların bilgi aktarımındaki rolü değerlendirilir.
Papirüs, parşömen ve kil tablet gibi malzemelerin icat edilip kullanılması sayesinde bilgilerin kalıcı olarak kaydedildiği ve geniş coğrafyalara taşınabildiği doğrulanır. Bu durum üçüncü öncülün doğru olduğunu gösterir.
Yazı malzemelerinin bilginin yayılması, korunması ve kültürel süreklilik üzerindeki katkısını tespit etmek amaçlanmıştır.

Key Concept

Tarih öncesi ve tarihi devirlerin ayrımı ile yazılı kültürün toplumsal, hukuki ve bürokratik işlevleri.
Estimated Time:2m 0s
Question 418Question

Bir devlet okulunda coğrafya öğretmeni olarak çalışan Berna Hanım, edindiği uzmanlıklar doğrultusunda özel bir bilişim şirketine eğitim teknolojileri uzmanı olarak geçiş yapmıştır. Bu yeni görevinde benzer bir gelir ve prestij düzeyiyle çalışmaya devam etmiştir. Ancak birkaç yıl sonra şirkette gösterdiği üstün başarılar sayesinde genel müdür yardımcılığı pozisyonuna terfi etmiş; böylelikle hem gelir düzeyi, hem yaşam tarzı hem de toplumsal saygınlığı belirgin bir biçimde artmıştır.

Buna göre Berna Hanım’ın meslek hayatındaki bu değişimler, toplumsal hareketlilik kavramı açısından aşağıdakilerin hangisinde doğru analiz edilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Coğrafya öğretmenliğinden eğitim teknolojileri uzmanlığına geçişi yatay hareketlilik, genel müdür yardımcılığına terfi etmesi ise dikey hareketliliktir.

Answer

Coğrafya öğretmenliğinden eğitim teknolojileri uzmanlığına geçişi yatay hareketlilik, genel müdür yardımcılığına terfi etmesi ise dikey hareketliliktir.
Berna Hanım'ın ilk mesleki geçişi (öğretmenlikten uzmanlığa) benzer gelir ve saygınlık düzeyinde olduğu için yatay hareketliliktir. İkinci geçişi (genel müdür yardımcılığına terfi) ise gelir, saygınlık ve yaşam tarzında belirgin bir yükselme (tabaka değişimi) getirdiği için dikey hareketliliktir. Bu nedenle doğru değerlendirme ilk geçişin yatay, ikincisinin ise dikey hareketlilik olduğunu belirten seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
İlk değişim sürecinin analiz edilmesi
Berna Hanım'ın devlet okulunda öğretmenlikten özel sektöre eğitim teknolojileri uzmanı olarak geçmesi, benzer bir gelir ve prestij düzeyinde kaldığı için tabakalar arası bir geçiş oluşturmaz. Bu durum yatay hareketliliktir.
Yatay hareketlilik, bireyin toplumsal yapıda benzer prestij, saygınlık ve yaşam standardına sahip konumlar arasındaki dikey olmayan geçişlerini ifade eder.
2
İkinci değişim sürecinin analiz edilmesi
Uzmanlıktan genel müdür yardımcılığına geçiş; gelir düzeyinde, yaşam tarzında ve toplumsal prestijde belirgin bir yükseliş sağladığı için tabakalar arası bir yükselmeyi ifade eder. Bu durum dikey hareketliliktir.
Dikey hareketlilik, bireyin bir toplumsal tabakadan diğerine (yukarıya veya aşağıya) geçişini, dolayısıyla sınıfsal konumundaki değişimi ifade eder.
3
İki sürecin birleştirilmesi ve doğru seçeneğin bulunması
İlk aşama yatay hareketlilik, ikinci aşama ise dikey hareketlilik olarak tanımlanır.
Toplumsal hareketliliğin yönünü belirlemek için mesleki değişimin yanı sıra yaşam standardı, gelir ve prestijdeki değişime odaklanmak gerekir.

Key Concept

Toplumsal hareketlilik (yatay ve dikey hareketlilik kavramları)
Estimated Time:2m 0s
Question 419Question

18-19. yüzyıl felsefesinde öne çıkan filozofların bilgi ve siyaset alanındaki görüşleri ile bu görüşleri temsil eden açıklamaları eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Immanuel Kant'ın epistemolojisi (kritisisizm)
John Locke'un bilgi kuramı (empirizm)
Jean-Jacques Rousseau'nun devlet kuramı
G. W. F. Hegel'in varlık ve bilgi anlayışı

Matches

Show answer & explanation

Answer

Immanuel Kant'ın epistemolojisi, duyusal verilerin zihnin a priori formlarıyla işlenmesi açıklamasıyla; John Locke'un bilgi kuramı, zihnin boş bir levha olduğu ve tüm bilgilerin deneyimle kazanıldığı açıklamasıyla; Jean-Jacques Rousseau'nun devlet kuramı, bireylerin özgürlüklerini toplumsal sözleşmeyle teslim ederek genel iradenin egemenliğine girmesi açıklamasıyla; G. W. F. Hegel'in anlayışı ise rasyonalitenin ve mutlak ruhun diyalektik gelişimi açıklamasıyla eşleşir.
Eşleştirmede; Kant'ın duyusal verileri zihnin a priori formlarıyla birleştiren kritisisizmi doğru eşleşir. Locke'un zihni boş levha gören empirizmi doğru eşleşir. Rousseau'nun genel iradeye dayalı toplum sözleşmesi doğru eşleşir. Hegel'in akıl ve Geist odaklı diyalektik idealizmi doğru eşleşir.

Step-by-Step Solution

1
Kant'ın bilgi anlayışını analiz etme
Kant, rasyonalizm ve empirizmi sentezleyerek duyular ile zihinsel kategorilerin (a priori) birlikteliğini savunur. Bu durum birinci açıklama ile örtüşür.
Kant'ın kritisisizm anlayışının ayırt edici özelliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır.
2
Locke'un bilgi kuramını analiz etme
Locke, doğuştan gelen fikirleri reddeder ve zihnin tabula rasa olduğunu savunarak deneyimi merkeze alır. Bu durum ikinci açıklama ile örtüşür.
Locke'un empirizm yaklaşımının temel varsayımını doğrulamak için yapılmıştır.
3
Rousseau'nun devlet kuramını analiz etme
Rousseau, toplumsal sözleşme ve genel irade kavramlarıyla bireyin devlet içindeki özgürlüğünü açıklar. Bu durum üçüncü açıklama ile örtüşür.
Rousseau'nun siyaset felsefesindeki toplum sözleşmesi kavramını eşleştirmek için yapılmıştır.
4
Hegel'in varlık ve bilgi anlayışını analiz etme
Hegel, Geist'ın diyalektik gelişimini ve akıl-gerçeklik özdeşliğini savunur. Bu durum dördüncü açıklama ile örtüşür.
Hegel'in idealist sisteminin temel dayanağını tespit etmek için yapılmıştır.

Key Concept

18. Yüzyıl - 19. Yüzyıl Felsefesinin Bilgi ve Birey-Devlet İlişkisi Problemleri
Question 420Question

Necdet, nişanlısı Leyla’nın işgal kuvvetleri subaylarıyla kurduğu yakın ilişkileri ve çevresindeki insanların sergilediği ahlaki yozlaşmayı büyük bir üzüntüyle izler. Onun gözünde bu şehir, mütareke günlerinin getirdiği çöküntüyle adeta kutsal kitaplarda lanetlenen kentleri andırmaktadır. Anadolu’da yürütülen mücadeleye karşı duyarsız kalan bu çevrelerin karşısında Necdet, zamanla kendi içindeki milli uyanışı gerçekleştirecektir.

Bu parçada özetlenen tematik yapı ve karakter dünyası, aşağıdaki Milli Edebiyat Dönemi eserlerinin hangisinde ele alınmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sodom ve Gomore - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Answer

Sodom ve Gomore - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Parçada yer alan Necdet ve Leyla karakterleri ile mütareke dönemi İstanbul'undaki ahlaki çöküşü kutsal kitaplardaki lanetli kentlere (Sodom ve Gomore) benzeterek ele alan yapıt Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na ait Sodom ve Gomore romanıdır. Bu nedenle Sodom ve Gomore seçeneği doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki anahtar kelimeleri ve karakterleri belirleme.
Metinde ge��en 'Necdet', 'Leyla' karakterleri ile 'Mütareke dönemi İstanbul'unun ahlaki yozlaşması' ve 'kutsal kitaplarda lanetlenen kentler' ifadeleri tespit edilmiştir.
Sorunun hangi eser ve yazarla ilgili olduğunu bulmak için metindeki ipuçlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Tespit edilen unsurları Milli Edebiyat Dönemi romanlarıyla eşleştirme.
Tevrat'ta geçen ve günahları yüzünden yok edilen Sodom ve Gomore kentlerine atıfta bulunarak mütareke İstanbul'unu bu adla betimleyen yazarın Yakup Kadri Karaosmanoğlu, eserin ise Sodom ve Gomore olduğu saptanmıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için edebi bilgi ile metin analizi birleştirilir.

Key Concept

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının temaları, karakterleri ve yazar eşleştirmeleri.
PreviousPage 21 / 437Next