All practice questions

8734 questions

Question 381Question

Venedik, Orta Çağ boyunca bataklıklar üzerine kurulu coğrafi yapısı ve sınırlı toprakları nedeniyle tarım yerine deniz ticaretine yönelmiştir. Bu coğrafi ve fiziki koşullar; kentte güçlü bir tüccar sınıfının ortaya çıkmasını, deniz ticaretini düzenleyen deniz hukukunun gelişmesini ve çeşitli ticaret ortaklığı kurumlarının kurulmasını doğrudan belirlemiştir.

Bu örnekten yola çıkılarak toplumsal yapı ve unsurları ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal yapının maddi (fiziki) unsurları, manevi (kültürel) unsurların şekillenmesinde ve ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahiptir.

Answer

Toplumsal yapının maddi (fiziki) unsurları, manevi (kültürel) unsurların şekillenmesinde ve ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahiptir.
Toplumsal yapının maddi (fiziki) unsurları (coğrafya, yerleşim yeri, iklim vb.), manevi (kültürel) unsurlarının (hukuk, kurumlar, değerler, statüler) yapısını ve yönünü belirlemede önemli bir role sahiptir. Venedik'in coğrafi yapısının tarıma elverişsiz olması ve deniz kıyısında bulunması, orada deniz ticaretine dayalı bir ekonomik yapının, bu faaliyeti düzenleyen hukuk kurallarının ve tüccar sınıfı gibi yeni statü gruplarının doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum maddi unsurların manevi unsurları etkilediğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen Venedik örneğindeki unsurları maddi ve manevi olarak sınıflandırın.
Bataklık coğrafyası ve dar topraklar maddi (fiziki) yapıyı; tüccar sınıfı, deniz hukuku ve ticaret ortaklıkları ise manevi (kültürel) yapıyı oluşturur.
Toplumsal yapının maddi ve manevi unsurlarının parçadaki karşılıklarını netleştirmek için.
2
Bu iki unsur grubu arasındaki ilişkiyi analiz edin.
Fiziki çevrenin sınırlılıkları ve coğrafi konumu, Venediklileri deniz ticaretine yöneltmiş; bu da ticaret hukukunu ve tüccarlık statüsünü doğurmuştur. Yani maddi yapı, manevi yapıyı belirlemiştir.
Olaylar arasındaki nedensellik bağını kurarak toplumsal yapının işleyiş kuralına ulaşmak için.
3
Seçenekleri inceleyerek ulaşılan sosyolojik yargıyla eşleşen seçeneği belirleyin.
Maddi unsurların manevi unsurları şekillendirdiğini belirten yargı doğrudur.
Parçadaki sosyolojik tespiti en genel ve doğru şekilde ifade eden seçeneği bulmak için.

Key Concept

Toplumsal yapının maddi ve manevi unsurlarının karşılıklı etkileşimi ve maddi yapının manevi yapı üzerindeki belirleyici etkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 382Question

Fecr-i Âti topluluğunun beyannamesine imza atan, Fransız kültürüne ve edebiyatına yakınlığıyla bilinen; roman ve öykülerinde bireysel aşkları ve hayal kırıklıklarını işleyen yazar, *Sermed* ve *Tezat* adlı romanlarının yanı sıra mensur şiir ve öykülerini *Hüzün ve Tebessüm* başlığı altında bir araya getirmiştir.

Bu parçada sözü edilen Fecr-i Âti sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzzet Melih Devrim

Answer

İzzet Melih Devrim
Parçada bahsedilen *Sermed* ve *Tezat* romanları ile *Hüzün ve Tebessüm* adlı öykü ve mensur şiir kitabı, Fecr-i Âti topluluğu sanatçılarından İzzet Melih Devrim'e aittir. Bu yüzden İzzet Melih Devrim seçeneği doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçada adı geçen *Sermed*, *Tezat* ve *Hüzün ve Tebessüm* adlı eserlerin hangi sanatçıya ait olduğunu tespit etmek.
Bu eserlerin Servet-i Fünun etkisinde eserler vermiş Fecr-i Âti sanatçısı İzzet Melih Devrim'e ait olduğunu belirlemek.
Sanatçı-eser eşleştirmesini doğru yaparak parçada tanıtılan yazarı bulmak.
2
Seçeneklerdeki diğer sanatçıların dönem ve eser bilgilerini kontrol ederek yanlış seçenekleri elemek.
Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf'un Servet-i Fünun dönemine, Ahmet Haşim'in ise Fecr-i Âti'ye ait olmakla birlikte farklı türlerde (şiir, fıkra) eser verdiğini doğrulayıp doğru cevaba ulaşmak.
Çeldiricilerin elenerek cevabın kesinleştirilmesi sağlanır.

Key Concept

Fecr-i Âti Dönemi temsilcileri ve eserleri
Estimated Time:1m 30s
Question 383Question

Aşağıdaki Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkle gösterilmiştir.

Bu alanlarda görülen başlıca arazi kullanım hataları ve bu hataların önlenmesinde uygulanacak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin temel ekolojik gerekçeleri eşleştirilmiştir.

Buna göre, yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: V numaralı alanda ormanlık alanlarda açılan mermer ocaklarının bitki örtüsünü tahrip etmesi – Bölgedeki rüzgar erozyonunun şiddetlenmesini ve çölleşme süreçlerinin hızlanmasını engellemek

Answer

V numaralı alanda ormanlık alanlarda açılan mermer ocaklarının bitki örtüsünü tahrip etmesi – Bölgedeki rüzgar erozyonunun şiddetlenmesini ve çölleşme süreçlerinin hızlanmasını engellemek
Muğla ve çevresini kapsayan Menteşe Yöresi nemli kıyı kuşağında yer alır ve Türkiye'nin en fazla yağış alan alanlarındandır. Bu bölgede orman alanlarında yapılan mermer ocağı faaliyetlerinin ÇED sürecindeki temel ekolojik gerekçeleri su erozyonunu önlemek, heyelan riskini azaltmak ve biyoçeşitliliği korumaktır. Kurak ve yarı kurak bölgelere özgü olan rüzgar erozyonu ve çölleşme bu bölge için öncelikli bir tehdit olmadığından yapılan eşleştirme yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Haritada numaralandırılmış alanların fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini belirlemek.
I numaralı alan Kocaeli-Sakarya çevresi (yoğun sanayi), II numaralı alan Konya Havzası (kurak ova), III numaralı alan Çukurova (delta ovası), IV numaralı alan Doğu Karadeniz (eğimli/yağışlı yamaçlar), V numaralı alan ise Menteşe Yöresi (nemli, engebeli ve ormanlık alan) olarak tespit edilir.
Yanlış arazi kullanımı hatalar��nı ve bunların ekolojik sonuçlarını doğru analiz edebilmek için bölgelerin iklim ve yer şekilleri özelliklerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki arazi kullanım hataları ile ÇED süreçlerinin ekolojik gerekçelerini karşılaştırmak.
I, II, III ve IV numaralı bölgeler için belirtilen arazi kullanım hataları ve bu hataların önlenmesine yönelik ÇED gerekçeleri tamamen örtüşmektedir. Örneğin; kurak Konya'da yer altı su seviyesinin korunması obrukları engellerken, engebeli Karadeniz'de yamaç dengesinin korunması heyelan riskini azaltır.
Projelerin çevreye olan etkilerini değerlendiren ÇED süreci, doğrudan ilgili coğrafi ortamın doğal hassasiyetlerini korumayı amaçlar.
3
Muğla çevresini temsil eden V numaralı alandaki eşleştirmenin bilimsel doğruluğunu sorgulamak.
Menteşe Yöresi oldukça yağışlı ve nemli bir bölge olup gür orman örtüsüne sahiptir. Bu alanda mermer ocaklarının neden olduğu orman tahribatının ÇED süreçlerindeki temel ekolojik gerekçeleri; su erozyonunu, toprak kaybını, heyelan riskini ve biyoçeşitlilik kaybını önlemektir. Rüzgar erozyonu ve çölleşme ise İç Anadolu gibi kurak/yarı kurak bölgelerin temel sorunudur.
Nemli bir kıyı bölgesinde bitki örtüsü tahribatının öncelikli sonucu rüzgar erozyonu veya çölleşme olamaz; bu durum coğrafi gerçeklerle çelişir.

Key Concept

Arazi Kullanım Hataları ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) İlişkisi
Question 384Question

Milli Mücadele Dönemi’ni ve bu dönemin yarattığı toplumsal ruh halini konu edinen romanda, İzmir'in işgaliyle başlayan acılı sürece paralel olarak nişanlısının şehit düştüğü haberiyle sarsılan genç bir kadının, tüm acılarına rağmen Anadolu'da Milli Mücadele'ye ve yaralı askerlerin tedavisine kendini adaması anlatılır. Anadolu insanının bağımsızlık azmini ve fedakarlığını temsil eden 'Yıldız' karakterinin merkezde olduğu bu eser, Kurtuluş Savaşı'nı destansı bir hava içinde ele alır.

Bu parçada söz edilen eser ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dikmen Yıldızı - Aka Gündüz

Answer

Dikmen Yıldızı - Aka Gündüz
Parçada bahsedilen Milli Mücadele yıllarını, cephe gerisinde yaşanan fedakarlıkları ve nişanlısının ölüm haberiyle sarsılmasına rağmen kendisini vatana adayan Yıldız karakterini konu edinen eser Aka Gündüz'ün Dikmen Yıldızı adlı romanıdır. Eser, Kurtuluş Savaşı dönemindeki toplumsal mücadeleyi ve ruh halini destansı bir dille yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme
Eserde Milli Mücadele Dönemi'nin ve Kurtuluş Savaşı'nın işlendiği, başkahramanın ise yaralı askerleri tedavi eden 'Yıldız' adında bir kadın karakter olduğu belirlenir.
Soruda tanıtılan eserin konusunu ve başkahramanını tespit etmek, doğru esere ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki eserleri ve dönemlerini karşılaştırma
Milli Mücadele konusunu 'Yıldız' karakteri etrafında işleyen eserin Aka Gündüz'ün 'Dikmen Yıldızı' olduğu belirlenir. Diğer eserlerden Eylül ve Kırık Hayatlar Servet-i Fünun; Turfanda mı yoksa Turfa mı? Tanzimat; Yeni Turan ise Milli Edebiyat dönemine ait olup farklı temaları ve karakterleri işler.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru edebi dönem ve eser-yazar eşleştirmesini doğrulamak gerekir.

Key Concept

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının temaları, karakterleri ve yazar-eser eşleştirmeleri
Estimated Time:2m 0s
Question 385Question

İlk Çağ'da yazının icadı ve gelişim süreci, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Yazı; bilginin korunmasını, idari yapının güçlenmesini ve hukuk kurallarının yazılı hale getirilmesini sağlamıştır. Ancak yazılı kültürün gelişimi, sözlü kültürün tamamen yok olduğu anlamına gelmediği gibi her coğrafyada aynı hızda gerçekleşmemiştir.

Buna göre, İlk Çağ'da yazılı kültürün gelişimi ve yazılı kaynakların kullanımıyla ilgili;

I. Tarih öncesi devirlere ait bir yerleşim yerindeki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan kil tabletlerin okunmasında epigrafi ve paleografi bilimlerinden yararlanılması,
II. Yazının kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, sözlü kültürün en önemli ögeleri olan mitlerin ve destanların toplumsal hafızadaki yerini ve idari-hukuki yapılara olan etkisini tamamen kaybetmesi,
III. Mezopotamya'da Sümer tapınaklarına (Ziggurat) teslim edilen tarım ürünlerinin miktarı ve kime ait olduğunu kaydetme ihtiyacının, piktografik yazının ortaya çıkışına zemin hazırlaması

durumlarından hangileri tarihsel açıdan doğru bir bilgidir veya değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Yalnız III

Answer

Sümer tapınaklarındaki ekonomik kayıtların yazının gelişimine zemin hazırladığını ifade eden 'Yalnız III' yargısı doğrudur.
Sümer tapınaklarında (Ziggurat) biriken ürünleri kaydetme ihtiyacı, ilk piktografik yazı işaretlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu durum, yazının ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda geliştiğini gösteren tarihsel bir gerçektir. Dolayısıyla, yalnızca tapınak kayıtlarının yazının gelişimine zemin hazırladığını belirten ifade doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Öncüllerin tarihsel kavram ve dönemlerle uyumunu analiz etmek.
Birinci öncülde geçen 'tarih öncesi devirlere ait kil tabletler' ifadesinin mantıksal bir çelişki olduğu ve yazılı belgelerin tarih öncesine ait olamayacağı tespit edilir.
Yazının icadıyla birlikte tarih öncesi devirlerin sona erip tarihî devirlerin başladığı gerçeği ve paleografi/epigrafi gibi bilimlerin sadece yazılı dönemler için geçerli olduğu bilgisini uygulamak.
2
Yazının icadından sonra sözlü kültürün durumunu değerlendirmek.
İkinci öncüldeki 'sözlü kültürün etkisini tamamen kaybetmesi' iddiasının yanlış olduğu belirlenir.
Sözlü kültür ögelerinin (destanlar, mitler) yazılı kültürle birlikte yaşamaya devam ettiği ve idari-hukuki yapılarda etkisini koruduğu tarihsel gerçeğini göz önünde bulundurmak.
3
Yazının kökenine dair ekonomik etkenleri incelemek.
Üçüncü öncülde yer alan Sümer tapınaklarındaki (Ziggurat) ürün kayıt ihtiyacının piktografik yazıyı ortaya çıkardığı bilgisinin doğru olduğu saptanır.
Sümerlerde tapınak ekonomisinin (üretim, depolama ve dağıtım kayıtları) yazının gelişimindeki birincil itici güç olduğunu doğrulamak.

Key Concept

Yazının icadı, Sümer zigguratlarındaki ekonomik kayıtlar ve tarih öncesi dönem ile tarihî dönem ayrımında yazının rolü.
Question 386Question

Dört Halife Dönemi'nde (632-661) devlet başkanlarının göreve gelme süreçleri incelendiğinde; Hz. Ebu Bekir'in sahabenin ileri gelenlerinin istişaresiyle, Hz. Ömer'in Hz. Ebu Bekir'in vasiyeti ve halkın onayıyla, Hz. Osman'ın şura üyelerinin seçimiyle, Hz. Ali'nin ise halkın biatıyla halife olduğu görülür. Saltanat sisteminin uygulanmadığı ve halifelerin bir çeşit seçim esasına göre belirlendiği bu dönem, İslam tarihinde 'Cumhuriyet Dönemi' olarak da adlandırılmıştır.

Buna göre, Dört Halife Dönemi'nin 'Cumhuriyet Dönemi' olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi ve bu dönemin modern cumhuriyetlerdeki yönetimlerden ayrılan en belirgin özelliği aşağıdekilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Halifelerin şura ve biat yoluyla belirlenmesi - Seçimlerin genel oy yerine ehl-i hal ve'l-akd denilen kurulun ve ileri gelenlerin kararına dayanması

Answer

Halifelerin şura ve biat yoluyla belirlenmesi - Seçimlerin genel oy yerine ehl-i hal ve'l-akd denilen kurulun ve ileri gelenlerin kararına dayanması
Dört Halife Dönemi'nde saltanat usulünün olmaması, halifelerin istişare (şura) ve halkın bağlılık bildirmesi (biat) ilkelerine göre belirlenmesi bu dönemin cumhuriyet olarak adlandırılmasına yol açmıştır. Ancak modern cumhuriyetlerdeki genel oy, parti sistemi ve geniş kitlelerin doğrudan katılımı yerine; bu dönemde adayların öncelikle sahabenin önde gelenlerinden ve yöneticilerden oluşan 'ehl-i hal ve'l-akd' adlı bir heyet tarafından istişare edilip belirlenmesi, ardından halktan genel biat alınması modern seçim anlayışından en temel farkıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dört Halife Dönemi'nde devlet başkanlığı (halifelik) makamının veraset veya saltanata dayanmayan yapısını incelemek.
Bu dönemde yöneticilerin seçimle (şura ve biat) gelmesi nedeniyle 'Cumhuriyet Dönemi' olarak adlandırıldığı saptanır.
Cumhuriyet kavramının İslam tarihindeki bu dönemle ilişkilendirilmesinin temel nedenini belirlemek için gereklidir.
2
Tarihsel seçim yöntemi ile modern cumhuriyetlerdeki seçimlerin işleyişini karşılaştırmak.
Modern cumhuriyetlerdeki genel oy ilkesine karşın, Dört Halife Dönemi'nde seçimin 'ehl-i hal ve'l-akd' adı verilen sınırlı bir kurulla yapıldığı görülür.
İki dönem arasındaki kurumsal ve yapısal farkı ortaya koyarak anakronizme düşülmesini önlemek amacıyla yapılır.
3
Seçenekleri gerekçe-fark eşleştirmesi açısından değerlendirmek.
Seçeneklerdeki ifadeler elendiğinde 'şura ve biat yoluyla belirlenmesi' gerekçesinin ve 'ehl-i hal ve'l-akd kurulunun seçimine dayanması' farkının doğru eşleştiği tespit edilir.
Doğru seçeneğe mantıksal analiz yoluyla ulaşmak için bu adım gereklidir.

Key Concept

Dört Halife Dönemi'nde devlet yönetimi ve halife seçim yöntemleri
Estimated Time:2m 0s
Question 387Question

Türkiye, jeolojik geçmişi boyunca farklı dağ oluşumu hareketlerinden, volkanik faaliyetlerden ve aşınım süreçlerinden etkilendiği için maden çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Yukarı Fırat Bölümü, bu çeşitliliğin en fazla olduğu alandır. Ancak bir yörede çok sayıda farklı maden türünün tespit edilmiş olması, o yöredeki tüm maden yataklarının hemen işletmeye açılabileceği anlamına gelmez.

Buna göre, madenlerin işletilmesi ve tesis yerlerinin belirlenmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, madencilik faaliyetlerindeki 'çeşitlilik' ile 'ekonomik rezerv' arasındaki farkı doğru bir şekilde açıklamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Bir yörede çok sayıda farklı maden türünün bulunması, bu madenlerin her birinin tek başına ekonomik olarak işletilebilecek büyüklükte yataklara (rezervlere) sahip olduğunu garanti etmez.

Answer

Bir yörede çok sayıda farklı maden türünün bulunmasının, bu madenlerin her birinin tek başına ekonomik olarak işletilebilecek büyüklükte yataklara (rezervlere) sahip olduğunu garanti etmediğini belirten seçenek.
Bir yörede çok sayıda farklı maden türünün bulunmasının, bu madenlerin her birinin tek başına ekonomik olarak işletilebilecek büyüklükte yataklara (rezervlere) sahip olduğunu garanti etmeyeceğini belirten ifade doğrudur. Türkiye'de jeolojik çeşitlilik nedeniyle maden türü fazladır ancak bu madenlerin bir kısmının rezervi düşük veya dağınık olduğu için ekonomik olarak işletilmeye uygun değildir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki metin ve Türkiye'nin maden çeşitliliği ile Yukarı Fırat Bölümü örneği analiz edilerek madencilikteki 'çeşitlilik' ve 'rezerv' kavramları incelenir.
Maden çeşitliliğinin jeolojik yapıya, rezervin ise doğrudan ekonomik olarak işletilebilir yatak miktarına bağlı olduğu belirlenir.
Madenlerin işletmeye açılabilmesi için çeşitlilikten ziyade rezerv miktarının yeterli olması gerekmektedir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin coğrafi ve jeolojik doğrulukları test edilir.
Tenörün yer şekillerinden veya sanayi gelişiminden etkilenmediği, çeşitliliğin rezerv büyüklüğünü garanti etmediği görülür.
Madenlerin yeraltındaki tenör and rezerv miktarı tamamen doğal/jeolojik süreçlerin ürünüdür, beşeri veya morfolojik faktörlerle değişmez.
3
Çeşitlilik ve rezerv arasındaki kavramsal ayrımı doğru kuran seçenek seçilir.
Çeşitliliğin rezervi garanti etmediğini ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Bu ifade, Türkiye'deki birçok küçük maden yatağının neden işletilemediğini açıklayan temel coğrafi ilkedir.

Key Concept

Türkiye'de maden çeşitliliği ve bir maden yatağının işletilmeye açılma koşulları (Rezerv, Tenör ve Ulaşım ilişkisi)
Estimated Time:2m 0s
Question 388Question

Aşağıdaki doğal afet ve çevre sorunlarını, oluşum kökenleri ve karakteristik özellikleri dikkate alınarak verilen tanımlayıcı açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Heyelan
Erozyon
Tsunami
Kasırga

Matches

Show answer & explanation

Answer

Heyelan - Eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin ani bir şekilde yamaç aşağı kayması; Erozyon - Toprağın verimli üst tabakasının dış kuvvetlerin etkisiyle yavaş bir süreçte aşınması ve taşınması; Tsunami - Okyanus tabanındaki tektonik hareketler sonucu oluşan dev dalgalar; Kasırga - Sıcak okyanuslar üzerinde ani basınç farklarıyla oluşan şiddetli rüzgarlar
Doğal afetler ve çevre sorunları kökenlerine ve oluşum süreçlerine göre sınıflandırılır. Eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin ani şekilde aşağı kayması heyelandır. Toprağın verimli üst kısmının su ve rüzgarla yavaşça süpürülmesi ise erozyondur. Okyanus tabanlarındaki depremler sonucu oluşan dev dalgalar tsunami; sıcak okyanuslarda ani basınç farkıyla gelişen çok şiddetli rüzgarlar ise kasırgadır. Bu nitelikler dikkate alındığında eşleştirmeler kusursuz şekilde birbirini tamamlar.

Step-by-Step Solution

1
Kavramların oluşum sürelerini ve kökenlerini analiz etmek
Heyelan, yer çekimi ve aşırı suya doyma etkisiyle saniyeler veya dakikalar içinde gerçekleşen ani bir kütle hareketidir. Erozyon ise toprağın üst tabakasının rüzgar veya su etkisiyle yıllar süren son derece yavaş bir aşınma ve taşınma sürecidir.
Heyelan ile erozyon arasındaki en önemli fark olan oluşum hızı ve mekanizmasını belirlemek, bu iki kavramın karıştırılmasını önler.
2
Deniz tabanlı afetler ile atmosferik kökenli afetleri karşılaştırmak
Tsunaminin okyanus tabanındaki deprem, volkanizma gibi jeolojik etkenlerle oluşan su dalgaları olduğu; kasırganın ise atmosferdeki basınç değişimleriyle oluşan şiddetli rüzgar hareketi olduğu belirlenir.
Hidrolojik/jeolojik kökenli su hareketleri ile klimatolojik kökenli hava hareketlerini doğru gruplandırmak eşleştirmenin hatasız yapılmasını sağlar.
3
Eşleştirmelerin tutarlılığını kontrol etmek
Her bir kavramın kökenine ve tetikleyici faktörüne uygun tanımla eşleştiği teyit edilir.
Tüm kavramların tanımlarıyla mantıksal uyumu doğrulanarak nihai çözüme ulaşılır.

Key Concept

Doğal Afetlerin Oluşum Kökenleri ve Sınıflandırılması
Question 389Question

Anadolu'da Türk-İslam kültür, sanat ve mimarisinin gelişim sürecini göz önünde bulundurarak, aşağıda verilen mimari eserleri inşa edildikleri dönemlere göre kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Mimari eserlerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralaması Tokat Yağıbasan Medresesi, Konya Karatay Medresesi ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii şeklindedir.
Doğru sıralama Tokat Yağıbasan Medresesi, Konya Karatay Medresesi ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii şeklindedir. Çünkü Anadolu'da Türk mimarisi ilk olarak Malazgirt sonrası kurulan birinci dönem beyliklerle (Danişmentliler gibi) başlamış, Türkiye Selçuklu Devleti döneminde olgunlaşmış ve Kösedağ Savaşı sonrasındaki ikinci dönem beylikler (Eşrefoğulları gibi) ile devam etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Eserlerin ait olduğu beylik/devlet ve tarihsel dönemleri belirleme
Tokat Yağıbasan Medresesi, Malazgirt Savaşı sonrasında kurulan Birinci Dönem beyliklerinden Danişmentliler'e (XII. yüzyıl) aittir. Konya Karatay Medresesi, Anadolu'da merkezi otoritenin güçlü olduğu Türkiye Selçuklu Devleti dönemine (XIII. yüzyıl ortası) aittir. Beyşehir Eşrefoğlu Camii ise Kösedağ Savaşı sonrası kurulan İkinci Dönem beyliklerinden Eşrefoğulları'na (XIII. yüzyıl sonu) aittir.
Eserlerin yapım dönemlerini sıraya koyabilmek için ait oldukları devletlerin veya beyliklerin tarih sahnesine çıktıkları dönemleri belirlemek gerekir.
2
Eserleri kronolojik olarak sıralama
Danişmentliler Dönemi (XII. yüzyıl) -> Türkiye Selçuklu Devleti Dönemi (XIII. yüzyıl ortası) -> Eşrefoğulları Beyliği Dönemi (XIII. yüzyıl sonu) şeklinde kronolojik bir sıra elde edilir.
Anadolu Türk mimarisinin tarihsel gelişimi; Birinci Dönem Beylikler, Türkiye Selçukluları ve İkinci Dönem Beylikler sırasını takip eder.

Key Concept

Anadolu'da Türk mimari ve kültürünün gelişim aşamaları ile birinci ve ikinci dönem beyliklerin kronolojik sırası.
Estimated Time:1m 0s
Question 390Question

İnsan zihni, yapısı gereği yalnızca duyusal deneyim dünyasını ve bu dünyadaki olgusal ilişkileri kavrayabilir. Duyu deneyiminin sınırlarını aşan, denetlenemeyen ve olgusal karşılığı bulunmayan aşkın bir varlık alanı ise rasyonel veya ampirik yöntemlerle ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir. Bu nedenle, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu gibi metafiziksel konular insan aklının sınırlarının ötesindedir ve bu konularda kesin bir iddiada bulunmaktan kaçınmak felsefi açıdan tek tutarlı yoldur.

Bu parçada dile getirilen felsefi tutum, din felsefesindeki aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: Agnostisizm

Answer

Agnostisizm
Parçada, insan zihninin duyusal sınırları aşan aşkın konuları kavrayamayacağı ve Tanrı'nın varlığı veya yokluğu hakkında kesin bir yargıda bulunmaktan kaçınılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu görüş, felsefede bilinemezcilik anlamına gelen agnostisizm ile doğrudan örtüşür.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel epistemolojik iddiayı belirleme
İnsan zihninin duyu deneyimini aşan aşkın/metafizik konuları (Tanrı'nın varlığı gibi) doğrulayamayacağı veya yanlışlayamayacağı belirtilmiştir.
Parçanın ana fikrini saptamak, bizi doğru felsefi akıma ulaştıracaktır.
2
Seçeneklerdeki akımların bilgiye ve Tanrı'nın varlığına yaklaşımlarını karşılaştırma
Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusunda kesin bir iddiada bulunmaktan kaçınmayı (bilinemezciliği) savunan akımın agnostisizm olduğu görülür.
Doğru kavrama ulaşmak için seçenekler ile metindeki tanımı eşleştirmek gerekir.

Key Concept

Agnostisizm (Bilinemezcilik)
Question 391Question

Aşağıda verilen psikoloji çalışma senaryolarını, ilişkili oldukları bilim dalları veya disiplinler arası kesişim alanları ile eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Bireyin hormonal değişimlerinin, stres anında salgılanan kortizol seviyesinin ve beyindeki nörotransmitter aktivitesinin duygu durum dalgalanmalarıyla ilişkisini konu edinen çalışma.
Sanayileşme hızı yüksek olan bir bölgedeki suç oranlarının artışının, bireyin toplumsal normlara uyum sağlama güçlüğü ve kuralsızlık hissi üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi.
Farklı coğrafyalarda yaşayan kabilelerin çocuk yetiştirme pratiklerini ve bu pratiklerin bireylerin kişilik yapısı üzerindeki etkisini kültürel karşılaştırmalar yoluyla ele alan araştırma.
Karmaşık veri analiz sistemlerinin kullanıcı arayüzlerinin, insan zihninin kısa süreli bellek kapasitesi ve dikkat dağıtıcı unsurları filtreleme mekanizması dikkate alınarak tasarlanması.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci senaryo Fizyoloji, ikinci senaryo Sosyoloji, üçüncü senaryo Antropoloji ve dördüncü senaryo Mühendislik ilişkisini temsil etmektedir.
Verilen senaryolar incelendiğinde; hormonlar ve nörotransmitterler fizyolojik yapıyla ilgili olduğundan birinci senaryo fizyolojiyle; toplumsal olaylar (sanayileşme, suç oranları) sosyolojiyle; kültürel karşılaştırmalar (kabile yaşantısı) antropolojiyle; arayüz tasarımı ve insan-makine uyumu ise mühendislikle ilgilidir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Birinci senaryodaki anahtar kavramları (hormon, kortizol, nörotransmitter) belirlemek ve bunları bedensel işlevleri inceleyen fizyoloji bilimi ile ilişkilendirmek.
Bireysel fizyolojik süreçler davranışla ilişkilendirilir.
Biyolojik temellerin psikolojik çıktılarla bağıntısı aranmaktadır.
2
İkinci senaryodaki makro yapıları (sanayileşme, suç oranları, toplumsal normlar) tespit etmek ve toplumu inceleyen sosyoloji bilimi ile bağlantısını kurmak.
Toplumsal yapının birey üzerindeki etkileri analiz edilir.
Sosyolojinin konusu olan toplumsal olayların psikolojiyle kesişimi araştırılmaktadır.
3
Üçüncü senaryoda yer alan kültürler arası kıyaslama, kabile yaşantısı ve kültürel pratik kavramlarını saptayarak bunları antropoloji disipliniyle eşleştirmek.
Kültür-insan ilişkisi kültürel boyutlarıyla açıklanır.
Antropolojinin kültürel karşılaştırma yönteminin psikolojiye katkısı vurgulanmaktadır.
4
Dördüncü senaryoda bilgisayar/sistem arayüzü tasarımı ile insan bilişsel sınırları arasındaki uyumu arayan çalışmayı mühendislik bilimi ile ilişkilendirmek.
İnsan-makine etkileşimi ve ergonomik tasarım ilkesi doğrulanır.
Psikolojik ilkelerin mühendislik uygulamalarındaki rolü gösterilmektedir.

Key Concept

Psikolojinin Diğer Bilim Dallarıyla İlişkisi ve Kesişim Alanları
Estimated Time:2m 0s
Question 392Question

Hegel'in diyalektik felsefesinde, Geist'ın (Tin) kendi özgürlüğ��nü ve bilincini gerçekleştirmek amacıyla geçtiği aşamalar belirli bir mantıksal sıra izler. Buna göre, Geist'ın kendini gerçekleştirme sürecine ait olan aşağıdaki aşamaları ilkten sona doğru mantıksal olarak sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Geist'ın diyalektik gelişim süreci; ilk olarak kendi içinde saf potansiyel olarak bulunduğu tez aşamasıyla başlar, ardından kendi dışına çıkarak doğaya dönüştüğü ve kendine yabancılaştığı antitez aşamasıyla devam eder, son olarak kültür ve devlet aracılığıyla kendine geri dönüp özgürlüğe kavuştuğu sentez aşamasıyla tamamlanır.
Geist'ın gelişim süreci mantıksal olarak tez (kendi içinde varlık), antitez (kendi dışındaki varlık - doğa) ve sentez (kendine dönen varlık - kültür/devlet) sırasını takip eder.

Step-by-Step Solution

1
Başlangıç durumu olan tez aşamasının tespit edilmesi.
Geist'ın kendi içinde tinsel bir potansiyel olarak var olduğu, henüz somutlaşmadığı aşama belirlenir.
Diyalektik süreç her zaman bir potansiyeli barındıran soyut bir ilk durumla (tez) başlar.
2
Zıtlık ve cisimleşme durumu olan antitez aşamasının tespit edilmesi.
Geist'ın doğa ve maddi dünyaya dönüşerek kendi özüne yabancılaştığı aşama belirlenir.
Düşüncenin somut bir gerçeklik kazanması için kendi karşıtı olan maddesel dünyada cisimleşmesi gerekir.
3
Uzlaşı ve özgürleşme durumu olan sentez aşamasının tespit edilmesi.
Geist'ın doğayı aşarak insan tinsel ürünlerinde (sanat, din, felsefe, devlet) kendine döndüğü aşama belirlenir.
Süreç, ilk iki aşamanın çelişkilerini aşan ve onları mutlak özgürlük potasında birleştiren sentez aşaması ile nihayete erer.

Key Concept

Hegel'in Diyalektik Süreci ve Geist'ın Gelişim Aşamaları
Question 393Question

Albert Bandura'nın Sosyal Öğrenme Kuramı'na göre, gözlem yoluyla öğrenme belirli bilişsel ve davranışsal aşamalardan oluşmaktadır.

Bir keman öğrencisinin, öğretmeninin yay kullanma tekniğini gözlemleyerek kendi oyununa aktarma sürecini gösteren aşağıdaki aşamalar göz önünde bulundurulduğunda, gözlem yoluyla öğrenmenin doğru gerçekleşme sırası nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Gözlem yoluyla öğrenme süreci sırasıyla; dikkat (öğretmenin hareketlerini izleme), hatırda tutma (hareketleri zihinde kodlama), davran��şı meydana getirme (hareketleri fiziksel olarak taklit etme) ve güdülenme (güzel sesler çıkarma ve övgü alma sonucu davranışı sürdürme) adımlarını takip eder.
Gözlem yoluyla öğrenme sürecinin bilişsel ve davranışsal adımları sırasıyla dikkat, hatırda tutma, davranışı meydana getirme (uygulama) ve güdülenme şeklindedir. Keman öğrencisi önce öğretmenin hareketlerine odaklanır, ardından bu hareketleri zihinsel kodlara dönüştürür, daha sonra kendi fiziksel becerileriyle bu kodları eyleme geçirir ve son olarak aldığı olumlu dönütlerle bu davranışı devam ettirme isteği kazanır.

Step-by-Step Solution

1
Gözlem yoluyla öğrenmenin ilk aşaması olan 'dikkat' sürecinin belirlenmesi.
Öğrencinin öğretmenin yay tutuşunu pürdikkat izlediği aşama ilk sıraya yerleştirilir.
Öğrenmenin başlayabilmesi için model alınan davranışın fark edilmesi ve ona odaklanılması gerekir.
2
İkinci aşama olan 'hatırda tutma' (akılda tutma) sürecinin belirlenmesi.
Gözlemlenen hareketlerin zihinsel şemalar şeklinde kodlanıp saklandığı aşama ikinci sıraya gelir.
Davranışın taklit edilebilmesi için bilgilerin sembolik olarak belleğe kaydedilmesi zorunludur.
3
Üçüncü aşama olan 'davranışı meydana getirme' (uygulama/motor üretim) sürecinin belirlenmesi.
Zihindeki şemaların motor becerilere dökülerek uygulanmaya çalışıldığı aşama üçüncü sıraya yerleştirilir.
Bilişsel düzeyde kodlanan bilgilerin fiziksel performansa dönüştürülmesi bu aşamada gerçekleşir.
4
Son aşama olan 'güdülenme' (güdüleme) sürecinin belirlenmesi.
Öğretmenin övgüsü ve başarı hissinin davranışı sürdürme isteği yarattığı aşama son sıraya yerleştirilir.
Pekiştirilen davranışların kalıcılığı artar ve gelecekte de gösterilmesi için istek duyulur.

Key Concept

Albert Bandura'nın sosyal öğrenme kuramında gözlem yoluyla öğrenmenin dört temel bilişsel-davranışsal aşaması (dikkat, hatırda tutma, uygulama ve güdülenme) sırasıyla gerçekleşir.
Estimated Time:2m 0s
Question 394Question

Orhun Kitabeleri'nde geçen "Töre gereğince amcam tahta oturdu... Töre gereğince küçük kardeşin ağabeyini, oğlun babasını tanıması gerekirdi." şeklindeki ifadeler ile Uygur Dönemi'ne ait borç alıp verme ve tarla kiralama gibi konuları düzenleyen yazılı sözleşmeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk Türk devletlerindeki hukuki yapıya dair aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal ve ekonomik yaşam tarzındaki değişimlerin, hukukun biçimsel gelişiminde etkili olduğu

Answer

Toplumsal ve ekonomik yaşam tarzındaki değişimlerin, hukukun biçimsel gelişiminde etkili olduğu
Toplumsal ve ekonomik yaşam tarzındaki değişimlerin, hukukun biçimsel gelişiminde etkili olduğu yargısı doğrudur. Çünkü konargöçer yaşam süren Köktürklerde töre sözlü olarak yaşatılırken, yerleşik yaşama geçen Uygurlarda mülkiyet hakkı, ticaret ve kiralama gibi sivil ilişkilerin düzenlenmesi için yazılı sözleşmelere ihtiyaç duyulmuş ve hukuk yazılı bir biçim kazanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Orhun Kitabeleri ve Uygur hukuk vesikalarındaki bilgileri karşılaştırmak.
Orhun Kitabeleri'nde törenin daha çok sözlü, sosyal hiyerarşi ve devlet geleneği üzerine kurulduğu görülürken, Uygurlarda yerleşik hayata geçişle birlikte tarla kiralama, borç alma gibi sivil hukuka ait konuların yazılı sözleşmelere döküldüğü tespit edilir.
Yaşam tarzı ile hukuki pratikler arasındaki bağı kurmak.
2
Elde edilen verilerden hareketle hukuktaki değişimin temel nedenini yorumlamak.
Göçebe yaşam tarzından yerleşik yaşam tarzına ve tarımsal/ticari ekonomiye geçiş, hukukun sözlü yapıdan yazılı sözleşmelere doğru biçimsel bir gelişim göstermesine neden olmuştur.
Soruda istenen genel yargıya ulaşmak.

Key Concept

İlk Türk devletlerinde konargöçer ve yerleşik yaşamın hukuk sistemi (töre) üzerindeki etkileri
Estimated Time:2m 0s
Question 395Question

Anadolu'nun İslamlaşması sürecinde, tasavvuf düşüncesini halkın anlayabileceği sade bir Türkçe ile yazdığı şiirler ve ilahiler vasıtasıyla yayan, "Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü" anlayışıyla toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sağlayan mutasavvıf aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yunus Emre

Answer

Tasavvuf düşüncesini sade Türkçe şiir ve ilahilerle geniş halk kitlelerine ulaştıran gönül eri Yunus Emre'dir.
Yunus Emre, Anadolu'nun karışıklık içinde olduğu dönemde arı bir Türkçe ile söylediği şiir ve ilahilerle tasavvufun özünü halkın anlayacağı seviyeye indirgemiş, hümanist felsefesiyle toplumsal barışa hizmet etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme
Soruda aranan mutasavv��fın temel özelliklerinin; sade Türkçe kullanımı, şiir ve ilahiler yazması ve yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevme felsefesi olduğu tespit edilir.
Bu nitelikler doğrudan ilgili sufiyi ayırt etmemizi sağlayacaktır.
2
Seçeneklerdeki sufilerin özelliklerini karşılaştırma
Mevlana'nın eserlerini Farsça yazdığı, Ahi Evran'ın esnaf teşkilatlanmasına odaklandığı, Hacı Bektaş Veli'nin Makalat eseriyle bilindiği, Akşemseddin'in ise sonraki bir dönemde (15. yüzyıl) yaşadığı belirlenir. Aranan özelliklerin Yunus Emre'ye ait olduğu netleşir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.

Key Concept

Sufilerin Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasındaki kültürel ve toplumsal rolleri.
Estimated Time:1m 0s
Question 396Question

Bir araştırmacı, yaşlanma süreciyle birlikte bireylerin karar verme mekanizmalarında ve risk alma eğilimlerinde meydana gelen değişimleri incelemek istemektedir. Bu amaçla farklı yaş gruplarından katılımcıların beyinlerindeki frontal lob aktivitelerini fMRI (işlevsel manyetik rezonans görüntüleme) yöntemiyle izlerken onlara çeşitli finansal tercih görevleri uygulamıştır.

Bu araştırmacının çalışması, sırasıyla psikolojinin hangi iki alt dalının ve ilişkili olduğu hangi bilim dalının ortak çalışma alanına girmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Gelişim psikolojisi - Bilişsel psikoloji - Fizyoloji

Answer

Gelişim psikolojisi - Bilişsel psikoloji - Fizyoloji
Araştırma, yaşlanma sürecini (farklı yaş grupları) temel aldığı için gelişim psikolojisiyle; karar verme mekanizmalarını incelediği için bilişsel psikolojiyle; beyindeki frontal lob aktivitelerini fMRI ile ölçtüğü için de doğrudan vücut işlevlerini ve organların çalışmasını inceleyen fizyoloji bilimiyle ilgilidir. Bu nedenle doğru seçenek gelişim psikolojisi, bilişsel psikoloji ve fizyoloji disiplinlerini bir araya getiren seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Araştırmada kullanılan farklı yaş grupları ve yaşlanma süreci ifadesi analiz edilir.
Bireyin yaşa bağlı zihinsel ve davranışsal değişimlerini inceleyen gelişim psikolojisi alt dalı tespit edilir.
Yaşam boyu gelişim süreçlerini inceleyen alanı bulmak için.
2
Katılımcıların gerçekleştirdiği karar verme ve risk alma gibi finansal tercih görevleri analiz edilir.
Zihinsel süreçleri, algı, bellek ve akıl yürütmeyi inceleyen bilişsel psikoloji alt dalı tespit edilir.
Zihinsel işlevlerin hangi alt dala ait olduğunu belirlemek için.
3
Frontal lob aktivitelerinin fMRI yöntemiyle izlenmesi adımı incelenir.
Organların çalışmasını, beyin ve sinir sisteminin işleyişini inceleyen fizyoloji bilimi tespit edilir.
Davranışın biyolojik ve fiziksel temellerini açıklayan ilişkili bilimi belirlemek için.

Key Concept

Psikolojinin alt dalları (gelişim ve bilişsel psikoloji) ve ilişkili olduğu diğer bilim dalları (fizyoloji)
Question 397Question

John Locke��a göre insanlar, doğa durumunda sahip oldukları cezalandırma yetkisini ve kendi haklarını koruma gücünü, ortak bir rızaya dayalı toplumsal sözleşmeyle kamunun eline bırakırlar. Ancak devletin egemenliği mutlak ve sınırsız değildir; aksine, bireylerin can, mal ve hürriyet gibi temel haklarını koruma amacıyla sınırlandırılmıştır. Eğer siyasi iktidar bu amacı çiğneyip bireysel hakları gasp etmeye kalkışırsa, sözleşme ihlal edilmiş olur ve bireylerin direnme hakkı doğar.

Bu parçadan hareketle John Locke'un devlet anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi gücün meşruiyeti, bireylerin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve korunması koşuluna bağlıdır.

Answer

Siyasi gücün meşruiyeti, bireylerin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve korunması koşuluna bağlıdır.
Parçada Locke'un devletin egemenliğini mutlak görmediği, aksine bireyin can, mal ve hürriyet haklarıyla sınırlandırdığı belirtilmektedir. Devlet bu hakları gasp ettiğinde sözleşmenin ihlal edileceği ve bireyin direnme hakkının doğacağı vurgusu, siyasi gücün meşruiyetini bireysel hakların korunması koşuluna bağladığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen devlet egemenliğinin mutlak olmadığına ve temel hakları koruma amacıyla sınırlandırıldığına yönelik ifadeler analiz edilir.
Devletin varlık amacının ve gücünün sınırının bireysel haklar oldu��u belirlenir.
Locke'un siyaset felsefesindeki devletin işlevi kavramını tespit etmek.
2
Parçada belirtilen, hakların ihlali durumunda sözleşmenin geçersiz kalacağı ve direnme hakkının doğacağı ifadesi incelenir.
Siyasi iktidarın meşruiyetinin sürekli olmadığı, ancak hakları koruduğu sürece geçerli olduğu sonucuna varılır.
Direnme hakkı ile siyasi meşruiyet arasındaki nedensel bağı kurmak.
3
Ulaşılan çıkarımlar doğrultusunda seçenekler karşılaştırılarak doğru yargı saptanır.
Meşruiyetin bireysel hakların korunması şartına bağlı olduğunu belirten yargının doğruluğu onaylanır.
Parçadaki ana düşünceyi en doğru şekilde özetleyen seçeneği doğrulamak.

Key Concept

John Locke'un birey-devlet ilişkisi, toplumsal sözleşme kuramı, sınırlı devlet ve direnme hakkı anlayışı.
Question 398Question

Aşağıda sol sütunda verilen eser özelliklerini, sağ sütundaki sanatçı ve eser/tür eşleşmeleriyle doğru şekilde birleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

İstanbul'un kenar mahallelerindeki batıl inançları, cin ve peri gibi doğaüstü varlıkları kullanarak halkı aydınlatma amacıyla ele alan natüralist roman.
Dönemin sosyal hayatını, sokak kültürünü ve günlük olayları canlı bir İstanbul Türkçesiyle köşesine taşıyan gazete yazılarından oluşan fıkra mecmuası.
Osmanlı'nın son dönemindeki geleneksel eğitim sistemini ve mahalle mekteplerindeki çocukluk gözlemlerini samimi bir üslupla aktaran anı.
Züppe tipi üzerinden alafrangalık taklidini yeren, yazarın edebiyat dünyasında tanınmasını sağlayan ve realizm etkileri taşıyan ilk roman.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Eşleştirmeler şu şekildedir: 1 numaralı tanım Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar - Roman) ile, 2 numaralı tanım Eşkâl-i Zaman (Ahmet Rasim - Fıkra) ile, 3 numaralı tanım Falaka (Ahmet Rasim - Anı) ile, 4 numaral�� tanım Şık (Hüseyin Rahmi Gürpınar - Roman) ile eşleşmektedir.
Tüm eşleştirmeler doğru şekilde yapılmıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Gulyabani ve Şık eserleri roman türündeyken; Ahmet Rasim'in Eşkâl-i Zaman eseri fıkra (gazete yazısı), Falaka ise anı türündedir.

Step-by-Step Solution

1
Eserlerin yazarlarını belirleyin.
Gulyabani ve Şık romanları Hüseyin Rahmi Gürpınar'a; Eşkâl-i Zaman ve Falaka ise Ahmet Rasim'e aittir.
Eşleştirmenin ilk adımı olarak eser-yazar ilişkisi kurulmalıdır.
2
Eserlerin edebi türlerini ve ayırt edici içeriklerini analiz edin.
Gulyabani batıl inançları ele alan bir romandır. Şık züppe tipini yeren bir ilk romandır. Eşkâl-i Zaman gazete yazılarından (fıkra) oluşur. Falaka ise mahalle mektebi hatıralarını (anı) içerir.
Yazarların bağımsız çizgide kalırken hangi türlerde eser verdiklerini ayırt etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Sol sütundaki açıklamalarla sağ sütundaki eşleşmeleri tamamlayın.
Sol 1 -> Sağ 3, Sol 2 -> Sağ 4, Sol 3 -> Sağ 1, Sol 4 -> Sağ 2 eşleşmesi sağlanır.
Tür ve yazar analizleri birleştirilerek nihai sonuca ulaşılır.

Key Concept

Servet-i Fünun ve Fecr-i Âti Dönemi Bağımsız Sanatçıları ve Eserleri
Estimated Time:2m 0s
Question 399Question

Aşağıda sol sütunda günlük yaşamdan verilen bazı durumları, sağ sütundaki ilgili sosyolojik kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Bir hâkimin, kendi oğlunun sanık olarak yargılandığı davaya bakmak zorunda kaldığında adaleti sağlama görevi ile babalık duygusu arasında kalıp karar vermekte zorlanması.
Bir anaokulu öğretmeninin evde kendi çocuklarına ders çalıştırırken mesleki uzmanlığı ve pedagojik becerileri sayesinde annelik görevini daha kolay yapabilmesi.
Bir bireyin ailesinin toplumsal sınıfı nedeniyle doğuştan sahip olduğu, kendi çabası ve iradesi dışında belirlenen toplumsal konumu.
Bir cerrahın gerçekleştirdiği başarılı ameliyatlar ve tıp dünyasındaki çalışmaları sebebiyle meslektaşlarından ve halktan yoğun saygı görmesi.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Hâkimin durumu 'Rol çatışması', anaokulu öğretmeninin durumu 'Rol pekişmesi', doğuştan gelen konum 'Edinilmiş (verilmiş) statü', cerrahın gördüğü saygı ise 'Toplumsal saygınlık' ile eşleşmektedir.
Verilen senaryolar ilgili tanımlar doğrultusunda kavramlarla birebir eşleşmektedir. Hâkimin durumu rol çatışmasını, öğretmenin durumu rol pekişmesini, doğuştan gelen konum edinilmiş statüyü, cerrahın gördüğü saygı ise toplumsal saygınlığı yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci durum olan hâkimin oğlunun davasına bakarken yaşadığı kararsızlık durumu analiz edilir.
Bu durumun, iki farklı rolün (hâkimlik ve babalık) gereklerinin çakışması ve bireyi zorlaması olduğu görülür ve rol çatışması ile eşleştirilir.
Rol çatışması, bireyin sahip olduğu rollerin birbirini zorlaştırması durumudur.
2
İkinci durum olan anaokulu öğretmeninin evde annelik görevini yaparken mesleki becerilerini kullanması durumu analiz edilir.
Bir rolün (öğretmenlik) getirdiği birikimin diğer bir rolü (annelik) kolaylaştırdığı görülür ve rol pekişmesi ile eşleştirilir.
Rol pekişmesi, bir toplumsal rolün diğer bir rolün yerine getirilmesini kolaylaştırmasıdır.
3
Üçüncü durum olan doğuştan gelen toplumsal konum tanımı analiz edilir.
Bireyin kendi iradesi dışında, doğuştan getirdiği konumun edinilmiş (verilmiş) statü olduğu saptanır.
Bireyin çabası olmadan doğuştan kazandığı statülere edinilmiş statü denir.
4
Dördüncü durum olan cerrahın tıp dünyasındaki başarıları neticesinde saygı görmesi analizi yapılır.
Bu durumun, statünün getirdiği takdir edilme ve hürmet görme durumu yani toplumsal saygınlık olduğu belirlenir.
Toplumsal saygınlık, bireyin statüsüne bağlı olarak toplumun ona gösterdiği saygı ve takdirdir.

Key Concept

Toplumsal statü, rol ve saygınlık kavramlarının ayırt edilmesi.
Question 400Question

Türkiye'nin de kurucu üye veya üye olarak yer aldığı aşağıdaki uluslararası örgütleri, kuruluş tarihlerine göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

İslam İşbirliği Teşkilatı (1969) - Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1985) - Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1992) - Gelişen Sekiz Ülke (1997) şeklindeki kronolojik sıralama doğrudur.
Kuruluş tarihlerine göre en eskiden en yeniye doğru sıralama şu şekildedir: İslam İşbirliği Teşkilatı (1969), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1985), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1992) ve Gelişen Sekiz Ülke (1997).

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgütlerin kuruluş yıllarını belirleme
İslam İşbirliği Teşkilatı 1969, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 1985, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 1992, Gelişen Sekiz Ülke 1997 yılında kurulmuştur.
Kronolojik sıralama yapabilmek için örgütlerin resmi kuruluş yıllarının belirlenmesi gerekir.
2
Kuruluş tarihlerine göre en eskiden en yeniye doğru sıralama yapma
İslam İşbirliği Teşkilatı (1969) -> Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1985) -> Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1992) -> Gelişen Sekiz Ülke (1997) sırası elde edilir.
İstenen kriter en eskiden en yeniye doğru sıralamadır.

Key Concept

Uluslararası Örgütlerin Kuruluş Süreçleri ve Kronolojisi
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 20 / 437Next