All practice questions

8734 questions

Question 441Question

Bir anaokulu öğrencisi olan Kaan, oyun oynarken en sevdiği oyuncağını dar ve derin bir cam vazonun içine düşürür. Elini vazonun içine sokmayı dener fakat eli sığmaz. Vazoyu ters çevirip oyuncağı dökmeye çalışır ancak vazonun tabanı masaya sabitlenmiştir. Kaan bir süre vazonun başında bekler, çevresindeki nesneleri inceler ve sessizce düşünür. Ardından masanın üzerindeki metal ataşı fark eder. Kaan birdenbire ataşı düzleştirip ucunu kanca şeklinde büker, vazonun içine daldırarak oyuncağı tek bir hareketle çıkarmayı başarır.

Buna göre, Kaan'ın oyuncağı kurtarmak için geliştirdiği bu problem çözme süreci aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnek olu��turur?

Show answer & explanation

Answer: İçgörüsel (kavrayış yoluyla) öğrenme

Answer

İ��görüsel (kavrayış yoluyla) öğrenme
İçgörüsel (kavrayış yoluyla) öğrenme, problemle karşılaşıldığında yapılan denemelerin ardından, araçlar arasındaki ilişkilerin aniden kavranmasıyla gerçekleşen bilişsel bir süreçtir. Paragrafta Kaan'ın ataş ile oyuncak arasındaki ilişkiyi zihninde kurarak çözüme aniden ulaşması bu öğrenme türünün tam bir örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Problem durumunu ve yapılan ilk denemeleri analiz etmek
Kaan'ın elini vazoya sokma ve vazoyu ters çevirme girişimleri başarısız olmuştur.
Problem çözme süreci, mevcut alışılmış yolların yetersiz kalmasıyla başlar.
2
Kuluçka (duraklama) ve çevre öğelerini gözlemleme aşamasını incelemek
Kaan vazonun başında bekleyerek çevredeki ataşı fark etmiş ve durum üzerine düşünmüştür.
İçgörüsel öğrenmede fiziksel denemeler durur ve zihinsel ilişkiler kurulmaya başlanır.
3
Çözümün keşfedilme biçimini saptamak
Kaan ataşı düzleştirip ucunu kanca haline getirerek oyuncağı tek seferde çıkarmıştır.
Çözümün aniden bulunması ve ilk denemede başarılı olunması içgörüsel (kavrayış yoluyla) öğrenmenin temel özelliğidir.

Key Concept

İçgörüsel (Kavrayış Yoluyla) Öğrenme
Estimated Time:2m 0s
Question 442Question

Bir yazılım şirketi, çalışanlarının uzaktan çalışma düzenine geçişiyle birlikte ortaya çıkan çeşitli sorunları analiz etmek amacıyla bir araştırma yürütmektedir. Bu araştırma kapsamında gerçekleştirilen incelemeler şu şekildedir:

I. Yazılım mühendislerinin sanal toplantı arayüzlerindeki bilgileri nasıl organize ettikleri, ekran tasarımlarının onların dikkat ve bellek süreçlerini nasıl etkilediği test edilmiştir.
II. Uzaktan çalışmanın getirdiği rol karmaşasının, çalışanların işe bağlılıkları, motivasyonları ve grup içi iletişim dinamikleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
III. Çalışma saatlerinin esnemesiyle ortaya çıkan kronik stresin, çalışanların hormonal sistemleri ve kalp ritimleri gibi bedensel mekanizmaları üzerindeki fizyolojik yansımaları takip edilmiştir.

Bu araştırmada yer alan I, II ve III numaralı çalışmaların doğrudan ilgili olduğu psikoloji alt dalları ve bilim disiplini aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Bilişsel Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi - Fizyoloji

Answer

Doğru yanıt Bilişsel Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi - Fizyoloji seçeneğidir.
Bilişsel Psikoloji, dikkat ve bellek gibi zihinsel süreçleri inceler; dolayısıyla birinci öncül bu alanla ilgilidir. Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, iş ortamındaki motivasyon, verimlilik ve grup dinamiklerini ele aldığından ikinci öncül bu alana girer. Fizyoloji ise organizmanın bedensel sistemlerinin ve hormonal yapılarının işleyişini incelediğinden, üçüncü öncüldeki stresin hormonal ve kalp ritmi etkileri bu disiplinle ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
I. öncülde verilen 'sanal toplantı arayüzlerindeki bilgilerin nasıl organize edildiği, dikkat ve bellek süreçlerinin nasıl etkilendiği' ifadesini analiz etmek.
Bu çalışma, bilginin zihinde nasıl işlendiğini, depolandığını ve geri çağrıldığını inceleyen 'Bilişsel Psikoloji' alt dalı ile ilgilidir.
Dikkat, bellek, algı ve düşünme gibi süreçler doğrudan bilişsel psikolojinin temel konusudur.
2
II. öncülde belirtilen 'uzaktan çalışmanın getirdiği rol karmaşasının, çalışanların işe bağlılıkları, motivasyonları ve grup içi iletişim dinamikleri üzerindeki etkileri' ifadesini analiz etmek.
İş yerindeki verimlilik, motivasyon, çalışan ilişkileri ve örgütsel dinamikleri inceleyen alt dalın 'Endüstri ve Örgüt Psikolojisi' olduğu belirlenir.
Endüstri ve örgüt psikolojisi, insan davranışlarını iş yaşamı ve kurumsal yapılar bağlamında ele alır.
3
III. öncülde geçen 'kronik stresin, çalışanların hormonal sistemleri ve kalp ritimleri gibi bedensel mekanizmaları üzerindeki yansımaları' ifadesini analiz etmek.
Bu çalışmanın, organizmanın biyolojik ve bedensel işleyişini inceleyen 'Fizyoloji' bilim dalı ile ilişkili olduğu sonucuna varılır.
Hormonlar ve kalp ritmi gibi içsel organ sistemlerinin işleyişi fizyoloji biliminin temel inceleme alanıdır.

Key Concept

Psikolojinin alt dallarının çalışma alanları ve psikolojinin fizyoloji bilimiyle olan ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 443Question

Türkiye'de yer şekillerinin uzanışı, dağlık alanların varlığı ve demiryolu ağlarının dağılışı ulaşım sistemlerinin gelişiminde belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen Türkiye'deki ulaşım noktaları ile bu noktaların coğrafi ve ekonomik özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Trabzon Limanı
Mersin Limanı
Gülek Geçidi
Zigana Geçidi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Trabzon Limanı - Doğu Karadeniz'i iç kesimlere bağlayan ve demiryolu bağlantısı olmayan transit ticaret limanı; Mersin Limanı - demiryolu bağlantısı bulunan, geniş hinterlantlı büyük ticaret limanı; Gülek Geçidi - İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan demiryolu ve karayolu geçidi; Zigana Geçidi - Kuzey Anadolu Dağları üzerindeki tarihi Karadeniz geçidi.
Trabzon Limanı demiryolu bağlantısı olmaksızın İran transit ticaretinde karayolu geçişiyle önemli rol oynar; Mersin Limanı ise demiryolu hattı barındıran en büyük limanlardandır. Gülek Geçidi İç Anadolu'yu Akdeniz'e hem demiryolu hem karayoluyla bağlarken, Zigana Geçidi Kuzey Anadolu Dağları üzerinde Trabzon'u iç kesimlere bağlayan karayolu geçididir.

Step-by-Step Solution

1
Limanların demiryolu bağlantısı durumunu inceleme
Trabzon Limanı'nın demiryolu bağlantısı bulunmadığı, Mersin Limanı'nın ise demiryolu bağlantısı olduğu tespit edilir.
Türkiye'de dağların uzanış yönü nedeniyle Trabzon gibi bazı önemli limanlara demiryolu ulaşamazken Mersin Limanı gelişmiş demiryolu ağıyla iç kesimlere bağlanır.
2
Geçitlerin konumlarını ve ulaşım özelliklerini karşılaştırma
Gülek Geçidi'nin İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağladığı ve demiryolu geçişine sahip olduğu; Zigana Geçidi'nin ise Kuzey Anadolu Dağları'nda Trabzon ile Gümüşhane arasında bulunduğu belirlenir.
Toroslar üzerindeki Gülek Geçidi demiryolu taşımacılığına izin verirken, Kuzey Anadolu Dağları üzerindeki Zigana karayolu ulaşımına hizmet eder.
3
Liman ve geçitlerin coğrafi ve ekonomik fonksiyonlarını eşleştirme
Eşleştirmeler tamamlanır: Trabzon Limanı transit ticaret ile, Mersin Limanı geniş hinterlandı ile, Gülek ve Zigana geçitleri ise sırasıyla Akdeniz ve Karadeniz ulaşımındaki rolleri ile eşleşir.
Limanların ve geçitlerin coğrafi konumları, hinterlant genişlikleri ve demiryolu varlığı ekonomik rollerini belirler.

Key Concept

Türkiye'de dağların uzanış doğrultusunun, limanların hinterlandının ve geçitlerin konumlarının ulaşım sistemleri ve demiryolu ağları üzerindeki etkisi.
Estimated Time:2m 0s
Question 444Question

İlk Çağ'da yaşanan nüfus hareketleri; siyasi, askeri veya dini gerekçelerle gerçekleşerek yerleşik düzenleri sarsmış ve yeni uygarlık sentezlerinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

Buna göre, aşağıda verilen tarihi gelişmelerin kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sıralama Ege Göçleri, Helenistik D��nem göçleri ve Hristiyanların Roma İmparatorluğu'ndaki iç göç hareketleri şeklinde olmalıdır.
Verilen gelişmeler kronolojik olarak incelendiğinde; ilk sırada Ege Göçleri (MÖ 12. yüzyıl), ikinci sırada Helenistik Dönem göçleri (MÖ 4. yüzyıl sonu) ve son sırada Roma İmparatorluğu dönemindeki Hristiyan göçleri (MS 1-3. yüzyıllar) yer almaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Ege Göçleri'nin zaman dilimini belirleme
MÖ 12. yüzyıl başlarında gerçekleşmiştir.
Sıralamadaki en eski olayı saptamak.
2
Helenistik Dönem göçlerinin zaman dilimini belirleme
MÖ 4. yüzyıl sonlarında gerçekleşmiştir.
Sıralamanın ikinci basamağını oluşturmak.
3
İlk Hristiyan göçlerinin zaman dilimini belirleme
MS 1 - 3. yüzyıllar arasında gerçekleşmiştir.
Sıralamanın son basamağını belirlemek.

Key Concept

İlk Çağ göç hareketlerinin kronolojik sıralaması ve siyasi/kültürel sonuçları
Estimated Time:2m 0s
Question 445Question

Bir araştırmacı, göç dalgalarının kentlerdeki suç oranlarına etkisini incelerken şu ifadeleri kullanmıştır: "Hızlı nüfus artışı ve kültürel uyumsuzluk, kentlerin geleneksel ahlak yapısını bozmaktadır. Bu ahlaki erozyonun önüne geçebilmek için yerel yönetimlerin kültürel entegrasyonu zorunlu kılan katı yasal tedbirler alması ve toplumsal disiplini yeniden tesis etmesi şarttır." Bir başka araştırmacı ise aynı olguyu ele alırken, göçle gelen nüfusun yoğunlaştığı bölgelerdeki sosyo-ekonomik göstergeleri analiz etmiş, işsizlik oranları ile suç türleri arasındaki istatistiksel ilişkiyi saptamış ve bulgularını raporlaştırmıştır.

Buna göre, ilk araştırmacının yaklaşımının sosyolojik bir nitelik taşımamasının, ikinci araştırmacının çalışmasının ise sosyolojik bir araştırma olarak kabul edilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sosyolojinin olanı olduğu gibi inceleyen betimleyici ve olgusal bir bilim olması, buna karşın ilk araştırmacının olması gerekeni dayatan normatif ve öznel bir tutum sergilemesidir.

Answer

Sosyolojinin olanı olduğu gibi inceleyen betimleyici ve olgusal bir bilim olması, buna karşın ilk araştırmacının 'olması gerekeni' dayatan normatif ve öznel bir tutum sergilemesidir.
Sosyolojinin en temel ayırt edici özelliği olgusal (ampirik) olması ve toplumsal gerçekliği değer yargılarından uzak durarak, 'olanı olduğu gibi' incelemesidir. Sosyoloji, ahlak felsefesi veya siyaset felsefesi gibi 'nasıl bir toplum olmalı?' ya da 'nasıl davranılmalı?' sorularına yanıt arayan normatif (kural koyucu) bir disiplin değildir. İkinci araştırmacının veriye dayalı ve nesnel durumu ortaya koyan çalışması sosyolojinin bu bilimsel niteliğiyle örtüşürken, ilk araştırmacının ahlaki yargılarla çözüm önerileri ve zorunluluklar sunan öznel yaklaşımı normatif karakterde olduğu için sosyolojik olamaz. Dolayısıyla sosyolojinin olanı betimlemesiyle ilk araştırmacının olması gerekeni dayatması arasındaki bu fark temel gerekçeyi oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
İlk araştırmacının metindeki ifadelerini bilimsel ölçütler açısından analiz etmek.
İlk araştırmacının 'ahlak yapısını bozmaktadır', 'önüne geçebilmek için yerel yönetimlerin katı tedbirler alması şarttır' gibi ifadelerle değer yargılarında bulunduğu ve topluma bir reçete sunduğu (normatif/kural koyucu bir yaklaşım sergilediği) görülür.
Sosyolojinin temel özelliklerinden biri normatif olmaması ve değer yargılarından kaçınmasıdır. İlk araştırmacı bu ilkeyi ihlal etmiştir.
2
İkinci araştırmacının metindeki yaklaşımını incelemek.
İkinci araştırmacının istatistiksel veriler topladığı, durum tespiti yaptığı ve olgular arasındaki ilişkileri nesnel olarak raporladığı saptanır.
Sosyoloji ampirik (olgusal) ve betimleyici bir bilimdir; olanı olduğu gibi ortaya koymayı amaçlar. İkinci çalışma bu ölçütlerle uyuşmaktadır.
3
Elde edilen analiz sonuçlarını seçeneklerle karşılaştırarak doğru seçeneği belirlemek.
Sosyolojinin olgusal ve betimleyici bir bilim olup 'olanı' incelediğini, ilk araştırmacının ise 'olması gerekeni' ahlaki/öznel yargılarla dayattığını (normatiflik) belirten seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Sosyolojinin tanımı, konusu ve temel özellikleri (olgusallık, değer dışılık, normatif olmama) ile doğrudan örtüşen açıklama budur.

Key Concept

Sosyolojinin olgusal, betimleyici ve normatif olmayan (değer yargısı barındırmayan) bir bilim dalı olması.
Question 446Question

Aşağıda verilen Ankara Savaşı ve Fetret Devri ile ilgili tarihi şahsiyetleri, bu süreçte üstlendikleri roller veya yaşadıkları tarihi gelişmelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Yıldırım Bayezid
Süleyman Çelebi
Çelebi Mehmed

Matches

Show answer & explanation

Answer

Yıldırım Bayezid - Ankara Savaşı'nda esir düşen padişah; Süleyman Çelebi - Edirne'de taht iddiasında bulunan şehzade; Çelebi Mehmed - Devleti yeniden tek çatı altında birleştiren hükümdar.
Yıldırım Bayezid savaşta esir düşerek Fetret Devri'ni başlatmış, Süleyman Çelebi Edirne'de ilk taht iddiasını ilan etmiş, Çelebi Mehmed ise kardeşlerini saf dışı bırakıp devletin birliğini yeniden sağlayarak bu dönemi kapatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Ankara Savaşı'nın Osmanlı padişahı üzerindeki sonucunu belirleme
Savaş sonucunda Yıldırım Bayezid'in esir düştüğü ve bu durumun tahtın boş kalmasına yol açtığı tespit edilir.
Savaşın doğrudan kaybedilmesi ve tahtın boş kalması Yıldırım Bayezid ile ilişkilidir.
2
Fetret Devri'nde tahta ilk hak iddia eden şehzadenin faaliyet gösterdiği bölgeyi belirleme
Süleyman Çelebi'nin Edirne merkezli olarak Rumeli'de ilk hükümdarlık ilanını yaptığı belirlenir.
Rumeli'deki ilk taht girişimi Süleyman Çelebi ile eşleşir.
3
11 yıllık karışıklık dönemini bitirip merkezi otoriteyi kuran şahsiyeti saptama
Amasya merkezli mücadele eden Çelebi Mehmed'in rakiplerini yenerek birliği sağladığı görülür.
Devletin ikinci kurucusu sıfatı ve birleştirici rol Çelebi Mehmed ile eşleşir.

Key Concept

Fetret Devri taht mücadeleleri ve başat tarihi şahsiyetlerin rolleri
Estimated Time:45s
Question 447Question

Uluslararas�� örgütler, kuruluş amaçlarına göre siyasi, askeri, ekonomik veya çevre örgütleri şeklinde; etki alanlarına göre ise küresel ya da bölgesel olarak sınıflandırılır. Türkiye, coğrafi konumu ve tarihî bağları gereği bu örgütlerin birçoğunda kurucu üye veya üye olarak yer almaktadır.

Buna göre, aşağıdaki uluslararası örgütlerden hangisinin etki alanı, kuruluş amacı ve Türkiye'nin üyelik durumu doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) - Bölgesel - Ekonomik - Kurucu Üye

Answer

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) - Bölgesel - Ekonomik - Kurucu Üye
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik potansiyellerinden yararlanmak amacıyla kurulmuş bölgesel bir örgüttür. Türkiye bu örgütün kuruluşuna öncülük etmiş ve kurucu üye olmuştur. Bu nedenle bu eşleştirme tamamen doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen uluslararası örgütlerin etki alanını (küresel/bölgesel) ve kuruluş amacını (askeri/ekonomik/siyasi) analiz etmek.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Karadeniz havzasına yönelik bölgesel bir ekonomik örgüttür. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) askeri, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ekonomik, Avrupa Birliği (AB) ekonomik/siyasi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise siyasi amaçlıdır.
Soruda yer alan örgütlerin sınıflandırma kriterlerini doğru belirlemek, hatalı eşleştirmeleri elemek için gereklidir.
2
Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik ve kuruculuk durumlarını değerlendirmek.
Türkiye; KEİ ve İİT'nin kurucu üyesidir. NATO'ya 1952 yılında sonradan üye olmuştur. OPEC'e üye değildir. AB'ye ise üye değildir (aday ülkedir).
Örgütün özellikleri doğru tanımlanmış olsa bile Türkiye'nin üyelik ilişkisinin yanlış verildiği seçenekleri tespit etmek gerekir.
3
Hem etki alanı, hem kuruluş amacı hem de Türkiye'nin üyelik statüsü bakımından hatasız olan tek seçeneği seçmek.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) için yapılan 'Bölgesel - Ekonomik - Kurucu Üye' tanımlaması tamamen doğrudur.
Sorudaki tüm kriterleri eksiksiz karşılayan tek seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Sınıflandırılması ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Question 448Question

Jean-Jacques Rousseau'nun siyaset felsefesinde, insanlığın doğal durumdan uygar topluma (devlet düzenine) geçiş sürecini oluşturan aşağıdaki aşamaları mantıksal ve kronolojik sıraya göre düzenleyiniz.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

İnsanlığın doğa durumundan devlete geçiş süreci; doğa durumunun ilk baştaki özgürlük ortamıyla başlar, mülkiyetle bu düzenin bozulup çatışmaya dönmesiyle devam eder, güvenlik arayışıyla sözleşmeye yönelinir ve genel iradenin kuruluşuyla uygar toplum/devlet yapısı kurulur.
Rousseau'nun kuramında süreç, mülkiyet öncesi barışçıl doğa durumu ile başlar. Mülkiyetin ortaya çıkışıyla eşitlik bozulur ve savaş durumu oluşur. Bu güvensizlik ortamını aşmak için insanlar ortak rıza ile sözleşme yapma ihtiyacı duyarlar. Son aşamada ise tüm haklar genel iradeye devredilerek devlet ve uygar toplum kurulur.

Step-by-Step Solution

1
Doğa durumunun başlangıcını belirleme.
Doğal durumda insanların bencil kaygılardan uzak, eşit ve özgür yaşadığı aşama ilk sıraya konur.
Rousseau felsefesinde tarihsel ve mantıksal başlangıç noktası saf doğa durumudur.
2
Doğa durumunun bozulmasını ve kriz aşamasını saptama.
Özel mülkiyetin doğuşu ve eşitsizliğin başlamasıyla çatışma ortamının oluştuğu aşama ikinci sıraya konur.
Toplum sözleşmesine ihtiyaç duyulmasının temel nedeni mülkiyetle bozulan barış ortamıdır.
3
Sözleşmeye karar verilme sürecini bulma.
Bireylerin can ve mal güvenliklerini koruma amacıyla ortak rızaya dayalı uzlaşı kararı alması üçüncü sıraya konur.
Çatışma durumundan kurtulmak ancak insanların ortak bir irade göstermesiyle mümkündür.
4
Devletin ve genel iradenin kurulmasını saptama.
Genel iradeye dayalı uygar toplumun ve devlet yapısının kurulduğu aşama son sıraya konur.
Sözleşmenin nihai sonucu genel iradenin egemenliğidir.

Key Concept

Toplumsal Sözleşme ve Genel İrade
Question 449Question

I. Edebiyatı toplum için bir eğitim aracı olarak görerek sokağı, günlük yaşamın tüm canlılığ��, konuşma dili ve argo söyleyişleriyle romana taşımışlardır.

II. Servet-i Fünun topluluğunun içe dönük, ağır ve süslü dil anlayışına karşı çıkıp sade bir Türkçe ve gözlemci bir gazeteci duyarlılığıyla fıkra, anı ve sohbet türlerinde eserler vermişlerdir.

III. Eserlerinde realizm ve natüralizm akımlarının izleri görülmekle birlikte, halk hikâyeciliği geleneğinden ve Ahmet Mithat Efendi’nin "halk için roman" tarzından yararlanmışlardır.

Bu öncüllerden hareketle, Servet-i Fünun Dönemi bağımsız sanatçıları ve edebi yönelimleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Bahsedilen sanatçılar, dil ve üslup özellikleri bakımından Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil'in temsil ettiği Servet-i Fünun estetiğine bütünüyle bağlı kalmışlardır.

Answer

Sanatçıların dil ve üslup özellikleri bakımından Servet-i Fünun estetiğine bağlı kaldıklarını savunan yargı söylenemez.
Servet-i Fünun Dönemi bağımsız sanatçıları olan Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim, Servet-i Fünun topluluğunun ağır, süslü ve sanatlı dil anlayışına katılmamış; halka hitap eden sade bir dili benimsemişlerdir. Bu nedenle sanatçıların Servet-i Fünun estetiğine bütünüyle bağlı kaldıklarını savunan yargı yanlıştır ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Öncüllerde verilen edebi özellikleri analiz etme.
I. öncülün H��seyin Rahmi Gürpınar'ın natüralist ve halkçı roman tarzını; II. öncülün Ahmet Rasim'in gazeteci kimliğini ve fıkra/anı türündeki çalışmalarını; III. öncülün ise her iki yazarın Ahmet Mithat Efendi'nin popüler roman geleneğini sürdürdüğünü ifade ettiği saptanır.
Soruda verilen edebi özelliklerin hangi bağımsız sanatçılara ve eğilimlere ait olduğunu tespit etmek için.
2
Sanatçı ve eser eşleştirmelerini kontrol etme.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın I. öncüldeki özellikleri taşıdığı; Ahmet Rasim'in II. öncüldeki türlerde (Şehir Mektupları, Eşkâl-i Zaman) eser verdiği ve bu yönelimlerin Servet-i Fünun'un seçkinci çizgisinden farklı olduğu doğrulanır.
Çeldirici seçeneklerin doğruluğunu ve tutarlılığını test etmek için.
3
Bağımsız sanatçıların Servet-i Fünun topluluğuyla ilişkisini değerlendirme.
Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim'in, Servet-i Fünun topluluğunun ağır, süslü dilini ve bireysel sanat anlayışını reddederek halkın anlayabileceği sade bir dille yazdıkları, dolayısıyla topluluk estetiğine bağlı kalmadıkları belirlenir.
Soruda istenen yanlış seçeneğe ulaşmak için.

Key Concept

Servet-i Fünun Dönemi Bağımsız Sanatçılarının Edebi Özellikleri ve Eserleri
Estimated Time:2m 0s
Question 450Question

Dr. Alper Bey, bir üniversitede Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda yerel bir çevre derneğinin yönetim kurulunda gönüllü olarak çalışan Alper Bey, hafta sonları derneğin düzenlediği ağaç dikme etkinliklerine katılmaktadır. Ancak üniversitedeki yoğun akademik ve idari programı nedeniyle derneğin hafta içi yapılan yönetim kurulu toplantılarına zaman zaman katılamamakta, bu durum onun iki sorumluluğu arasında sıkışmasına yol açmaktadır. Öte yandan, dernekteki bu gönüllü çevre faaliyetleri sayesinde güncel çevre sorunlarına dair edindiği pratik gözlemleri derslerinde paylaşmesi, derslerin verimliliğini artırmakta ve öğrencilerinin çevre dersine olan ilgisini pekiştirmektedir.

Buna göre, Alper Bey'in yaşadığı durumlarla ilgili aşağıdaki sosyolojik analizlerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bölüm başkanlığı ile dernek yöneticiliği rollerinin birbirini zorlaştırması rol çatışmasına, dernekteki pratik gözlemlerin ders anlatımını kolaylaştırması ise rol pekişmesine örnektir.

Answer

Bölüm başkanlığı ile dernek yöneticiliği rollerinin birbirini zorlaştırması rol çatışmasına, dernekteki pratik gözlemlerin ders anlatımını kolaylaştırması ise rol pekişmesine örnektir.
Alper Bey'in akademisyenlik ve dernek yöneticiliği statülerinden kaynaklanan rollerin zaman uyuşmazlığı nedeniyle çelişmesi rol çatışması kavramıyla açıklanır. Öte yandan, dernekteki faaliyetlerinin ders anlatımını kolaylaştırması ve olumlu etkilemesi ise rollerin birbirini desteklemesi olan rol pekişmesi durumunu gösterir. Dolayısıyla rol çatışması ve rol pekişmesini doğru tanımlayan seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki toplumsal statüleri tespit etmek.
Alper Bey'in 'Bölüm Başkanı' ve 'Dernek Yöneticisi' olmak üzere iki temel kazanılmış toplumsal statüsü bulunmaktadır.
Soruyu doğru analiz edebilmek için öncelikle kahramanın toplumdaki konumlarını (statülerini) belirlememiz gerekir.
2
Roller arasındaki etkileşimleri değerlendirmek.
Alper Bey'in bu iki statüsünün gerektirdiği roller çatışmaktadır (zaman uyuşmazlığı nedeniyle toplantıyı kaçırma). Ancak dernekteki rolü, üniversitedeki ders anlatma rolünü kolaylaştırmaktadır (deneyimleri derste paylaşma).
Statüler arasındaki olumsuz etkileşimin rol çatışması, olumlu etkileşimin ise rol pekişmesi olduğunu belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru kavramsal eşleşmeyi bulmak.
Zorlaşma durumunun rol çatışması, kolaylaşma durumunun ise rol pekişmesi olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Sosyolojik tanımlarla parçadaki durumların doğru eşleştirildiği seçeneği tespit etmek için seçenek analizi yapılır.

Key Concept

Toplumsal Statü, Rol, Rol Çatışması ve Rol Pekişmesi
Question 451Question

Türkiye genelinde yürütülen 'Sıfır Atık' projesi kapsamında, sanayi bölgelerinde geri dönüştürülebilir at��kların kaynağında ayrıştırılması ve geri kazanım oranlarının artırılması yönünde büyük başarılar elde edilmiştir. Ancak bu bölgelerde geri dönüşüm oranları artmasına rağmen, üretim faaliyetlerinde fosil yakıt tüketimi ve ham madde kullanımı da hızla artmaya devam etmektedir.

Buna göre, söz konusu sanayi bölgelerinde sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için;

I. Üretim süreçlerinde fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılması,
II. Tüketim aşamasında kaynak kullanımını azaltacak ve atık oluşumunu kaynağında engelleyecek yaşam tarzlarının yaygınlaştırılması,
III. Doğal kaynak tüketim hızı sınırlandırılmaksızın yalnızca ortaya çıkan atıkların geri dönüştürülmesinin yeterli kabul edilmesi

yaklaşımlarından hangileri benimsenmelidir?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Üretim süreçlerinde fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılması ve tüketim aşamasında kaynak kullanımını azaltacak yaşam tarzlarının yaygınlaştırılması yaklaşımları benimsenmelidir.
Üretim süreçlerinde temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek ile tüketim alışkanlıklarını değiştirerek atık oluşumunu kaynağında azaltmak, sürdürülebilirliğin temel amaçları olan gelecek nesillere kaynak aktarma ve çevreyi koruma ilkeleriyle tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm ilişkisini analiz etme
Sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca atık yönetimi ve geri dönüşümden ibaret olmadığı, aynı zamanda enerji verimliliği ve doğal kaynakların korunmasını da kapsadığı belirlenir.
Soruda verilen senaryoda geri dönüşüm oranlarının yüksek olmasına rağmen fosil yakıt ve kaynak tüketimindeki artışın sürdürülebilirliği engellediği belirtilmiştir.
2
Sunulan öncülleri sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirme
Birinci öncüldeki yenilenebilir enerjiye geçiş fosil yakıt bağımlılığını azaltır. İkinci öncüldeki tüketimin kaynağında azaltılması ham madde üzerindeki baskıyı hafifletir. Üçüncü öncüldeki kaynak tüketimini kısıtlamadan sadece geri dönüşüme odaklanmak ise sürdürülebilirlik ile çelişir.
Yalnızca geri dönüşüme odaklanmak, ham maddelerin ve enerjinin aşırı tüketilmesini engelleyemez ve gelecek nesillere kaynak aktarma hedefini riske atar.
3
Doğru yaklaşımları belirleyip doğru seçeneğe ulaşma
Birinci ve ikinci öncüllerin doğru, üçüncü öncülün ise yanlış olduğu tespit edilerek doğru sonuca ulaşılır.
Birinci ve ikinci yaklaşımlar sürdürülebilirliğin hem üretim hem de tüketim boyutundaki hedeflerine doğrudan hizmet eder.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınma İlkeleri ve Geri Dönüşüm İlişkisi
Question 452Question

Orta Çağ Avrupa'sında askeri organizasyon ve yönetim yapısı, tarafların karşılıklı hak ve ödevlerini belirleyen feodal hukuk kurallarına dayanıyordu. Bu sistemde kral, geniş toprakları yönetmesi karşılığında vassallarına dirlikler vermiş; vassallar da kendi askeri güçlerini oluşturmuşlardır. Ancak feodal hukukta yer alan 'Benim vassalımın vassalı, benim vassalım değildir.' ilkesi gereğince, hiyerarşinin alt basamaklarındaki askerlerin en üstteki krala doğrudan bir bağlılığı veya askeri yükümlülüğü bulunmuyordu.

Bu bilgiler doğrultusunda, Orta Çağ Avrupa askeri ve hukuki yapısı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Kralların, mutlak askeri ve siyasi otoriteyi ellerinde tuttuklarına

Answer

Kralların, mutlak askeri ve siyasi otoriteyi ellerinde tuttuklarına yönelik yargı yanlıştır ve metinden ulaşılamaz.
Orta Çağ Avrupa'sındaki feodalite sisteminde, egemenlik ve askeri güç parçalanmış bir yapıya sahipti. 'Benim vassalımın vassalı, benim vassalım değildir.' ilkesi, kralın en alttaki askeri sınıflar (şövalyeler) üzerinde doğrudan bir yaptırım veya komuta gücünün olmadığını gösterir. Dolayısıyla, kralların mutlak askeri ve siyasi otoriteyi ellerinde tuttukları yargısına ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki feodal askeri ve hukuki yapıyı analiz etmek.
Kral ile vassallar arasındaki himaye ilişkisi ve 'Benim vassalımın vassalı, benim vassalım değildir.' ilkesinin askeri hiyerarşiyi nasıl etkilediği belirlenir.
Hukuk kurallarının askeri teşkilatlanma üzerindeki doğrudan etkisini ve feodalitenin adem-i merkeziyetçi (parçalanmış) yapısını anlamak için gereklidir.
2
Ulaşılamaz olan seçeneği tespit etmek amacıyla seçeneklerdeki yargıları metinle karşılaştırmak.
Kralların mutlak askeri ve siyasi otoriteye sahip olduğu iddiasının, metindeki parçalanmış askeri yapı ve bağımsızlık zinciriyle çeliştiği görülür.
Feodal sistemde kralların mutlak güce sahip olmadığını, aksine otoritenin yerel senyörler arasında paylaşıldığını ortaya koymak için gereklidir.

Key Concept

Orta Çağ'da Feodal Hukuk ve Askeri Teşkilatlanma İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 453Question

Bir sosyolojik araştırmada, modern kent yaşamında yaşayan bireylerin akrabalık ilişkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, çekirdek aile yapısına sahip olmalarına rağmen bireylerin; ekonomik kriz, çocuk bakımı veya hastalık gibi zorlayıcı durumlarda hâlâ geniş akrabalık ağlarından aktif destek aldıkları ve bu ağlarla yoğun bir etkileşim içinde oldukları saptanmıştır. Sosyolog Litwak bu durumu "değiştirilmiş geniş aile" (modified extended family) olarak adlandırmaktadır.

Bu araştırma bulguları ve Litwak'ın kavramsallaştırması göz önüne alındığında, aile kurumunun yapısı ve değişimiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçiş, akrabalık bağlarının ve dayanışma ağlarının tamamen koptuğu anlamına gelmez; aile yapısal olarak küçülse de işlevsel akrabalık ilişkileri devam eder.

Answer

Geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçiş, akrabalık bağlarının ve dayanışma ağlarının tamamen koptuğu anlamına gelmez; aile yapısal olarak küçülse de işlevsel akrabalık ilişkileri devam eder.
Araştırma bulguları ve Litwak'ın kavramsallaştırması, modern kentlerdeki çekirdek ailelerin tamamen yalıtılmış olmadığını, aksine akrabalık ağlarıyla işlevsel ve dayanışmacı ilişkilerini sürdürdüklerini ortaya koymaktadır. Bu durum, aile yapısı çekirdek aileye dönüşse bile geleneksel dayanışma ağlarının tamamen kopmadığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki sosyolojik araştırma bulgularını analiz etmek.
Modern kentlerde çekirdek aile yapısına sahip bireylerin zor durumlarda hâlâ geniş akrabalık ağlarından destek aldığı belirlenmiştir.
Sorunun kökündeki temel verileri belirlemek ve doğru çıkarıma zemin hazırlamak.
2
Litwak'ın "değiştirilmiş geniş aile" kavramını değerlendirmek.
Bu kavramın, yapısal olarak çekirdek olan ailenin işlevsel açıdan geniş aile bağlarını sürdürmesi durumunu ifade ettiğini anlamak.
Kavramsal analizi tamamlayarak seçeneklerle karşılaştırma yapmak.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı saptamak.
Yapısal küçülmenin (çekirdek aileye geçiş) akrabalık bağlarını tamamen koparmadığını, işlevsel dayanışmanın sürdüğünü ifade eden yargının doğru olduğunu belirlemek.
Araştırma bulgularıyla doğrudan örtüşen ve kavramın tanımını yansıtan seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

Değiştirilmiş Geniş Aile ve Aile Yapısındaki Dönüşümün İşlevsel Boyutu
Estimated Time:2m 0s
Question 454Question

Uzun bir doğa yürüyüşünün ardından vücudundaki su miktarı azalan ve hücreleri dehidrasyona uğrayan Kaan, hissettiği şiddetli susuzluk hissiyle yanındaki suyu hızla tüketmiştir. Bir süre sonra susuzluğu geçen ve vücut dengesi yeniden kurulan Kaan, eve ulaştığında fiziksel olarak suya veya yiyeceğe gereksinim duymamasına rağmen, masanın üzerindeki soğuk ve taze sıkılmış naneli limonatayı görünce onu da büyük bir istekle içmiştir.

Bu parçadan hareketle güdülenme süreciyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Kaan'ın hem suyu hem de limonatayı içmesi, güdülenmenin yalnızca organizmanın içsel biyolojik dengesizliklerinden kaynaklandığını gösterir.

Answer

Kaan'ın hem suyu hem de limonatayı içmesinin güdülenmenin yalnızca içsel biyolojik dengesizliklerden kaynaklandığını gösterdiğini savunan ifade parçadan çıkarılamaz ve yanlıştır; çünkü tokken limonata içilmesi dışsal bir özendirici uyarıcıyla güdülenmiştir.
Doğru yanıt olan ve Kaan'ın hem suyu hem de limonatayı içmesinin güdülenmenin yalnızca içsel biyolojik dengesizliklerden kaynaklandığını kanıtladığını iddia eden yargı yanlıştır. Çünkü Kaan'ın tok olmasına rağmen limonata içmesi, içsel biyolojik bir eksiklikten ziyade dışsal bir özendirici uyarıcının (limonatanın çekiciliği) etkisiyle gerçekleşmiştir. Bu durum, güdülenmenin yalnızca içsel dengesizliklerle açıklanamayacağını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki durumların güdülenme kavramları (ihtiyaç, dürtü, homeostasis, özendirici uyarıcı) açısından çözümlenmesi.
Su kaybı 'ihtiyaç', susuzluk hissi 'dürtü', dengenin kurulması 'homeostasis', limonata ise 'özendirici uyarıcı' olarak sınıflandırılır.
Metindeki kavramların psikolojik karşılıklarını doğru tespit etmek.
2
Kaan'ın tok olmasına rağmen limonata içmesi davranışının kaynağının incelenmesi.
Bu davranışın içsel bir biyolojik eksiklikten (ihtiyaçtan) değil, dışsal bir çekici uyarıcıdan (özendirici uyarıcıdan) kaynaklandığı görülür.
Güdülenmenin yalnızca içsel süreçlerle sınırlı olmadığını anlamak.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin parçadaki analizle karşılaştırılarak yanlış olan yargının belirlenmesi.
Güdülenmenin yalnızca içsel biyolojik dengesizliklerden kaynaklandığını iddia eden yargının yanlış olduğu ve parçayla çeliştiği saptanır.
Doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Güdülenmenin fizyolojik ve psikolojik temelleri, homeostasis ve özendirici uyarıcılar
Estimated Time:2m 0s
Question 455Question

Anadolu'nun Türkleşme sürecine ait aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıldır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Çağrı Bey'in Anadolu akınları (1015-1021), Pasinler Savaşı (1048), Malazgirt Savaşı sonrasında doğuda ilk Türk beyliklerinin kurulması (1072) ve İzmir merkezli Çaka Beyliği'nin kuruluşu (1081).
Doğru sıralama Çağrı Bey'in Anadolu'ya yönelik ilk keşif akınları ile başlar. Bunu Selçuklu-Bizans arasındaki ilk büyük askeri mücadele olan Pasinler Savaşı takip eder. Malazgirt Zaferi'nin kazanılmasıyla kılıç hakkı yöntemiyle Doğu Anadolu'da ilk beylikler kurulur. En nihayetinde ise Batı Anadolu'da, denizci nitelikteki Çaka Beyliği kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
��ağrı Bey'in Anadolu akınlarının tarihini belirleme
Çağrı Bey'in akınları 1015-1021 yılları arasına denk gelmektedir.
Anadolu'ya yönelik ilk planlı ve sistemli Selçuklu keşif hareketidir.
2
Bizans ile yapılan ilk büyük savaşı belirleme
Pasinler Savaşı 1048 yılında yapılmıştır.
Çağrı Bey'in akınlarından sonra, Büyük Selçuklu Devleti resmen kurulduktan sonra Bizans ile yapılan ilk meydan savaşıdır.
3
Malazgirt sonrası kurulan beyliklerin tarihini belirleme
Malazgirt Savaşı 1071 yılında yapılmış, hemen ardından 1072 yılında Saltuklular kurulmuştur.
Bizans'ın askeri gücünün kırılmasıyla Anadolu'nun iç kesimlerinde ilk Türk beylikleri kurulmaya başlanmıştır.
4
Türk denizciliğinin başlangıcını belirleme
Çaka Beyliği 1081 yılında kurulmuştur.
Ege kıyılarında denizci bir karakter taşıyan beyliğin kurulması, kara beyliklerinin doğuda kurulmasından daha sonraya rastlar.

Key Concept

Anadolu'nun fethi ve Türkleşmesi sürecinde askeri ve siyasi aşamaların kronolojik sırası
Question 456Question

Mekke'de Müslümanlara yönelik baskıların artması üzerine Hz. Muhammed, Medineli Evs ve Hazrec kabilelerinin temsilcileriyle Mekke yakınlarındaki Akabe mevkiinde görüşmeler yapmıştır. Bu görüşmelerde Medineliler, İslamiyet'i kabul ederek Hz. Muhammed’i ve Mekkeli Müslümanları şehirlerine davet etmiş, onları canları pahasına koruyacaklarına söz vermişlerdir.

Akabe Biatları olarak adlandırılan bu görüşmelerin, aşağıdakilerden hangisi ��zerinde doğrudan belirleyici bir etkisi olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: Hicret'in siyasi ve sosyal altyapısının hazırlanarak güvenli bir göç ortamının oluşmasında

Answer

Hicret'in siyasi ve sosyal altyapısının hazırlanarak güvenli bir göç ortamının oluşmasında
Akabe Biatları ile Medineli kabileler Hz. Muhammed'e bağlılık bildirerek Mekkeli Müslümanları şehirlerine davet etmiş ve onları koruyacaklarına söz vermişlerdir. Bu durum, Müslümanların Mekke'den Medine'ye göç etmesini (Hicret) mümkün kılarak bu büyük göçün siyasi ve toplumsal altyapısını hazırlamış ve güvenli bir zemin sunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Akabe Biatları'nın içeriğini analiz etme
Medineli Hazrec ve Evs kabilelerinin Hz. Muhammed'e bağlılık sözü vererek Mekkeli Müslümanları Medine'ye davet ettikleri belirlenir.
Olayın neden-sonuç ilişkisini ve tarafların taahhütlerini anlamak için ilk adımdır.
2
Akabe Biatları'nın tarihi sonuçlarını değerlendirme
Bu davet ve koruma teminatının, Müslümanların Mekke'deki baskı ortamından kurtulup Medine'ye göç etmesine (Hicret) zemin hazırladığı sonucuna varılır.
Görüşmelerin doğrudan hangi tarihi süreci başlattığını tespit etmek gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru seçeneği belirleme
Görüşmelerin, Hicret'in siyasi ve sosyal altyapısını hazırlayarak güvenli bir göç ortamı oluşturduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu saptanır.
Tarihsel verilerle seçeneklerin uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek için son aşamadır.

Key Concept

Akabe Biatları ve Hicret'in Altyapısı
Estimated Time:2m 0s
Question 457Question

Emevilerin Arap milliyetçiliğine dayalı yönetim tarzının aksine Abbasiler, Arap olmayan Müslümanları (mevali) eşit kabul eden ümmetçi bir politika benimsemişlerdir. Bu dönemde özellikle Türklerin askeri disiplinlerinden ve savaşçılık özelliklerinden yararlanmak amacıyla Bizans sınırında 'Avasım' adı verilen uç kentler kurulmuş ve Bağdat yakınlarında sadece Türk askerlerinin iskan edildiği 'Samarra' şehri inşa edilmiştir.

Bu bilgilere ve dönemin özelliklerine göre, Abbasiler Dönemi ve Türklerin İslamiyet'i kabul süreciyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: İslam devletinin yönetim anlayışındaki politika değişikliği, Türklerin askeri yetenekleriyle İslam dünyasının savunulmasında ve yönetiminde etkin hale gelmesine ortam hazırlamıştır.

Answer

İslam devletinin yönetim anlayışındaki politika değişikliği, Türklerin askeri yetenekleriyle İslam dünyasının savunulmasında ve yönetiminde etkin hale gelmesine ortam hazırlamıştır.
İslam devletinde yönetim anlayışındaki politika değişikliği (Emevilerin ayrımcı mevali politikasından vazgeçilerek ümmetçi ve eşitlikçi bir sisteme geçilmesi), Arap dışındaki toplulukların özellikle Türklerin ordu ve yönetimde ön plana çıkmasını sağlamıştır. Samarra şehri ve Avasım eyaletleri, Türklerin askeri niteliklerinin korunmasını ve bu yeteneklerin İslam dünyasının korunmasında etkin bir biçimde kullanılmasını hedefleyen uygulamalardır.

Step-by-Step Solution

1
Emevi ve Abbasi yönetim modellerinin karşılaştırılması
Abbasilerin Emevilerin Arap ırkçılığına dayanan mevali politikasını terk ettiği ve ümmetçi bir yaklaşıma yöneldiği tespit edilir.
Yönetimdeki bu zihniyet değişiminin Arap dışı unsurlara, özellikle Türklere kapıları açtığını anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Türkler için kurulan askeri kurum ve şehirlerin incelenmesi
Samarra ve Avasım gibi askeri yerleşimlerin kurulmasının, Türklerin askeri özelliklerinin korunması ve sınır güvenliğinin sağlanması amacını taşıdığı görülür.
Bu uygulamaların devletin savunma stratejisi üzerindeki doğrudan etkisini saptamak amaçlanır.
3
Politika değişikliği ile askeri sonuçların birleştirilmesi
Eşitlikçi politikanın sağladığı güven ortamı sayesinde Türklerin ordu ve yönetimde güç kazanarak İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlendiği yargısına ulaşılır.
Tarihsel neden-sonuç ilişkisini kurarak doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.

Key Concept

Abbasiler Dönemi'nde hoşgörü ve ümmetçilik politikaları doğrultusunda Türklerin devlet teşkilatında yer alması ile askeri güç olarak İslam dünyasının savunulmasını üstlenmeleri.
Question 458Question

A��ağıda sol sütunda verilen biyolojik yapı ve organları, sağ sütunda verilen davranışsal veya fizyolojik işlevleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Hipokampus
Parietal Lob (Çeper Lobu)
Tiroid Bezi
Oksipital Lob (Art Kafa Lobu)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Eşleşme şu şekildedir: Hipokampus yeni bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasıyla, Parietal lob bedensel duyuların anlamlandırılmasıyla, Tiroid bezi metabolizma hızı ve enerji seviyelerinin düzenlenmesiyle, Oksipital lob ise görsel uyarıcıların algılanmasıyla eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede her yapı kendi özgül biyolojik işleviyle eşleşmiştir. Hipokampus bellek süreçleriyle, parietal lob vücut duyularıyla, tiroid bezi metabolizmayla ve oksipital lob görsel algılamayla doğrudan ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Hipokampusun işlevini analiz etmek
Hipokampus yapısı, bellek süreçlerinde, özellikle yeni bilgilerin uzun süreli hafızaya kaydedilmesinde görev alır.
Bu durum, yapının yeni yaşantıların uzun süreli belleğe aktarılması ifadesiyle eşleşmesini gerektirir.
2
Parietal lobun işlevini analiz etmek
Parietal lob (çeper lobu), vücudun somatosensoriyel (dokunsal, termal, ağrısal) duyularını alan birincil merkezdir.
Bu işlev, deriden gelen dokunma, basınç, sıcaklık ve ağrı uyarımlarının işlenmesi ifadesiyle eşleşmesini gerektirir.
3
Tiroid bezinin işlevini analiz etmek
Tiroid bezi endokrin sisteme ait bir bez olup tiroksin hormonu salgılar; bu hormon vücudun metabolizma hızını kontrol eder.
Bu işlev, salgıladığı hormonlarla metabolizma hızını ve vücut enerji seviyesini düzenleme ifadesiyle eşleşmesini gerektirir.
4
Oksipital lobun işlevini analiz etmek
Oksipital lob (art kafa lobu), göz arkasındaki retinadan gelen görsel girdilerin işlendiği temel merkezdir.
Bu işlev, gözlerden gelen nöral bilgileri işleyerek görsel özelliklerin algılanmasını sağlama ifadesiyle eşleşmesini gerektirir.

Key Concept

Davranışın Biyolojik Temelleri: Sinir Sistemi Lobları ve Endokrin Bezlerin İşlevleri
Estimated Time:2m 0s
Question 459Question

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak romanından alınan aşağıdaki parçayı okuyunuz:

'Naim Efendi, kendi kendine: «Garip şey!» diyordu, «Biz ne idik, ne olduk? Bir zamanlar bu konağın içinde ne kadar ağırbaşlı, ne kadar terbiyeli bir hayat vardı! Şimdi bu gürültü, bu kahkahalar, bu hafiflik nereden çıktı? Gençler artık ne büyüklerini sayıyorlar ne de eski adabı dinliyorlar. Herkes kendi havasında, herkes kendi keyfinde...»'

Bu parçadan hareketle Kiralık Konak romanıyla ilgili aşa��ıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Romanda, Batılılaşmanın getirdiği kültürel yozlaşmaya karşı Doğu ile Batı değerlerini sentezleyen uyumlu bir toplumsal model önerilmektedir.

Answer

Romanda, Batılılaşmanın getirdiği kültürel yozlaşmaya karşı Doğu ile Batı değerlerini sentezleyen uyumlu bir toplumsal model önerilmektedir.
Kiralık Konak romanında Doğu ve Batı değerlerini sentezleyen uyumlu bir toplumsal model önerilmemektedir. Eser, Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar olan süreçte Türk toplumunun yaşadığı zihniyet değişimini ve kuşaklar arasındaki kopukluğu ailenin çöküşü üzerinden trajik bir şekilde ele alır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki Naim Efendi'nin ifadelerini analiz etmek.
Naim Efendi'nin eski terbiye ve ağırbaşlı hayata özlem duyduğunu, gençlerin ise eski adabı dinlemediğini tespit etmek.
Romandaki kuşak çatışmasının kaynağını anlamak.
2
Romanın genel temalarını ve yazarın Batılılaşmaya bakışını değerlendirmek.
Yakup Kadri'nin Kiralık Konak'ta Doğu-Batı sentezi sunan uyumlu bir model tasarlamadığını, aksine bir çözülme ve çöküşü işlediğini belirlemek.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu denetleyerek yanlış olan teze ulaşmak.

Key Concept

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında kuşak çatışması, yanlış Batılılaşma ve toplumsal yozlaşma temaları.
Estimated Time:2m 0s
Question 460Question

Platon, *Devlet* adlı eserinde toplumsal yapıyı insan ruhunun bir yansıması olarak ele alır. Ona göre insan ruhunda bulunan akıl, cesaret ve arzular; devlette sırasıyla yöneticiler, askerler (koruyucular) ve üreticiler sınıflarına kar��ılık gelmektedir. Ruhun bölümleri arasındaki hiyerarşik uyum bireyde adaleti sağlarken, devlette de her sınıfın kendi ödevini yerine getirmesi ve aklı temsil eden filozofların yönetici olması toplumsal adaleti tesis eder.

Buna göre Platon'un ideal devlet modeline ilişkin aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal adaletin gerçekleşmesi, her sınıfın kendi doğasına uygun olan işlevi yerine getirmesine ve bilgece yönetilmesine bağlıdır.

Answer

Toplumsal adaletin gerçekleşmesi, her sınıfın kendi doğasına uygun olan işlevi yerine getirmesine ve bilgece yönetilmesine bağlıdır.
Platon'un devlet kuramında devlet, insan ruhunun makro düzeydeki bir kopyasıdır. Parçada da belirtildiği üzere, ruhun akıl, cesaret ve arzu bölümlerinin uyumu bireyde adaleti sağlarken; toplumsal düzeyde de yöneticilerin bilgece yönetmesi, askerlerin koruması ve üreticilerin üretmesiyle adalet tesis edilir. Dolayısıyla adalet, her sınıfın kendi doğasına uygun işi yapması ve hiyerarşik düzene uymasıyla mümkündür.

Step-by-Step Solution

1
Metinde kurulan ruh ve devlet benzetmesini (analoji) incelemek.
Ruhun bölümleri (akıl, cesaret, arzu) ile toplumsal sınıfların (yöneticiler, askerler, üreticiler) eşleştiği ve aralarında hiyerarşik bir uyum olduğu tespit edilir.
Platon'un toplumsal sınıfları ve devlet yapısını nasıl temellendirdiğini anlamak için.
2
Adaletin hangi koşullarda gerçekleştiğini belirlemek.
Adaletin, her sınıfın kendi ödevini yapması ve filozofların yönetmesiyle sağlandığı anlaşılır.
İdeal devletin adalet ilkesine nasıl ulaştığını kavramak için.
3
Ulaşılan sonuçları seçeneklerle karşılaştırmak.
Her sınıfın kendi doğasına uygun işlevleri yerine getirmesinin adaleti oluşturduğu seçeneğine ulaşılır.
Doğru yargıyı tespit etmek için.

Key Concept

Platon'un İdeal Devlet ve Adalet Anlayışı
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 23 / 437Next