İnsan Fizyolojisi

271 questions

Question 161Question

Sağlıklı bir insanda döllenme sonucu oluşan zigotun, tam bir canlıyı oluşturmak üzere geçirdiği embriyonik gelişim evrelerini gerçekleşme sırasına göre düzenleyiniz.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Embriyonik gelişim süreci segmentasyon (hücre bölünmesi) ile başlar, ardından morula (hücre yığını), blastula (içi boş top) ve gastrula (tabakalaşma) evreleri şeklinde ilerler.
Embriyonik gelişimde hiyerarşik bir sıralama mevcuttur. Zigotun bölünmesi (segmentasyon) ilk olaydır; bu süreçte oluşan hücre yığını moruladır. Hücrelerin dışa doğru göçü ile blastula, içe doğru çökmesi ile gastrula oluşur. Bu sıralama biyolojik olarak sabittir.

Step-by-Step Solution

1
Zigotun bölünme sürecini belirleme
Segmentasyon
Gelişim, zigotun fallopi tüpünde hızla bölünmesiyle başlar.
2
Bölünme sonucu oluşan hücre yığınını tanımlama
Morula
Çok sayıda küçük hücrenin bir araya gelmesiyle dut benzeri yapı oluşur.
3
Blastosöl boşluğunun oluşumunu belirleme
Blastula
Hücrelerin merkeze boşluk bırakacak şekilde dizilmesiyle blastula evresine geçilir.
4
Hücre göçü ve tabakalaşmayı belirleme
Gastrula
Hücrelerin içe çökmesiyle ektoderm, mezoderm ve endoderm tabakaları şekillenmeye başlar.

Key Concept

İnsanda Embriyonik Gelişim Basamakları
Estimated Time:45s
Question 162Question

İnsan vücudundaki sistemik dolaşım ve lenf dolaşımında görev yapan bazı damarlar ile bu damarların belirli fizyolojik koşullardaki karakteristik özellikleri aşağıda listelenmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen damarları sağ sütunda verilen doğru fizyolojik özellikleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Kapı toplardamarı
Karaciğer üstü toplardamarı
Böbrek toplardamarı
Göğüs lenf kanalı

Matches

Show answer & explanation

Answer

Kapı toplardamarı ile iki kılcal damar ağı arasında bulunan ve toklukta monomerce zengin olan damar özelliği; Karaciğer üstü toplardamarı ile açlıkta glikoz veren ve üre derişimi en yüksek olan damar özelliği; Böbrek toplardamarı ile üre derişimi en düşük ve karbondioksitçe zengin olan damar özelliği; Göğüs lenf kanalı ile şilomikron taşıyan ve lenfatik sistemin en büyük toplama damarı olan yapı özelliği eşleşir.
Sol sütundaki damarların işlevleri ve taşıdıkları kanın metabolik bileşenleri incelendiğinde; kapı toplardamarı iki kılcal ağ arasında yer alıp sindirim sonrası suda çözünen besinleri taşır. Karaciğer üstü toplardamarı açlıkta glikoz sağlar ve en yüksek üre derişimine sahiptir. Böbrek toplardamarı üre derişimi en düşük damardır. Göğüs lenf kanalı ise lenfatik sistemin en büyük toplama damarı olup şilomikron taşır.

Step-by-Step Solution

1
Kapı toplardamarının özelliklerini analiz etmek
Kapı toplardamarı, sindirim organlarından (mide, bağırsak, pankreas vb.) gelen kanı karaciğere taşır. Bu nedenle iki kılcal damar yatağı (sindirim organ�� kılcalları ve karaciğer kılcalları) arasındadır. Yemek sonrasında (toklukta) emilen suda çözünen besin monomerleri (glikoz, amino asit) en yüksek oranda bu damarda bulunur.
Sindirim sistemi organlarından emilen besinlerin karaciğerde işlenmeden önce buraya ulaştırılması gerekir.
2
Karaciğer üstü toplardamarının özelliklerini analiz etmek
Karaciğer üstü toplardamarı, karaciğerde üretilen ürenin kana karıştığı ilk damardır. Karaciğer amonyağı ornitin döngüsü ile üreye çevirir, bu yüzden bu damardaki üre derişimi vücuttaki en yüksek değerdedir. Ayrıca uzun süreli açlıkta karaciğer glikojen depolarını yıkarak veya diğer organik moleküllerden glikoz sentezleyerek kana verir; bu durumda karaciğer üstü toplardamarındaki glikoz seviyesi kapı toplardamarından daha yüksek olur.
Karaciğer, vücudun glikoz homeostasisini ve üre sentezini kontrol eden ana organdır.
3
Böbrek toplardamarının özelliklerini analiz etmek
Böbrek atardamarı ile böbreğe gelen ürenin yaklaşık yarısı nefronlarda süzülerek idrarla atılır. Bu nedenle böbrekten süzülmüş olarak çıkan kanı taşıyan böbrek toplardamarında üre derişimi sistemik dolaşımdaki en düşük düzeydedir. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin hücresel solunumu nedeniyle bu damardaki karbondioksit (CO2CO_2) miktarı fazladır ve deoksijenize kan taşır.
Böbreklerin temel görevi kanı süzerek üre gibi metabolik atıkları uzaklaştırmaktır.
4
Göğüs lenf kanalının özelliklerini analiz etmek
İnce bağırsaktan emilen yağ asitleri, gliserol ve yağda çözünen vitaminler (AA, DD, EE, KK), bağırsak epitelinde şilomikronlara dönüştürülür ve lenf kılcalları (peke sarnıcı vb.) ile toplanarak göğüs lenf kanalına iletilir. Göğüs lenf kanalı, vücudun alt kısımlarından gelen lenf sıvısını taşıyan ve lenfatik sistemin en büyük kanalı olup sol köprücük altı toplardamarına dökülür.
Yağ kökenli maddelerin emilimi ve taşınması lenf sistemi üzerinden gerçekleştirilir.

Key Concept

İnsan dolaşım ve lenf sistemindeki ana damarların taşıdıkları maddelerin (üre, glikoz, şilomikron) metabolik durumlara göre derişim farkları ve anatomik özellikleri.
Estimated Time:3m 0s
Question 163Question

İnsan embriyonik gelişim sürecinde meydana gelen aşağıdaki olayları, ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Embriyonik gelişim süreci sırasıyla; segmentasyon (hızlı bölünmeler), morula (dut görünümü), blastula (birincil karın boşluğu oluşumu), gastrula (üç tabakalı yapı) ve organogenez (organ oluşumu) basamaklarından oluşur.
Sıralama, döllenmiş yumurta olan zigotun segmentasyon (bölünme) ile başlayıp, morula, blastula, gastrula ve nihayetinde organogenez (organ oluşumu) ile devam eden biyolojik süreci tam olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Segmentasyon başlangıcını belirleme
Zigotun bölünerek blastomerleri oluşturması belirlenir.
Döllenmeden sonraki ilk evre hızlı mitoz bölünmelerin (segmentasyon) başladığı evredir.
2
Hücre kümelenmesini (morula) tespit etme
Morula aşaması ikinci sıraya yerleştirilir.
Bölünmeler sonucu oluşan blastomerlerin bir arada toplandığı 'dut' görünümlü yapıdır.
3
Boşluk oluşumunu (blastula) tanımlama
Blastula evresi üçüncü sıraya yerleştirilir.
Hücrelerin dışa göç etmesiyle embriyonun ilk boşluğu olan blastosöl oluşur.
4
Tabakalanma sürecini (gastrula) analiz etme
Gastrula evresi dördüncü sıraya yerleştirilir.
Hücre göçleriyle birlikte ektoderm, mezoderm ve endoderm tabakaları belirginleşir.
5
Organ taslaklarının oluşumunu (organogenez) belirleme
Organogenez son sıraya yerleştirilir.
Hücre tabakalarından doku ve organların oluştuğu en ileri evredir.

Key Concept

İnsan embriyonik gelişim evrelerinin kronolojik sırası ve karakteristik özellikleri.
Question 164Question

İnsan duyu fizyolojisinde, dış çevreden gelen uyarıların reseptörler tarafından algılanması ve merkezi sinir sistemine iletilmesi süreçlerinde farklı mekanizmalar işlev gösterir. Bu süreçleri araştıran bir bilim insanı aşağıdaki üç farklı durumu incelemektedir:

I. Derideki bir mekanoreseptöre (Pacini cisimciği) uygulanan basınç miktarı kademeli olarak artırılıyor.
II. Göze ulaşan ışığın şiddeti kademeli olarak artırılıyor.
III. Burun boşluğundaki kemoreseptörleri uyaran koku taneciğinin konsantrasyonu kademeli olarak artırılıyor.

Bu incelemeler doğrultusunda gerçekleşen fizyolojik olaylarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Her üç durumda da uyaranın şiddetinin ya da konsantrasyonunun artması, reseptörlerde oluşan lokal potansiyelin genliğini artırarak duyu sinirlerinde oluşan aksiyon potansiyeli frekansının artmasına neden olur.

Answer

Her üç durumda da uyaranın şiddetinin ya da konsantrasyonunun artması, reseptörlerde oluşan lokal potansiyelin genliğini artırarak duyu sinirlerinde oluşan aksiyon potansiyeli frekansının artmasına neden olur.
Uyaranın şiddetinin ya da konsantrasyonunun artması, reseptörlerde oluşan lokal potansiyelin genliğini artırarak duyu sinirlerinde oluşan aksiyon potansiyeli frekansının artmasına neden olur ifadesi doğrudur. Duyu reseptörlerinde oluşan reseptör potansiyeli uyaran şiddetiyle doğru orantılı olarak değişen lokal bir potansiyeldir. Bu lokal potansiyelin büyümesi, bağlı olduğu duyu nöronunda daha sık (yüksek frekansta) aksiyon potansiyeli oluşturulmasını tetikler.

Step-by-Step Solution

1
Uyaran şiddeti ile reseptör potansiyeli arasındaki ilişkinin belirlenmesi.
Duyu organlarındaki reseptörlerin uyarılmasıyla oluşan reseptör (lokal) potansiyelleri kademelidir. Uyaran şiddeti veya konsantrasyonu arttıkça bu lokal potansiyelin genliği (büyüklüğü) artar.
Reseptör potansiyelleri 'ya hep ya hiç' kuralına uymadığından, uyaranın gücüyle orantılı olarak büyür.
2
Reseptör potansiyelinin aksiyon potansiyeline etkisinin incelenmesi.
Reseptör potansiyelinin genliğindeki artış, duyu sinirlerinde tetiklenen aksiyon potansiyeli frekansının (saniyedeki impuls sayısının) artmasına yol açar.
Sinir sisteminde uyaranın şiddeti, impulsun frekansı (sayısı) ile kodlanır.
3
İmpuls hızı ve aksiyon potansiyeli genliği üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi.
Sinir teli boyunca iletilen tek bir aksiyon potansiyelinin genliği ve impulsun iletim hızı sabit kalır.
İmpuls iletim hızı ve aksiyon potansiyelinin genliği uyaranın şiddetine değil; nöronun akson çapı ve miyelin kılıf varlığı gibi yapısal özelliklerine bağlıdır.

Key Concept

Duyu reseptörlerinde uyaran şiddetinin impuls frekansı ve iletim hızı üzerindeki etkileri
Question 165Question

İnsan sindirim sisteminde midede oluşan asidik kimusun onikiparmak bağırsağına (duodenum) geçmesi, karmaşık bir hormonal ve enzimatik süreci başlatır. Bu süreçte ince bağırsak epitelinden salgılanan hormonlar hem mide faaliyetlerini düzenler hem de yardımcı organların salgı üretmesini sağlar.

Buna göre, mideden duodenuma asidik kimusun geçişini takip eden süreçte gerçekleşen olaylarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?

Show answer & explanation

Answer: İnce bağırsak boşluğunda polimerlerin monomerlere parçalanması ve zimoojen enzimlerin aktifleştirilmesi sırasında ihtiyaç duyulan enerji, hücre dışına salgılanan ATP moleküllerinden karşılanır.

Answer

Kimyasal sindirim (hidroliz) reaksiyonları ve enzim aktivasyonu süreçlerinde ATP harcanmadığına dair ifade yanlıştır.
Kimyasal sindirim olayları birer hidroliz reaksiyonudur. Hidroliz sırasında su kullanılır ancak ATP harcanmaz. Ayrıca ATP, hücre zarından geçip lümen gibi hücre dışı ortamlarda görev yapabilen bir molekül değildir. Bu nedenle, bağırsak boşluğundaki sindirim süreçlerinde ATP kullanıldığını belirten ifade bilimsel olarak yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal tetikleyicileri belirleme
Asidik kimus duodenuma ulaştığında S hücrelerinden sekretin, I hücrelerinden kolesistokinin salgılanır.
Sindirim sürecinin hormonal kontrolünü başlatmak için.
2
Hedef organ etkilerini analiz etme
Sekretin: Pankreas (Bikarbonat), Karaciğer (Safra üretimi). Kolesistokinin: Pankreas (Enzim), Safra Kesesi (Kasılma).
Sindirim için gerekli kimyasalların lümene taşınmasını sağlamak.
3
Biyoenerjetik kısıtlamaları değerlendirme
İnce bağırsak lümeni hücre dışıdır. Hidroliz reaksiyonları su katılarak bağ koparılmasıdır ve ATP gerektirmez.
MEB müfredatında vurgulanan 'sindirimde ATP harcanmaz' ilkesini test etmek.

Key Concept

Sindirim sisteminin hormonal düzenlenmesi ve hidroliz reaksiyonlarının biyoenerjetik özellikleri.
Estimated Time:1m 40s
Question 166Question

İnsan sindirim sisteminin hormonal düzenlenmesinde görev alan aşağıdaki hormonları, hedef organları üzerinde gerçekleştirdikleri temel fizyolojik etkilerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Gastrin
Sekretin
Kolesistokinin
Enterogastron

Matches

Show answer & explanation

Answer

Gastrin hormonu mide bezlerinden HClHCl salınımını uyarırken; Sekretin pankreastan bikarbonat iyonu ve karaciğerden safra üretimi sağlar. Kolesistokinin safra kesesinin kasılmasını ve pankreastan enzim salınımını tetikler; Enterogastron ise mideyi inhibe eder.
Gastrin, mide asidini (HClHCl) artırarak protein sindirimini başlatır. Sekretin, asidik kimusu nötralize etmek için pankreastan bikarbonat (HCO3HCO_3^-) ve karaciğerden safra üretimi sağlar. Kolesistokinin, yağların sindirimi için safra kesesini kasarak safrayı boşaltır ve pankreastan sindirim enzimlerini salgılatır. Enterogastron ise midenin aşırı çalışmasını baskılayarak sindirim hızını düzenler.

Step-by-Step Solution

1
Midenin kendi kendini uyarma mekanizmasını belirlemek.
Gastrin hormonunun mide bezlerini uyararak asit ve özsu salgılattığı sonucuna ulaşılır.
Sindirim midede başladığında veya mide dolduğunda yerel bir uyarı gereklidir.
2
Onikiparmak bağırsağından (duodenum) salgılanan sekretin ve kolesistokinin hormonlarının rollerini ayırt etmek.
Sekretin ortam pH'ını düzenlerken (HCO3HCO_3^-), kolesistokinin kimyasal sindirimi (enzim ve safra salınımı) sağlar.
Sekretin pankreastaki kanal hücrelerini, kolesistokinin ise asinar (enzim üreten) hücreleri etkiler.
3
Sekretin ve kolesistokininin karaciğer ve safra kesesi üzerindeki farklı etkilerini analiz etmek.
Sekretin karaciğerde safra üretimini uyarır, kolesistokinin ise depolanmış safranın keseden boşaltılmasını sağlar.
Safra üretimi karaciğerde, depolanması ve salınımı ise safra kesesinde gerçekleşir; bu iki süreç farklı hormonlarla kontrol edilir.
4
Midenin durdurulma mekanizmasını (inhibisyon) tanımlamak.
Enterogastron etkisiyle midenin boşalmasının ve asit salgısının yavaşlatıldığı anlaşılır.
İnce bağırsaktaki sindirim hızının mide boşalmasıyla dengelenmesi gerekir.

Key Concept

Sindirim Sisteminin Hormonal Kontrolü
Question 167Question

Sağlıklı bir insanda, asidik mide içeriğinin (kimus) mide kapısından geçerek onikiparmak bağırsağına (duodenum) teması, sindirim sisteminin hormonal ve sinirsel denetimi altında bir dizi karmaşık olayı başlatır.

Buna göre, onikiparmak bağırsağında gerçekleşen sindirim süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sindirim kanalı boşluğunda gerçekleşen büyük moleküllü besinlerin hidrolizi, tepkimenin gerçekleşmesi için gerekli aktivasyon enerjisini lümendeki ATP moleküllerinden karşılar.

Answer

Sindirim boşluğundaki hidroliz tepkimelerinde ATP harcandığını belirten ifade yanlıştır.
Kimyasal sindirim (hidroliz) reaksiyonları hücre dışında veya içinde gerçekleşirken ATP gerektirmez. Bu tepkimelerin gerçekleşmesi için gereken aktivasyon enerjisi ortamın vücut ısısından karşılanır. Dolayısıyla sindirim boşluğunda ATP kullanıldığını iddia eden ifade bilimsel olarak yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sindirim (hidroliz) reaksiyonlarının biyokimyasal doğasını incelemek
Hidroliz, su kullanılarak bağların koparılmasıdır ve bu süreçte ATP harcanmaz.
Sindirim kanalı boşluğu (lümen) hücre dışı bir ortamdır ve burada ATP bulunmaz/harcanmaz.
2
Hormonların (Sekretin ve Kolesistokinin) etkilerini ve taşınma yollarını değerlendirmek
Hormonlar kan yoluyla taşınır; sekretin bikarbonat, kolesistokinin ise enzim ve safra salgısını kontrol eder.
Hormonal düzenleme mekanizmasının doğruluğunu teyit etmek için.
3
Enzim aktivasyon basamaklarını kontrol etmek
Pankreastan gelen tripsinojen, bağırsaktaki enterokinaz ile aktifleşir.
Proteini sindiren enzimlerin neden inaktif salgılandığını ve nerede aktifleştiğini anlamak için.

Key Concept

Sindirim Sistemi Hormonları ve Hidroliz Mekanizması

Practice More

Karaciğerin sindirimdeki rolü ve safra tuzlarının mekanik sindirimdeki etkisini inceleyen bir soru çözülebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 168Question

Sağlıklı bir insanda hemoglobinin oksijen doygunluğunun (%\%) oksijen kısmi basıncına (PO2PO_2) bağlı değişimini gösteren üç farklı eğri (X, Y ve Z) aşağıdaki grafikte verilmiştir. Y eğrisi normal fizyolojik koşulları (pH = 7,4, sıcaklık = 37C37^\circ\text{C}) temsil etmektedir. Buna göre, bu eğriler ve solunum pigmentinin özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eğrinin Y konumundan Z konumuna gelmesi, metabolik olarak aktif dokulardaki kılcal damarlarda hemoglobinin oksijeni serbest bırakma eğiliminin arttığını gösterir.

Answer

Eğrinin Y konumundan Z konumuna gelmesi, metabolik olarak aktif dokulardaki kılcal damarlarda hemoglobinin oksijeni serbest bırakma eğiliminin arttığını gösterir.
Eğrinin sağa kayması (Z konumu), hemoglobinin oksijene olan ilgisinin azaldığını ve dokularda oksijeni daha kolay bıraktığını gösterir. Bu durum aktif dokularda pH'ın düşmesi ve sıcaklığın artmasıyla gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Grafikteki eğrilerin konumlarını analiz etmek.
Y eğrisi normal durumu, X eğrisi sola kaymayı (oksijene ilginin artmasını), Z eğrisi ise sağa kaymayı (oksijene ilginin azalmasını) gösterir.
Bohr etkisinin ve hemoglobinin oksijen doygunluğunun kısmi basınca göre nasıl değiştiğinin anlaşılması gerekir.
2
Aktif dokulardaki fizyolojik koşulları değerlendirmek.
Hücresel solunum hızı arttıkça dokularda sıcaklık artar ve karbondioksit birikimine bağlı olarak pH d��şer.
Bu koşulların hemoglobinin oksijene olan ilgisini nasıl etkilediğini belirlemek için gereklidir.
3
Bohr etkisinin hemoglobinin oksijen bırakma kapasitesiyle ilişkisini kurmak.
pH düşüşü ve sıcaklık artışı hemoglobinin oksijene ilgisini azaltır (eğri sağa, yani Z konumuna kayar), böylece hemoglobin dokularda oksijeni daha kolay serbest bırakır.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu doğrulamak için.

Key Concept

Bohr Etkisi ve Hemoglobinin Oksijen Doygunluğu

Alternative Method

Grafik üzerinden yorumlama yaparken, belirli bir PO2 değerinde (örneğin 40 mmHg) dikey bir çizgi çizerek her üç eğrideki doygunluk yüzdeleri karşılaştırılabilir. Z eğrisinde doygunluğun en düşük olması, oksijenin daha fazla bırakıldığını doğrudan görmeyi sağlar.
Estimated Time:2m 0s
Question 169Question

Sağlıklı bir insanın sindirim sisteminde, protein içerikli besinlerin mideden duodenum (oniki parmak bağırsağı) boşluğuna geçişini takip eden enzimatik aktivasyon ve kimyasal sindirim sürecini göz önüne alarak, aşağıda verilen olayları gerçekleşme sırasına göre düzenleyiniz.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Protein sindirimi sürecinde olaylar; önce hormonal uyarılma, ardından pasif enzimlerin pankreastan salgılanması, enterokinaz ile tripsinojenin aktivasyonu, tripsin ile kimotripsinojenin aktivasyonu ve son olarak polipeptitlerin hidrolizi şeklinde gerçekleşir.
Protein sindirimi, duodenumun hormonal uyarısıyla (sekretin/kolesistokinin) başlar. Bu uyarı ile pankreastan gelen pasif enzimlerin sindirim boşluğuna dökülmesi sağlanır. Sindirim boşluğunda ilk olarak enterokinaz tripsinojeni aktifleştirir, ardından oluşan tripsin de kimotripsinojeni aktifleştirerek hidroliz için gerekli ortamı tamamlar.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal uyarının belirlenmesi
Sekretin ve kolesistokinin salgılanması
Mideden gelen asidik kimus, duodenum hücrelerini uyararak pankreası ve karaciğeri etkileyecek hormonların kana verilmesini sağlar.
2
Ekzokrin salgıların iletimi
Pankreas öz suyunun duodenuma ulaşması
Kolesistokinin hormonu pankreas asinar hücrelerini uyararak sindirim enzimlerinin (pasif halde) kanallar yoluyla duodenuma dökülmesini sağlar.
3
İlk enzimatik aktivasyon
Tripsin oluşumu
Sindirim kanalında aktivasyonu başlatan ilk enzim duodenum kökenli enterokinazdır; bu enzim pankreatik tripsinojeni aktifleştirir.
4
Zincirleme aktivasyon süreci
Kimotripsin oluşumu
Aktifleşen tripsin, bir katalizör gibi davranarak ortamdaki diğer pasif enzim olan kimotripsinojeni kimotripsine dönüştürür.
5
Hidroliz reaksiyonu
Polipeptitlerin parçalanması
Tüm proteazlar aktif hale geldikten sonra polipeptit zincirlerindeki peptit bağlarını su kullanarak (hidroliz) koparır.

Key Concept

Protein sindiriminde enzimatik aktivasyon basamakları ve hormonal düzenleme.

Alternative Method

Aktivasyon sürecini bir domino etkisine benzetebilirsiniz: İlk taşı (tripsinojen) deviren el (enterokinaz), ikinci taşı (kimotripsinojen) devirecek olan asıl gücü (tripsin) serbest bırakır.
Estimated Time:2m 0s
Question 170Question

Sağlıklı bir insanda kalp döngüsü (kardiyak siklus) boyunca sol kulakçık (Psol kulakc¸ıkP_{\text{sol kulakçık}}), sol karıncık (Psol karıncıkP_{\text{sol karıncık}}) ve aorta (PaortP_{\text{aort}}) ait basınç değişimleri ile sol karıncık hacmindeki değişimler belirli bir eşgüdüm içerisinde gerçekleşir.

Bu basınç ve hacim değişimleri dikkate alındığında, kalp döngüsünün evreleri ve kapakçıkların durumları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sol karıncık basıncının sol kulakçık basıncının üzerine çıktığı ilk anda biküspit (mitral) kapak kapanır.

Answer

Sol karıncık bas��ncının sol kulakçık basıncının üzerine çıktığı ilk anda biküspit (mitral) kapak kapanır.
Sol karıncık kasılmaya başladığında karıncık içi basınç hızla yükselir. Sol karıncık basıncı sol kulakçık basıncını aştığı anda, kanın kulakçığa geri kaçmasını önlemek amacıyla biküspit (mitral) kapak kapanır. Bu olay ilk kalp sesini (S1) oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Kalp döngüsünde sol karıncık, sol kulakçık ve aort basınç ilişkilerinin analiz edilmesi.
Basınç sıralaması ve odacıklar arası farklar, kapakçıkların açılıp kapanmasını kontrol eden yegane kuvvettir.
Kapakçıklar kas gücüyle değil, tamamen iki tarafındaki sıvı basıncı farkıyla pasif olarak çalışır.
2
Karıncık sistolünün başlangıcındaki kapak hareketinin belirlenmesi.
Karıncık kasılmaya başladığı an, karıncık içi basınç kulakçık basıncını geçer ve biküspit kapak kapanarak ilk kalp sesini oluşturur.
Biküspit kapağın kapanması, kanın geriye (kulakçığa) doğru akmasını engellemek için zorunludur.
3
Diğer seçeneklerdeki hacim, EKG ve basınç durumlarının elenmesi.
Hacmin en yüksek olduğu evre ejeksiyon değil izovolumetrik kasılmadır. QRS dalgası gevşeme değil kasılma başlangıcıdır. İzovolumetrik gevşemede karıncık basıncı aorttan düşük, kulakçıktan yüksektir.
Tüm fiziksel parametrelerin doğru zaman dilimleriyle eşleştirilmesi doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Kalp döngüsü sürecindeki mekanik, elektriksel ve kapakçık hareketlerinin basınç-hacim ilişkileriyle entegrasyonu.
Question 171Question

İnsan vücudunda doku hücrelerinde oluşan karbondioksitin (CO2CO_2) akciğerlere taşınması sürecinde gerçekleşen;

I. CO2+H2OKarbonik anhidrazH2CO3CO_2 + H_2O \xrightarrow{\text{Karbonik anhidraz}} H_2CO_3
II. H++HbHbHH^+ + Hb \rightarrow HbH
III. HCO3HCO_3^- iyonlarının alyuvar hücresinden plazmaya çıkması
IV. H2CO3Karbonik anhidrazCO2+H2OH_2CO_3 \xrightarrow{\text{Karbonik anhidraz}} CO_2 + H_2O

olaylarından hangileri doku kılcallarından geçmekte olan kanda gerçekleşir?

Show answer & explanation

Answer: I, II ve III

Answer

Doku kılcallarında karbondioksitin suyla birleşmesi, hidrojen iyonlarının hemoglobine bağlanması ve bikarbonat iyonlarının plazmaya çıkması olayları gerçekleşir.
Doku kılcallarında karbondioksit yoğunluğu yüksek olduğu için karbonik anhidraz enzimi karbonik asit sentezini katalizler. Ardından karbonik asit iyonlarına ayrışır; açığa çıkan hidrojenler asitliği önlemek için hemoglobine bağlanırken, bikarbonat iyonları kanda en büyük taşınma yüzdesi olan plazma yoluyla taşınmak üzere alyuvar dışına çıkar. Bu nedenle I, II ve III numaralı olaylar doku kılcallarında gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Doku kılcallarındaki karbondioksit girişini değerlendirme
Dokularda oluşan CO2CO_2 difüzyonla alyuvar hücresine girer.
Karbondioksit taşınması için alyuvar hücresindeki enzimlere ihtiyaç duyulur.
2
Karbonik asit oluşumunu ve iyonlaşmasını analiz etme
Karbonik anhidraz enzimi CO2CO_2 ve H2OH_2O'yu birleştirerek H2CO3H_2CO_3 oluşturur; bu molekül H+H^+ ve HCO3HCO_3^- iyonlarına ayrışır.
Kandaki pH dengesini korumak için karbondioksit iyon formuna dönüştürülmelidir.
3
İyonların taşınma yöntemlerini saptama
H+H^+ iyonları hemoglobin (HbHb) tarafından bağlanarak HbHHbH formuna dönüşürken, HCO3HCO_3^- iyonları plazmaya geçer.
Hidrojen iyonlarının plazmada serbest kalması pH'ı aşırı düşüreceği için hemoglobin tarafından tamponlanması gerekir.
4
Reaksiyonun tersinir yönünü belirleme
Karbonik asidin yeniden su ve karbondioksit oluşturması (IV numaralı öncül) alveol kılcallarında gerçekleşir.
Akciğerlerde karbondioksitin gaz formunda dışarı atılması için reaksiyonun tersine dönmesi şarttır.

Key Concept

Karbondioksit Taşınma Mekanizmaları
Question 172Question

İnsan solunum sisteminde görev alan aşağıdaki yapı veya molekülleri, karşılarında verilen temel özellik ya da işlevleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Alveol
Hemoglobin
Diyafram
Bikarbonat iyonu (HCO3HCO_3^-)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Alveol - tek katlı yassı epitelden oluşan gaz değişim birimi; Hemoglobin - demir içeren ve gaz bağlayan protein; Diyafram - göğüs hacmini artıran kas; Bikarbonat iyonu - karbondioksitin en yaygın taşınma formu.
Alveoller gaz değişim birimleridir, hemoglobin gaz taşıyan demirli proteindir, diyafram soluk alma mekaniğinde hacmi artıran kastır ve bikarbonat karbondioksitin ana taşınma formudur. Bu eşleştirmeler fizyolojik gerçeklerle tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Alveolün yapısını ve işlevini belirleme.
Alveol, akciğerlerin fonksiyonel gaz değişim birimidir ve difüzyonun hızlı olması için çok incedir.
Solunum yüzeyinin temel özelliklerini tanımak.
2
Hemoglobin molekülünün işlevini analiz etme.
Hemoglobin, kana kırmızı rengini veren ve solunum gazlarını taşıyan demirli bir proteindir.
Solunum pigmentlerinin kanda gaz taşıma mekanizmasını anlamak.
3
Diyafram kasının mekanik hareketini inceleme.
Diyafram kasılması göğüs boşluğu hacmini artırarak iç basıncı düşürür.
Soluk alıp verme mekaniğini kavramak.
4
Karbondioksit taşıma formlarını karşılaştırma.
Karbondioksit en büyük oranda (%70) plazmada bikarbonat iyonu olarak taşınır.
Kanda gaz taşınım biçimlerini doğru eşleştirmek.

Key Concept

İnsan solunum sisteminde yapı-işlev ilişkisi ve gaz taşıma formları.

Practice More

Karbondioksitin doku kılcallarından alveol kılcallarına kadar izlediği kimyasal dönüşüm basamaklarını (karbonik anhidraz etkisi vb.) içeren bir sıralama sorusu çözülebilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 173Question

İnsan vücudunda solunum gazlarının taşınması, kanın kimyasal dengesinin korunması ve dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Yoğun egzersiz yapmakta olan sağlıklı bir bireyin vücudunda gerçekleşen değişimler göz önüne alındığında;

I. Dokularda artan CO2CO_2 miktarının kanın pHpH değerini düşürmesi sonucu hemoglobinin oksijeni bırakma eğiliminin artması (Bohr etkisi),
II. Alyuvarlarda bulunan karbonik anhidraz enziminin, akciğer kılcallarında karbonik asidi (H2CO3H_2CO_3) su ve karbondioksite dönüştürmesi,
III. Dokulardan kana geçen karbondioksitin yaklaşık %90\%90 gibi büyük bir kısmının alyuvar içerisinde hemoglobin molekülüne bağlanarak karbaminohemoglobin (HbCO2HbCO_2) şeklinde taşınması

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Egzersiz sırasında Bohr etkisi ile oksijenin dokulara bırakılması kolaylaşır ve karbonik anhidraz enzimi akciğerlerde karbondioksit oluşumunu sağlar; ancak karbondioksitin asıl taşıma formu bikarbonat iyonlarıdır.
Doğru cevap olan seçenek, Bohr etkisinin (pH düşüşüyle hemoglobinin oksijeni bırakması) ve karbonik anhidraz enziminin akciğer kılcallarındaki çift yönlü (tersinir) çalışma prensibinin doğru bir kombinasyonunu sunar. Bu iki olay, egzersiz yapan bir bireyin dokularına daha fazla oksijen gitmesini ve oluşan karbondioksitin verimli bir şekilde dışarı atılmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Bohr etkisinin analizi
Dokularda artan CO2CO_2 asitliği artırır, pHpH düşer ve hemoglobinin O2O_2 ilgisi azalır.
Egzersiz sırasında dokuların oksijen ihtiyacını karşılamak için hemoglobinin oksijeni serbest bırakması gerekir.
2
Karbonik anhidraz enziminin yönünün belirlenmesi
Enzim, akciğer kılcallarında H2CO3CO2+H2OH_2CO_3 \rightarrow CO_2 + H_2O tepkimesini gerçekleştirir.
Karbondioksitin vücuttan atılabilmesi için karbonik asit formundan gaz formuna dönüştürülmesi şarttır.
3
Karbondioksit taşıma formlarının oranlarının kontrolü
Karbondioksit yaklaşık %70\%70 oranında bikarbonat (HCO3HCO_3^-), %23\%23 oranında karbaminohemoglobin ve %7\%7 oranında çözünmüş halde taşınır.
Üçüncü ifadede belirtilen %90\%90 karbaminohemoglobin oranı bilimsel olarak yanlıştır; ana taşıma formu bikarbonattır.

Key Concept

Solunum gazlarının kanda taşınma mekanizmaları ve Bohr etkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 174Question

İnsan solunum sistemini oluşturan yapılar ile bu yapıların temel işlevsel ve yapısal özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Alveol
Plevra
Soluk Borusu
Diyafram

Matches

Show answer & explanation

Answer

Alveol gaz değişim birimiyle, plevra akciğer zarıyla, soluk borusu kıkırdaklı kanal yapısıyla, diyafram ise kaslı ayırıcı yapıyla eşleşir.
Alveoller gaz değişiminin gerçekleştiği temel birimlerdir; plevra akciğerleri koruyan çift katlı zardır; soluk borusu kıkırdak yapısı sayesinde açık kalır; diyafram ise göğüs hacmini değiştiren kaslı yapıdır. Bu eşleşmeler sistemin anatomik ve fizyolojik gerçeklerine tam olarak uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Alveolün yapısını incele.
Alveollerin tek katlı yassı epitelden oluştuğu ve O2O_2 - CO2CO_2 değişiminin burada yapıldığı belirlenir.
Solunum sisteminde asıl değişim yüzeyi alveollerdir.
2
Akciğerlerin dış yapısını kontrol et.
Akciğerlerin plevra adı verilen çift katlı bir zarla çevrili olduğu görülür.
Zarların arasındaki sıvı, sürtünmeyi azaltarak akciğerlerin mekanik hareketini destekler.
3
Hava iletim yollarını analiz et.
Soluk borusunun kıkırdak halkalar içerdiği tespit edilir.
Trakenin (soluk borusu) açık kalması solunumun devamlılığı için kritiktir.
4
Göğüs boşluğunun tabanını değerlendir.
Diyafram kasının göğüs hacmi üzerindeki etkisi saptanır.
Kaslı diyafram memelilere özgü olup soluk almada başrol oynar.

Key Concept

Solunum sistemi organlarının yapı-görev ilişkisi.
Question 175Question

İnsan sindirim sisteminin hormonal ve enzimatik düzenlenmesinde görev alan bazı moleküller ile bu moleküllerin temel fizyolojik etkileri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki molekülleri sağ sütundaki uygun işlevlerle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Gastrin
Sekretin
Kolesistokinin
Enterokinaz

Matches

Show answer & explanation

Answer

Gastrin mide özsuyu salgısını uyarırken, sekretin pankreastan bikarbonat, kolesistokinin ise enzim ve safra salınımını sağlar; enterokinaz ise tripsinojeni aktifleştirir.
Gastrin mideyi, sekretin pankreasın bikarbonat kanallarını, kolesistokinin pankreasın enzim hücrelerini ve safra kesesini uyarırken; enterokinaz ise tripsinojeni aktif forma dönüştürerek protein sindirimini başlatır.

Step-by-Step Solution

1
Gastrin hormonunun etki mekanizmasının belirlenmesi
Gastrin, midenin pilor bölgesinden salgılanır ve mide bezlerini uyararak HClHCl ve pepsinojen üretimini başlatır.
Sindirim sisteminde midenin kendi kendini uyaran tek hormonudur.
2
İnce bağırsak hormonlarının (Sekretin ve Kolesistokinin) ayırt edilmesi
Sekretin pankreastan bikarbonat (HCO3HCO_3^-) salgılatırken, kolesistokinin pankreastan sindirim enzimi salgılatır ve safra kesesini kasar.
Her iki hormon da onikiparmak bağırsağından salgılanır ancak hedef hücreleri ve fizyolojik yanıtları farklıdır.
3
Enzim aktivasyon basamağının incelenmesi
Enterokinaz, ince bağırsak tarafından üretilir ve pankreatik tripsinojeni tripsine çevirir.
Proteolitik enzimlerin aktif formda üretilmemesi (otodijesyonu önlemek için) ve ince bağırsakta aktifleştirilmesi temel bir fizyolojik kuraldır.

Key Concept

Sindirim sisteminin hormonal kontrolü ve enzim aktivasyonu.
Question 176Question

Sağlıklı bir insanda, mideden gelen asidik kimusun onikiparmak bağırsağına geçmesiyle başlayan sindirim süreçlerinin hormonal ve enzimatik kontrolüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kolesistokinin hormonu, onikiparmak bağırsağından salgılanıp kan yoluyla safra kesesine ulaşarak kesenin kasılmasını ve safranın koledok kanalına dökülmesini sağlar.

Answer

Kolesistokinin hormonunun onikiparmak bağırsağından salgılanıp kan yoluyla safra kesesini uyarması ifadesi doğrudur.
Onikiparmak bağırsağından salgılanan kolesistokinin hormonu, kan yoluyla safra kesesine ulaşarak kasılmasını sağlar ve safranın koledok kanalı üzerinden bağırsağa dökülmesini tetikleyerek yağların mekanik sindirimine yardımcı olur.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal kontrolün başlangıcını analiz etme
Asidik kimus duodenuma (onikiparmak bağırsağı) ulaştığında Sekretin ve Kolesistokinin hormonları salgılanır.
Sindirim sürecinin devam etmesi için mideden sonraki organların uyarılması gerekir.
2
Sekretin ve Kolesistokinin hormonlarının hedef ve görevlerini eşleştirme
Sekretin: Pankreastan bikarbonat salgısı (pH düzenleme). Kolesistokinin: Safra kesesi kasılması ve pankreastan enzim salgısı.
Sindirim enzimlerinin ve safranın doğru zamanda bağırsak lümenine dökülmesi bu hormonlara bağlıdır.
3
Taşıma mekanizmalarını kontrol etme
Hormonlar kan yoluyla taşınırken, enzimler ve safra kanallar (Koledok, Wirsung) yoluyla taşınır.
Endokrin sistemin temel kuralı gereği hormonlar kanla taşınmak zorundadır.
4
Enerji ve enzim aktivasyonu ilkelerini değerlendirme
Hidroliz tepkimelerinde ATP harcanmaz. Enterokinaz ise ince bağırsakta tripsinojeni aktifleştirir.
MEB müfredatı sindirimde ATP harcanmadığını ve enzimlerin spesifik aktivasyon bölgelerini vurgular.

Key Concept

Sindirim Sisteminin Hormonal Düzenlenmesi ve Hidroliz Mekanizması

Practice More

Karaciğerin sindirimdeki rolü ve safra içeriğinin kimyasal sindirimle ilişkisi üzerine bir soru çözülmesi önerilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 177Question

Protein içerikli besinlerle beslenen sağlıklı bir insanda, bu besinlerin kimyasal sindirim sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, meydana geliş sırasına göre düzenleyiniz.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Protein sindirim süreci; gastrin hormonunun mideyi uyarmasıyla başlar, midede pepsin aktivasyonuyla devam eder, ardından ince bağırsakta enterokinazın tripsinojeni aktifleştirmesi ve tripsinin diğer enzimleri aktive etmesiyle sürer, en son peptidazlarla amino asit oluşumuyla tamamlanır.
Protein sindirimi mide ve ince bağırsak olmak üzere iki ana aşamada gerçekleşir. Süreç, midenin gastrin ile uyarılması ve midede pepsinojenin HClHCl aracılığıyla pepsine dönüşmesiyle başlar. İnce bağırsakta ise pankreas enzimlerinin aktivasyonu için önce enterokinazın tripsinojeni aktifleştirmesi, ardından tripsinin diğer enzimleri aktive etmesi gerekir. En son aşamada peptidazlar ile monomer oluşumu tamamlanır.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal uyarının tespiti
Mide öz suyunun salgılanması
Gastrin hormonu sindirimin mide aşamasını başlatan düzenleyicidir.
2
Mide içi kimyasal sindirim
Polipeptit oluşumu
Pepsinojenin HClHCl ile pepsine dönüşmesi protein sindiriminin ilk basamağıdır.
3
Onikiparmak bağırsağı aktivasyon süreci
Tripsin aktivasyonu
Pankreas enzimlerinin çalışabilmesi için enterokinazın tripsinojeni aktifleştirmesi zorunludur.
4
Enzim kaskadının ilerlemesi
Kimotripsin ve karboksipeptidaz aktivasyonu
Tripsin, pankreastan gelen diğer pasif protein sindirim enzimlerini aktifleştirir.
5
Monomer oluşumu
Amino asitlerin üretilmesi
Aminopeptidaz, karboksipeptidaz ve dipeptidazlar son hidroliz basamağını gerçekleştirir.

Key Concept

Proteinlerin sindiriminde enzimlerin aktivasyon sırası ve hormonal kontrol.
Question 178Question

İnsan vücudunda kılcal damarlar ile doku sıvısı arasındaki madde alışverişi Starling Hipotezi ile açıklanmaktadır. Bu hipoteze göre kılcal damarların atardamar ve toplardamar uçlarındaki kan basıncı ile protein ozmotik basıncı arasındaki fark, süzülme ve geri emilim dengesini belirler.

Buna göre, sağlıklı bir bireyde;

I. Kılcal damarlardaki kan basıncının normalden yüksek olması,
II. Karaciğer yetmezliğine bağlı olarak kan plazmasındaki albümin ve globülin miktarının azalması,
III. Dokulardaki lenf kılcallarının tıkanması,
IV. Kanın protein ozmotik basıncının artması

durumlarından hangileri doku sıvısı miktarının normalin üzerine çıkmasına (ödem) neden olur?

Show answer & explanation

Answer: I, II ve III

Answer

Kan basıncı artışı, plazma proteinlerinin azalması ve lenf damarlarının tıkanması durumları doku sıvısını artırarak ödeme neden olur.
Doku sıvısının artması (ödem) için damardan dışarı çıkan sıvı miktarının (süzülme) artması veya damara dönen sıvı miktarının (geri emilim/lenf taşıması) azalması gerekir. Kan basıncı artışı süzülmeyi artırırken, plazma proteinlerinin azalması geri emilimi azaltır. Lenf damarlarının tıkanması ise fazla sıvının tahliye edilememesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Kan basıncı etkisinin analizi
I. ifade doğrudur.
Kan basıncı (KB) artarsa, kılcal damarın atardamar ucundan doku sıvısına doğru gerçekleşen süzülme miktarı artar, bu da doku sıvısında birikime yol açar.
2
Plazma protein ozmotik basıncı etkisinin analizi
II. ifade doğrudur.
Karaciğer yetmezliği plazma proteinlerinin (albümin vb.) üretimini azaltır. Bu durumda Kan Protein Ozmotik Basıncı (POB) düşer ve doku sıvısının damara geri emilimi azalır, ödem oluşur.
3
Lenf sistemi fonksiyonunun değerlendirilmesi
III. ifade doğrudur.
Lenf sistemi, doku sıvısında biriken fazla sıvı ve proteinleri kana geri taşır. Lenf kılcalları tıkanırsa bu sıvı dokularda kalır ve ödem oluşur.
4
Protein ozmotik basıncı artışının etkisi
IV. ifade yanlıştır.
POB artışı, damarın doku sıvısını çekme kuvvetini (emme kuvvetini) artırır; bu durum ödemi artırmak yerine azaltıcı etki yapar.

Key Concept

Starling Hipotezi ve Ödem Mekanizması
Estimated Time:2m 0s
Question 179Question

İnsan vücudundaki dolaşım ve lenf sistemlerinde görev yapan damarların yapısal ve fonksiyonel özellikleri birbirinden farklılık gösterir. Aşağıda verilen damar çeşitlerini, bu damarlara ait karakteristik özelliklerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Atardamarlar
Kılcal damarlar
Toplardamarlar
Lenf kılcalları

Matches

Show answer & explanation

Answer

Atardamarlar yüksek kan basıncı ve elastik lif özelliğiyle; kılcal damarlar geniş toplam kesit alanı ve düşük akış hızıyla; toplardamarlar en düşük kan basıncı ve kapakçık varlığıyla; lenf kılcalları ise yüksek geçirgenlik ve kapalı uç yapısıyla eşleşmelidir.
Dolaşım sistemindeki damarların fiziksel özellikleri hemodinamik kurallara göre şekillenmiştir: atardamarlar basınç direnci, kılcallar madde değişimi, toplardamarlar ise dönüş yolları için özelleşmiştir. Lenf kılcalları ise büyük molekülleri toplayan yardımcı bir drenaj sistemi olarak işlev görür.

Step-by-Step Solution

1
Damarların kan basıncı özelliklerini analiz etme
Kan basıncı Atardamar > Kılcal damar > Toplardamar şeklindedir.
Kalbin karıncıklarının kasılmasıyla oluşan basınç damar boyunca dirençle karşılaşarak azalır.
2
Kan akış hızı ve toplam kesit alanı arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Kılcallar toplam kesit alanı en geniş, hızı en düşük olan damarlardır.
Süreklilik denklemi gereği toplam kesit alanı arttıkça akış hızı azalır; bu durum Starling hipotezi uyarınca madde alışverişi için gereklidir.
3
Lenf sisteminin özgün yapısını ayırt etme
Lenf kılcalları bir ucu kapalıdır ve kan kılcallarına göre daha büyük porlara sahiptir.
Doku sıvısında biriken plazma proteinlerinin (albümin vb.) geri emilimi sadece yüksek geçirgenlikli lenf damarları ile mümkündür.

Key Concept

Hemodinamik parametreler ve damar histolojisi
Question 180Question

Sağlıklı bir bireyin kılcal damarlarında gerçekleşen madde alışverişini açıklayan Starling Hipotezi'ne göre, kan basıncı ile kanın protein ozmotik basıncı arasındaki fark süzülme ve geri emilim hızını belirler.

İnsan vücudunda karaciğer fonksiyonlarının aksaması sonucu kan plazmasındaki protein (albümin) sentezinin azaldığı ve buna bağlı olarak kanın protein ozmotik basıncının 25 mmHg25\text{ mmHg}'den 18 mmHg18\text{ mmHg}'ye düştüğü gözlenmiştir. Diğer faktörlerin sabit kaldığı varsayıldığında, bu bireyde gerçekleşen değişimlerle ilgili;

I. Kılcal damar boyunca süzülmenin gerçekleştiği damar kesitinin uzunluğu artar.
II. Kılcal damarın toplardamar ucunda doku sıvısından kana geri dönen sıvı miktarı azalır.
III. Dokularda biriken fazla sıvının uzaklaştırılması için lenf kılcallarına birim zamanda geçen sıvı miktarı azalır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Starling Hipotezi'ne göre ozmotik basıncın düşmesi süzülme alanını genişletir ve geri emilim miktarını azaltır (I ve II).
Protein ozmotik basıncının düşmesi (18 mmHg18\text{ mmHg}), kan basıncının ozmotik basınçtan üstün olduğu mesafeyi damarın toplardamar ucuna doğru kaydırır. Bu durum süzülme bölgesinin genişlemesine (I) ve geri emilimin gerçekleştiği net kuvvetin (ozmotik basınç farkı) azalmasıyla geri dönen sıvı miktarının düşmesine (II) neden olur. Sonuç olarak dokularda sıvı birikir (ödem).

Step-by-Step Solution

1
Ozmotik basınç değişiminin süzülme alanına etkisini belirleme
Kanın protein ozmotik basıncı (25 mmHg25\text{ mmHg}'den 18 mmHg18\text{ mmHg}'ye) düştüğünde, kan basıncının (40 mmHg40\text{ mmHg}'den başlayarak) ozmotik basınçtan yüksek olduğu damar kesiti uzar.
Süzülme, kan basıncı > ozmotik basınç olduğu sürece devam eder. Sınır değer 25'ten 18'e indiği için bu eşitliğin sağlandığı nokta toplardamar ucuna yaklaşır.
2
Geri emilim mekanizmasındaki değişimi analiz etme
Geri emilim bölgesi daralır ve doku sıvısından kana çekilen sıvı hacmi azalır.
Toplardamar ucunda ozmotik basınç ile kan basıncı arasındaki fark (net geri emilim basıncı) azaldığı için doku sıvısı kana daha düşük bir kuvvetle döner.
3
Lenf sisteminin ödem durumundaki rolünü değerlendirme
Doku sıvısı miktarı arttığında lenf kılcallarına birim zamanda geçen sıvı miktarı artar.
Doku sıvısında biriken fazla sıvı, doku basıncını artırarak sıvıların lenf kılcallarının kapakçıklarından içeri girmesini teşvik eder. Bu, vücudun ödemi azaltma mekanizmasıdır.

Key Concept

Starling Hipotezi ve Madde Alışverişi Dengesi

Practice More

Yüksek kan basıncının (hipertansiyon) ve doku sıvısı ozmotik basıncının artmasının ödem oluşumu üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 9 / 14Next
İnsan Fizyolojisi Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 9 | Examkin