Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

110 questions

Question 41Question

Yumuşama (Detente) Dönemi ve bu dönemde gerçekleşen bölgesel ile küresel diplomatik gelişmeler dikkate alındığında, aşağıdaki olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Olayların doğru kronolojik sıralaması geçmişten günümüze şu şekildedir: Kırmızı Hat kurulması (1963) -> SALT-I Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi (1972) -> Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması (1975) -> Camp David Antlaşmaları'nın imzalanması (1978) -> SALT-II onay sürecinin durdurulması (1979/1980).
Doğru sıralama, nükleer savaş riskini önlemek için kurulan Kırmızı Hat (1963) ile başlar; ardından nükleer silahların sınırlandırılmasını sağlayan SALT-I (1972) ve Avrupa'daki sınırları ve insan haklarını garanti altına alan Helsinki Nihai Senedi (1975) gelir. Süreç, Mısır ile İsrail arasındaki barış görüşmelerini içeren Camp David Antlaşmaları (1978) ile devam eder ve SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle SALT-II'nin askıya alınması (1979/1980) ile son bulur.

Step-by-Step Solution

1
Olayların gerçekleştiği kesin yılları ve tarihsel bağlamları tespit edin.
Kırmızı Hat'ın kurulması 1963, SALT-I Antlaşması'nın imzalanması 1972, Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması 1975, Camp David Antlaşmaları 1978 ve SALT-II'nin askıya alınması ise SSCB'nin Afganistan'ı işgaliyle bağlantılı olarak 1979/1980 yıllarına aittir.
Doğru kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın kesin tarihsel yerinin belirlenmesi gerekir.
2
Olayları geçmişten günümüze (kronolojik) doğru sıralayın.
1963, 1972, 1975, 1978, 1979/1980.
Soru kökünde kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralama yapılması istenmektedir.

Key Concept

Yumuşama (Detente) Dönemi diplomatik süreçleri ve bölgesel gelişmelerin kronolojisi
Question 42Question

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İtalya'da ortaya çıkan, Benito Mussolini liderliğinde örgütlenen ve 'Kara Gömlekliler' olarak bilinen milis gücünün desteğiyle iktidara gelen totaliter ideoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Faşizm

Answer

İtalya'da Benito Mussolini liderliğinde ortaya çıkan ve Kara Gömlekliler desteğiyle kurulan totaliter ideoloji Faşizm'dir.
İtalya'da Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ekonomik ve sosyal krizler sırasında Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti iktidara gelmiştir. Bu rejimin en önemli milis gücü Kara Gömlekliler'dir. Dolayısıyla doğru cevap Faşizm seçeneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme.
İtalya coğrafyası, Benito Mussolini liderliği ve Kara Gömlekliler milis teşkilatı tespit edilir.
Bu unsurlar İki Savaş Arası Dönem'deki İtalyan rejiminin kurucu unsurlarıdır.
2
Belirlenen unsurlarla ideolojiyi eşleştirme.
Bu özelliklerin tamamı Faşizm ideolojisine aittir.
Faşizm, İtalya'da Mussolini önderliğinde kurulan baskıcı, totaliter yönetim biçimidir.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönemde İtalya'da Faşizmin Yükselişi
Estimated Time:45s
Question 43Question

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) son devlet başkanı Mihail Gorbaçov tarafından uygulanan, ülkedeki siyasi ve toplumsal hayatın daha demokratik ve şeffaf hale getirilmesini amaçlayan, Türkçe karşılığı "açıklık" olan reform politikası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glasnost

Answer

Gorbaçov'un "açıklık" anlamına gelen reform politikası Glasnost'tur.
Mihail Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nde şeffaflık, ifade özgürlüğü ve demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla başlattığı reform hareketinin adı Glasnost'tur (Açıklık).

Step-by-Step Solution

1
Soruda SSCB'nin son döneminde Gorbaçov tarafından uygulanan, şeffaflık ve ifade özgürlüğünü içeren, "açıklık" kelimesiyle ifade edilen politikanın tespit edilmesi.
"Açıklık" kelimesinin Rusça karşılığı ve bu alandaki reform politikasının adı Glasnost olarak belirlenir.
SSCB'nin dağılma sürecindeki temel siyasi reform kavramını doğrudan hatırlamak soruyu çözmek için yeterlidir.

Key Concept

Glasnost ve Perestroika Politikaları
Question 44Question

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikalarına karşı Batı Bloku ile ilişkilerini geliştirmek isteyen Türkiye, hem ulusal güvenliğini korumak hem de bu blokun bir parçası olmak adına çeşitli askeri ve diplomatik girişimlerde bulunmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin bu amaç doğrultusunda Soğuk Savaş Dönemi'nde attığı adımlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Sadabat Paktı'nın imzalanmasında öncülük yapılması

Answer

Sadabat Paktı'nın imzalanmasında öncülük yapılması
Sadabat Paktı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde, 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Dolayısıyla bu gelişme Soğuk Savaş Dönemi (1945-1991) kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle Sadabat Paktı'nın imzalanması seçeneği aranan doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi'nde (1945-1991) Batı Bloku'na yakınlaşma ve güvenlik arayışları çerçevesinde attığ�� adımlar belirlenir.
Girişimlerin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde gerçekleşmiş olması gerektiği saptanır.
Soğuk Savaş Dönemi'nin başlangıç sınırını doğru belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki paktların ve askeri adımların kronolojik tarihleri karşılaştırılır.
Kore Savaşı'na asker gönderilmesi (1950), NATO üyeliği (1952), Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı (1955) gelişmelerinin tamamının Soğuk Savaş yıllarına ait olduğu görülür.
Seçeneklerin tarihsel dönem eşleştirmesini doğru yapmak için gereklidir.
3
Sadabat Paktı'nın imzalanma yılı incelenir.
Sadabat Paktı'nın 1937 yılında, yani İkinci Dünya Savaşı öncesinde imzalandığı ve Soğuk Savaş kapsamına girmediği tespit edilir.
Anakronizm hatasını saptayarak doğru seçeneğe ulaşmak için bu tespit gereklidir.

Key Concept

Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi dış politikası ve bölgesel ittifakları
Question 45Question

Aşağıda verilen bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri liderleri ile bu liderlerin kurucu cumhurbaşkanı oldukları devletleri eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Ebulfeyz Elçibey
Nursultan Nazarbayev
İslam Kerimov
Saparmurat Niyazov

Matches

Show answer & explanation

Answer

Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan ile, Nursultan Nazarbayev Kazakistan ile, İslam Kerimov Özbekistan ile, Saparmurat Niyazov ise Türkmenistan ile eşleşmektedir.
Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan, Nursultan Nazarbayev Kazakistan, İslam Kerimov Özbekistan, Saparmurat Niyazov ise Türkmenistan'ın bağımsızlık sonrasındaki ilk cumhurbaşkanlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Ebulfeyz Elçibey'in kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Ebulfeyz Elçibey, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlık dönemindeki cumhurbaşkanıdır.
Azerbaycan bağımsızlık mücadelesi Elçibey önderliğinde yürütülmüştür.
2
Nursultan Nazarbayev'in kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Nursultan Nazarbayev, Kazakistan'ın kurucu cumhurbaşkanıdır.
Kazakistan'ın bağımsızlık ilanı ve sonrasındaki ilk devlet başkanı Nazarbayev'dir.
3
İslam Kerimov'un kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
İslam Kerimov, Özbekistan'ın bağımsızlık ilanı sonrasındaki ilk cumhurbaşkanıdır.
Özbekistan Cumhuriyeti'nin kuruluşu Kerimov liderliğinde gerçekleşmiştir.
4
Saparmurat Niyazov'un kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Saparmurat Niyazov, Türkmenistan'ın ilk cumhurbaşkanıdır.
Türkmenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra devlet başkanlığı görevini Niyazov üstlenmiştir.

Key Concept

Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında kurulan Türk devletleri ve bu devletlerin kurucu liderleri
Estimated Time:45s
Question 46Question

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de uygulanan iç politika tedbirleri ile dış politikadaki diplomatik geli��meleri ilgili açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Milli Korunma Kanunu
Varlık Vergisi
Adana Konferansı

Matches

Show answer & explanation

Answer

Milli Korunma Kanunu olağanüstü ekonomik denetim yetkileriyle, Varlık Vergisi haksız kazançların vergilendirilmesi ve Aşkale çalışma kamplarıyla, Adana Konferansı ise İsmet İnönü ile Winston Churchill arasındaki diplomatik görüşmeyle eşleşmektedir.
Milli Korunma Kanunu olağanüstü ekonomik denetim yetkileri sunan yasal düzenlemeyle, Varlık Vergisi savaş zenginliğini vergilendiren ve Aşkale yaptırımını içeren düzenlemeyle, Adana Konferansı ise İsmet İnönü ile Winston Churchill arasındaki diplomatik görüşmeyle doğrudan uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Milli Korunma Kanunu'nun içeriğini ve amacını analiz etme
Bu kanunun devlete üretim ve dağıtımı kontrol etme, fiyat belirleme ve zorunlu çalışma getirme gibi geniş yetkiler tanıdığı belirlenir. Bu doğrultuda ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Milli Korunma Kanunu, savaş ekonomisini yönetmek için çıkarılan en kapsamlı yasal tedbirdir.
2
Varlık Vergisi'nin niteliğini ve yaptırımlarını inceleme
Savaş zenginlerini hedef alan bu verginin ödenmemesi durumunda Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderilme cezası içerdiği tespit edilir ve uygun açıklama ile eşleştirilir.
Varlık Vergisi, savaş dönemi uygulamaları içinde en çok tartışılan mali önlemlerden biridir.
3
Adana Konferansı'nın diplomatik önemini değerlendirme
Bu konferansın İngiltere Başbakanı Churchill ve Cumhurbaşkanı İnönü arasında gerçekleşen, Türkiye'nin savaşa girmesini hedefleyen diplomatik bir zirve olduğu belirlenerek eşleştirme tamamlanır.
Adana Konferansı, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'ndaki tarafsızlık politikasını korumak için yürüttüğü aktif diplomasinin önemli bir aşamasıdır.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı Döneminde Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Estimated Time:2m 0s
Question 47Question

1971 yılında ABD masa tenisi takımının Pekin'i ziyaret etmesiyle başlayan ve 'Ping-Pong Diplomasisi' olarak bilinen yakınlaşma süreci, Washington ile Pekin arasındaki buzları eritirken Sovyetler Birliği (SSCB) yönetiminde ciddi bir güvenlik endişesine yol açmıştır. SSCB, bu iki gücün kendisine karşı ortak bir cephe oluşturmasını engellemek amacıyla ABD ile olan gerginliği azaltma yoluna gitmiştir.

Bu durumun, Yumuşama Dönemi'nin gelişim sürecinde aşağıdakilerden hangisine doğrudan zemin hazırladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: ABD ile SSCB arasında stratejik silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması'nın imzalanmasına

Answer

ABD ile SSCB arasında stratejik silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması'nın imzalanmasına
Ping-Pong Diplomasisi ile ABD ve Çin arasında başlayan yakınlaşma, Sovyetler Birliği'ni uluslararası alanda yalnız kalma endişesine sevk etmiştir. SSCB, ABD ile Çin'in kendisine karşı ortak hareket etmesini engellemek ve Doğu Bloku üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla Batı ile ilişkileri yumuşatma politikasını hızlandırmıştır. Bu stratejik adımın en doğrudan ve somut sonucu, 1972 yılında Moskova'da imzalanan ve nükleer silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Ping-Pong Diplomasisi'nin diplomatik niteliğini ve aktörlerini analiz etmek.
Bu diplomasinin, 1971 yılında ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri normalleştirme adımı olduğu belirlenir.
Olayın hangi dönemde ve hangi ülkeler arasında gerçekleştiğini doğru konumlandırmak gerekir.
2
Gelişmenin Sovyetler Birliği (SSCB) üzerindeki jeopolitik etkisini değerlendirmek.
ABD ile Çin'in yakınlaşması, iki cepheli bir baskı altında kalmaktan çekinen SSCB'yi diplomatik olarak yalnızlaşma korkusuna sevk etmiştir.
SSCB'nin bu yakınlaşmaya karşı kendi güvenliğini sağlamak adına ABD ile doğrudan masaya oturma ihtiyacı hissettiğini kavramak önemlidir.
3
Yumuşama Dönemi'nin bu diplomatik manevra sonrasındaki en büyük somut çıktısını tespit etmek.
SSCB lideri Brejnev ile ABD Başkanı Nixon'ın 1972 yılında Moskova'da bir araya gelerek nükleer silahların sınırlandırılmasını sağlayan SALT-I Antlaşması'nı imzalaması bu sürecin doğrudan sonucudur.
Ping-Pong Diplomasisi'nin yarattığı stratejik dengenin Yumuşama Dönemi antlaşmalarına giden yolu açtığı sonucuna ulaşılır.

Key Concept

Ping-Pong Diplomasisi ve ABD-Çin yakınlaşmasının SSCB-ABD ilişkilerine (SALT-I) etkisi
Question 48Question

1990'lı yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme süreci, çevre sorunlarının da küresel ölçekte ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla sera gazı salınımlarını azaltmayı hedefleyen ve 1997 yılında imzalanan uluslararası belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kyoto Protokolü

Answer

Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla sera gazı salınımlarını kısmayı hedefleyen ve 1997 yılında imzalanıp 2005 yılında yürürlüğe giren uluslararası çevre belgesidir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda belirtilen küreselleşme süreci, çevre sorunları, sera gazı salınımı ve 1997 yılı gibi temel verileri analiz etmek.
İncelenen belgenin küresel ısınmayı önlemeye yönelik bir çevre antlaşması olması gerektiği anlaşılır.
Soru kökündeki ipuçları doğru konseptin sınırlarını çizmemizi sağlar.
2
Seçeneklerde sunulan antlaşma ve belgeleri tarihleri ile amaçları bakımından karşılaştırmak.
Kyoto Protokolü dışındaki seçeneklerin siyasi, askeri veya bölgesel entegrasyona yönelik olduğu, sadece Kyoto Protokolü'nün çevre sorunlarına odaklandığı görülür.
Konsept dışı olan seçeneklerin elenmesiyle doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Küresel Çevre Sorunları ve Kyoto Protokolü
Estimated Time:45s
Question 49Question

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nın fiilen sona ermek üzere olduğu 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan etmiştir. Türkiye'nin savaşın son günlerinde aldığı bu kararın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurucu üyeleri arasında yer almak

Answer

San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurucu üyeleri arasında yer almak
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca fiilen savaş dışı kalmayı başarmış olsa da savaşın son döneminde uluslararası alanda yalnız kalmamak ve savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde söz sahibi olabilmek amacıyla hareket etmiştir. Yalta Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda, 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş Milletler kurucu üyesi olabileceği belirtilmiştir. Türkiye de bu doğrultuda savaş ilan ederek San Francisco Konferansı'na katılmış ve Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerindeki dış politika adımlarını analiz etmek.
Türkiye'nin savaşın sonuna doğru Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan ettiği belirlenir.
Savaş ilanı kararının arkasındaki diplomatik gerekçeyi ortaya koymak.
2
Müttefik Devletler'in Yalta Konferansı'nda aldığı kararları incelemek.
Yalta Konferansı'nda, 1 Mart 1945 tarihine kadar ortak düşmana savaş ilan eden devletlerin yeni kurulacak olan uluslararası teşkilatın kurucu üyesi olabileceği kararının alındığı görülür.
Türkiye'nin kararının uluslararası diplomatik gelişmelerle bağlantısını kurmak.
3
Kararın nihai sonucunu belirlemek.
Türkiye'nin bu kararla San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri olduğu saptanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin Dış Politikası ve Birleşmiş Milletler Kurucu Üyeliği
Estimated Time:1m 30s
Question 50Question

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Türkiye üzerindeki toprak ve Boğazlar'da üs talepleri, Türk dış politikasının yönünü belirlemesinde kritik bir rol oynamıştır. Bu tehdit karşısında güvenlik arayışına giren Türkiye, dış ilişkilerini Batı Bloku ile yakınlaşma temeli üzerine inşa etmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi'nde Batı Bloku ile bütünleşmek ve güvenlik ittifaklarına dahil olmak amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı'nın imzalanmasıyla batı sınırlarının güvence altına alınması

Answer

Balkan Antantı'nın imzalanmasıyla batı sınırlarının güvence altına alınması
Balkan Antantı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde (1934 yılında) Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla imzalanmış bölgesel bir pakt olup Soğuk Savaş Dönemi gelişmeleri arasında yer almaz. Soğuk Savaş Dönemi'nde ise bu doğrultuda 1953 yılında Balkan İttifakı kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soğuk Savaş Dönemi'nin zaman sınırlarının ve bloklaşma süreçlerinin belirlenmesi.
Soğuk Savaş Dönemi, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden (1945) SSCB'nin dağılmasına (1991) kadar geçen süreci ifade eder.
Seçeneklerde verilen gelişmelerin bu döneme ait olup olmadığını doğru tespit edebilmek.
2
Seçeneklerdeki askeri, siyasi ve ekonomik gelişmelerin kronolojik olarak analiz edilmesi.
Truman Doktrini yardımları (1947), OEEC kuruluşu (1948), Kore Savaşı'na asker gönderilmesi (1950) ve NATO üyeliği (1952) Soğuk Savaş yıllarına aittir. Balkan Antantı ise 1934 yılında (İki Savaş Arası Dönem'de) imzalanmıştır.
Türkiye'nin Batı Bloku'na yakınlaşma adımlarını tarihsel dönemlere göre tasnif etmek.
3
Balkan Antantı (1934) ile Balkan Paktı (1953) arasındaki kavramsal farkın ortaya konması.
Balkan Antantı, iki savaş arası dönemde yayılmacı İtalya ve Almanya tehdidine karşı kurulmuşken; Soğuk Savaş döneminde SSCB tehdidine karşı kurulan yapı 1953 tarihli Balkan Paktı'dır.
Seçeneğin anakronizm hatası barındırdığını doğrulamak.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye'nin Batı Bloku'na entegrasyonu ve güvenlik arayışları çerçevesinde attığı adımların kronolojik ve kavramsal ayrımı.
Question 51Question

1973 Yom Kippur Savaşı'ndan sonra ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın yürüttüğü "Mekik Diplomasisi" sonucunda Mısır ile İsrail arasındaki ilişkilerde yumuşama yaşanmış ve nihayetinde 1978 yılında ABD başkanının arabuluculuğunda Camp David Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Mısır, İsrail'i resmen tanıyan ilk Arap devleti olmuştur.

Buna göre, Camp David Antlaşmas��'nın Yumuşama Dönemi'nde Orta Doğu'daki güç dengeleri ve Soğuk Savaş bloklaşması üzerindeki etkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Mısır'ın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) nüfuz alanından çıkarak ABD eksenine kayması ve bölgedeki Amerikan etkinliğinin artması

Answer

Mısır'ın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) nüfuz alanından çıkarak ABD eksenine kayması ve bölgedeki Amerikan etkinliğinin artması
Camp David Antlaşması, Mısır'ın SSCB ile olan bağlarını kopararak ABD öncülüğündeki diplomatik sürece dahil olduğunu gösterir. Bu durum, Orta Doğu'daki güç dengelerini kökten değiştirerek Sovyet nüfuzunu zayıflatmış ve Amerikan hegemonyasını pekiştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Camp David Antlaşması'na giden tarihsel süreci ve Mısır'ın Soğuk Savaş'taki konumunu analiz etmek
Mısır, 1950 ve 1960'larda Cemal Abdünnasır döneminde SSCB ile yakın askeri ve ekonomik ilişkiler kurmuş ve Sovyetler Birliği'nin Orta Doğu'daki en önemli müttefiki olmuştur.
Mısır'ın önceki dış politika yönelimini belirlemek, Camp David sonrasındaki değişimi anlamak için gereklidir.
2
Camp David Antlaşması'nın (1978) taraflarını, arabulucusunu ve temel sonuçlarını değerlendirmek
Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, İsrail Başbakanı Menahem Begin ile ABD Başkanı Jimmy Carter arabuluculuğunda bu antlaşmayı imzalamıştır. Mısır, İsrail'i resmen tanıyan ilk Arap devleti olmuştur.
Antlaşmanın diplomatik niteliğini ve kimlerin gözetiminde yapıldığını saptamak amacına yöneliktir.
3
Bu diplomatik gelişmenin küresel güç blokları arasındaki rekabete yansımasını yorumlamak
Mısır, bu antlaşma ile Sovyet nüfuzundan tamamen kopmuş, ABD ekseninde bir dış politika izlemeye başlamıştır. Bu durum, SSCB'nin Orta Doğu'daki en büyük kalesini kaybetmesi anlamına gelmektedir.
Soruda istenen güç dengeleri ve bloklaşma üzerindeki etkiyi doğrudan saptamak için bu analiz gereklidir.

Key Concept

Camp David Antlaşması ve Orta Doğu Güç Dengeleri
Estimated Time:2m 0s
Question 52Question

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru kronolojik sıralama: Milli Korunma Kanunu'nun kabul edilmesi (1940), Varlık Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesi (1942), Adana Konferansı'nın gerçekleştirilmesi (1943) ve Türkiye'nin Mihver Devletleri'ne resmen savaş ilan etmesi (1945) şeklindedir.
Olayların doğru kronolojik sıralaması Milli Korunma Kanunu (1940), Varlık Vergisi (1942), Adana Konferansı (1943) ve Mihver Devletleri'ne savaş ilanı (1945) şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Milli Korunma Kanunu'nun ilan tarihini belirlemek.
Milli Korunma Kanunu 1940 yılında yürürlüğe girmiştir.
Savaş ekonomisinin ilk önlemlerindendir.
2
Varlık Vergisi Kanunu'nun ilan tarihini belirlemek.
Varlık Vergisi Kanunu 1942 yılında çıkarılmıştır.
Savaşın ortalarında haksız kazancı engellemek amaçlanmıştır.
3
Adana Konferansı'nın tarihini belirlemek.
Adana Konferansı 1943 yılının başında düzenlenmiştir.
Müttefiklerin Türkiye'yi savaşa çekme diplomatik çabalarındandır.
4
Türkiye'nin savaş ilan ettiği tarihi belirlemek.
Türkiye, Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.
Savaş sonrası düzenlenecek olan San Francisco Konferansı'na kurucu üye olarak katılabilmek amaçlanmıştır.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin iç politika önlemleri ve dış politika diplomasisi
Question 53Question

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu ve Batı bloklarının şekillenmesinde etkili olan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütünün kurulması (16 Nisan 1948), Berlin Ablukası'nın başlaması (24 Haziran 1948), Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kurulması (23 Mayıs 1949) ve Varşova Paktı'nın kurulması (14 Mayıs 1955) şeklindedir.
Tarihsel sıralamaya göre, Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (OEEC) 16 Nisan 1948'de kurulmuş, Berlin Ablukası 24 Haziran 1948'de başlamış, Federal Almanya Cumhuriyeti 23 Mayıs 1949'da ilan edilmiş ve Varşova Paktı ise 14 Mayıs 1955'te imzalanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
İlk gelişme olan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütünün (OEEC) kuruluş tarihini belirlemek.
16 Nisan 1948
Marshall Planı yardımlarının yönetimini üstlenen OEEC, bu listedeki en erken tarihli gelişmedir.
2
Berlin Ablukası'nın başlangıç tarihini tespit etmek.
24 Haziran 1948
SSCB, Batılı devletlerin Almanya politikalarına karşılık olarak Berlin'i abluka altına almıştır.
3
Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kuruluş zamanını saptamak.
23 Mayıs 1949
Abluka ve gerginliğin ardından Batı işgal bölgeleri birleştirilerek Batı Almanya Devleti kurulmuştur.
4
Varşova Paktı'nın imza tarihini bulmak.
14 Mayıs 1955
Batı Almanya'nın NATO'ya dahil edilmesine tepki olarak Doğu Bloku bu askeri paktı kurmuştur.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi'nde bloklaşmaların askeri ve siyasi dönüm noktalarının kronolojisi.
Question 54Question

Doğu ve Batı blokları arasında silah kontrolünü ve nükleer savaş riskini azaltmayı amaçlayan Yumuşama Dönemi diplomatik girişimleri, 1970'lerin sonlarında yaşanan bölgesel çatışmalar ve doğrudan askeri müdahaleler nedeniyle sekteye uğramıştır.

Bu doğrultuda, ABD ve SSCB arasında imzalanmasına rağmen SSCB'nin gerçekleştirdiği askeri müdahale sonucu ABD Senatosu tarafından onaylanmayan antlaşma ve bu duruma yol açan askeri gelişme aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: SALT-II Antlaşması - SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi

Answer

SALT-II Antla��ması ve SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi
Doğru cevap SALT-II Antlaşması ve SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi seçeneğidir. 1979 yılında Viyana'da imzalanan SALT-II Antlaşması, nükleer silahların sınırlandırılmasında önemli bir adım olmasına rağmen, SSCB'nin aynı yılın sonunda Afganistan'ı işgal etmesi üzerine ABD Senatosu tarafından onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiştir. Bu gelişme Yumuşama Dönemi'nin fiilen bitişini simgeler.

Step-by-Step Solution

1
Yumuşama Dönemi'nde ABD ve SSCB arasında stratejik silahları sınırlandırmak amacıyla yapılan görüşmeleri ve imzalanan antlaşmaları belirleyin.
Bu dönemde imzalanan ana antlaşmalar SALT-I ve SALT-II'dir. Ancak bu iki antlaşmadan sadece SALT-II onay sürecinde kalmış ve yürürlüğe girmemiştir.
Soru kökündeki 'imzalanmasına rağmen onaylanmayan antlaşma' ifadesi bizi SALT-II Antlaşması'na götürür.
2
1979 yılında gerçekleşen ve iki süper güç arasındaki ilişkileri gererek bu antlaşmanın ABD Senatosu'nca onaylanmasını engelleyen askeri olayı saptayın.
Sovyetler Birliği'nin 1979 yılı aralık ayında Afganistan'ı işgal etmesi, ABD ile SSCB arasındaki Yumuşama sürecini sona erdirmiş ve antlaşmanın onaylanmasını engellemiştir.
SALT-II'nin askıya alınmasına sebep olan bölgesel çatışma/müdahale saptanmış olur.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde silahların sınırlandırılması çabaları ve dönemi sona erdiren askeri-diplomatik gelişmeler
Question 55Question

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan ederken hem kendi iç dinamikleriyle mücadele etmiş hem de uluslararası alanda yeni diplomatik ve siyasi ortaklıklar kurmaya çalışmışlardır. Bu süreçte cumhuriyetlerin kurucu liderleri ve yürüttükleri politikalar, yeni devletlerin uluslararası sistemle entegrasyonunda belirleyici olmuştur.

Buna göre, SSCB'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri ve bu süreçte yaşanan diplomatik gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Türk cumhuriyetleri, Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucu üyeleri olmuşlardır.

Answer

Türk cumhuriyetleri, Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucu üyeleri olmuşlardır ifadesi söylenemez.
Söylenemez olan yargı, Türk cumhuriyetlerinin Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucuları olduğunu iddia eden seçenektir. Gerçekte Minsk Anlaşması yalnızca Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanmış; Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Azerbaycan gibi Türk devletleri bu sürece daha sonra 21 Aralık 1991'deki Alma-Ata Protokolü ile kurucu üye sıfatıyla eklemlenmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde yer alan Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlık süreçleri ve kurucu liderlerinin politikaları analiz edilir.
Azerbaycan'da Elçibey ve Halk Cephesi'nin, Kazakistan'da Nazarbayev'in nükleer silahsızlanma politikasının, Özbekistan'da Kerimov'un pamuk monokültürünü değiştirme çabalarının tarihsel olarak doğru olduğu teyit edilir.
Tarihsel kişi ve ülke eşleştirmelerinin doğruluğunu denetlemek.
2
Gorbaçov'un dağılmayı engellemek için geliştirdiği diplomatik ve siyasi reform çabaları değerlendirilir.
Yeni Birlik Antlaşması'nın cumhuriyetlerin yetkilerini artırmayı amaçlayan bir dağılmayı önleme projesi olduğu doğrulanır.
Gorbaçov reformlarının amacını ve içeriğini saptamak.
3
Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluş aşamaları kronolojik ve diplomatik olarak incelenir.
8 Aralık 1991 tarihli Minsk Anlaşması'nın yalnızca üç Slav devleti (Rusya, Ukrayna, Belarus) tarafından imzalandığı; Türk cumhuriyetlerinin ise ancak 21 Aralık 1991'deki Alma-Ata Protokolü ile topluluğa dahil olduğu tespit edilir.
Minsk Anlaşması ile Alma-Ata Protokolü arasındaki katılımcı farkını ayırt ederek yanlış olan yargıyı belirlemek.

Key Concept

Bağımsız Devletler Topluluğu'nun kuruluşu, Minsk Anlaşması ve Alma-Ata Protokolü farkı
Estimated Time:2m 0s
Question 56Question

Yumuşama Dönemi'nde (Detente) yaşanan bölgesel çatışmaları, diplomatik yakınlaşmaları ve silahsızlanma çabalarını analiz etmek amacıyla sol sütunda verilen tarihsel gelişmeleri, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Helsinki Nihai Senedi
Camp David Antlaşmaları
Küba Buhranı
SALT-I Antla��ması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Helsinki Nihai Senedi güvenlik ve insan hakları mutabakatıyla, Camp David Antlaşmaları Mısır'ın İsrail'i tan��masıyla, Küba Buhranı nükleer kriz sonrası yumuşamayı başlatmasıyla, SALT-I Antlaşması ise ilk nükleer silah sınırlandırma anlaşması olmasıyla doğru bir şekilde eşleşir.
Helsinki Nihai Senedi bloklar arası güvenlik ve insan hakları ilkelerini güvence altına almıştır. Camp David Antlaşmaları Mısır'ın İsrail'i tanımasını sağlamıştır. Küba Buhranı nükleer savaş tehlikesinin ardından yumuşamayı tetikleyen krizdir. SALT-I ise iki süper güç arasındaki ilk resmi silah sınırlandırma anlaşmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Küba Buhranı'nın Soğuk Savaş ve Yumuşama üzerindeki etkileri değerlendirilir.
Bu krizin nükleer savaş tehlikesini önleme noktasında tarafları diyaloğa yönelttiği ve yumuşamayı başlattığı tespit edilerek ilk kriz açıklaması ile eşleştirilir.
Yumuşama Dönemi'nin başlangıç noktası Küba Buhranı sonrası kurulan kırmızı hat ve nükleer uzlaşmadır.
2
SALT-I Antlaşması'nın savunma ve nükleer silahlar alanındaki niteliği analiz edilir.
Stratejik silahların sınırlandırılmasına dair imzalanan ilk resmi antlaşma olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
SALT antlaşmaları nükleer silah sınırlandırmasında atılan ilk somut adımı oluşturur.
3
Helsinki Nihai Senedi ve Camp David Antlaşmaları'nın siyasi kazanımları incelenir.
Helsinki belgesi bloklar arası genel güvenlik ve insan hakları taahhütleriyle, Camp David ise Mısır-İsrail barışıyla eşleştirilerek süreç tamamlanır.
Bu iki belge, sırasıyla Avrupa genelinde yumuşama iklimini kurumsallaştırmış ve Ortadoğu'daki bölgesel çatışmaları diplomatik çözüme kavuşturmuştur.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nin diplomatik adımları ve bölgesel krizlerinin özellikleri
Question 57Question

1962 yılında yaşanan Küba Buhranı, Doğu ve Batı bloklarını nükleer bir savaşın eşiğine getirmiştir. Bu krizin ardından iki süper güç, benzer gerginliklerin kontrolden çıkmasını önlemek amacıyla ilişkileri yumuşatma sürecine (Detant) girmiştir.

Buna göre, Küba Buhranı'nın hemen ardından ABD ve SSCB liderleri arasında kriz anlarında doğrudan ve hızlı iletişimi sağlamak amacıyla atılan ilk somut adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Moskova ile Washington arasında doğrudan bir iletişim hattı olan "Kırmızı Telefon" hattının kurulması

Answer

Moskova ile Washington aras��nda doğrudan bir iletişim hattı olan "Kırmızı Telefon" hattının kurulması
Küba Buhranı'nda nükleer savaşın eşiğine gelinmesi üzerine, ABD ve SSCB liderlerinin kriz anlarında hızlı ve doğrudan iletişim kurabilmesi amacıyla 1963 yılında Moskova (Kremlin) ile Washington (Beyaz Saray) arasında Kırmızı Telefon hattı kurulmuştur. Bu gelişme, Yumuşama Dönemi'nin ilk ve en somut diplomatik adımlarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarihsel arka planı analiz etme
Soruda 1962 Küba Buhranı sonrasında başlayan Yumuşama Dönemi'nde, iki blok lideri arasında doğrudan iletişimi sağlamak için atılan ilk somut adımın sorulduğu belirlenir.
Sorunun kökünü doğru anlamak ve aranan gelişmenin amacını tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki gelişmelerin kronolojik ve kavramsal ilişkilerini değerlendirme
Truman Doktrini (1947) ve Varşova Paktı (1955) Soğuk Savaş'ın tırmanma dönemine aittir. SALT-I (1972) ve Helsinki Nihai Senedi (1975) ise Yumuşama Dönemi'ne ait olmakla birlikte Küba Buhranı'nın hemen ardından doğrudan iletişimi kurmak amacıyla atılan ilk adım değildir.
Yanlış seçenekleri kronolojik ve amaca uygunluk açısından elemek için bu analiz yapılır.
3
Küba Buhranı'nın doğrudan diplomatik sonucunu belirleme
Küba Buhranı sırasında yaşanan iletişim kopukluğunun nükleer savaşa yol açabileceğini fark eden taraflar, 1963 yılında Kremlin ile Beyaz Saray arasında doğrudan bağlantı sağlayan 'Kırmızı Telefon' hattını kurmuştur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için krizin hemen sonrasındaki en net diplomatik sonucu belirlemek gerekir.

Key Concept

Küba Buhranı ve Yumuşama Dönemi diplomatik girişimleri
Estimated Time:1m 30s
Question 58Question

Aşağıda verilen yeni bağımsız Türk cumhuriyetlerini ve liderlerini, bağımsızlık süreçlerinde öne çıkan en belirgin tarihi gelişme, sorun veya politikalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Ebulfeyz El��ibey liderliğindeki Azerbaycan
Nursultan Nazarbayev liderliğindeki Kazakistan
Saparmurat Niyazov liderliğindeki Türkmenistan
İslam Kerimov liderliğindeki Özbekistan

Matches

Show answer & explanation

Answer

Ebulfeyz Elçibey liderliğindeki Azerbaycan - Kara Yanvar ve Dağlık Karabağ mücadelesi; Nursultan Nazarbayev liderliğindeki Kazakistan - Semipalatinsk nükleer alanının kapatılması ve Alma-Ata Protokolleri; Saparmurat Niyazov liderliğindeki Türkmenistan - Daimi Tarafsızlık statüsü; İslam Kerimov liderliğindeki Özbekistan - Aral Gölü ekolojik krizi ve Fergana Vadisi etnik çatışmaları ile eşleşmelidir.
Yeni bağımsız Türk cumhuriyetleri, kendi kurucu liderleri döneminde farklı sosyo-ekonomik ve politik sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Azerbaycan bağımsızlık sürecinde Kara Yanvar katliamını yaşamış ve Karabağ işgaliyle mücadele etmiştir. Kazakistan nükleer silahlardan arınmayı seçip Alma-Ata Protokolleri'ne ev sahipliği yapmıştır. Türkmenistan dış politikada Daimi Tarafsızlık statüsünü benimsemiş, Özbekistan ise Aral Gölü krizi ve Fergana Vadisi'ndeki etnik gerilimlerle uğraşmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Azerbaycan'ın bağımsızlık sürecini ve kurucu lideri Ebulfeyz Elçibey dönemindeki temel gelişmeleri analiz etmek.
Ocak 1990'daki Kara Yanvar (Kanlı Ocak) katliamı ve Ermenistan ile yaşanan Dağlık Karabağ sorunu Azerbaycan ile eşleşir.
Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesi ve toprak bütünlüğü arayışının merkezinde bu iki olay yer alır.
2
Kazakistan'ın bağımsızlık sürecini ve Nursultan Nazarbayev'in nükleer politikasını değerlendirmek.
Semipalatinsk Nükleer Test Alanı'nın kapatılması ve BDT'nin temelini atan Alma-Ata Zirvesi Kazakistan ile eşleşir.
Nazarbayev liderliğindeki Kazakistan, nükleer silahlardan arınmayı devlet politikası olarak benimsemiştir.
3
Türkmenistan'ın dış politika stratejisini ve Saparmurat Niyazov dönemini incelemek.
BM Genel Kurulu tarafından resmen kabul edilen Daimi Tarafsızlık statüsü Türkmenistan ile eşleşir.
Türkmenistan bağımsızlık sonrasında bölgesel ittifakların dışında kalmak amacıyla tarafsızlık politikasına yönelmiştir.
4
Özbekistan'ın bağımsızlık sonrası karşılaştığı iç sorunları ve İslam Kerimov dönemini değerlendirmek.
Aral Gölü ekolojik krizi ve Fergana Vadisi etnik çatışmaları Özbekistan ile eşleşir.
Sovyet pamuk tarımı politikası en çok Özbekistan coğrafyasını ve toplumsal yapısını etkilemiştir.

Key Concept

SSCB'nin dağılması sonrası bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinin kurucu liderleri, karşılaştıkları sosyo-ekonomik/siyasi sorunlar ve izledikleri temel dış politika stratejileri.
Question 59Question

Doğu ve Batı blokları arasındaki ilişkileri yumuşatmak ve güvenlik, iş birliği ile insan hakları konularında ortak standartlar belirlemek amacıyla 1975 yılında Helsinki Nihai Senedi imzalanmıştır. Bu senedin imzalanması, Yumuşama Dönemi'nin diplomatik zirvesi olarak kabul edilmektedir.

Buna göre, Helsinki Nihai Senedi'nin getirdiği 'devletlerin egemen eşitliği, toprak bütünlüğü ve iç işlerine karışmama' gibi ilkelerin kısa süre içinde ihlal edildiğinin en somut kanıtı olarak aşağıdaki gelişmelerden hangisi gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: SSCB'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesi

Answer

SSCB'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesi
Helsinki Nihai Senedi (1975), Soğuk Savaş döneminde bloklar arası gerginliği azaltarak sınırların değişmezliğini ve egemenlik haklarını korumayı taahhüt etmiştir. SSCB'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesi, bu senedin getirdiği temel ilkelerin en bariz şekilde ihlal edilmesidir. Bu olay aynı zamanda Yumuşama Dönemi'nin sona ermesinde belirleyici olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Helsinki Nihai Senedi'nin içeriği ve temel ilkeleri analiz edilir.
Senedin egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve devletlerin iç işlerine karışmama gibi prensipler getirdiği belirlenir.
Sorunun kökünde vurgulanan ilkelerin ne anlama geldiğini anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik sırası ve niteliği incelenir.
Helsinki Nihai Senedi'nden (1975) sonra gerçekleşen ve bağımsız bir devletin egemenliğini hedef alan tek askeri müdahalenin SSCB'nin 1979'daki Afganistan işgali olduğu tespit edilir.
Kronolojik ve niteliksel değerlendirme ile senedin ihlalini gösteren olayı saptamak gerekir.
3
Doğru seçenek ile yanlış seçenekler karşılaştırılarak elenir.
1979'daki Afganistan işgali doğrudan egemenlik ihlali iken diğer seçeneklerin ya kronolojik olarak daha önce yaşandığı ya da barışçıl süreçler olduğu görülür.
Yanıtın doğruluğunu kesinleştirmek için kritiktir.

Key Concept

Helsinki Nihai Senedi İlkeleri ve Yumuşama Dönemi'nin Sonu
Estimated Time:2m 0s
Question 60Question

8 Aralık 1991 tarihinde Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Beyaz Rusya liderleri Brest şehri yakınlarında bir araya gelerek Minsk Anlaşması’nı imzalamış ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun (BDT) kurulduğunu ilan etmişlerdir. Ancak Slav kökenli bu üç cumhuriyetin kendi aralarında aldığı bu karar, kurucu sürecin dışında bırakılan Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde derin bir güvensizlik ve dışlanma kaygısı doğurmuştur. Yaşanan bu diplomatik krizin aşılması amacıyla Kazakistan’ın ev sahipliğinde toplanan liderler, topluluğun kapsayıcılığını artıran yeni bir adım atmışlardır.

Bu tarihsel süreç doğrultusunda, Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin de BDT’nin kurucu üyeleri arasında eşit statüde yer almasını sağlayan ve Sovyetler Birliği’nin hukuken sona erdiğini tescilleyen uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması

Answer

Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması
Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması seçeneği doğrudur çünkü 21 Aralık 1991'de imzalanan bu protokol, Minsk Anlaşması ile kurulan BDT'ye Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin de kurucu üye olarak katılmasını sağlamış ve Sovyetler Birliği'nin hukuki varlığının sona erdiğini resmi olarak dünyaya duyurmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Minsk Anlaşması'nin Orta Asya Türk cumhuriyetleri üzerindeki diplomatik etkisini belirlemek.
Minsk Anlaşması'nın yalnızca üç Slav devletince imzalanmasının Türk devletlerinde dışlanma hissi ve tepki yarattığı saptanır.
Sorudaki diplomatik krizin kaynağını doğru tespit etmek çözüme ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Kazakistan'ın girişimiyle toplanan zirvenin ve imzalanan belgenin adını araştırmak.
Kazakistan'ın ev sahipliğinde 21 Aralık 1991'de toplanan liderlerin Alma-Ata Protokolü'nü imzalayarak BDT'yi genişlettiği belirlenir.
Türk devletlerinin kurucu üye sıfatıyla topluluğa dahil olmasını sağlayan temel diplomatik belgeyi teşhis etmek gerekir.
3
Gelişmenin Sovyetler Birliği'nin hukuki statüsüne etkisini doğrulamak.
Alma-Ata Protokolü ile 11 eski Sovyet cumhuriyeti BDT çatısı altında birleşmiş ve SSCB resmen ve hukuken tarihe karışmıştır.
Bulunan belgenin sorudaki tüm öncül koşulları (hem Türk devletlerinin katılımı hem de SSCB'nin hukuken bitişi) karşıladığını teyit etmek için bu değerlendirme yapılır.

Key Concept

Sovyetler Birliği'nin Dağılışı ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) Genişleme Süreci
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 3 / 6Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 3 | Examkin