Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

110 questions

Question 61Question

Yumuşama Dönemi'nde yaşanan ve Doğu-Batı blokları arasındaki ilişkiler ile bölgesel dengeleri etkileyen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Süper güçlerin nükleer savaş eşiğine geldiği Küba Füze Krizi (1962), ardından ABD-Çin yak��nlaşmasını başlatan Ping-Pong Diplomasisi (1971), Orta Doğu barışı için imzalanan Camp David Sözleşmesi (1978) ve son olarak Yumuşama Dönemi'ni bitiren SSCB'nin Afganistan'ı işgali (1979) şeklinde sıralanmalıdır.
Sıralama kronolojik olarak Küba Füze Krizi (1962), Ping-Pong Diplomasisi (1971), Camp David Sözleşmesi (1978) ve SSCB'nin Afganistan'ı işgali (1979) şeklinde olmalıdır. Bu sıralama olayların gerçekleştiği yıllara tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Küba Füze Krizi'nin tarihini belirleme
Küba Füze Krizi 1962 yılında gerçekleşmiştir ve Yumuşama Dönemi'ne geçiş sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir.
Olayların kronolojik sırasını tespit etmek amacıyla başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Ping-Pong Diplomasisi'nin tarihini belirleme
ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin yumuşamasını sağlayan bu gelişme 1971 yılında gerçekleşmiştir.
1960'lardan sonraki diplomatik yakınlaşma adımlarını sıraya koymak için bu tarihe ihtiyaç vardır.
3
Camp David Sözleşmesi'nin tarihini belirleme
Arap-İsrail savaşlarının ardından Mısır ve İsrail arasında imzalanan bu barış sözleşmesi 1978 yılına aittir.
Orta Doğu'daki bölgesel çatışmaların çözümü çerçevesinde gerçekleşen bu olayı doğru sıraya yerleştirmek gerekir.
4
Afganistan'ın işgali tarihini belirleme
SSCB'nin Afganistan'ı işgali 1979 yılının sonlarında gerçekleşmiştir ve bu olay Yumuşama Dönemi'nin sonunu işaret eder.
Sıralamadaki en son kronolojik olayı belirleyerek dizilimi tamamlamak gerekir.

Key Concept

Yumuşama Dönemi (Detente) kronolojisi ve bölgesel çatışmaların diplomatik yansımaları
Question 62Question

Yumuşama Dönemi'nde (Detente) küresel ve bölgesel barışı sağlamak amacıyla hayata geçirilen diplomatik girişimler ile bu girişimlerin temel amaç veya sonuçlarını eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Nixon Doktrini
Taşkent Deklarasyonu
SALT-I Antlaşması
Helsinki Nihai Senedi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Nixon Doktrini ile Güneydoğu Asya'dan çekilme; Taşkent Deklarasyonu ile Keşmir Sorunu çatışmalarının durdurulması; SALT-I Antlaşması ile nükleer silahlanma yarışının sınırlandırılması; Helsinki Nihai Senedi ile güvenlik, ekonomik iş birliği ve insan hakları ilkelerinde uzlaşılması doğru eşleşmelerdir.
Nixon Doktrini müttefiklerin kendi güvenliğine ve Vietnam'dan çekilmeye, Taşkent Deklarasyonu Keşmir Sorunu'na, SALT-I stratejik nükleer silah sınırlandırmasına, Helsinki Nihai Senedi ise bloklar arası insan hakları ve sınırlara ilişkindir.

Step-by-Step Solution

1
Nixon Doktrini kavramını analiz etme
Nixon Doktrini, ABD'nin Vietnam'daki başarısızlığının ardından müttefiklerine savunmada kendi sorumluluklarını yükleme ve bölgeden çekilme politikasını içerir.
Kavramın bölgesel askeri sorumluluklarla ilişkisini kurmak.
2
Taşkent Deklarasyonu'nu inceleme
SSCB ara buluculuğunda imzalanan Taşkent Deklarasyonu, Keşmir Sorunu nedeniyle Hindistan ile Pakistan arasındaki çatışmaları sonlandırmıştır.
Çatışma çözümü ve ara buluculuk rolünü tespit etmek.
3
SALT-I Antlaşması'nı değerlendirme
SALT-I, ABD ile SSCB arasında stratejik nükleer silahları sınırlandıran ilk resmi sözleşmedir.
Silahsızlanma sürecinin ilk somut adımını belirlemek.
4
Helsinki Nihai Senedi'nin kapsamını belirleme
Helsinki Nihai Senedi, güvenlik, ekonomik iş birliği ve insan hakları gibi başlıklarla bloklar arası ilişkileri kurumsallaştırmıştır.
Yumuşama döneminin zirve noktasını ve evrensel boyutunu tanımlamak.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'ndeki silahsızlanma çabaları, bölgesel uzlaşı diplomatik belgeleri ve ittifak politikaları.
Estimated Time:2m 0s
Question 63Question

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte küreselleşen dünyada etnik, dini ve siyasi kaynaklı bölgesel krizler yoğunlaşmıştır. Bu krizlere yönelik uluslararası kuruluşların müdahaleleri ve bu krizlerin sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Birleşmiş Milletler, Keşmir Sorunu'nun çözümü için 1948 yılında bölgede halk oylaması (plebisit) yapılması kararı almış; Hindistan ise bu kararı, o dönem bölgede internet altyapısı bulunmadığı için kamuoyu oluşturulamayacağı gerekçesiyle reddetmiştir.

Answer

Birleşmiş Milletler'in Keşmir Sorunu için 1948'de aldığı halk oylaması kararının Hindistan tarafından internet altyapısı eksikliği gerekçesiyle reddedildiğini öne süren ifade yanlıştır.
Doğru cevap, Keşmir Sorunu'nda Birleşmiş Milletler'in aldığı halk oylaması kararının internet altyapısı eksikliği gerekçe gösterilerek Hindistan tarafından reddedildiğini savunan ifadedir. İnternet teknolojisi 1989 yılında icat edilmiş ve 1990'lı yıllardan itibaren küresel olarak yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla 1948 yılındaki bir olayda internetin bulunmamasının bir gerekçe veya engel olarak sunulması tarihsel bir anakronizmdir.

Step-by-Step Solution

1
Seçenekte belirtilen tarihsel olay ile teknolojik gelişmenin zaman çizelgesini karşılaştırmak.
Birleşmiş Milletler'in Keşmir konusundaki halk oylaması kararı 1948 yılına aittir. İnternet (World Wide Web) ise 1989 yılında icat edilmiş ve 1990'larda yaygınlaşmıştır.
1948 yılındaki bir reddetme gerekçesi olarak internet teknolojisinin gösterilmesinin mantık dışı ve kronolojik olarak tutarsız (anakronizm) olduğunu saptamak.
2
Diğer seçeneklerdeki bölgesel krizleri ve uluslararası müdahaleleri tarihsel gerçeklik açısından doğrulamak.
Minsk Grubu'nun kuruluşu (1992), NATO'nun Kosova müdahalesi (1999), I. Körfez Savaşı (1990-1991) ve Hindistan-Pakistan nükleer denemelerinin (1998) doğru bilgiler olduğunu teyit etmek.
Yanlış olan tek yargının kronolojik hata barındıran Keşmir ve internet konulu seçenek olduğunu kesinleştirmek.

Key Concept

Küreselleşen dünyadaki bölgesel krizlerin neden-sonuç ilişkileri ve kronolojik analizi
Estimated Time:2m 0s
Question 64Question

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasının ardından Orta Asya'da sınır güvenliğini sağlamak, askeri alanda güven artırıcı önlemler almak ve bölgesel iş birliğini geliştirmek amacıyla 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla "Şanghay Beşlisi" adıyla bir mekanizma oluşturulmuştur. Bu yapılanma, 2001 yılında Özbekistan'ın da katılımıyla kurumsal ve kalıcı bir uluslararası örgüte dönüşmüştür.

Bu parçada kuruluşu ve gelişim süreci hakkında bilgi verilen uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şanghay İşbirliği Örgütü

Answer

Şanghay İşbirliği Örgütü
Parçada belirtilen 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan 'Şanghay Beşlisi' oluşumu, 2001 yılında Özbekistan'ın da katılmasıyla Şanghay İşbirliği Örgütü adını almıştır. Bu doğrultuda doğru cevap Şanghay İşbirliği Örgütü seçeneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki tarihsel ipuçlarını analiz etme
Örgütün temellerinin 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla 'Şanghay Beşlisi' adıyla atıldığı belirlenir.
Kuruluş yılı ve kurucu üyeler doğru yapıyı belirlemede kritik verilerdir.
2
Dönüşüm sürecini ve yeni katılımı değerlendirme
2001 yılında Özbekistan'ın katılımıyla kurumsallaşan yapının Şanghay İşbirliği Örgütü olduğu sonucuna ulaşılır.
2001 yılındaki bu genişleme ve kurumsallaşma adımı Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kuruluşunu tamamlamıştır.

Key Concept

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kuruluşu ve tarihsel gelişimi
Question 65Question

Aşağıda, küreselleşen dünyada karşılaşılan bölgesel sorunlar ile çağdaş bilimsel gelişmelere dair bazı başlıklar ve bunlara ilişkin açıklamalar karışık olarak verilmiştir. Bu başlıkları ilgili oldukları en doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Keşmir İhtilafı
Şanghay İşbirliği Örgütü
Dolly'nin Klonlanması
Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsü Sorunu

Matches

Show answer & explanation

Answer

Keşmir İhtilafı ile İngiltere sonrası Hindistan-Pakistan egemenlik mücadelesi; Şanghay İşbirliği Örgütü ile Soğuk Savaş sonrası tek kutupluluğa karşı kurulan birlik; Dolly'nin Klonlanması ile biyoteknolojideki ilk memeli kopyalama adımı; Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsü Sorunu ile SSCB sonrası kıyıdaş devletlerin enerji paylaşımı anlaşmazlığı eşleşmektedir.
Soruda yer alan tüm bölgesel sorunlar, siyasi yapılar ve bilimsel gelişmeler ilgili tarihsel açıklamalarıyla birebir doğru şekilde örtüştürülmüştür. Keşmir İhtilafı İngiltere sonrası Hindistan-Pakistan gerginliğini; Şanghay İşbirliği Örgütü Soğuk Savaş sonrası tek kutupluluğa karşı kurulan yapıyı; Dolly'nin klonlanması ilk memeli kopyalama başarısını; Hazar Denizi'nin statüsü sorunu ise SSCB sonrası enerji paylaşımı ihtilafını açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Keşmir İhtilafı kavramı analiz edilir.
Güney Asya'da İngiliz sömürgeciliğinin sona ermesinin ardından Pakistan ve Hindistan arasında yaşanan savaş ve gerilimlerle doğrudan ilişkili olduğu görülür.
Tarihsel köken ve aktörler bu eşleşmeyi gerekli kılar.
2
Şanghay İşbirliği Örgütü yapısı incelenir.
Çin ve Rusya öncülüğünde, tek kutuplu dünya düzenine alternatif olarak kurulan siyasi, askeri ve ekonomik ortaklık olduğu anlaşılır.
Küresel güç dengeleri ve güvenlik arayışları bu örgütün varoluş sebebidir.
3
Dolly'nin Klonlanması gelişmesi değerlendirilir.
Yetişkin bir hücre kullanılarak genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olduğu tespit edilir.
Bu olay küreselleşen dünyadaki bilimsel ve biyoteknolojik atılımların en önemli sembollerindendir.
4
Hazar Denizi'nin Hukuki Statüsü Sorunu ele alınır.
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından kıyıdaş cumhuriyetlerin deniz/göl ayrımı üzerinden yaşadığı hidrokarbon paylaşım mücadelesi olduğu fark edilir.
SSCB sonrası sınır sorunları ve ekonomik egemenlik hakları bu konunun merkezindedir.

Key Concept

Küreselleşen dünyada yaşanan bölgesel jeopolitik sorunlar ile bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin tarihsel süreçleri.
Question 66Question

ABD Başkanı Richard Nixon, Vietnam Savaşı’nın getirdiği askeri ve ekonomik yıpranma ile kamuoyu baskısı sonucunda 1969 yılında Guam’da yeni bir dış politika doktrini açıklamıştır. Nixon Doktrini olarak da bilinen bu yaklaşıma göre ABD, müttefiklerine savunma yükümlülüklerini kendileri üstlenmeleri şartıyla askeri ve ekonomik yardım sağlamaya devam edecek ancak doğrudan sıcak çatışmalara asker göndermekten kaçınacaktır.

Buna göre, ABD’nin Nixon Doktrini’ni ilan ederek ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vietnam Savaşı'nın ABD üzerinde oluşturduğu askeri ve finansal yükü azaltarak küresel politikada daha dengeli bir strateji izlemek

Answer

Vietnam Savaşı'nın ABD üzerinde oluşturduğu askeri ve finansal yükü azaltarak küresel politikada daha dengeli bir strateji izlemek
Nixon Doktrini (Guam Doktrini), ABD'nin Vietnam Savaşı'nda yaşadığı büyük başarısızlık, artan asker kayıpları ve iç politikadaki yoğun protestolar neticesinde ortaya çıkmıştır. ABD, bu doktrinle dünya üzerindeki askeri taahhütlerini sınırlandırarak müttefiklerinden kendi savunmalarını üstlenmelerini istemiş, böylece kendi üzerindeki askeri ve finansal yükü hafifleterek küresel siyasette yeni ve daha az maliyetli bir strateji benimsemeyi amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen Nixon Doktrini'nin (Guam Doktrini) ilan edilme gerekçesini ve içeriğini analiz etmek.
Doktrinin Vietnam Savaşı'nın yıpratıcı etkileri ve kamuoyu baskısı nedeniyle açıklandığı, müttefiklere doğrudan asker göndermek yerine maddi yardım yapılacağı tespit edilir.
Sorunun ana odağı olan Nixon Doktrini'nin çıkış noktasını ve temel kuralını belirlemek için bu analiz gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri doktrinin temel amacıyla karşılaştırmak.
ABD'nin kendi askeri yükünü hafifletmeyi ve müttefiklerin savunmasını kendilerinin üstlenmesini istediği görülür.
Soruda sorulan temel amacı doğrudan yansıtan doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.
3
Çeldirici seçenekleri dönemsel ve kavramsal açıdan değerlendirmek.
Truman Doktrini, Marshall Planı ve totaliter rejimlerin diğer dönemlere (Soğuk Savaş başlangıcı veya İki Savaş Arası Dönem) ait olduğu belirlenerek elenir.
Tarihsel anakronizm veya kavramsal karmaşa içeren yanlış şıkların elenmesiyle doğru cevabın sağlaması yapılır.

Key Concept

Nixon Doktrini ve Vietnam Savaşı'nın Yumuşama Dönemi dış politikasına etkileri
Question 67Question

Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve iki kutuplu dünya düzeninin tasfiye edilmesi, uluslararası ilişkilerde barış ve istikrar getirmemiş; aksine etnik, dinî ve siyasi kaynaklı bölgesel krizlerin daha da derinleşmesine yol açmıştır. Küreselleşen dünya başlığı altında incelenen bu bölgesel krizlerin çözüme kavuşturulması amacıyla uluslararası toplum bünyesinde çeşitli barış konferansları düzenlenmiş, antlaşmalar imzalanmış ve diplomatik heyetler kurulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Soğuk Savaş sonrası dönemde yaşanan bölgesel krizleri ç��zmeye yönelik yürütülen diplomatik girişimlerden veya imzalanan antlaşmalardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Camp David Antlaşmaları

Answer

Camp David Antlaşmaları
Camp David Antlaşmaları, 1978 yılında Mısır ve İsrail arasında Amerika Birleşik Devletleri arabuluculuğunda imzalanmıştır. Bu gelişme, kronolojik olarak Soğuk Savaş dönemindeki Yumuşama Süreci'ne ait olup Soğuk Savaş sonrası dönemin (1991 ve sonrası) bölgesel krizlerini çözmeye yönelik diplomatik girişimleri arasında yer almaz.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen uluslararası diplomatik girişimlerin ve antlaşmaların gerçekleştikleri tarihleri ve dönemleri belirleyin.
Dayton Antlaşması (1995), Rambouillet Konferansı (1999), Oslo Görüşmeleri (1993), AGİT Minsk Grubu (1992) ve Camp David Antlaşmaları (1978).
Soruda istenen 'Soğuk Savaş sonrası dönem' kriterine uygunluğu test etmek.
2
Belirlenen tarihleri Soğuk Savaş'ın sona erme dönemi (1989-1991) ile kıyaslayın.
Camp David Antlaşmaları'nın 1978 yılında, yani Soğuk Savaş'ın (Yumuşama Dönemi) devam ettiği süreçte gerçekleştiği; diğer gelişmelerin ise 1991 sonrasına (Soğuk Savaş sonrasına) ait olduğu görülür.
Hangi diplomatik gelişmenin Soğuk Savaş sonrası dönemde gerçekleşmediğini belirlemek.

Key Concept

Soğuk Savaş sonrası bölgesel çatışmalar ve diplomatik çözüm arayışlarının dönemlendirilmesi
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question

Yumuşama Dönemi ve bu dönemde ortaya çıkan bölgesel çatışmalar göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Taşkent Deklarasyonu'nun imzalanması (1966), Yom Kippur Savaşı'nın başlaması (1973), Helsinki Nihai Senedi'nin kabul edilmesi (1975) ve İran-Irak Savaşı'nın patlak vermesi (1980) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, en erken tarihten en geç tarihe doğru Taşkent Deklarasyonu (1966), Yom Kippur Savaşı (1973), Helsinki Nihai Senedi (1975) ve İran-Irak Savaşı (1980) şeklinde gerçekleştirilir.

Step-by-Step Solution

1
Taşkent Deklarasyonu'nun tarihi belirlenir.
Taşkent Deklarasyonu, 1965 Keşmir Savaşı sonrasında Hindistan ve Pakistan arasında SSCB ara buluculuğuyla 10 Ocak 1966 tarihinde imzalanmıştır.
Kronolojinin en erken olayını belirlemek için.
2
Yom Kippur Savaşı'nın tarihi belirlenir.
Yom Kippur (Arap-İsrail) Savaşı, Mısır ve Suriye'nin İsrail'e saldırmasıyla 6 Ekim 1973 tarihinde başlamıştır.
İkinci sıradaki gelişmeyi tespit etmek için.
3
Helsinki Nihai Senedi'nin tarihi belirlenir.
Helsinki Nihai Senedi, Doğu ve Batı bloklarının güvenlik ve iş birliğini artırmak üzere 1 Ağustos 1975 tarihinde imzalanmıştır.
Üçüncü sıradaki gelişmeyi tespit etmek için.
4
İran-Irak Savaşı'nın tarihi belirlenir.
İran-Irak Savaşı, iki ülke arasındaki sınır çatışmaları ve rejim farklılıkları nedeniyle 22 Eylül 1980 tarihinde patlak vermiştir.
Kronolojinin en son olayını belirlemek için.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'ndeki diplomatik gelişmeler ve bölgesel çatışmaların kronolojik sırası.
Estimated Time:2m 0s
Question 69Question

Yumuşama Dönemi'nde gerçekleşen bölgesel çatışmalar, yalnızca askeri sonuçlar doğurmamış, küresel ölçekte ekonomik ve sosyal krizleri de tetiklemiştir. Bu durumun en belirgin örneklerinden biri, 1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı sırasında petrolün siyasi bir araç olarak kullanılmasıdır. Savaşta İsrail'i destekleyen Batılı devletlere tepki olarak Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliğinin (OAPEC) petrol üretimini azaltması ve ambargo uygulaması dünya genelinde büyük bir enerji krizine yol açmıştır.

Tarihe '1973 Petrol Krizi' olarak geçen bu gelişmenin, Batı dünyasında aşağıdakilerden hangisine doğrudan ortam hazırladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Alternatif enerji kaynaklarına yönelimin hız kazanmasına ve enerji tasarrufu politikalarının geliştirilmesine

Answer

Alternatif enerji kaynaklarına yönelimin hız kazanması ve enerji tasarrufu politikalarının geliştirilmesi
Yom Kippur Savaşı sırasında ilan edilen petrol ambargosu, Batılı devletlerin enerji bağımlılığını gözler önüne sermiş; bu durum nükleer, rüzgar ve güneş gibi alternatif enerji kaynaklarına yapılan yatırımları hızlandırırken, hız sınırları ve yaz saati uygulaması gibi enerji tasarrufu politikalarının da doğrudan yürürlüğe girmesine neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı ve bu süreçte ortaya çıkan petrol ambargosunun küresel nitelikteki etkileri göz önünde bulundurulur.
Savaşta Batı dünyasının İsrail'i desteklemesi nedeniyle Arap ülkelerinin petrol arzını kısıtladığı ve bunun büyük bir enerji krizine yol açtığı tespit edilir.
Olayın neden-sonuç ilişkisini ve tarihsel arka planını kurmak için bu tespit gereklidir.
2
Bu enerji krizinin Batı dünyasındaki doğrudan yapısal ve ekonomik yansımaları değerlendirilir.
Petrol fiyatlarının fırlaması üzerine sanayileşmiş Batılı devletlerin petrole bağımlılığı azaltmak için alternatif enerji arayışlarına (nükleer vb.) giriştiği ve tasarruf önlemlerini devreye soktuğu belirlenir.
Krizin doğrudan yol açtığı en temel ve kalıcı küresel etkiyi saptamak için bu analiz gereklidir.
3
Seçeneklerdeki diğer tarihsel gelişmelerin kronolojisi ve nedenleri analiz edilerek yanlış seçenekler elenir.
Diğer seçeneklerdeki gelişmelerin petrol krizinden önce yaşandığı veya doğrudan bu krizle ilişkili olmadığı görülerek doğru cevap teyit edilir.
Çözümün tarihsel doğruluk ve kronolojik tutarlılık açısından sağlamasını yapmak amacıyla bu adım uygulanır.

Key Concept

1973 Petrol Krizi'nin küresel ekonomik ve siyasi etkileri
Question 70Question

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde, süper güçler doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınırken bölgesel çatışmalarda ara buluculuk rolleri üstlenerek küresel nüfuzlarını artırmayı hedeflemişlerdir. Bu durumun bir örneği olarak, 1965 yılında Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir meselesi yüzünden patlak veren savaşı sonlandırmak amacıyla SSCB'nin ara buluculuğunda taraflar bir araya gelmiştir. Yapılan diplomatik görüşmeler neticesinde taraflar, askeri birliklerini savaş öncesi sınırlara çekmeyi kabul etmişlerdir.

Buna göre, metinde bahsedilen ve Hindistan ile Pakistan arasındaki çatışmayı dindiren bu diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Taşkent Deklarasyonu

Answer

Taşkent Deklarasyonu
Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir egemenliği yüzünden çıkan 1965 savaşını sonlandırmak ve iki devleti barıştırmak amacıyla SSCB'nin ara buluculuğuyla Ocak 1966'da imzalanan belge Taşkent Deklarasyonu'dur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme
Gelişmenin Hindistan ve Pakistan arasında, Keşmir meselesi yüzünden çıkan 1965 savaşını çözmek amacıyla ve SSCB ara buluculuğunda gerçekleştiği belirlenir.
Soruda istenen tarihsel olayı tanımlayabilmek için coğrafi aktörler (Hindistan, Pakistan, Keşmir) ve diplomatik ara bulucu (SSCB) tespit edilmelidir.
2
Seçeneklerdeki antlaşma ve deklarasyonların kapsamını değerlendirme
Taşkent Deklarasyonu'nun Hindistan ve Pakistan arasındaki savaşı bitirdiği; Camp David'in Mısır-İsrail ilişkilerini düzenlediği; Helsinki Nihai Senedi'nin Avrupa güvenliğine odaklandığı; SEATO ve Bağdat Paktı'nın ise savunma paktları olduğu ayırt edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için seçeneklerde verilen tarihsel terimlerin içerikleriyle soru kökündeki olay eşleştirilmelidir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Metinde özellikleri verilen antlaşmanın 1966 yılında imzalanan Taşkent Deklarasyonu olduğu sonucuna ulaşılır.
1965 Keşmir Savaşı'nı durduran diplomatik belge doğrudan Taşkent Deklarasyonu'dur.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'ndeki bölgesel çatışmalardan biri olan Keşmir Sorunu ve bu sorunun çözümünde SSCB'nin ara bulucu rolüyle imzalanan Taşkent Deklarasyonu.
Question 71Question

Birinci Dünya Savaşı sonras��nda Japonya'da ordu üzerindeki denetimini artıran militarist kadrolar, Batılı sömürgeci güçlerin Asya'daki varlığını sona erdirme iddiasıyla "Asya Asyalılarındır" öğretisini savunmuşlardır. Ancak bu doktrin, pratikte Asya halklarının bağımsızlığını sağlamaktan ziyade, Japonya'nın bölgedeki ham madde kaynaklarını ele geçirme ve yayılmacı bir hegemonya kurma politikasının temel gerekçesi haline gelmiştir.

Japonya'nın bu süreçte izlediği yayılmacı politikanın somut bir adımı olarak;

I. 1931 yılında Mançurya'yı işgal ederek burada kendisine bağlı kukla bir devlet kurması,
II. Milletler Cemiyeti'nden çekilerek silahsızlanma antlaşmalarını feshetmesi,
III. İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmesi

gelişmelerinden hangileri gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Mançurya'nın işgal edilmesi ve Milletler Cemiyeti'nden çekilerek silahsızlanma antlaşmalarının feshedilmesi gelişmelerini içeren I ve II öncüllerinin yer aldığı seçenektir.
Japonya'nın iki savaş arası dönemdeki yayılmacı dış politikası, 1931'de Mançurya'yı işgal etmesi ve bu süreçte uluslararası tepkilere karşı çıkarak Milletler Cemiyeti'nden ayrılıp silahsızlanma sınırlandırmalarını feshetmesiyle somutlaşmıştır. İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmesi ise tarihsel gerçekliğe aykırıdır; zira Japonya o tarihte cemiyet üyesi olmadığı gibi İtalya ile ittifak ilişkisi kurma yolundadır. Dolayısıyla doğru yanıt I ve II öncüllerini içeren seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Japonya'nın iki savaş arası dönemde benimsediği militarist ve yayılmacı dış politikanın özelliklerini analiz etmek.
Japonya'nın Batı sömürgeciliğine karşı Asya'da kendi hegemonyasını kurmak amacıyla askeri ve diplomatik adımlar attığı belirlenmiştir.
Soruda verilen 'Asya Asyalılarındır' doktrininin uygulamadaki yansımalarını doğru tespit edebilmek için.
2
Birinci öncülde yer alan Mançurya'nın işgalini değerlendirmek.
1931 yılında Mançurya'nın işgal edilmesi ve burada Mançukuo adlı kukla devletin kurulması, Japonya'nın yayılmacı politikasının en somut askeri adımıdır.
İşgalin yayılmacılık kapsamında olup olmadığını doğrulamak için.
3
İkinci öncülde yer alan Milletler Cemiyeti'nden çekilme ve silahsızlanma antlaşmalarının feshedilmesini incelemek.
Japonya, Mançurya işgali sonrası Milletler Cemiyeti'nin kınama kararlarına tepki olarak 1933'te cemiyetten çekilmiş ve ardından Washington Deniz Sınırlandırması Antlaşması gibi silahsızlanma sınırlarını tanımayacağını ilan etmiştir.
Diplomatik ve askeri sınırlamaların reddedilmesinin yayılmacılıkla ilişkisini kurmak için.
4
Üçüncü öncülde yer alan İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı yaptırım uygulama iddiasını analiz etmek.
Japonya, Habeşistan'ın işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmemiş, aksine cemiyetten ayrılmış ve daha sonra İtalya ile Mihver Devletleri çatısı altında bir araya gelmiştir.
Üçüncü öncülün tarihsel geçerliliğini denetlemek için.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem'de Japonya'nın Militarist ve Yayılmacı Dış Politikası
Question 72Question

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde Doğu ve Batı blokları arasında nükleer savaş riskini azaltmaya yönelik diplomatik temaslar artarken, diğer yandan bölgesel çatışmalar ve bu çatışmaları çözmeye yönelik girişimler de devam etmiştir.

Buna göre, Yumuşama Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru doğru sıralaması: Küba Füze Buhranı'nın yaşanması (1962), Taşkent Deklarasyonu'nun imzalanması (1966), Nixon Doktrini'nin ilan edilmesi (1969) ve SALT-I Antlaşması'nın imzalanması (1972) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin yılları sırasıyla; Küba Füze Buhranı 1962, Taşkent Deklarasyonu 1966, Nixon Doktrini'nin ilanı 1969 ve SALT-I Antlaşması'nın imzalanması 1972'dir. Dolayısıyla geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu düzendedir.

Step-by-Step Solution

1
Her gelişmenin gerçekle��tiği tarihi belirlemek
Olayların yılları sırasıyla; Küba Füze Buhranı için 1962, Taşkent Deklarasyonu için 1966, Nixon Doktrini için 1969 ve SALT-I Antlaşması için 1972 olarak tespit edilir.
Doğru kronolojik sıralama yapabilmek amacıyla tarihsel verilerin netleştirilmesi gerekir.
2
En eski tarihli olayı belirleyerek sıralamayı başlatmak
1962 yılında yaşanan Küba Füze Buhranı en eski gelişmedir ve ilk sıraya yerleştirilir.
Küba Füze Buhranı, blokları doğrudan çatışmanın eşiğine getirerek Yumuşama sürecine zemin hazırlayan en erken tarihli gelişmedir.
3
Kalan olayları yıllarına göre geçmişten günümüze dizmek
Küba Buhranı'nı (1962) sırasıyla Taşkent Deklarasyonu (1966), Nixon Doktrini (1969) ve SALT-I Antlaşması (1972) izlemektedir.
Yumuşama Dönemi'ndeki bölgesel kriz çözümleri, doktrin açıklamaları ve silahsızlanma antlaşmaları bu tarih sırasına uygun şekilde gelişim göstermiştir.

Key Concept

Yumuşama Dönemi diplomatik, askeri ve bölgesel gelişmelerinin kronolojik sırası
Question 73Question

İki savaş arası dönemde (1919-1939) Avrupa ve dünyada totaliter ile otoriter rejimlerin yükselişine ve güç kazanmasına ortam hazırlayan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

İtalya'da faşist yönetimin kurulması (1922) -> Sovyetler Birliği'nde Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın uygulanmaya başlanması (1928) -> Adolf Hitler'in Almanya şansölyeliğine getirilmesi (1933) -> İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesi (1936)
Verilen gelişmelerin tarihsel sıralaması şu şekildedir: İlk olarak 1922 yılında İtalya'da faşist rejimin temellerini atan Roma Yürüyüşü gerçekleşmiştir. Ardından 1928 yılında Sovyetler Birliği'nde Stalin'in mutlak otoritesini pekiştiren Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı yürürlüğe girmiştir. Üçüncü sırada 1933 yılında Adolf Hitler'in Almanya şansölyesi olması yer alır. Son olarak 1936 yılında totaliter rejimlerin müdahil olduğu İspanya İç Savaşı başlamıştır. Dolayısıyla doğru sıralama; İtalya'daki faşist iktidarın kuruluşu, Sovyet planının uygulanması, Hitler'in şansölyeliği ve İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesi şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaylar��n meydana geliş yıllarını tespit etme
Roma Yürüyüşü ve Mussolini'nin başbakanlığı 1922, Sovyet Birinci Beş Yıllık Planı 1928, Hitler'in şansölye olması 1933 ve İspanya İç Savaşı'nın başlangıcı 1936 olarak saptanır.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için her bir totaliter veya otoriter gelişmenin kesin tarihi bulunmalıdır.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıraya koyma
1922 -> 1928 -> 1933 -> 1936 dizilimi elde edilir.
Soru kökünde istenen geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu şekilde tamamlanır.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönemde Totaliter Rejimlerin Gelişim Evreleri
Estimated Time:2m 0s
Question 74Question

"Gelişmiş ülkelerin 50 ila 100 yıl gerisindeyiz. Bu mesafeyi on yılda kapatmak zorundayız. Ya bunu başarırız ya da bizi ezerler."

Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin'in 1931 yılında yaptığı bir konuşmada yer alan bu ifadeler, ülkenin iki savaş arası dönemdeki iktisadi ve toplumsal dönüşüm hedefini ortaya koymaktadır.

Buna göre Stalin dönemi SSCB yönetiminin, sözü edilen hedefe ulaşmak amacıyla uygulamaya koyduğu politikalar arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Özel girişimlere ve piyasa serbestliğine yer veren Yeni Ekonomi Politikası'nın (NEP) uygulanmaya başlanması

Answer

Özel girişimlere ve piyasa serbestliğine yer veren Yeni Ekonomi Politikası'nın (NEP) uygulanmaya başlanması
Doğru cevap Yeni Ekonomi Politikası'nın (NEP) uygulanmaya başlanması ifadesini içeren seçenektir. Çünkü Yeni Ekonomi Politikası (NEP), 1921'de Vladimir Lenin liderliğinde, Rus İç Savaşı'nın ardından çöken ekonomiyi canlandırmak ve köylü memnuniyetsizliğini gidermek amacıyla yürürlüğe konmuştur. Josef Stalin ise 1928 yılında NEP'e son vermiş ve tam devlet denetimini öngören birinci beş yıllık sanayi planı ile kolektifleştirme politikalarına geçiş yapmıştır. Dolayısıyla Stalin'in 1931'deki hızlı sanayileşme hedeflerini gerçekleştirmek için uyguladığı politikalardan biri NEP'e geçmek değil, aksine NEP'i sonlandırıp tam anlamıyla planlı ve kolektif bir ekonomiyi devreye sokmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki Stalin'e ait alıntı analiz edilerek hedeflenen temel amaç belirlenir.
Alıntı, SSCB'nin Batı karşısında geri kalmışlığını kapatmak amacıyla çok hızlı ve yoğun bir sanayileşme hamlesine (planlı sanayileşme ve kolektifleştirme) girişmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Tarihsel bağlamı ve Stalin'in iktisadi vizyonunu anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan politikaların hangi dönemlere ve hangi liderlerin yaklaşımlarına ait olduğu değerlendirilir.
Kolhozlar, beş yıllık planlar, tarımsal artığın sanayiye aktarılması ve kulakların tasfiyesi Stalin dönemine ait uygulamalardır. Ancak Yeni Ekonomi Politikası (NEP), 1921'de Lenin tarafından geçici bir taviz olarak uygulanmış, Stalin ise 1928'de bu politikayı tamamen sonlandırmıştır.
Seçeneklerin kronolojik ve kavramsal geçerliliğini test etmek için bu karşılaştırma yapılır.
3
Doğru seçeneğe karar verilir.
NEP'in uygulanmaya başlanması Stalin'in bu hedefe yönelik politikalarından biri olamaz, çünkü Stalin döneminde bu politikaya son verilmiştir.
Ulaşılan tarihsel veriler doğrultusunda gösterilemeyecek olan seçenek işaretlenir.

Key Concept

Stalin dönemi planlı ekonomi ve kolektifleştirme politikaları ile Lenin dönemi Yeni Ekonomi Politikası (NEP) arasındaki fark.
Question 75Question

İki Savaş Arası Dönem'de (1919-1939) Avrupa'da yükselen totaliter rejimler ve bu dönemde yaşanan siyasi, ekonomik gelişmeler dünya dengelerini sarsmıştır. Aşağıda sol sütunda verilen kavram ve uygulamaları, sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Korporatif Devlet Modeli
Kolektifleştirme (Kolhoz)
Dawes ve Young Planları
Kara Gömlekliler

Matches

Show answer & explanation

Answer

Korporatif Devlet Modeli ile İtalya'daki faşist sendikal denetim; Kolektifleştirme ile Sovyet tarım reformu; Dawes ve Young Planları ile Almanya'nın tazminat borçlarının yapılandırılması; Kara Gömlekliler ile İtalyan faşist milis yapılanması eşleşmektedir.
Sol sütundaki kavramların tamamı iki savaş arası dönemin karakteristik gelişmelerini ve totaliter rejimlerin iç politikalarını doğru şekilde yansıtmaktadır: Korporatizm İtalya'daki faşist sınıfsal denetimi, Kolektifleştirme SSCB'nin tarım politikasını, Dawes ve Young Planları Weimar Almanyası'nın borç krizine getirilen çözümleri, Kara Gömlekliler ise İtalyan faşist milis gücünü açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Korporatif Devlet kavramının analizi ve İtalya ile ilişkisinin belirlenmesi
Korporatizm, İtalyan faşizminin ekonomik ve toplumsal yapıyı devlet denetimindeki mesleki birlikler (korporasyonlar) aracılığıyla kontrol etme politikasıdır.
Mussolini'nin liberal demokrasiye ve sosyalizme karşı geliştirdiği bu ekonomik modelin temel amacı sınıf çatışmasını devlet otoritesiyle bastırmaktır.
2
Kolektifleştirme kavramının Sovyetler Birliği bağlamında değerlendirilmesi
Kolektifleştirme, Stalin'in 1920'lerin sonundan itibaren Sovyetler Birliği'nde küçük köylü işletmelerini kolhoz adındaki büyük ortak çiftliklere dönüştürme uygulamasıdır.
Bu politikanın amacı, tarımsal üretimi devlet tekeline alarak elde edilen geliri hızlı sanayileşme programında kullanmaktır.
3
Dawes ve Young Planları'nın Weimar Almanyası'nın ekonomik durumu üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu planlar, Versay Antlaşması'nın getirdiği ağır tazminat yükü altında ezilen ve hiperenflasyon yaşayan Almanya'nın borçlarını ödemesini kolaylaştırmak için ABD öncülüğünde hazırlanan yapılandırma paketleridir.
İki savaş arası dönemde uluslararası finansal istikrarı sağlamak amacıyla yürürlüğe konmuştur.
4
Kara Gömlekliler örgütünün tarihsel rolünün saptanması
Kara Gömlekliler, Mussolini'nin Ulusal Faşist Partisi'ne bağlı olarak şiddet eylemleri düzenleyen ve 1922'deki Roma Yürüyüşü ile Mussolini'nin başbakanlığa getirilmesini sağlayan milis örgütüdür.
Totaliter İtalyan rejiminin baskıcı aygıtının ilk ve en önemli unsurlarından biridir.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem totaliter rejimlerinin ideolojik, ekonomik ve kurumsal yapıları.
Question 76Question

SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Kafkasya ve Orta Asya'da bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri ile ilişkileri geliştirmek Türkiye Cumhuriyeti dış politikasının öncelikli hedeflerinden biri olmuştur. Bu kapsamda, yeni bağımsız devletlerin kendi kimliklerini inşa etmelerine, serbest piyasa ekonomisine geçiş süreçlerine destek olmaya ve Türkiye ile bu ülkeler arasındaki kültürel, eğitsel, teknik ve ekonomik iş birliğini koordine etmeye yönelik olarak 1992 yılında kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)

Answer

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan kardeş Türk Cumhuriyetleri'nin kendi idari ve ekonomik yapılarını geliştirmelerine destek olmak, Türkiye ile olan kültürel ve teknik bağları koordine etmek üzere 1992 yılında kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen ipuçlarını analiz etme.
Bağımsızlığını yeni kazanan Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin geliştirilmesi, teknik ve ekonomik kalkınma koordinasyonu hedeflenmektedir. Kuruluş yılı olarak 1992 belirtilmiştir.
Sorunun hedeflediği tarihsel kurumun temel kuruluş amacını ve zaman dilimini netleştirmek.
2
Seçeneklerdeki kuruluşların işlevlerini ve kuruluş tarihlerini karşılaştırma.
TÜRKSOY kültürel odaklıdır (1993), TDT siyasi entegrasyonludur (2009/2021), KEİ bölgesel Karadeniz odaklıdır (1992), EİT ise çok uluslu bölgesel bir örgüttür. 1992'de teknik yardım amacıyla kurulan yapı TİKA'dır.
Benzer amaçlı veya aynı dönemde kurulmuş diğer bölgesel organizasyonları eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Key Concept

SSCB'nin dağılmasından sonra Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında kurulan kurumsal iş birlikleri ve TİKA'nın rolü.
Estimated Time:2m 0s
Question 77Question

Aşağıda verilen, SSCB'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinin kurucu liderleri ile bu liderlerin görev süreleri boyunca gerçekleştirdikleri önemli faaliyetleri eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Nursultan Nazarbayev
Ebulfeyz Elçibey
Saparmurat Niyazov
İslam Kerimov

Matches

Show answer & explanation

Answer

Nursultan Nazarbayev - Kazakistan'ın nükleer silahlardan arındırılması; Ebulfeyz Elçibey - Rus askeri birliklerinin Azerbaycan'dan çekilmesi; Saparmurat Niyazov - Türkmenistan'ın Daimi Tarafsızlık statüsü kazanması; İslam Kerimov - Özbekistan'ın bağımsızlığı ve kalkınma modeli.
Verilen eşleştirmelerde Nursultan Nazarbayev Kazakistan'ın nükleer silahlardan arındırılmasıyla, Ebulfeyz Elçibey Rus ordusunun Azerbaycan'dan tahliye edilmesiyle, Saparmurat Niyazov Türkmenistan'ın daimi tarafsızlık statüsüyle ve İslam Kerimov Özbekistan'ın kendine özgü kademeli kalkınma modeliyle tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Nursultan Nazarbayev'in hangi Türk cumhuriyetinin lideri olduğunu ve en belirgin icraatını belirlemek.
Nursultan Nazarbayev Kazakistan'ın kurucu lideridir ve Semipalatinsk nükleer deneme sahasını kapatarak nükleer silahsızlanmaya öncülük etmiştir. Bu durumda birinci sol öge birinci sağ ögeyle eşleşir.
Kazakistan'ın nükleer silahlardan arındırılması, Nazarbayev döneminin en önemli dış politika ve güvenlik hamlelerinden biridir.
2
Ebulfeyz Elçibey'in liderlik ettiği cumhuriyeti ve öne çıkan askeri/siyasi gelişmeyi analiz etmek.
Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan cumhurbaşkanıdır ve Rus ordusunun Azerbaycan'dan tamamen çekilmesini sağlamıştır. Bu durumda ikinci sol öge ikinci sağ ögeyle eşleşir.
Azerbaycan Halk Cephesi lideri olarak milli egemenliği pekiştirmek amacıyla Rus birliklerinin tahliyesini sağlaması Elçibey döneminin temel başarısıdır.
3
Saparmurat Niyazov'un Türkmenistan için kazandırdığı uluslararası statüyü belirlemek.
Saparmurat Niyazov (Türkmenbaşı) Türkmenistan'ın kurucu cumhurbaşkanıdır ve ülkeye BM tescilli 'Daimi Tarafsızlık' statüsünü kazandırmıştır. Bu durumda üçüncü sol öge üçüncü sağ ögeyle eşleşir.
Daimi tarafsızlık, Türkmenistan'ın bağımsızlık sonrasında dış dünyayla ilişkilerini şekillendiren temel doktrindir.
4
İslam Kerimov'un liderliğini ve ülkesinin kalkınma stratejisini tespit etmek.
İslam Kerimov Özbekistan'ın kurucu cumhurbaşkanıdır ve Sovyet sonrası geçiş döneminde ülkeye özgü bir kalkınma modeli uygulamıştır. Bu durumda dördüncü sol öge dördüncü sağ ögeyle eşleşir.
Özbekistan, bağımsızlık sonrasında ani bir liberalleşme yerine Kerimov önderliğinde kademeli ve devlet kontrolünde bir iktisadi dönüşümü tercih etmiştir.

Key Concept

SSCB'nin Dağılması ve Yeni Türk Cumhuriyetleri
Estimated Time:2m 0s
Question 78Question

Mihail Gorbaçov’un Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi tıkanıklığı aşmak amacıyla uygulamaya koyduğu 'Glasnost' (Açıklık) ve 'Perestroika' (Yeniden Yapılandırma) reformları, beklenenin aksine merkezi otoriteyi zayıflatmış ve milliyetçi hareketlerin güçlenmesine yol açmıştır. Bu durumun ilk kitlesel yansımalarından biri Aralık 1986'da Kazakistan'da yaşanmıştır. Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Dinmuhammed Kunayev'in görevden alınarak yerine Rus kökenli Gennadi Kolbin'in atanması üzerine Almatı'da başlayan protestolar (Jeltoksan Olayları), Türk cumhuriyetlerinde milli bilincin uyanmasında ve Sovyet rejimine karşı seslerin yükselmesinde önemli bir eşik olmuştur.

Buna göre, SSCB'nin dağılma sürecinde yaşanan Jeltoksan Olayları ve Glasnost reformu arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Glasnost'un getirdiği görece serbestlik ve ifade ortamının, Sovyet yönetiminin antidemokratik kararlarına karşı biriken milli tepkilerin kitlesel olarak dışa vurulmasını kolaylaştırdığı.

Answer

Glasnost'un getirdiği görece serbestlik ve ifade ortamının, Sovyet yönetiminin antidemokratik kararlarına karşı biriken milli tepkilerin kitlesel olarak dışa vurulmasını kolaylaştırdığı
Glasnost (Açıklık) reformu, SSCB'de ifade özgürlüğü ve şeffaflığı artırmayı amaçlamıştır. Bu özgürlükçü ortam, Kazakistan'da Rus bir yöneticinin atanması gibi milli hassasiyetleri zedeleyen kararlara karşı halkın duyduğu memnuniyetsizliği açıkça ve kitlesel eylemlerle dile getirmesini kolaylaştırmıştır. Dolayısıyla reformun sunduğu görece serbestlik ortamı, milli bilincin eyleme dönüşmesine zemin hazırlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Glasnost (Açıklık) politikasının özünü ve Sovyet toplumu üzerindeki etkilerini belirlemek.
Glasnost reformu ile SSCB'de fikirlerin ve eleştirilerin daha serbestçe ifade edilmesinin önünün açıldığı saptanır.
Kazakistan'daki tepkilerin kitlesel hale gelebilmesindeki serbestlik ortamının kaynağını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Jeltoksan Olayları'nın gelişimini ve halkın tepki gösterdiği atama kararını analiz etmek.
Kazak kökenli bir lider yerine Rus bir yöneticinin atanmasının, Glasnost'un getirdiği görece özgür ortamda büyük bir protesto dalgasına yol açtığı anlaşılır.
Olayın tetikleyici unsuru ile rejimin reform politikası arasındaki doğrudan etkileşimi kurmak için gereklidir.
3
Ulaşılan bulguları seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı saptamak.
Glasnost'un sağladığı görece serbestlik ortamının, Sovyet yönetiminin kararlarına karşı duyulan milli rahatsızlıkların kitlesel olarak dışa vurulmasına zemin hazırladığı sonucuna varılır.
Analiz edilen tarihi verilerin en tutarlı ve doğrudan yorumuna ulaşarak soruyu çözümlemek amacıyla bu adım atılır.

Key Concept

Glasnost reformunun SSCB bünyesindeki Türk cumhuriyetlerinde milli bilincin uyanışına ve kitlesel protestolara (Jeltoksan Olayları) etkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 79Question

SSCB’nin dağılması ve Orta Asya ile Kafkasya’da yeni Türk cumhuriyetlerinin kurulması sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Gelişmelerin kronolojik sıralaması: Kara Yanvar olaylarının yaşanması (Ocak 1990), Gorbaçov'a karşı darbe girişiminde bulunulması (Ağustos 1991), Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması (Aralık 1991) ve TİKA'nın kurulması (Ocak 1992) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin kronolojik akışı incelendiğinde; ilk olarak Ocak 1990'da Azerbaycan'da sivil halkın üzerine Sovyet ordusunun yürüdüğü Kara Yanvar katliamı yaşanmıştır. Ardından, birliği kurtarmak isteyen muhafazakarların Ağustos 1991'de Gorbaçov'a karşı düzenlediği darbe girişimi başarısız olmuştur. Bu zayıflamayı takiben 21 Aralık 1991'de imzalanan Alma-Ata Protokolü ile SSCB resmen son bulmuştur. Son aşamada ise bağımsızlığını kazanan yeni Türk cumhuriyetleriyle ilişkileri geliştirmek amacıyla Türkiye tarafından 24 Ocak 1992'de TİKA kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen olayların tarihsel arka planlarını ve oluştukları dönemleri tespit etmek.
Olayların tamamının SSCB'nin dağılma arifesi (1990) ile dağılmanın hemen sonrası (1992) döneme ait olduğu belirlenmiştir.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için olayların gerçekleştikleri yıl ve ayların netleştirilmesi gerekir.
2
Azerbaycan'daki Kara Yanvar olayının tarihini belirlemek.
Olayın 20 Ocak 1990 tarihinde gerçekleştiği saptanmıştır.
Bu gelişme, SSCB içindeki çözülme sancılarının ilk kanlı aşamalarından birini temsil eder.
3
Gorbaçov'a karşı yapılan darbe girişiminin tarihini belirlemek.
Darbe girişiminin 19-21 Ağustos 1991 tarihlerinde yaşandığı saptanmıştır.
Bu başarısız darbe girişimi, reformları geriye döndürmeyi amaçlamış ancak birliğin dağılmasını doğrudan tetiklemiştir.
4
Alma-Ata Protokolü'nün imzalanma tarihini belirlemek.
Protokolün 21 Aralık 1991 tarihinde imzalandığı belirlenmiştir.
Bu imza ile SSCB hukuken tarihe karışmış ve üye Türk devletleri tam bağımsızlık kazanmıştır.
5
TİKA'nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) kuruluş tarihini belirlemek.
Kuruluşun 24 Ocak 1992 tarihinde gerçekleştiği belirlenmiştir.
TİKA, Türk devletlerinin bağımsızlığını kazanmasından sonra Türkiye'nin bu devletlere yönelik kurumsal hamlesidir.

Key Concept

SSCB'nin dağılma süreci kronolojisi ve Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin kurumsallaşması

Hints

1
Olayların hangisinin Sovyetler Birliği dağılmadan önceki bir iç çatışma (Azerbaycan bağımsızlık mücadelesinin başı) olduğunu düşünün.
2
Mihail Gorbaçov'un yetkilerini ve Sovyet merkezi otoritesini tamamen sıfırlayan darbe girişiminin, birliğin resmen dağılmasından (Alma-Ata Protokolü) hemen önce gerçekleştiğini hatırlayın.
3
Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politika hamlesi olan TİKA'nın kurulabilmesi için öncelikle muhatap Türk devletlerinin bağımsızlıklarını ilan etmiş olmaları gerektiğini unutmayın.

Practice More

SSCB'nin dağılması sonrası kurulan diğer bölgesel iş birliği örgütleri (TÜRKSOY, Türk Keneşi vb.) ve bunların kuruluş kronolojilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 80Question

İkinci Dünya Savaşı yıllar��nda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill arasında Ocak 1943'te Adana'da, ardından Aralık 1943'te ise Kahire'de üst düzey diplomatik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde müttefikler, Türkiye'nin kendi yanlarında savaşa fiilen katılmasını talep etmişlerdir. Türkiye ise ilkesel olarak müttefiklerin yanında savaşa katılmayı kabul etmekle birlikte, fiili katılımı ertelemeyi başarmıştır. Türkiye'nin Adana ve Kahire görüşmelerinde savaşa fiili katılımı geciktirmek adına öne sürdüğü temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk ordusunun savunma gücü ve teçhizat bakımından yetersiz olması gerekçe gösterilerek talep edilen askerî yard��mların müttefiklerce tam olarak karşılanmaması

Answer

Türk ordusunun savunma gücü ve teçhizat bakımından yetersiz olması gerekçe gösterilerek talep edilen askerî yardımların müttefiklerce tam olarak karşılanmaması
Türkiye, müttefiklerin savaşa katılma yönündeki yoğun baskılarını savuşturmak amacıyla ordusunun teknik yetersizliğini ve savunma kapasitesindeki eksiklikleri ileri sürmüştür. Adana ve Kahire Konferanslarında bu eksikliklerin giderilmesi için müttefiklerden yardım talep edilmiş, müttefiklerin bu yardımları tam ve zamanında ulaştıramaması ise savaşa fiilen girilmesini ertelemek için en güçlü diplomatik koz olarak kullanılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Adana ve Kahire konferanslarının tarihsel amacını analiz edin.
Müttefik devletler (özellikle İngiltere), Türkiye'nin jeopolitik konumundan yararlanarak onu savaşa dahil etmeye çalışmıştır.
Söz konusu konferansların uluslararası niteliğini kavramak.
2
Türkiye'nin savaş dışı kalmak için yürüttüğü aktif tarafsızlık stratejisini değerlendirin.
İsmet İnönü liderliğindeki Türk diplomasisi, savaşa girmeyi tamamen reddetmek yerine şartlı kabul stratejisi izlemiştir.
Türkiye'nin diplomatik manevra alanını belirlemek.
3
Türkiye'nin müttefiklere sunduğu somut teknik şartı tespit edin.
Türk ordusunun modern silahlara ve yeterli askerî malzemeye sahip olmadığı, müttefiklerin bu eksiklikleri tam olarak gidermesi gerektiği şart koşulmuştur. Bu yardımlar tamamlanmadığı için Türkiye fiilen savaşa katılmamıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için en önemli askeri-diplomatik argümanı belirlemek.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin dış politikası ve aktif tarafsızlık stratejisi çerçevesindeki diplomatik görüşmeleri (Adana ve Kahire Konferansları)
PreviousPage 4 / 6Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 4 | Examkin