Bir çevirmen, elinde çevirecek yabancı bir metin bulunmadıkça ne kadar iyi dil bilgisi kurallarına sahip olursa olsun hiçbir çeviri yapamaz. Öte yandan, önünde duran yabancı metnin dil bilgisi kurallarından tamamen yoksun olan biri için o metin, yalnızca anlamsız işaretler yığınından ibaret kalacaktır. Gerçek ve anlamlı bir çeviri, ancak dışarıdan gelen metnin, çevirmenin zihnindeki dil bilgisi yapılarıyla işlenip sentezlenmesi sayesinde mümkündür.
Bu benzetme, Immanuel Kant'ın bilgi felsefesindeki görüşleri açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemek amacıyla kullanılabilir?
- Aİnsan zihni doğuştan boş bir levhadır ve tüm bilgilerimiz dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerin pasif bir şekilde birikmesiyle oluşur.
- BDuyusal dünya bizi yanılttığı için, genelgeçer ve kesin bilgilere ancak deneyimden bağımsız olan saf aklın ilkeleriyle ulaşılabilir.
- CZihnimizin sınırları dış dünyadaki nesnelerin kendilerini bilmeye yetmediğinden, her türlü bilgi iddiasından kaçınmak gerekir.
- Bilgi, duyular aracılığıyla gelen ham verilerin aklın apriori formları tarafından işlenmesiyle oluşan bir sentezdir.Answer
- EDoğru bilgiye ulaşmak için nesnelerin dış dünyadaki varoluşsal özelliklerini paranteze alarak onların özüne yönelmek gerekir.
Answer
Bilginin, duyular aracılığıyla gelen ham verilerin aklın apriori formları tarafından işlenmesiyle oluşan bir sentez olduğunu savunan ifade
Doğru yargı, bilginin duyularla gelen ham verilerin aklın apriori formlarıyla işlenmesi sonucu ortaya çıkan bir sentez olduğunu ifade eder. Paragraftaki çeviri benzetmesinde metin deneyimi, dil bilgisi kuralları ise aklın yapılarını temsil etmektedir. Gerçek bir çeviri (bilgi) ancak ikisinin birleşimiyle mümkündür. Bu da Kant'ın kritisizm felsefesinin temel iddiasıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Kritisizm (Eleştiricilik) ve bilginin oluşumunda deney ile aklın sentezi
Estimated Time:2m 0s