All practice questions
6755 questions
Doğanın milyonlarca yıllık evrimsel süreçte geliştirdiği çözümleri mimarlık ve mühendisliğe uyarlama disiplini olan biyomimikri, günümüz tasarım anlayışını kökten değiştirmektedir. (I) Geleneksel yapım yöntemlerinin çevreye verdiği zararı en aza indirmeyi hedefleyen bu yaklaşım, ekolojik dengenin korunmasında önemli bir rol üstlenir. (II) Örneğin, termit yuvalarının doğal havalandırma sisteminden esinlenerek inşa edilen binalar, yapay iklimlendirme sistemlerine duyulan ihtiyacı azaltarak enerji tasarrufu sağlamaktadır. (III) Doğadaki formların estetik açıdan taklit edilmesinin ötesine geçen bu disiplin, yapıların işlevsel olarak da canlı organizmalar gibi çevreyle etkileşime girmesini sağlar. (IV) Böylece mimari tasarımlar, sadece barınma alanı sunan durağan nesneler olmaktan çıkıp dinamik ve kendi kendine yetebilen ekosistemlere dönüşmektedir.
Yukarıdaki paragrafta numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir meteoroloji uzmanı, bir şehirdeki günlük hava sıcaklığının en düşük , en yüksek olacağını öngörmektedir.
Buna göre, bu şehirdeki hava sıcaklığı olan değerinin alabileceği tüm olası değerleri gösteren eşitsizlik aşağıdakilerden hangisidir?
Bir kırtasiyede satılan özdeş defterlerin ve özdeş kalemlerin fiyatları ile ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:
* adet defter ve adet kalemin toplam fiyatı TL'dir.
* adet defter ve adet kalemin toplam fiyatı TL'dir.
Buna göre, bir adet defterin fiyatı kaç TL'dir?
Günümüzde dijital ekranların hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye ulaşma hızımız artsa da bilginin derinliği aynı oranda azalmaktadır. İnternet ortamında karşımıza çıkan metinleri hızla tarayarak okuyor, bir konudan diğerine saniyeler içinde geçiyoruz. Bu 'hızlı tarama' alışkanlığı, zihnimizin derinlemesine düşünme ve odaklanma yeteneğini köreltmektedir. Oysa gerçek bir okuma eylemi, kelimelerin ötesine geçmeyi, yazarla zihinsel bir tartışmaya girmeyi ve edinilen bilgiyi içselleştirmeyi gerektirir. Yavaş okuma veya derin okuma dediğimiz bu süreç, bireyin eleştirel düşünme becerilerini geliştirir ve olaylara çok boyutlu bakmasını sağlar. Bilgi bombardımanı altında ezilmemek ve kendi düşüncelerimizi üretebilmek için okuma hızımız�� azaltmalı, metinlerin derinliklerine inmeliyiz. Ancak bu şekilde yüzeysel bilgilerin esiri olmaktan kurtulup özgür zihinler inşa edebiliriz.
Buna göre, 'Dijitalleşmenin getirdiği hızlı bilgi tüketimi karşısında, bireyin eleştirel düşünme ve bağımsız fikir üretme becerisini korumasının yolu yavaş ve derinlemesine okuma alışkanlığını sürdürmesidir.' ifadesi bu parçanın ana düşüncesi midir?
Epistemik adaletsizlik, bireyin bilgi üreten ve aktaran bir özne olarak sahip olduğu değerin toplumsal önyargılarla zedelenmesidir. (I) Bu durum, özellikle marjinal grupların deneyimlerini açıklamak için ihtiyaç duydukları kavramsal araçlardan mahrum bırakılmasıyla daha da derinleşir. (II) Toplumun hâkim söylemi kendi kavramsal dünyasını dayattığında, ezilenlerin yaşadığı haksızlıkları adlandıracak kelimeleri bulamaması kaçınılmaz hale gelir. (III) Bu dışlanma, sadece ahlaki bir kusur teşkil etmekle kalmaz; aynı zamanda ortak toplumsal bilgi birikiminin tek taraflı olarak eksik, çarpık ve yetersiz kalmas��na yol açan sistemik bir zaaftır. (IV) Dolayısıyla adil bir bilgi ekosistemi kurmak, yalnızca ezilenlerin sesini duyurmakla değil, onların kavramsallaştırma gücünü bağımsız bir otorite olarak tanımakla başlar. (V)
Buna göre, paragrafta numaralanmış bazı cümleleri, bu cümlelerin doğrudan desteklediği ve ifade ettiği yardımcı düşüncelerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Türkiye'de iklim elemanları, bitki örtüsü dağılışı ve ekonomik faaliyetler üzerinde hem mutlak (matematik) hem de göreceli (özel) konum özellikleri belirleyicidir. Sıcaklığın enlem veya bakı gibi faktörlere bağlı değişimi mutlak konumla açıklanırken; yükselti, denizellik-karasallık ve dağların uzanış doğrultusu gibi yerel faktörlere bağlı değişimi göreceli konumla açıklanır.
Buna göre, Türkiye'nin coğrafi özellikleriyle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisinde, durumun ortaya çıkmasındaki temel etken yanlış sınıflandırılmıştır?
Sözcüklerin dil içerisindeki gelişim sürecinde kazandığı ilk, temel ve nesnel anlam 'gerçek anlam' olarak adlandırılır. Gerçek anlam, sözcüğün tek başına düşünüldüğünde akla gelen ilk anlamı olup genellikle somut bir durumu karşılar. Bu temel anlamla ilişkisini tamamen koparmadan kazandığı yeni anlamlar 'yan anlam' olarak değerlendirilirken; kelimenin bu temel anlamından tamamen uzaklaşarak soyut bir nitelik kazanması ise 'mecaz anlam'ı oluşturur.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sönmek' sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
Yıllar sonra döndüğü bu eski köyde, (I) kuru dalların arasından süzülen rüzgârın sesini dinledi. Çocukluğunda bu (II) çay kenarında ne kadar çok vakit geçirdiğini hatırladı. Evlerin yeni (III) boya kokan duvarları ona geçmişi fısıldıyordu. Pencereden süzülen son (IV) damla, toprağa can veriyordu. Kendine duyduğu (V) güven, buraya adım atmasıyla daha da pekişmişti.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisinin sesteşi vardır?
Yazarın son romanı, yayımlandığ�� ilk ayda sadece Türkiye'de değil, çevrildiği üç Avrupa ülkesinde de en çok satanlar listesine girmeyi başaran tek Türk yapıtı olmuştur.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
I. Modern çağın insanı, kalabalıklar içinde yalnızlaşırken kendi iç sesini duyabilmek için sessiz sığınaklar arar.
II. Bu arayış, onu kimi zaman doğanın kucağına kimi zaman da felsefi metinlerin derinliğine sürükler.
III. Ancak zihindeki gürültüyü susturmak, dış dünyadaki gürültüyü kesmekle hemen gerçekleşecek bir durum değildir.
IV. Birey, kendi içsel hesaplaşmalarını cesaretle tamamlamadıkça zihinsel dinginliğe ve gerçek huzura kavuşamaz.
V. Nitekim dinginlik arayışı, insanın kendi varoluşsal sancılarından kaçmak değil, aksine onlarla yüzleşmek istemesiyle anlam kazanır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, bir koşula bağlı olarak verilmiştir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşula bağlı bir durum söz konusudur?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, bu sözcüklerin sesteşlik (eş seslilik) veya ortak köklülük özelliklerine göre sağdaki tanımlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Belgisiz sıfatlar bir ismi belirtirken belgisiz zamirler bir veya birden fazla ismin yerini tutar.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz sözcük zamir görevinde kullanılmıştır?
Cümle içinde kullanılan bir kelimenin, yazılış ve telaffuz bakımından özdeş olmasına rağmen hiçbir anlam bağı taşımayan başka bir kelime eşinin bulunması sesteşlik (eş seslilik) olarak adlandırılır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün sesteşi vardır?
(I) Şiir; sözcüklerin ses, ritim ve anlam ögelerinin uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde yapılandırılmasıyla ortaya çıkan edebi bir türdür. (II) Günümüz şairleri, geleneksel biçimleri olduğu gibi aktarmaktansa onları modern bir duyuşla yeniden yorumlamayı daha çok tercih ediyorlar. (III) Yazar, modern insanın yalnızlığını ve yabancılaşmasını okura daha derinden hissettirebilmek için eserinde yoğun bir simgesel anlatıma başvurmuştur. (IV) Şairin imge dünyasını bu denli kapalı tutması, okurun şiiri kendi dünyasında anlamlandırmasını zorlaştırabilir. (V) Eleştirmen, son yazısında nitelikli eserlerin edebiyat dünyasındaki yerinin günden güne sağlamlaştığını ifade etmiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin anlam özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Gençlik yıllarımda, kelimelerin sihirli birer anahtar olduğunu ve her kapıyı sadece onları doğru sıralayarak açabileceğimi sanırdım. Büyük bir kibirle yazardım; sanki dünya benim cümlelerimi bekliyormuş gibi. Şimdilerde ise o günlerde kâğıda döktüğüm satırlara bakıyorum da ne kadar sığ, ne kadar yapay bir heyecanla dolup taşmışlar. Anlatmak istediğim derin suları ıskalayıp hep kıyıda oyalanmışım. Kendimi bir çağlayan sanırken aslında sadece cılız bir sızıntıdan ibaretmişim de haberim yokmuş. Yazdıklarımın o dönem alkışlanması da benim bu yanılgımı beslemekten başka bir işe yaramamış. Oysa gerçek edebiyat, insanın kendi içindeki o karanlık dehlizlere fener tutmasını gerektirirmiş; ben ise sadece vitrin parlatmakla vakit kaybetmişim. Keşke o dönemlerde beni uyaracak, o sahte parıltının altındaki boşluğu yüzüme vuracak dürüst bir dostum olsaydı.
Bu parçada kendisinden söz eden yazarın içinde bulunduğu durum ve hissettiği baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?
Kuantum mekaniği, mikro evrendeki fiziksel olguları açıklamada en başarılı kuram olsa da makro evrendeki bazı kozmolojik olguların açıklanmasında ancak genel görelilik kuramı ile bütünleştirildiğinde kesin sonuçlar verebilmektedir.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Sınıfta sözcükte anlam konusunu işleyen Türkçe öğretmeni, tahtaya "derin" sözcüğünün farklı anlamlarda kullanıldığı beş cümle yazmıştır. Öğretmen, öğrencilerinden bu sözcüğün "dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan" şeklindeki gerçek anlamıyla kullanıldığı cümleyi bulmalarını istemiştir.
Buna göre, öğrencilerin doğru yanıt olarak belirlemesi gereken cümle aşağıdakilerden hangisidir?
Neolitik Dönem’e ait Göbeklitepe ve çevresindeki son kazılarda elde edilen bulgular, yerleşik hayata geçişin sadece tarımsal üretime dayalı beslenme kaygılarıyla açıklanamayacağını, tapınak merkezli inanç ritüellerinin de en az geçim stratejileri kadar bu dönüşümde kurucu bir rol oynadığını kesin olarak ortaya koyarak geleneksel tarih yazımının doğrusal gelişim şemasını sorgulanır kılmıştır.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Fotoğraf makinesinin icadı, 19. yüzyılda sanat dünyasında derin bir sarsıntıya yol açtı. O güne dek dış dünyayı olduğu gibi yansıtma, yani taklit etme (mimesis) görevini üstlenen resim sanatı, bu teknik gelişmeyle birlikte varoluşsal bir kriz yaşadı. Çünkü hiçbir ressam, nesneleri bir makine kadar hızlı ve gerçeğe yakın kopyalayamazdı. Bu durum, ressamları doğayı aynen aktarmaktan vazgeçmeye ve insan zihninin, duygularının soyut dışavurumlarına yönelmeye zorladı. İzlenimcilik ve ardından gelen kübizm gibi modern sanat akımları, fotoğrafın resme dayattığı bu özgürleşmenin birer ürünü olarak doğdu. Böylece resim, nesnel gerçekliği tasvir etme zorunluluğundan kurtularak kendi özerk dilini inşa etmeye başladı.
Bu parçadan hareketle fotoğrafın icadı ve resim sanatıyla ilişkisine dair aşağıdakilerden hangisi söylenemez?