All practice questions
6755 questions
Ünlemler; bir duyguyu, seslenmeyi ya da hitabı bildiren sözcüklerdir. Asıl ünlemler isim çekim eklerini alarak adlaşabilirken; ünlem olmayan bazı sözcükler (isimler, fiiller vb.) ise cümledeki kullanımına göre seslenme ve hitap yoluyla ünlem değeri kazanabilir.
Buna göre, aşağıdaki dizelerin hangisinde hem isim çekim eki alarak adlaşmış bir ünlem hem de ünlem değeri kazanmış bir ad bir arada kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükteki "-ı / -i / -u / -ü" eki, diğerlerinden farklı bir işlevde kullanılmıştır?
(I) Akustik ekoloji; canlıların çevreleriyle kurdukları ilişkileri ses dünyası üzerinden inceleyen, son yıllarda sosyoloji ve mimarlık gibi farklı disiplinlerle ortak çalışan bir alandır. (II) Bu alanın öncüsü kabul edilen R. Murray Schafer, bir çevredeki doğal ve yapay tüm seslerin oluşturduğu işitsel bütünü tanımlamak için "ses peyzajı" (soundscape) kavramını geliştirmiştir. (III) Doğal seslerin sanatsal birer ham madde olarak müziksel kompozisyonlara dâhil edilmesi ise Batı'da "somut müzik" (musique concrète) akımının doğuşunu tetiklemiştir. (IV) Akustik ekoloji araştırmacıları, bu ses peyzajlarının modern kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte nasıl bir gürültü kirliliğine dönüştüğünü saptamaya çalışırlar. (V) Bu doğrultuda elde edilen verilerle, çevreyle kurulan işitsel bağın kalitesini artırmak amacıyla kentsel planlama ve mimari tasarım süreçlerine katkı sunulması hedeflenir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Kâğıt, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biri olarak bilginin kaydedilmesi ve yayılmasında tarih boyunca öncü bir rol üstlenmiştir. (II) İlk zamanlar papirüs ve parşömen gibi malzemeler kullanılsa da Çin'de selüloz liflerinden elde edilen modern kâğıdın üretimiyle birlikte bilgiye erişim çok daha kolaylaşmıştır. (III) Bu pratik ve ucuz malzemenin yaygınla��ması, bilginin geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayarak bilimsel ve kültürel rönesansların zeminini hazırlamıştır. (IV) Kütüphaneler ise bu yazılı birikimin sadece korunduğu depolar değil, aynı zamanda toplumların entelektüel gelişimini yönlendiren birer eğitim merkezi olmuştur. (V) İlk Çağ'ın İskenderiye Kütüphanesi'nden günümüzün dijital arşivlerine kadar bu kurumlar, insanlığın ortak belleğini kuşaktan kuşağa aktarma görevini sürdürmektedir. (VI) Modern dünyada kütüphanecilik, bilgi teknolojileriyle entegre olarak araştırmacılara saniyeler içinde milyonlarca kaynağa ulaşma imkanı sunmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıdaki sol sütunda verilen anlatım ilkeleri ile sağ sütunda verilen ve bu ilkelerin belirleyici özelliklerini açıklayan yargıları doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Modern kent yaşamının getirdiği sürekli gürültü ve dijital uyaran bombardımanı, insanları zihinsel olarak dinlenebilecekleri alternatif arayışlara yöneltmektedir. Bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkan sessizlik turizmi, katılımcıların teknolojik cihazlardan uzaklaşarak tamamen sessiz ve doğal ortamlarda vakit geçirmesini hedefler. Geleneksel tatil anlayışından farklı olarak bu turizm türünde eğlence ve hareketlilik değil; içe dönüş, meditasyon ve zihinsel arınma ön plandadır. Sessizlik turizmi sunan tesisler genellikle ormanlık alanlar, ıssız vadiler veya kırsal bölgelerde kurulmakta ve buralarda ses kirliliğine yol açacak hiçbir faaliyete izin verilmemektedir. Katılımcılar bu sayede hem doğayla doğrudan bağ kurabilmekte hem de kronik stres seviyelerini düşürerek zihinsel odaklanma yeteneklerini yeniden kazanabilmektedir.
Bu parçadan sessizlik turizmiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki numaralanmış cümleleri anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak biçimde sıralayınız.
Drag items to arrange them in the correct order
Aşağıda bir anlatının yapısını oluşturan cümleler karışık olarak verilmiştir:
I. Bu durum, anlatıcının aktardığı bilgilerin nesnelliğini ve doğruluğunu peşinen kabul etme eğilimi doğurur.
II. Ancak postmodern edebiyatla birlikte yaygınlaşan 'güvenilmez anlatıcı' kavramı, bu örtük sözleşmeyi kökten sarsar.
III. Anlatı sanatında okur, olay örgüsünü ve karakterleri genellikle anlatıcının zihinsel süzgecinden geçerek öğrenir.
IV. Zira anlatıcının önyargıları, zihinsel durumu ya da bilinçli çarpıtmaları, aktarılan dünyayı şüpheli kılar.
V. Dolayısıyla okur, edilgen bir alımlayıcı olmaktan çıkıp metnin arkasındaki gerçeği kovalayan aktif bir dedektife dönüşür.
Bu cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanması için boşlukları doldurunuz.
Fill in the blanks below
Aşağıdaki parçada numaralanmış yerlerden hangisine belirtilen cümle getirilmelidir?
Fill in the blanks below
Getirilecek Cümle: "Çünkü sahnedeki her hareket ve ses, salondaki seyircide anında bir karşılık bulur."
Cevabınızı Romen rakamıyla boşluğa yazınız:
Gazeteci:
(I) ----
Nöroestetik Uzmanı:
— Sanatsal yaratım ve estetik beğeni, sadece kültürel birer inşa veya kişisel deneyimlerin ürünü değildir. Beynimiz, binlerce yıllık evrimsel süreçte belirli simetrilere, dengeli ��rüntülere ve renk uyumlarına öncelik verecek şekilde programlanmıştır. Yani bir sanat eserine baktığımızda hissettiğimiz coşku, nöronlarımızın o eserdeki geometrik düzenle kurduğu biyolojik bir ortaklığın sonucudur.
Gazeteci:
(II) ----
Nöroestetik Uzmanı:
— Kesinlikle hayır. Bu durum sanatın özgürlüğünü kısıtlamaz, aksine sanatçının insan zihninin derinliklerine ulaşması için bir harita sunar. Büyük sanatçılar, süreçlerin farkında olmasalar bile, bu nöral mekanizmaları tetikleyen sezgisel dâhilerdir. Bir eserin evrensel düzeyde kabul görmesi, onun insan beyninin biyolojik yapısıyla kurduğu bu rezonansa bağlıdır; bu da sanatı tektipleştirmez, sadece onun insan doğasındaki ortak köklerini açığa çıkarır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
II. Sanatçıların sezgisel dehalarını nörobilimsel verilerle açıklamaya çalışmak, sanatın gizemini ve estetik değerini yok eder mi?
II. Sanatın evrensel bir dille açıklanabilmesi, farklı kültürlerdeki sanat alıcılarının benzer tepkiler verdiğini kanıtlamaya yeter mi?
II. Sanatsal üretimi ve alımlamayı nörolojik süreçlerle açıklamak, sanatı mekanikleştirip onun özgün ve özgür yapısını zedelemez mi?
II. Sanatsal başarının evrensel formüllerle ölçülebilmesi, gelecekte sanat eserlerinin yapay zekayla üretilmesinin önünü açar mı?
II. Sanatçıların eserlerini üretirken nöral mekanizmaları bilinçli olarak manipüle etmeleri estetik başarıyı nasıl etkiler?
Birleşik sözcükler; iki ismin, bir isimle bir fiilin ya da iki fiilin birleşmesi gibi farklı yollarla oluşabilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yer alan birleşik sözcük, oluşum yolu bakımından diğerlerinden farklıdır?
Gazeteci:
(I) ----
Gıda Antropoloğu:
— Yemek yemek, biyolojik bir ihtiyaç olmanın çok ötesinde, bireyin ait olduğu topluluğun sınırlarını çizen kültürel bir eylemdir. Bir toplumun neyi, nasıl ve kiminle yediği; onun toplumsal hiyerarşisini, inançlarını ve geçmişle kurduğu bağı gösterir. Dolayısıyla mutfak, sadece karın doyurulan bir yer değil; kimliğin her gün yeniden üretildiği sessiz bir sahnedir.
Gazeteci:
(II) ----
Gıda Antropoloğu:
— Küreselleşmeyle birlikte fast-food kültürü yaygınlaşsa da yerel lezzetler ve geleneksel yemek ritüelleri tamamen yok olmuyor; aksine modern birey için bir sığınak haline geliyor. İnsanlar, hızla değişen ve tek tipleşen dünyada aidiyet hissini korumak adına büyükannelerinin tariflerine, coğrafi işaretli ürünlere ve festivallere yöneliyor. Bu durum, yerelleşmenin küresel etkiye karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
II. Coğrafi işaretli ürünlerin ve festivallerin yerel ekonomiye katkıları nelerdir?
II. Küreselleşmenin getirdiği fast-food kültürünün insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?
II. Hızlı tüketim çağının getirdiği tek tipleşme, yerel mutfak kültürlerini tamamen ortadan kaldırabilir mi?
II. Geleneksel tariflerin korunmasında genç neslin üstlenmesi gereken sorumluluklar nelerdir?
II. Küresel dünyada tek tipleşen bireyin kimlik arayışında mutfak dışındaki sığınakları nelerdir?
Tanzimat Dönemi sanatçıları iki gruba ayrılır ( ) Birinci gruptakiler halk için yazarken ikinci gruptakiler sanat için yazmıştır. Bu durum dilde de kendini gösterir ( ) Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi sade bir dili ( ) Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci ise ağır bir dili savunmu��tur. Edebiyat tarihi bu iki grubu şöyle niteler ( ) sadeleşmeciler ve seçkinciler. Nitekim her iki grup da kendi kulvarında çalışmış, eserler üretmiştir ( ) sanat anlayışlarındaki bu ayrılık, edebiyatımızın zenginleşmesini sağlamıştır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getirilmelidir?
Sanatçı, yalnızlığın soğuk gölgesinde kıvranırken içindeki sızıyı dindirecek bir ses arıyordu. Çevresindeki kalabalıklar ona yabancılaşırken kelimelerin gizemli dünyasına sığınmayı seçti.
Bu parçada geçen altı çizili sözcükleri, aldıkları ekler ve yapısal özelliklerini belirten doğru açıklamalarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Mimarlık, sadece taş ve betonun teknik olarak bir araya getirilmesiyle oluşan kuru bir yapısal etkinlik değildir; o, insanın mekânı kendi estetik ve kültürel değerleriyle yeniden biçimlendirme sanatıdır. İnsan, tarih boyunca barınma ihtiyacını estetikle birleştirerek ��evresini güzelleştirmiştir. Nitekim ünlü mimar Le Corbusier, mimarlığı 'ışık altında bir araya gelen kütlelerin doğru, görkemli ve kusursuz oyunu' olarak tanımlar. Geçmişte yapılar ahşap ve kerpiç gibi doğayla uyumlu yerel malzemelerle şekillenirken günümüzün modern yapıları çelik, cam ve kompozit bileşenlerle göklere uzanır. Yapılan sosyolojik araştırmalara göre, günümüzde kent nüfusunun yaklaşık %78'i bu modern, dikey mimari yapılarda yaşamını sürdürmektedir. Bu veri de gösteriyor ki insan, doğadan her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi kullanılmamıştır?
Estetik yaşantı, bireyin bir sanat nesnesi karşısında duyduğu ve gündelik fayda ilişkilerinden arındırılmış olan salt tinsel haz durumudur. Geleneksel sanat anlayışında bu haz, sanatçı ile alımlayıcı arasında doğrudan ve biricik bir ba�� kurarken günümüzün dijital sanat ekosisteminde durum oldukça farklılaşmıştır. Geleneksel yapıtların izleyicide bıraktığı iz, derin ve zamana yayılan bir tefekkür gerektirir; oysa dijital platformlardaki piksellerden sızan görüntüler, insan zihninde uçucu ve anlık doyumlar yaratır. Bu durum, son beş yılda yayımlanan sosyolojik raporlarda da kendine yer bulmuştur. Nitekim sanat sosyolojisi araştırmalarına katılan gençlerin yüzde yetmiş ikisi, müzede bir tabloyu incelemek yerine bir dijital sergiyi ekran kaydırarak izlemeyi daha çekici bulduğunu belirtmiştir. Bu veri, alımlama alışkanlıklarının yapısal bir dönüşüm geçirdiğinin en somut göstergesidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine başvurulmuştur?
Gazeteci:
— (I) ----
Yazar:
— Kitaplarımı kaleme alırken çocukluğumun geçtiği o küçük Ege kasabasının dar sokaklarından, komşularımızın samimi sohbetlerinden besleniyorum. Oradaki her bir karakter, çocukluk hafızamda öyle derin izler bırakmış ki bugün yazdığım neredeyse her hikâyede onlardan bir parça bulmak mümkün.
Bu diyalogda boş bırakılan yere aşağıdaki sorulardan hangisi getirilmelidir?
Aşağıdaki cümlelerde kalın harflerle belirtilen sözcük veya ekleri, görev ve tür bakımından karşılarında verilen zamir türleriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir kargo firması, taşıma kapasiteleri kendi içlerinde eşit olan A tipi kutular ile B tipi kutuları kullanarak toplam ağırlığındaki malzemeyi taşıyacaktır. Bu taşıma işlemiyle ilgili aşağıdaki bilgiler bilinmektedir:
* Sadece A tipi kutular kullanıldığında, belirli sayıdaki kutu tamamen doldurulmakta ve geriye malzeme kalmaktadır.
* A tipi kutulardan başlangıçta planlanan sayıdan adet eksik, B tipi kutulardan ise başlangıçta planlanan A tipi kutu sayısından adet fazla kullanılıp hepsi tamamen doldurulduğunda malzemenin tamamı taşınabilmektedir.
* Bir adet A tipi kutunun taşıma kapasitesi 'dır.
Buna göre, B tipi bir kutunun taşıma kapasitesinin olduğu ifadesi doğru mudur?
Sanatçı, (I) kimi zaman toplumsal meselelerin tam ortasında yer alır ve (II) bunları kendi süzgecinden geçirerek yansıtır. Yapıtlarında (III) herkesin hissettiği ama dile getiremediği gerçekleri anlatırken (IV) hiçbir sanatseverin kayıtsız kalamayacağı bir dünya kurar. İşte (V) burası, sanatın ger��eği yeniden ürettiği büyülü alandır.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerin türleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?