All practice questions
6755 questions
(I) Türk okçuluğu, Hunlardan Osmanlılara uzanan tarihî süreçte askeri gücün ve toplumsal kimliğin en önemli taşıyıcılarından biri olmuştur. (II) Savaş alanlarında sağladığı üstünlüğün yanı sıra barış dönemlerindeki törenlerde ve şenliklerde düzenlenen yarışmalarla da toplumsal bağları güçlendirmiştir. (III) Özellikle Osmanlı Dönemi'nde kurulan okçuluk tekkeleri, bu ata sporunun belirli kurallar çerçevesinde nesilden nesile aktarılmasını sağlayan kurumsal yapılar haline gelmiştir. (IV) Klasik bir Türk yayının üretimi ise doğadan elde edilen özel malzemelerin bir araya getirildiği, yıllar süren sabırlı bir zanaat sürecini kapsar. (V) Yayın gövdesini oluşturacak akçaağaç, esneklik sağlayan manda boynuzu ve mukavemet katan sinir tabakası organik tutkallarla birleştirilerek şekillendirilir. (VI) Yapımı tamamlanan yayın kullanıma hazır hale gelmesi, ağacın ve diğer organik katmanların tamamen kaynaşması için oda sıcaklığında en az bir yıl bekletilmesini gerektirir.
Bu paragraf iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Geleneksel biyoloji anlayışı, doğadaki canlıların amansız bir rekabet içinde olduğunu söyler. Oysa ormanlar, bu tezin tam aksini kanıtlayan devasa bir iş birliği alanıdır. Toprağın altında uzanan mikorizal ağlar, ağaçları birbirine bağlayan biyolojik bir internet gibidir. Yaşlı ağaçlar, güneş ışığından mahrum kalan genç fidanları bu ağ sayesinde besler; bir ağaç saldırıya uğradığında salgıladığı kimyasallarla komşularını uyarır. Orman, tekil bireylerin mücadelesinden ziyade, ortak bir yaşamı sürdürmek için kenetlenmiş bir bütündür.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(I) Fotoğrafçılık; sadece anı dondurmak değil, aynı zamanda dünyaya bakış açımızı yansıtan estetik bir sanattır. (II) Bir fotoğrafçı, kamerası aracılığıyla çevresindeki nesneleri kendi süzgecinden geçirerek izleyiciye sunar. (III) Bu sunum süreci; sanatçının ışık, gölge, açı ve kompozisyon tercihlerine göre şekillenir. (IV) Sanat eserine dönüşen bu kareler, izleyicide derin duygusal ve zihinsel çağrışımlar uyandırır. (V) Sonuç olarak fotoğraf, teknik donanım ile estetik duyarlılığın birleştiği özgün bir yaratım alanıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra "İşte bu teknik tercihler, çekilen karenin sıradan bir belgelemeden öteye geçip sanat eserine dönüşmesini sağlar." cümlesi getirilmelidir?
Aşağıdaki cümlelerde geçen bağlaçları, cümlelere kazandırdıkları anlamlarla veya üstlendikleri işlevlerle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Çay, tüm dünyada sudan sonra en çok tüketilen içeceklerin başında gelmektedir. (II) Anavatanı Çin olan bu bitki, ilk başlarda sadece tıbbi amaçlarla ve şifa niyetine kullanılmıştır. (III) Yüzyıllar içinde ticari yollarla dünyaya yayılmış ve farklı toplumların günlük yaşamının bir parçası olmuştur. (IV) Lezzetli bir çay elde etmek için demlenecek suyun kireçsiz olmasına ve porselen demlik kullanılmasına özen gösterilmelidir. (V) Günümüzde ise çay, sadece bir içecek olmanın ötesinde, misafirperverliğin ve samimi sohbetlerin en önemli kültürel simgesidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Ah (I), o eski günlerin sıcaklığı nerede şimdi! İnsanlar birbirine selam vermeye bile eriniyor. Geçen gün sokakta yürürken yaşlı bir adamın derinden bir ah (II) çektiğini duydum; yüreğim sızladı. Kendi kendime, 'Ey (III) insanoğlu, ne ara bu kadar yabancılaştın kendine?' diye mırıldandım. Tam o esnada caddenin karşısından bir ses yükseldi: 'Simitçi! (IV) Taze simitlerim var!' Bu sesleniş beni çocukluğuma götürdü ama ne yazık ki o güzel günlerin artık dönüşü yok; eyvah (V), her şey geçmişte kaldı!
Bu parçada numaralanmış sözcüklerin türleri ve cümledeki işlevleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Yıllar geçse de onun süzgün (I) bakışlarındaki hüzün hiç değişmemişti. Genç yazar (II), toplumsal sorunları ele aldığı son romanıyla okuyucuyu derinden etkiledi. O, sessiz (III) gecelerde sadece kendi iç sesini dinlemeyi ve yazmayı tercih ederdi. Topluma yaptığı her katkı (IV), onun bu dünyadaki izini biraz daha belirgin kılıyordu. Hayatın batı (V) ucunda, deniz kenarındaki küçük bir kulübede huzuru bulmuştu.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi, aldığı yapım ekinin işlevi bakımından diğerlerinden farklıdır?
Bir yapıtı okurken zihnimin pürüzlü sözcüklerin dikine çarpmasını, dilin kendi içindeki engebelerinde teklemeyi hiç istemem. Benim için başarılı bir anlatım, kelimelerin bir nehrin yatağında zahmetsizce akan sular gibi birbirine eklenerek yol almasıdır. Okur, bir cümleden diğerine geçerken hiçbir engelle karşılaşmamalı, seslerin ve hecelerin kendi arasındaki ritminde kayıp gitmelidir. Telaffuz güçlüğü yaşatan, kulağı tırmalayan unsurlardan arındırılmış bir üslup, okuma eylemini kesintisiz bir yolculuğa dönüştürür.
Bu parçada dile getirilen düş��nceler, aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü düşmesine uğramış bir sözcük yoktur?
Aşağıdaki sol sütunda verilen yazar ve eser değerlendirmelerini sağ sütundaki anlatım ilkeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözde özne kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükte yer alan -ı / -i eki, diğerlerinden farklı bir işlevde kullanılmıştır?
(I) Nöroestetik, sanat eserlerinin insan zihninde uyandırdığı estetik deneyimi nörobiyolojik mekanizmalar üzerinden açıklamaya çalışan disiplinler arası bir alandır. (II) Bu alanda çalışan araştırmacılar, özellikle beynin ödül ve karar alma merkezlerinin sanat yapıtları karşısında verdiği tepkileri ölçümlemeye odaklanırlar. (III) Sanatsal yaratıcılığın genetik kökenleri üzerine yürütülen çalışmalar ise son yıllarda moleküler biyoloji çevrelerinde geniş yankı uyandırmıştır. (IV) Bilim insanları, söz konusu tepkileri gözlemlemek amacıyla fMRI gibi gelişmiş görüntüleme teknolojilerinden yararlanarak beyindeki aktif bölgeleri haritalandırırlar. (V) Elde edilen bu haritalama verileri de estetik beğeninin sadece soyut bir duygu olmadığını, beyinde somut bir biyolojik karşılığının bulunduğunu kanıtlamaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Birleşik sözcükler; isim tamlaması, sıfat tamlaması ya da çeşitli cümle biçimlerinin kalıplaşması gibi farklı yollarla kurulabilir.
Buna göre, aşağıdaki c��mlelerin hangisinde sıfat tamlaması yoluyla oluşmuş bir birleşik sözcük kullanılmıştır?
Modern kent yaşamı, bireyin dış dünya ile olan ilişkisini kökten değiştirirken onu geleneksel topluluk bağlarından koparıp yalnızlığa sürüklemektedir. Metropollerdeki yaşam temposu o kadar hızlıdır ki insanlar yan yana yürüdükleri komşularının yüzlerini bile hatırlamazlar. Kent sosyoloğu Georg Simmel, bu durumu zihinsel yaşamın aşırı uyarılmasına karşı bir savunma mekanizması olarak gelişen 'ilgisizlik' (blasé) tavrı ile açıklar. Ona göre kent insanı, her gün maruz kaldığı sayısız uyarandan korunmak için duygusal mesafeler yaratır. Bu durum, kırsal yaşamdaki sıcak ve samimi komşuluk ilişkileriyle karşılaştırıldığında kentin bireyi nasıl mekanikleştirdiğini açıkça gösterir. Kentsel alanlarda yalnız yaşayan birey oranı son on yılda yüzde yirmi beş oranında artmıştır; bu da sosyolojik yalnızlaşmanın somut bir göstergesidir.
Bu parçanın anlatımında hem 'karşılaştırma' hem de 'sayısal verilerden yararlanma' düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılmıştır.
Bilişsel arkeoloji, tarih öncesi insan topluluklarının geride bıraktığı maddi kültür varlıklarından yola çıkarak onların zihinsel dünyalarını anlamlandırmaya çalışır. (I) Bu araştırmalarda çanak çömlekler, taş aletler veya av kalıntıları gibi somut kalıntılar birer temel veri kaynağı olarak kullanılır. (II) Tam da bu noktada, nesnelerin üzerine kazınmış geometrik desenler veya boncuk gibi süs eşyaları zihinsel evrimin izlerini sürmede devreye girer. (III) Çünkü bu tür sembolik ögeler, beslenme veya barınma gibi temel biyolojik gereksinimlerle doğrudan açıklanamaz. (IV) Dolayısıyla araştırmacılar, pratik işlevi olmayan bu nesneler aracılığıyla ilk insanların soyut düşünme becerisini geliştirdiği sonucuna ulaşırlar. (V) Bu sonuç da bizi zihnin evrimsel sürecinde dilin ve sanatın doğuşuna götürür.
Bu parçanın anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için, "Ancak bu somut kalıntıların, salt hayatta kalma mücadelesinin ötesinde bilişsel bir boyuta işaret edip etmediği sorusu her zaman net bir yanıt bulamaz." cümlesi numaralanmış yerlerden hangisine getirilmelidir?
Aşağıdaki dizelerde koyu yazılmış zamirleri, sağ tarafta yer alan zamir türleriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gazeteci:
(I) ----
Eko-mimari Uzmanı:
— Sadece binaların enerji tüketimini azaltmak veya yeşil çatılar yapmakla sınırlı bir yaklaşım, ekolojik mimariyi tam anlamıyla yansıtmaz. Önemli olan, yapının inşa edildiği coğrafyanın ekosistemiyle entegre olması, yerel malzeme kullanımı ve binanın yaşam döngüsü boyunca doğaya minimum yük bindirmesidir. Yani yeşil bina sertifikası almak tek başına bir amaç değil, çevreyle kurulan ilişkinin sadece bir aracıdır.
Gazeteci:
(II) ----
Eko-mimari Uzmanı:
— Küreselleşen dünyada mimari tarzların tektipleşmesi, yerel kimliklerin kaybolmasına yol açıyor. Ancak yerel malzemeye ve geleneksel yapım tekniklerine yönelmek, geçmişi taklit etmek anlamına gelmemeli. Bizim yapmaya çalıştığımız, geleneksel bilgelikle modern mühendislik teknolojilerini harmanlayarak bugünün ihtiyaçlarına cevap veren çağdaş çözümler üretmektir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
II. Mimari tasarımlarda modern mühendislik tekniklerinin estetik kaygıları arka plana ittiği söylenebilir mi?
II. Modern dünyada kentleşmenin getirdiği tektipleşmenin insan psikolojisi ��zerindeki olumsuz etkileri nelerdir?
II. Yerel mimari değerlerin ve malzemelerin modern tasarımlarda yeniden yorumlanmasını geçmişe dönüş olarak mı görmeliyiz?
II. Geleneksel mimarinin küresel ölçekte hak ettiği değeri görememesinin temel nedenleri sizce nelerdir?
II. Geleceğin şehirlerinde yerel kimliklerin tamamen ortadan kalkması kaçınılmaz bir son mudur?
Sözde özne; yüklemi edilgen çatılı olan cümlelerde bulunur. Bu cümlelerde yüklemin bildirdiği işi doğrudan gerçekleştiren varlık (gerçek özne) belirtilmez; işten etkilenen unsur, özne görevini üstlenir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin bildirdiği işi doğrudan gerçekleştirmeyen, eylemden etkilenen bir özne (sözde özne) kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisi, yapısı bakımından diğerlerinden farklıdır?