Evrensel Ahlak Yasasını Reddeden Görüşler
9 questions
İnsanın eylemlerinin merkezinde kendi benliği ve çıkarları yer alır. Thomas Hobbes'a göre insan doğası gereği bencil bir varlıktır ve her eyleminde kendi varlığını korumayı ve kişisel menfaatlerini gerçekleştirmeyi amaçlar. Her bireyin yalnızca kendi çıkarını kılavuz edindiği bir düzende, herkes için bağlayıcı ve ortak bir iyi veya kötü değerinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Buna göre, parçada savunulan ve evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda ahlak felsefesinde evrensel ahlak yasasının varlığını reddeden görüşler ve bu görüşlerin temel argümanları verilmiştir. Bu felsefi görüşleri ilgili argümanlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Nietzsche’ye göre geleneksel ahlak, zayıf insanların güçlüleri dizginlemek amacıyla uydurduğu bir aldatmacadır. 'Sürü ahlakı' olarak nitelendirdiği bu hazır şablonlar, yaşamı olumlayan ve insanı kendi değerlerini yaratmaya çağıran 'efendi ahlakı'nın önünü keser. İnsanın yapması gereken, kendisine dayatılan bu dışsal kuralları reddederek kendi değer biçme gücünü eline almasıdır. Çünkü insan üzerinde önceden belirlenmiş aşkın ya da rasyonel hiçbir ahlaki yasa yoktur; ahlak ancak bireyin kendi özgür istencini ortaya koyma sürecidir.
Bu parçadan hareketle Nietzsche’nin ahlak görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?
Ahlak felsefesinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden görüşlere ait aşağıdaki açıklamaları, ilişkili oldukları felsefi akımlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
İnsan, önceden belirlenmiş bir doğa ya da kendisi için çizilmiş aşkın bir planla dünyaya gelmez. O, önce var olur; sahneye atılır, dünyada başka varlıklarla karşılaşır ve ancak ondan sonra kendisini tanımlayıp bir kimlik kazanır. Eğer insanın özü, varoluşundan önce belirlenmiş olsaydı, ahlaki eylemleri bu belirlenmiş özün birer zorunlu çıktısı olurdu ve genelgeçer bir ahlak yasasından söz edebilirdik. Ancak insan, kendi özünü özgür seçimleriyle bizzat kendisi kurmak zorundadır. Bu nedenle, tüm insanlık için önceden yazılmış, herkesi bağlayan ve uymakla yükümlü olunan nesnel bir ahlak yasasının varlığından bahsedilemez.
Bu parçadaki görüşü savunan bir filozofun aşağıdakilerden hangisini öne sürmesi beklenir?
Ahlak felsefesinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını kabul etmeyen düşünürler, bu reddedişlerini farklı insan doğası tasavvurlarına ve ontolojik gerekçelere dayandırmışlardır. Aşağıda bu görüşü savunan bazı filozoflar ve evrensel ahlak yasasını reddetme gerekçeleri verilmiştir. Soldaki filozofları sağdaki ahlaki gerekçeleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Felsefe tarihinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden filozoflar, bu reddedişlerini farklı insan doğası ve özgürlük anlayışlarına dayandırmışlardır. Aşağıda sol sütunda yer alan ahlaki yaklaşımları, sağ sütundaki kendilerine özgü ahlak yasasını reddetme gerekçeleriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Birey, kendi eylemlerinin yegane belirleyicisi olmalıdır. Dışarıdan dayatılan her kural, yasa veya otorite, insanın özgür iradesini ve doğal ahlaki gelişimini engeller. Devletin, hukukun ve dinin ahlak adı altında sunduğu kurallar, aslında insanı denetim altında tutma mekanizmalarıdır. Bu nedenle, tüm insanlar için geçerli, onları tek bir kalıba sokmaya çalışan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez; ahlak ancak bireyin hiçbir otoriteye boyun eğmediği tam bir özgürlük ortamında var olabilir.
Bu parçada dile getirilen görüşler, ahlak felsefesinde evrensel ahlak yasasını reddeden aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?
Bir kimse için haz verici ve dolayısıyla 'iyi' olan bir durum, bir başkası için acı verici ve 'kötü' olabilir. Ahlaki değerlerin merkezine bireysel duyumları ve bu duyumların sağladığı anlık doyumları yerleştirdiğimizde, herkesin üzerinde uzlaşabileceği ortak bir ahlaki ölçütten bahsetmek imkânsız hale gelir. Çünkü duyularımız bizi yanıltabileceği gibi, haz arayışımız da tamamen kişisel deneyimlerimizin sınırları içinde kalır. Bu nedenle, ahlaki eylemin amacı yalnızca bireyin kendi sınırları içindeki doyumu olmalıdır.
Bu parçada dile getirilen görüşleri savunan bir filozofun, aşağıdakilerden hangisini öne sürmesi beklenir?