Paragrafta Anlam
1306 questions
Modern yaşamın getirdiği teknolojik ivmelenme, bireyin zamanla kurduğu ilişkiyi kökten sarsarak 'kronofobi' adı verilen yeni bir kaygı türünü beslemektedir. Geçmişte doğanın ritmine ve mevsimsel döngülere göre şekillenen zaman algısı, günümüzde saniyelerin ve anlık bildirimlerin tahakkümü altındadır. Bu durum, insanı sürekli bir 'yetişememe' ve 'kaçırma' korkusuyla yüz yüze bırakır. Hızın kutsandığı bu yeni düzende, derinlemesine düşünme ve odaklanma gerektiren eylemler yerini yüzeysel ve parçalı deneyimlere bırakmaktadır. Sonuçta modern birey, zamanı verimli kullanma çabasının esiri haline gelerek kendi ürettiği hızın altında ezilmektedir. Yaşamı anlar toplamı olarak tüketmek, insanı şimdiki zamanın zenginliğinden kopararak sürekli geleceğe ya da geçmişe ait bir kaygı sarmalına hapsetmektedir.
Bu parçadan hareketle 'kronofobi' ve modern insanın zaman algısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Dijital platformların gündelik yaşamı kuşattığı günümüzde, bireyin kültürel tüketim tercihleri büyük oranda algoritmik kürasyon sistemleri tarafından şekillendirilmektedir. Kullanıcı verilerini durmaksızın analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunan bu sistemler, ilk bakışta arama maliyetini azaltıp konfor alanı sağlasa da uzun vadede estetik deneyimin doğasını aşındırmaktadır. Zira benzer beğeni örüntülerine sıkışan birey, 'filtre balonu' adı verilen kapalı devre bir kültürel ekosistemin içine hapsolmaktadır. Sanatsal keşfin temel motoru olan rastlantısallık (serendipity) ve bilişsel uyumsuzluğun yerini, aşina olunanın konforlu tekrarı aldığında, estetik algı tek tipleşmekte ve zihinsel esneklik körelmektedir. Algoritmanın sunduğu 'öngörülebilirlik', sanatı sadece bir tüketim nesnesine indirgemekle kalmayıp yaratıcı edimin barındırdığı beklenmedik sıçramaların ve sarsıcı deneyimlerin de önünü kesmektedir.
Bu parçadan hareketle algoritmik kürasyonla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Geleneksel Türk ebru sanatı, sadece bir boyama tekniği değil, aynı zamanda uygulayıcısına sabır ve dinginlik aşılayan bir meditasyon yöntemidir. Kitre adı verilen özel bir zamkla yoğunlaştırılmış su üzerine serpilen boyalar, sanatçının ruh halini anlık olarak yansıtır. Her bir damlanın su üzerindeki hareketi benzersiz olduğundan, yapılan bir ebrunun birebir aynısını tekrar üretmek imkânsızdır. Bu durum, ebru sanatını hem biricik kılar hem de her denemede yeni bir keşif duygusu uyandırır. Günümüzde bu sanat, modern terapi merkezlerinde stresi azaltmak amacıyla da yaygın şekilde kullanılmaktadır.
Buna göre, paragrafta yer alan belirgin özellikleri kendileriyle eşleşen yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Orta Çağ katedral mimarisi, yalnızca tanrısal ihtişamı yansıtmayı amaçlayan görsel bir şölen değil, aynı zamanda sesin mekân içindeki hareketini yönlendiren karmaşık bir akustik mühendislik çalışmasıdır. (II) Yüksek tonozlar, geniş nefler ve taştan inşa edilmiş sert yüzeyler, ilahilerin katedralin her köşesinde uzun süre yankılanmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. (III) Tarihsel süreçte mimari yapıların dinsel ritüellerle olan bu sıkı bağı, din dışı kamusal alanların inşasında da benzer estetik formların benimsenmesine yol açmıştır. (IV) Taş işçiliğindeki süslemelerin yoğunluğu ve pencerelerin yerleşimi de katedral içinde ses dalgalarının kırılmasını ve mekân genelinde homojen bir biçimde dağılmasını doğrudan etkiler. (V) Gotik mimaride kullanılan bu akustik tasarım, dinleyicide derin bir huşu ve aşkınlık hissi uyandırmak amacıyla bilinçli olarak kurgulanmıştır.
Bu par��adaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Yarım asırdır sahnenin o karanlık, daracık boşluğunda, sırtımı kadife perdenin soğuk yüzüne dayayarak yaşıyorum. Işıklar hiçbir zaman benim üzerimde parlamadı, alkışlar da benim için kopmadı. Ben sadece başkalarının unuttuğu kelimeleri fısıldayan, onların duraksamalarını gizleyen gölgedeki o ses oldum. Her oyun bittiğinde, oyuncular selam verirken ben yavaşça eşyalarımı toplar, sessizce tiyatrodan ayrılırım. Bazen kendi kendime sorarım: Acaba sahnedeki o büyük alkış tufanında benim de payım var mıydı? Ancak bu sorunun cevabını ararken içimde kırgınlık değil, sadece işini layığıyla yapmış bir insanın huzuru belirir. Kendi sesimi başkalarının cümlelerine feda etmiş olmaktan hiçbir zaman pişmanlık duymadım; çünkü bilirim ki en güzel şarkılar, arka plandaki o sessiz ritim sayesinde duyulur.
Bu parçada kendisinden söz eden kişinin duygu dünyası ve karakter özellikleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Camın üretimi, Mezopotamya ve Mısır’da boncuk yapımıyla başlamış olsa da bu malzemenin mimari bir ögeye dönüşmesi Roma İmparatorluğu döneminde gerçekleşmiştir. Romalılar, üfleme tekniğini geliştirerek camı seri üretilebilir ve düz plakalar hâline getirilebilir kılmışlardır. Bu yenilik, tapınak ve saray gibi yapılarda pencerelerin camla kaplanmasını sağlayarak iç mekân tasarımlarını kökten değiştirmiştir. Dış dünyadan yalıtılmış ama gün ışığıyla aydınlanan korunaklı alanlar, mimarlık tarihinde yeni bir estetik anlayışın doğmasına yol açmıştır.
Buna göre, parçadaki cümleleri ifade ettikleri yardımcı düşüncelerle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Ebru, geleneksel Türk sanatları arasında renklerin suyla dansı olarak nitelendirilen, köklü bir geçmişe sahip süsleme sanatıdır. (II) Kitre adı verilen yoğunlaştırılmış su üzerine özel fırçalarla boyaların serpilmesi ve bu boyaların kağıda aktarılması esasına dayanır. (III) Klasik ebru yapımında kullanılan boyalar doğadan elde edilen toprak ve bitki kökenli pigmentlerden seçilir. (IV) Günümüzde ise geleneksel yöntemlerin dışına çıkılarak akrilik boyalar ve sentetik kıvam artırıcılar da ebru yapımında sıklıkla tercih edilmektedir. (V) Bu modern malzemeler, sanatçıya daha hızlı çalışma imkanı sunsa da ebruya has o doğal ve mat görün��mün kaybolmasına yol açmaktadır. (VI) Dolayısıyla yeni nesil ebrucuların, teknolojinin getirdiği kolaylıklar ile geleneksel estetiği dengede tutması büyük önem taşımaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar? Cevabınızı Romen rakamı olarak (örneğin IV) yazınız.
Yazmaya başladığımda zihnimde sadece belirsiz bir sis bulutu olur. Karakterlerin isimleri, olayların geçeceği mekânlar hatta hikâyenin nereye evrileceği bile henüz netleşmemiştir. Ben sadece o sisin içine doğru yürürüm ve yazdıkça, kelimeler sayfaya döküldükçe her şey yavaş yavaş belirginleşir. Yani önceden ince ince hesaplanmış bir kurgu planım hiçbir zaman olmaz; yazma sürecinin kendisi bana yolu gösterir.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
Müzikolog ve çevre bilimci R. Murray Schafer tarafından ortaya atılan 'ses manzarası' (soundscape) kavramı, bireyin çevresiyle kurduğu işitsel ilişkiyi estetik ve ekolojik bir boyutta ele alır. (I) Geleneksel müzik anlayışının aksine ses manzarası, doğadaki rüzgâr fısıltısından sanayi bölgelerindeki mekanik gürültülere kadar kulağımıza ulaşan her türlü ses bile��enini bütünsel bir kompozisyon olarak kabul eder. (II) Bu yaklaşım, modern kent yaşamının insanı kendi doğal işitsel çevresine yabancılaştırdığını ve bu yabancılaşmanın bireysel ve toplumsal refahı olumsuz etkilediğini savunur. (III) Dolayısıyla ses manzarasını korumak ve iyileştirmek, sadece gürültü kirliliğini azaltma çabası değil, aynı zamanda insanın çevreyle olan ontolojik bağını yeniden inşa etme girişimidir. (IV) Günümüzde akustik ekoloji çalışmaları, kent tasarımlarında sadece görsel ögelerin değil, işitsel dokunun da planlanması gerektiğini vurgulayarak bu kavramı pratik bir boyuta taşımaktadır.
Buna göre, parçada numaralanmış cümleleri içerdikleri yardımcı düşüncelerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki metinde numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Metin:
Sanat yapıtlarının restorasyonu, geçmişin estetik değerlerini geleceğe aktarma gayesi taşırken beraberinde ciddi bir otantiklik paradoksu barındırır. (I) Bir eserin zaman içinde uğradığı bozulmaları gidererek onu ilk yapıldığı andaki durumuna döndürme çabası, kaçınılmaz olarak eserin tarihsel yaşanmışlık izlerini siler. (II) Çünkü malzemenin doğal yaşlanma süreci ve eserin fiziksel bütünlüğünde biriken zaman katmanları da onun tarihsel kimliğinin ayrılmaz parçalarıdır. (III) Bu bağlamda, geçmişin ruhunu korumak adına yapılan her müdahale, yapıtın özgünlüğüne vurulan yapay bir darbe niteliği taşıyabilir. (IV) Dolayısıyla çağdaş restorasyon kuramları, eseri ilk günkü hâline getirmek yerine, onun geçirdiği zamansal dönüşümü de koruma altına alan asgari müdahale ilkesini savunmaktadır.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Çay bitkisi; nemli ve ılıman iklimleri seven, yaprakları her mevsim yeşil kalan çok yıllık bir çalı türüdür. (II) Doğu Karadeniz Bölgesi'nin bol yağış alan eğimli yamaçları, bu bitkinin ülkemizde en verimli şekilde yetiştirildiği alanların başında gelir. (III) Çayın kaliteli bir şekilde büyümesi için asidik özellik taşıyan, humus yönünden zengin toprak yapısı oldukça önemlidir. (IV) Bizim kültürümüzde ise çay; sadece bir içecek olmaktan öte, günün her saatinde insanları bir araya getiren sosyal bir bağdır. (V) Misafirperverliğin ve dost sohbetlerinin vazgeçilmez bir simgesi olan bu içecek, kendine has ince belli bardaklarda servis edilir. (VI) Sabah kahvalt��larından akşam oturmalarına kadar hayatın merkezinde yer alan çay, Türk toplumunda güçlü bir gelenek oluşturmuştur.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıda verilen paragrafları, içerdikleri anlatım biçimlerinin temel özellikleriyle eşleştiriniz. Hangi paragraf hangi anlatım biçimiyle eşleşmelidir?
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Tarih boyunca müzik, yalnızca bir sanat dalı ve eğlence aracı olarak görülmemiş; insan ruhunu ve bedenini iyileştirici gücüyle tıp alanında da kullanılmıştır. Özellikle İslam dünyasında Farabi, müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyen ilk bilim insanlarından biridir. Farabi, geliştirdiği makam sistemi sayesinde farklı müzik tonlarının insan ruhunda farklı duygusal durumlar uyandırdığını keşfetmiştir. Örneğin, rast makamının neşe ve huzur verdiğini, nihavent makamının ise sakinleştirici bir etkiye sahip olduğunu belirtmiştir. Onun bu çalışmaları, Osmanlı döneminde darüşşifalarda ruhsal hastalıkların tedavisinde müzikten yararlanılmasının yolunu açmıştır. Günümüzde de modern psikolojide müzik terapi, geleneksel tıbbın sunduğu bu köklü birikimden yararlanarak bireyin zihinsel sağlığını desteklemek amacıyla aktif olarak uygulanmaktadır.
Bu parçadan müzik terapi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Vezüv Yanardağı’nın MS 79 yılındaki patlamasıyla küller altında kalan Herculaneum kentinde, karbonlaşmış yüzlerce antik parşömen rulosu bulunmuştur. Kömürleşmiş olmaları nedeniyle dokunulduğu an ufalanıp yok olma riski taşıyan bu belgeler, yüzyıllar boyunca okunamamıştır. Ancak günümüzde geliştirilen yapay zekâ algoritmaları ve üç boyutlu tomografi taramaları sayesinde bu ruloları fiziksel olarak açmaya gerek kalmadan satır satır okumak mümkün hâle gelmiştir. Bilgisayarlı tomografiyle parşömenin katmanları taranmakta, ardından yapay zekâ yazılımları mürekkebin parşömen üzerindeki hafif kabartılarını ve doku değişikliklerini tespit ederek harfleri görünür kılmaktadır. Bu teknolojik ilerleme, antik dünyaya ait kayıp metinlerin gün yüz��ne çıkarılması konusunda arkeoloji dünyasında yeni bir çığır açmıştır.
Bu parçadan hareketle sözü edilen parşömenler ve onları okuma yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ula��ılamaz?
İnka İmparatorluğu’nda yazının bulunmayışı, gelişmiş bir idari yapının kurulmasına engel olmamıştır. ��nkalar; sayısal verileri kaydetmek, nüfus sayımı yapmak, vergi kayıtlarını tutmak ve hatta takvimsel bilgileri arşivlemek için 'kipu' adı verilen karmaşık bir düğüm sistemi kullanmışlardır. Farklı renklerde, kalınlıklarda ve uzunluktaki pamuk veya yün iplerin ana bir ipe bağlanmasıyla oluşturulan kipular, üzerlerindeki düğümlerin türü ve konumuna göre anlam kazanıyordu. Her bir düğüm pozisyonu, ondalık sayı sistemindeki basamakları temsil ederken renkler ise kaydedilen nesnenin veya kavramın türünü gösteriyordu. Kipu okuyucuları olan 'kipukamoyoklar', bu sistem sayesinde imparatorluğun en ücra köşelerindeki ekonomik hareketliliği merkezden denetleyebiliyordu. Bu özgün veri depolama yöntemi, yazının işlevsel bir alternatifi olmanın ötesinde, İnkaların soyut düşünme yeteneğinin ve bürokratik dehasının somut bir kanıtıdır.
Bu parçada 'kipu' sistemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Platon, Phaedrus diyalo��unda Sokrates’in ağzından yazının icadına yönelik ciddi bir eleştiri sunar. Mısır tanrısı Theuth’un kral Thamus’a yazıyı 'hafızanın ve bilgeliğin ilacı' olarak sunmasına karşın Thamus, yazının tam tersi bir etki yaratacağını savunur. Ona göre yazı, insan zihninde tembellik yaratacak ve ezberleme zahmetinden kaçınan bireylerin içsel belleklerini zayıflatacaktır. İnsanlar, bilgiyi kendi ruhlarında sindirmek yerine dışsal işaretlerin otoritesine güvenmeye başlayacak; böylece gerçekten bilgeleşmeden, yalnızca bilge görünerek derinlikten yoksun bir bilgi yığınına sahip olacaklardır. Yazı, canlı diyalogda var olan dinamik soru-cevap sürecinin yerine sabit, cevap veremeyen donuk bir temsili koyarak hakikatin keşfini zorlaştırır.
Bu parçaya göre yazının icadı ve etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Japonya'da ortaya çıkan kintsugi sanatı, kırılan veya çatlayan seramik kapların altın, gümüş ya da platin tozuyla karıştırılmış özel bir reçine kullanılarak birleştirilmesi esasına dayanır. Bu geleneksel teknik, nesnenin hasar gören kısımlarını gizlemek yerine onları daha belirgin hâle getirerek ön plana çıkarır. Kintsugi felsefesi, kusurların ve yaşanmışlıkların gizlenmesi gereken birer ayıp değil, nesnenin tarihine değer katan benzersiz unsurlar olduğunu savunur. Böylece onarılan eşya, ilk hâlinden daha estetik ve kıymetli bir esere dönüşür. Bu sanat dalı, insan yaşamındaki zorlukların, hayal kırıklıklarının ve ruhsal yaraların da kişiyi çirkinleştirmediğini, aksine onu olgunlaştırıp güzelleştirdiğini simgeler.
Bu parçadan hareketle kintsugi sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Likenler, algler ve mantarların bir araya gelmesiyle oluşan ortak yaşam (simbiyoz) formlarıdır. Kök ve iletim demetleri bulunmayan bu canlılar, gereksinim duydukları su ve mineral gibi maddeleri doğrudan atmosferden alırlar. Bu morfolojik yapıları nedeniyle ortamdaki hava kirliliğine, özellikle de kükürt dioksit oranına karşı son derece hassastırlar. Kirliliğin yoğun olduğu endüstriyel bölgelerde liken türlerinin hızla yok olması, temiz kırsal alanlarda ise çeşitliliklerinin artması, onları ekosistem sağlığını izlemede güvenilir birer biyoindikatör haline getirmiştir. Likenlerin bünyelerinde biriken ağır metallerin laboratuvar ortamında analiz edilmesi, yapay cihazlara kıyasla çok daha düşük maliyetli ve geniş alanlara yayılan kesintisiz bir çevresel izleme olanağı sunar. Dolayısıyla modern ekoloji, bu canlıları sadece doğanın bir parçası olarak değil, aynı zamanda çevre kirliliğini ölçen doğal birer denetim mekanizması olarak kabul etmektedir.
Bu parçada likenlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Sessizlik, sadece gürültünün yokluğu değil; beynin kendini yenileme ve yapılandırma sürecinin etkin bir bileşenidir. (I) Yapılan nörolojik araştırmalar, beynin herhangi bir dış uyarana maruz kalmadığı sessizlik anlarında 'varsayılan mod şebekesi' adı verilen sistemin devreye girdiğini göstermektedir. (II) Bu sistemin aktifleşmesi, bireyin kendi iç dünyasına yönelerek anılarını anlamlandırmasına ve empati yeteneğini geliştirmesine olanak tanır. (III) Ayrıca gün içinde maruz kalınan yüksek d��zeydeki seslerin hipokampusta yarattığı stres hasarı, düzenli sessizlik süreleriyle önemli ölçüde azaltılabilmektedir. (IV) Dahası, sessiz bir ortamda geçirilen zamanın beyinde yeni nöron oluşumunu (nörojenez) tetiklediği ve böylece öğrenme kapasitesini doğrudan artırdığı tespit edilmiştir.
Yukarıdaki metinde numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Tarih yaz��mı, geçmişte meydana gelmiş olayların tarafsız bir dökümünü yapmaktan ibaret değildir; aksine, bugünün bakış açısıyla geçmişin yeniden kurgulanması sürecidir. Tarihçi, arşiv belgeleri arasından hangilerini seçeceğine karar verirken, kaçınılmaz olarak kendi çağının değer yargılarından, ideolojilerinden ve entelektüel eğilimlerinden etkilenir. Bu durum, geçmişin bilgisini mutlak bir nesnellikle elde etmenin imkânsızlığını gösterdiği gibi, tarihin sürekli değişen ve güncellenen bir anlatı olduğunu da ortaya koyar. Bir tarihsel olgu, farklı dönemlerde o dönemin siyasal ve toplumsal dinamiklerine göre yeniden yorumlanır ve anlamlandırılır. Dolayısıyla tarih, geçmişin donmuş bir fotoğrafı değil, bugünün geçmişle kurduğu dinamik ve sürekli değişen bir diyalogdur. Bu diyalogda asıl belirleyici olan, geçmişteki olayların kendisinden ziyade, bugünün araştırmacısının o olaylara yönelttiği sorular ve kurduğu anlam ilişkileridir. Nitekim geçmiş, tarihin pasif bir nesnesi olmaktan çıkıp araştırmacının zihninde yeniden canlanan aktif bir özneye dönüşür.
Bu parçadan hareketle, 'Tarih yazımı, geçmişin kendisini tarafsız bir şekilde yansıtmaktan ziyade, tarihçinin kendi döneminin etkisiyle geçmişi yeniden yapılandırdığı dinamik bir süreçtir.' ifadesi parçanın ana düşüncesi olarak değerlendirilebilir mi?