Paragrafta Anlatım Biçimleri
84 questions
Zamanın tekdüze aktığı o tozlu taşra garında, rayların sıcaktan genleşip kavisler çizdiği ikindi vaktinde bekliyorduk. Rayların üzerinde titreyen serap dalgaları, uzaktaki bozkırın sarılığını adeta eritiyordu. Kimi eleştirmenler, bu durağan mekânların insan ruhundaki derin kırılmaları yansıtmada yetersiz kaldığını ileri sürer. Oysa mekânın durağanlığı, tam da içsel devinimlerin, yani insanın kendi içine yaptığı o amansız yolculukların en güçlü aynasıdır. Tıpkı Tanpınar’ın 'Huzur'da zamanı genişleterek ruhsal tahlillere zemin hazırlaması gibi, bu taşra garı da aslında dış dünyadan çok iç dünyanın labirentlerini somutlaştırır. Nitekim gardaki o sükut, geçmiş ile gelecek arasındaki gerilimin ta kendisidir.
Bu parçanın anlatım özellikleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kitap okumak, bireyin kelime dağarcığını zenginleştirmenin yanı sıra empati yeteneğini de geliştiren en etkili zihinsel faaliyettir. Yapılan bilimsel araştırmalar, düzenli kitap okuyan kişilerin olaylar arasında bağ kurma ve problem çözme becerilerinin, okumayanlara oranla çok daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle kitap okumak, sadece boş zamanı değerlendirme aracı değil, zihinsel bir gelişim sürecidir.
Bu parçanın anlatımında açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanılmıştır.
Modern edebiyatın en büyük açmazı, bireyin iç dünyasını yansıtırken dış gerçeklikle kurduğu bağı koparmasıdır. Oysa klasik romanda karakterler, toplumsal koşulların birer ürünü olarak şekillenirdi. Örneğin Dostoyevski, karakterlerinin psikolojik derinliğini tasvir ederken Petersburg sokaklarının kasvetli havasını, dönemin Rusya'sındaki sınıfsal çelişkileri asla göz ardı etmemiştir. Onun romanlarındaki bireysel bunalımlar, toplumsal ��ürümenin doğrudan bir yansımasıdır. Bu bağlamda, modern yazarın bireyi yalıtılmış bir fanusta ele alma eğilimi, gerçekçi edebiyat geleneğinden ciddi bir sapmayı ifade eder.
Bu parçanın anlatımında, ele alınan konuya dair yerleşik bir anlayışa karşı çıkılarak tartışmacı anlatım biçiminden yararlanılmış; savı desteklemek amacıyla da Dostoyevski üzerinden tanık göstermeye başvurulmuştur.
Yukarıda verilen yargının doğruluk durumunu 'Doğru' veya 'Yanlış' olarak belirleyiniz.
Harita, mekânı zihnimizde sadeleştirip onu kontrol edilebilir bir düzleme indirgeme arzusunun somut bir ürünüdür. Ancak modern kentlerde yürürken haritanın çizdiği o kesin ve pürüzsüz çizgilerin gerçeklikle uyuşmadığını hemen fark ederiz. Harita bize düz bir çizgi sunarken sokak; çürüyen yaprak kokularıyla, eski bir konağın penceresinden sızan ud sesiyle ve aniden karşımıza çıkan çıkmaz sokakların gizemiyle bizi karşılar. Çoğu insan haritayı gerçeğin kendisi sanma yanılgısına düşer; oysa harita, kentin ruhunu dışarıda bırakan kuru bir şemadan ibarettir. Sokakların karmaşasını hissetmeden kenti kavradığını iddia eden kişi, sadece bir resmi izleyip o resimdeki ormanda kaybolduğunu hayal eden bir gezginden farksızdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Sanatsal yaratım, bireysel bir çabanın ürünü gibi görünse de aslında toplumsal hafızanın estetik bir süzgeçten geçirilerek yeniden üretilmesidir. Ressamın tuvale vurduğu her fırça darbesi ya da romancının kurguladığı her çatışma, içinde bulunulan çağın izlerini taşır. Nitekim Lucien Goldmann, 'Büyük yapıtlar, kolektif bilincin estetik düzeyde yeniden yapılandırılmasıdır.' diyerek bu gerçeğe işaret eder. Bu durum, bir a��acın yaprakları ile kökleri arasındaki ilişkiye benzer; yapraklar göğe yükselse de güçlerini toprağın derinliklerindeki köklerden alır. Sanatçı da bireysel üslubuyla parıldarken aslında toplumsal köklerinden beslenmektedir. Dolayısıyla sanatı yalnızca içsel bir esinlenme olarak gören anlayışlar eksiktir; sanat, doğası gereği kolektif bir dönüşümdür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Aşağıdaki numaralanmış metinleri, içerdikleri anlatım biçimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıda verilen paragrafları, içlerinde ağır basan anlatım biçimleriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Zamanın ruhu, modern insanın avuçlarından kayıp giden bir kum tanesi gibidir; ne kadar sıkı tutmaya çalışırsanız o kadar hızlı akar. Oysa antik dönem bilgeleri için zaman, düz çizgisel bir yarış parkuru değil, mevsimlerin döngüselliğinde kendini bulan dingin bir nehir yatağıydı. Bugünün insanı ise kronometrelerin kıskacında, geleceği inşa etme telaşıyla şimdiyi feda ediyor. Bir müze salonunun loşluğunda, mermer bir heykelin gölgesinde durup saniyeleri unutan o nadir anlar olmasa, hayatı sadece bir takvim yaprağı tüketme eylemi sanacağız. O heykelin kıvrımlarındaki yorgun ışık oyunu, bize zamanın aslında durabildiğini fısıldar. Ancak modern iktisat düzeni bize sürekli devinim halinde olmayı, durmanın bir gerileme olduğunu dayatır. Şimdi kendimize sormalıyız: Koştuğumuz bu yolun sonunda bizi bekleyen bir menzil var mı, yoksa sadece koşuyor olmak için mi nefes tüketiyoruz?
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A��ağıdaki numaralanmış paragrafları, karşılarında verilen temel anlatım özellikleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Güneş, tepelerin ardında yavaş yavaş kaybolurken gökyüzü turuncunun ve kızılın binbir tonuna bürünmüştü. Vadinin ortasından geçen ince, kıvrımlı derenin suları, batan güneşin ışığıyla bir ayna gibi parıldıyordu. Kenardaki eski ahşap köprünün üzerinde duran ihtiyar adam, elindeki bastona dayanmış, sessizce bu eşsiz manzarayı seyrediyordu. Köprünün hemen yanındaki dev çınar ağacının yaprakları rüzgarda hafifçe hışırdayarak tatlı bir melodi fısıldıyordu. Bu huzurlu doğa parçasında her şey büyük bir dinginlik içindeydi; doğanın tüm renkleri adeta bir tuval üzerindeki fırça darbeleri gibi birleşmiş, seyredenleri büyülüyordu. Uzaklardan gelen kuş sesleri ise bu sessizliği bozmak yerine, ortamın büyüleyici havasını daha da artırıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Aşağıda sol sütunda verilen numaralanmış metinleri, sağ sütundaki işlevsel anlatım biçimi tanımlarıyla doğru olacak biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Sanatın gerçekliği yansıtma biçimi, öteden beri estetiğin en çok tartışılan çıkmazlarından biridir. Çoğu kimse realizmi, dış dünyanın ayna gibi tuvale aktarılması olarak görür; bu sığ bir yaklaşımdır. Oysa sanatçı bir kameraman değildir. Fotoğraf makinesinin mekanik merceğiyle sanatçının zihni arasındaki fark, tam da buradadır. Fotoğraf nesneyi olduğu gibi dondururken sanat, nesneyi sanatçının algı süzgecinden geçirerek yeniden inşa eder. Nitekim ünlü düşünür de 'Sanat, doğaya eklenmiş insandır.' diyerek bu yaratıcı müdahaleyi vurgulamıştır. Dolayısıyla bir eserdeki gerçeklik, gördüğümüzün kendisi değil, onun sanatçının düş gücüyle yoğrulmuş yeni bir biçimidir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Müzeler, geçmişin maddi kalıntılarını saklayan soğuk depolar olmaktan çıkıp insanlı��ın ortak hafızasını canlı tutan etkileşimli alanlara dönüşmüştür. Dijital teknolojilerin sunduğu olanaklar sayesinde bugün, binlerce kilometre uzaktaki bir sanat eserini yüksek çözünürlüklü ekranlarımızda inceleyebiliyoruz. Hatta sanal gerçeklik gözlükleriyle Louvre Müzesi'nin koridorlarında adeta yürüyebiliyoruz. Ancak bu dijitalleşme dalgası, eserin fiziksel varlığıyla kurduğumuz o biricik, aurasal bağı zayıflatmıyor mu? Bir eserin karşısında dururken hissettiğimiz o zamansal derinlik ve malzemenin kokusu, piksellerden oluşan bir simulasyona sığdırılabilir mi? Elbette hayır. Dijital dünya bize bilgi sunar ama sanatın asıl hedefi olan estetik deneyimi eksik bırakır. Bu yüzden teknoloji, müzeleri görünür kılmada bir araç olmaktan öteye geçmemelidir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kitap basımı, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Matbaanın icadından önce kitaplar el yazısıyla çoğaltıldığı için hem çok pahalıydı hem de sadece sınırlı bir kesimin kullanımına sunulabiliyordu. Johannes Gutenberg'in hareketli metal harflerle baskı tekniğini geliştirmesi, bu alanda büyük bir devrim yarattı. Bu teknik sayesinde kitaplar daha hızlı, ucuz ve hatas��z bir şekilde basılmaya başlandı. Bilgi, manastırların ve sarayların dışına çıkarak halk tabakasına yayıldı. Modern çağın eğitim ve kültür düzeyinin yükselmesinde matbaacılığın bu hızlı gelişimi temel itici güç olmuştur.
Bu parçanın anlatımında açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır.
Güneş enerjisi, dünyamıza ulaşan ve çevreye hiçbir zarar vermeyen en temiz güç kaynaklarının başında gelir. Günümüzde bu enerjiden elektrik üretmek amacıyla fotovoltaik paneller yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistemler, üzerlerine düşen güneş ışığını doğrudan elektrik akımına dönüştürürler. Fosil yakıtların aksine, güneş enerjisi üretimi sırasında çevreye karbondioksit gibi zararlı sera gazları salınmaz. Bu yönüyle hem ekolojik dengenin korunmasına yardımcı olur hem de ülkelerin enerji bağımlılığını azaltır. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte panellerin verimliliği her geçen gün artmakta, üretim maliyetleri ise ciddi oranda düşmektedir. Bu durum, temiz enerjiyi kömür ve petrol gibi geleneksel enerji kaynaklarına kıyasla daha cazip bir alternatif hâline getirmektedir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Sanat eserinin taşıdığı estetik değer, onun dış dünyayı birebir yansıtmasından ziyade, sanatçının dış dünyayı kendi düş gücüyle yeniden inşa etmesinden kaynaklanır. Nitekim Croce, 'Sanat, doğanın kopyası değil; ruhun, izlenimlerini kendi içinde sentezlemesidir.' diyerek bu görüşü destekler. Bazı kuramcılar, sanatın toplumsal bir fayda gütmesi gerektiğini, aksi takdirde işlevsiz kalacağını iddia etmektedir. Oysa sanat, kendi dışında hiçbir amaca hizmet etmeyen özerk bir yarat�� alanıdır; onu yararcı kalıplara sıkıştırmak, özündeki özgürlüğü yok etmekle eş değerdir.
Bu metnin anlatımında, okuyucunun sanatın işlevine yönelik yerleşik kanıs��nı değiştirmek hedeflendiği için tartışmacı anlatım biçiminden yararlanılmış; yazar savunduğu tezi desteklemek amacıyla da tanık gösterme yoluna başvurmuştur.
Buna göre, metinle ilgili öne s��rülen bu yargı doğru mudur?
Kokular, insan zihninde geçmişe dair anıları en hızlı ve en canlı şekilde tetikleyen duyusal uyarıcılardır. Diğer duyularımızdan gelen bilgiler beyindeki talamus üzerinden süzülerek ilgili merkezlere iletilirken, koku uyar��ları doğrudan duygu ve hafıza merkezleri olan amigdala ve hipokampusa ulaşır. Bu yüzden, fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmeğin kokusu bizi çocukluğumuzun sabahlarına, eski bir kütüphane kokusu ise yıllar öncesinin bir kış gününe aniden götürebilir. Bazı araştırmacılar bu durumun sadece bireysel bir nostalji olmadığını, evrimsel süreçte tehlikelerden kaç��nmak amacıyla geliştirilen derin bir hayatta kalma mekanizması olduğunu savunmaktadır. Koku ve bellek arasındaki bu doğrudan bağ, insan beyninin en karmaşık ve büyüleyici işleyişlerinden biridir.
Bu parçanın anlatımında, kokunun hafızayla ilişkisi bilimsel bir yaklaşımla açıklanırken diğer duyularla yapılan kıyaslama yoluyla karşılaştırmaya, somut durumlar üzerinden de örneklemeye başvurulmuştur.
Modern kentler, geçmişin izlerini silip süpüren devasa beton blokların gölgesinde yükselirken insanın mekânla kurduğu bağı da zedeliyor. Bir zamanlar her sokağın, her taşın kendi hikâyesini fısıldadığı o eski mahalleler; yerini tekdüze, ruhsuz caddelere bırakıyor. Bazı mimarlar bu dönüşümü kaçınılmaz bir ilerleme olarak sunsa da aslında bu durum, toplumsal belleğin adım adım yok edilmesinden başka bir şey değildir. Mimar Turgut Cansever'in de belirttiği gibi, "Şehri inşa etmek, insanı inşa etmektir." Eğer biz geçmişimizi yansıtan mimari yapıları koruyamazsak gelecekte kendimizi de tanımlayamayız. Nitekim geçmişin estetiğini barındıran yapılarla modern gökdelenleri karşılaştırdığımızda, ilkinin insana huzur verdiğini, ikincisinin ise onu yalnızlaştırdığını açıkça görürüz.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki numaralanmış paragrafları, içlerinde ağır basan anlatım biçimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Modern şehirlinin navigasyon uygulamalarıyla kurduğu ilişki, mekânı keşfetme arzusundan ziyade onu hızla tüketme refleksine dayanır. Kağıt haritalar; kullanıcıya bir coğrafyanın bütünselliğini hissettirir, kaybolma payı bırakarak tesadüfi güzelliklerin kapısını aralardı. Oysa dijital ekranın o mavi, yanıp sönen noktası; bizi çevreleyen caddelerin mimari dokusunu, sokak satıcılarının seslerini, yani mekânın ruhunu siler; geriye sadece en kısa sürede ulaşılması gereken bir hedef bırakır. 'Akıllı telefonlar dünyayı küçülttü.' diyenlerin aksine, bu teknoloji aslında insan ile çevresi arasındaki mesafeyi hiç olmadığı kadar açmıştır. Çünkü algı, yön bulma çabasının getirdiği o zihinsel yorgunluktan mahrum kaldığında adeta körleşmektedir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?