4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen "işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" ile bu hakkın kullanımına ilişkin aynı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen "hak düşürücü süreler" birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
- İşverenin işçinin ücretini (ikramiye, prim, fazla çalışma ücreti vb. dahil) kanun veya sözleşme hükümlerine göre hesaplamaması veya ödememesi süregelen bir ihlal niteliğinde olduğundan; bu aykırılık devam ettiği sürece 6 iş günlük hak düşürücü süre işlemeye başlamaz.Cevap
- Bİşçinin yapmakla ödevli olduğu işin, işin niteliğinden doğan bir sebeple sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olması durumunda işçi, bu haklı nedenin ortaya çıktığı tarihten itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır.
- Cİşverenin işçiye veya aile üyelerinden birine karşı şeref ve namusa dokunacak sözler söylemesi halinde işçi, bu durumu 1 yıl geçtikten sonra öğrense dahi öğrenme tarihinden itibaren 6 iş günü içinde sözleşmeyi feshedebilir.
- Dİş yerinde işin bir haftadan fazla süre ile durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde işçinin sahip olduğu fesih hakkı, 6 iş günlük hak düşürücü süreye tabidir.
- Eİşçinin başka bir işçi tarafından cinsel tacize uğraması ve durumu işverene bildirmesine rağmen önlem alınmaması durumunda; 6 iş günlük hak düşürücü süre, taciz fiilinin gerçekleştiği gün başlar.
Cevap
İşverenin ücret ödeme borcuna aykırılığının devam etmesi durumunda, 6 iş günlük hak düşürücü sürenin işlemeye başlamayacağını belirten ifade doğrudur.
Doğru değerlendirme, Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına dayanan 'temadi eden ihlal' ilkesine odaklanır. İşverenin ücreti, primleri veya fazla mesaiyi ödememesi durumu devamlılık arz eden bir aykırılık olduğundan, işçi bu aykırılık sona ermediği sürece Madde 26'daki 6 iş günlük kısıtlamaya tabi olmaksızın sözleşmeyi feshedebilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Temadi Eden (Süregelen) İhlallerde Hak Düşürücü Süre