Türkiye'de rüzgârların yer şekillendirici etkisi üzerine yapılan sentez çalışmalarında; morfolojik gelişim, litolojik direnç ve klimatik veriler arasındaki ilişki analiz edilmektedir. Özellikle Neojen dönemine ait gölsel tortulların bulunduğu havzalarda rüzgârın aşındırma (korozyon) ve biriktirme (akümülasyon) faaliyetlerinin hızı, bitki örtüsünün kapalılık oranı ve insan müdahalesiyle doğrudan ilişkilidir.
Bu bilgiler ışığında, Türkiye'deki rüzgâr şekillerinin özellikleri ve mekânsal dağılışına ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?
- Konya-Karapınar çevresindeki kumul sahalarında gözlenen ve barkan morfolojisine benzeyen yapılar, bölgedeki ekstrem bitki tahribatıyla oluşmuş yerel şekillerdir; ancak Türkiye'nin yarı kurak iklim koşulları bu kumulların tam çölleşme sahalarındaki gibi süreklilik arz etmesini kısıtlamaktadır.Cevap
- BNevşehir ve çevresindeki peri bacalarının karakteristik kule formlarını kazanmasında rüzgârlar; volkanik tüf ve bazalt tabakalarını doğrudan aşındıran birincil ve en etkili dış kuvvet olarak kabul edilmektedir.
- CMantarkaya (şeytan masası) ve tafoni gibi rüzgâr aşınım şekillerinin Ege ve Akdeniz kıyılarında görülmemesi, bu tür mikro-morfolojik yapıların oluşabilmesi için mutlak suretle deniz etkisinden uzak ve yüksek rakımlı iç kesimlerin gerektiğini kanıtlar.
- DLös depoları, rüzgârların taşıdığı ince boyutlu materyallerin Türkiye'nin en yağışlı bölgesi olan Doğu Karadeniz kıyı kuşağındaki gür bitki örtüsü tarafından tutulmasıyla oluşan karakteristik toprak katmanlarıdır.
- EHamada veya 'çöl kaldırımı' olarak bilinen rüzgâr süpürme şekilleri, Türkiye'de sadece karstik arazilerin bulunduğu Batı Toroslar'daki polye tabanlarında ve jips karstı sahalarında yaygın olarak gözlemlenmektedir.
Cevap
Konya-Karapınar çevresindeki kumul hareketliliğinin bitki tahribatıyla ilişkili olduğu ve Türkiye ikliminin tam çöl formasyonlarına (barkan gibi) izin vermeyen yarı kurak yapısı doğru değerlendirmedir.
Karapınar, Türkiye'de rüzgâr erozyonunun en şiddetli olduğu yerdir. Buradaki kumul hareketliliği doğal kuraklığın yanı sıra bitki örtüsünün tahrip edilmesiyle hız kazanmıştır. Ancak Türkiye iklimi 'yarı kurak' olduğu için, Sahra gibi bölgelerde görülen devasa barkan (hilal şekilli kumul) sistemleri Türkiye'de tam anlamıyla oluşamaz ve sürekli kalamaz; görülenler küçük ölçekli ve yereldir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Türkiye'de rüzgâr şekillerinin oluşum şartları ve mekânsal sınırlılıkları