Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 1Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillerini biçimlendirme kapasitesi; iklim koşulları, bitki örtüsü ve litolojik özelliklerle doğrudan ilişkilidir. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun kurak sahalarında bu dış kuvvetin etkisi mikro ve makro ölçekli pek çok yer şekli üzerinde gözlemlenebilir.

Buna göre, Türkiye'deki rüzgâr şekilleri ve oluşum süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peri bacalarının oluşumunda üstteki dirençli blokların (şapka) korunması ve kulelerin dikleşmesi sürecinde rüzgâr, akarsu ve sel sularından sonra gelen birincil (ana) şekillendirici kuvvettir.

Cevap

Peri bacalarının oluşumunda rüzgârın birincil (ana) kuvvet olduğunu belirten ifade yanlıştır; rüzgâr bu süreçte sadece ikincil (dolaylı) bir etkiye sahiptir.
Peri bacalarının oluşumu temelde bir akarsu/sel aşındırması sürecidir. Rüzgâr bu süreçte kulelerin etrafındaki gevşek tüfleri süpürerek şekli netleştirir ancak şekli ortaya çıkaran ana mekanizma yağış ve yüzey akışıdır. Bu nedenle rüzgâr 'birincil' değil, 'ikincil' kuvvettir.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın aşındırma mekanizmasını analiz et
Rüzgâr, ağır yüklerini yüzeye yakın taşıdığı için mantarkaya gibi altı oyuk yapılar oluşturur.
Sediment konsantrasyonunun dikey dağılımını anlamak için.
2
Kumul dağılımını değerlendir
Kumullar hem Karapınar (İç Anadolu) hem de kıyı bölgelerinde (Patara, Side) oluşabilir.
Rüzgârın sadece çöl benzeri alanlarda değil, kum kaynağı olan her yerde etkili olabileceğini doğrulamak için.
3
Dış kuvvetlerin peri bacaları üzerindeki hiyerarşisini kontrol et
Peri bacaları sel suları ve akarsu erozyonu ile oluşur; rüzgâr sadece tüfleri aşındırarak şekli belirginleştiren ikincil bir kuvvettir.
Yaygın bir kavram yanılgısı olan 'rüzgârın ana kuvvet olması' hatasını düzeltmek için.

Anahtar Kavram

Rüzgârın Dış Kuvvet Olarak Etki Mekanizması ve Hiyerarşisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Türkiye'nin kıyı kuşağında yer alan ovaların önemli bir kısmı, akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan delta ovalarıdır. Ancak bazı kıyı bölümlerimizde akarsu ağı yoğun ve taşınan alüvyon miktarı fazla olmasına rağmen, kıyı çizgisinde geniş delta düzlüklerine rastlanmaz.

Buna göre, Doğu Karadeniz kıyı kuşağında akarsuların ağız kısımlarında büyük delta ovalarının oluşmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıta sahanlığının dar olması ve kıyının aniden derinleşmesi

Cevap

Doğu Karadeniz'de kıta sahanlığının dar olması ve deniz derinliğinin fazla olması delta oluşumunu engelleyen temel faktördür.
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı malzemeyi denizin sığ olduğu yerlerde biriktirmesiyle oluşur. Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya çok yakın ve paralel uzandığı için kıta sahanlığı (0-200 metre derinlikteki alan) oldukça dardır. Deniz aniden derinleştiği için akarsuların getirdiği bol miktardaki alüvyon, denizi doldurup su yüzeyine çıkacak bir düzlük oluşturamaz. Bu durum, bölgede Çarşamba veya Bafra gibi büyük delta ovalarının (Orta Karadeniz'de dağlar geride olduğu için oluşabilmiştir) görülmemesinin temel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşum şartlarını hatırla.
Sığ kıyı (geniş kıta sahanlığı), bol alüvyon, gel-git azlığı, zayıf akıntı.
Delta oluşumu için biriktirilen malzemenin su seviyesine ulaşabileceği bir zemin gerekir.
2
Doğu Karadeniz'in kıyı topografyasını analiz et.
Dağlar kıyıya paralel ve hemen kıyıdan yükselir (boyuna kıyı tipi).
Topografik yapı, denizin derinliğini ve kıta sahanlığı genişliğini doğrudan belirler.
3
Bölgedeki akarsu ve kıyı derinliği ilişkisini kur.
Akarsular bol malzeme taşısa da, deniz çok derin olduğu için bu malzeme derinlerde birikir ve ova oluşturamaz.
Temel kısıtlayıcı faktörün topografik derinlik olduğu tespit edilir.

Anahtar Kavram

Kıta Sahanlığı (Şelf) ve Delta Oluşumu İlişkisi
Soru 3Soru

Türkiye'de heyelan olaylarının en fazla Karadeniz Bölgesi'nde görülmesinde; yüksek eğim değerleri ve bol yağış miktarı gibi faktörler birincil derecede etkilidir. Ancak arazinin jeolojik ve litolojik yapısı da bu kütle hareketlerini doğrudan tetikleyebilmektedir. Buna göre, aşağıdaki toprak özelliklerinden hangisi heyelan oluşumunu doğrudan kolaylaştıran ve hızlandıran bir etkendir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın killi bir yapıya sahip olması

Cevap

Toprağın killi bir yapıya sahip olması
Heyelanların oluşumunda eğim ve yağışın yanında arazinin killi yapıda olması en kritik faktörlerden biridir. Kil, suyu emdiğinde şişer, ağırlaşır ve geçirimsiz bir tabaka üzerinde kayganlık oluşturarak toprak kütlesinin hareketini başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelanı tetikleyen fiziksel mekanizmayı analiz etmek
Heyelan, bir kütlenin yer çekimi etkisiyle eğim boyunca kaymasıdır.
Kaymanın gerçekleşmesi için sürtünmenin azalması ve kütlenin ağırlaşması gerekir.
2
Litolojik (taş/toprak yapısı) özelliklerin etkisini değerlendirmek
Kil, suyu emdiğinde plastik özellik kazanan ve kayganlaşan bir maddedir.
Karadeniz gibi bol yağışlı bölgelerde kil tabakaları doygun hale gelerek üzerindeki kütleyi taşıyamaz ve kaymasına neden olur.

Anahtar Kavram

Heyelan ve Litolojik Yapı İlişkisi

İpuçları

1
Heyelan olması için toprağın suyu emip 'sabun gibi' kayganlaşması gerekir.
2
Hangi toprak türü suyu tuttuğunda şişer ve bir tabaka oluşturarak üstteki toprağın kaymasına zemin hazırlar?

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de heyelanların neden en çok ilkbaharda (kar erimeleri etkisiyle) görüldüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin yer şekilleri üzerindeki şekillendirici etkisi incelendiğinde, buzulların etkisinin akarsulara oranla oldukça kısıtlı bir alanda kaldığı görülür. Bu durum Türkiye'nin mutlak konumuyla doğrudan ilişkilidir. Ancak geçmiş jeolojik dönemlerde yaşanan iklim salınımları, yüksek dağ kütlelerimizin zirvelerinde karakteristik buzul aşınım ve birikim şekillerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Kuvaterner buzullaşmalarının Türkiye'deki etkileri ve buzul şekillerinin dağılışı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hatalı bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzul şekillerinin oluşumu ve dağılışı yalnızca dağların yükseltisine bağlı olduğu için, enlem faktörünün kar sınırı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Cevap

Buzul şekillerinin oluşumu ve dağılışı yalnızca dağların yükseltisine bağlı değildir; enlem faktörü kalıcı kar sınırının başladığı yükselti üzerinde doğrudan etkilidir.
Buzul şekillerinin dağılışı hem mutlak konum (enlem etkisiyle kar sınırının kuzeye gidildikçe alçalması) hem de özel konum (dağların yükseltisi) ile açıklanır. Sadece yükseltinin etkili olduğunu ve enlemin etkisi olmadığını savunan yargı, Türkiye coğrafyasındaki matematik konum gerçekleriyle çeliştiği için yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Matematik ve özel konum etkisinin analiz edilmesi.
Türkiye'nin orta kuşakta olması (matematik konum) buzulların etkisini sınırlar; ancak yüksek dağların varlığı (özel konum) buzul oluşumuna izin verir.
Buzul dağılışını anlamak için hem enlem hem de yükselti faktörü birlikte değerlendirilmelidir.
2
Kalıcı kar sınırının enlemle değişiminin incelenmesi.
Güneyde (Akdeniz) kalıcı kar sınırı daha yüksekten (35003500 m+) başlarken, kuzeyde (Karadeniz) daha alçaktan (28002800 m+) başlar.
Bu durum, ekvatordan kutuplara doğru sıcaklığın azalmasıyla açıklanan matematik konum etkisidir.
3
Kuvaterner buzullaşması ve yükselti eşiğinin kontrolü.
Geçmişte kar sınırı 22002200 metreye kadar inmiş olsa da, Yıldız ve Canik gibi dağlar bu sınırın altında kaldığı için buzul etkisi görülmez.
Bir dağın buzul aşındırmasına uğraması için o dönemdeki kar sınırının üzerine çıkacak kadar yüksek olması gerekir.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Dağılışı: Enlem ve Yükselti İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 5Soru

Türkiye'de karstik yer şekillerinin oluşumu, dağılışı ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de karstik aşınım şekilleri sadece kireç taşı (kalker) üzerinde gelişim gösterdiği için Sivas ve Erzincan çevresindeki jipsli (alçı taşı) arazilerde dolin ve uvala gibi erime çukurlarına rastlanmaz.

Cevap

Türkiye'de karstik şekillerin sadece kireç taşı (kalker) üzerinde oluştuğu ve bu nedenle Sivas-Erzincan çevresindeki jipsli arazilerde bu şekillerin görülmediğini savunan ifade yanlıştır.
Karstik şekillerin sadece kireç taşı üzerinde oluştuğu bilgisi yanlıştır; jips (alçı taşı) ve kaya tuzu gibi kayaçlar da karstlaşmaya uygundur. Sivas ve Erzincan çevresi, Türkiye'de jips karstının en belirgin görüldüğü alanlar olup buralarda dolin, uvala ve mağara gibi şekillere sıklıkla rastlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik kayaç türlerini ve özelliklerini analiz et.
Karstlaşma sadece kireç taşı (kalker) üzerinde değil; jips (alçı taşı), kaya tuzu ve dolomit gibi kimyasal tortul kayaçlar üzerinde de gerçekleşir.
Karstik şekillerin oluşumu için temel şart, suyun içindeki kimyasal çözünmeye (erimeye) uygun kayaçların bulunmasıdır.
2
Türkiye'deki bölgesel karstik dağılımı kontrol et.
Akdeniz'de kalker karstı, İç ve Doğu Anadolu'da (Sivas, Erzincan, Çankırı) ise jips karstı yaygındır.
Jips, kalkere göre suyla temas ettiğinde çok daha hızlı ve kolay çözünebilen bir yapıya sahiptir.
3
Seçeneklerdeki bilgileri karşılaştırarak hatalı genellemeyi tespit et.
Sivas ve Erzincan'da karstik şekil görülmediği iddiası coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz.
Bu bölgeler 'jips karstı' olarak adlandırılan ve dolin, uvala, mağara gibi şekillerin yoğun olduğu özel bir topoğrafyaya sahiptir.

Anahtar Kavram

Litolojik Yapı ve Karstik Dağılım
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

Türkiye’nin yer şekilleri üzerine saha çalışması yapan bir araştırma grubu, Konya’nın Karapınar ilçesi ve çevresinde bitki örtüsünün cılızlığına ve kuraklığa bağlı olarak rüzgârın doğrudan şekillendirici etkisinin çok yüksek olduğunu tespit etmiştir.

Buna göre, araştırma grubunun bu sahada rüzgâr aşınım ve birikim süreçleri sonucunda oluşmuş yer şekillerine örnek olarak aşağıdakilerden hangisini göstermesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantarkaya ve Barkan

Cevap

Mantarkaya ve Barkan seçeneği doğrudur çünkü her iki yer şekli de rüzgârın doğrudan aşındırma ve biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşur.
Mantarkaya, rüzgârın taşıdığı taneciklerin kayaların alt kısımlarını daha fazla aşındırmasıyla oluşan bir aşınım şeklidir. Barkan ise rüzgârın biriktirme yapmasıyla oluşan hilal şeklindeki kumul tepeleridir. Her ikisi de Konya-Karapınar gibi rüzgârın doğrudan etkili olduğu sahalarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgenin coğrafi özelliklerini analiz etme
Konya-Karapınar çevresi kurak, yarı kurak ve bitki örtüsünden yoksun olduğu için rüzgârın en etkili dış kuvvet olduğu saptanır.
Rüzgârın şekillendirici etkisi, mekanik çözülmenin fazla ve toprağın gevşek olduğu bitkisiz alanlarda maksimuma ulaşır.
2
Rüzgâr aşınım ve birikim şekillerini gruplandırma
Mantarkaya, Tafoni, Yardang ve Hamada aşınım; Kumul, Barkan ve Lös birikim şekilleri olarak listelenir.
Soruda hem aşınım hem de birikim şeklinin bir arada bulunduğu doğru seçeneği bulmak gerekir.
3
Çeldiricileri eleme
Peri bacası (akarsu/sel), delta (akarsu), polye ve lapya (karstik) süreçlerle ilişkili olduğu için elenir.
Dış kuvvetlerin (rüzgâr, akarsu, buzul, dalga) etki alanlarını ve oluşturdukları spesifik şekilleri birbirinden ayırt etmek KPSS coğrafya sorularında temel ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Şekilleri
Tahmini Süre:55s
Soru 7Soru

Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz gibi eğimin ve yağışın fazla olduğu bölgelerde heyelan (kütle hareketleri) olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Bu doğa olayının meydana gelmesinde jeolojik yapının etkisi de oldukça büyüktür.

Buna göre, heyelan olaylarının oluşum süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Killi toprak yapısı, yağışla birlikte suyu bünyesine alıp kayganlaşarak tabakaların hareket etmesini kolaylaştırır.

Cevap

Killi toprak yapısının suyla temas ederek kayganlaşması heyelanı kolaylaştıran temel jeolojik etkendir.
Heyelan için en önemli şartlardan biri, suyla temas ettiğinde kayganlaşan killi tabakaların varlığıdır. Karadeniz gibi eğimli ve bol yağışlı yerlerde bu yapı, kütlenin yer çekimiyle aşağı kaymasını temelden kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelanın jeolojik nedenlerini analiz etmek
Killi tabakaların varlığı tespit edildi.
Kil, suyu emdiğinde hacmi genişleyen ve kayganlık kazanan bir maddedir.
2
Dış kuvvet ve zemin etkileşimini değerlendirmek
Yağışın killi zemini kayganlaştırarak yer çekimi etkisiyle kütleyi harekete geçirdiği anlaşıldı.
Heyelan sadece yüzeysel bir süpürülme değil, tabakaların kütle halinde kaymasıdır.

Anahtar Kavram

Heyelan oluşumunda killi yapının ve eğimin rolü

Daha Fazla Pratik

Heyelan ve erozyonun önleme yöntemleri arasındaki farkları karşılaştıran tablo sorularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

Türkiye'deki platolar; oluşum süreçlerine göre aşınım, lav, karstik ve tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) platoları olarak gruplandırılır. Bu gruplandırma, platonun temel jeolojik karakterini belirlese de, bazı durumlarda farklı kökene sahip platolar litolojik (taş yapı) benzerlikleri nedeniyle aynı coğrafi sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

Buna göre, aşağıda verilen plato çiftlerinden hangisi; oluşum kökenleri bakımından 'farklı' grupta yer almasına rağmen, kayaç yapısının aşırı geçirgen olması nedeniyle 'yer üstü sularının derinlere sızması ve yüzey suyu fakirliği' sorununu ortak olarak yaşamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obruk ve Taşeli

Cevap

Obruk ve Taşeli platoları, oluşum kökenleri farklı (sırasıyla tabaka düzlüğü ve karstik) olmasına rağmen, litolojik yapılarındaki kalker (kireç taşı) nedeniyle benzer şekilde yer üstü suyu fakirliği yaşarlar.
Obruk platosu, İç Anadolu'daki diğer platolar gibi 'tabaka düzlüğü' (yatay duruşlu) sınıfına girerken; Taşeli platosu 'karstik' platolar sınıfındadır. Ancak her iki platonun yüzeyinde de Neojen dönemine ait kalkerli (kireç taşı) tabakalar yaygındır. Bu litolojik benzerlik, yağış sularının çatlaklardan yer altına sızmasına (geçirgenlik), dolayısıyla yer üstü sularının cılız kalmasına ve tarımsal sulama zorluklarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum kökenlerini belirle.
Teke ve Taşeli: Karstik; Erzurum ve Kars: Lav; Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Gaziantep: Tabaka Düzlüğü.
Soruda istenen 'farklı köken' şartını filtrelemek için ilk adım budur.
2
Litolojik yapıyı ve su geçirgenliğini analiz et.
Obruk ve Taşeli platoları yoğun kireç taşı (kalker) içerir. Bu kayaçlar suyu sızdırarak yer altına iletir.
Yer üstü suyu fakirliğinin temel nedeni karstik litolojidir.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Obruk (Tabaka Düzlüğü) ve Taşeli (Karstik) farklı gruptadır ancak her ikisinde de karstlaşma nedeniyle su sorunu ortaktır.
Soru kökündeki her iki şartı (farklı köken + aynı sorun) sadece bu çift sağlar.

Anahtar Kavram

Platoların Genetik Sınıflandırması ve Litolojik Özelliklerin Hidroğrafik Etkileri

İpuçları

1
İç Anadolu platolarının çoğu tabaka düzlüğüdür ancak içlerinden biri adını bile karstik bir şekilden alır.
2
Taşeli platosu Akdeniz'de yer alan ve kireç taşıyla bilinen bir sahadır. İç Anadolu'da buna benzer litolojiye sahip 'tabaka düzlüğü' platosunu bulun.
3
Obruk platosu Konya'da yer alır ve tabaka düzlüğü olmasına rağmen yoğun karstlaşma görülür. Taşeli ise saf karstik bir platodur.

Daha Fazla Pratik

Karstik süreçlerin sadece Akdeniz'de değil, İç Anadolu'da (Obruk platosu - kalker) ve Sivas çevresinde (jips karstı) de etkili olduğunu unutmayın.

Alternatif Yöntem

Platoları önce oluşumlarına göre listele: Karstik (Teke, Taşeli), Lav (Erzurum, Kars, Ardahan), Aşınım (Çatalca-Kocaeli), Tabaka Düzlüğü (Gaziantep, Şanlıurfa, Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok, Uzunyayla). Ardından kireç taşı (karstik süreçler) yaygın olanları işaretle: Teke, Taşeli ve Obruk. Farklı gruptan olup ortak sorun yaşayan çifti seç.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Türkiye'de platoların dağılışında ve bu alanlarda yürütülen ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesinde yükselti ve iklim şartları belirleyici bir rol oynar. Sivas'ın güneyi ile Kayseri'nin doğusu arasında bir eşik sahası oluşturan, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin yukarı çığırlarına (kaynak sahası) ev sahipliği yapan ve yükseltisinin İç Anadolu platolarına göre daha fazla olması nedeniyle mera hayvancılığının (büyükbaş) yoğun olarak yapıldığı plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzunyayla Platosu

Cevap

Uzunyayla Platosu, konumu ve akarsu kaynaklarını barındırmasıyla tanımlanan özelliklere tam olarak uymaktadır.
Uzunyayla Platosu, Türkiye'nin İç Anadolu ile Doğu Anadolu bölgeleri arasında bir geçiş kuşağında, Sivas ve Kayseri illeri arasında yer alır. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin kaynak sahası olması ve yükseltisine bağlı olarak büyükbaş hayvancılığın (mera hayvancılığı) gelişmiş olması bu platonun temel coğrafi özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Konum tespiti yapılması
Sivas ve Kayseri illeri arasındaki saha İç Anadolu ile Doğu Anadolu'nun kesişim noktasındaki Uzunyayla sahasıdır.
Soruda verilen il sınırları doğrudan bu platoyu işaret eder.
2
Akarsu kaynaklarının analizi
Seyhan'ın en önemli kolu olan Zamantı Çayı ve Ceyhan Nehri bu platodaki dağlık alanlardan doğar.
Hidrografik özellikler platonun ayırt edici kimliğini doğrular.
3
Ekonomik faaliyet ve yükselti ilişkisinin kurulması
Ortalama 15001500 metre üzerindeki yükseltisi sayesinde yazları daha serin geçer ve gür otlaklar büyükbaş hayvancılığı destekler.
İç Anadolu'daki diğer platolar (Haymana, Cihanbeyli) daha alçak ve step iklimi nedeniyle küçükbaş hayvancılığa daha uygundur.

Anahtar Kavram

Platoların Bölgesel Karakteristikleri ve Ekonomik Etkileri

İpuçları

1
Bu plato, İç Anadolu'nun en yüksek ve en engebeli bölümlerinden birinde yer alır.
2
Seyhan'ın en büyük kolu olan Zamantı Çayı'nın doğduğu yeri düşünün.
3
Sivas ve Kayseri arasındaki geniş otlakları ile ünlü olan sahadır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin platolarını oluşumlarına göre (lav, karstik, aşınım, tabaka düzlüğü) sınıflandırarak bir harita çalışması yapmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde linyit yataklarına rastlanması, ülkemizin jeolojik yapısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin kesin bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke topraklarının büyük bir kısmının yakın bir jeolojik zamanda oluştuğunun

Cevap

Türkiye topraklarının büyük bir kısmının yakın bir jeolojik zamanda oluştuğunun kanıtıdır.
Linyit, jeolojik zaman tablosunda III.III. Jeolojik Zaman (Tersiyer) içerisinde oluşmuş bir enerji kaynağıdır. Türkiye'nin hemen her bölgesinde linyit yataklarının bulunması, Anadolu kara kütlesinin çok büyük bir kısmının bu dönemde oluştuğunu veya bugünkü ana hatlarını kazandığını gösterir. Bu durum, Türkiye'nin jeolojik olarak 'genç' bir ülke olduğunun en temel kanıtlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Linyit madeninin oluşum zamanını belirlemek.
Linyit, III.III. Jeolojik Zaman (Tersiyer) döneminde oluşmuş bir fosil yakıttır.
Madenlerin oluşum dönemleri, arazinin jeolojik yaşı hakkında bilgi verir.
2
Madenin Türkiye'deki dağılımı ile jeolojik yaş arasındaki ilişkiyi kurmak.
Linyitin her bölgede bulunması, Anadolu'nun büyük kısmının III.III. Zaman'da şekillendiğini gösterir.
Bir maden bir ülkede ne kadar yaygınsa, o madenin oluştuğu dönem arazide o kadar baskındır.
3
Jeolojik yaş kavramını yorumlamak.
Ülkemiz jeolojik olarak 'genç' bir yapıdadır.
III.III. ve IV.IV. zamanlar jeolojik takvimde yakın/genç dönemler olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Linyit yataklarının yaygınlığı Türkiye'nin jeolojik olarak genç oluşumlu (III.III. Zaman) bir ülke olduğunu kanıtlar.

İpuçları

1
Linyit madeninin hangi jeolojik zamanda oluştuğunu hatırlayın.
2
III.III. Jeolojik Zaman'da oluşan bir madenin bir ülkede çok yaygın olması, o ülkenin arazisinin yaşını nasıl etkiler?
3
Türkiye genç bir ülke olduğu için linyit, deprem riski ve sıcak su kaynakları bakımından zengindir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki Masif arazileri ve Taş kömürü yataklarının yerlerini harita üzerinde inceleyerek farkı pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer soru 'Taş kömürü' üzerinden sorulsaydı, cevap 'yaşlı arazi' (masif) olurdu. Linyit tam tersi durumu temsil eder.
Tahmini Süre:40s
Soru 11Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin etkisiyle şekillenen yer yüzeyinde, toprağın verimli üst kısmının süpürülmesi (erozyon) ile yer kabuğunun bir parçasının kütle halinde kayması (heyelan) sık görülen doğal süreçlerdir. Bu iki sürecin gelişim şartları ve Türkiye coğrafyasındaki etkileri göz önüne alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan olayında yağış ve eğimin yanı sıra killi tabakaların varlığı süreci tetiklerken; erozyonda bitki örtüsünün yoksunluğu ve kuraklık temel etkendir.

Cevap

Heyelan olayında yağış, eğim ve kil gibi faktörler belirleyiciyken, erozyon daha çok bitki örtüsünün zayıflığı ve kuraklıkla ilişkilidir.
Doğru ifade, her iki sürecin de temel faktörlerini doğru şekilde ayırt etmektedir. Heyelan; jeolojik yapı (kil), topoğrafya (eğim) ve iklimin (yağış) birleşimiyle kütlece gerçekleşirken, erozyon; iklimsel kuraklık ve bitki örtüsünün zayıflığı nedeniyle toprağın sadece üst kısmının süpürülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun mekanizmasını tanımlama
Erozyon, dış kuvvetlerin (rüzgar, akarsu) etkisiyle toprağın en üstündeki verimli katmanın yavaş yavaş süpürülmesidir.
Erozyonun nedenini (bitki örtüsü azlığı, kuraklık) anlamak için.
2
Heyelanın mekanizmasını tanımlama
Heyelan, yer çekimi, eğim, aşırı yağış ve killi yapının etkisiyle toprak veya kaya kütlelerinin tabaka halinde aşağı kaymasıdır.
Heyelanın oluşum şartlarını (jeolojik yapı, eğim) ayırt etmek için.
3
Türkiye'deki dağılış ve önlemleri karşılaştırma
Türkiye'de erozyon en çok İç Anadolu'da, heyelan ise en çok Karadeniz'de görülür. Ağaçlandırma erozyonu önler ancak heyelanı durdurmaya yetmeyebilir.
Seçeneklerdeki yanlış genellemeleri elemek için.

Anahtar Kavram

Erozyon (Yüzey Süpürülmesi) ve Heyelan (Kütle Hareketi) Farkı

İpuçları

1
Erozyonun toprağın 'süpürülmesi', heyelanın ise toprağın 'kayması' olduğunu unutmayın.
2
Karadeniz gibi yağışlı ve eğimli yerlerde hangi olayın daha yaygın olduğunu düşünün.
3
Killi toprakların su alarak kayganlaşmasının hangi doğal afet için gerekli olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de yol yapım çalışmalarının (yamaç dengesini bozma) heyelanlar üzerindeki etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Türkiye'de yer alan bazı akarsu yer şekilleri, akarsuyun hem aşındırma hem de biriktirme faaliyetlerini birlikte yürüttüğü süreçler sonucunda oluşmaktadır. Bu tür yer şekilleri, bölgenin jeolojik geçmişi ve tektonik hareketleri hakkında da önemli ipuçları sağlamaktadır.

Buna göre; akarsu yatağı boyunca basamaklar şeklinde görülen "seki (taraça)" oluşumu, o bölgede aşağıdakilerden hangisinin yaşandığının temel göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgenin epirojenik hareketlerle yükselmesi sonucu akarsuyun yeniden canlandığının

Cevap

Bölgenin epirojenik hareketlerle yükselmesi sonucu akarsuyun yeniden canlandığını belirten seçenek doğrudur.
Seki (taraça) oluşumu, akarsuyun daha önce oluşturduğu geniş vadi tabanının, bölgenin epirojenik olarak toptan yükselmesiyle birlikte akarsuyun yatağını tekrar derine kazması sonucu yukarıda basamak şeklinde kalmasıdır. Bu durum, bölgenin tektonik olarak hareketli olduğunun ve akarsuyun 'yeniden canlandığının' kesin kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seki (taraça) kavramını tanımlayın.
Seki, bir akarsuyun önce alüvyonlarını biriktirerek bir taban oluşturması, ardından yeniden derine aşındırmaya geçerek bu tabanı yüksekte bırakmasıdır.
Bu şeklin hem aşınım hem birikim özelliği taşıdığını anlamak için gereklidir.
2
Yeniden canlanma (rejuvenasyon) nedenlerini analiz edin.
Akarsuyun tekrar derine aşındırma yapabilmesi için yatak eğiminin artması gerekir. Bu da bölgenin epirojenik olarak yükselmesi veya kaide seviyesinin (deniz seviyesinin) düşmesi ile mümkündür.
Şeklin oluşumundaki temel jeolojik kuvveti belirlemek için gereklidir.
3
Türkiye'nin jeolojik yapısı ile ilişkilendirin.
Türkiye genç oluşumlu bir ülke olduğu için 3. ve 4. zamanda toptan yükselmiş, bu durum akarsu yataklarında yaygın sekilerin oluşmasına neden olmuştur.
Sorunun KPSS bağlamındaki yerel coğrafya bilgisini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Seki (taraça) oluşumu ve epirojenez ilişkisi
Soru 13Soru

Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan Cihanbeyli ve Haymana platoları ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Gaziantep ve Şanlıurfa platoları benzer fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerine sahiptir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu platoların tümü için ortak bir özellik değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yükselti değerlerinin 1500 metrenin üzerinde bulunması

Cevap

Ortalama yükselti değerlerinin 1500 metrenin üzerinde bulunması özelliği bu platolar için ortak değildir.
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu platoları, Türkiye'nin orta ve orta-düşük yükselti basamağında yer alan düzlükleridir. Ortalama yükseltinin 1500 metreyi aşması, Türkiye'nin en yüksek platoları olan Erzurum-Kars ve Ardahan platolarına (lav platoları) has bir durumdur. Bu nedenle 1500 metre sınırı bu iki grup için ortak bir özellik olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların coğrafi konumlarını ve bölgelerini belirle.
Cihanbeyli ve Haymana İç Anadolu'da, Gaziantep ve Şanlıurfa Güneydoğu Anadolu'da yer alır.
Soru kökündeki platoların hangi iklim ve yer şekli kuşağında olduğunu anlamak için konum tespiti gereklidir.
2
Platoların oluşum türlerini karşılaştır.
Sözü edilen tüm platolar 'tabaka düzlüğü' (yatay duruşlu) platolarıdır.
Türkiye'deki platoların büyük çoğunluğu bu oluşum türüne sahiptir ve bu ortak bir özelliktir.
3
İklim ve bitki örtüsü özelliklerini değerlendir.
Her iki bölge de karasal iklim etkisindedir, dolayısıyla bozkır örtüsü ve tahıl tarımı ortaktır.
Yarı kurak iklim koşulları step formasyonunu ve nadas ihtiyacını beraberinde getirir.
4
Yükselti basamaklarını analiz et.
İç Anadolu platoları yaklaşık 1000m, Güneydoğu Anadolu platoları 500-800m civarındadır.
1500 metre ve üzeri yükseltiler Türkiye'de sadece Erzurum-Kars-Ardahan gibi lav platolarına özgüdür.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların bölgesel yükselti ve ekonomik faaliyet farklılıkları
Soru 14Soru

Türkiye'de karstik arazilerde yer altı ve yer üstü sularının kireçli kayaçları eritmesiyle aşınım şekilleri, suların içindeki kalsiyum karbonatın çökelmesiyle ise birikim şekilleri oluşmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi karstik birikim şekillerine örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Traverten

Cevap

Karstik birikim şekli olan traverten seçeneği doğrudur.
Karstik bölgelerde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde, suyun içindeki karbondioksitin uzaklaşması ve kalsiyum karbonatın (kirecin) basamaklar veya setler şeklinde çökelmesiyle travertenler oluşur. Bu bir birikim sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik yer şekillerini oluşum süreçlerine göre sınıflandırın.
Aşınım Şekilleri: Lapya, dolin, uvala, polye, obruk, düden, mağara. Birikim Şekilleri: Sarkıt, dikit, sütun, traverten.
Soruda istenen 'birikim' şeklini belirlemek için temel ayrımı yapmak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yer şekillerini bu sınıflandırmaya göre kontrol edin.
Polye, lapya, obruk ve dolin 'aşınım' grubundadır; traverten ise 'birikim' grubundadır.
Her bir yer şeklinin oluşum sürecini (eritme mi yoksa çökelme mi) analiz ederek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Karstik Birikim Şekilleri
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Türkiye'de karst topoğrafyasının morfolojik gelişimini belirleyen temel faktör, arazideki kayaçların kimyasal çözünmeye karşı gösterdiği direnç ve çözünme hızıdır. Bu bağlamda, Akdeniz kuşağındaki kireç taşı (kalker) arazileri ile İç ve Doğu Anadolu'daki alçı taşı (jips) sahaları arasında yer şekillerinin belirginliği açısından önemli farklar gözlenir.

Buna göre, Türkiye'deki karstik şekiller ve bu şekillerin özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jips (alçı taşı), kireç taşına oranla kimyasal çözünmeye karşı çok daha az dirençli olduğu için bu kayaç üzerinde gelişen karstik şekiller genellikle kireç taşı üzerindekilere göre daha küçük, sığ ve morfolojik olarak daha belirsizdir.

Cevap

Jipsin kireç taşına göre daha hızlı çözünmesi nedeniyle, jipsli arazilerdeki karstik şekillerin kireç taşı üzerindekilere göre daha sığ ve morfolojik olarak daha belirsiz olduğu seçeneği doğrudur.
Jips (alçı taşı), kimyasal yapısı gereği kireç taşına oranla çok daha kolay ve hızlı çözünebilen bir kayaçtır. Bu durum, jips arazilerinde oluşan yer şekillerinin kireç taşı üzerindeki kararlı ve keskin formlara (örneğin Toroslar'daki lapyalar gibi) ulaşamadan erimesine veya silikleşmesine yol açar. Dolayısıyla jips karstı morfolojik olarak daha belirsiz özellikler sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Kayaç türlerinin kimyasal özelliklerini karşılaştır.
Jips (alçı taşı) suda kireç taşına (kalker) göre çok daha hızlı çözünür.
Litolojik direnç farkı yer şeklinin ömrünü ve derinliğini belirler.
2
Çözünme hızının morfolojiye etkisini analiz et.
Hızlı çözünen kayaçlarda (jips), şekiller (lapya, dolin) derinleşemeden yüzey formunu kaybeder veya çöker.
Yüksek çözünürlük yer şekillerinin morfolojik olarak daha 'silik' kalmasına neden olur.
3
Seçeneklerdeki aşınım ve birikim ayrımlarını kontrol et.
Lapya ve polye aşınım; traverten, sarkıt, dikit birikim şeklidir.
Kavramsal sınıflandırma hatalarını elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Litolojik Yapı ve Karst Morfolojisi İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Türkiye'de dördüncü jeolojik zamanın (Kuvaterner) soğuk dönemlerinde, kalıcı kar sınırı bugünkü seviyesinden daha aşağılara (yaklaşık 22002200 metreye) inmiş ve yüksek dağlık kütleler üzerinde buzullaşma etkili olmuştur. Bu dönemde oluşan sirk çukurları, moren yığınları ve buzul vadileri günümüzde Anadolu'nun birçok yüksek zirvesinde gözlenebilmektedir.

Buna göre, yer şekli özellikleri ve yükselti değerleri göz önüne alındığında aşağıdaki dağların hangisinde Kuvaterner buzullaşmasına ait izlere rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Yıldız Dağları'nda buzul şekillerine rastlanmaz çünkü bu dağların yükseltisi Kuvaterner'deki buzul sınırı olan 2200 metrenin çok altındadır.
Türkiye'de Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) buzullaşması, o dönemde yaklaşık 22002200 metreye kadar inen kalıcı kar sınırı nedeniyle sadece yüksek dağlarda etkili olmuştur. Yıldız Dağları'nın (Istranca Dağları) en yüksek noktası 10311031 metre (Mahya Dağı) olduğu için, bu dağlar geçmiş jeolojik dönemlerde buzullaşma etkisine girmemiş ve buzul şekilleri oluşmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvaterner buzullaşma sınırını belirleme
Türkiye'de dördüncü jeolojik zamanda buzullaşma etkisinin görülebilmesi için yükseltinin yaklaşık 220025002200-2500 metrenin üzerinde olması gerekir.
Buzullaşma, kalıcı kar sınırının altına inen sıcaklık değerlerine bağlıdır ve Türkiye'nin enlem değerleri nedeniyle bu durum sadece yüksek zirvelerde gerçekleşmiştir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükseltilerini karşılaştırma
Kaçkar (39323932 m), Bolkar (35243524 m), Cilo (41354135 m) ve Erciyes (39173917 m) dağları bu sınırın üzerindeyken; Yıldız Dağları (10311031 m) sınırın çok altındadır.
Yıldız Dağları (Istranca), Marmara Bölgesi'nde düşük yükseltili bir kütledir.
3
Sonucu doğrulama
Yıldız Dağları'nda buzul aşındırma veya biriktirme şekillerine rastlanması mümkün değildir.
Yetersiz yükselti, dördüncü zamanın en soğuk dönemlerinde bile bu sahada buzul oluşumuna izin vermemiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Buzullaşma ve Yükselti İlişkisi

Alternatif Yöntem

Türkiye'de buzul şekilleri arandığında genellikle 'Marmara'nın batısı, Ege'nin kıyı kesimleri ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yerleri' dışındaki yüksek dağlık alanlara bakılmalıdır. Yıldız Dağları Marmara'nın kuzeybatısında ve alçak olduğu için elenir.
Tahmini Süre:50s
Soru 17Soru

Türkiye'deki platoların büyük bir bölümü ortalama yükseltisi fazla olan ve temel ekonomik faaliyet olarak büyükbaş veya küçükbaş hayvancılığın yapıldığı alanlardır. Ancak Marmara Bölgesi'nde yer alan bazı platolar, deniz seviyesine yakın birer aşınım düzlüğü (peneplen) özelliği gösterir. Bu durum, bölgenin sanayi, ticaret ve ulaşım açısından Türkiye'nin en yoğun sahası olmasını sağlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi açıklamada belirtilen özelliklere sahip olan platodur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca - Kocaeli Platosu

Cevap

Marmara Bölgesi'nde yer alan Çatalca - Kocaeli Platosu, deniz seviyesine en yakın (ortalama 150-200 m) aşınım düzlüğü (peneplen) platosudur ve sanayi/ulaşım açısından en gelişmiş alandır.
Çatalca - Kocaeli Platosu, Türkiye'deki platolar içerisinde yükseltisi en az olan ve aşınım düzlüğü (peneplen) özelliği en belirgin olan sahadır. Konumu itibarıyla İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi devlerini barındırması, onu diğer platolardan ayıran en temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların genel yükselti özelliklerini değerlendirme
Türkiye'deki platoların çoğu yüksekte yer alırken, Marmara'dakilerin alçakta olduğu belirlenir.
Soruda belirtilen 'deniz seviyesine yakınlık' kriterini karşılayan bölgeyi bulmak için.
2
Ekonomik faaliyet ve yerleşme yoğunluğunu analiz etme
Sanayi ve ticaretin en yoğun olduğu platonun Çatalca - Kocaeli olduğu sonucuna varılır.
Metinde geçen 'sanayi, ticaret ve ulaşım merkezi' ifadesi bu platoyu işaret eder.

Anahtar Kavram

Aşınım (Peneplen) Platoları ve Fonksiyonel Özellikleri

Daha Fazla Pratik

Platoların oluşum türlerine göre (lav, karstik, tabaka düzlüğü) harita üzerindeki dağılışını çalışmak kavramları pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 18Soru

Türkiye'nin dağ kuşaklarının oluşum süreçleri, uzanış doğrultuları ve yükselti özellikleri, ülkenin fiziki coğrafyasında belirgin farklılıklar yaratmaktadır. Bu dağların her birinin bulunduğu bölgeye özgü jeomorfometrik ve klimatolojik etkileri bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen dağ kütlesi ve bu kütlenin coğrafi özellikleri veya etkileriyle ilgili eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar Dağları - Kuzey Anadolu Dağları'nın en yüksek zirvesini barındırmasına karşın, denizel nemin etkisiyle kar sınırının çok yüksekte kalması sonucu üzerinde güncel buzullara rastlanmayan bir kütledir.

Cevap

Kaçkar Dağları ile ilgili verilen, üzerinde güncel buzullara rastlanmadığı ifadesi yanlıştır.
Kaçkar Dağları ile ilgili sunulan bilgi hatalıdır. Kaçkar Dağları, Türkiye'de buzullaşmanın en belirgin görüldüğü kütlelerden biridir. Üzerinde sirk buzulları ve vadi buzulları bulunmaktadır. Denizel nemin varlığı yağış miktarını artırarak yüksek zirvelerde yoğun kar birikimine imkan tanır, bu da buzullaşmayı engellemek yerine destekleyen bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların oluşum süreçlerini ve tektonik yapılarını inceleme.
Nur Dağları'nın horst, Yıldız Dağları'nın masif, Toroslar ve Kaçkarların kıvrım yapıda olduğu teyit edildi.
Her dağın kendine has yapısal özelliklerini belirlemek, seçenekleri elemeyi sağlar.
2
Dağların yükselti ve konumu ile iklim/ulaşım etkileşimini değerlendirme.
Canik ve Yıldız dağlarının düşük yükseltisinin denizel etki ve yağış üzerindeki sonuçları doğrulandı.
Yükselti ve bakı, dağların coğrafi karakterini belirleyen ana unsurlardır.
3
Kaçkar Dağları'nın buzullaşma özelliklerini analiz etme.
Kaçkar Dağları'nın 3900 metreyi aşan yükseltisiyle güncel buzullara (sirk ve vadi buzulları) sahip olduğu belirlendi.
Yüksek dağlardaki güncel buzullaşma durumu, kalıcı kar sınırı ve yükselti ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki dağların yapısal (orojenez, volkanizma, kırılma) ve topografik özelliklerinin bölgesel farklılıklara etkisi.

İpuçları

1
Türkiye'de dağların hangilerinin kırıklı (horst), hangilerinin kıvrımlı olduğunu hatırlayın.
2
Bir dağın yüksekliği 3500 metreyi aşıyorsa, Türkiye şartlarında üzerinde buzul olma ihtimali çok yüksektir.
3
Kaçkar Dağları, Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek zirvelerine sahiptir ve buzullaşma izleri (sirk gölleri, morenler) açısından çok zengindir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki volkanik dağların (Ağrı, Erciyes vb.) üzerindeki buzul türleri ile kıvrım dağlarındakileri karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Türkiye'nin platoları üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı, Erzurum-Kars Platosu ile Teke Platosu'nu karşılaştırdığında; her iki sahada da nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasının altında olduğunu ve tarımsal faaliyetlerin oldukça kısıtlı kaldığını saptamıştır. Ancak coğrafyacı, bu iki alandaki tarımsal kısıtlılığın temel nedenlerinin birbirinden tamamen farklı doğaya sahip olduğunu belirtmiştir.

Buna göre, coğrafyacının saptamasında bahsettiği tarımsal verimliliği ve çeşitliliği engelleyen "temel sınırlayıcı faktörler" Erzurum-Kars ve Teke platoları için aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük sıcaklık ve kısa vejetasyon süresi — Karstik yapıya bağlı yüzeysel su kıtlığı

Cevap

Erzurum-Kars platosunda tarımı sınırlayan temel faktör düşük sıcaklık ve kısa vejetasyon süresi iken, Teke platosunda temel sınırlayıcı karstik yapıya bağlı yüzeysel su kıtlığıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, her iki platonun tarımsal potansiyelini düşüren gerçek ve birincil nedenleri içermektedir. Erzurum-Kars'ta sert karasal iklim ve aşırı yükselti vejetasyon süresini kısaltırken, Teke'de kalkerli yapı yağış sularının yüzeyde tutunmasını engelleyerek tarımsal sulama problemlerine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların konum ve oluşum kökenlerini belirlemek
Erzurum-Kars volkanik (lav), Teke ise karstik (aşınım-karst) kökenli bir platodur.
Oluşum kökeni, sahanın hem litolojik (taş yapısı) hem de morfolojik özelliklerini belirler.
2
Erzurum-Kars platosunun sınırlayıcılarını analiz etmek
Ortalama yükseltinin 20002000 metreyi aşması, yaz mevsiminin çok geç gelmesine ve sıcaklıkların tarım ürünlerinin olgunlaşması için yetersiz kalmasına neden olur.
Yükselti-sıcaklık ilişkisi vejetasyon (bitki büyüme) süresini doğrudan etkiler.
3
Teke platosunun sınırlayıcılarını analiz etmek
Kireçtaşı (kalker) tabakaları çatlaklı yapıları nedeniyle yağış sularını hızla derinlere iletir, bu da yüzeyde su kıtlığına ve tarımsal kuraklığa yol açar.
Litolojik yapı, hidrolojik özellikleri ve toprak nemini belirler.
4
Sentez ve Karşılaştırma
İki sahada da tarım yapılamamasının nedeni farklı doğal unsurlardır (İklim vs. Litoloji).
KPSS Coğrafya sorularında benzer sonuçların farklı nedenleri sıkça sorgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

Platoların ekonomik faaliyetler üzerindeki sınırlayıcı doğal faktörleri

İpuçları

1
Erzurum-Kars platosu Türkiye'nin çatısıdır; Teke platosu ise 'karst' ülkesinin merkezidir.
2
Birinde sorun 'gökyüzünden' (soğuk), diğerinde 'yeraltından' (sızdıran taşlar) kaynaklanır.
3
Erzurum'da toprak verimli olsa da hava soğuktur; Teke'de yağmur yağsa da toprak suyu tutamaz.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu platoları (Haymana, Cihanbeyli) ile bu platoları 'yağış rejimi' açısından karşılaştıran soruları inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Platoların oluşum tiplerini (Lav vs Karstik) hatırlayarak bu kayaç yapılarının su ve toprak üzerindeki etkilerini düşünmek çözümü hızlandırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, dağların uzanış doğrultusu ve 4.4. jeolojik zamanda meydana gelen deniz seviyesi değişimleri kıyı şeridinde farklı morfolojik özelliklerin oluşmasını sağlamıştır.

Türkiye'nin kıyı tipleri ve oluşum özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki bilgilerden hangisi coğrafi gerçeklerle çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağların kıyıya dik uzandığı Ege kıyılarında (Enine kıyı tipi), kıta sahanlığının dar olması nedeniyle Türkiye'nin en büyük delta ovaları bu bölgede gelişmiştir.

Cevap

Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında kıta sahanlığı geniştir, bu durum delta ovalarının oluşumunu kolaylaştırır.
Türkiye'de dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında kıta sahanlığı (self alanı) oldukça geniştir. Kıta sahanlığının geniş ve denizin sığ olduğu bu alanlarda, akarsuların taşıdığı alüvyonlar kıyıdan itibaren birikerek geniş delta ovalarını oluşturur. Seçenekte belirtilen 'kıta sahanlığının dar olması' ifadesi bölgenin coğrafi yapısına aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tipi ve yer şekli ilişkisini analiz et.
Ege kıyılarında dağlar denize dik uzandığı için 'Enine' kıyı tipi görülür.
Uzanış doğrultusu, kıyı çizgisi ile dağlar arasındaki açıyı belirler.
2
Kıta sahanlığı (self alanı) kavramını değerlendir.
Dağların dik uzandığı kıyılarda deniz sığdır ve kıta sahanlığı geniştir.
Deniz derinliğinin 200200 metreye ulaştığı alanın kıyıdan uzaklığı, dağların uzanışına ve eğime bağlıdır.
3
Delta oluşum şartlarını gözden geçir.
Geniş kıta sahanlığı ve sığ deniz, akarsu biriktirmesi (delta) için gerekli temel şartlardır.
Derin denizlerde akıntılar alüvyon birikmesini engeller.

Anahtar Kavram

Kıyı Tiplerinde Kıta Sahanlığı ve Delta İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye kıyılarını etkilemeyen kıyı tiplerini (Fiyort, Skayer vb.) matematik konum açısından inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin